Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 97
STV'deki MegaByte programını izledim. Engin'i göremedim ama bil bakalım kimi gördüm? Biraz ipucu vereyim “Zebani”yi gördüm (ay ipin ucunu biraz fazla kaçırdım.) Program boyunca suratımda aptal bir gülümsemeyle seni senin saçların uzun değil miydi? Ayrıca daha tombul biri olarak düşünüyordum seni. Yani diyeceğim o ki...yakışıklı bile sayılırsın!? Engin niye yoktu Onun yerine Ali (yeni yazar) vardı. Yalancı Engin... Zeb: Engin askere gittiğinden dolayı mecburen program sunuculuğunu içimizde tek doğru düzgün tipi olan Ali'ye verdik. Onun da sürekli sözünü kesti esas sunucu Ümit (dövdüğümüzü tekrar söyleyeyim mi? ehe, Aa Ümit abi buradaymış. Yok abi sallıyorum, seni dövmek mümkün mü?), Ben yakışıklı değilim Levent, dürüst olmak lazım, Evet şişmandım, biraz zayıfladım (aerobik kasetleri), saçım uzundu 3 yıl önce kestim (berber kasetleri, ehe). Bir de o zaman görseydin beni acaba ne düşünürdün :)). Bu en medeni halim (espri yok!). Öf be, bayağı konuşmuşum. Ben gideyim. Dinlediğin için sağ ol. Artık birilerini dinleyen insanlar pek kalmadı nede olsa... Levent Arslan Zeb: Aslında çok konuşmadın Levent, ben kestim maili biraz, eheh. Bu mail kesme muhabbeti nereden çıktı yahu? Ben asla kesmem maili, hiç olmaz, aksini ispatlayana diet kola vereceğim (yalan! yalan!). Evet sana bir mesaj vereyim... aaa! kesmişim :)
üzerine direkt (eski atari olarak) köşeyi okumaya daldım (ne bileyim senin yazdığını! vay be) okudum ve İmza Polat (o zaman zebani nickin yoktu galiba) Acayip mutlu olmuştum. Kim bilirdi ki Polat'ın dergiyi ahtapot gibi ele geçireceğini? :) Zeb: Bir dakika! bir dakika! Dergiyi ahtapot gibi ele geçirdiğimi nereden çıkardın (Dergi zaten benim dermişim). O zaman Amiga piyasası can çekişiyordu ama hala vardı. Teklif ettiler yazar mısın diye? Zaten arkadaşlarım hepsi, iç içeydik. Bende yazanım neden olmasın? dedim. İşte o zamandan bu yana dergide kaldım. Gerisini zaten biliyorsun. Bu dergi benim, ehe!
vor
SORU: Dergiye girdiğin ilk vakitler Murat “Mac” Adanç'ın köşesi MACBETH son sürat devam ediyordu, senin, bu köşe benim olacak (hrr) gibi bir hırsın var mıydı? Daha sonraları Mac niçin dergiden koptu? (yoksa seni çekemedi mi nedir? ayrıldığına dair hiçbir fikrim olmadığı için sana absürt gibi gelebilir bu sorular ama öyle işte) Zeb: Bu konuda bir açıklama yapmak gerek, kafalarda yanlış düşünceler oluşmasın. Çünkü daha önce birçok kişi böyle düşünüp huzur kaçırdı. Murat Adanç'ın yaptığı işe her zaman saygım vardır. Hiçbir zaman “köşesini ele geçirmeliyim” gibi bir düşüncede ya da hırs içinde olmadım. Zaten bende hırs filan ne arar! Murat o zamanlar dergiyle sorunları olduğu için ayrıldı (Şimdi yok, buzlar eridi! Her ne kadar beni sevmese de selamlarımı yollayayım), Ve köşeyi yapmam için bana yine arşivleyen insan hiç yok ki? Sadece satıp ticaret yapan insanlar bunlar. Oyun ruhu yok yani adamlarda, Neyse yine çok güzel bir dergi ve yenilikler gelmiş, kutlarım... Zeb: Duydun mu eeee, yani o oyunları o kadar