Thief II: The Metal Age
Retro bilgisayarGölgeler senin evin... Sessizlik en iyi dostun... Sabrın ve kendine güvenin en önemli silahların... Bunu asla aklından çıkarma. “Gerekmedikçe kimseyi öldürmemelisin. Sen hırsızsın, katil değil...” 4 OYUNLAR
THKF// THE METALAGE
> Sus olm artık öğrendim ben bu işi, vurduk voliyi diyorum sana, sen hala elimdeki ok-yay'la naapıcamı soruyosun. - Ama abi hakikaten biz ev soyucaz, ne ki şimdi ok falan. Ne biliyim şaşırdım bir nebze de olsa. - Oğlum, güven bana. Bak geçenlerde çaldığımız bilgisayar var ya? - He? - He, onda bi oyun oynadım Thief 2 diye. Böyle okla hallediyon bütün olayı. Süper fikir valla. Bir haftadır okçuluk talimi yapıyorum. Tepemin tasını attırma alnına çakarım oku alnının ortasına. - Üm peki ya hemen. Ay, köpek var bahçede abi. Girme. - Heh, merak etme bak şu elimdeki oka. - Aa, o ne ya okun ucuna et bağlamışsın. - Evet, zehirli et oku bu. Niheheheh. Bak şimdi bunu köpeğe atcam. - Aaa, bayıldı mı, öldü mü ne. Ölmedi di mi abi? Ölmedi de bana. Yav ölmüştür herhalde ne bilim. Hadi biz işimize bakalım. - Ühühüüühüh. - Ya sus be olum. Ne mızmızmışsın. Şurda iki kuruş ev soycaz; burnumuzdan getirdin. - Ühü. Peki. - Bi saniye burası gündüz gözümüze kestirdiğimiz ev mi? Yanlış eve girmeyelim sonra. - Dur numaraya bakalım abi, Ühü. - Lan, kapat şu feneri belli etcen herşeyi. Tüh Allah tependen baksın. - Ya, ne vuruyon abi ya, sen dedin ya bakalım numaraya, görünmüyo karanlıktan işte. - Güzelim ne diye feneri kullanıyosun ki. Direk kapıyı çalıp soralım istersen. Daha belli ederiz kendimizi. - Peki **tak tak tak** ** İki saat sonra** - Ya ne kızıyosun abi, sen söyleyince refleks olarak kapıyı çaldım işte. - Senin refleksini ve reflekslerinin çalışmasının tutatacağı anı salak ortağım. Neyse ki sadece evin köpeğini öldürmekten tutuklandık. İnşallah yay'ı okçuluk kulübünden çaldığımı anlamazlar. Ühühü! - Ne var yine? - Köpeği öldürdük. - Hay salak. Güzel oyun. Ben şahsen birincisini oynama şerefine nail olamadım. Dolayısıyla oyunun ilk bölümü hakkında pek bir fikrim yok. Ama bu ikincisi oldukça güzel olmuş. Eğer siz de oyunun ilk bölümünü oynamadıysanız, Thief 2 Quake tarzı bir oynanış mekaniğine sahip olan, ama kesinlikle ortalıklarda koşup delicesine adam temizleyemeyeceğiniz bir oyun. Oyunda bir hırsız olarak karanlık köşeler, yavaş hareketler kalkanınız; sessizliğiniz ise en büyük silahınız olacak. Aman aklınıza şimdiki zaman hırsızları gelmesin. Bu oyunda teknoloji ve büyünün birbirine karıştığı garip ortaçağ ülkesinde yapıyoruz. Bu noktada Looking Glass firmasını kutlama ihtiyacı duyuyorum kendimde. Ben biraz önyargılı başlamıştım oyuna ama hakikaten bir eser olmuş. Eğer siz de benim gibi Quake türlülerdenseniz, bir de bu oyunu denemenizi öneririm. Gülmeyin, hakikaten böyle bir özürlülük durumu var. Bileğinizin ve sinirlerinizin sağlam olması lazım yoksa hayatta iyi bir Quake oyuncusu olamazsınız. Ben denedim şahsen. “Bu kim?”, "A, nasıl zıpladı oraya be?”, “kim vurdu beni?”, “yanımdaki sen” gibi sorular oyun süresince dilimden düşmeyen cümleler oldu. Olur tabi; herkesin başına gelebilir. Kimse anasından Quake oyuncusu olarak doğmadı. Bu yüzden Thief 2, benim gibi ağırkanlı oyuncuların haşlanacağını sandığım bir tür. Oyunumuzu yükledikten sonra giriş demosunu seyrediyoruz. Evet, evet seyredin. Bayağı bir havaya sokuyor. Ben demodaki hırsızın kandilin yanından rüzgar gibi