eratıonStealth

Az sonra Dr. Why sizi bir kafese kapatacak. Ve içinde piranhalar bulunan bir havuza doğru yavaş yavaş yaklaşacaksınız. Kurtulmak için elinizdeki kalemden kilide asit damlatın (USE PEN ON LOCK) sonra saati kullanarak sağınızdaki ve solunuzdaki duvarlara kablo atın (USE WATCH ON WALL) bunu iki kez tekrarlayın ve artık kabloda asılı olarak duruyoruz sağa doğru ilerleyip havalandırma kapağını açın ve içeri girin (OPERATE GRILL) işte yine labirent bu kez havalandırmada geçiyor ayrıca çakmak ışığında ilerlemeniz lazım. Ve de kendinizden büyük farelere yakalanmamalısınız. Bu labirentlerde anlatacak bir şey yok Yalnızca üçüncü labirentteki ilk fareyi hapsetmelisiniz yoksa burayı geçemezsiniz. Labirentten çıktığınızda kendinizi bir banyoda buluyorsunuz. Burada sizden başka dişlerini fırçalayan bir asker var bu askeri hemen pataklayın (OPERATE SOLDIER) sonra botları inceleyin (EXAMINE BOOTS) ortaya çıkan bağcıkları alın (TAKE LACES) bağcıklarla askeri bağlayın (USE LACES ON SOLDIER) musluğun yanındaki havluyu alın (TAKE NAPKIN) bu havluyla askerin ağzını tıkayın (USE NAPKIN ON SOLDIER) artık onun dışarıdan yardım istemesini önlemiş oldunuz. Şimdi elbiseleri ve botları alıp kılık değiştirin (TAKE UNIFORM-TAKE BOOTS) sonra lavabonun üstünden bardağı alın (TAKE GLASS) ve dışarı çıkın ve aşağı inin ilk kapıdan girin ve duvardaki dolapları sırayla açın (OPERATE DRAWER) bunlardan birinde boş bir damgayla bağcıklar çıkacak ikisini de alın (TAKE LACES-TAKE BLANK STAMP) sonra bağcıkları ayakkabınıza bağlayın (USE LACES ON JOHN) artık kimse sizi gerçek bir askerden ayırt edemez. Şimdi sağa ilerleyin buradaki odaya girip bardağa su doldurun (USE GLASS ON FOUNTAIN) sonra bilgisayar konsolunun altındaki kapağı açıp oradan cankurtaran botunu alın (OPERATE GARBAGE DUMP-TAKE LIFEBOAT) şimdi dışarı çıkın ve yukarı ilerleyin. Buradaki adam sizden su isteyecektir ve siz de otomatik olarak aşağı ineceksiniz sonra tekrar yukarı çıkıp sağa ilerleyin ve kapıdan girip adama suyu verin (USE FULL GLASS ON OFFICER) sonra dışarı çıkın ve sigara kutusunu açın (OPERATE CIGARETTE CASE) ve içinden çıkan dört sigaranın en üstte olanının tütününü boşaltıp kağıdını alın (OPERATE CIGARETTE) sonra bu kağıdı bardağın üstünde kullanarak parmak izlerini alın (USE CIGARETTE PAPER ON GLASS) sonra tekrar su doldurduğunuz odaya dönün yatağın üstündeki elbiseyi inceleyip görev kağıdını alın (EXAMINE DRESS-TAKE MISSION INSTRUCTION) sonra yukarı gidin ve kapının yanındaki parmak izi makinesini inceleyin (EXAMINE FINGERPRINT ID) ve parmak izlerini buraya tutarak kapıyı açın (USE FINGERPRINT ON FINGERPRINT ID) bu sıralarda damga mürekkebi buluyorsunuz. Damganızı bu mürekkep üzerinde kullanın (USE STAMP ON INK PAD) ve elinizdeki görev kağıdını damgalayın (USE INKED STAMP ON MISSION INSTRUCTION) ve bunu sağdaki nöbetçinin oradaki kutuya damgalanmış izin kağıdını atın (USE AUTHORIZED MISSION ON MAILBOX) böylelikle kapının önündeki lazerler kalkacaktır. Buradan içeri girin sağdaki kapının yanındaki çöp kutusuna traş makinesini atın (USE ELECTRIC RAZOR ON TRASHCAN) ve içeri girin işte deli doktor Dr. Why. Size üstünüzdekileri çıkarmanızı bunların sizi saklamadığını söylüyor. Siz de üstünüzü çıkarıp yanına gidiyorsunuz. Doktor Stealth'ı geri almak için sizi yollamalarına kızdığını ve tüm başkentleri bombalayacağını söylüyor Stealth'ın uçabilmesi için adanın su yüzüne çıkmasının gerektiğini söylüyor. Ve siz de adanın su yüzüne çıkışını ve Stealth'ın kalkışını demo olarak izliyorsunuz. Bundan sonra Stealth'ın New York'a uçuşunu izliyoruz. Hemen sigara kutusunu açın (OPERATE CIGARETTE CASE) şimdi beklemekten başka bir şey yapamıyoruz. Birden traş makinesinden gelen bir ses ortalığı karıştırıyor. Hemen sigaradan bir füze atıp bilgisayarı imha edin (USE CIGARETTE ON COMPUTER) bilgisayar patladıktan sonra Otto'yu dövün (OPERATE OTTO) bu sırada Dr. Why Julia'yı kaçırıyor. Ada kontrolden çıktı ama Stealth hala New York'a doğru uçuyor. Onu durdurmak için Prof. Fred'in söylediklerini hatırlayın ve compact disk'i CD player'a takın (USE COMPACT DISK ON CD PLAYER) artık Stealth'ı da durdurduğumuza göre Dr. Why'ı yakalamamız lazım. Hemen kapıdan dışarı çıkın. Oyunun bundan sonrası demo John ve Julia Dr. Why'ın helikopterine tutunarak yok olmak üzere kaçıyorlar. Helikoptere tutunurken komut girebiliyorsunuz burada bombaya bir şey yapmanız gerekiyor ama bunu ben de bilmiyorum. Bir süre sonra ikisi de suya atlıyorlar burada şişme botu kullanarak kurtulabilirsiniz (OPERATE LIFEBOAT) ama suyun üstüne indiğinizde Dr. Why bombayı kafanıza atıveriyor...... Eğer bu oyunu bitiren olursa lütfen dergimize bildirsin. Yeni bir Delphine efsanesi yaşamak istiyorsanız Operation Stealth'ı muhakkak oynamalısınız. Oyunumuzun orijinalini dergimizden alabilirsiniz.

(2.Bölüm

GRAFİK :9494 MÜZİK 95100 GENEL 2496 ORHAN CEVHER

Bi

Nükleer silahlar... İnsanoğlunun korunmak amacıyla (!) geliştirdikleri, bitmez bir hızla daha da tehlikeleşen bir konu. Japonya ve Çernobil'den (her ne kadar silah olmasa da nükleer enerjinin acı bir hatası) yeteri kadar akıllanmamış olacağız ki, her geçen gün yepyeni silahlar bulunuyor ve geliştiriliyor. Oyunumuzun konusu da bir 3. Dünya savaşı; yani bir nükleer savaş. Einstein'ın ünlü ve düşündürücü sözü "3. Dünya savaşını bilmem, fakat 4. ok ve mızrakla olacak", bu oyunun ana temasını oluşturuyor. Aslında bu konu hakkında daha sayfalar dolusu eleştiri yazılabilir fakat ben sağlığım açısından kısa keseyim. Başlayanlar için oyunun amacı gerekli olacak sanırım. Amacınız seçeceğiniz 4 liderin ülkesiyle savaşmak ve en az zararla onları yok etmek. Fakat yenilen son söylediğimi unutsun. Zira oyunun oynanışı pek komplike olmamasına rağmen, kazanmak aşırı şekilde zor. Savaşacağınız liderleri tanımak herhalde sizin için en iyi şey olacak. Sakın Ronnie amcamızı ve Gorbaçov'u seçmeyin. Zira onlar aşırı şekilde zorlu. Tricky Dick ise biraz manyak, bütün insanları öldürmek istiyor. Ghandi ise çok çabuk ürüyor, yani nüfusu her geçen gün artıyor. Aynı zamanda aşırı şekilde iyi propaganda yapıyor ki bu da sizi yavaş yavaş eritiyor. Bunlar dışında diğerleri sizin gibi. Gelelim silahlarınıza. İki ayrı şekilde savaşabilirsiniz. Birincisi uçaklarınızla istediğiniz ülkeye nükleer başlık atmak, bir GR-2 ve 100 Meg'lik bir atom başlığı atmak. Bu yolda aynı uçak gibi çok ağır kayıplar verdirebilirsiniz. Bu arada iki şeyi unutmayın. Yaptığınız her hareket bir hakkınızı götürür, yani diğerleri de bu arada istediklerini yaparlar. Diğeri ise Nuclear War yazısına basmadıkça hakkınız gitmez, yani ayarlamaları bu yazıya basmadan istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.