çok isteyen varki, isim verilemez bile. Evet Aykut Deli Lord arkadaşımız güzel hizmetler arz ediyor, İlgilenelim. Hatta sitesine uğrayıp ne var ne yok bir göz atarsanız daha fazla şey bulabilirsiniz. Dergiye övgülerin için teşekkür ederim, daha da güzel olacak, işlem sürüyor. Ve sonunda: Polat seninle tanışmayı (herkes gibi galiba?) gerçekten çok istiyorum ama Kamer'e gelip seni bulamama oranım sanırım 299.9 olduğundan inşallah bir gün diyor ve KAL(ın) SAĞLICAKLA ile bitiriyorum... Aykut “Madlord” Karaman Tüm oyun, albüm vs. listeleri için <http://welcome.to/madwarez> Zeb: Benimle tanışmak Kamer'de mümkün ama pek orada bulunamıyorum şu sıralar. İleride daha çok olacağımı umuyorum, Yine de bir telefonla yokla, eğer oradaysam gel tanışalım, konuşalım (diet kola kuralına sadık kalman şartıyla). Son mesaj vermek isterdim ama karnım acıktı yapamayacağım, zaten ne olduğunuda unutmuştum hatırlarsan ne böyle yahu!)
koa kisa kisa kisa.
inanılmaz uzundu, Aydın (seninki de), Erdem Genç, Umut Uyanık, Faruk Sarıhan, Erdem Umut Orhon, Tahir Mansur, Deniz Gödekoğlu,
Evet Zebani selam, Yayımla veya yayımlama yeter ki cevapla (bir cevaba layık olur umarım) Aslında sormak istediğim pek fazla bir şey yok (en azından oyunlarla ilgili, oyun dergisiyiz ya :)) Sayı 6'dan beri takip ederim Gameshow'u (sen yoktun o zamanlar ama başka yerlerdeydin ben bilirim; devamı ileride). Arada sıkıştırayım bu ilk 5 sayıyı nereden bulurum? Yanıt olumsuz ise DUYURU: Gameshow'un ilk 5 sayısı ARANIYOR! Derginin ilk sayıları bir-yay ile her yere ulaşamadığı için belli başlı bilgisayarcılardan alabiliyorduk, bende kaçırmışım işte. Bayağı uzattım yahu girişi. Neyse; demek ki ilk mektubu (değil artık maili) yazmak bu vakte nasipmiş. Olsun. Zeb: Tamam merak etme yayınlıyorum. Gameshow'un ilk 5 sayısını bende arıyorum. Elinde olanlar varsa fahiş bir fiyata alabilirim, ay yok, makul bir fiyat demek istedim ağızdan kaçtı bir kere, kendi kuyumuza düştük. Olsun daha önce de çok düştüm kendi kazdığım kuyuya. Tamam kapatıyorum parantezi. Başkasının ipi...ehe). Evet Arkadaşlar Aykut derginin ilk 5 sayısını arıyor, yardımcı olun lütfen. Ben olmak isterim ama fahiş bir rakam, sustum: Sayı 23; sayı 22'de belirtilen 'gelecek ay A4 olarak çıkıyoruz' haberinden sonra dergide yeni köşeler, yenilikler olacağı kesindi. Ocak '97 tarihinde artık A4 Gameshow karşımızdaydı ve kapakta da belirtildiği gibi 'AMIGA KÖŞESİ hizmetinizde' (gerçi şimdi yok ama), haberi
Mephisto, Uğraş Ergün, Bircan Copur, Caner Baydemir, Cem Diker, Akın Şenel, Çağlar Çetinceviz, Özgür Tetik, Şule Albayrakoğlu, Burak Sarıhan, Can Uyanık, Gürkan Okat, teklifte bulunuldu. Verdiğim cevap aynen şu oldu. “Bakın bu çok riskli bir teklif, Murat'ın sevenleri var ve onlar yeni birisinin gelmesini hoş karşılamayacaklardır. Öyle şeyler söyleyecekler ki hem benim hem de sizin huzurunuz bozulacak, ben bu riski alamam” dedim ama o zamanki yönetim aynı, ehe) birkaç ikna turunu başarıyla atlattı ve sonuç ortada. Overdose'un ilk şekli kimlik sancısı içinde