Plazma sayı 8, sayfa 48

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 48

Öz Desert Dream - Perde Arkası

Artık çekimlere başlayabilirdik. Siyah kartonlardan birine sabun marifetiyle yıldızlar çizdim ve işte uzayımız hazırdı! Uzay gemisini iki noktasından misinalara tutturdum ve uzaktan kontrol edilebilir hale getirdim. (Bu arada misina istediğim av malzemeleri dükkanının adını hatırlayamadığım sahibinin “misinayı nerede kullanacaksınız, hangi kalınlıkta vereyim” sorusuna; “bir çekim işi var, kuklalar falan, onlara tutturacağım, en incesinden olsun” cevabını verdiğimde; “filimci arkadaşıma ikramım olsun” diyerek ısrarla benden para almadığı için teşekkür edeyim.)

Uzay dekorumuz hazır, gemimiz dekorun önünde hazır ve motörrrril! İlk sahneyi çektik, izledik ve sonuç oldukça tatmin ediciydi. O anda 7DX'te bu video gösterildiğinde alacağı tepki gözümün önünde canlanmıştı...

Çekimlerin bir kısmı benim evimde, bir kısmı da Bertem'in evinde gerçekleştirildi. Benim evimdeki çekimler sırasında bir yandan alkol ve ardından gelen sohbetler, Bertem'in evindeki çekimler sırasında ise Bertem'in aynı apartmanda yaşayan akrabalarının sık sık bizim ne yaptığımıza bakmak için gelip bizimle dalga geçmeleri, çaylar çörekler ikram etmeleri çekimlerin aksamasına ve zamanımızın daralmasına neden oluyordu. Kaç kişinin “siz ne yapıyorsunuz” sorusuna cevap vermek için debelenip, tatmin edici bir cevap veremediğimizi hatırlamıyorum bile.

Geldik piramitlerin olduğu bölüme: Piramitleri sırasıyla zemine yerleştirdik. Zeminde sarı çöl kartonu ve kadraja girecek her alana mavi gökyüzü kartonunu yerleştirdikten sonra çekimleri gerçekleştirdik. Fena değillerdi. Ama enteresandır, hiçbirimiz yanlış lens kullandığımız için renklerin düzgün çıkmadığını fark edememiştik. Videoya bakarsanız piramit sahnesinde gökyüzünün siyah olduğunu görürsünüz. Aslında o renk mavi. Siz yanlış görüyorsunuz. Bunu fark ettiğimizde montaja başlamıştık ve bu sahneleri tekrar çekecek zamanımız kalmamıştı. Piramitleri çektik. Uzay gemisini çektik. Bertem kartondan bir dilim karpuz yaptı ve onu uzay gemisinin üzerine yerleştirip onun da çekimini tamamladık. Her şey güzel... Ancak bir sorunumuz vardı: Uzay gemisi ve karpuz dilimi piramitlerden çok daha büyüktü. Uzay gemisi piramitlerle birlikte çekilmediği için bu sorunu montajda halledecektik ama karpuz ve piramitlerin bir arada göründükleri sahnede bu karpuzu kullanmamız mümkün değildi. Tüm objeleri hazırladıktan sonra, içeride keyifle televizyon seyreden Bertem'e bir karpuz dilimi daha yapması gerektiğini, ama bunun sadece 3 cm. büyüklüğünde olması gerektiğini söylediğimizde sıraladığı karpuz fantezili küfürleri hayatımda ilk kez duyduğumdan eminim. :)

Kısa süren ikna çabalarımızın ardından Bertem'e 3 cm'lik karpuz dilimini de yaptırdık ve piramit sahnesi çekimlerinin büyük bölümü tamamlanmış oldu. Sadece piramidin uzay gemisine ateş edeceği kısım kalmıştı. Bu kısmı bilgisayarda mı yapsak, piramidin içine toplu iğneler mi soksak gibi düşünceler sırasında, buraya en uygun objenin kibrit çöpü olacağına karar verdik ve evde kibrit çöpü aramaya başladık. Uzun arayışlar sonunda çöp kutusunun içinde iki adet yanmış kibrit bulduk ve bu kibritleri kullanarak piramit çekimlerini tamamladık. (Bu arada size bir de sır vereyim: Aslında uzay gemisine Kefrens piramidi değil, Cheops piramidi ateş ediyor. :))

Şekil 4.

KUZU KELLE

Demoda piramitli bölümün sonunda R.W.O tarafından çizilmiş güzel bir pixel grafik vardı ve bunu andıran bir kare elde etmeliydik. Bir yaratığın kafası, bir kertenkele ve bir şişe! Şişe en kolayıydı. Bir oyuncak kertenkele buluruz, o da tamam. Peki ya yaratığın kafası? Uzun araştırmalar ve beyin fırtınaları sonucu birkaç saniyede bu yaratık kafasının bir kuzu kelle olabileceği konusunda Yatuyu ile hemfikir olduk. Bu engeli de çok kısa sürede aştığımızı sanıyorduk ama kazın ayağı hiç de öyle değildi. Bu tek bir kare görüntü, demoda bizi en çok uğraştıran kısım olacaktı...

Şekil 5.

Kuzu kellenin fiyatı hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Önce bir kasaba gidip fiyatını öğrenelim dedik ve acı haberi aldık. Kasap bize; "Zonguldak'ta küçükbaş hayvan kesimi yapılmıyor, et Ankara'dan geliyor, talep de olmadığı için kimse kelle getirmiyor, hiçbir yerde bulamazsınız" dediğinde kendisine inanmak istemedik. (Hayır, başka bir yazıya ışınlanmadınız, demo yapıyoruz burada.) Birkaç yere daha sorup yine aynı sözleri duyduk ve sonunda bir kasaptan, nispeten güzel bir bilgi alabildik. İstersek bize Ankara'dan kuzu kelle getirtebilirdi. Bunun için sipariş verip,

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.