SCENE 2015

Uzay 1999'u bir çoğunuz hatırlayacaktır. Hani küçüklüğümüzün, hatta benim ceninliğimin dizisi. Hani şu ünlü Maya'nın olduğu ve annemin anlattığı kadarıyla ağabeyimin gecelerce kabus görmesini sağlayan nostaljik bilim kurgu. 1999 yılında gerçekten uzaya çıkabildik mi? Esasen 1961'de çıktık. Peki Uzay 1999'daki teknolojiye erişebildik mi? 2005 itibarıyla "hayır".

İnsanoğlunun hedeflerini birçok konuda sınırları zorlayıcı, zaman zaman imkansız olmuştur. Bu yüksek hedeflerin iki türlü geri dönüşü olur. Birinci senaryoda hedefin yüksek seçilmesi yüzünden hiçbir zaman sonuca gidilemez ve projeler amacından sapar ya da tamamiyle başarısızlıkla sonuçlanır. Tabii ki her zaman sonuç negatif değildir. Zaman zaman imkansız gibi görünen hedeflere ulaşmak için gerekli kilit noktalardan biri çözüldüğü gibi projeler amaçlarını aşan sonuçlara ulaşmışlardır. George Lucas'ın filmlerinde ve oyunlarında daha gerçekçi modeller kullanılması için ayırdığı araştırma-geliştirme bütçesinin biraz fazla olması, üç boyutlu bir tarayıcı yapmaya çalışırken beyin tomografisini (MR) bulmasına ve sağlık sektörüne büyük bir katkı yapmasına neden olmuştur. Bu da projelerin amaçlarını aşmasına en güzel örneklerden biridir.

URL: http://www.urmc.rochester.edu/smd/about/newsletterArchive/newsletter06022005.cfm

Uzay, Lucas'ın, benim ve bizim gibi yüz binlerce kişinin çözmek ya da en azından anlamak istediği gizemli bir konudur. Ancak gama ışın patlamaları gibi birçok konu henüz sağlam temellere dayandırılarak açıklanamamakta, günümüzde bile birbiriyle tutarsız bazı teorilerle açıklanmaya çalışılmaktadır.

Uzay teknolojileri konusunda Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu durum malum. Basında yıllardır "Türkiye Uydu İhraç Edecek" gibisinden haberlerle karşılaşıyoruz. Uyduyu yaptık da ihraç ediyoruz. Ancak uydu yapmak, insanlı bir uzay gemisiyle uzaya çıkmaya göre çok daha mantıklı bir hedef. Bence Türkiye yakın bir zaman diliminde kendi uydusunu yapıp fırlatacak ve ihraç edecektir. Peki bu hedef mantıklı ama yeterli mi? Uydu yapımı bittikten sonra daha gelişmiş uydular mı hedeflenecek yoksa doğrudan bir mekik inşasına mı geçilecek? Türkiye uzaya mekik yollamayı başarırsa maaşlarını düşük bulan işçiler ayaklanır mı? Bu konuda onlarca saçma sapan soru ortaya atılabilir. Ancak tek bir gerçek unutulmamalıdır. Dünya'da uzay teknolojilerinde istenilen noktaya gelinememiştir. Türkiye ise Dünya'nın çok gerisindedir. Türkiye'nin Dünya'yı yakalamak için yapacağı her hareket uzun vadede faydalı olsa da anlık olarak fuzuli görülecektir.

Dünya'da uzay teknolojisi oldukça gelişmiştir diye düşünenler olabilir. Ancak uzay istasyonlarındaki bilgisayarların soğutulması için kullanılan fanların çıkardığı gürültü ve bu gürültünün astronotlar ve kozmonotların en büyük kabusu olması bile çok basit gibi görünse de günümüz için çözümsüz bir problemdir. PC'lerde her geçen gün gelişen fan teknolojilerinin buna bir çözüm olacağını ümit edelim.

Dünya'da uzay teknolojisi istenilen yerde değil, peki Türkiye ne yapsın? İntihar mı etsin? Belki de etmeli. Edirne'den Hakkari'ye patır patır camlardan atlamalı, bileklerimizi kesmeliyiz. Var mı bizde o yürek? Yok. Biz ancak düşmanı denize dökmeyi biliriz zaten. O zaman bu işin çözümü nedir? İpin ucu kaçsa da peşinden koşmalı ve Dünya'nın çok hızlı ilerlememesi için dua etmeliyiz. Ne bu karamsarlık ya? Öyle işte...

Türkiye Dünya'yı ne zaman yakalar? İşte gelmek istediğim nokta burası. Bir çoğunuz yazının giriş, gelişme bölümünü çözmeye çalışıyorsunuz. Aslında daha girmedik bile. Buraya kadar olanlar aklımdan dökülüverdi. Ancak çok da rastgele bir şekilde dökülmedi bu düşünceler dimağımdan. Scene 2015 benim baştan bilinçli bir şekilde seçtiğim bir başlıktı. 2015 bir hedef benim için.