Ekranda 4 liderin resmi var. Onları klikleyince oranın durumunu görebilirsiniz. Ortada sizin ülkeniz var. (Benim anlamadığım neden en zayıf ülkenin bizimki olduğu). Sol üstte bir fabrika resmi var. Bunu klikleyip N.W yazısına basınca fabrika "Nuclear Tay" üretir. Böylece yeni silahlar elde edersiniz. Sağ üstte ise bir anten var. Bunla da propaganda yapabilir ve nüfusunuzu diğer ülkelerin insanlarını kendinize çekerek arttırabilirsiniz. Fakat bunu yaptığınız ülke size birkaç füze yollarsa hiç şaşırmayın. N.W'ye basınca da dünya ekranı çıkıyor. Burada ateşe basarak her ülkenin yaptıklarını görüyorsunuz. En son sizin ülkeniz. Eğer ülkenizde hiç insan kalmazsa oyun sizin kontrolünüzden çıkıp hızlanıyor. Şimdi gelelim silahların kullanılışına ve savunmaya. Bir silahı, mesela bir füzeyi kullanmak için başta onu dışarı çıkarmak gerekir. Bunun için göndereceğiniz füzeyi 4 tür arasından seçtikten sonra N.W yazısına basmanız gerekiyor. Daha sonraki hakkınızda füzenin atılacağı şehri seçin. Daha sonra füzenin taşıyabileceği kadar nükleer başlığı yerleştirin ve gene N.W'ye klikleyin. İşte füzeniz hedefi vurdu. Uçakta da durum aynı. Fakat uçağı kapasitesine göre birkaç kere kullanabiliyorsunuz. Mesela GR-2 100 Meg kapasiteli ve onu bir kere kaldırdıktan sonra sırayla haklarınızı kullanarak birkaç kere yükleyip çeşitli yerleri bombalayabilirsiniz. (Bu 100 Meg doluncaya kadar devam eder). LNDS ve MEGA ise tek hakta kuruluyor. Güçlü bir füze ile bir şehrinizi kaybetmeyi göze alamıyorsanız düşman füze çıkarınca hemen bunlardan birini kurmanız gerekiyor. Her ne kadar oyun stratejiyle pek alakalı değilse de, biraz beyin jimnastiği gerektiriyor. Mesela bir anda 4 ülkeyle ilişkileri bozup hepsinin saldırısına uğramak oyunu kaybetmek olur. Bu yüzden bütün ülkeleri tek tek haklamak en karlısı. Başta hemen sol üst köşede bulunan ikonu kullanarak silah üretin ve diğer ülkelerin ne yaptığına bakın. Size ilk saldıran ilk hedefiniz olmalı. Diğerleri kendi aralarında uğraşırken siz de onu yok edebilirsiniz. Baktınız düşman sizi çok yıprattı, yani nüfusunuz bayağı azaldı, hemen sağ üst propaganda yaparak nüfusunuzu arttırın. Karşı tarafı daima kontrol edin ve füze çıkarmasını ya da uçak kaldırmasını hafife almayın. Boş zamanlarda daima nükleer oyuncak (!) üretin. (Pull-Down menülerle ise oyunu bırakıp yeniden başlayabilirsiniz.) Arkadaşlarınızla çok gülebileceğiniz bir oyun olan "Nuclear War" gerçekten çok iyi düşünülmüş bir oyun. Hele oyunun sonundaki sahneler ve yenen tarafın mahvolmuş dünyada hiçbir şeyden haberi olmayan bir bebek gibi sevinmesi güldürürken düşündürüyor. Skorunuzun kalan şehir ve nüfusla ölçülmesi de çabası. Fakat oyunda yapılacak fazla bir şey yok. Bu da oyunu pek kalıcı kılmıyor. Yine de bence böyle bir oyunu kaçırmayın. Hepinize mutlu bir dünya dileğiyle...

CENK ÜNLÜ Müzik 170 Ses-Efekt :70 Grafik :87 Oynanabilirlik: 70 Genel 78

SIRATEJI —SIM UT ASSORN

Biriniz Sierra'ya söyleyin, erkekseler teker teker gelsinler.Bir anda bu kadar da Oyun çıkarılmaz ki, insan hangi birini oynayacağını şaşırıyor. Yalnız şunu da söylemeliyim ki Oyunların her biri birbirinden güzel. Sierra ne kadar oyun çıkartırsa çıkartsın, kaliteden hiç fedakarlık etmiyor, aksine hem grafik hem de kelime haznesi olarak sürekli ilerliyorlar. Umarım Kıng's Cuest IV, Codename Iceman, ve Conguests of Camelot'tan sonra LARRY IV'de yoldadır. Demek kahraman olmak istiyorsunuz? Eminim istiyorsunuzdur, zaten adventure'cılar (LARRY hariç), genelde kahraman olmak için her yola başvururlar. İşte HERO'S CUEST'te de amacınız. kahraman olmak. Oyunda Adventurer's Correspondence School'dan (bizim köşemizin oralardaki karşılığı) mezun olduktan — sonra kahramanlığını- ZI ispat etmek için birkaç macera aramak üzere Spielburg adlı şehire gidiyorsunuz. Burada başınızı sokacak garip belalar arıyorsunuz. Karşılaştığınız ilginç canavarların: yanında şehir halkından oldukça faydalanabilirsiniz. Kabililiyetinize göre çeşitli görevler bulabilirsiniz ama ana amaç haydutlar tarafından kaçırılan soylu kızı kurtarmak. Oyunu alıştığımız Sierra'lardan ayıran nokta eklenmiş olan FRP elemenlleri. Oyunun en başında üç çeşit karakterden (Savaşçı, Büyücü, Hırsız) birini seçiyor ve elinizdeki yetenek

FIGETER

VSET takıldığınız puanlarını kullanarak mümkün olduğu kadar dengeli bir karakter oluşturmaya çalışıyorsunuz. Oyunda karşılaştığınız bilmecelerin çözümleri sizin yarattığınız karakterin yeteneklerine göre değişiyor. Eğer adventure seviyor ama FRP'lerden hoşlanmıyorsanız oyuna alışmanız biraz zaman alabilir. Gene de karakter hazırlama ve az sayıdaki büyüleri bir yana bırakırsak Hero's oldukça eğlenceli bir Sierra Oyunu. Oyunda zaman zaman işlerinizi güzellikle halledemeyeceğinizi anlıyorsunuz. İşte böyle zamanlarda mecburen kılıcınıza başvuruyorsunuz. Dövüş sahneleri için ekran değişiyor ve adamınızı omuzunun biraz üzerinde görmeye başlıyorsunuz. Oyunun bu bölümündeki grafikler özellikle güzel, ama kontroller biraz ağır kalıyor. Hero's Quest güzel grafikler ve müzikler içeriyor. Size tam çözümünü vermek istedim ama itiraf etmeliyim ki daha bitireme-

dim. Eğer yerler olursa bana yazabilirsiniz. Şimdi bu ayki sorularınıza bakalım: Erhan Gülşar hala sağ mısın? Yoksa BATTLETECH'le uğraşa uğraşa ölüp gittin mi? Biliyorum seni ve Emre Şener'i biraz beklettim (üç ay kadar), ama sonunda sorunuzun cevabını bulabildim, umarım fazla geç kalmamışımdır. İşte sorunuzun cevabı: White Code'u almak için harita odasına gidin ve gezegen isimlerine dokunun. Sembollerin daireden kareye döndüğünü göreceksiniz. Kullanmanız gereken isimler şöyle: SKYE, BENJAMIN, KATHIL, RYERSON, AICHERNAR, SUMMER, ve PESHT. Bunları koda ekledikten sonra odadan çıkın. Kodun doğru olduğuna dair bir mesaj alacaksınız. İşte ne kadar basitmiş değil mi? Sanırım beklediğinize değmiştir. Tolga (hani SODOM'cu olan) Police II'de uçağı kaçırmayı başarmış ve eğer derdine bir çare bulmazsam manyak olacağını yazmış. Vallahi Tolga, sen nasıl başardın bilemiyorum ama ben uçağı kaçırmaya çalışırken manyak oldum. Ne yaparsam yapayım (saatlerce havaalanında dolaşıp durdum) uçak hep orada oluyor ve ben binebiliyorum. Aynı oyundan bahsettiğimize emin misin? Bu arada Police Quest II'de lağımın içinden bir türlü çıkamadıysanız bir de bu sayıdaki haritayı kullanmayı deneyin, umarım yardımcı olur. Teoman Tutkun bazı ipuçları göndermiş. Sağ ol Teoman, DESERT II'de kasayı açmayı ben bulmuştum ama yuvayı bir türlü bulamadım. Eğer biliyorsan lütfen bana yaz. Koray Uluhan Future Wars'da gelecek bölümünde zorluk çekiyormuş. Bu oyunun tam çözümünü vermiştik, sanırım 25. sayıdaydı. Bu sayıya bakarsan sorunun cevabını bulabilirsin. Aradığın Operation Stealth oyunu bizde var

