Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 19
Umarım yardımcı olmuşumdur sana. Ben şimdi hoşça kal diyorum ve sorun olursa mektup yazmanı diliyorum. Biz İstanbul'a bize pastırma getirmeyi unutma...
KELEPİR CD-ROM Şimdiki mektubumuz Çankırı'da ikamet eden ÖMER KAMİL SÜLEYMANOĞLU tarafından yazılmış. Sevgili Ömer, Özel bir TV'de çalışan Amigacılar duyduğum (veya Şimdiki gibi okuduğum) zaman inanın ki çok Hil oluyorum. Ah ah şimdi nostalji yaptım birden bireşneyse. Bütün emelin 3 boyuta tam olarak hakim olmak ise ilk önce makinanın durumuna hakim olmalısın ve tabii cebindeki paraya. 3 boyutlu programlarla uğraşmak Zordur, paralı bir uğraştır ve ama korkunç da zevklidir. Eğer kör bir para bulursan (paranın gözü kördür) hemen bu “yönde yatırım yapabilirsin: mesela yeni çıkan 58060 hızlandırıcı bir kart alıp dertlerini tarihe Bu konuda sana daha fazla birşeyler söylersem de sonun aynen bizim MURAT AY gibi olur. Herif şu anda tüm hayallerini ve tüm parasını bu alete yatırıp iflas etmek üzere, Bu arada CD-ROM'unu Satmak istiyorsun ama fiyat biraz pahalı gibi. bana. Aslında sende gavur diyarlarından Şetitmişsin bunu ve bu fiyata satmak hakkın. gibi gözüküyor ama Double Speed bir için 250 Pound veren olur mu bilmem. Ben yine de senin adresini vereyim belki satarsın. Bu arada Cem denen PC'ci arkadaşın için yapacak birçeyimiz yok. Kendisi sağ kulağını sol eliyle başının yukarısından gösterenler familyasındansa kendisine bu yolda başarılar dileriz. Ray Trace servisi aslında çalışıyor “ama. ama. Bilmem anlatabildim mi? Evet Ömer sana 3 boyutlu başarılar diliyorum ve mektuplarının devamını bekliyorum. Bu arada herşeyden önce (hızlandırıcı kart, Ram vs. vs.) kendine can çekişmeyen bir Printer kartuşu al. Yolladığın mektup aynı CİNE 5'in kodlu. yayınları gibi. Zaten geceyarısı!) binbir. çabayla onu seyrettiğimiz yetmiyormuş gibi! bir de seninkiyle uğraşmayalım. Bilmem bunu da anlatabildim mi? Hoşcakal. (Ömer'in CD-ROM'u için ADRES: Buğday pazarı mah. Atatirk bulvanı, çağrı apt. daire:51 ÇANKIRI-MERKEZ.. bu arada merakımı celbetti; sen gökdelen gibi bir yerde mi oturuyorsun yoksa S1. daire SATILIK RUH Sıradaki mektubumuz yine şehir dışındaki bir avuç Amigacıdan biri olan ve Bilecik'te ikamet eden GÖKHAN SAYARER'e ait. Sevgili Gökhan az kalsın senide kaybediyormuşuz ama son anda gözlerin seni MegAmiga'nın olduğu vitrine Baktırmış ve sonunda tekrar Amiga'da karar kılmışsın. Sorunlu bir PC sahibi olmana ramak kala dergi imdadına yetişmiş gibi. Ne mutlu bize, Şimdi dergiyi beğendiğin için teşekkür ederiz. Seninde diğerleri gibi artık devasa sayılabilecek, program bulamama ve bunun sonucunda "ben şimdi böyle makinanın ta...” ile başlayan ve birtakım sorunlarla devam eden geçici bir sendromun var. Malesef” İstanbul dışında durum Trajik boyutlarda. Bunun bir çaresine bakmak için bizim sistem Operatörü olan hıyar ALİ ÇALIK harıl harıl çalışıyor. En kısa zamanda bu duruma da bir Çare bulacaz merak etmeyin. Şehir dışındaki Amigacılarında durumunu düzelteceğiz size söz veriyorum (böyle devam eden sözlere politik sözler denir Ve tamamı da yalandır.