ve Murat'ın bıraktığı yerden devam eden bir görüntüdeydi (yine hakaretler edildi bana bu yüzden, hala ediliyor). Bu bir kaç ay sürdü. Esas kimliğini ise Ek olunca kazandı. Tarzı yerine oturdu ve bugüne geldi. İşte o uzun ve yıpratıcı günlerin özeti bu kadar. Hoşçakalın :)) SORU: Temmuz 2000 sayısında tekrar dergiden ayrı ek olarak çıkman güzel olmuş. Hemen okudum tabii, Birkaç hususu açayım bu sayıda; a) Bir arkadaş BALDUR's GATE oyununun expansion pack'i olan TALES OF THE SWORDCOAST'u arıyormuş, sende bulman çok zor falan demişsin. Haklısın tabii piyasada bulmak imkansız ama BENDE var tabii ki. Arkadaş benimle irtibat kurabilirse hemen ona yollayabilirim... Zeb: Evet güzel bir davranış. En yakın zamanda seninle irtibat kuracağım ehe (ben arıyordum onu!) Duydun mu Mertan Deniz isteyen). Aykut sana yardımcı olmaya hazır, bir irtibat kur istersen. Yoksa ben kuracağım :) b) Bir diğer okurda, eski Gameshow sayılarındaki oyunları nereden bulabilirim diye sormuş. Ben yine benden bulabilir diyorum. Oyun arşivim bayağı bir geniştir. Zaten piyasada oyunları
Mail gönderen arkadaşlara teşekkürler...
Ali Soğancı, Görkem Akar, Turan Sönmez, Sinem Güçlü, Death Knight, Erdem Erkılıç, İlkay Kalkan, Trail Blazer, Crash Override, Kıvanç Kaya, Samican Tandoğan, Medix
(Evet dostlar işte bu ayın sonu. | Bir şeylere başlamış da olsak bir yerde son nokta hep olmak zorunda. Ama şimdilik buna son nokta demeyelim de üç nokta diyelim... Önümüzde ki aya kadar üç noktanın gerisini tamamlamak için tekrar burda olacağım. Eleştirilerinizi, mektuplarınızı ya da maillerinizi bekliyorum. Hayallerle dolu tabutum...stop... Ç Pp overDose 13
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 96
-Hikaye'ye mail göndermeyi unutmayın
Hikaye'ye mail göndermeyi unutmayın
Yine saçmaladın Polat). Son mesaj vereyim mi sana: Ama çok yoruldum yazmaya üşeniyorum. Doğal karşılamak lazım bunları di mi?
Kamer'in evrendeki en iyi bilgisayarcı olduğunu söylemiş miydim?
Hain Zeboş... Haziranda mektubunu yayınlayacağım demiştin Temmuz dergisinde çıkar dedim ama yok... yoocoook. Bana yolladığın mailde biraz uzun olduğunu ve yayınlamak için bir miktar kırpmak gerekeceğini söylemiştin... Aferin sana bayağı güzel kırpmışsın, kırpa kırpa geriye bir şey kalmamış ve benim mailimi yayınlamamışsın... Neyse sorun değil diyeceğim ama sorun çünkü birçok soru sormuştum ve cevabını dergide bulacağımı ümit ediyordum. Dergide çıkmadığına göre en azından bir mail atıp cevaplarsan sevinirim... Çok geniş kapsamlı bir maildi, donanım, yazılım, oyun, FRP&Magic ile ilgili birçok soru vardı... Sonradan Magic The Gathering ile ilgili sorular içeren bir mail daha yollamıştım onu da cevaplamadın. İnadına yine yazıyorum... soru sormak için değil; kısa bir anımı anlatmak için... Zeb: Eheh! Kırpma işlemini biraz fazla kaçırmışım galiba (arsızlık yapma bari Polat!) Walla gönderdiğin mailler kayboldu (Yalan söyleme bari Polat). Tamam, şakayı bırakıyorum ve özür diliyorum, Sanırım unutkanlığa geldi. Özürümü kabul ediyor musun? Sağ ol.
