Invictus: In the Shadow of Olympus
Retro bilgisayarBen biz hepimiz, tüm insanlar kendi içlerimizde apayrı bir evrenken, birbirimiz ile paylaştığımız şeyler o kadar az ve o kadar gereksiz ki! İşin kötü tarafı birbirimize aktarabildiklerimizden, 10000'de birini bile karşı tarafa doğru aktaramıyor olmamız. Yani bilmiyorum günlük, basit bir çok zamanda gereksiz düşünceler değil bahsettiğim. İç dünyamızda ne fırtınalar yaşıyoruz zaman zaman ya da ne bileyim bazen nelerin farkına varıyoruz yaşam amacımız hakkında neler öğreniyoruz kendimiz hakkında. Elbette bir çoğumuz bunları bir şekilde paylaşma ihtiyacını gideriyor. Yine de duygularımızla ya da sezilerimizle alakalı fikirlerimizi aktarırken kullandığımız kelimelerin çok azı düşündüklerimizin doğru ifadesi ve karşımızdaki insanın bu “yanlış anlam yüklenmiş” kelimelerden anlayabildiğinin çok çok az bir kısmı ise ona asıl anlatmak istediğimiz. Sanırım insanların bilim kurguya, fantezi dünyalara ya da bilgisayar oyunlarına ilgisi de bundan kaynaklanıyor. Yani içimizde sadece kendimizle paylaşabildiğimiz dünyamızı genişletmeye ya da onunla daha çok vakit geçirmeye çalışıyoruz. Bilgisayar oyunları sayesinde olamayacağımız mekanlarda dolaşıp olamayacağımız kişiliklere bürünüyoruz, ama onları da yine kendimize göre yorumlayıp aslında iç dünyamızda savaşlar verip görevler bitirmiyor muyuz? ... gibi fikirler kafamda uçuşuyordu Kamer'e gelirken otobüste. (1 haftadan beri evden dışarı çıkmıyordum da!). Heyecanla girdim Kamer'in kapısından. Sevgili dostum Raji'yi Emin abinin ona verdiği bir oyun üzerinde araştırmalar yaparken buldum ve hemen ona katıldım. Biraz sonra MEG içeri girdi ve bize “isterseniz bu oyunu yazmamda bana yardım edin” dedi. O bunları derken gururla ağlamaklı olup, gözleri yaşaran bizler ise içimizden “Merak etme, Yüce komutan! bu oyunu senin için adeta hatmedeceğiz” der gibiydik. Bütün gün o oyunu inceledik, gözlerimiz kör olana dek oyunun her ekranındaki pixelleri bile saydık diyemeyeceğim ama yine de bazı notlar aldık ve neticede oyunu yazma görevi de bana düştü. Evet şimdi başlıyoruz. -Antik Yunan'ın erişilmez tanrılarını düşünürken insan şöyle bir kendinden geçiyor değil mi? (Nasıl yani). Küçük insancıkları onlar için devasa tapınaklar yapıp deliler gibi tapına dursun; onlar Olympos (doğru mu yazdım acep) dağının eteklerinde şaşalı bir hayat yaşasınlar, arada bir insancıklarını
IN THE SHADOW OF OLYMPUS Sıradan
kahramanlardan bıktıysanız mitolojik tanrıları yönetmeye ne dersiniz? 5 OYUNLAR savaştırıp köşelerine çekilsinler. (Yahu bu antik Yunanlılar da ne hayal gücü varmış bre). O kadar güce rağmen yine de çoğu zaman ilginç entrikalardan dolayı da rahat değillermiş bildiğim kadarı ile. Hep birbirlerinin kuyusunu kazmakla uğraşmışlar (tabi olan yine aradaki insanlara oluyor). Zeus olmasa maazallah dünya kaosa sürüklenirmiş. Acayip bir konuda ilginç beraberlikleri. Yaw şu an elimde atalarımın İskenderiye kütüphanesinden kurtardıkları (Çüşş!) bir soyağacı tablosu var. Bütün soylar Zeus'tan türüyor sonra onlar da aralarında bir acayip şekilde ürüyorlar en sonunda yeni jenerasyondan bazıları Zeus'a aşık oluyor falan yani cinsel hayatları bayağı bir sapkın ilerliyormuş, affedersin! -Neyse oyunumuz