MegAmiga sayı 5, sayfa 19

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 19

Şimdi sırada tanıdık bir isim var: EFE TOPÇUOĞLU. Efe koçum naber ya? biz de meraktan tırnaklarımızı yedik bu adam niye yazmıyor diye. Ama görüyorum ki yazında hala bir değişiklik yok. Çizgili kağıt kullanman bile bir işe yaramamış. Senin bu mektuplarını güzel yazan bir arkadaşıma gösterdim, adamın yazısı bozulduğu gibi okumayı da unuttu ve bu olaydan takriben iki hafta sonra da öldü. Aynı yazıyı bir eczacıya gösterdim, adam önce trans haline geçip boş boş bakmaya başladı ve sonra da "okunamayan reçetelere verilecek rastgele ilaçlar reyonu"ndan bir ilaç alarak anında öldü. Ne biçim elin var senin yahu! Senin hiç gözlerin bozulmuyor mu bu çok kötü yazıdan? Neyse ki ben hala yaşıyorum. Şimdi Bakırköy'de oturman meselesi yüzünden senden özür diliyorum. Tamamen senin yazılarının oluşturduğu geçici bir körlüğe rastlamamdan dolayı böyle bir yanlış yapmış bulunuyorum. Artık nerede oturduğunu gayet iyi biliyorum ve seni öldürmem daha kolay olacak. Kapağın renkli olmasında bu dergiyi alan, satan, okuyan, çıkaran da dahil herkesin payı var. Bu yüzden senin de böyle bir tavsiyede bulunman diğerleri gibi bir etki yarattı tabii ki. Ama böyle bir olayı sırf sen istediğin için yapmadık bunu böyle bil (aferin). Bizim dergide Pentagram, Guns'n'Roses ve Metallica dinleyen pek yok (Omay Metallica dinlemeye çalışır, Mr.Oz ne dinlediğini yorumlayamaz bile onun için her şeyi dinler, Turbo zaten malum yavşak; Suicyco Suicidal'dan başkasını dinlemez saplantısı var, Tarkan Bulgaristan halk folkloru sezgilerini dinler; diğerleri ise sadece bir şeyler dinler). Ben de Metallica'yı "...and Justice for All" gibi bir albüm yapana kadar dinlemeyeceğim. Pentagram iyi gruptur fakat Türkiye'de prodüksiyon sorunlarının aşılması gerekir. Bu yüzden istedikleri etkiyi yapamazlar. Guns'n'Roses ise benim dinlemediğim bir tür müziğin temsilcisidir. Ne desem boş ve anlamsız. Bu arada mektuba çizdiğin "Zebani" karikatürünün benimle bir alakası olmayıp seni ilk gördüğüm yerde parçalamam için çok geçerli bir sebep oluşturmaktadır. Yani sözün özü: "Yandın oğlum sen, bittin sen". Evet Efe, seni çok fena lanetliyorum ve devamlı mektup yaz diyorum. Dikkatli ol ve beni görmemeye çalış. Yoksa...

Sırada yeni FRP yazarı Suicyco arkadaşımıza gelen, ancak olay boyutları itibarıyla Zebani Zone'u da ilgilendiren ve her halinden küçük bir beyinsiz-salak-öküz olup, eski tanrısına tapmayı saplantı haline getiren ve bu yüzden başkalarına sataşmayı kendine görev edinmiş 'akut paranoyak' bir mektup sahibi ile beraberiz. Bu mektup sahibinin ismi, daha doğrusu bu salağın ismi Roger Wilco (takma isim -dikkat). Roger koçum bu satırları okuyorsan ne kadar aşağılık ve salak bir tip olduğunu anlayacaksın fakat bunu bile anlayacak beyninin olmadığını düşünüyorum. Neyse şimdi senin gibi siktiri boktan birisi için bu satırları anlamsızca uzatmayıp üstümüze

düşen cevabı verelim ve seni anında siktir edelim. Birincisi, sen belli ki tanrına kurban vermeyi seven köle zihniyetli bir adamsın (veya her ne boksan). Kurban olarak da bu dergide FRP köşesi yazmaktan başka hiçbir suçu olmayan Suicyco'yu ve beni seçmişsin. Nedeni de tanrının (buradaki tanrının kim olduğunu anlayın artık) yarattığı olguyu yok etmeye çalışıyormuşuz. Nedir bu olgu? nasıl yok edilir? Burada yazılanları insanlar okuyor ve seviyor. Sen sevmiyorsan bunu daha eleştiri düzeyinde yapman gerekiyordu; hakaret ederek değil. Madem konuştuğun ve anladığın dil bu, o zaman biz de öyle davranacağız. Mektubunda, "kendinizi yağlayan hayali mektuplarla sayfayı dolduruyorsunuz" demişsin. Peki sen bu gönderdiğin mektuba ait satırları okuyorsan şimdi, bu sözlerin kıçına kaçmayacak mı? Senin bu mektubunu nasıl yayınlıyoruz o zaman? Tabii doğru ya hayal kuruyoruz ve kendi kendimize mektup yaratıyoruz, üstelik Roger Wilco takma isminde (mantığa bak!...çok yazık). Bu arada “gerçek adınızı yazacak cesaretten bile yoksun"