geçip giderken söndürmesine hasta oldum. Kendi kendime Hüseyin dedim, hırsız dediğin böyle olur dedim. Kıskandım desem yeridir. Hatta kıskandım. Bakın yeri. Neyse efendim demodan sonra oyunun ana menüsüne geliyoruz. Buradan New Game seçeneği ile yeni bir oyuna başlayabilir, Load Game ile kayıtlı oyunlarımızı yükleyip devam edebiliriz. Bu bölümlere girmeden önce Options menüsünü geçirelim. Options'da sırasıyla (yalanı sırasını hatırlamıyorum kesinlikle) Video menüsünde, 3D kartınızın özelliklerini ve ekran çözünürlüğünü ayarlayabiliyoruz. Sis, hava şartları vs. gibi detaylara inmek mümkün. Sesle ilgili problemlerinizi Audio'dan halledeceksiniz. Game menüsünde Attach ladders (zıplayarak mı yoksa dokunur dokunmaz mı tutunacağınızı belirtmek için), Autosearch Bodies On/Off (bayılttığınız insanların üzerindekileri tek bir hamlede alabilmek için), Bow Zoom On/Off (ok atmak için yayınızı bir süre gerili tuttuktan sonra zoom edip etmemesini seçmek için), Goal Notification On/Off (görev listesinden bir görevi tamamladığınızda “doinnnngag!” diye uyarılmak için), Auto-Equip On/Off (Himalayalar'daki dağ keçilerinin sağlık problemlerinin New York borsasına olan etkileri için (sizi denedim bakalım dikkatli okuyomusunuz diye)). Control bölümünde ise Joystick ve mouse ayarları dışında oyun içi tuşlarını ayarlayabileceğiniz bir bölüm bulunuyor. Ben açıkçası Thief 2'nin kendi ayarlarını kullanışsız buldum. Bu yüzden en çok kullandığım tuşları yön tuşlarına yakın olacak şekilde yeniden ayarladım. Size de tavsiye ederim. Evet, New Game ile oyunumuzun ilk bölümüne geçelim. Oyun belli bir hikaye üzerine akıyor ve biz her bölümde hikayede kendi üzerimize düşeni yapıyoruz. Ve dolayısıyla her bölümün başında konunun gelişimi ve sizin o anki görevinize bağlanması ile ilgili değişik bir demo seyrediyoruz. Ben bu tür, bir hikaye üzerine giden oyunları çok seviyorum. Gerçekten oyunu oynamaya devam etmek için çok güzel bir sebep teşkil ediyor. Hikayenin devamını öğrenme çabası ve sizin orda bi yeriniz olduğunu bilmeniz, gerçekten tetikleyici faktörlerden biri. Neyse efendim, bölüm başı demosundan sonra, oyunun zorluğunu ayarlayacağınız Running Interface ekranına geliyoruz. İşte oyunun ikinci güzelliği burada. Her bölüm başında bölümün zorluğunu tekrar belirleyebiliyoruz. Böylece bir bölümü en zorda oynamaya başlayabilir, baktık beceremeyeceğiz zorluğunu düşürüp bitirmeyi deneyebiliriz. Bu yöntem “aman bitiremiyorum bu bölümü, ne biçim oyun bu? oynamıyciim” sendromuna da oldukça iyi bir çözüm gibi geliyor bana. Şahsen hoşlandığımı belirtmek isterim. Burada zorluğu arttırdıkça listeye yeni görevler ekleniyor veya bazı kısıtlamalar geliyor (kimseyi öldürmeden bölümü bitirmek yazık ki, GameShow tayfası tarafından...
Polat : Gel bakalım buraya. The Thief : Polat : Niye korkuyon lan? The Thief : Şu arkadaki döndürüyo. Bi hı Engin : Zippo'yu duruyo: Biş yakıyo. Ne attı bana o?
Emin : Bi daha bu odaya girerken zippoları dışarıda bırakın. Ya da bırakmayın... Tar bi. The Thief: Ber Polat: Otur lan
Emin : Otur lan... Ya da oturma... Kestiremiyorum
Ertunç : Heil Hitler Polat : Niye çaldın lan benim kolalarımı? Çaldırmak için biliyo musun? Dişimden ben onlar...
3634 şişer mi hiç biriktirdin yani? Engin Aldı.. Ne ukala herif kimsin olat lan, birini de ben almıştım sanırım ama pel eki spreylerini niye çaldın. Ozon tabakası desem? Tükürme bill k de emin değilim.