eçirilme emri verilmiştir. Dikkatli ol derim. bahsettiğin "ruhu satılmış şahıs” için benim söyleyeceklerim de aynen senin yazdıklarına paralel olacağı için en iyisi hiç daha iyi. Şimdi esas senin sorunlarının çözümlerine gelelim: diğerini siktir edelim (kafiye): 7- İstanbuldaki A1200 fiyatları sizin oradaki kazıkçılardan çok daha iyi. Burada 20 milyona bir A1200 bulabilirsindtabii buraya gelirsen). O kazıkçılar “A1200'ün pahalı olma nedenini temiz klavye, ingiliz (piçi) klavye vs. vs. olarak zZarvalayacaklardır. Kesinlikle kanma. Dikkatli ol. 2- Valla "müşteriler tarafından istenen oyunları adrese sağ salim teslim etme Başkanlığı kurarsak olabilir. Yani bu iş içi gerçekten hiç vaktimiz yok, özür dilerim. Yeni Amiga denen şey sadece yanına bir kaç program ve işletim sistemi eklenmiş bir. A1200 ve A4000. Hepsi bu kadar. Esas yeniler yılbaşından sonra... 4. A500'e extemal drive taktırmak zaten başlı başına lüzumsuz bir hareket, Keza 2,5 MB ram taktırmakta çok işine yaramaz yarar da, bundan sonra yaramaz). Lütfen şunu anlayın artık AS00'lerin devri yavaş yavaş kapanıyor. Şu anda A1200 zamanı. Hem 2.5 MB taktırmak için onca para vereceğine biraz daha biriktirip yeni mükemmel bir makina olan A1200 al. Bu tavsiye diğer tüm AS00'lere Ram, Drive ve benzeri şeyler taktırmak isteyen şahıslar için de geçerlidir, teşekkür ederim. Evet Gökhan Şimdilik sana hoşcakal diyorum ve devamını bekliyorum. Unutma ki sizler olduğu sürece biz de varız.
Hoşcakal.
SEFİL VE REZİL BÜYÜCÜ Şimdiki mektubumuz Artık sefilliğini iyice eden ve yaşamının son kırıntılarını Oturduğu yerde huzur içinde yaşayacağına, boyundan büyük işlere kalkışan ve bilmedi topraklara ayak basan bir yabancıdan, sefil ve zavallı bir yabancıdan geliyor: FEVZİ ALTUNCU. Fevzi aldığın istihbaratın kaynağını bir bulursam seni ve © istihbaratı da mektubundaki hikayenin kurgusuna göre yok, edicem bunu bilesin. Nesin kardeşim sen; ajan mı? Kim söyledi bunları sana, çabuk söyle belki affederim seni sefil, acuze yaratık. Neyse, yine bana işin düşmüşken seni affedeyim bir kere daha; ama bu son. Artık Sabrımı taşırıyorsun ve bu gidişle zaten çürümüş olan iç organlarını dışarı çıkarır sana, bunları ruhun bedeninden ayrılmadan gösteririm haberin olsun. Şimdi anladığım kadarıyla "Yav ben büyüyünce ne olacağım be' sendromuna kapılmış bulunuyorsun. Bu. durumda Kapitalizmin faydaları seni pek ilgilendirmiyor. Eğer ASO0'de para kazanmayı düşünüyorsan işin biraz zor. Doğru, millet jeneriklerden malı götürüyor ama o malı kadar ne mallar alıyorlar bir bilsen. Yani buradan çıkarılacak ders: İyi alet * iyi para * iyi bilgi > götürmek”. Sen AS00'le malı götüremessin Fevzi, ama o malı götürüp (A500'ü) yerine daha iyisini (A1200, A4000) alırsan yukardaki formülün bir kısmını gerçekleştirmiş olursun. Ayrıca öyle götürmek” istiyorsan sayfa dizgisi yapmayı hemen kafandan sil. Zat ben sana oturup sayfa dizgisini öğretemem çünkü bende daha tam kulanmıyorum. Ayrıca yine malı götürmek istiyorsan bir karate okulu aç Gudo biliyorsun a) ve malı götür. Halkın içi Şiddeti ticaröte dökmenin yolu. neyse, işte durum böyle fevzi. A1200'lerin Fiyatları milyon arasında değişiyor. Gavur diyarlarına kuşlar yöndermene gerek yok, biz burada ne oluyoruz hayret birşey. Evet aciz yaratık. şimdi kelleni koparmadan hemen toz ol ve daha güzel mektuplar yazarak karşıma, Ayrıca ajanlıkta da iyi para var: tabi alı götürmek istiyorsan.
