Gameshow sayı 65, sayfa 32

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 32

yüzyıllar boyunca hep bir şeyleri yönettiler. Krallıkları, şirketleri, devletleri yani aslında insanları yönettiler. Yönetimlerin en zorunu da yaptılar, kendilerini yönettiler. Bizler yönetme olgusunun en zorunu biliyoruz. Kendimizi nasıl yöneticeğimizi. Ama ya bir devlet ya da bir takım nasıl yönetilir? Bunu bilmiyoruz. Bunları da oyunlar sayesinse az da olsa eğlenceli bir şekilde yaşıyoruz. Ama bizim aldığımız kararların acımasızlığı bilgisayarın power tuşuna bastığımız an yok oluyor. Ya gerçek yöneticilerin aldığı kararlar, onların kararlarının sonuçları bir anda yok oluyor mu? Bu sorunun cevabı ne yazikki hayır. Oyunların belkide en güzel yönü bu, yaptığımız hiç bir hareketin sorumluluğunu taşımıyoruz. Save ve load seçenekleri aldığımız hatalı kararların kötü sonuçlarını ortadan kaldırıyor. Peki bu hayatta böyle mi? Yani yaptığımız bir hatanın değişmesi için zamanı geri alıp hatamızı ortadan kaldırabiliyor Muyuz? Ne yazikki hayır. Çünkü bunun adı yaşam. Yaşamın save'i olmaz. Tabi bunu hepimiz biliyoruz. Ama oyunlarda olması bölümleri geçmemiz için bir zorunluluk öyle değil mi? O zaman bunun eğlencesi nerde. Save'i olan her oyunu bitirebileceğimizi bilmek ve bunu yaptığmızda bunları bile bile oyundan keyif almak, bitirdim demek niye? Bunun cevabını bilmiyorum. Bunun bencesi yok kafamda. Sadece başardığım için mutluyum, buna giden yolun ne olduğu önemli değil. Hırslarımızı sanal dünyada kurduğumuz takımın şampiyonluğu için harcarken, birileri bizim oynadığımız takımı şampiyon yapıyor. Aslında en kötüsü ne biliyor musunuz? Bütün bunların farkında olupta hala yerinden kalkmayıp kurduğum rüya takımın başarısı için çabalamak. Peki neden yerimden kalkıp mücadele etmiyorum ya da etmiyoruz. Bununda sebebi çok açık: mevcut hırslarımızın karşılığını az bir çabayla sanal dünyada öylesine alıyoruz ki, bilgisayarı kapattığımızda masadan muzaffer bir komutan olarak kalktıktan sonra mücadele etmek için gerek duyduğmuz hırsın onda birini içimizde hissetmiyoruz. Çünkü sanal düşmanlarımızı yok etmek adına tüm hırsımızı harcamış oluyoruz. Neyse sanırım harekete geçmediğimiz sürece bunların farkında olmak, bunları konuşup insanlığı kurtarmak züğürt tesellisinden başka bişey değil, Artık oyun tanıtımına geçsek iyi olucak sanırım. Oyun 2002 sezonuna ait ilk managerlik oyunu. EA sports ardı arkası kesilmeyen serilerine devam ediyor. Bundan önceki sezonun oyunu olan Football Manager 2001'e göre çok büyük değişiklikler içermiyor. Fakat The Manager havası taşıması ve oynanabilirliğinin kolaylığıyla göz dolduruyor. Menülerin Manager 2001'e göre elden geçmesi güzel olmuş. First team, reserves, youth, ordes, formation gibi sürekli el altında olması gereken menülerin elimizin altına indirilmesi oynanabilirliği biraz daha yükseltmiş. Menü seçeneğinin karmakarışıklığının sadeleştirilmesi çok iyi olmuş. Bana kalırsa oyunun tek eksiği çok fazla daraltılmış olması. Yani 8 ülke ligi ile sınırlardırılması oynayan kişiyi biraz sıkıyor. Dilerseniz (aslında bunun sizinle pek bir alakası yok) Oyunun oynanışını ve menülerini tanımaya başlayalım. Oynayan kişi kendine bir takım seçtikten

