Gameshow sayı 51, sayfa 96

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 96

-Hikaye'ye mail göndermeyi unutmayın

Hikaye'ye mail göndermeyi unutmayın

Yine saçmaladın Polat). Son mesaj vereyim mi sana: Ama çok yoruldum yazmaya üşeniyorum. Doğal karşılamak lazım bunları di mi?

Kamer'in evrendeki en iyi bilgisayarcı olduğunu söylemiş miydim?

Hain Zeboş... Haziranda mektubunu yayınlayacağım demiştin Temmuz dergisinde çıkar dedim ama yok... yoocoook. Bana yolladığın mailde biraz uzun olduğunu ve yayınlamak için bir miktar kırpmak gerekeceğini söylemiştin... Aferin sana bayağı güzel kırpmışsın, kırpa kırpa geriye bir şey kalmamış ve benim mailimi yayınlamamışsın... Neyse sorun değil diyeceğim ama sorun çünkü birçok soru sormuştum ve cevabını dergide bulacağımı ümit ediyordum. Dergide çıkmadığına göre en azından bir mail atıp cevaplarsan sevinirim... Çok geniş kapsamlı bir maildi, donanım, yazılım, oyun, FRP&Magic ile ilgili birçok soru vardı... Sonradan Magic The Gathering ile ilgili sorular içeren bir mail daha yollamıştım onu da cevaplamadın. İnadına yine yazıyorum... soru sormak için değil; kısa bir anımı anlatmak için... Zeb: Eheh! Kırpma işlemini biraz fazla kaçırmışım galiba (arsızlık yapma bari Polat!) Walla gönderdiğin mailler kayboldu (Yalan söyleme bari Polat). Tamam, şakayı bırakıyorum ve özür diliyorum, Sanırım unutkanlığa geldi. Özürümü kabul ediyor musun? Sağ ol.

D.Bakır'dan görevli olarak Ankara'ya gitmiştim... sabahın köründe Kızılay'da dolanıyorum gazeteciler kapalı, yalnızca çöpçüler önceki gecenin izlerini yok etmeye çalışıyorlardı... çok tanınmış bir kitap evinin (reklam olsun D&R) önünde bekliyordum ve vitrine bakıyordum... bir minibüs yanaştı ve arka kapısı açıldı... adamın biri içerideki paketleri kitapçının önüne fırlatmaya başladı... birden bir paket gözüme çarptı kapak sayfasında Diablo 2 ile ilgili bir şeyler yazıyordu... paket birkaç takla atarak ayaklarımın dibine düştü, işte iki aydır beklediğim dergi önümdeydi... paket bir takla daha attı ve arka kapak göründü Overdose bağımsızlığını ilan etmiş; ama kitap evi kapalıydı... ben ise o dergiyi istiyordum, bekliyordum... bu ay farklı bir heyecanla çünkü her zamanki samimi içeriğin yanı sıra beni yakından ilgilendiren bir şeyler olacaktı o dergide... 40 yıllık dost gibi kendime yakın gördüğüm Zebani mektubumu bu sayıda cevaplayacaktı... sonunda kitap evi sahibi geldi, adam siftahını daha kapıyı açarken bir GAMESHOW satarak yaptı ! Eminim o gün onun çok bereketli geçmiştir !!! Hemen derginin paketini parçaladım ve bir kafeye oturdum kendime sade bir nescafe söyledim ve bağımsız Overdose'un sayfalarını çevirmeye başladım... o da ne ? Yoktu... mutlaka atlamışımdır, karışık sayfa düzeni içinde gözümden kaçmıştır dedim tekrar baktım, tekrar... tekrar hüzün... aldatılmıştım... 40 yıllık dostum bildiğim Zebani (bilerek yanlış yazdım, düzeltme!) beni arkamdan hançerlemişti. Temiz duygularımla oynamış, gösterip vermemişti Yine de derginin sıcaklığıyla teselli buldum, olsun dedim mutlaka çok fazla mektup gelmiştir (!!!) ve benimkine yer kalmamıştır, bir dahaki sefere yayınlar dedim ve dergiyi oracıkta hatim ettim... Diablo Ekini dikkatle inceledim çünkü yıllardır beklediğim bu oyunu da o gün, o sabah almıştım...

Dergi yine çok güzel. Sana yolladığım mailleri de silmediysen mail yoluyla cevaplamanı rica ederim.

Zeb: Walla gösterip vermediğim çok insan var. Temiz duygularıyla oynayarak kirletip attığım, aman ne diyorum ben be! Yok yok, gerçekten de talihsiz bir unutkanlığın kurbanı olmuş mailin. Bak bunu yayınlıyorum (hem gösterip, hem veriyorum; cevapları yani). Dergi gittikçe güzelleşiyor ve inanıyoruz ki daha da güzelleşecek. Birkaç eksiğimiz, hatamız var: Hepsini düzeltmek için uğraşıyoruz.