Invictus: In the Shadow of Olympus'da da bu tanrı veya tanrıçalardan bazılarının önderliğinde kiraladığımız bir grup hero ile çeşitli görevleri başarmaya çalışıyoruz. (Hayır, garip cinsel yaşamları hakkında bir şeylerle ilgilenemiyoruz yazık ki) 2 CD'lik bir oyun olup Interplay tarafından piyasaya sürülmüş (Ve bu ismi biraz sarsmış (nerede Baldur, nerede Fallout)). Diablo benzeri bir oyun gibi gözükmesine rağmen bir kaç değişik özelliğiyle türdeşlerinden ayrılıyor gibi. Öncelikle gayet hareketli bir 3D dünyaya sahip. Grafikleri çok güzel olmasa da bakış açısının değiştirilebiliyor olması (aynı Dungeon Keeper 2 gibi) faydalı bir özellik. Bir diğer değişik durum ise oyun ilerledikçe grubumuza yeni yeni karakterler katarak grubu geliştirebiliyor olmamız. Hatta 4. ya da 5. bölümlerden sonra ufak bir orduya sahip oluyoruz. (Tanrılardan kurulu ufak ordu!) İşin ilginç yanı ise sonradan katabileceğimiz karakterler oyun içerisinde bir önceki bölümde katlettiğimiz düşman çeşitlerinden oluşmakta. Bırak mavrayı da oyuna geçelim artık ha! - Oyunumuz vasat bir sonra klasik bir menü ile açılıyor. Oynayacağımız tanrıları seçtikten sonra (başlangıçta max 2 tane seçilebiliyor) her bölüm sonunda çıkan, gruba eleman katıp upgrade yapabileceğimiz bir trade ekranı ile karşılaşıyoruz. İlk başta gruba katabileceklerimiz az fakat ilerde bayağı bir çeşit artifact ve hero ile doluyor burası. Gold ise başarılı görevler ile bol miktarda artmakta. Oyun ekranında hemen alt solda tanrılarımız, ortada ise herolarımız ve god point, gold, hit point, damage ve upgrade durumlarını gösteren bir boşluk mevcut. En sağda ise bir sürü komut mevcut ama bunların hepsini zaten mouse ile halledebiliyoruz. Neden konulmuş anlamadım. Bölümlere genellikle kasaba ya da benzeri yerlerde başlıyoruz. Kasabalarda bulunan köy ahalisinin bir kısmından alışveriş yapabilirken bazılarından da upgrade hallediyoruz.
Peki ya bu town dedikleri ne ola ki? -Dediğim gibi oyunda gerek bölüm başlarında olan gerekse ilerledikçe ortaya çıkan kasabalardaki insanların birçoğu boş boş konuşurken bazılarından da alışveriş yapabiliyor ya da silahlarımızı, zırhımızı upgrade edebiliyoruz. Bir de eğer yeterli exp. puanınız varsa hero'larınızı da bu gibi “parıldayan zatlardan” upgrade edebilirsiniz. Bence herolarınızı gold kazandıkça her konuda upgrade etmeye çalışın. Çünkü düşman kuvvetleri
Gameshow'un ucubik tanrıları Kğ Gırtlak MEG
Karnını tam olarak ilmesi İ çağı tüm öküzleri ya da ünlü Oka birebir gerçeği gön a be artık” tanrısı Aşk ve Sevgi tanrısı Mel e boş, anlamsız ve yüzeysel gitmeler, boş yere akan gözyaşları, sahte romantizm ve aptal aşık tanrısı olarak da bilinir.
Arp, Obua ya da Flüt Tanrısı Polat aş otoritesi olmayı hedefleyen ve ye kurban vermekten O zaman bu ne biçim
Aradığı sevgiyi bulamayan tanrı Muder Sevgi açlığını web sitesi, diet kola ve kitap yazmakla gideren ve bu yüzden sevgi ateşiyle diri diri yanan tanrı. Resim de her zaman ki gibi bir dişi tanrı kendisine “hayır!” diyor.
Kibir ve Güzellik tanrıçası Çilem Bir ile yi zaten kibirli ve olmalı
“değil mi? Ama bir tanrıça bu özelliği sahip olup da gırtlak tanrısı MEG ile evliyse bu tanrı: bir sıfat gerek... Ehel Nı Hesna biraz solgun çıkmış. pişirmekten olabilir...