Özgür AKPINAR sonra Start Game ile oyuna girer kikiki ... Gelen maillere cevap verdikten sonra ana ekranda 9 menü görüyoruz. First Team: İlk onaltıyı incelediğimiz menü. Reserves: Kadroya giremeyen oyuncularımızı izlediğimiz menü. 1st&res: Tüm kadroyu gördüğümüz menü. Youth: Henüz yaşı gelmemiş tüyü bitmemiş gelişmekte olan genç oyunculara ulaştığımız menü. İlerde anlatıcam bence genç oyuncular çok önemli. Orders: Burada serbest vuruşları, kornerleri, penaltıları kullanan kişileri belirliyoruz. Bunun yanısıra takımın agresiflik durumunu da değiştirebiliyoruz.Ama bu çok dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi. Sebebini de şöyle açıklayayım, agresiv oynadığımızda kart görme olasılığımız artarken aynı oranda top kapma oranımızda artıyor. Bu yüzden aralarındaki dengeyi çok iyi belirlemelisiniz. Ayrıca bu menüden topla ve topsuz alanda uygulayacağımız genel oyun taktiklerini verebiliyoruz. Hatta her oyuncuya ayrı ayrı neler yapması gerektiğini söyleyebiliyoruz. Statistics: Tüm oyuncularımızın istatistiklerini inceleyebiliyoruz. Bu menü şu yüzden çok önemli; bütün takımı görüp ideal 11'i kurmamızda inanılmaz yardımcı oluyor. Ayrıca hangi futbolculara idmanlarda ne yaptıracağımıza da burdan karar verebiliriz. Formation: Takımın sahaya

- "Size söylüyorum Ronaldo çok ünlü olacak.

Keşfettim onu!” -Al

Demirel

- "Birisi şuna Premier Manager'in 1996 versiyonunu artık oynamamasını söyler mi acaba?" -MEG

3 OYUNLAR

MN, mi acaba?” iğ yayılma taktiğini belirliyoruz. Bize sunulmuş taktiklerin yanısıra kendi ide yaratıp kullanabiliyoruz. Benim oynadığım taktik 4-4-2 idi, Sebebi İngiliz ekolü olan bu sistemde stoper mevkine birini kaydırdığın an defans güvenli sağlıyor oluşun. Ayrıca forveti ikili kurmaktansa arka arkaya olmalarını tercih ediyordum. Training: Takıma idman yaptırdığımız menü. Bu menü biraz değişmiş. Eskiden yüklenmek istediğimiz oyuncunun yanındaki boost seçeneğine basarak oyuncuya random bir şekilde yüklenirdik. Şimdi oyuncunun hangi becerilerinin artmasını istiyorsak onları seçerek ya yardımcımızın ü yada bizim kontrolümüzde seçtiğimiz skill'leri yükseltebiliyoruz. Burda öncelikle yapılması gereken, oyunun bu bölümünü iyice kavrayana kadar çalıştırma görevini yardımcımızın ellerine bırakmak. Çünkü bilinçsizce yapılan ağır idmanlar sonunda iyi oyuncularımızı uzun süreli sakatlayabiliyoruz (nerden mi biliyorum?). Sauad: İlk onaltıyı ve kadro dışı oyuncularımızı karşılıklı izleyebildiğimiz tabloya ulaşmamızı sağlıyor.Aynıca bu menüde oyuncuları karşılaştırarak ideal 11 kurabiliriz. Çünkü şunu unutmamalıyızki kadroya giremeyen her oyuncu kötü değildir. Belkide sistemimiz oyuncuya hitap etmiyordur. Bu menülerin dışında sağ üst köşede yer alan menu, sguad, e-mail ve next ikonlarının tanıtımına gelince...

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.