Gameshow sayı 51, sayfa 98

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 98

(Odam kireç tutmuyor, umudu karmayınca.. | Akşamın yedisi, yazar Can Kantarcı'sı ve dışarıda sağanak yağmur yağıyor. Ve sen bir kere daha, Fantazya'ya hoş geldin.

Y: Zonguldak'ın Çaycuma'sı, ay yazın Temmuz'u, saat

Rahmanhan, alıver oğlum okuyucunun elindekileri. Sıcak bir köşe göster, otursun. Üstüne de bir şey ver, ıslanmış çok, kurulansın.

Heyecanlı mısın? Mide kasların büzülüyor mu? Kan dudaklarından çekilmeye başladı mı? Fantazya'nın ne olduğunu öğrenmeye hazır mısın? En azından böyle farz ediliyorsun.

Michael Ende'nin Bitmeyecek Öykü'sünde geçen dünyadır Fantazya... Bu dünya sınırsızdır, daha doğrusu tamamen Öykü'yü okuyanın sınırlarıyla, yani onun hayalleriyle sınırlıdır. Bir çeşit masal dünyasıdır Fantazya. İçinde her türden yaratığı, her türden coğrafi şekli, her türden düşünceyi ve duyguyu barındırır. Fantazya'ya herkes gidemez. Kitapların zaman kaybı olduğu düşüncesini güden ve aptalca değerlendiren insanlara kapalıdır burası. İnananlar ise zaten nasıl gideceklerine dair yolu bulmayı bilirler.

Biraz daha somuta dönersek, Bitmeyecek Öykü, Bastian Balthasar Bux adındaki on yaşlarındaki bir çocuğun “kurtuluş"unu anlatıyor. Annesi birkaç sene önce ölmüş, babası ise onun acısından kurtulamamıştır. Bu yüzden Bastian'la da hiç ilgilenmemektedir. Bastian tombuldur ve pek de düzgün tipli değildir, derslerinde ise başarısızdır. Okuldaki arkadaşları ise onunla devamlı her yönüyle alay etmektedirler. Bütün bu üzüntü, acı ve kaybedilmişlik duygusu içinde, Bastian'ın sadece bir tutkusu vardır: Kitaplar. Hayal gücü çok geniştir onun ve okuduğu şeyleri kafasından canlandırabilme yeteneği çok gelişmiştir. Bu yüzden kendi kendine birçok hikayeler yaratmakta ve etrafındaki bunları dinleyecek kimsesi olmadığı için de kendi kendine anlatmaktadır. Tabi bu konuda da ayrı bir alay konusudur arkadaşları için. Bastian yine bir gün bu itilmişlik ve yalnızlık duygusu içerisinde bir kitapçıya dalar ve orada Bitmeyecek Öykü adında bir kitaba rastlar. Kitap onun ilgisini o kadar çeker ki kitapçı arkasını döndüğü anda kitabı alır ve okullarının izole edilmiş, herkesin unuttuğu tavan arasına kaçar. Böylece Bastian'ın Bitmeyecek Öykü'sü de başlamış olur..

Kitabın yazarı Michael Ende, 1929 Almanya doğumlu ve bir Alman. Dolayısıyla yazarımızın adını Maykıl diye değil, aynı Sechumi gibi Mihael şeklinde okuyoruz. Babası Edgar Ende, resimleri bir süre sonra Nazi'ler tarafından yasaklanan sürrealist bir ressam. Annesi ise Loisa adında bir fizyoterapist. Michael Ende yazarlık yapmaya başlayana dek aktörlükten direktörlüğe, kabareler için senaryo yazarlığından film eleştirmenliğine kadar birçok iş yaptı. Adının duyulmasını sağlayan ilk hikayesi çocuklar için olan Jim Knopf ve Motor Sürücüsü Lukas (ben çevirdim.. ismi yani kitabı değil). Bu ilk hikayenin Almanya çapında çok beğenilip popüler olmasından sonra Jim Knopf serisini çıkarttı. 1973 yılında dünya çapında tanınmasını sağlayan ilk romanı Momo yayımlandı (bu da ayrı bir hikayedir, başka bir zaman anlatılacak). Bundan altı sene sonra ise gelir gelmez olay yaratacak olan Bitmeyecek Öykü yayımlandı. Yayımlanmasıyla beraber Ende gelmiş geçmiş en popüler yazarlar arasına girdi. Ne var ki, bütün bu popülerliğinin aksine Ende biraz tutucu ve utangaç kaldı. Hatta Momo ve Bitmeyecek Öykü'nün 1980'de aynı anda best seller olmasından sonra çok üzerine gelinmesinden dolayı bir çeşit ruhi travma geçirdi. Ende 1995