A V QUEST

Sewer Map

(sağlam olarak), gelirsen veya postayla istersen hem eski sayıyı hem de oyunu sana verebiliriz. Kenan Aldemir SimCity oynuyormuş ama fazla başarılı olamıyormuş, onun için bildiğim bir hile olup olmadığını soruyor. Cık cık Kenan, kızdırdın beni. Hem gelmiş geçmiş en iyi strateji oyunlarından biriyle oynuyorsun, hem de hile yapmak istiyorsun. Her neyse bence oyunun bütün tadını kaçıracak olsa bile oyunun bir trainer version'u piyasada var. This version'da sınırsız parayla oynuyorsun. Daha hiçbiriniz sormadınız ama ben yakında mektupların gelmeye başlayacağını düşünerek size Codename Iceman'in başındaki kızı kurtarmanız için yapmanız gereken şeyleri veriyorum: SHAKE AND SHOUT, CALL FOR HELP, ESTABLISH THE AIRWAY, LOOK LISTEN AND FEEL, GIVE 2 GOOD BREATHS, LOOK LISTEN AND FEEL, CHECK PULSE, BEGIN COMPRESSION. (Teşekkürler MRG of the Damned). Orkun abi sen uçmuşsun! Mektubuna ailecek bayıldık, ama sanırım tek hatan kıyıda köşede bulduğun kıytırık oynaman. Ben bile Colossal Cave'deki kuşun ne yapılacağını unuttum, şimdi yana yana bu oyunu arıyorum (nostalji). Onu hatırlayamadım bari Manhunter'la ilgili sorunu cevaplayayım. Hastanenin sağından yol geçiyor, yıkık duvardan içeri girip cesedin ayağına bak (umarım kokmuyordur). Yüzüne çok bakarsan ölürsün, ayağında bulduğun ismi bilgisayara gir ve bilgi al. Biliyorum sorularının çoğuna cevap veremedim onun için bir ara bana uğra, hani o çok isteyip de paran yetmediği için alamadığın oyun konusunda senin için bir şeyler yapmaya çalışayım. Ne de olsa metalcisin. Not: Yılanlardan uzak dur! İçki kötü şeydir, büyükler hep böyle söylerler. Ne kadar doğru bilemem ama POLICE QUEST'teki sarhoşta takılıp kaldıysanız eminim içkiden nefret etmeye başlamışsınızdır. Suheyb Şen taa Van'dan (Metallica'nın en baba şarkısıyla aynı ismi taşıyan bir şehirde yaşamak çok güzel bir duygu olmalı) yazmış, pek çok arkadaş her gün telefon ediyor. Ben pek yeşilaycı sayılmam ama madem sizleri bu kadar üzdü, gelin o sarhoşu deliğe tıkalım: Öncelikle arabanızın sirenlerini açın (F bilmemkaç). Böylelikle başının belada olduğunu anlayıp arabasını sağa çekecektir. Önce onu korkutmadan konuşun, nefesini koklayın ve Amerika'da kullanılan alkol testini (FST) uygulayın. Sarhoş olduğunu tespit edince onu tutuklayın ve arabaya bindirin ve kodese götürün. Adam yabancı sayılmaz (LARRY'nin programcısı Al Lowe) onun için fazla incitmeyin: TALK TO MAN, LOOK AT MAN, SHOW LICENSE, GET OUT OF THE CAR, SMELL MAN, GIVE TEST, HAND-CUFF MAN, NO, SEARCH MAN, GET IN CAR, OPEN BACK DOOR, USE RADIO. Bu arada eğer siz de Suheyb gibi dergimizi bulmakta zorluk çekiyorsanız bu ayki abone kampanyamıza bir göz atın. Ziya 'UMUTSUZ' Aşkar'ın alakası artık mektup arkadaşlığına dönüştü. Sadece geçen ay içinde ondan üç tane mektup aldım. Siz de onu örnek alsanız fena olmaz yani. Ziya'nın derdi Island of Lost Hope'la. Ne demek ikinci adayı bulamadım Ziya? Sence o sandallar orada su kayağı için mi duruyor. Sandallardan birini içine top güllelerini koyarak batır ki seni takip edemesinler. Balinayı kurtarırsan annesi de doğal olarak sana bir kıyak geçer. Farenin içindeki elmas biraz pis olsa bile gideceğin adada bir şeyleri açmaya yarayacak. Ziya sen bana böyle eğlenceli mektuplar yazarsan ben de oyunun tam çözümünü vermem tabii. Moralini bozmuş gibi olmayayım ama daha oyunun 90930'una ancak gelmişsin, yani 30-40 mektupluk bir yer kalmış. Bu arada benim hakkımda sorduğun soruları burada cevaplamamayı tercih ediyorum, yakında benden (bombalı) bir mektup alacaksın. Ziya'nın ilginç fikirlerinden biri de Adventure Nasıl Oynanır köşesi kurmak.

SET THE WORLD AFIRE by MEGADETH

RED FLASH CLOUDS CHOKING OUT THE MORNING SKY THEY SAID IT'D NEVER COME, WE KNEW IT WAS A LIE ALL FORMS OF LIFE DIE NOW, THE HUMANS ALL SUCCUMB TIME TO KISS YOUR ASS GOOD-BYE THE END HAS JUST BEGUN DISTORTED FIGURES WALK THE STREETS, IT'S 1989 WEEDS ONCE UNDERNEATH YOUR FEET HAVE GROWN TO VINES MELTED LIKE A CANDLE, A LAND WITHOUT A FACE NO TIME TO CHANGE YOUR FATE, NO TIME LEFT, IT'S TOO LATE THE ARSENAL OF MEGADETH CAN'T BE RID THEY SAID AND IF IT COMES, THE LIVING WILL ENVY THE DEAD RACING FOR POWER, AND ALL COME NO WINNING FIRST STONE CAST THIS FALSEHOOD WORLDY PEACE ITS TREATIES SOON WILL CEASE NO ONE WILL BE LEFT TO PROVE THAT HUMANS EXISTED MAYBE SOON THE CHILDREN WILL BE BORN OPEN FISTED WE ALL LIVE ON ONE PLANET, IT WILL ALL GO UP IN SMOKE TOO BAD THEY COULDNT SEE THIS LETHAL ENERGY AND NOW THE FINAL SCENE, A GLOBAL DARKENING DIG DEEP PILES OF RUBBLE AND RUINS TOWERING OVERHEAD BOTH FAR AND WIDE THERE'S UNKNOWN TOOLS FOR WORLD WAR II EINSTEIN SAID “WE'LL USE ROCKS ON THE OTHER SIDE"

SURVIVORS SET THE AFIRE Ni RSSI WORLD

ER MAR

Aranızda benden daha iyi adventure'cılar olduğuna eminim, onun için böyle bir köşe sanırım fazla gerekli değil, AMA aldığım mektuplardan ve telefonla konuştuğum arkadaşlardan anladığım kadarıyla bazılarınız adventure'larınızı SAVE'LEMEDEN OYNUYORSUNUZ. Bu herhalde yapabileceğiniz en büyük hatalardan biri. Pek çok Sierra oyununda zırt pırt ölündüğünden ve diğer oyunlarda denemeniz gereken pek çok olduğundan başarılı her adımınızdan sonra oyunu save'leyin. Bunu yapmak için bir disket formatlayın. Eminim biliyorsunuzdur, bunu Workbench'teki INITIALIZE komutuyla yapmalısınız. Böylece işiniz oldukça kolaylaşacak. Bu ayki KING'S QUEST IV yazısı okurlarımızdan Korkut'a ait. Korkut böylece beni bir çok uykusuz geceden ve bir dolu mektuptan kurtardı. Bundan sonra onun adını daha sık göreceğinizi zannediyorum çünkü Korkut dergimiz yazarları arasına katıldı, böylece Adventure köşemiz bir kat daha güçlendi. Bu ay ipucu gönderen Hamdi Bol, İzzet Tunca, Okan Erdem, Kemal Demir, Fuat Can ve Murat Akan'a teşekkürler. Eğer sorularınızın cevabı hemen çıkmıyorsa üzülmeyin. Bazen (Orkun'da olduğu gibi) hiç oynamadığım oyunlar hakkında sorular soruyorsunuz. Bu oyunları bulmam ve cevapları araştırmam biraz zaman alıyor, onun için lütfen sabırlı olun ve bu kadar mektup yazmaya devam edin. Metalciler, dinlettiğiniz şarkılar için teşekkürler, bu ay METALLICA'dan, DESTRUCTION'dan ve WASP'tan çeşitli şarkılar dinledim, yalnız sizden ricam telefondakinin ben olduğuma emin olmanız. Bazılarınız karıştırıp şarkıları Rengin Abla'ya (The Editor) dinletiyorsunuz. Rengin Abla'nın Metal Kültürü sayenizde bayağı arttı. Okullar açıldı diye moralinizi bozmayın, MAC ADVENTURE KÖŞESİ'ne en güzel mektupların (tabii yakalanmadan) İnkılap dersinde yazıldığını unutmayın. Kaset köşemiz gürültülü bir şekilde başladı. Reklam yapmış gibi olmayayım ama yazan arkadaş (yani ben) yakınım olur, onun için okumadan geçmeyin. Her türlü adventure problemleriniz, metalik eğilimleriniz veya garip muhabbetleriniz için adres. MURAT ADANÇ Maşuklar Yokuşu 2/2 80690 Beşiktaş, ISTANBUL

