Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 91
ŞİKAYET KUTUSU:
Gameshow Dostlarına çağrı. Eğer dergiyle, yazarlarla, sayfalarla, Overdose'la, kısaca herhangi bir şeyle ilgili şikayetleriniz, memnun olmadıklarınız ya da sevemedikleriniz olursa şikayet kutusuna bir mail atmanız yeterli. Her ay bu kutuda şikayetleriniz yayınlanacak ve varsa önlemi alınacaktır değişmez abi yapmayın yaa... :)))). kutusu için mail adresimiz: Maillerinizi bekliyorum...
şişmanlasın, hele Wordpad'de Türkçe karakterlerle yazmayan şişmanlıktan yerinden kalkamasın, dur bitmedi daha; bununla beraber rtf kaydedip göndermeyen de şişmanlıktan patlasın. Oh olsun!" Merhabalar Zebani, Nasılsın? Aralık sayısında Altar of Sacrifice'a verdiğin cevaplardan birine çok şaşırdım. Aynen şöyle demişsin: ”Harbi bir fanatiğim varmış demek ki”. Bu lafa şaşırmamın sebebi benim gibi harbi Gameshow fanatiklerinin sayısının bence 1000'li rakamlara tekabül ettiği. Aslında seni anlıyorum. Art niyetli olan insanlar da var fakat bunların sayısı 100'ü geçmez merak etme, Burada bunları söylememin dergide mailim yayınlansın diye yaptığımı zanneden lavuklara hasta oluyorum. Bana yalaka falan diyorlar sırf Gameshow'u çok sevdiğim, bir süre kapandığında tanıdığım GS okuyucuları arasında en çok üzüldüğüm, her ay Mert abiye, Sana, Engin abiye ve mail atabileceğim bütün GS mail adreslerine mail attığım için. Senin kızdığın o homo promosyon kuşağı var ya onlar 4000 kişi değiller. Onların sayısı 4000'den çok çok daha fazla ve bu piyasa ne yazık ki onların elinde. Onlar ne derse o oluyor. Onlar CD için aldıkları bir dergiyi körü körüne överlerse o dergiler de kendilerini dergi yapıyorum sanıyorlar. Herkes sizi beğenmek zorunda değil ama CD için dergi alınmaz. Alanlar dergi aldıklarını zannederler ama onlar CD alıyorlardır. Yazık çok yazık. Ben ve birkaç arkadaşım dergi yapmaya kalkıştık sizin ilk sayıyı çıkardığınız önceki ay. Aslında amacım 2 derginin çıkışını da aynı aya denk getirmek değildi ama öyle olmuş. Her neyse. Biz bu dergiyi güç bela yaptık. Saatlerce tasarım yaptım, sayfalarca yazı yazdım, hep daha iyiye gitsin dergimiz diye uğraştım, çabaladım, didindim. Peki sonuç ne oldu? Saatlerce uğraşımın karşılığını alabildim mi? Yanlış anlaşılmasın. Benim emeğimin karşılığı derginin satılıp para kazanmam değil. Benim emeğimin karşılığı sunduğum insanların onu okuması ama ne oldu? Kimse dergiyi beğenmedi. Ekonomik durum yüzünden dergi fotokopi idi, Ben de fotokopide resimler güzel çıkmaz diye resim eklemedim. Aldığım eleştirilere bak: Dergi renksizmiş üstelik resim bile yokmuş. Kim alırmış bu dergiyi. İşte tam o anda anladım ki siz bir tanesiniz. Siz bu işi nasıl yaptınız bilmiyorum ama gerçekten de neredeyse imkânsızı başarmışsınız. Herkes zannetti ki biz sizin ya da diğer dergiler gibi mükemmel kaliteli, renkli ve ciltli dergi yapacağız. Oysa kim dedi ki bu çocuklar yapacakların en iyisini yapmışlar. Zaten matbaa ya da renkli fotokopi için paraları yetmez. Zamanla gelişirler inşallah diye. Herkes astı kesti. 2. sayıyı da renkli ve çok daha fazla bir emekle resimli ve neredeyse mükemmel bir dizaynla yaptım sırf bu insanlara inat ve renkli olduğu için renkli basabileceğim yerler araştırdım. Aldığım rakamları duysanız aklınız durur. 