Önceki şeyi bulmak mümkün değil, lazım olacak eşyaları bulabiliyoruz. atalım. (F1): Sağlık şurubu (Kendi çevirimden dolayı) Breath Potion (F2): Su altında kalmak için (diye tatmin ediyorum. Oyunda pek çok yerde su içinde kalacaksınız) Invisibility Potion (F3): Görünmezlik İksiri (çeşit olsun tercümede). Süresi kısa, iyi değerlendirin. Slow Potion (F4): Damdan dama atlarken düşerseniz yavaşçana düşün deyu. Speed Potion (F5): Thief'inizi Square-Tothed Lockpick (F6): dörtköşeli ucu olan maymuncuğumuz. Triangle-Tothed Lockpick (F7): üçgen ucu olan maymuncuğumuz. Flash Bomb (F8): Özel tim oyunlarından hatırlıyorsunuz bu oyuncağı. Adamlar parlak ışıktan dolayı bir şey göremiyolar. Eğer gözünüzü zamanında kaçıramaz da siz de yakalanırsanız, üzülmeyin sizin görüşünüz düşmanlardan daha önce yerine geliyor. Bayıltın hemen. Gas Mine (F9): Oyunda henüz karşılaşamadım bu mayın tipi cihazlarla. (henüz 5'inci bölümdeyim). Mine (F10): Patlayan cinsten. Sanırım yaklaşınca ya da dokununca patlıyor. Gerekli yerlere yerleştirip okla uzaktan patlatılarak da kullanılabilir.
Altuğ: bi Soouting Orb (F11): Çok hoş bir alet. Kafayı uzatıp Ben olsam sek sek - bakmaya korktuğunuz yerlere bunu fırlatın, sonra bu aletin Engin HAR ngin'in üzerine atladı. The Thief gözlerinden görmeye başlıyoruz. Attıktan sonra tekrar gidip Ortada alırsanız, daha kullanabilirsiniz. Aslına baba yadigarı diet kola kutusunu da bakarsanız atılarak kullanılan pek çok eşyayı (buna oklar irdi in kulağınısınyor, Polat in e hasar görmemişse alıp tekrar g $ bU ydan hoşnut değildi !) The lan Aaacaaaa galiba Kaçtı çocukları Ya Compass (F12): . İİK defa bu tür bir oyunda ti KE, rdü - m) Tam Bilemiyorum." dedi. gerçekten işe yaradığını gördün İliş. da kaçmadı Sword (1): Nacizane kılıcmız. Boğaz açma, bağarsak vü çıkarma bilumum işler “en son çare.
da belli bir miktarın üzerinde mal çalmak gibi). Ufak bir ayrıntı gibi gözükse de bazı bölümleri adam öldürülmeden geçilebileceğini insanın aklı kesmiyor doğrusu. Bu ekranı geçtiğimizde (continue) ilk bölümü oynadığımızda hemen oyuna giriyoruz. Ama daha sonraki bölümlerde zorluk ayarından sonra elimizdeki paraya göre
Yapacak hiç bir şeyiniz kalmadıysa birebir dövüşe girin. Blackjack (2): Bayıltma aletimiz. Kurtarın az sonra için. Elinde kılıçla bize saldıran adamda bir işe yaramaz. Hatta adamın bizle dalga geçtiğini bile görebilirsiniz. Aman diyim. Broadhead Arrow (3): Normal ok. Genellikle adam öldürmek için bunu kullanın. Water Arrow (4): Su oku. Işık bizim düşmanımız olduğundan kelli, yanan meşaleleri bu ok yardımıyla söndürüyoruz. Fire Arrow (5): Nükleer başlıklı ok. Hehe. Yok merak etmeyin. Sadece düştüğü yerde patlıyor. Ya da saplandığı yerde. Broadhead Arrow'dan daha etkili ama daha gürültülü. Moss Arrow (6): Düştüğü yeri yosun türü bir şeyle kaplar ve siz de bunun üzerinden sessizce yürüyebilirsiniz. Özellikle metal zeminlerde ses yürümek neredeyse imkansız.