Belki biraz sağırsınız (olsun Beethoven da sağırdı), belki flüt çalmaktan bile acizsiniz, belki de sesiniz pek iyi değil. Olsun, siz müzik yapmayı kafanıza koyun gerisi kolay. Ne saçlarınızı uzatmanız lazım, ne de manyaklar gibi bağırmanız. Siz ve Amiga'nız el ele verdikten sonra müziğin uçsuz bucaksız spectrumunda son hızla yol alabilirsiniz. Bunları yapmanızı sağlayacak anahtar kelime MIDI'dir. Eminim hepiniz bu adı duymuşsunuzdur, veya bu konuda kulaktan dolma olsa da biraz bilginiz vardır. Ama siz de kabul edersiniz ki bu konuda yeterli bilgisi olan pek az kişi var. İşte bu yazıyla sizi bir üstat haline getiremesek bile size ufak bir başlangıç vermeyi amaçlıyoruz. Mobilyaları bağlayın, çevrenizdekileri uyarın, onlar kulaklarını tıkadıktan sonra başlayabiliriz. NEYMİŞ BU MIDI Şimdi, MIDI'nin bir marka veya o garip elektronik aletlerden biri olduğunu sanıyorsanız siz bir kere sınıfta kaldınız. MIDI bir dildir, ama bildiğiniz gibi bir dil değil. MIDI uyumlu elektronik aletlerin kendi aralarında kullandıkları bir dildir. Kullandığınız alet her neyse, onun fonksiyonları digital data haline indirgenir. Yani sizin anlayamayacağınız, ama MIDI'ce bilen başka bir aletin anlayabileceği hale getirilir. Bu sayede bir kişi bu dili kullanarak pek çok enstrümana hükmedebilir. Ama ne yazık ki bunu yapabilmek için birkaç MIDI portuna ihtiyacınız var ve AMIGA'da bunlardan yok. Ayrıca MIDI interface satın almanız gerekiyor. (ATARI ST'de bunlar standart olarak var, onun içindir ki daha zayıf bir makine olan ST pek çok müzisyen tarafından tercih ediliyor.) MIDI'nin yararlarının en büyüğü kullanılabilen enstrüman çeşitlerinden öte, bu aletlerin MIDI sayesinde bir araya getirilerek armoni içinde kullanılabilmesidir. Umarım MIDI'nin ne olduğunu az çok anlamışsınızdır, şimdi gelelim onun sağ koluna, yani SEQUENCER'lara. SEQUENCER'lar Bu programlar, MIDI'yle yarattığınız bütün karmaşaları bir düzene sokmanızı sağlarlar. Yani gerçek hayatta stüdyoların yaptığı işi bilgisayarda sequencer'lar üstlenir. Çeşitli enstrümanlardan aldığınız sesleri bir araya (düzgün bir şekilde!) getirerek az çok şarkıya benzeyen bir şeyler yaratmakta kullanılırlar. Bu sesleri aldıktan sonra bunların istediğiniz bölümlerini, istediğiniz hızda birbirlerine ekleyebilirsiniz. Kullandığınız sequencer biraz kaliteliyse zamanlamayı otomatik olarak düzeltir ve böylece siz de utanç verici kazalardan korunmuş olursunuz. Gene kaliteli sequencer'lar IFF dosyalarını kabul ederek Amiga'da kendi yarattığınız efektleri kullanmanıza izin verirler. MIDI interface'inizi ve sequencer'ınızı aldıktan sonra bunların işe yaraması için bazı enstrümanlara ihtiyacınız olacak. Eğer paranız kaldıysa seçebileceğiniz enstrümanları inceleyelim.... KLAVYELER(ORGLAR) Her geçen gün ilerleyen org teknolojisi sayesinde bu aletler bir müzisyenin isteyebileceği her şeyi içermeye başladılar. Eğer bu alanda yeniyseniz ilk deneyeceğiniz enstrüman bunlar olmalıdır. Arayacağınız ilk şart MIDI uyumu olmalıdır. Bundan sonra her orgun kendi özelliklerini inceleyebilirsiniz. İlk başta ufak modellere bakın, bunların çoğunun kendi bateri ve ritim fonksiyonları vardır. Böyle bir modeli tercih etmeniz yararınıza olacaktır. O mükemmel görünüşlü dev aletlere gelince, onlara ulaşmadan önce sizin de biraz tecrübe kazanmanız gerekecek. ÇOK SESLİ ORGLAR Bunları diğer orglardan ayıran özellik pek çok sesi çıkarabilmeleridir. Bu konuya ayıracağınız bütçe fazla değilse ve fazla masrafa girmeden kalite arıyorsanız CASIO'nun sunduğu modellere bakabilirsiniz. Eğer sadece bir MIDI enstrümanı alacaksanız size tavsiyem Casio HT-3000 olacaktır. Bu araçta yeni başlayan birinin isteyebileceği her şeyi bulabilirsiniz. SOUND MODULLERİ Bunlar bir org veya synthesizer'ın çıkardığı sesleri çıkarabilen ama klavyeleri olmayan araçlardır. Böyle bir modülü alırken bakacağınız ilk nokta birden fazla sesi aynı anda çıkarabilme özelliğidir. Böyle bir aletle istediğiniz enstrümanların seslerini yaratabileceğiniz ve bunları bir sequencer aracılığıyla bir araya getirebileceğiniz için oldukça güçlü araçlardır ama fiyat olarak biraz(!) pahalıdırlar. Sadece ustalara tavsiye edebilirim. DRUMS(BATERİ) Bazı orglarda "Drum Pad" adı altında bateri sesi çıkaran ekler bulunmaktadır ama eğer ihtisas alanınız buysa veya gerçekten ileri seviyede çalışmak istiyorsanız MIDI uyumlu bir Drum Machine almanız gerekebilir. Bu araçlar pek çok profesyonel tarafından kullanılmaktalar. Fiyatları mı? Boş verin, moraliniz bozulur. GİTARLAR: Bas veya ritim gitar arıyorsanız ve fiyatına razıysanız MIDI uyumlu gitarlar bulabilirsiniz. 96 programlanabilir sesli ileri bir gitar size üç milyona falan mal olabilir. Onun için almadan önce gerçekten ihtiyacınız olup olmadığına karar verin. SAKSAFON Son gelişmelerden sonra CASIO'nun çıkardığı MIDI uyumlu saksafon sahip olabileceğiniz en iyi enstrümanlardan biridir herhalde. Tamamıyla elektronik olan bu aleti çalmak için nefes kullanmanıza bile gerek yok. Şekli saksafona benzese bile bu alet bütün nefesli sazların seslerini çıkarabiliyor ve oldukça ekonomik. İlgi alanınız buysa mutlaka deneyin. Tek tük de olsa ülkemizde bulabilirsiniz. HOME RECORDING Her şeyi hazırladıktan sonra bunları kendi kasedinize kaydetmek isteyeceksiniz tabii. MIDI'de ulaşacağınız en uç nokta budur. Bu kaydı profesyonelce yapabilmek için en azından dört track'li bir ev stüdyo aracına ihtiyacınız olacak. Eğer gerçekten ilgiliyseniz ülkemizde hemen hemen hiç bulunmayan bu araçları arayıp bulmanız gerekecek. Fiyatları sandığınız kadar anormal değil ama dışarıdan getirtmek zorunda kalabilirsiniz. Bu araçlardan birazına (en azından bir interface, bir sequencer ve bir org) sahip olduğunuzda bilgisayar müzik dünyasında ilerlemeye başlayabilirsiniz. Sabır ve biraz masraftan sonra yapamayacağınız hiçbir şey yok gibi, ama tabii Jean Michel Jarre'nin (bu alanın en iyisi) kalitesine ulaşmanız biraz zaman alabilir.

BÜLENT ORUÇ

SEVGİLİ ARKADAŞLAR, Ekim sayımızda yine beraberiz.

aldığımız mektuplarınıza teşekkür ederiz.

Yoğun biçimde Ayrıca dergimizde kurduğumuz ATARI kullanımında karşılaşacağınız problemlerinizde size yardımcı olmayı amaçlayan bölümümüzle ilgili mektuplarınız da gelmekte. ortak sorunlarınızı tespi daha sonra bireye inme e nızın devamını bekliyor, geçerken herşeyin

TIGRIS, iş bilgisayarları da dahil olmak üzere pek çok makinede oynanan güzel bir oyun. Hatta Tıgrıs için modern çağın satrancı da deniliyor. Bu oyunun yaratılışı ise oldukça ilgi çekici. Bir söylentiye göre geometrik şekiller üzerine çalışmalar yapan sovyet programcıları yaptıkları bir programda, birleşen iki geometrik şeklin tesadüfen birbirini yok ettiklerini görmüşler ve bu olaydan yola çıkarak yaratmışlar. Tetris diyoruz, çünkü oyunun gerçek adı bu, ATARI'ye uyarlanmış ismi TIGRIS. Bu oyun o kadar çok tutulmuş ki, yukarıda da bahsettiğimiz gibi hemen hemen bütün bilgisayarlara uyarlanmış. Oyundaki amaç; satır miktarını ayarladığımız bir bölge içerisinde yukarıdan düşen geometrik şekilleri ara-

ilk önce larında boşluk kalmayacak şekilde yerleştirmek ve birleşen şekiller sayesinde mümkün olduğunca fazla satır silebilmektir. Baştaki giriş menüsünde oyun hakkındaki parametreleri değiştirebilirsiniz. SPEED: En düşük hız değeri 9'dur. En hızlısı V'dir. Joystick'i sağa sola çekerek hızı ayarlayabilirsiniz. TIEFE: Doldurulmak istenen satır miktarı. ANZEIGE: Oyun oynanırken ekranın sol köşesinde bir kare bulunur. Eğer bu seçeneğe JA derseniz bu kare size gelecek olan şekli önceden haber verir. NEIN derseniz bu şekli göremezsiniz, doğal olarak oyunun zorluk derecesi artmış olur. Gerekli ayarlamayı yaptıktan sonra ateş tuşuyla oyuna başlayabiliriz. Ekranın sağındaki bölge sıralamayı gösterir. ZEILEN: Yok ettiğimiz satır sayısı. PLATZ: O anda sahip olduğumuz puanla kaçıncı sırada olduğumuz. Ateş tuşuna basarak geometrik şekilleri döndürüp boşlukları dolduracak şekilde ayarlayabiliriz. Eğer yaptığınız işle daha çok puan almak istiyorsanız geometrik şekli düzgün konuma getirdikten sonra joystick'i aşağı çekerek şeklin hızlı düşmesini sağlamalısınız. Ne kadar hızlı olursanız o kadar fazla puan alırsınız. TIGRIS'i övmek için söz sarf etmeye gerek yok, çünkü TIGRIS pek çok bilgisayara uyarlandığına göre kendini ispat etmiş durumda,

Arkanoid oyununu düşüncesini yarattı. NEXUSS, Arkanoid'in daha gelişmiş bir biçimi ve doğal olarak daha zevklisi. NEXUSS'ta birbirinden güzel otuz senaryo var. Oyunun amacı ise, joystick'inizle oynatabildiğiniz bir platformu raket gibi kullanarak belirli bir düzen içinde verilen şekilleri yok etmek, temizlediğiniz her senaryoyu takiben yeni bir senaryoya geçmektir. Şey oynayanlar için oldukça tanıdık gelecek hızlandırma bir oyun. Topu yavaşlatma yoğun talep, biz de bu oyunun ilginç platforma değdiğinde ateş tuşuna çekeceği killerin imhası sırasında bazılarının içinde harfler göreceksiniz. Bu kutulara vuruşlarınızla ilgili harfin verdiği özellikleri kazanabilirsiniz. Şimdi hangi harf hangi özelliği kazandırıyor, görelim. L- Hak kazanmak E- Platform büyütmek G- Top platforma değdiğinde yapışır, ancak tekrar

AVA

AVA b ateş tuşuna basıldığında hareket eder.

Topu basılır ve joystick ateş tuşuna basılırsa top hızlı, ateş tuşuna basılıp yukarı itilirse top yavaş hareket eder. P- A'daki fonksiyonların tersini gerçekleştirir. B- Senaryoyu ekranı temizlemeden atlamak. Oyunda dört hakkınız var. Eğer geri gelen topları karşılayamazsanız hakkınız yanacaktır. Eğer platformu daha hızlı hareket ettirmek istiyorsanız, sağ-sol hareketini ateş tuşuna basarak yapın. Neşeli dakikalar geçireceğinizi umuyoruz, başarılar...

