Soldier of Fortune

DİKKAT

Oyun, her 3 resimde de görüldüğü gibi “gore” filmlerinden kat kat fazla şiddet sahneleri içermektedir. Bu yüzden...

arkadaşlarım). Hepimizin niyeti saatlerce Counter Strike oynamak. İnanın Counter Strike'a başladım başlayalı, hiçbir oyundan zevk alamaz oldum (Q3A hariç, ama onu da oynayan kalmadı arkadaşlarım). Hepimizin niyeti saatlerce Counter Strike çevremde). Aslında çok basit iki takıma ayrılıp, biraz stratejik bir team deathmatch'ten farkı olmayan bu Half-Life modunun eminim en etkileyici yanı gerçekçi ortamlarda ve gerçek silahlarla oynanıyor olmasıydı. En büyük sorun ise CS'nin sadece multiplayer oynanabilmesi ve bot desteği olmaması nedeniyle evlerimizdeki İnternet bağlantısı hızlanana kadar (KabloNET yetkililerinden şikayetçiyim! Acilen benimle kontak kursunlar ayıptır günahtır!) evden CS oynama şansımızın bir kelebeğin benim kadar yaşaması kadar düşük olmasıdır. Uzun lafın kısası “Haftada bir, bilemedin iki defa Counter Strike oynamak atarken resmen imdadıma yetişen bir oyun çıktı, Soldier of Fortune.

Bu kadar abarttığıma bakmayın siz, ben sadece oyunu bitirdikten sonraki ara gaza gelmiş psikolojiyle geçirdim bu yazıyı. Polat da sağ olsun kolaylık yok ben bu gece yazayım. Hazır oyun bitirmiş da yakalamışken bu havayı boşa satfet biraz daha laf salatası yapabilirim. Bi ayın kara - KabloNET, 2-Yabancı oyunların de, ka amal vi MB'ları bile zor g oldum. De z modemimii Soldier 2000 yılının belki de en Soldier of Fortune

Burak BAYBURTLU / evilone@gsmnet.com yundan gerekmektedir. beyinlere ne k yaşta olanlar Ama sanırım bu uyarıya kadar hasar verdiğini psikopatların, im kadar herkes oyunu kimse anlamıyor. Aslında şizofrenlerin, deli ve manyakların kesinlikle uzak durmaları...

çoktan alıp oynamıştır bu oyunu yapanların bile. Halbuki toplum beynini dağıtacaksın huzuru ve sağlıklı (hayır biz iyiyiz!!)

evime KabloNET çekilmesini isteyedurayım, bu ayın diğer kara liste elemanı da dergimize reklam vermeyen oyun distribütörleri. Aslına bakarsanız Türkiye'de kopya oyun gerçeği ile karşı karşıya kalan bu firmalara en büyük desteği biz vermeye çalışırken (vallahi billahi, Kamer orijinal oyun dolu) onlar bize ufacık bir desteği bile çok görüyorlar. Teker teker saymak yerine genel olarak kara listeye aldım hepsini, Tabi dergidekileri benim görüşlerim bağlamaz o ayrı mesele,

HAYATIMDAN BEZDİRDİN BENİ YAZAR PARÇASI! ANLAT ARTIK ŞU Tamam sus... Anlatacağız herhalde! SoF(bundan sonra böyle) tam bir aksiyon oyunu. Şahsi kanaatime göre oyunu görmemek bir kayıp mıdır sorusunun cevabı ise EVET olacaktır. İlla “bol adam öldürmeli FPSsever" olmanız gerekmiyor, çünkü oyun şu güne kadar kullanılmış en gelişmiş motion capture ve iskelet sistemini kullanıyor. Sanırım Half-Life'tan bu yana “gelişmiş iskelet sistemi” “süper moşın kepçır” türü sloganlarla gelen pek fazla oyun yoktu. Kaldı ki oyunda ön plandaki tek öğe: gerçekçilik. Öyle ki arcade havadan uzaklaştırmak amaçlı, deathmatch ayarlarının içinde “gerçekçi hasar almak” gibi seçenekler bile var ki, bu da CS'de gördüğümüz bir özellikti.

Oyunu illa bir başkasıyla karşılaştırmak gerekirse, Half-Life: Opposing Force olmalı sanıyorum. Benim gibi bir FPSsever biri için büyük bir ayıp sayılabilir ama, ben bu oyunu oynamadım. Oynayanlara göre “çok iyi bir eklenti” olan bu oyunu çok beklenen oyunu oynayanlar sanırım aynı tadı yakalayacaklar.