D.Bakır'dan görevli olarak Ankara'ya gitmiştim... sabahın köründe Kızılay'da dolanıyorum gazeteciler kapalı, yalnızca çöpçüler önceki gecenin izlerini yok etmeye çalışıyorlardı... çok tanınmış bir kitap evinin (reklam olsun D&R) önünde bekliyordum ve vitrine bakıyordum... bir minibüs yanaştı ve arka kapısı açıldı... adamın biri içerideki paketleri kitapçının önüne fırlatmaya başladı... birden bir paket gözüme çarptı kapak sayfasında Diablo 2 ile ilgili bir şeyler yazıyordu... paket birkaç takla atarak ayaklarımın dibine düştü, işte iki aydır beklediğim dergi önümdeydi... paket bir takla daha attı ve arka kapak göründü Overdose bağımsızlığını ilan etmiş; ama kitap evi kapalıydı... ben ise o dergiyi istiyordum, bekliyordum... bu ay farklı bir heyecanla çünkü her zamanki samimi içeriğin yanı sıra beni yakından ilgilendiren bir şeyler olacaktı o dergide... 40 yıllık dost gibi kendime yakın gördüğüm Zebani mektubumu bu sayıda cevaplayacaktı... sonunda kitap evi sahibi geldi, adam siftahını daha kapıyı açarken bir GAMESHOW satarak yaptı ! Eminim o gün onun çok bereketli geçmiştir !!! Hemen derginin paketini parçaladım ve bir kafeye oturdum kendime sade bir nescafe söyledim ve bağımsız Overdose'un sayfalarını çevirmeye başladım... o da ne ? Yoktu... mutlaka atlamışımdır, karışık sayfa düzeni içinde gözümden kaçmıştır dedim tekrar baktım, tekrar... tekrar hüzün... aldatılmıştım... 40 yıllık dostum bildiğim Zebani (bilerek yanlış yazdım, düzeltme!) beni arkamdan hançerlemişti. Temiz duygularımla oynamış, gösterip vermemişti Yine de derginin sıcaklığıyla teselli buldum, olsun dedim mutlaka çok fazla mektup gelmiştir (!!!) ve benimkine yer kalmamıştır, bir dahaki sefere yayınlar dedim ve dergiyi oracıkta hatim ettim... Diablo Ekini dikkatle inceledim çünkü yıllardır beklediğim bu oyunu da o gün, o sabah almıştım...
Dergi yine çok güzel. Sana yolladığım mailleri de silmediysen mail yoluyla cevaplamanı rica ederim.
Zeb: Walla gösterip vermediğim çok insan var. Temiz duygularıyla oynayarak kirletip attığım, aman ne diyorum ben be! Yok yok, gerçekten de talihsiz bir unutkanlığın kurbanı olmuş mailin. Bak bunu yayınlıyorum (hem gösterip, hem veriyorum; cevapları yani). Dergi gittikçe güzelleşiyor ve inanıyoruz ki daha da güzelleşecek. Birkaç eksiğimiz, hatamız var: Hepsini düzeltmek için uğraşıyoruz.
Biraz geç kalınmış bir cevap oldu, tekrar kusura bakma diyorum Ve bu mailin de inanılmaz uzun olmuştu ve bazı yerlerini kesmek durumunda kaldım, umarım anlayışla karşılarsın. Overdose'un sayfa sayısı arttığında her şey daha güzel olacak... Bana ve bize olan inancını kaybetme der mesaj vermeden kaçar giderim (Kapı çalındı da; kim acaba?)