olduğumuzu söyleyen sen, neden kendi ismini yazmaya cesaret edemeyip de "Roger Wilco" takma ismiyle yazmışsın bay cesur? Böyle bir durumda bizim ismimizi yazmamamızın sebepleri varken (bu sebebi sen anlayamazsın çünkü harbiden salaksın), sen neden gerçek ismini yazmamışsın? işte Roger salağı; baştan aşağı çelişki, hakaret, aptallık, fesatlık gibi daha bir sürü şey kokan bu mektubun, ne yazık ki amacına ulaşamadı. Böyle kendi kendine cihad ilan eden ve çelişkiler içinde ne yaptığını, daha doğrusu ne okuduğunu bilmeyen birisinin bir daha bu dergiyi okumaması, inan ki ben de dahil diğer tüm yazarların en ufak bir umurunda (burada başka bir şey yazılırdı ama sen anlamışındır) bile değil. Çünkü bize doğruları ve yanlışları söyleyen mantıklı ve hoşgörülü bir okuyucu kitlesi lazım; senin gibi kendiyle savaş halinde olup tanrısına bir şeyler kurban etmek isteyen köleler topluluğu değil. Evet benim de söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi siktir ol git karşımdan.

Şimdi sırada, Osmangazi BURSA'dan yazan CAPTANN HIT isimli, Türkçe dersi vermeye kalkıp Türkçeyi katlettiğinin farkında olmayan bir arkadaş var. Sayın Kaptan, (Türkçe'de böyle derler) ben de kaliteli bir okuyucuya alıştığım için senin bu mektubunu okuduğuma bin pişmanım. Daha ilk satırdan midem bulandı ve kustum. Sakın benden övgü iltifat filan bekleme. Dergideki dizgi yanlışlarından bahsederken bile yanlış yapan birisine ne söylememi bekliyorsun? Sen önce parantez açtıktan sonra kapamasını veya zırt pırt her yere ünlem konulamayacağını öğren. Bizim hatalarımız bilmeden yapılan hatalar değil, aceleyle; sizlere zamanında dergi yetiştirebilmek için yapılmış masum hatalar. Ayrıca artık küfürlü konuşmuyoruz, sadece argo var ve onu da bir tek ben kullanıyorum. Rahatsız oluyorsan bu 3-4 sayfayı anında geçeceksin. Computer Music sayfasında açıklanan program PROTRACKER. Sen galiba 4. sayıdan (yani 3) itibaren takip etmeye başladın bu dergiyi. Sen de diğer dergileri alıp o sayfaya bakarak hangi programın açıklandığını bilseydin daha yararlı olurdu sanki. Bir de cümleye "Ayrıca belki bildiğiniz gibi"! saçma bir şekilde başlanmaz. Bu cümleyle başlayan satırlarında Amiga'nın ilk defa 1986 yılının son aylarında çıktığını iddia etmişsin. Şimdi sen "x" konusunda bir şey bilmiyorsan, başkasının da bilmediğini iddia edemezsin. İlk Amiga bundan tam 10 sene önce Haziran ayında Chicago'daki "Consumer Electronics Show"da sergilendi. Üstelik o sergilenen makine bugün senin RAM bulmaya çalıştığın A1000'di. Bu bilgileri al sakla ve doğru yerlerde doğru insanlara karşı kullanmaya bak, kafadan sallama. Gelelim sorularına: 1- Amiga 1000 için 1,5 MB bulman çok zor gibi. Bilgisayar firmalarından bir tane yapmalarını isteyebilirsin ama bu çok lüzumsuz bir hareket olur. Sen artık yeni bir makine (A1200) al ve A1000'i duvarına süs yapmaya hazırlan. 2- A1200 ve A4000 fiyatları için bekleyiniz lütfen. 3- Tamamen renkli olmamız için bu dergiyi daha çok kişinin alması, daha çok kişinin okuması, Amiga'ların eskisi gibi yaygınlaşması, daha çok reklam alınması ve okuma alışkanlığı olmayan bir ülkede insanlara okuma sevgisinin, merakının kazandırılması gibi meşru sebepler lazım. Ekran görüntülerini renkli vermekle dergiyi tamamen renkli yapmak arasında çok önemli bir fark yok. Bu kadar. Evet Kaptan, sen de sakın yukarıdaki yazdıklarımı ciddiye alma. Sadece senin mektubunun üslubu paralelinde cevaplamaya çalıştım. Sen de çok iyisin sağ ol. Darılmak yok. Yazar olmak için senin maalesef İstanbul'da olman gerekiyor, üzgünüm. Ayrıca yazın yukarıdaki Efe Topçuoğlu'nun yazısından bin kat daha güzel. Bu yüzden çivi veya hiyeroglif ithamlarını hak etmiyor. Kendine iyi bak, mektup yaz, saygılar, sevgiler...

