Plazma sayı 8, sayfa 47

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 47

PİRAMİTLER

Desert Dream'i hepiniz görmüşsünüzdür ama şimdi biri size sorsa demodaki partları, efektleri tek tek hatırlamayabilirsiniz. Demonun tamamını hatırlamasanız bile Desert Dream dendiğinde izleyen herkesin aklında piramitli bölüm canlanıyordur eminim. Bu bölüm demonun en can alıcı bölümü ve parodi hazırlanırken diğer bazı partlarla ilgili sıkıntılar olsa bile, piramitli bölüm çok iyi hazırlanmalıydı. Aslına uygun olmalı ve tabii ki esprilerle süslenmeliydi. Çekimlerin nasıl yapılacağını kararlaştırdık ve malzemeleri temin etmek için bir kırtasiyeciye girdik. “Karton istiyoruz” dedik. Dükkancı amca bize kartonları gösterdi. Yeterince büyüklerdi ve birkaç değişik renk seçeneğimiz de vardı. Uzay için siyah, çöl ve piramitler için sarı, gökyüzü için mavi, karpuz için kırmızı ve yeşil renkli kartonlardan aldık ve bu sırada bir yandan Yatuyu ile “şu obje için şu kadar karton gerekir”, “bu sahnede bu kadar filanca renk karton kullanırız” diye konuştuğumuz için dükkancı amca merakla “bu kartonları nerede kullanacaksınız” diye sordu. İşte zurnanın zırt dediği yer burasıydı! Adama verebilecek mantıklı ve anlaşılabilir bir cevabımız yoktu. “Demo parodisi yapacağız” desek adama bunun ne olduğunu anlamak için soracağı diğer soruların sonucunda bilgisayar tarihini anlatmak durumunda kalabilirdik. Ben kara kara düşünürken Yatuyu, “bir yarışmaya katılacağız, çekim falan yapacağız” deyince adam daha fazla bilgi talep etmedi ve “yarışmada başarılar, Allah muvaffak etsin” diyerek görevini tamamladı. O anda, yaptığımız işin ne olduğunu çevremizdeki insanlara nasıl açıklayacağımızı bilmediğimizi anlamış olduk ki; “siz ne yapıyorsunuz yahu” sorusu Öz Desert Dream'in hazırlanışı sırasında en çok karşılaştığımız ve kimseye tatmin edici bir cevap veremediğimiz bir soruydu. Kırtasiyeci adam da çocuklarımızın ödevi için bir şeyler hazırlayacağımızı düşünmüştür sanırım. Koca koca adamların ne işi olur o kadar karton ve tutkalla!

Şekil 2.

Ekip hazırdı. Ben karton objeleri hazırlayacaktım. Yatuyu çekimleri yapacaktı ve daha sonra Sguidward'a yaptıklarımızı montajlaması için baskı yapacaktık. Sguidward'ı ikna etmeyi başaramazsak montaj da bana kalacaktı. Plan bu şekildeydi... Malzemeler tamamlandı ve ilk çekim günü geldi çattı. Akşam iş çıkışı Sguidward ve avukat arkadaşım Bertem ile birlikte benim evde toplandık. Yatuyu'nun mesaisi daha geç bittiği için o bize sonradan katılacaktı. Yatuyu gelene kadar ben objeleri hazırlarım, belki sonra Sguidward bana yardım eder ve bir iki sahneyi çekeriz diye düşünüyordum. Fakat karton ve makası elime aldığımda bu objeleri o kadar da kolay hazırlayamayacağımı anlamam çok uzun sürmedi. Birden ilkokul yıllarıma döndüm ve kesip biçme konusunda ne kadar başarısız bir öğrenci olduğumu hatırladım. Acaba Yatuyu bu işi benden alır ve beni bu eziyetten kurtarır mı diye kara kara düşünmeye başlamıştım ki; Sguidward şu cümleyi kurarak hayatımı kurtardı. “Ne yapılacak? Ver makası Bertem'e, o yapsın. Bu adam maket falan yapıyor, ödülleri bile var. Kafayı kesip biçmeyle bozmuş, manyak la bu Bertem...” İşte bu müthiş bir haberdi. Bertem'in böyle bir yeteneği olduğunu bilmiyordum. O ana kadar beni izleyip, “ne yapıyosunuz olm siz... Başka işiniz gücünüz yok mu... Ya bırakın bu işleri de ordan bana bi bira daha getirin...” gibi sözler sarf etmekten başka bir iş yapmayan Bertem, kaşla göz arasında Zomco üyesi olmuş ve projedeki en önemli isim haline gelmişti.

Bana ne yapılacağını sordu. Ben de ona “işte şu şu boyutlarda üç piramit yapılacak” dedim. Başka bir şey gerekip gerekmediğini sordu. Çekinerek; “aslında bir de uzay gemisi var” dedim. Desert Dream'i açtım ve hazırlanacak objeleri gösterdim. Objelere şöyle bir baktı ve benden cetvel istedi! “N'apıcaksın ya cetveli, alt tarafı üç piramit, bi de kıytırık uzay gemisi” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Adam cetvelsiz yapmam diye tutturdu. (Sanatçı kaprisi) Ne yaptım, ne ettim bir yerlerden cetvel bulup getirdim. Ölçtü, biçti, kartonların sağını solunu işaretledi, çizdi falan... Ben bir yandan ne yaptığına bakıyorum tabii... Sağdan bakıyorum, soldan bakıyorum, hiçbir şeye benzemiyor. “Bu böyle olur mu yahu” demek gafletinde bulunduktan sonra sağdan katladı, soldan katladı, ordan kesti, burdan yapıştırdı ve az önce oracıkta hilkat garibesi gibi duran karton parçası bir anda uzay gemisine dönüşüverdi. Bir gemiye bakıyorum, bir ekrana bakıyorum, ancak bu kadar olur! Adam demodaki uzay gemisini bire bir yapmıştı!

Şekil 3.

Bertem bu yaptığına daha sonra pişman olacağının o an için farkında değildi tabii. :)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.