Şimdi biraz teknik konuşalım oyunun konusuna geçmeden önce. Yazılarıma dikkat edenler bilirler, oyunların teknik gereksinimleri üzerinde çok atıp tutarım genelde. Bu oyunda da atıp tutmam gerek çünkü oldukça yüksek sistem gereksinimleri var. Bir kere 233Mhz altı ve 64MB'dan daha az hafızası olan bir bilgisayarınız varsa, oyunu satın almayın! Gerçekten çok zorlanmanın ötesinde çalışmama riski olacaktır. Gidin bir netcafede deneyin, çok vazgeçilmez bulursanız oyunu ona göre upgrade mevzusunu tartışırız. 3D kartınız(OpenGL veya Glide desteği gerekli) olması gerektiğini söylemiyorum bile. Grafik motoru olarak id Software'in Half-Life, KingPin gibi oyunların firmalarına pazarladığı Quake2 motoru kullanılıyor. Ancak aradan geçen zaman nedeniyle motorun geliştirilmesi ve zamane oyun motorlarına ayak uydurması da söz konusu olmuş. Karakter animasyonları konusunda oldukça iddialı bir firma ile çalışılmış: House of Moves. Bu firmanın adını duymamış olmanız çok doğal ama daha önceki çalışmaları arasında NBA2K2000, DeltaForce, Swat3 Rogue Spear, Heroes of Might&Magic 3 gibi tüm zamanların klasikleri yanında benim şu güne kadar izlediğim(daha FinalFantasy8'i izlemedim bunu da hesaba katın) en iyi ara demolara sahip oyun olan Tekken3'ün de bulunduğunu söylersem eminim sizler için yeterli referans olacaktır. Oyunun en iddialı olduğu alana gelirsek, yani modelleme kalitesine, bu iddianın hiç de yersiz olmadığını oyunu yepyeni oyun sistemiyle SOF

The Ghoul Rendering System

GORE ZONES: Her objeye yerleştirilen 26 farklı bölge de sizi gerçekçi bir şiddet bekliyor. Kan çıkması garanti.

Gerçekçilik: Sistemin en büyük özelliği. Vurulan her obje tepki veriyor. Mesela sürünüyor, kıvranıyor...

Kana Kan: İşte oyunun şimdiye kadar yapılan en kanlı oyun olduğunun garantisi

SOF'un iskelet sistemi Half-Life'dan bile güzel olduğunu söylüyorlar..

"oyunun yapımında

John olması büyük oynayanlar hemen fark edecektir. Quake2 motoruna entegre ettikleri GHOUL isimli modelleme tekniği saye:

iyor. EE houl, görsel olarak 3

GHOUL, MOTOR, İSKELET DEDİN KAFAMI İYİCE!!! Aslında pek çok kimsenin bu gibi teknik bilgileri de önemsediğine inandığım için anlatayım dedim. Rahatsız olan varsa mail filan atmasın cevap falan vermem(umursamaz yazar tribi). Oyunun teknik altyapısından bu kadar da kit uğunu kilidi(parental lock) olmadan küçük çocukların körpe beyinlerini çol şekilde kirletebilecek bir oyun, Ateş et silaha ve yere göre adamların kafaları patlıyor(çok gerçekçi bir şekilde), kolları bacakları kopuyor(kemiğine kadar görebiliyorsunuz!!!) hatta gövdesi ikiye ayrılıyor. Sırf bunlarla kalsa yine iyi(kalmıyor ama), bir de ölmek üzereyken kıvranan diz çöküp yalvaran karakterleri düşünürseniz oldukça tehlikeli. Ben buradan uyarıda bulundum sayın veliler, Çocuğunuzun bir psikopat olmaması için bu oyunu oynarlarken şiddet seviyesini düşürün ;)

Bol şiddetli müthiş gerçekçi grafikli bir komando oyunu Oyunun yapımında olarak tutulan John Mullins ise oyunun iz, John Mullins, BM r timlerinin —— çalışan bir paralı asker(ya da Raven Software'e göre danışman). Oyunun yapımı sırasında kendisinin askeri tecrübelerinden modellemeye kadar her alanda destek alınmış John Mullins'ten. Yani oyun boyunca yönettiğimiz kahraman da Duke Nukem ya da Lara Croft gibi “zahiri” kahramanlar değil, gerçek bir paralı asker, John Mullins! Bu özelliği ile sizin ilginizi ne kadar çeker bilmiyorum?