Can Kantarcı yazında mide kanserinden dolayı hayata veda etti. Bitmeyecek Öykü'nün filmi de çevrildi fakat Ende'nin kendi senaryosu kullanılmamasından dolayı Ende'nin itirazlarına maruz kaldı. Bu filmi bir şekilde izleyebilmiş olan, en azından edinebilecek olan varsa bana ulaşmasını istiyorum.

Bitmeyecek Öykü'nün dünya çapında beğenilmesini sağlayan başlıca neden gerçekten HERKESE hitap etmesi. Kitabı diğer kitaplardan ayıran ilk özellik, bir “öykü içinde öykü" olması, “Öykü içinde öykü" yeni bir kavram değil. En basitinden örnek vermek gerekirse Alice Harikalar Diyarı'nda bile bu türe basit bir örnektir. İşte, Bitmeyecek Öykü'yü bu türdekilerden de ayıran en büyük özelliği, kitabın baş ve iyi karakteri, antagonisti Bastian'ın, bir süre sonra kötü karakter olması, yani protagoniste dönüşmesi. Bu dönüşüm sürecinde de Kitap birçok şekilde anında veya sonradan farkına vardığımız dersler veriyor ve baştan sona bir yaşam felsefesi sunuyor okuruna. “Ne istiyorsan onu yap." Kitabın bize öncelikle empoze etmeye çalıştığı şey bu. Fakat buradaki “ne istiyorsan”a çok dikkat edilmeli. Bu noktadaki gerçek (bakın, doğru demiyorum) istekler bizim kurtuluşumuzu sağlayabileceği gibi, sahte istekler yok olmamıza neden olabilir. Ve bütün bunlar sırasında, ümit etmenin, insanın umudunu hiçbir zaman kaybetmemesinin önemini de çok güzel biçimde anlatıyor. Fakat bence Ende'nin asıl vermek istediği başka bir şey var. Romanın sonlarına doğru Bastian'a çok önemli bir söz söyleniyor: “Sen hep başkası olmak istedin. Hiçbir zaman kendini değiştirmeyi denemedin.” Gerçekten de bunun doğruluğunu anladığınızda, kitabın da asıl amacını kavramış bulunuyorsunuz.

Birkaç not eklemek gerekirse: Yazarın anlatımı çok sade, başlarda biraz sıkıcı gelebiliyor fakat sonraları alışıyorsunuz, Herkese hitap edebilmenin bir gereği olduğundan böyle. Yazar, Bastian karakterini, zatürreden kaybettiği çok sevdiği bir arkadaşından esinlenerek yaratmış. Tolkien severlerin ilgisini çekecek bir nokta ise, Fantazya'da Morgul adında bir yer olması. Kitap Kabalcı Yayınevi'nden okuyuculara sunulmuş.

"Son"a geldik bir kere daha. Şu kalan birkaç kelimelik yeri de kendimle alakalı bir açıklamayla bitireyim: Benim adındaki mail adresim neredeyse son beş ay boyunca hizmet dışı kaldı ve bu süre içerisinde oraya gelen mail'lar da silindi. O yüzden attığınız mail'ları tekrar atmanızı istemek durumundayım. Kendinize iyi bakın...

| sevda baştan gitmiyor, sarılıp yatmayınca .. |

11 4 oVerDoSe

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.