Plazma sayı 8, sayfa 49

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 49

Öz Desert Dream - Perde Arkası

3 gün beklememiz yeterliydi. Derin bir oh(!) çekip kertenkele aramaya başladık...

Şehrin en büyük oyuncakçısına gittik ve “kertenkele istiyoruz” dedik. Görevli arkadaş bizi hemen hayvanat reyonuna aldı. Eşekten su aygırına, deniz atından dinozora kadar her türlü hayvan mevcuttu ama kertenkele yoktu! Koca oyuncakçıda bir kertenkele bile yoktu! “Böyle rezalet görmedik, siz bu mesleği bırakın da gidin simit falan satın” şeklinde söylenerek mekandan ayrıldık ve diğer oyuncakçılara doğru yöneldik. Hiçbirinde yoktu. Şehirdeki oyuncakçıların hiçbirinde kertenkele yoktu! Kısa sürede bu şoku atlattık. Bu soruna bir çözüm bulmak zorundaydık. Yapılabilecek en güzel girişimi yaptık ve bu sorunu daha sonra çözüme kavuşturmak üzere erteledik ve diğer partlar üzerinde çalıştık!

Demonun ilerleyen bölümlerinde bir pixel grafik, zoom ve mirror efektlerinin olduğu bir part vardı. Bu parttaki pixel grafiğin çok benzeri Karadeniz Ereğli'de bulunan Herkül heykelinin bir parçasıydı. Herkül'ün öldürdüğü üç başlı canavar bu grafikteki canavara oldukça benziyordu ve bu canavarın bir fotoğrafını çekip, bu bölümde kullanmaya karar vermiştik. Bu fotoğrafı çekmek için Ereğli'ye gitmişken, kuzu kelle de soralım dedik. Ereğli Zonguldak'a 50 km. uzaklıktadır. Bu iş için 100 km. yol yaptık ve çok sayıda kasap dolaştık ama sonunda zafer bizim oldu. Kuzu kelleyi bulmuştuk!!! Canavarın fotoğrafını da çektik ve mutlu mesut bir şekilde Zonguldak'a döndük.

Kuzu kelleyi bulmuştuk ama henüz bir kertenkelemiz yoktu. Zonguldak'a döndüğümüzde Yatuyu ile birlikte her zaman alışveriş yaptığımız çiğ köftecimize uğradık ve o anda çiğ köftecinin hemen yanındaki oyuncakçıya daha önce girmediğimizi fark ettik. Oyuncakçıya girdik ve en güzelinden (veya çirkininden) bir kertenkeleye ihtiyacımız olduğunu söylediğimizde adam kararlı bir şekilde bizi kertenkele reyonuna davet etti. Kertenkele yoktu gerçi ama kertenkeleye “hık demiş burnundan düşmüş” şekilde (mecburen) benzettiğimiz bir timsah alarak oradan uzaklaştık. Bir engeli daha aşmanın mutluluğuyla o akşam çekimlere kaldığımız yerden devam ettik...

Akşam ile birlikte Bertem'e giderken, Bertem'in apartmanının önünde bir fıçı gördük. Fıçı ağzına kadar kül ile doluydu. Kaloriferci amca sağ olsun bizim için tüm hazırlıkları yapmış. Kelleyi aldık küllerin üzerine yerleştirdik. Kertenkele görünümlü timsahımızı kellenin üzerine koyduk... Bize bir de şişe lazımdı. Sağa sola bakındım ve az ileride bir bira kutusu gördüm. Kullanmayı düşündüğümüz şişe bir Efes Pilsen şişesiydi ama kutu da pek tabii olurdu. Yaratık şişe efes değil de kutu efes içiyormuş. Olamaz mı yani! Yaptık, oldu. :)

SÜNGER JÖLE

Şekil 6.

Yatuyu'nun mesleği pastacılıktır. Bu işleri en iyi o bilir. Madem demoda bir jöle efekti var, gerçek jöle ile bu part pek tabii çözülecektir. Açıkçası ben başlangıçta böyle düşünüyordum ama bunu gerçekleştirmek pek de kolay değildi. Yatuyu'ya bu fikri açtığımda jöleyi o şekilde hareket ettirmenin imkansız olduğunu, bu girişimin sonunun hayal kırıklığı olacağını söylediğinde bu sahne için aklımda başka bir fikir yoktu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Daha sonra sünger kullanmaya karar verdik ama süngeri kim düşündü hatırlamıyorum. Benim fikrim değildi, sadece onu biliyorum. Ama sonuç gerçekten güzel olmuştu. Sünger almaya gittiğimde bu süngerden iki adet alarak bir küp elde edebileceğimi ve küpün dört yüzüne Desert Dream logosu çizerek bu işin altından kalkabileceğimi sanıyordum ama dükkancı amcanın verdiği iki süngerin birbirinden farklı ebatlarda olduğunu evde fark edince işler değişti. Tek süngerin iki yüzüne Desert Dream logosu çizdim, ince yüzlere de Zomco yazarak durumu kurtarmaya çalıştım. Gelen tepkilere bakılırsa bu sahne hiç de fena olmamış. Bu kadar beğenileceğini beklemiyordum açıkçası... (Sahnedeki eller bana ait. Önce elleri yok edelim diye düşündük ama sonra vazgeçtik. Sanırım böyle daha iyi oldu.)

FAKE ZOOMER

Aslında bu part bu şekilde olmayacaktı. Bir kağıda teksti yazıp, kamera ile zoom in / zoom out yaparak bu sahne tamamlanacaktı, ancak yaptığımız ilk çekim istediğimiz sonucu vermedi. Bu partı tekrar çekmek için vaktimiz kalmayınca son dakikada bilgisayar üzerinde hazırladık. Biliyorum, bu şekilde berbat oldu...

11999 DOTS

Desert Dream'deki 12000 dots partını izlediğimde aklıma direkt olarak Öz Desert Dream'de yaptığımız uygulama geldi. Bunun için janjanlı yüne ihtiyacımız vardı. Ama sorun şuydu ki; janjanlı yünü yüncüden nasıl isteyeceğimi bilmiyordum. Kendi aramızda konuşurken bu yünün adı janjanlı yündü ama asıl adı kim bilir ne idi! Yüncüye gittim, kapıdan içeri girdiğimde istediğim şeyi nasıl ifade edeceğimi hâlâ bilmiyordum. “Şimdi bana şöyle bi yün lazım” dedim... (Derken de raflara bakıyorum o yünü görebilecek miyim acaba diye. Görsem direkt, “aha bu” diyeceğim.) “Hani şöyle parlak parlak parıldayan bişeyler var üzerinde...”, “Nasıl anlatsam bilmem ki...” Kızcağız bana renk soruyor, ne örülecek falan diyor ama benim o janjanlı yünü görüp göstermem lazım, başka kurtuluşum yok. Tıkandım kaldım artık, söyleyecek bişey kalmadı; “janjanlı yün” dedim, “renk önemli değil, yeter ki parlak ve janjanlı olsun.”

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.