Biraz geç kalınmış bir cevap oldu, tekrar kusura bakma diyorum Ve bu mailin de inanılmaz uzun olmuştu ve bazı yerlerini kesmek durumunda kaldım, umarım anlayışla karşılarsın. Overdose'un sayfa sayısı arttığında her şey daha güzel olacak... Bana ve bize olan inancını kaybetme der mesaj vermeden kaçar giderim (Kapı çalındı da; kim acaba?)

Selam POLAT; Gel yanıma, şöyle rahat bir yere otur ve beni dinle... Tamam, beni tanımıyor olabilirsin ama merak etme sana zarar vermem. Sadece biriyle konuşmak istedim ve aklıma sen geldin. Sorun yok değil mi? O zaman biraz sus ve dinle beni! Zeb: Ehem! Şey aslında... Pekala susuyorum ve dinliyorum. Sanırım önemli şeyler söyleyeceksin

1) Dergimizin yeni hali güzel olmuş. Sizi tanıyan (kişisel olarak değil) biri olarak diyebilirim ki, kötü olamazdı zaten. Bunu yağcılık olarak düşünmeyin. (Polat sen zaten düşünmezsin de, ben bu şekilde düşünme potansiyeline sahip insanlar için söylüyorum.) Bu bir seviye meselesi. Sizin yeteneklerinizi ve zevklerinizi az-çok biliyorum ve belli bir seviyenin altına düşmeyeceğinizi söylemek için iki kere düşünmeme gerek yok. Zaten dergimizin az satmasının sebebi kötü veya yetersiz olması değil. GAMESHOW yaşayan bir varlık. Hem de zeki ve özgür. Hepinizin (hepimizin)

toplamından oluşmuş. İyi ve kötü yönlerinizi (yönlerimizi...hep bu şekilde, artık yazmayacağım) almış bir varlık. Zekasını ve özgürlüğünü sonuna kadar kullanıp düşünen, sorgulayan, acı çeken, mutlu olan bir İNSAN. Hayır, abartmıyorum. Ben GAMESHOW'a bakınca renkli bir kağıt parçası görmüyorum. Polat'ı görüyorum, MEG'i görüyorum, Mert'i, ve diğerlerini görüyorum. İşte insanlar buna sinir oluyorlar; kendilerinden daha canlı, daha fazla düşünen bir kağıt parçasına dayanamıyorlar. Dünyanın değişkenleri içinde kaybolmuş durumdalar. Bunu yüzlerine çarpınca da, seslerini yükseltip sizin sesinizi bastırmaya çalışıyorlar. Normalde bu insanlara hem biraz acır hem de biraz gülerdim ama bu durumda gülemiyorum çünkü burada söz konusu olan şey onlar değil GAMESHOW. Her ay derginin çıkıp çıkmayacağını huzursuz bir merakla bekliyorum. Size bir önerim olacak. Allah korusun dergi mali nedenlerden dolayı kapanırsa, dergiyi az sayıda ve fotokopi olarak basın. O da olmazsa OVERDOSE tek başına çıksın. (Tabii siz “Ulan gençliğimizi harcadık, artık yeter!” demezseniz) Zeb: Walla çok güzel ifade etmişsin, katılıyorum. Bir şey hariç: bizim sesimizi bastırmaya çalışan insanlar olduğunu sanmıyorum. Zaten biz bizeyiz ve dergiyi bırakanlar Gameshow'un düşünen bir kağıt parçası olduğuna inandıkları için bırakmadılar dergiyi. Sadece eskisi gibi düşünmediği için bıraktılar. Gameshow'un eski insani yönünü bulamadıkları için, yeni insani yönünü de sevmedikleri için bıraktılar. Geri dönecekler biliyorum (titre ve kendine gel) 2) Buradan GAMESHOW'u gerçekten seven okuyucularına sesleniyorum. Bir kampanya başlatalım. Şöyle bir ismi olabilir. *Gameshow'u Yayma ve Kalkındırma Kampanyası.” (GYKK). Diğerleri çevrelerindeki tüm insanlara (büyük-küçük demeden) dergiyi okutsunlar ve aldırsınlar. İnanın Türkiye'de bu dergiyi anlayabilecek milyonlarca (tamam attım; binlerce) insan vardır. Bu dergi bunu hak ediyor. (Polat, mektubu yayınlarsan bu bölümü lütfen kesme...) Zeb: İşte Gameshow farkı. Ben bunu seviyorum. Başka hangi dergide var ki bu? Kampanyaya ilk katılan benim Levent. Hatta ben çoktan katıldım. İnsanlar bir şekilde Gameshow'u okuduklarında (daha önce okumayanlar) dergiyi beğeniyorlar ama sayıları çok az. Umuyorum ki artacak. Neydi kampanyanın ismi? ehe, 3) Ehe he ehe...nihohaha...Cumartesi günü Engin'i görmek

Artık. Mail olarak mektup yollama

BeşikTAŞ

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.