Selam POLAT; Gel yanıma, şöyle rahat bir yere otur ve beni dinle... Tamam, beni tanımıyor olabilirsin ama merak etme sana zarar vermem. Sadece biriyle konuşmak istedim ve aklıma sen geldin. Sorun yok değil mi? O zaman biraz sus ve dinle beni! Zeb: Ehem! Şey aslında... Pekala susuyorum ve dinliyorum. Sanırım önemli şeyler söyleyeceksin
1) Dergimizin yeni hali güzel olmuş. Sizi tanıyan (kişisel olarak değil) biri olarak diyebilirim ki, kötü olamazdı zaten. Bunu yağcılık olarak düşünmeyin. (Polat sen zaten düşünmezsin de, ben bu şekilde düşünme potansiyeline sahip insanlar için söylüyorum.) Bu bir seviye meselesi. Sizin yeteneklerinizi ve zevklerinizi az-çok biliyorum ve belli bir seviyenin altına düşmeyeceğinizi söylemek için iki kere düşünmeme gerek yok. Zaten dergimizin az satmasının sebebi kötü veya yetersiz olması değil. GAMESHOW yaşayan bir varlık. Hem de zeki ve özgür. Hepinizin (hepimizin)
toplamından oluşmuş. İyi ve kötü yönlerinizi (yönlerimizi...hep bu şekilde, artık yazmayacağım) almış bir varlık. Zekasını ve özgürlüğünü sonuna kadar kullanıp düşünen, sorgulayan, acı çeken, mutlu olan bir İNSAN. Hayır, abartmıyorum. Ben GAMESHOW'a bakınca renkli bir kağıt parçası görmüyorum. Polat'ı görüyorum, MEG'i görüyorum, Mert'i, ve diğerlerini görüyorum. İşte insanlar buna sinir oluyorlar; kendilerinden daha canlı, daha fazla düşünen bir kağıt parçasına dayanamıyorlar. Dünyanın değişkenleri içinde kaybolmuş durumdalar. Bunu yüzlerine çarpınca da, seslerini yükseltip sizin sesinizi bastırmaya çalışıyorlar. Normalde bu insanlara hem biraz acır hem de biraz gülerdim ama bu durumda gülemiyorum çünkü burada söz konusu olan şey onlar değil GAMESHOW. Her ay derginin çıkıp çıkmayacağını huzursuz bir merakla bekliyorum. Size bir önerim olacak. Allah korusun dergi mali nedenlerden dolayı kapanırsa, dergiyi az sayıda ve fotokopi olarak basın. O da olmazsa OVERDOSE tek başına çıksın. (Tabii siz “Ulan gençliğimizi harcadık, artık yeter!” demezseniz) Zeb: Walla çok güzel ifade etmişsin, katılıyorum. Bir şey hariç: bizim sesimizi bastırmaya çalışan insanlar olduğunu sanmıyorum. Zaten biz bizeyiz ve dergiyi bırakanlar Gameshow'un düşünen bir kağıt parçası olduğuna inandıkları için bırakmadılar dergiyi. Sadece eskisi gibi düşünmediği için bıraktılar. Gameshow'un eski insani yönünü bulamadıkları için, yeni insani yönünü de sevmedikleri için bıraktılar. Geri dönecekler biliyorum (titre ve kendine gel) 2) Buradan GAMESHOW'u gerçekten seven okuyucularına sesleniyorum. Bir kampanya başlatalım. Şöyle bir ismi olabilir. *Gameshow'u Yayma ve Kalkındırma Kampanyası.” (GYKK). Diğerleri çevrelerindeki tüm insanlara (büyük-küçük demeden) dergiyi okutsunlar ve aldırsınlar. İnanın Türkiye'de bu dergiyi anlayabilecek milyonlarca (tamam attım; binlerce) insan vardır. Bu dergi bunu hak ediyor. (Polat, mektubu yayınlarsan bu bölümü lütfen kesme...) Zeb: İşte Gameshow farkı. Ben bunu seviyorum. Başka hangi dergide var ki bu? Kampanyaya ilk katılan benim Levent. Hatta ben çoktan katıldım. İnsanlar bir şekilde Gameshow'u okuduklarında (daha önce okumayanlar) dergiyi beğeniyorlar ama sayıları çok az. Umuyorum ki artacak. Neydi kampanyanın ismi? ehe, 3) Ehe he ehe...nihohaha...Cumartesi günü Engin'i görmek
Artık. Mail olarak mektup yollama
BeşikTAŞ