42 sayfalık 150 dergi için 600.000.000 TL.'den 900.000.000 TL.'ye kadar fiyatlar aldım. Artık bıktım bu kapitalizm ile uğraşmaktan. Bu işi bırakmak üzereyim ve bir daha da yapmam herhalde ama herkes benim gibi dergi yapmaya çalışsaydı sizin neler çektiğinizi ve değerinizi anlardı. Siz gerçekten de dediğiniz gibi bir kalesiniz ve yıkılırsanız çok şey değişir. Ben de bu kalede savaşmak isterdim ve bir oyun yazıp yolladım ama 1200 kelime olduğundan berbat oldu. Neyse konu bu değil zaten. Siz harika bir dergi yapıyorsunuz ve neler çektiğinizi az da olsa anlayabiliyorum. Bu işi bırakma bak bu yolları izle diyebileceğin şeyler varsa onları dergide basınca görmek isterim. Görüşmek üzere... (Tüm GAMESHOW'a...) Mert ”Rainyman” Türkoğlu Zeb: Walla dergi işlerinin kötü gittiğine üzüldüm; ki ben de seni anlıyorum. Aynı yollardan geçtik biz de, hatta hala o yolların üzerindeyiz. En azından ayak izlerimizi bırakmayı başardık bazı yerlere. Fazla derin olmasa da... İnsanlar böyle Mert, birileri yapar diğerleri yapmaz ve yapana saldırırlar. Herkesi memnun etmek çook zor. Marka, reklam, promosyon ve elbette para dünyasında yaşıyoruz. Küçük, içten ve cesur girişimlerin sonucunun hüsran olduğu bir dünya burası. Köpek gibi çalışıp da hayal bozgununa uğrayanların göz yaşlarıyla dolu. Bu saçma dünya bazı insanlar için hiç adaletli olmayacak galiba. Bugün başarı denen şeyin ölçütü aptal Amerikan dünya düzeninin dolarları. Ve o dolarlar homopromosyon kuşağına çok CD, çok poster olarak yansıyor. Ben 4000 olduklarını sanıyordum, dediğin gibi daha çok olduklarını MEG'in bana gösterdiği bir listeyi görünce anladım. Eğer dergi işlerine devam edeceksen sana tavsiyem bol bol sabır, cesaret ve güven. Bunları atlatabilirsen karşına kapitalizm çıkacak. Fotokopiyi unut. Matbaada bastır, kesinlikle daha ucuz. Fakat matbaalarda da 150 dergi bastıramazsın. Bak sen bana bir mail at. Orada sana daha açıklayıcı anlatırım konuyu, Oldu mu? Burada maalesef yerimiz yok keza uzun bir konu. Tabii bizim yolumuzu izlersen sonunun bizim gibi olacağını da söyleyeyim :)))... Sana yardımcı olmak isterim. Bu tip girişimlerin boşa çıkması beni üzüyor.
Selam Zebani! Bu, dergiye ve sana ilk mektubum (Yanlış anlama dergiyi 3,5 senedir takip ediyorum). Bu dergi ile ilk olarak İstanbul'da tanışmıştım, ancak şu anda Malatya'da oturuyorum ve burada birçok arkadaş derginin kesinlikle kapatılmamasını istiyor. Özellikle SWAT-3 manyağı bir arkadaş var, dergi kapanırsa Kamer'i basar acımaz. Seni fazla yormadan sorulara geçeyim... Zeb: Oradaki arkadaşlara selam. Dergi kapatılmıyor merak etmesinler. Zaten kapanırsa bu sefer biz tek tek okuyucuların evini basacağız, bize verdikleri desteğe teşekkür etmek için (ehe ilginçleşiyoruz iyice!). Bakalım sizin ne derdiniz var:
1-Diablo ne zaman çıkacağı tam olarak belli mi? Belli ise ne zaman? Türkiye'ye orijinali gelir mi? Gelirse hangi firma getirir? Ve sence AOK ve Fifa2k'deki crack veya beta olayları DII'de de yaşanacak mı? Zeb: Wallâ tam olarak belli değil. Ben yaz ayında çıkacağını tahmin ediyorum. Beta sorunları kesinkes yaşanacaktır. Hele böyle şöhretli oyunların en ufak bir parçası geçerse ellerine (kim olduklarını biliyon!) beta, crack filan yapmaktan kaçınmayacaklardır. Black Market'te kimbilir ne paralar dönüyor... Düşün şimdi birisi gelse ve sana oyunun 9580 bitmiş halini verse sen onu eşe dosta, eş dosta başka eş dostlara dağıtmaz mı? Seni korsan seniii :))))
2-C&C Firestorm'u aldım. Ama kimse oyundan bahsetmiyor. Acaba beta falan mı aldım? Yeni oyun çıktı mı? Üstelik her türlü demosu falan da vardı... (kazık mı yedim?) Zeb: Ne zaman aldığına bağlı. Oyun geçen ayın sonlarına doğru çıktı. Tam versiyon. Ondan önce aldıysan beta olabilir. Zaten oyun dandik. Beta gama fark etmez (iğrencim di mi?)