ATARİ BÖLÜMÜ

KONUSUNDAKİ FİKİRLERİNİZİ LÜTFEN BİZE YAZIN.. ANCAK BÖYLECE SİZE DAHA İYİ BİR KÖŞE SUNABİLİRİZ

ATARİ KÖŞESİ Maşuklar Yokuşu No2/2 80690 BEŞİKTAŞ,IST.

Her zaman şu oyun ve demoların soluk kesici müziklerini dinleyip kendinizde böyle şeyler yapmak mı istediniz? Bunun çok kolay bir yolu olduğunu biliyor muydunuz? NT 1.2 programıyla istediğiniz her tür müziği yapabilirsiniz. Şu an için NT 1.2 programı Türkiye'de bulunan en iyi müzik programı statüsünde. Bu programı kullanmak ise oldukça kolay, ve biraz sonra yapacağım açıklamalarla bu programı en anlaşılır hale getirmeye çalışarak, AMIGA'mızın dört kanalını ve süper ses yeteneklerini en iyi şekilde kullanmanızı sağlayacağız. Bu programı anlamak için bazı terimleri anlamak gerekmektedir. Bunlar: 1-PATTERN: Programımızın kullandığı müzikler genel olarak altmış üç notalık gruplara bölünmüştür. İşte bu altmış üç notalık gruplara pattern denir. anlamı *kanal'dır. Bu sözcük Amiga'nızda bulunan dört kanaldan her birini ifade eder. Numaralanışları 1, 2, 3 ve 4'tür. 1 ve 4. kanallar sağ hoparlöre 2. ve 3. kanallar sol hoparlöre bağlanmıştır. 3-SAMPLE: Türkçe anlamı “örnek”tir. Enstrüman diye de adlandırılabilir. Bu enstrümanlarla her türlü müziği yapabilirsiniz. 4-SONG: Türkçe anlamı “şarkı”dır. Yüklediğiniz enstrümanlarla yaptığınız bir parçayı “song” olarak adlandırırız. Fakat bir müziği song olarak kaydedersek enstrümanlarını her zaman dışarıdan alır, enstrümanlar dosyanın kendi içinde bulunmaz. 5-MODULE: Türkçe karşılığı olmayan bir kelimedir anlamı tamam, her şeyi hazır diye tanımla. Bu da bir parçayı SONG'un tersine enstrümanları ile birlikte kaydeder. Genellikle en elverişli yoldur, demolarda ya da oyunlardaki müzikler bu formatta saklanırlar. Şimdide ekran üzerindeki parametre ve menüdeki objelerin ne anlama geldikleri ve ne işe yaradıkları hakkında küçük bilgiler vererek devam edelim. POSITION: Bu yazının karşısında görülen rakam o anda programda bulunan müziğin kaçıncı pozisyonda olduğunu gösterir. PATTERN: Pattern seçeneği o anda üstünde çalıştığınız Pattern'ın numarasını belirtir. LENGTH: O anda üzerinde çalıştığınız parçanın kaç pattern uzunlukta olduğunu gösterir. RESTART: Üzerinde çalıştığınız parçanın çalıp bittikten sonra nereden başlayacağını belirtir. SAMPLE: O anda kullanılan sample'ın numarası verilir VOLUME: O anda kullanılan sample'ın ses yüksekliğini verir. LENGTH: O anda kullanılan sample'ın kaç byte uzunlukta olduğunu gösterir. REPEAT: O anda kullanılan sample'ın ne kadar tekrar çalınacağını belirtir. REPLEN: Kullanılan sample'ın kaç defa tekrar edileceğini bildirir. SONGNAME: Üzerinde çalışılan parçanın adı verilir. SAMPLE NAME: Aktif olan sample'ın adı verilir. STATUS: Programın ne durumda olduğunu gösterir (Disk işlemleri vs.) TUNE: O andaki Song'un uzunluğunu byte olarak verir

FREEMEM :Ne kadar boş hafıza kaldığını gösterir. KILL :Üzerinde çalışılan herşeyi siler(Enstrüman ve parçayı) TIME :Çalma esnasında ne zamandan beri parçanın — çalındığını gösterir.

MENÜLER

PLAY: Hazırladığınız 4 parçayı çalmaya yarar. PATTERN: Hazırladığınız pattern'ı çalmaya yarar. ED: (edit) Pattern'ların üzerine giderek notaları yazmaya yarar. Space tuşuna basarak da Ed moduna geçilir. Bu durumda pointer'ımız mavi olur ve pattern'ınızın üstünde çalışmaya başlarsınız ve klavyenizi piano gibi kullanırsınız. RECORD: Eğer buna kliklerseniz şarkınız çalmaya başlar ve siz üzerinde değiştirme yapabilirsiniz. STOP: O an çalmakta olan parçayı durdurmaya yarar. CLEAR: Hafızadaki tüm verileri siler. PLST: Bu seçeneği kullanarak tüm sample'ları birden görebilirsiniz. DISK: Disk işlemlerini yapmaya yarar. Bu işlemler load, save ve delete işlemlerini song, sample ve modüller üzerinde kullanabilirsiniz. CLI: Bu seçenekle herhangi bir dosyayı çalıştırmaya yarar. PREES: Bu seçenekle load ve save işlemlerinde kullanılan directory'leri değiştirebilirsiniz. HELP: Bu seçenekle bazı tuşların ne işe yaradıklarını öğrenebilirsiniz PAT.ED: Hazırladığınız patternler üzerinde değişiklikler yapabilirsiniz Bu seçeneklerin yanında 1 2 3 ve 4 rakamlarını göreceksiniz, bunlar üzerine klikleyerek kanalları açıp kapayabilirsiniz make lots of

Dünyayı bekleyen 5 büyük felaket var. Ve siz bir kahraman olarak dünyayı bu felaketlerden kurtarmalısınız. EVET!!! Siz "IMPOSSIBLE" olarak, durdurulması imkânsız gibi görünen bu 5 felaketi önlemelisiniz. İlk olarak engellemeniz gereken 4 felaket var. En sonuncusu ise en tehlikeli olanı. Oyun başladığınızda, 4 felaket içinden ilk engelleyeceğiniz felaketi seçiyorsunuz. Şimdi sırasıyla bunları görelim... - MADEN FELAKETİ -

Madende insanlar için büyük tehlike teşkil eden, dev bir solucan var ve sizin göreviniz bu solucanı geç olmadan durdurmak. Fakat bu o kadar kolay değil. Çünkü sizi engellemek isteyen bir sürü yaratık var. Bunlardan en tehlikeli olanları yarasalar ve zombiler. Zombiler gücünüzü azaltırlar ve bazen tahtaların arkalarına saklanırlar. Fakat zombileri yok etmek çok kolaydır. Yarasalar ise en tehlikeli düşmanlarınızdırlar. Bunlardan bazıları size yeşil maddeler atarlar, bazıları sizi takip edip gücünüzü bitirirler. Bazıları ise belli yerlerde dolaşırlar ve yok edilemezler. Fakat bunları kolayca atlatabilirsiniz. Dertleriniz bunlarla bitmiyor. Madende gezen yaşlı bir adam, ne kadar yok ederseniz edin, karşınıza tekrar çıkıyor ve gücünüzü bitiriyor. Fakat bu adam her yok oluşunda size bir altın bırakıyor. Böylece sahip olduğunuz servet çoğalıyor. Ayrıca büyük farelere ve maden arabalarına da dikkat edin. Çamurlu yollar ise dikkat etmeniz gereken bir başka husus. Buralardan yürürken hızınız çok yavaşlıyor ve gücünüzü tehdit eden tehlikelerden kurtulmanız zorlaşıyor. Bulduğunuz mücevher sandıkları ise puan almanızı sağlıyor. İlerlerken sizi ezmek için aşağı yukarı hareket eden sütunlara da çok dikkat etmelisiniz. Geldik en tehlikeli bölüme... Uzun bir yolculuktan sonra, madeni tehdit eden büyük solucana ulaşıyorsunuz. Solucan sizi yok etmek için beyaz maddeler fırlatıyor. Daha sonra tekrar toprağa girerek başka bir yerden çıkıyor. Burada yapmanız gereken hareket, alt kısımda bekleyip, solucan çıktığı zaman vurmaktır. Eğer solucan üst kademeden çıkarsa, attığı beyaz maddelerden kaçıp alt kısma gelmesini bekleyin. Onu yok ettiğinizde ortaya çıkan altınları ve elmasları toplayıp bu kademeyi bitirin.

- JAPON FELÂKETİ -

Japonya'yı yok etmeyi kafasına koymuş bir ejderha var. Hemen durdurulmazsa, insanlar için büyük bir tehlike halini alacak. Japonya'ya bu ejderhayı yok etmeye geldiniz. Burada altınları, şapkalı bir adamı ağaçların dallarını kullanarak çıkarabilirsiniz. İlerlerken en büyük tehlikelerden biri de karate yapan adamlardır. Bunlar sarı tenli, atletik yapılı adamlardır. Fakat yok etmek zor değildir. Ayrıca uzun yürümenizi yavaşlatır. Bu kademedeki kuşlar normal kuşlara benzemezler. Bunlar kâğıttan yapılmış kuşlardır. Tıpkı Origami'deki gibi. Dikkat gereken bir kişi daha var ve çok tehlikeli. Bu, siyah giysili şişman bir adam. Yaptığı iş ise çevresine ışık yaymak. Işık yayılırken yüzünüz adama dönükse gücünüz azalır. Fakat arkanızı dönükseniz hiçbir şey olmaz. Bu adamı yok etmek için uğraşmayın çünkü edilemiyor. Sadece, ekrana dönüp, ellerini kafasına koyduğunda arkanızı dönün ve gözlerinizi ışıktan koruyun. Ve en sonunda, büyük bir ağaçtan yararlanarak yukarı çıkılıyor. Yukarı çıktığınızda ejderhayla savaşa başlıyorsunuz. Burada, ejderha ağzından alev topları atıyor. Ejderhayı yenmek için yapmanız gereken şey, ejderha ağzını açtığında kenara çekilmek ve alevlerden kaçarak ejderhaya vurmak. Ejderhayı yok edebilirseniz Japonya'yı da bir felaketten kurtarmış oluyorsunuz. - AMAZON FELAKETİ -