İşte bunca artının yanında oyunda bir sürü de silah var. Bunların hepsi hemen hemen gerçekte de olan silahlar(biri hariç). Ancak isimleri sanki biraz “uydurma” gibi. Buna sebep olarak da telif haklarını gösteriyor oyun yapımcıları. Yurtdışında 50 dolara sattıkları oyunu sanki çok ucuza satıyormuş gibi “eğer silahların orijinal isimlerini kullansaydık çok yüklü miktarda telif hakkı ödemek zorunda kalacak ve oyunu bu fiyatın üzerinde satmak zorunda kalacaktık” diyorlar. Sanırım Türkiye'deki kutulu versiyonu daha ucuza satılacaktır.

Az önce silahlar demiştim, hazır yeri gelmişken biraz bahsedeyim silahlardan. Toplam 12 silah olması nedeniyle bence türünün en zengin oyunu. İşte bu 12 silah:

1) The Pig Sticker: En basit silahınız bir bıçak. Zorda kaldığınızda alternate fire butonuyla fırlatmanız da mümkün. Daha sonra yere düşen bıçakları toplamanız gerekecek çünkü bu silahın mermisi kendisi ve toplam 6 tane var elinizde. Kendisi oyuna avantajdı.

Mullins'in silahı. Düşünsenize 600 metre ötede sakin sakin duran ve sizden haberi bile olmayan bir nöbetçiyi alnının ortasından vurup arkasına kan fışkırmasını görmekten daha zevkli ne olabilir ki?(dedim size oyun insanın bilinçaltını filan etkiliyor diye) 6) Bulldog T-31 Suppressed SMG: En yüksek ateş etme hızına sahip bu silah, sanki biraz susturuculu tabanca gibi duruyor. Dakikada 1200 mermi atabilen Bulldog T-31, düşmanlarınızın canını bayağı yakacak gibi. Menzili düşük olmasa çok iyi bir silah olabilirdi. 7) Raptor SMG: Bu sub machine gun oyundaki diğer SMG'ye göre biraz daha hantal ve dakikada 240 mermi hızda ateş ediyor. Ancak serilikten kaybettiği yarışı, daha sağlam zarar veriyor olması ile önde bitiriyor. Başlarda en büyük yardımcınız bu silah olacak. 8) M-75 Guardian HMG: Bu ağır makineli tüfek benim kişisel favorim. Bir kere çok uzun menzili var, dakikada çok güçlü 1000 mermi ateş edebilme yeteneğine sahip, bol gürültü yapıyor olsa da inanılmaz etkili ve alternate fire'ı güçlü bir el bombası(adamlara ateş edip üzerlerinde patladığında düşmanlarınız yanarak ölüyor). Son bölümlerde uzaktan tek vuruşta kafa dağıtmada kullandım, sizlere de tavsiye ederim. 9) HeavyHitter H-24 Slugthrower: Çok büyük bir hızla iri metal parçaları fırlatan bu silahla pek çok düşmanınızı bir vuruşta paramparça edebilirsiniz. Ancak ilerleyen bölümlerde düşmanlarınız çok güçlü bir hale geliyor ve vücuttan 3-5 mermi darbesi almadan ölmüyor. Bu silahın bir de splash damage'ı var ki kendinize de zarar verme riskiniz var. İkincil ateşi kör eden güzel de bir el bombası. İkincil favorim. 10) M343D FlameGun: Herkesin bildiği alev püskürtme silahı. Çok dehşet verici bir ölüm sağlıyor düşmanlarınıza. İkincil ateşi dev bir ateş topu atıyor. Ben hemen hemen hiç kullanmadım oyun boyunca, belki merminiz kalmazsa kullanılabilir.

anımızda

2) The Black Panther: Bu ise bildiğimiz şarjörlü tabanca. Dakikada 40 atış yapıyor. Tek tip ateş edebiliyor o da tabiri caiz ise “tak tak tak” şeklinde. 9mm mermi kullanıyor. Çok etkili değil, mecbur kalmadıkça kullanmayın bu silahı. 3) The Silver Talon: Direk aklıma CS'deki Desert Eagle geldi. Neredeyse aynısı. Çok güçlü ancak biraz hantal(dakikada 24 atış) bir 44 kalibrelik tabanca. Texas malı ve tek tip ateş edebiliyor. 4) B-42 Berserker: İşte FPS oyunlarının vazgeçilmez silahı: pompalı tüfek. Daha dünkü çocuğun bile bildiği bu silahın kuşkusuz iki güzel özelliği var: 1- Tek noktaya değil bir bölgeye zarar veriyor. 2- Oldukça seri. Başlarda en iyi silahınız bu! 5) The Eagle Eye: En iyi silah derken kartal gözünü unutmuşum. Oyunun kuşkusuz en çok şey kattığı silah.