3-Biraz da müzik konuşalım. Savage Garden adını hiç duydun mu? Sana bir şey ifade ediyor mu? Ben pop dinlemem deme lütfen, yani sadece düşündüklerini söyle... Zeb: Peki söyleyeyim: evet Savage Garden adını duydum. Müziğini de duydum. Ama o kadar. Gerçekten de bir şey ifade etmiyor. Yani müspet ne söylememi istersin? MTV'ye zaten uyuz olurum ve bu lavuklar tam da MTV'nin istediği pop rock yapıyorlar, yani en yüzeysel olanından (rock isminin bu kadar aşağılandığını görmemiştim, duymamıştım). MTV'nin Allah belasını versin derim ben... Yani kusura bakmayın hiç sevmiyorum o kanalı (nereden çıktı şimdi bu MTV, ben de bi acayibim, anlamadım ki?).
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 90
3- Cryptic Writings' den (artık hangi grubun albümü olduğunu bile söylemiyom-sen bilirsin) en çok sevdiğin şarkıyı söyle. Zeb: Walla “Use the Man” nefis bir parça. Albümün en iyisi. Marty Friedman'da gitti zaten. Senin ki hangisi? Megadeth dinleyen bir bayanı ilk defa duyuyorum bu arada. Olmadığını sanırdım, gerçek dişi sanırdım. Susmalıyım belki de sanırım :))
4- “Hayalkırıklığı nasıl olur bilir misin” konulu 1200 kelimelik bir yazı istiyorum hemen, elimden kurtulamazsın...(ulan çok içimde kaldı anlatamıyorummm!) Zeb: Hayal kırıklığı ile ilgili sana 1200 kelime değil, ansiklopedi yazarım. Özellikle son 7 aydır uğradığımız (|MEG'le beraber) hayal kırıklıkları ruhumuzu kırık dökük cam gibi öyle bir parçalara ayırdı ki, burda okudukların o kırık dökük cam parçalarının yansıttığı cılız ama ışıltılı hayallerimiz aslında... Keşke daha fazlasını anlatabilsem... Yer yok!
5- Baba ya, şöyle “Yazarlık için çok mail geldi, mailbox kilitlendi” gibi şeyler yazmasanız da şuracıkta hayallerimizle, umutlarımızla yaşayıp ölsek... Zeb: Hayaller ve umutlarının hemen önünde gerçekler duruyor İrem. Ne yapabilirim ki? Ehe yani... Gerçeklerin gerçek dışı bir elçisiyim ben. Elçiye zeval olmaz'ın esas anlamı bu zaten famma da salladım haa! :))). Tamam tamam, Mailbox'larımız kilitlenmedi. Oldu mu? (olmadı tabii ki!)
6- Logoyu harbi değiştirmeyin ya... Zeb: E ama değişti. Ne yapabilirim ki. O logo gerçek ve ben gerçeklerin kem küm...
7- Diet kolanın hafıza kaybına yol açtığını biliyor muydun, yoksa etkilerini göstermeye mi başladı? Zeb: Ne dedin unuttum? Hatırlayamıyorum bir daha söylesene... ))
(sonuç) Kimse beni uzun yazmaktan ve SANA yazmaktan alıkoyamaz...sen bile...ama yine de; “Dal rüzgârı affetse de nafile, Dal, kırılmıştır bi kere.” (burda ben “dal”; sen de “rüzgâr”sın galiba ama neyse...) NOT: Benim için “UYUZ köşesine şunu ekler misin; 1 Yazını yayınlıycam deyip yayınlamayan yazarlara... ) ehehe İrem Uygun Zeb: Gider ayak laf soktuğun için seni tebrik mi etsem, yoksa kınasam mı bilemiyorum. Evet ben rüzgarım; bir bahar gününde her yere yayılan ve tüm vücutlara hafifçe dokunup giden hafif bir rüzgar (ya ne oluyor bana? İmdat!)... Son mesaj vereyim mi sana? Tamam veriyorum: Off böyle olmuyor ki? Ama sen anladın. Rtf olacak unutma, he he...