İŞTE YİNE ONLAR! Şimdiki mektubumuz bu köşenin müdavimlerinden olan müthiş ve zorlu ikili ERAY ve ait. Arkadaşlar oralarda misiniz? beni düyüyor müsünüz? Nedense sizden ayrı zamanlarda mektup gelse bile bu mektupları beraber olarak yorumluyor ve öyle cevap vermeye çalışıyorum. Siz hala arkadaşsınız değil mi? Aslında ben, size vermiş olduğum cevaplardan dolayı belkide bir daha mektup gelmeyebilir diye düşünüyordum ama yanılmışım. Çünkü bazıları alacakları her cevabın onların. gürürünü okşamasına alıştkları için bu tür şeylere katlanamıyorlar ve sonra da küstahlaşıyorlar. Sizler gerçekten böyle değilsiniz. Tartışmanın Demokratik boyutlarını herkese gösterdiniz. Diğerleri görmese de ben görüyorum ve sizi kutluyorum. Şimdi her Zamanki gibi Skleroz'dan muzdarip bir melonkolik” hastadan daha sorunlu olan mektuplarınıza geçiyorum: İlk önce ERAY'ı halledelim(!). Sevgili Eray, mektubunda ki onca yazı arasında en çok bu “halledelim” kelimesinde bulduğun Erotik anlam dikkatimi çekti. Burada hiçbir ima yok Eray, Tamamen yanlış anlama rüzgarına kaptırmışsın kendini. Buradaki "halledelim'in anlamı: Sorunu çözmek, çare bulmak anlamındadır: erotik olarak hiç ama hiçbir mesaj içermemektedir. Bu konuda yanlış anlamalara kapılma sakın. Müzik konusunda da garip paranoyaların var gibi geldi bana. Benim "Zengin Piçleri'nden kastım, hayatlarında daha Metallica'nın ismini dahi duymayıp bir "unforgiven' veya 'nothi ise matters şarkılarını dinleyerek ona buna 'abi metallica çok iyi grup' diyebilme rezilliğini gösteren ve bu da yetmiyormuş gibi bir süre sonra bunu da kendisi gibi dejenere edip ona buna havasını atan piçleri kastetmiştim; senin gibi bu grubu gerçekten severek dinleyen "Fanları değil. Bu kom da yüreğini serin tut: Ayrıca 2-3 grup yüzünden aramızın açılmamasını zaten geçen sayıda söylemiştim. Sen de mektubunda bu görüşümü desteklemişsin. Bu gayet mantıklı bir hareket Eray, kutlarım. Anket konusu dergi çıkana kadar bizi de oldukça düşündürdü ama, Başka çaremiz çünkü fotokopi olarak yapsaydık bayağı bir para harcamak Yani sorun hep aynı:Para, para ve olası para. .Evet Eray şimdilik kısa olan muhahbetimizi başka bir zamana bırakıp daha uzun olmasını dileyerek sana hoşcakal diyorum. Sakın mektup yazmayı ihmal etme (bu arada umarım başarılı bir futbolcu olursun ama ne olur büyük takımlarda oynayan Soytarılara benzeme -üzellikle Beşiktaşlı
Alpaya-),
MEGADETR IS DEATH? Ve sıradaki şahıs HALUK 'a veldi sıra. Haluk naber? Niye mektup yazmıyorsun bakiyim ha? Yoksa sende mi bana karşı cephe alıyorsun? Yak hiç zannetmiyorum; özellikle bu gönderdiğin son (ve en mantıklı) mektuptan sonra, Şimdi istersen dalalım mektubunun işiğa çıkmamış gizemlerine ve
Benim için Sessizlik demektir.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 18
İn Tin He hiçbir şeysiniz. Bu korkunç hiçlikte ancak Tt mu
Bazen kendi kendime garip, ürkütücü ve trajik hayat felsefeleri kurarım. Ne bileyim içimde sanki yıkılması gereken binlerce köprü
Kiş aylarını çok seviyorum. ama İstanbulda değil.
vardır ama temelleri o kadar sağlam, o kadar kaliteli malzemeden yapılmıştır ki onu yok etmeye çalışmak sanki patlamaya hazır bir bombanın kablolarıyla oynamak gibi gel bana. Bu bazen oldukça gerilim yüklü, kasvetli bir hava yaratır; ama aynı zamanda ürküten bir zevk dürtüsü de vardır. Sanki bir programcı temeli atmış (tabiki babam) diğeri de o programın çalışması için programcıya yardımcı olmuş (bu da annem) ve diğeri de Onu çalıştırırken bir hata bulmuştur (bu ben): Ama ne hatası? Hata mi var? Yoksa öyle mi zannediyorum? Cevap Bilmiyorum. Neyse zaten bu satırları okuyan sizler (hala varsa!) illa ki başkalarının garip hayat görüşlerinin, hayallerinin. umutlarının ve daha birçok şeyin cevabını bilmek zorunda değil. Sizin bilmeniz gereken cevap ki bu sayfanın amacının tamamını oluşturmaktadır. Bu ay yine mektup yağmuru yağdı dergiye. İrili ufaklı, çeşit çeşit ve zaman haşlanıp altında dans eti türden bir yağmur bu. Bu ay gelen Mektupların çoğunda geçen ay verdiğimiz