Gameshow sayı 49, sayfa 25

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 25

bu ne şiddet! Neden?

(Ertunç'un oyunu ilk gördüğünde sarfettiği sözler)

SALATASI YAPTIN!? BİTİR ŞU YAZIYI DA YIKIL KARŞIMDAN! Neredeyse yazının sonuna geliyorum halen anlatacak pek çok şey var. Oyunun bölüm sayısı 31, toplam 10 görev var. Görevler New York'tan Tokyo'ya, Irak'tan Sibirya'ya birbirinden farklı otantik ortamda geçiyor. Adamımız John'a Hawk isimli bir yarma eşlik ediyor. Onun dediklerine dikkat etmek ve onu vurmamak birincil görev resmen. Eğer Hawk'ı öldürürseniz veya Hawk ölürse görevi kaybetmiş sayılıyorsunuz(özel bir yer hariç hehehe). İsterseniz hazır başlamışken size ufak tefek önerilerimi sıralayım böylece hem adet yerini bulsun hem de yazıyı mutlu sona bağlayayım.

* Dedim ya, Hawk ölmemeli. Hatta bir görevde Hawk'ı savunuyoruz onlarca askere karşı. * Hawk'ın dışında fazlaca gariban da öldürmeyin. Hatta bazı bölümlerde işinize yarayacak bir sivil ölünce görevi başaramamış sayılıyorsunuz. * Küçük Dekker(nam-ı diğer Sabre) ölecek, tabi abisi intikam alacak filan. Aslında o metro basma olayı da küçük bir terörist grubunun değil çok güçlü ve sağlam örgütlenmiş bir organize suç teşkilatının işiymiş falan filan. Hikaye değişik bir şekilde gelişiyor ve kendinizi Sibirya'da kafa uçururken Irak'ta soğuk terler dökerken bulabiliyorsunuz. * Oyun aşağı yukarı nereye ilerlemeniz gerektiğini hissettiriyor. Oyun başlarındaki brifingleri okumasanız bile oyun sırasında “Tab”a basıp görev bilgisi alın. Üstteki hikayelerden sonra iki üç satırda tam olarak neler yapmanız gerektiği yazılacak(farklı renkteydi yazılar sanırım kırmızı). İşte bunlardan anlayamadığınız olursa(ki eminim olacak çünkü herkes İngilizce bilmiyor) bana ya da Polat'a mail atabilirsiniz. Ama aman diyeyim küstah ve kaba mailler atmayın, düşünürseniz hiç tanımadığınız birinden gayrı resmi ve “şunu da söyle bunu da söyle ben okurum bana söylemek zorundasın” gibisinden bir e-posta aldığınız zaman eminim siz de direkt delete tuşuna basıp diğer e-postaya bakarsınız. * Bazen duvarlarda ufak yarıklar veya borularda çatlaklar görebilirsiniz. Zaten bu gibi durumlarda bulunduğunuz ortamdan geriye dönüşten başka yol olmuyor, o yüzden orayı silahınızla ateş ederek kırın ve oradan devam edin. * Bu yarıkların yanında kırmızı varil varsa, onlara ateş edin. Kırmızı variller patlıyorlar. * Varilleri patlatmadan geçemeyeceğiniz bölümler var, bu demek oluyor ki kırmızı variller patlatılmalı. * Kırmızı vari.... ay yok bişey. Bi sonraki maddeye geçin lütfen. * Oyunda sürekli normal yollardan gideceksiniz diye bir şey yok. Genelde kaçak gireceğiniz binaların ana kapıları hep kilitli. Zaten özel timden bir komando olsaydınız eminim siz de havalandırma veya kanalizasyon borularından girmeyi, kapıdan elinizi kolunuzu sallaya sallaya girmeye tercih ederdiniz(ne diyorum ben ya?? Ne özel timi???) * Oyundan daha fazla zevk alabilmek için snipercılık oynayın arada bir. Oldukça zevkli oluyor sadece 6 mermide 6 adamı birden yere sermek :) * Her adamı öldürmeye çalışmayın, genelde uzaktan size ateş eden biri varsa, emin olun az sonra onun yanına gideceksiniz. O zaman öldürürsünüz. * Kırmızı varillerden bahsettim değil mi? Ha bir de kasalar var... onlara da ateş edin(açık renk olanlar) ve kırın. Irak'ta bir bölümde gizli geçit çıkarıyorsunuz. * Rakiplerinizi mümkün olduğunca ölümcül yerlerden vurun. Yani göğsünden üç darbede ölecekken boğazına yediği bir mermi ile ölebiliyorlar. Bunu da Ghoul sistemine borçluyuz. * Ne kadar çok adam öldürürseniz o kadar iyi, çünkü ölen her adam cebinize çil çil dolarlar olarak dönüyor. Tıpkı CounterStrike'taki gibi(kafayı takmışım ben CS'ye). * Oyundaki sinematik animasyonları izleyin. Her ne kadar görüntü kalitesi sisteminizin özelliklerine bağlı olsa da özellikle görev hakkında çok faydalı bilgiler verebiliyor. * Düşmanlarınızda yapay zeka diye bir şey yok. Tamamen önceden belirlenmiş şeyleri yapıyorlar(scripting olayı). Yani bir yerde fazlaca askerle karşılaşırsanız, kaçıp mermi filan ayarlayıp geri geldiğinizde askerler yine orada oluyor. Kovalama filan yok. Bir de eğer siz bir yerden geçerken bir patlama olduysa veya yer yarılmış da içine girmişseniz, o işte sizin bir suçunuz yok. Oyunun oynanış şekli böyle. Bir nevi aksiyon filmi gibi belli bir senaryo dahilinde tutmaya çalışıyor sizi. * Bu kadar konuşup oyunun son adamını nasıl öldüreceğinizi söylemeden bırakmak olmaz... Yoksa olur mu? Heheh söyleyeceğim tek şey, herkesin bir zayıf noktası olduğudur. Benim görüşüm sniper veya ağır makineli tüfek ile kafasını uçurmanız. Ama bu hiç kolay olmayacak.

Yazının sonuna gelirken, gerçekten eğlenceli, damardan bir aksiyon oyunu ile karşı karşıya olduğunuzu tekrar edeyim. Multiplayer özelliklerini test edemesem de haritaların ve ayarların CounterStrike gibi bu türün en çok beğenilen oyununa kafa tutabilecek kalitede ve 32 kişiye kadar aynı anda oynamaya imkan tanıyor diyerek özetleyebilirim. Özellikle Raven Software haritası sizin için de benim için olduğu kadar sürpriz olacak. Türü sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken, türe ilgi duymayanların da en azından bir defa deneyecekleri türden bir oyun Soldier of Fortune. 1 CD

FİRMA: Activision FPS

SİSTEM:

oyun P200 64 Mb Ram/ 700 Mb HD/ bir — | Win 95-98/ 30

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.