Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 46
Öz Desert Dream fikrinin ortaya çıkışı bir geyik muhabbeti ile başladı. 7DX'te yaşanan Megablast olayı bizim ilham kaynağımız oldu diyebilirim. "Farklı platformlarda farklı yöntemler kullanılarak nasıl demo yapılır" üzerine dönen sohbetler bir anda yerini "demo parodisi yapsak nasıl olur" fikrine bıraktı. Yapsak mı, yapmasak mı, yaparsak nasıl yaparız düşünceleri gün geçtikçe yerini netleşen fikirlere bırakmaya başladı ve 7DX 2010'a Zomco bir wild entry ile katılacak kararı verildi.
Hiç "hangi demonun parodisini yapsak" diye düşündüğümüzü hatırlamıyorum. Sanırım daha önce bunu bir şekilde aklımdan geçirmiştim ve bu fikir bir şekilde bilinçaltıma yerleşmiş olmalıydı. Kesinlikle Desert Dream'in parodisi yapılacaktı. Başka demolara bakılmadı bile...
Desert Dream parodisi yapmaya karar verdiğimizde Şubat veya Mart ayındaydık. Çekimleri yapmayı düşündüğümüz tüm mekanlar yaz aylarında daha uygun olacağı için, çekimleri yaza kadar ertelemeye karar verdik. Bu sırada bir yandan da projeyi olgunlaştırmak için fikir yürütmeye başladık...
Piramitlerin olduğu bölüm nispeten en kolayı olacaktı. Yatuyu ile birlikte bu kısım üzerinde düşünürken; çöl hissi verecek bir plajda, kum takviyeli karton piramitler yapmaya karar vermiştik. Aynı şekilde, uzay aracı da kartondan yapılacak ve üzerine gerçek bir karpuz dilimi yerleştirilecekti. Tabii o koca karpuz diliminin karton uzay aracı üzerinde nasıl duracağı konusu henüz netlik kazanmamıştı. "Bir şekilde hallederiz" diyerek, bu sorunun üstünü çekim günü çözüme kavuşturmak üzere kapattık.
Göz açıp kapayıncaya kadar yaz ayları geldi çattı tabii. İş-güç, tatiller, mangal partileri, "bu hafta şu planım var, haftaya başlarız" bahaneleri birbiri ardına sıralanmaya başladı ve bir de baktık ki yaz ayları bitmiş, güneşli havalar geride kalmış ve partiye sadece bir ay kalmıştı!
Demodaki birçok part için henüz hiçbir şey düşünmemiştik bile. Nasıl olsa piramitli bölümün planı yapılmıştı, gerisi bir şekilde halledilirdi ama kazın ayağı hiç de öyle değildi tabii. Demodaki efektlerin gerçek hayatta 'aslını andıracak' ve 'esprili' bir şekilde uygulanmasının çok da kolay olmadığını anlamamız pek uzun sürmedi. Kara kara düşünmeye başladık. Bu arada bazı acı gerçekleri de fark ettik: Yakınlarımızda çöl hissi verebilecek bir plaj yoktu ve hiçbir yerde karpuz kalmamıştı!
Planlarda değişiklik yapmak zorundaydık. Piramitleri de kartondan oluşturmaya karar verdik. Hem böylece demodaki vektör grafiklere daha yakın bir görüntü elde etmiş olacaktık. Bu konu tamamen netliğe kavuştu. Sıra geldi diğer partlar için bir şeyler düşünmeye... Scrolltext içeren partlar için çözüm kolaydı. Teksti kağıtlara yazıp, kameranın önünden kaydıracaktık. Bunu uygulayacağımız iki bölüm vardı. Biri orijinal demonun ilk bölümündeki zoomer içeren tekstti. Diğeri de ikinci disketin hemen başındaydı. İkinci disketteki teksti koca koca puntolarla toplam 5-6 adet A4 kağıdı kaplayacak şekilde yazıcıdan çıkarttım. (Aslında elle yazmalıydım diye düşünüyorum şu an.) Işık kaynağı olarak da en yakın oyuncakçıdan bir laser pointer temin ettik ve laser pointer'ı yazının etrafında döndürmek suretiyle bu partı hallederiz dedik. Ama bunlar en kolay kısımlardı. İşin ne kadar zor olduğunu diğer partlar için hangi malzemelerle ne yapacağımızı düşünmeye başladığımızda anlamıştık.