Ne idüğü belirsiz tanrı Burak Biz çözemedik. Bitki tanrısı
Biçip budamaktan başka
o mitolojisine ait. Bu ne peki? çare yok gibi gayet yüklü geliyorlar. Neyse genel olarak kasabalarda fazla bir şeyler yapamıyoruz. Bu arada incelemelerim neticesinde kasabalardaki yapılara girilemediğini eklemişim notlarım arasına. (yapılar süs gibi duruyor yav!) Zaten etkileşim içerisinde bulunduğunuz bir kaç olabiliyor. Ayrıca kasabalarda sağda solda Diablo özentisi olarak konulmuş parçalayabileceğiniz fıçılar, sandıklar falan mevcut. Bunların içinden genellikle hit point arttırıcı golden apples'lar çıkıyor. Apple dedim de oyunda düşmanlardan toplayabileceğiniz ya da trade edebileceğiniz ilginç artifact'ler mevcut. Bunların bazıları hp arttırırken bazıları da silahları, zırhları güçlendiriyor. Büyü yeteneği verenleri de var (Ambrosia, panacea, horn of plenty, bears claw... gibi). Bu artifact'leri ister bölüm sonlarında satabilir isterseniz de diğer bölüme aktarıp kullanabilirsiniz. Bazı bölümlerde ise bazı artifact'ler büyük önem taşımakta. Onlar olmadan bölüm bitmiyor. Experience konusuna gelince ise, bölüm içerisinde öldürülen düşmanlara göre toplam exp. point ve gold bölüm sonunda veriliyor. Ve siz isterseniz anlattığım gibi train oluyorsunuz. Level artışı genel olarak tanrıların bütün özelliklerini arttırsa da en çok ”god point” denen sadece tanrıların kendilerine has yeteneklerini kullanmasına yarayan bir nevi mana pointin artmasına yol açıyor. Bu yetenekler alev okları yağdırmaktan tutunda, hortum oluşturmaya kadar çeşitli. Oyun boyunca karşımıza çıkacak düşmanlar ise bilumum savaşçı ve fantastik hayvanattan ibaret. Bunlardan bazıları axemans, bowmans, swordsman gibi karakterlerden tutunda harp, gorgon, medussa gibi fantastik hayvanat olabiliyor.
Bölümleri geçemiyorum Yardımm! *Görevler genellikle karşı düşman köyünü basmak ya da bazı belli düşman heroları öldürmekten ibaret, Yani pek bir derinlik beklemeyin bu konuda derim. Yalnız bazı bölümlerde amaç belirli karakterleri kurtarmak ya da bir yerlere hızla ulaşmak oluyor. Bu yüzden bu bölümlerde daha baştan hızlı davranmanızı tavsiye ediyorum. Verilen zaman içerisinde görev yerine getirilmezse bölümü kaybetmiş oluyorsunuz. İlginç bir durumda düşman kuvvetlerinin kuvvetli olması ve toplu şekilde saldırması. Zaten yapay gerizekalı olan bizim tanrılar ( ??) daha kendi başlarına yollarını bulamazken bide kalabalık düşmanlarla karşılaşınca siz tahmin edin artık. Bu nedenden herolarınızı ctrl+ 1,2,3.. ile gruplandırıp ilerleyin derim, Okçular ve atlılar önde tanrı ve büyücüler arkada olarak bol bol tavsiye ediyorum. Oldukça kuvvetli ve hızlılar. Ayrıca scout olarak kullanıp düşmanları kendinize çekmek içinde ideal. -Hareket ve savaş kontrolü ise klasik realtime-stratejilerin özelliklerini içeriyor (sol tuş fonksiyonel (move, attack..)). Ayrıca grup elemanlarınızı da ile gruplandırmanızda mümkün (ne diyorum ben yaw). Hatta bu özelliği bol bol kullanmanızı tavsiye ediyorum. Yalnız idrak etmekte zorlandığım bir nokta var ki... Nedir abi bu gruptaki yol bulma sorunu. Ne angut tanrılar bunlar yahu! Savaşlarda düşman yapay zekası ortalamanın üzerinde olmasına rağmen bizim