11) M20A2 Flash: İşte gerçek RL bu :)))) Bir defada 4 roket alabiliyor ve attığı roket öldürdüğü adama değiyor. Quake tipi RL kullanıcılarına biraz garip gelecektir. Alternate fire ile toplu katliam yapılabilir, peş peşe 4 roketi birden atıyor. 12) R22 Microwave Pulse Emitter: Gerçekten oyuna herhangi bir şey katmamış hatta götürmüş bir silah. Nasıl desem, oyundaki bilgilere göre zaten fantastik bir şey, güya gizli örgütlerce üretilmiş ve BM tarafından insan üzerinde kullanımı yasaklanmış bir taşınabilir mikrodalga fırın. Uzun süre ateş etmek ve kızartma yapmak gerekiyor. Ayrıca geldiğinizi 10 metre öteden bile duyarlar. İkincil ateş ile deli gibi patlatıyor insanları, görmeye değer.

HA ŞÖYLE! YOLA GEL! Tamam işte silahları anlattım. Bu bilgilerin çoğu oyun sırasında Tab tuşuna bastığınızda gelen ekranda da var. Ayrıca her silahı der

karargahına giriyorsunuz. İlk parola mesela oyuna hangisinin kontrolü hoşunuza giderse onu kullanın. Eminim sizin de kafanıza yatan bir silah olacaktır. Başta bütün silahları alamıyorsunuz. Bölümlerde ilerledikçe bazılarını yerde buluyor, bazılarını da satın alarak elde edebiliyorsunuz. Ayrıca zorluk derecesi arttırıldıkça taşıyabileceğiniz silah sayısına bir sınır da gelebiliyor. Bu gibi durumlarda elinizdeki fazla silahı atıp yerine yerdeki diğer silahı almanız gerekiyor.

Her görevin başında silah almak için “The Shop"a gidiyorsunuz. Burası bir mağaza görünümünde olsa da Sam isimli arkadaşa parolayı söyleyince(kendisi söylüyor) beraber gizli geçitlerden geçip örgütün dışına

MİNİ TEST

Bir kaç ay önce şıklara kaptırdığım Mini Test tekrar başlıyor. O şıklar neden bilmiyorum bir anda kazan kaldırdılar ve bende kaçmak zorunda kaldım. Ama şimdi hepsi ölü ve bende onurumu kurtarmanın sevinci içinde yeni testime başlıyorum:

Gözüpek ve cesur (aynı şey)

bir asker misiniz yoksa korkak ve ödlek bir tavuk mu?

1- Askere gidiyorsunuz ve baş komutan size iki seçenek sunuyor: ya mutfakta patates soyacaksınız ya da mayın tarlasında kontrol yapacaksınız. Hangisi? a- Ne ölüme gel, ne de ölüne geliyim b- Ne sen sor, ne de ben söyliyim c- Ne patatesleri soyar ne de mayın tarlasına atarım (bu ne be?)

2- Bir düşman nöbet tuttuğunuz yere kadar gelmiş kapıyı çalıyor (evet kapı!), parolanız ne olur?

a- Şişe - Git duvara işe b- Tren - eeee... şey... ö ün hemen! c- user: Meg - Password: Kamer (Meg'in Internet Account'u :))

3- Hiç bir sebep yokken arkadaşınız sizi öldürüyor ne yapar... ay bir dakika saçma oldu. Diyelim koruduğunuz kale barbarlar tarafından ele geçiril... aa? ne oluyor bana? neyse anladınız.

a- Hiçbir şey anlamadım b- Testin sonucunu değiştirebilecek kader sorusu bu. Ben bunu anladım Cevabım hayır