Aslında Öz Desert Dream'i orijinal demodaki senaryo sırasına uygun şekilde hazırlamadık. Hazırlanma aşaması karışık olduğu için, bu esnada başımızdan geçenleri sırasıyla yazmak, okuyan için çok da ilgi çekici olmayabilir diye düşündüm ve yazının buradan sonraki bölümünü orijinal demoya paralel olarak yazmaya karar verdim. Böylece, (eğer bu yazıyı buralara kadar okuyan biri olursa) bir yandan Öz Desert Dream'i (ve/veya Desert Dream'i) part part izleyip, bir yandan yazıyı okuyabilir ve her partın hikayesini, hazırladığımız videoyu izlerken okuyup kafasında daha net canlandırabilir.
GÖZLER
Şekil 1.
Orijinal demo bir çift gözün açılıp kapanması ile başlıyor. Bu en kolay bölümlerden biriydi ve en son hazırladığımız bölümlerden biri oldu. Zira çekimler esnasında kullandığımız kartonlardan birini bu bölüm için delmek durumundaydık ve bu olayın ardından o kartondan bize bir daha hayır gelmeyecekti. Tüm çekimlerimizi tamamladıktan sonra sıra bu bölüme geldi. Çekimler sırasında Öz Desert Dream'i hazırlayan ekip dışında birkaç arkadaşımız daha zaman zaman bizimle birlikte oldular. Kimileri sadece yaptıklarımızı şaşkın bakışlarla izleyip, bizimle dalga geçmeyi tercih etti, kimileri de ucundan kıyısından bu muhteşem esere(!) katkı sağlamak istediler. Başlangıçta düşüncem gözlerin açılıp kapandığı bölümde kendi gözlerimi kullanmak şeklindeydi ama kartona göz deliklerini açtıktan sonra nasıl olduysa bir anda karton, avukat arkadaşım Herol'un eline geçti ve deliklerden çıkarttığı gözleri o kadar çekici, o kadar anlamlı bakıyordu ki, dayanamadık ve onun gözlerini kullanmaya karar verdik. Kaşla göz arasında bu bölümü çektik. Bu vesileyle Zonguldak Barosu'nun değerli avukatlarından Herol arkadaşıma tekrar teşekkür etmek isterim. Bu arada çekimler sırasında bizi izleyip dalga geçenler arasında, görevi nedeniyle resmi protokole dahil olan bir büyüğümüz de vardı ki kim olduğunu ve görevini söylememem daha uygun olur sanırım. Protokollü mrotokollü enteresan bir çekim süreci oldu, o kadarını söyleyeyim... :)
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 47
PİRAMİTLER
Desert Dream'i hepiniz görmüşsünüzdür ama şimdi biri size sorsa demodaki partları, efektleri tek tek hatırlamayabilirsiniz. Demonun tamamını hatırlamasanız bile Desert Dream dendiğinde izleyen herkesin aklında piramitli bölüm canlanıyordur eminim. Bu bölüm demonun en can alıcı bölümü ve parodi hazırlanırken diğer bazı partlarla ilgili sıkıntılar olsa bile, piramitli bölüm çok iyi hazırlanmalıydı. Aslına uygun olmalı ve tabii ki esprilerle süslenmeliydi. Çekimlerin nasıl yapılacağını kararlaştırdık ve malzemeleri temin etmek için bir kırtasiyeciye girdik. “Karton istiyoruz” dedik. Dükkancı amca bize kartonları gösterdi. Yeterince büyüklerdi ve birkaç değişik renk seçeneğimiz de vardı. Uzay için siyah, çöl ve piramitler için sarı, gökyüzü için mavi, karpuz için kırmızı ve yeşil renkli kartonlardan aldık ve bu sırada bir yandan Yatuyu ile “şu obje için şu kadar karton gerekir”, “bu sahnede bu kadar filanca renk karton kullanırız” diye konuştuğumuz için dükkancı amca merakla “bu kartonları nerede kullanacaksınız” diye sordu. İşte zurnanın zırt dediği yer burasıydı! Adama verebilecek mantıklı ve anlaşılabilir bir cevabımız yoktu. “Demo parodisi yapacağız” desek adama bunun ne olduğunu anlamak için soracağı diğer soruların sonucunda bilgisayar tarihini anlatmak durumunda kalabilirdik. Ben kara kara düşünürken Yatuyu, “bir yarışmaya katılacağız, çekim falan yapacağız” deyince adam daha fazla bilgi talep etmedi ve “yarışmada başarılar, Allah muvaffak etsin” diyerek görevini tamamladı. O anda, yaptığımız işin ne olduğunu çevremizdeki insanlara nasıl açıklayacağımızı bilmediğimizi anlamış olduk ki; “siz ne yapıyorsunuz yahu” sorusu Öz Desert Dream'in hazırlanışı sırasında en çok karşılaştığımız ve kimseye tatmin edici bir cevap veremediğimiz bir soruydu. Kırtasiyeci adam da çocuklarımızın ödevi için bir şeyler hazırlayacağımızı düşünmüştür sanırım. Koca koca adamların ne işi olur o kadar karton ve tutkalla!