tanrı takımı el atmasak önlerindeki kıytırık swordsmani algılamayıp dayak yiyecekler. Hatta etrafın karıştığı bazı çarpışmalarda başıboş unuttuğum tanrılar olmadık düşmanlar tarafından indirildiğine şahit oldum. Bu yapay zeka bugları bence önemli bir sorun ve oyunun önemli eksilerinden. Oyundaki yeryüzü ve kasaba grafikleri vasatın üzerinde ama en azından dünyanın 3D oluşu biraz kurtarmış. Bol detay seviyesi olması da faydalı, Savaşçıların grafikleri ve büyü efektleri ise açıkçası pek iyi sayılmaz, Savaş efektleri ise kötü ötesi. Ama toplamda grafik olarak pek fena sayılmaz. Müzikler ve sesler fena olmamakla beraber bazen gaza getirici bile olabiliyorlar. Invictus bu şartlarda iyi bir ekran kartı ve ortalama bir celeron ile iyi hızla oynanabiliyor. Oyun voxel teknolojisi ile yapıldığı için bütün yük işlemciye biniyor ve ekran dolduğunda oyun bayağı yavaşlıyor. Detay seviyesini arttırırsanız sanırım biraz daha kasar (detayları artırmasanız çok da şey kaçırmazsınız). Neticede yüksek detay seviyesinde kuvvetli bir işlemci istiyor Invictus. -Bence çok büyük artıları olmamasına rağmen Invictus toplamda alına bilinir bir oyun. En büyük eksisi ise yapay zeka hataları derim. Zaten çok kafa yorulacak, en ufak aksilikte load'a sarılınacak (ahhhh Baldur's Gate) bir oyun değil. Boş bir gününüzde biraz oynayıp akıl dağıtmak için ideal, Alın oynayın vahşi duygularınızı tatmin edin. Yani neticede action yönü, zaten olamayan rpg yönünü silmiş atmış bir shotem everywhere vakası ile karşı karşıyayız diyebilirim ve hatta dedim. Sanıyorum kelimeler bir oyunu ancak bu kadar anlaşılabilir kılardı! (Alçak gönüllüyümdür de)ç. - Yazımın son cümlelerinde, bana yardımcı olan dostlarım Özgür (Raji) ve Emrecan (Remedy) için, hep esenlikler ile kalmalarını diliyorum. Yazı bittikten sonra hemen Kamer tayfası ile bir Counter-Strike oynayacağım. Ya bu oyun bayağı sardı be. Ama nedense benim olduğum takım hep yeniliyor. Sanırsam bunlar benim sanata olan düşkünlüğümden olsa gerek. Şöyle ki; “abi ben duvarları sanat eserleri ile doldurup insanlığa bir şeyler anlatmak isterken, ya da ne bileyim durmuş meditasyon yaparken (elimdeki silahın ne olduğunu anlamaya çalışırken) hemen barbar düşman tarafından şehit ediliyorum. Ne bu hareket yahu? Şunu turn turn fi) oynayamaz mıyız? Eeee ben zaten böyle Fps, action adamı değilim. Eskiden de zaten (Amiga zamanlarında) shot-em up'çılarla dalga geçen bir insandım (hatırlarım çü / da Project-X ilk çıktığında eve kapanıp gizli gizli oynar (ve YAY beceremezdim)). Sonrada millete bu ne be “cıv cıv” biraz daha beyninizi kullanın koçum deyip onları Civilization'a çağırırdım. Güzel günlerdi bea. Neyse, bol bol oyun oynayın GameShow okurları ama oyunların ya da başka şeylerin hayal gücünüze egemen olmasına izin vermeyin, yaratıcı olun derim ben. Unutmayın yarattığınız derecede mutlu olursunuz. Sizi saygıyla selamlıyorum benim canımdan çok sevdiğim aziz ayy! pardon pek sayın GameShow Interplay RTS okurları,
Pek öyle ahım şahım bir özelliği olmasa da oynanabilir. Özellikle bazı tanrıların ilginç ve yaratıcı özellikleri oyuna
Pli 266 - 64 Mb Ram - Win 95/98 - 300 Mb HDD
İyi oturtulmuş. Efektler e güzel,
0» 78