MERHABA ZEBANİ Dergiyi ilk çıktığı günden beri alıyorum. Bu sana ilk mailim. Nasılsın, iyisindir umarım. Dergi zaten çok güzeldi şimdi daha da güzel olmuş. Hele bir de şu CD verme işinden vazgeçince eski GAMESHOW'un havası yerine gelmiş. Her neyse lafı fazla uzatmadan sorulara geçmek istiyorum. Zeb: Dergi övgülerin için teşekkür ederiz Göksel. Yalnız geçen ayki dergide bazı renk aksaklıkları oldu. Matbaamız olacak kuruluş (kedileri çok sevimli), nedense renkleri birbirine karıştırmış. Olmayacak şeyler yapıp dergiyi sürrealist bir ressamın bile yapamayacağı bir forma sokmuş. Hani her yaptığı sorgusuz sualsiz kapışılan Picasso (çok afedersiniz) boş bir tuvale sıçıp resim sergisinde yer alsa ve hemen yanında bizim dergi olsa inanın serginin yıldızı olurduk (belki o zaman daha çok tanınırdı:))). O derece yani... neyse cevaplar:
1) CINEMAWARE açılıyormuş bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Acaba eski günlerdeki gibi Defender of the Crown, Wings gibi oyunları oynayabilecek miyiz? Yani bu oyunların CD versiyonunu çıkaracaklar mı? Zeb: Walla ben duyunca çok heyecanlandım. Efsane firma Cinemaware ne yapsa oynardım zamanında. Fakat şimdiki teknolojiye adapte olup bu teknolojiyi kullanacaklar. İşte sihirli kısım. Cinemaware o zamanlar çağının ötesinde oyunlar yapıyordu. Şimdi çağına uygun oyunlar yapacak. Demolar, klasik hikayeler, 3D vs. vs. olmazsa olmaz şeyler. Cinemaware fikirlerin ve icatların tükenmediği zamanların efsanesiydi, şimdinin bir nefeslik oyun firması olmayı kendilerine yakıştırmak gelmiyor içimden. Bakalım neler olacak. Yine de onlara güveniyorum.
2) Ayrıca NOX DIABLO'YA beş basar. Zeb: Haksızlık yapma ama şimdi. O nerede, bu nerede... Diablo öyle bir oyun ki hala yüklenip oynanabilecek bir kaliteye sahip. Nox da güzel oyun ama bir daha oynamak içinden gelmiyor insanın (en azından ben böyle hissediyorum). Diablo Clanlarına söyleyeyim de kemiklerini kırsın senin, büyü bile yapar hale gelmiş:))).
3) Yahu Zebani şu MAX PAYNE denilen oyun ile ne zaman tanışacağız? Zeb: Coming soon diyorlar. Ben ne desem?
4) Ben şu internette hız olarak 45333bps'den yukarı çıkamıyorum acaba hızı arttırmanın bir yolu var mı? Zeb: Sen belanı mı arıyorsun? Ne dedin? 45333 mü? Doğru rakam değil mi bu? Türkiye'de bu tip hızlara çıkan efsane kişiler duymuştum. Demek onlardan birisi de sensin. Bir imza alabilir miyim? Hızını daha da artırmak istiyorsan (gözün doysun!) “Netsonic" denen bir program var, install ettim ve bana “nah hızlanırsın” işareti yaptı (yani çalışmadı). Bağlantımı hızlandırmak için yapmadığım cambazlık kalmadı walla. Bir de sen dene, sonra da bana tavsiye et. Demek 45333.
5) Sence Türkiye'de kopya oyun davasına bir çözüm bulunacak mı? Yani bizde diğer Avrupa ülkelerindeki gibi her oyunun orijinalini bulabilecek miyiz? Zeb: Zaten çoğu oyunun orijinalini bulabiliyorsun. Esas soru “bu oyunları almak için para bulabilecek miyiz?” olmalıydı sanırım. Ehe. Ne dedim ben be? Neyse... Türkiye'de orijinal oyun mantığının oturması için zamana, anlayışa ve emeğe saygıya ihtiyaç var. Bir de korsanların kurukafalı bayraklarını indirmeleri gerekiyor, en zor olanı:))).
6) Bu sene izlediğin en güzel film ve albüm hangisiydi? Zeb: Hmm! Soru eksik. Bu sene dediğin 2000 ve daha 2000 senesinde çıkacak bir sürü albüm ve oynayacak bir sürü film var. Nasıl cevap verebilirim ki? Ne yani zamanda yolculuk mu yapayım? (ehe yine yırttık!).
7) Mac'ın GAMESHOW'a dönme olasılığı var mı? Varsa yüzde kaç? Yoksa niye? Zeb: Murat'ın Gameshow'a dönme olasılığını bilmiyorum walla (hemen hemen hiç!). NetShow'u o yapıyor. İstersen oradan ulaşabilirsin Murat'a ve her türlü soruyu sorabilirsin. Kamer ile Murat arasındaki buzlar çözüldü. Her şey olabilir, olmayadabilir (ikilim değil mi?)
Her neyse Zebani benden bu kadar mailimi umarım yayınlarsın yayınlamasan bile cevap gönder. Şimdiden teşekkür ediyorum. Mail göndermeye de devam edeceğim BYEEEE!!! H.GÖKSEL BAKİ Zeb: Mektubunu yayınlıyorum ki mailden cevap göndermeyeyim diye aa? ne saçma :))). Mail göndermeye devam et ama şunu da aklından çıkarma: “Overdose'a mail göndermeyen sürekli
8 8 oVerDose