Amazon Ormanlarında insan yiyen iki ağaç var ve hemen yok edilmeleri gerek. Tabii ki bu ağaçları yok etmek de size düşüyor. Mızraklı tuzaklar, maymunlar, insan yiyen bitkiler ve aklınıza gelebilecek her türlü tehlike. İŞTE AMAZON ORMANLARI !!! Burada maymunlara ve yılanlara çok dikkat etmelisiniz. Maymunlar, yaklaşmanızı beklerler ve yere atlayıp size muz fırlatmaya başlarlar. Attıkları muzlar gücünüzü azaltır ve maymunu durduramazsanız daha da kötüsü olur ve gücünüz biter. Fakat bu maymunu yok edebilirseniz bir altın kazanırsınız. Ayrıca yerin dibinden çıkan ve gücünüzü bitiren kollara da çok dikkat etmelisiniz. Bu ormanda etobur çiçekler var ve hareket edebiliyorlar. Bunlardan iki vuruşta kurtulabilirsiniz. Tabii isterseniz yer altından da ilerleyebilirsiniz. Burada inip kalkan sütunlara dikkat etmezseniz, resminiz çıkar. En sonunda aşağı atladığınızda

NOT: LİSTE DIŞ

ARŞİVİMİZDE 400'den fazla çeşit iki büyük ağaç göreceksiniz. Ve bir şey fark edeceksiniz. Bunların yüzü var ve sizi yok etmeye çalışıyorlar. Bunu başarabilmek için de size mavi ışınlar ve odun parçaları fırlatırlar. Bu ağaçları yok etmenin tek yolu ise suratlarına tekme atmak. Fakat bunu yapmak hiç de kolay değil, çünkü surat iki ağaç arasında yer değiştiriyor. Burada yapılacak tek şey, surat hangi ağaçtaysa, ona doğru koşup zıplamak ve tekmeyi vurmak. Ağaç yok olduğunda, çevreye meyveler sıçrıyor. Bunları da toplayınca, Amazon maceranız bitmiş oluyor.

- KUTUP FELÂKETİ -

Buradaki göreviniz, kutupta yaşayan ve dondurma biçimine girmiş olan yaratığı durdurmak. Dikkat etmeniz gereken tehlikeler arasında baltalı Eskimolar ve çığlar en başta. Uçan penguenler de gücünüzü azaltmak için birebir. Buz tutmuş su birikintilerinden karşıya geçmek için telesiyejler kullanılıyor. Bunu yapmak için dikkatlice yukarı tırmanıp, düşmeden telesiyeje binmek gerekiyor. Karşıda durduğu an zıplarsanız, gücünüz azalmadan bu işi halletmiş olursunuz. Beyaz kutup ayılarını yok ederseniz bir altın kazanırsınız. Bazı buz parçaları, üzerine bindiğinizde sizi karşıya götürür. Bu buz parçalarıyla karşıya geçmek, telesiyejle karşıya geçmek gibidir. Aynı hareketle karşıya kolaylıkla geçebilirsiniz. İlerledikçe, kızaklarıyla size doğru gelen Noel babalar göreceksiniz. Fakat bu Noel babalar size hediye yerine füze armağan ediyorlar. Bunları da yok ederseniz, son kademeye gelmiş oluyorsunuz. En sonunda uçurumun aşağısına indiğinizde, büyük bir dondurma şeklini almış yaratıkla karşılaşıyorsunuz. Dikkat ettiğinizde, bu dondurmanın gözleri olduğunu fark edeceksiniz. Size attığı dondurmalar gücünüzü azaltıyor. Bunlara da dikkat ederek zıplayıp canavara arka arkaya tekme atın. Siz tekme attıkça, yaratığın eridiğini fark edeceksiniz. Ve en sonunda parçalara ayrılıp yok oluyor. Evet!!! Şimdi kendinizi alkışlayıp rahatlayabilirsiniz çünkü en zorlu maceranız başlamak üzere. BERMUDA !!!

bulunmaktadır.

- BERMUDA FELÂKETİ -

Ve en sonunda, dünyayı kaçırmamaları güzel bir oyun. Özellikle başlangıç müziği mükemmel yapılmış.

yen en büyük felâketi engellemek için Bermuda'ya gidiyorsunuz. Bermuda'da — gemileri ve uçakları yutan, gittikçede büyüyen bir hortumu yok etme- Çünkü bu hortum büyüdükçe, Dünya için tehlikeli | olmaya başlıyor. Burada en düşmanlarınız sizi bıçaklamaya çalışan korsanlar. Ancak 4 vuruşta yok olurlar ve çok tehlikelidirler. Su birikintilerinden karşıya için sandalları kullanabilirsiniz. Bol kumluk alanlar hızınızı yavaşlatıyor. Yeşil kıyafetli adamlara da çok dikkat etmelisiniz. Çok zor yok olurlar fakat altın bırakırlar. Alaaddin'in sihirli lâmbasından çıkan cin, gücünüzü bitiriyor. Fakat yok edilemiyor. Gemiye ulaştığınızda, boksör toplar atan silahlar en büyük düşmanlarınızdan biri. 6 vuruşta yok olan tayfalarıda hafife almamak gerek. Zıplayareak geminin gözcü direğine çıkmak ve

| SIZ AMIGA | AMIGA GREMLIN

maya çalışıyor. Bunlardan hangisine ihtiyacınız varsa, onun üstüne gidip satın alın. Tabii parayla. Parayı, ateşe basın ve yok ettiğiniz adamlardan aldığınız altınlarla ödüyorsunuz. Çıkmak için, köstebeğin üzerine gidip ateşe basın. Üzerinde "S" harfi yazan kutular extra hayattır. - İçinde kahverengi sıvı bulunan sarı kutular extra güçtür.

- Aldığınız veya bulduğunuz silahlar, enerjileri bitince değil, kullanma süreleri bitince yok olurlar. Bu yüzden, arka arkaya ateş etmekten çekinmeyin. - "CTRL" tuşu oyunu dondurur. - "SPACE" tuşu ile süper gücünüzü, düşmanınıza karşı kullanabilirsiniz. (Her kademede iki kere kullanma hakkınız vardır.)

Kaçırmamanızı tavsiye ederim. - ÖNEMLİ İPUÇLARI -

- Oyunu oynarken karşınıza bir köstebek çıkarsa, hemen yanına gidip, Joystick'i aşağı çekin. Böylece köstebeğin mağarasına girmiş olursunuz. Köstebek size çeşitli silahlar ve extra güç satar. - "ESC" tuşu oyunu bitirir.

ÇAĞRI DÖRTER

GRAFİK: MUZİK: 7086 SES-EFEKT: o 75 OYNANABİLİRLİK: 9083 GENEL: 9081 gadect gıt.

|

Günümüzden yıllarca önce... Loom odasında iyi büyücüler vardı. Bu büyücüler tüm güçlerini LOOM'u korumak ve onu iyilik amacıyla kullanmak için kullanırlardı... Evet

Lucasfilm'in yeni bir bombası olan LOOM'un açıklamasında tekrar birlikteyiz. LOOM'un Almanca versiyonu yazın başlarında ülkemize gelmişti. Bizde hemen çıkmakta gecikince LOOM'umuza ancak Eylül ayında kavuşabildik. Neyse şimdi bunları bir kenara bırakıp oyunumuzun oynanış şeklinden bahsedelim biraz... Oyunumuzda büyücü olmaya çalışan genç Bobbin'i yönetiyoruz. Lucasfilm bu oyunda yeni bir sistem olan Fantasy Adventure sistemini denemiş ve oldukça başarılı olmuş. Şimdide biraz Fantasy Adventure sisteminden bahsedelim. Bu sistem oyunda komut olmadan oynamayı sağlıyor. Oyunda tek bir obje alıyorsunuz. Ne garip değil mi? Bir büyücü olduğunuzda yapmanız gereken şeyleri büyü yardımıyla hallediyorsunuz. Gelelim oyunumuzun tam çözümüne. Oyunumuza şafak vakti bir ağacın altında başlıyoruz. Ayağa kalktığınız zaman ağaçtaki yaprağı alın (Almak dedim de oyunumuzda bir için

Evet eşyayı almak veya büyü yapmak için önce onun üstüne kliklemeniz gerekiyor. Eğer bu eşyanın oyunumuzda bir ilgisi varsa ekranın sağ alt köşesinde belirecektir. Bobbin onun yanına gittiğinde bu resmin altında eşyanın adı yazar. Siz sağ alttaki küçük resme klik yaparsanız o eşya hakkında bilgi sahibi olur veya eşyayı alırsınız. Bobbin bunun yaz mevsiminden kalan son yaprak olduğunu söylüyor ve yaprak yere düşüyor. Sonra köye gidin ve en soldaki çadıra girin. Burası büyücüler konsülünün toplandığı yer ayrıca LOOM'da burada siz büyücülerin yanına gittiğinizde demo başlıyor. Burada büyücüler sizin kalbinizde kötülük olup olmadığını araştırıyorlar. Ardından Hetchel adlı büyücüyü bir ördeğe çevirerek yumurtaya hapsediyorlar ve birer kuğuya dönüşerek gökyüzünde açılan kapıdan geçerek kayboluyorlar.

Ardından yerdeki sopayı alın.