Anket sonuçları vardı. Tabi bu sonuçları şimdi açıktamayacağız. İstatiki bir sonucu ulaşmamız için biraz daha mektup gerekiyor. bilmem anlatabildim mi? Tabii bu mektup faryasından payını en çok alanlardan birisi de zebani zone du. Bu mektupları elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım: ama daha Önce dergiye verilen desteğe bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Böyle zor ve uğursuz bir zamanda, bu destek beni oldukça mutlu etti ve rahatlattı. Bak şimdi ağlayacam yine. Neyse, geçen ayki zebani zone'da bazı cevaplar yine bazı kişileri rahatsız etmiş olabilir diye düşündüm geçenlerde. Özellikle dergiyi yeni yeni alanlar bu cevapları okurken etkilenmiş olabilirler. Herşeyden önce şu açıklamayı yapmalıyım: Bir okuyucu dergiye iyi eleştiri de yapabilir kötü eleştiri de. Ama bir okuyucu, okuduğu derginin sırf köşesini beğenmediği için toptan bir şekilde hakaret edemez (Hakaret kelimesinin altını çizin). Bu eleştiri değildir. zira düpedüz. Kustahlıktır. İnsan ilişkilerinde ve insanlarla olan iletişimde benim temel aldığım bir görüş, bir davranış biçimi vardır: "Ne olursa olsun insanlarla anladığı dilden konuşmak” Başkalarının isteklerine uygun davranış biçimini sergilemek, verilecek tavizlerin üstel olarak artmasıyla sonuçlarır. Bu ise insanın tabi ki yapılı. Yoksa gelişme olmaz. Kötü olarak algıladığımız her ekştirinin bile yapıcı Birtarafı vardır. Ama hakaretin hiçbir yönü yoktur ukanda da gibi düpedüz bir öteye de demez.
ANTİKA USTASI Bu ayki ilk mektup CÜNEYT GEDİKLİ tarafından Pastırma cenneti olan Kayseri'den geliyor. Sevgili Cüneyt, Kayseri denilince benim aklıma iki şey geliyor: 1- İstanbul'da bizim sadece vitrinine iz, bir tanesine gidip 20-30 tane oyun alabileceğimiz (abartma var) ve bu gidişle onun da hırsızlığını yapabileceğimiz Pastırma, ve.. 2- Bizim uyanık gibi gözüken berberin Kayseri'den getirdiği ve ucuz olduğunu tahmin ettiğim pastırmaları bize Cumhuriyet altını fiyatından satmaya kalkışması. Yani Kazıkçı Berber. Zannediyorum senin böyle bir derdin yok; ama anladığım kadarıyla pastırmanın acısıyla değil de bilgisayarının acısıyla boğuşup duruyorsun. Neyse lafı uzatmayalım. Şimdi Cüneyt, elindeki arşiv gerçekten de bir antika değer taşıyor. Fakat bu, müzayedelerde saçma sapan zenginlerin şişirilmiş sahte eş tatminlerini doyuracak cinsten bir antika gibi değil. Zaten şanssızlık burada başlıyor: Teknolojinin antika olarak değer kazanacağı tek yer modası geçmiş şeylerin atılacağı bir hurdalık. İşin üzücü yanı, bu aletlerde onca sanatsal şey yaratıp ölümsüzlüğe kavuşturmak her zaman olası bir durumken aynı aletin pis, karanlık ve nemli bir hurdalık deposunda çürümesi ise gerçekten trajik bir durum. Sende elindeki program veya oyunları yenileri ile “Upgrade” etmezsen hep işe yaramaz bir antika olarak kalacak. Hele bir de Floppy disketlerde ise doğal bozulma sürecinden dolayı bozuk bir antika olacak. Miras bırakmak niyetinde olduğun bu antikayı, hiç şüphen olmasın torunların çok iyi değerlendireceklerdir! (nerede değerlenir tahmin et). Şimdi dergide yazar olmak istiyorsun ve “ANTİKACI” isminde bir köşe de istiyorsun; ancak sana bulunduğun durumun zorluğunu mantıklı bir şekilde anlatmaya çalışayım: Birincisi, yerleşik bir düzenimiz olmadığı için ben yazıları toplamak için teorik olarak sürünüyor, dibindeki hıyar Turbodan bile alıyorum. Seninkini tahmin et artık. İkincisi “ANTİKACI” fikri oldukça güzel, değerlendirilebilir; ama senin Kayseri'de oturman kilometrelerce bir engel teşkil ediyor. Zaten böyle bir köşe için de henüz tam kararı verememiş bulunuyoruz. Sanırım beni anlıyorsun. Gönderdiğin yazı oldukça güzel, yazıp gönderdiğin için ellerine sağlık. Ama, dediğim gibi böyle bir fikri değerlendirmek sana da, bana da pastırmanın verdiği acıdan daha fazlasını verebilir (onca acıyla zar zor baş eden ben yeni bir acıya katlanamam; ama pastırma olursa durumların sayısını bir gözden geçiririm). Son olarak, A500 oyunlarının çoğu A1200'de çalışıyor. Elindeki arşivi rahatlıkla