Sonuç: Eğer “a” şıkları çoğunluktaysa tavuk değilsiniz ama asker de değilsiniz. Test'in en ilginç yanı buydu. “b” ve “c” şıkları buraya kafa karıştırmak için konuldu. Ve amacına da ulaştı. Ne var? Bu test en güvenilir testlerden geçmiştir...

adamlar iki dakka sonra kalkıp yürüyor. 3) Angel R-43 Light Amp. Gögles: Gece görüş adını veren derginin bilmemkaçıncı sayısını verir misiniz gözlüğü. Hani şu filmlerde ekran şeklinde. Silah seçtikten sonra deploy diyerek oyuna — yeşil gözükür hava aydınlıkmış gibi başlıyorsunuz. Bilgisayardan sadece silah satın almadığınızı da olur ya. Yeni pek çok oyunda var bu hatırlatayım. Satın alabileceğiniz ve bulabileceğiniz malzemeler aksesuar. CounterStrike'ta da olduğunu y söylememe gerek yok herhalde? er) ki 4) C4 Plastigue: Zaman ayarlı plastik patlayıcı. Oldukça etkili ama Grenade; 80 metre mesafeye kadar oyunda kullanım alanı sınırlı. Zaten ağır makineli ile kırabileceğiniz pimini çektikten 5-6 saniye sonra patlayan bir el çatlak duvarları neden bunlardan bir tane harcayıp da kıralım e 15 metre yarıçaplı bir dairenin içindeki bilmiyorum. Gene de seveni vardır herhalde. yer işe yarayabilir, ona siz karar 5) Field Medical kanayan yaranıza pansuman a yapmak isterseniz bu ilk yardım seti her derdinize deva olacak gibi. de geçici körlüğe sebep Yine de iki saniyede iyileşip yürümek oyunun gerçekçiliğini lan retinal yanıklar yüzünden düşürmüş sanki, Ama bu olmasa oyun oldukça sıkıcı olabilirdi, ALT TARAFI İKİ ÜÇ Z ANLATACAK AMMA LA

2 OYUNLAR

bu ne şiddet! Neden?

(Ertunç'un oyunu ilk gördüğünde sarfettiği sözler)

SALATASI YAPTIN!? BİTİR ŞU YAZIYI DA YIKIL KARŞIMDAN! Neredeyse yazının sonuna geliyorum halen anlatacak pek çok şey var. Oyunun bölüm sayısı 31, toplam 10 görev var. Görevler New York'tan Tokyo'ya, Irak'tan Sibirya'ya birbirinden farklı otantik ortamda geçiyor. Adamımız John'a Hawk isimli bir yarma eşlik ediyor. Onun dediklerine dikkat etmek ve onu vurmamak birincil görev resmen. Eğer Hawk'ı öldürürseniz veya Hawk ölürse görevi kaybetmiş sayılıyorsunuz(özel bir yer hariç hehehe). İsterseniz hazır başlamışken size ufak tefek önerilerimi sıralayım böylece hem adet yerini bulsun hem de yazıyı mutlu sona bağlayayım.

