Plazma sayı 1, sayfa 71
Sayfanın metni

Sayfa 71

Kartuş bize ilk scener aktivitelerinin ki biz o zaman scener, scene nedir bilmiyordum. Aklımdaki tek şey bir oyunun başında ismim geçen bir intro hazırlamaktı. Kartuşun üzerinde iki adet kırmızı küçük buton vardı. Bunların ne işe yaradığını az çok deneme yanılma yöntemiyle öğrenmiştim. O zamanlarki deyimimizle bize oyunun kodunu veriyordu. Ama nasıl bir dilde veriyordu onu tam hatırlamıyorum. Bu şekilde oyunu kırdığımız zaman (biz nedense buna kırmak diyorduk) oyun içinde geçen yazıları bulabiliyorduk ve oyunun istediğimiz yerine atlayabiliyorduk. Hemen kod araklama, oyun değiştirme çalışmalarımız başladı. Oyunların içindeki yazıları değiştiriyorduk ama bir türlü bizim yazdığımız yazılar gözükmüyordu. Bir şeyleri yanlış yapıyorduk ama neyi? (Kaldı ki sene 2005 olmasına rağmen hala neyi yanlış yaptığımızı bulabilmiş değilim). Bir çok başarısız deneme sonucunda tam "artık bu kartuşdan bir şey olmaz" derken keşfettiğimiz birkaç programla beraber Koala Paint'te çizdiğimiz bir resmin altından yazı geçirmeyi başarmıştık. Tam bunun üstüne müzik ekleme ve bunu da oyunun başına koyma çalışmaları yapıyordum ki kartuş sahibine geri döndü ve sene 1991-1992-1993 geçişi idi. Artık Beşiktaş Bilgisayar'dan elimiz hep boş dönmeye başlamıştık. Artık Commodore için tek tük oyun çıkıyor, 64'ler dergisi son nefesini veriyordu. Commodore kutusuna kaldırıldı ve dolabın üstündeki yerini aldı. Uzun süre bilgisayarsız kaldık. Ara ara Commodore'u çıkartıp gene birkaç oyun oynuyor, birkaç grafik çizmeye çalışıyorduk ama nafile. 95 senesinde Escort ile PC kervanına katıldık. Commodore'dan gelen alışkanlıktan olsa gerek ilk denediğimiz şey oyunlardı tabii ki. Ardından 1996-1997 senesinde İnternet paketleriyle tanıştık. Bu tanışmayı şaşalı bir törenle birleştirmek için kutusunda sakladığımız C64'ümüzü, disket sürücümüzü, bütün disketlerimizi elimizde C64 ile ilgili ne varsa bir güzel götürüp çöpe atmıştık. Herkesin interneti bilgi için kullanacağımızı sandığı bir dönemde ödediğimiz telefon faturaları genelde IRC'deki chat odaları (bunlar bilgi paylaşımlı hat odaları değildi, geyik saçma sapan chat odalarıydı) yüzündendi. PC'ye girişimizi de bu şekilde harcamıştık. Basit bir masaüstü kullanıcısından başka bir şey değildi o anda konumumuz. Seneler seneleri kovaladı tabii ki bilgisayarda 3-5 bir şey öğrendik ama elle tutulur, parmakla gösterilecek bir gelişme kaydedemedim. 2000 senesinde bilgisayarla hiçbir şey yapamamanın verdiği eziklikle işi biraz da inada bindirerek Bilgisayar Programcılığı bölümüne kaydoldum. 2 sene boyunca programcılıkta tek öğrenebildiğim klasik kalıplar oldu; IF THEN gibi şartlı kodlar, karar mekanizmaları, girdi çıktı süreçleri, basit algoritmalar. Hocam "ekrana ne zaman bir şey basacağız?" sorusuna aldığım yanıtta "burada programcılığın temelini öğreneceksiniz, bunlarla istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz." Buradan bunu söyleyen hocamı da saygı ile anıyorum. 2002 yılında bilgisayar programcılığı bölümünden x sayıda öğrencinin y sayıda dersten aldığı notların ortalamasını, hangi dersten geçip kaldığını yazan bir program(cık) yapacak şekilde mezun oldum. Hayaller yerlerde, tatminler sıfır, scene isteğini (hala adının ne olduğunu bilmiyorum o senelerde) neredeyse bitmiş, okuldan mezun olduk ve hayat kavgası başladı. Serüven neredeyse mutsuz sona ulaşmak üzere...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.