Şekil 2.
Ekip hazırdı. Ben karton objeleri hazırlayacaktım. Yatuyu çekimleri yapacaktı ve daha sonra Sguidward'a yaptıklarımızı montajlaması için baskı yapacaktık. Sguidward'ı ikna etmeyi başaramazsak montaj da bana kalacaktı. Plan bu şekildeydi... Malzemeler tamamlandı ve ilk çekim günü geldi çattı. Akşam iş çıkışı Sguidward ve avukat arkadaşım Bertem ile birlikte benim evde toplandık. Yatuyu'nun mesaisi daha geç bittiği için o bize sonradan katılacaktı. Yatuyu gelene kadar ben objeleri hazırlarım, belki sonra Sguidward bana yardım eder ve bir iki sahneyi çekeriz diye düşünüyordum. Fakat karton ve makası elime aldığımda bu objeleri o kadar da kolay hazırlayamayacağımı anlamam çok uzun sürmedi. Birden ilkokul yıllarıma döndüm ve kesip biçme konusunda ne kadar başarısız bir öğrenci olduğumu hatırladım. Acaba Yatuyu bu işi benden alır ve beni bu eziyetten kurtarır mı diye kara kara düşünmeye başlamıştım ki; Sguidward şu cümleyi kurarak hayatımı kurtardı. “Ne yapılacak? Ver makası Bertem'e, o yapsın. Bu adam maket falan yapıyor, ödülleri bile var. Kafayı kesip biçmeyle bozmuş, manyak la bu Bertem...” İşte bu müthiş bir haberdi. Bertem'in böyle bir yeteneği olduğunu bilmiyordum. O ana kadar beni izleyip, “ne yapıyosunuz olm siz... Başka işiniz gücünüz yok mu... Ya bırakın bu işleri de ordan bana bi bira daha getirin...” gibi sözler sarf etmekten başka bir iş yapmayan Bertem, kaşla göz arasında Zomco üyesi olmuş ve projedeki en önemli isim haline gelmişti.
Bana ne yapılacağını sordu. Ben de ona “işte şu şu boyutlarda üç piramit yapılacak” dedim. Başka bir şey gerekip gerekmediğini sordu. Çekinerek; “aslında bir de uzay gemisi var” dedim. Desert Dream'i açtım ve hazırlanacak objeleri gösterdim. Objelere şöyle bir baktı ve benden cetvel istedi! “N'apıcaksın ya cetveli, alt tarafı üç piramit, bi de kıytırık uzay gemisi” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Adam cetvelsiz yapmam diye tutturdu. (Sanatçı kaprisi) Ne yaptım, ne ettim bir yerlerden cetvel bulup getirdim. Ölçtü, biçti, kartonların sağını solunu işaretledi, çizdi falan... Ben bir yandan ne yaptığına bakıyorum tabii... Sağdan bakıyorum, soldan bakıyorum, hiçbir şeye benzemiyor. “Bu böyle olur mu yahu” demek gafletinde bulunduktan sonra sağdan katladı, soldan katladı, ordan kesti, burdan yapıştırdı ve az önce oracıkta hilkat garibesi gibi duran karton parçası bir anda uzay gemisine dönüşüverdi. Bir gemiye bakıyorum, bir ekrana bakıyorum, ancak bu kadar olur! Adam demodaki uzay gemisini bire bir yapmıştı!
Şekil 3.
Bertem bu yaptığına daha sonra pişman olacağının o an için farkında değildi tabii. :)