* Dedim ya, Hawk ölmemeli. Hatta bir görevde Hawk'ı savunuyoruz onlarca askere karşı. * Hawk'ın dışında fazlaca gariban da öldürmeyin. Hatta bazı bölümlerde işinize yarayacak bir sivil ölünce görevi başaramamış sayılıyorsunuz. * Küçük Dekker(nam-ı diğer Sabre) ölecek, tabi abisi intikam alacak filan. Aslında o metro basma olayı da küçük bir terörist grubunun değil çok güçlü ve sağlam örgütlenmiş bir organize suç teşkilatının işiymiş falan filan. Hikaye değişik bir şekilde gelişiyor ve kendinizi Sibirya'da kafa uçururken Irak'ta soğuk terler dökerken bulabiliyorsunuz. * Oyun aşağı yukarı nereye ilerlemeniz gerektiğini hissettiriyor. Oyun başlarındaki brifingleri okumasanız bile oyun sırasında “Tab”a basıp görev bilgisi alın. Üstteki hikayelerden sonra iki üç satırda tam olarak neler yapmanız gerektiği yazılacak(farklı renkteydi yazılar sanırım kırmızı). İşte bunlardan anlayamadığınız olursa(ki eminim olacak çünkü herkes İngilizce bilmiyor) bana ya da Polat'a mail atabilirsiniz. Ama aman diyeyim küstah ve kaba mailler atmayın, düşünürseniz hiç tanımadığınız birinden gayrı resmi ve “şunu da söyle bunu da söyle ben okurum bana söylemek zorundasın” gibisinden bir e-posta aldığınız zaman eminim siz de direkt delete tuşuna basıp diğer e-postaya bakarsınız. * Bazen duvarlarda ufak yarıklar veya borularda çatlaklar görebilirsiniz. Zaten bu gibi durumlarda bulunduğunuz ortamdan geriye dönüşten başka yol olmuyor, o yüzden orayı silahınızla ateş ederek kırın ve oradan devam edin. * Bu yarıkların yanında kırmızı varil varsa, onlara ateş edin. Kırmızı variller patlıyorlar. * Varilleri patlatmadan geçemeyeceğiniz bölümler var, bu demek oluyor ki kırmızı variller patlatılmalı. * Kırmızı vari.... ay yok bişey. Bi sonraki maddeye geçin lütfen. * Oyunda sürekli normal yollardan gideceksiniz diye bir şey yok. Genelde kaçak gireceğiniz binaların ana kapıları hep kilitli. Zaten özel timden bir komando olsaydınız eminim siz de havalandırma veya kanalizasyon borularından girmeyi, kapıdan elinizi kolunuzu sallaya sallaya girmeye tercih ederdiniz(ne diyorum ben ya?? Ne özel timi???) * Oyundan daha fazla zevk alabilmek için snipercılık oynayın arada bir. Oldukça zevkli oluyor sadece 6 mermide 6 adamı birden yere sermek :) * Her adamı öldürmeye çalışmayın, genelde uzaktan size ateş eden biri varsa, emin olun az sonra onun yanına gideceksiniz. O zaman öldürürsünüz. * Kırmızı varillerden bahsettim değil mi? Ha bir de kasalar var... onlara da ateş edin(açık renk olanlar) ve kırın. Irak'ta bir bölümde gizli geçit çıkarıyorsunuz. * Rakiplerinizi mümkün olduğunca ölümcül yerlerden vurun. Yani göğsünden üç darbede ölecekken boğazına yediği bir mermi ile ölebiliyorlar. Bunu da Ghoul sistemine borçluyuz. * Ne kadar çok adam öldürürseniz o kadar iyi, çünkü ölen her adam cebinize çil çil dolarlar olarak dönüyor. Tıpkı CounterStrike'taki gibi(kafayı takmışım ben CS'ye). * Oyundaki sinematik animasyonları izleyin. Her ne kadar görüntü kalitesi sisteminizin özelliklerine bağlı olsa da özellikle görev hakkında çok faydalı bilgiler verebiliyor. * Düşmanlarınızda yapay zeka diye bir şey yok. Tamamen önceden belirlenmiş şeyleri yapıyorlar(scripting olayı). Yani bir yerde fazlaca askerle karşılaşırsanız, kaçıp mermi filan ayarlayıp geri geldiğinizde askerler yine orada oluyor. Kovalama filan yok. Bir de eğer siz bir yerden geçerken bir patlama olduysa veya yer yarılmış da içine girmişseniz, o işte sizin bir suçunuz yok. Oyunun oynanış şekli böyle. Bir nevi aksiyon filmi gibi belli bir senaryo dahilinde tutmaya çalışıyor sizi. * Bu kadar konuşup oyunun son adamını nasıl öldüreceğinizi söylemeden bırakmak olmaz... Yoksa olur mu? Heheh söyleyeceğim tek şey, herkesin bir zayıf noktası olduğudur. Benim görüşüm sniper veya ağır makineli tüfek ile kafasını uçurmanız. Ama bu hiç kolay olmayacak.

Yazının sonuna gelirken, gerçekten eğlenceli, damardan bir aksiyon oyunu ile karşı karşıya olduğunuzu tekrar edeyim. Multiplayer özelliklerini test edemesem de haritaların ve ayarların CounterStrike gibi bu türün en çok beğenilen oyununa kafa tutabilecek kalitede ve 32 kişiye kadar aynı anda oynamaya imkan tanıyor diyerek özetleyebilirim. Özellikle Raven Software haritası sizin için de benim için olduğu kadar sürpriz olacak. Türü sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken, türe ilgi duymayanların da en azından bir defa deneyecekleri türden bir oyun Soldier of Fortune. 1 CD

FİRMA: Activision FPS

SİSTEM:

oyun P200 64 Mb Ram/ 700 Mb HD/ bir — | Win 95-98/ 30