(DISTAFF) ve LOOM'u klikleyerek oyunun sonunda bize lazım olacak büyüyü öğrenin (C'FGC) büyü yapmak için seçtiğiniz noktanın yanına geldiğinizde sopanızın altındaki notalara karşılık gelen harflere basmalısınız. Bunu 1'den 8'e kadar olan tuşları kullanarak yapabilirsiniz. Sonra yumurtayı klikleyerek açma kapama büyüsünü öğrenin (ECED) C'EGC ve ECED büyüsü sabit büyüler diğerleri oyunu her baştan oynayışınızda değişiyor. Neyse sonra ECED büyüsünü yumurta üzerinde yaparak Hetchel'i serbest bırakın. Oda size oyun boyunca yardımcı olacağını ve sopayı kaybederseniz onu size getirmeye çalışacağını söylüyor. Ve uçup gidiyor şimdilik burada işimiz kalmadı. Dışarı çıkın ve en sağdaki çadıra giderek masanın üstünden Book of Patterns'i alın. Sonra şişeyi devirin. Bu size doldurma boşaltma büyüsünü

Neyse daha öğretiyor. Fakat dikkat ettiyseniz sopanızın tam gücünü kullanamıyorsunuz. Bunun için doldurma boşaltma büyüsünü de şu an kullanamazsınız. Fakat üzülmeyin sopanın gücünü oyun içinde arttırabiliyorsunuz. Sonra kazandan renk değiştirme büyüsünü öğrenin bununla yerdeki mavi çamaşırları yeşile diğer yeşil çamaşırları ise maviye çevirin (Maviye çevirmek için büyüyü tersten yapmalısınız. Örneğin diyelim ki renk değiştirme büyüsü CDCD siz objeyi mavi yapmak için DCDC büyüsünü kullanmalısınız). Sonra çıkın ve LOOM'a giden koridordaki büyük bayrakları yeşile çevirin. En baştaki yeşili ise büyüyü tersten yaparak beyaza çevirin. Sonra iskeleye gidin ve midyenin üstünde ECED büyüsünü yapın. Sonra mezarlığa gidin ve en sola doğru ilerleyin.

Burada yerdeki dikenli çalıları kliklediğinizde bir tavşan kaçmaya başlayacak. Mezar taşının üstünde duran baykuş ağaçtaki tavşanı yakalayıp yuvasına gidecek. Dört ağacın üstündeki dört oyuğu klikleyerek Aydınlatma büyüsünü öğrenin. Sonra köyün ortasındaki karanlık çadıra girin ve burada Darkness diye görünen yerde Aydınlatma büyüsünü yapın. Şimdi garip bir tekerlek, altınlar ve samanlar göreceksiniz. Tekerleğe klik yaptığınızda dönmeye başlayacak ve size samanı altına çevirme büyüsünü öğretecek. Siz bu büyüyü sağdaki samanların üstünde kullanınca samanlar altına dönüşüyor. Burada sopanızın gücünün bir kademe yükselmesi lazım. Eğer yükselmezse üzülmeyin. Hemen oyuna başladığınız tepeye gidin ve gökyüzünde Açma büyüsünü yapın (ECED). Gökyüzü açılacak ve yanınızda duran ağaca yıldırım düşecektir. Ağaçtaki yapraklar denize düşecek ve iskelenin yanına gidecek. Eğer sopanızın gücü burada da artmazsa bir şeyi eksik yapmışsınızdır. Neyse gücünüz arttıysa tekrar iskeleye dönün ve midyeyi kapatın (DECE). Sonra suya atlayıp kütüğe binin ve denize açılın. Az sonra bir ada göreceksiniz. Ama buraya gitmek için önce fırtına ve hortumdan

Hortumdan kurtulmalısınız. Hortumu klikleyip döndürme büyüsünü öğrenin ve bunun tersini hortum üstünde uygulayarak onun yok olmasını sağlayın. Sonra kütüğü adaya sürün ve adaya çıkın. Adaya çıkınca sopanızın gücü bir kademe daha artıyor. Şimdi siz ormana girin ve sola doğru ilerleyin. Birazdan karşınıza dört tane görünmez adam çıkacak onları geçmeniz için bir büyü yapmanız lazım. Bunu şimdilik bırakalım siz bu adamlar ortaya çıkarken parlayan notaları görünmezlik büyüsü olarak bir yere yazın. Sonra patikadan şehre inin. Burada en sağdaki yarım küre şeklindeki binaya girin. Mezar taşlarını okuyun. Bu sırada bir adam geliyor. Konuşmalar bittikten sonra o adamın girdiği yerden geçin ve büyük hole gelin. Sağdaki köşeyi büyüyle doldurun. Sonra en soldaki çanı çalın ve arkaya ışınlanın. Oradaki kapıdan geçin ve iki adamın konuştuğu yere gelin. Burada size en uzak kabini klikleyin. Biraz sonra Bobbin iki adamın konuşmalarını dinleyecek. Sonra üstteki kapıdan dışarı çıkın. Şimdi yine şehrin içindeyiz. En sağdaki işçilere karşı öğrendiğiniz tersini kulenin üstündeki çobanlardan görünmezlik büyüsünün yapın ve tekrar az önce çıktığınız adaya dönün. Küçük kabine girin ve buraya klikleyin. Şimdi büyük bir orağı bekleyen iki adamın yanındasınız. Ama görünmez olduğunuz için sizi fark etmiyorlar. Orağı klikleyip bileme büyüsünü öğrenin. Sonra soldaki çanı klikleyerek kürenin yanına ışınlanın. Küreyi kliklediğinizde çobanlara karşı kullanacağınız büyüyü öğreniyorsunuz. Sonra da bir kuğudan C'DGC büyüsünü öğreniyor ve yanan bir mağara görüyorsunuz. Sonra geldiğiniz yollardan dönerek ormana gelin ve çobanların üstünde küreden öğrendiğiniz büyüyü uygulayın birden korkunç bir kanatlı ejderhaya dönüşerek onları kaçıracaksınız. Sonra sola gidin. Şimdi uyuyan bir çobanla koyunlar göreceksiniz. Koyunları klikleyin ve çitin üstünden atlayan her koyunun size uyku büyüsünün notalarını verişini izleyin. Sonra sola gidin ve kulübeye girin. Burada tahta bir kutu içinde bir kuzu göreceksiniz. Onu klikleyince bir kadın gelecek ve size bu adamın öyküsünü anlatacak. Bir ejderha buradan her gün bir koyun çaldığı için yiyecek sıkıntısı varmış. Ayrıca bu kuzunun annesi ejderha tarafından çalındığı için hayvan hasta olmuş. İşte bu anda kadının yapacağı büyüye dikkat edin.

canlandırma ölüleri büyüsü. Sonra dışarı çıkın. Sizinde

Bu büyü göreceğiniz gibi birçok koyun otlanmaya çıkmış. Onları yeşile boyama büyüsü ile komple edip ejderhanın SİZİ yanardağın üstündeki mağarasına götürmesini sağlayın. Ejderhanın mağarası hazine dolu. Ama bu ejderha korkak ve aptal bir yaratık ateş bile üfleyemiyor. Şimdi ejderhanın üstünde yattığı altınları samana çevirin ve uyku büyüsü kullanın. Ejderha uyuyacak ve sizin büyünüz sayesinde de burnundan tüten alevler samanları tutuşturarak ejderhanın kuyruğunun yanmasını sağlayacak. Ejderha da korkudan mağarasını terk edecek. Buna karşılık sizde sopanızın gücünü bir kademe daha arttıracaksınız. Sonra açılan boşluktan çıkın. Burada bir labirent var. Takılacağınızı sanıyorum. Yalnız ilk başta Darkness olarak görünen bölge üzerinde aydınlatma büyüsü yapmalısınız. Burada Bobbin bir yeraltı gölüne gelirse anlayın ki doğru yoldasınız. Bu gölü klikleyerek elbise değiştirme büyüsünü öğrenin. Dışarı çıktığınızda dönerek inen bir yol ve bir uçurum göreceksiniz. Bu yolun üstünde döndürme büyüsünün tersini yaparsanız kendinize yol yapmış olursunuz. Buradan çıkınca yerde uyuyan bir adam göreceksiniz. Onun üstünde uyandırma büyüsünü kullanın. Konuşmalardan sonra bu adam adanın Rusty olduğunu ve ormana odun toplamaya gittiğini söylüyor. Sonrada tekrar uyuyor. Sizde onun üstünde Elbise değiştirme büyüsünü kullanarak onun kılığına girin ve şatosuna gidin. Buradaki adam Rusty sandığınızdan içeri alacaktır. Kalenin içinde sağa ve Baş demirci ile konuşun. Ama o sizin kim olduğunuzu bilmiyor ve Ormanda bir tek bunu mu getirdin? diyerek sopanızı ateşe sizide hücreye alıyor. Sopa gitti herhalde artık burada çürüyeceğiz diye düşünenler anıldıklarını anlasınlar ve yerdeki samanları kliklesinler. Bobbin yorgunluktan hemen uyuyor. Ayrıca unutmayın Hetchel demişti? "Eğer sopanı kaybedersen elimden geldiğince onu sana getirmeye çalışacağım". Bunu hatırlayın ve uykuya dalın. O sırada havalarda serseri gibi gezinerek kuyruğunu söndürmeye çalışan ejderha uyuyan Rusty'nin kıyafetlerine bakıyor ve onu siz sanıp oracıkta parçalayıveriyor. Ayrıca hoş değil mi? Neyse o sırada Hetchel sopanızı getiriyor ve Rusty öldüğü için sizde eski elbiselerinize kavuşuyorsunuz. Hemen ECED büyüsünü kullanıp kapıyı açın (Bu büyüye dayanacak kapı tanımıyorum). Demirci ustası size kötü davrandı ama onun gözünü doyurmak için yerdeki samanları altına çevirin. Sonrada dışardaki boş odun sandığını odunla doldurun ve merdivenden aşağı inin. Burası kılıç söyleye oyunun amacını ortaya çıkarıyor. Bishop ile burada karşılaşıyorsunuz. İlkin aşağıda konuşan iki klikleyin. Böylece kılıcı döven adam onun keskinleşip keskinleşmediğini anlamak için havaya kaldırıyor. Sizde hemen kılıcın döndürme büyüsünü kullanın. Ardından Bishop'un adamları SİZİ yakalıyor. Bishop'ta sizi kalesine Kalede ne bale kafese kaçacağımızı Yardımcısı ise ettiğini söylüyor. muhsuz da olsa

oraya hapsetmiş, şatosunun önünde yatan ölüleri sopanın yardımıyla diriltip bir ölüler ordusunu kumandanı olmak sonra sizi içeri götürmesini emrediyor. Siz çabucak uşakla konuşun ve onunla dost olun. Sonra dışarı çıkıp Bishop'un yanına gidin. O da tam sizin o sırada mezarları açmak üzere ona engel olmak istiyorsunuz. Ama nafile kafayı yemiş bir kez. Neyse Bishop mezarı açmaya kalkınca gök açılıyor ve garip görünüşlü bir canavar çıkıyor. Bu canavarla konuşmak isteyen Bishop bu isteğini çok pahalı ödüyor ve binlerce parçaya ayrılıyor. Kellesi de bize doğru geliyor (Aman kafalara dikkat) Böylece evdeki hesap bir kez daha çarşıya uymuyor ve Bishop ölü orduların komutanı olmak isterken yanlışlıkla ölü ozanlar Derneğinin müdürü

Burada

üstünde DECE büyüsü ile oluveriyor. Neyse canavar gittikten sonra siz alıp içeri girin, ve kristal küreyi Buradan C'FGC büyüsünü tekrar öğreniyoruz.