2015'in özellikleri:

• Tek sayıdır. • Beşe tam bölünebilir. • 20 Mart 2015'te Kuzey Atlantik'ten tam güneş tutulması izlenebilir. • 13 Eylül 2015'te yarım güneş tutulması izlenebilir. • 31 Aralık 2015'te Adolf Hitler'in "Mein Kampf" adlı kitabının telif hakları düşecektir. • Back To The Future Bölüm 2'de Marty McFly 1985'ten 2015 yılına yolculuk yapar. • Star Trek: Deep Space Nine'ın "Past Tense" bölümü 2015 yılında geçer. • 2015 yılında 7DX Partileri'nin sonuncusu olan 7DF yapılacaktır.

Aha! İşte bu. 7EX serisi eğer yapılacaksa başka organizatörler tarafından yapılacak, çünkü ben 2015'ten sonra bu işlerde yokum. Birçok kişi scene'i 2000'li yıllara girmeden bıraktı ancak takip etmeye devam ediyor. Pouet userlarından biri olan Alien/Antitrax'ın en son katıldığı büyük scene partisinin 1984 yılında olması ve scene'i 1988'de bırakması ancak bunca zaman geçmesine rağmen hala scene'i adım adım takip etmesi ve şu ana kadar 4200'den fazla ürüne yorum yazmış olması beni cesaretlendirdi. Bu demektir ki en ideal koşullarda 2015 yılında aktif scene hayatıma son verecek olursam 2035 yılına kadar takip etmem olası. 55 yaşımdan sonra scene falan dinlemem zaten, full rock&roll takılırım. Çocuklarım da "baba, yine mi rock&roll takılıyorsun, çok banal..." gibisinden yorumlar yaparlar.

Konuyu dağıtacağımız kadar dağıttık, hadi toparlayalım. Göreceksiniz ki şu ana kadar yazdığım dağınık şeylerin buluştuğu iki temel nokta var.

1) Türküz, Türk kalacağız. Dünya'nın gerisindeyiz ama yılmayacağız. 2) Dünya yeterince ileride değil. Her zaman bir adım ilerisi var.

Şimdi bu iki maddeyi çöpe atıp sınırları kaldırmak istiyorum. Diyelim ki Dünya dediğimiz bu güzel gezegen tek bir ülkeden ibaret ve diğer ülkeler diğer gezegenler. Olayı gezegen boyutuna çıkardığımızda hedeflerimiz yükselmek zorunda. Çünkü diğer gezegenlerdeki scene hakkında en ufak bir bilgimiz yok. Ya onlar ilk kübü yüz bin yıl önce çevirdiyse? En zor savaş bilinmeyen düşmana karşı verilen savaştır. Bu durumda çıtayı yükseltmek zorundasınız.

2005 itibarıyla Türkiye'de kendime rakip görmüyorum. Bu cümle hiç de alçak gönüllü bir cümle değil. Ancak aslında ilk akla gelen anlamıyla kullanmadım buradaki cümleyi. Her zaman benden iyiler oldu, bundan sonra da olacak. Ama eğer Türkiye'de ve Türk Scene'inde yer alıyorsa zaten aynı taraftayız demektir. Eğer herkes olayı benim ve benim gibi birkaç scenerın gözünden görmeye başlarsa üretilen demolar çok daha kaliteli olmaya başlayacaktır. Çünkü eğer yaptığımız şeyleri kendi aramızda, kendi çapımızda yarışmak için değil de Dünya ile yarışmak için yapmaya başlarsak, demoların kalite standartları ister istemez yükselir. Yok Dünya'yı da kaale almazsak, diğer gezegenleri hedef seçersek işte o zaman "kalite" kavramı demolarımıza sempati duymaya başlar. Bu güne kadar aklıma gelen birçok orijinal fikri "yok canım, eğer yapılabilseydi bu güne kadar biri çoktan yapardı" felsefesiyle heba ettim. Her zaman da biri yaptı. Artık bu "biri" olmaya karar verdim. Sizlere de tavsiye ederim.

Yıl 2005, hedef 2015. 10 senelik bir süreç var önümüzde. Benim hedefim 10 sene sonra aktif scene hayatım sona erdiğinde Dünya'da imza attığım demolarla saygı gören bir scener olmak ve 2035'e kadar bunun keyfini sürmek. Bu hedefte yanımda yer almasını istediğim kişiler ise kısaca 7DX partilerinden en az birine katılma nezaketini göstermiş eski scener arkadaşlarım ve bu günlerde aramıza katılan ve bu günden sonra aramıza katılacak yeni scenerlar olarak özetlenebilir.

Bu bilerek karmaşık yazılmış yazıdan bir sonuç çıkarabilirseniz bana 10 yıl daha rahatlıkla tahammül edebilirsiniz. Yok eğer "bu ne biçim yazı ya, hiçbir şey anlamadım" sizin şu anki duygularınızı daha iyi ifade ediyorsa, o zaman 10 yıl boyunca bana katlanmak zorundasınız. Ama her iki durumda da ben burada olacağım, kusura bakmayın.

Şu andan sonra Türkiye'de yayınlanmak üzere yapılan tek şeyin Plazma Magazin olması dileğiyle.

Benimle irtibata geçmek isteyenler için e-mail adresim; skate <at> glance <dot> ws Emir Akaydın Skate / Glance