Sıradaki mektup K. Çekmece'den yazan ŞANSER ÖZER isimli arkadaşa ait. Şanser merhaba, İlk önce verdiğin reklam taktiklerine çok teşekkür ediyorum. Yazdıklarında tamamen haklısın. Bu değerli taktikler umarım diğer "REKLAM VERMEYİ DÜŞÜNEN AMA REKLAM FİYATLARINI AŞIRI PAHALI BULAN" kişilerin üzerinde etkili olur. Bakalım: deneyeceğiz, bekleyeceğiz ve göreceğiz...Bu arada yeni bir bilgisayar almak konusunda bazı şüpheli düşüncelerin var galiba. Yeni bir bilgisayar almak istiyorsan veya yeni bir model, önce oturup ne yapacağını kendine sorman gerekiyor. Bu çok önemli bir durum. İkincisi, Teknoloji geliştikçe bilgisayar modelleri de devamlı gelişecektir. Bu kaçınılmazdır. Bende ilk C-64'ü aldığımda "bu süper bir makine dünyada daha iyisi yok, hayatta satmam

Şu sıralar iğrenç kan kokuları alıyorum. Başkasını da almam" diyordum. Sonuçta A500'ü bir gördüm ve anında 180 derece değiştim (tabii hemen olmadı bu, biraz düşündüm ama sonuçta muhafazakar davranmak her zaman yararlı olmuyor, özellikle teknoloji açısından durum böyle. Bugün "daktilomu çok seviyorum onu hiçbir şeyle değişmem" diyen bir senarist bile en son bilgisayar teknolojisini kullanıyor). Sonuç olarak bir makineyi aldığında her zaman bir adım sonrasını düşünmen gerekiyor. Çünkü Teknoloji hiç bağlılık, duygusallık, iyi makine gibi şeyler dinlemeden gelişiyor. Bu gelişen teknolojiye ayak uydurmaktan başka çaremiz yok. Şimdi biz A4000'i Home Computer olarak tavsiye edemeyeceğimize göre şu anki en iyi "Home Computer" olan A1200'ü tavsiye ediyoruz. Bundan sonra yapacak olan tüm programlar bu bilgisayarda tasarlanacağı için böyle davranıyoruz. Şunu kesin kez anlamak gerekiyor: Artık A500'lerin devri kapanıyor. Bu bir anda gözle görünen bir şekilde olmuyor ama 1 sene sonra durumu tahmin etmeye çalışın. Evet bütün bunlardan sonra sayın Şanser, artık bir A1200 almak için biraz düşünmen ve biraz da paran olması gerekiyor. Fakat onun da bir sene sonra eskimeyeceğine garanti kimse veremez. Teknolojiyi yenemeyiz, durduramayız. Ayak uydurmaktan başka çaremiz yok. Bu arada Escom eski A500'leri alıp, yeni A1200 vermeyecek, Bu kurt taktiğini ancak böyle reklamcılıkla uğraşanlar düşünebilirdi zaten, bravo. Player Manager 2 beni birçok yönden hayal kırıklığına uğrattı. Geçtiğimiz sayıda Omay tarafından bir açıklama var bakabilirsin. Player Manager 2'nin A1200 versiyonu da hazırlanıyor haberin olsun. Gönderdiğin yazı çok çok güzel bir yazı. O yazıyı şimdi PC'deki 2-3 grafiğe kanıp ondan sonra "ben niye Amiga'da ki gibi bunu böyle yapamıyorum" diyen zat'lar için uyarlamak gerekiyor. Böyle bir yazı yazarsan dergide yayınlarım. Evet Şanser mektubun için teşekkür ediyorum ve daha çok mektup bekliyorum. Hoşça kal.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.