Ve yere düşen ka bu ii b gördüğünüz: i ayan ile, yala bir i kalesi eline. 4

Buradaki kuğu “Konuşun ve çok önemli

. (Sizin Türk filminden farkı kalmadı oyunun). Sonra sola devam edin ve

LOOM adasının mezarlığına çıkın. Sağa gidince kendinizi LOOM'un tapınağında bulacaksınız. Sağa ilerleyin. Haa! unutmadan. Oyunun kötü ruhu kutsal Orağı da klikleyin. Siz LOOM'un yanında bir klik yapın. Yine CEGC'yi öğrenin. O anda Hetchel geliyor, arkasında da oraklı kötü ruh. Bir demodan sonra Hetchel'in konuşma ediyor. Siz hemen p klik yapın. Onun büyünün tersini üstünde kullanın. i özün. O size lerin eline yok etmeniz ve tam ma kardeşip... Ayıp e gidip LOOM'a klik aynı şekilde öğrendiğiniz tersiyle Hetchel'i. Ama kötü ruh bu sefer yakıyor ve kara tüylere üyor. Gidip bu tüyü alın cn gidiklanırım). Sonra bu tüyü kendi ülkesinde olarak satacağını k sözden alıyor. Siz gene başvurun ve büyüyü LOOM'a yin. Yine gökyüzü açılıyor. Kuğular geliyor ve sizin sopanız

tam gücünü kullanmaya başlıyor.

Açılan boşluktan uzaya çıkın kötü ruh Orağı size atıyor ama ölmüyorsunuz. Korkmayın. Sonra şu meşhur C'FGC büyüsünü kendi üstünüzde kullanıp oyunu bitirin... LOOM üç disketten meydana gelmiş 512 K'da sessiz ve background animasyonlarından yoksun olarak oynanıyor. Oyunun orijinal kopyasını ve kodlarını dergimizden alabilirsiniz. Takıldığınız bir yer olursa dergimizi arayabilirsiniz. Monkey Island'da görüşmek üzere — hoşçakalın! NOT: Arkadaşım Ali Pala'ya yardımları için teşekkür ederim. ORHAN CEVHER Grafik: 87 Müzik: 90 Oynanabilirlik: 90 Genel: 80

Strateji ve taktik oyunları düşkünleri dövüş sahnesi yükri sizi ekran başına lenecektir. Burada çağırıyorum. Çünkü ekran miğferin bakü sıkıntı dolu günler geride kaldı, artık uğraşıp yaşayacağınız yepyeni bir macera var, LORD. Iron Lord bir disket halinde bulunan Defender of the Crown'ın ikinci versiyonu. Biri oynayıp sevenler buna bayılacaklardır, çünkü müzik ve grafikler birincisi kadar şahane, oynanabilirlik ise çok yüksek. Oyun güzel bir açılış grafiği ve atmosferik müziği ile bizi selamlayarak başlıyor. Karşımıza çıkan manzara grafiği kullanacağımız harita. Burada joystick ile yönlendirdiğimiz el yardımı ile ekranda bir yer seçip düğmeye basarak atımızı oraya koşturabiliriz. İlk önce yapmanız gereken altta ağaçların altındaki binayı seçerek falcıya gitmek olmalıdır. Falcı size oyunun konusunu anlatacak. Falcı ekrana yüklen-

(paranızın miktarını görme), Inventory (taşıdıklarınızı görme) ve Quit (çıkış). Falcı size uzun konuşmalardan sonra döndüğünüz vatanınızda bir çok şeyi değişmiş bulacağınızı, toprakları ise babanızın elinden tahtı alan amcanızın yönettiğini söyleyecektir. Yapmanız gereken ise tahtı yeniden ele geçirmek olmalıdır. Göre bunun için yöre halkının yardımına ihtiyacınız var. (Oyunun kilit noktası işte bu). Bunun için onların güven ve saygılarını tekrar kazanmanız gerekli, ama dikkat edin amcanızın dostları çok. Quit seçeneği ile falcıdan çıkın ve haritaya geri dönün. Haritada alt taraftaki büyük yapıyı seçince kasabaya girerken sizi meçhul bir şövalye dostça olmayan bir karşılama ile sizi bekliyor. Ekrana kış açısından düzenlenmiş. Dövüş ekranı yüklenir yüklenmez yapmanız gereken eğer kılıcınız ekranda görülüyorsa joysticki ileri itip ateş düğmesine basmak olmalıdır. Böylece tek hamlede temiz bir şekilde şövalyeyle başa çıkmış olursunuz. Eğer bunu yapmayı beceremezseniz, şövalyenin saldırılarından kendinizi korumalısınız. Altta sizin, yukarıda şövalyenin enerji seviyeleri var. Daima kendinizi savunurken karşınızdakinin kılıcının en tarafta olduğuna bakın ve o yöne doğru joysticki çekerek düğmeye basın. Şövalyeyi kendinizi geçince kasabada

İn altında kendinizi ve etrafı yukarıdan gösteren bir kroki çıkıyor. Önce atınızın yanındasınız. Yapmanız gereken okçuluk yarışmasının yapıldığı yere gitmek olmalıdır. Zira bütün kasaba orada toplanmış (Amcanızı hatırlayın). Önce direkt yukarı çıkın, karşınıza çıkan evden sola dönün, evin bitiminden tekrar yukarı çıkın. En üste varınca sola dönüp, üst

MERE ERE duvarın yanındaki küçük çatının altına girip ateş düğmesine basın. Ekrana okçuluk yarışması yükleniyor. Okçuluk yarışmasının kuralı üç solda bulunan yay çeken resminizin koluna getirin ve düğmeye basılı tutun. Altta kuvvetiniz yeteri kadar biriktiğinde düğmeyi bırakın. Ok hedefi vurma ayrı round'da yeteri kadar puan alıp, bir diğer round'a atlamak. Tabii hedefin uzaklık ve eğimleri de sabit kalmıyor. Puanlar jüri tarafından veriliyor. Puanlama ise hedef tahtasındaki noktaya olan yakınlığa göre ölçülüyor. Ekranın solunda ise hedefi görüyorsunuz. Altta çeşitli ikonlar var. En soldaki ikon (üzerinde flama resmi olan) rüzgarın hızını ve yönünü belirtiyor. Onun yanında olanda okun hedef ile olan yukarı eğimi verilmiş. En sağda ise oku sağ ve sola çevirmeye yarayan ikon var. Onun yanında ise yarışmadan çıkmamızı sağlayan ikon mevcut. Ok atışlarında ilk önce hedefin uzaklığını belirleyin. Hedef yakında ise yayın yukarı eğimi ile oynamayın, yalnızca kuvveti fazlalaştırın. Burada yayı sağa, sola çevirirken ikon üzerinde bulunan yay resminin üstündeki oku hedefe doğrultursanız kısmende olsa hedefle olan açıyı yakalarsınız. Daha sonra yapmanız gereken joystick ile yönlendirdiğiniz eli mışsa solda resminizin bulunduğu yerde hedef ve attığınız okun kuşbakışı krokisi çıkar. Hedefi vurursanız sağda hedef tahtası yüklenir, hedefi nereden vurduğunuz görülür ve jüri puan verir. Her üç veya dört atışta bir hedef tahtasının yönü ve uzaklığı değişir. Üç round sonunda puanlarınız toplanır ve bir dahaki yarışmaya katılıp katılamayacağınız belirlenir. Okçuluk yarışmasında göstereceğiniz başarı bir bakıma oyununuzun kaderini belirliyor. Zira kasabada başka hiçbir faaliyet yok. Kasabadan çıkmak için yeniden atınızın yanına gelip, joystickin düğmesine basmalısınız. Ekrana gelen haritada ortadaki şatoyu seçerseniz, şimdi ıssız bir harabe gibi olan ata yadigarı şatonuza atınızı sürersiniz. Burada ekranın alt tarafı kasaba olduğu gibi şatonun krokisi. Kuzeydoğudaki kuleye giderek kararlar alabiliyorsunuz. Seçenekler: Save Game (oyunu kaydetme), Load Game (eski oyundan devam etme), Go to War (savaşa gitmek) Ve Give up (kuleden ayrılma). Iron Lord oldukça güzel hazırlanan değişik tarz bir oyun. Sadece yazılanlardan ibaret olduğunu sanmayın. Yazılanlar sadece demir zırhlı ilahların dünyasına biraz daha rahat bir giriş yapabilmeniz içindir. Iron Lord olmak en az Defender of the Crown olmak kadar zor ve zevkli. Sonuç olarak muhteşem grafikler, iyi bir oynanabilirlik ile Iron Lord Commodore 64'ün sınırlarını zorlayan bir oyun. BARIŞ YALÇINKAYA MUSTAFA ÖZÇINAR Grafik: 91 Müzik: 85 Oynanabilirlik: 75 Genel: 92