Rope Arrow (8): Bu ok attığınız yere sımsıkı girer ve aşağıya doğru bir ip sarkırtır. Ulaşılması güç yerlere çıkma için birebir. Batman tadını yakalayabilmeniz için. Attıktan sonra geri alabilirsiniz. Ses yayılması sağlar, sesin kaynağına. Bayıltmak veya fırsattan istifade aradan sıvışmak için iyi bir yöntem. Alabileceklerimiz bu kadar, ha bir de parayı bayılıp görev hakkında gerekli bazı ipuçları da almak mümkün bu ekranda. Buradan oyuna geçiyoruz. M tuşu ile haritamızı açalım. Çok sık kullanacağız haritayı. Haritanın üzerine klikleyip notlar almak mümkün. Yandaki OK işaretleriyle en sonda boş ulaşabilirsiniz. Buraya da notlar almanız mümkün. Hatta alın. Oyun ekranımızda sol alttaki kalkan şekilleri sağlık durumumuzu, hemen yanındaki yeşil mücevher tipli şey ise o anda ne kadar gizlenebildiğimizi gösteriyor. Bu mücevher ne kadar parlaksa o kadar kek gibi açıktayız demektir. Tamamen koyuysa hemen hemen görünmez adam modundayız demektir. Bir gözünüz devamlı bu mücevherde olsun, diğer gözünüzle bakın. Hadi deneyin bakalım yapabiliyo musunuz? Yaaa. Olmadı dimi. Siz en iyisi arada bir, iki gözünüzle mücevhere bakın. Evet böyle daha iyi. Şimdi ilk bölümü şöyle bir özet geçelim. Bu standard bir “abi sevdiğim kızı babası vermiyo, bu akşam kaçıracağım, yardım eder misin” senaryosu. Parasını ödedikten sonra ederiz tabii. Neden etmeyelim. Bize bir düdük verdi. Bu ne ki şimdi. Ha yolu temizlediğimizde bunu çalıcaz, sen de gelip kızı alıcaksın öyle mi? Anlaştık, sen bekle burda bakiyim. Bunları konuştuktan sonra hızla gölgelerin içinden konağın duvarlarının önünden sağ taraf ilerliyorum. Köşeyi dönünce alt kata inen bir ve solda içeriye açılan bir kapı var. Açtım. İçeri giriyorum. Eve girmişken boş gitmek olmaz. Bana kızı kaçır dedi, evden bişey almamı söylemedi nasılsa. Ne götürsem kardı. Masaların, tezgahların üzerini arıyorum (sağ mouse tuşu ile alabilirsiniz). Hemen yandaki odaya giriyorum. İki adet kapı var. Soldakine yöneliyorum. Kapın hemen yanında duran anahtarı alıp kapıyı açıyorum (eşyaları yine mouse'un sağ tuşuyla kullanabilirsiniz). Salaklar, madem anahtarını kapının yanına koyacaktınız neden kilit yaptınız bu kapıya. Karanlık koridora. Koridorun sonunda bir ışık var. Neyseki ışık dışarıda yanan bir meşale. Water Arrow ile vuruyorum. Nöbetçiler zifiri karanlıkta kaldılar, artık beni göremezler. Nöbetçi odasının önünden çömelerek geçiyorum (aslında hiç gereği yok, zıplamadığınız sürece sizi farketmiyorlar: Hayır böyle de bir özellik var haberiniz olsun diye çömelttim adamı). Bir sonraki köşeyi döndüğümde dona kalıyorum, koridorda bir nöbetçi, şansım varki arkası bana dönükmüş. Yoksa yakalanmıştım. Bir daha ki sefere köşeleri dönmeden önce eğilip bakayım (keypad7 ve keypad9). Yavaşça Creep modunda (hangi tuş hatırlamıyorum ben yerini değiştirip Ctrl'ye koymuştum, herneyse bunu basılı tutmanız gerekiyor, bu durumda normalden daha yavaş ve sessiz yürüyorsunuz), kurbana yaklaşıyorum. Blackjack'imi çekip ensesine patlatıyorum. Böyle koridorda bırakmak iyi bir fikir değil. Taşıyıp bırakıyorum (sağ mouse tuşu). Yoluma devam ediyorum. Fıçılarla dolu odada sağ taraftaki kapalı açıp giriyorum. Mutfakvari bir yere geldim. Yoluma devam edip soldaki kapıdan içeri giriyorum. Burası küçük depo niyetinde bir oda. Duvarda yanan meşaleyi su okuyla söndürüyorum. Bir sonraki kapıyı açıyorum. Bu kapı bir koridora açılıyor. Koridorda bir nöbetçinin aşağı yukarı turluyor olması gerekiyor. Blackjack'imiz elimizde, karanlıkta olduğumuzdan emin nöbetçinin geri dönmesini bekleyip, arkasından gidip yürürken ensesine patlatmalıyız. Evet yol açık şimdi. Geri adamımıza dönüp, düdüğü seçtikten sonra adamımızın saklandığı kulübenin önünde çalalım. O gidip kızı alırken biz biraz daha çalabiliriz, yeterki yakalanmayın. Adamımız kızı alıp geldikten sonra tekrar bahçede buluşursak bu bölümü bitiriyoruz. Adet olduğu üzere ilk bölümü anlattım. Henüz oyunu bitiremedim dolayısıyla bir tam çözüm yazmaya yeltenmeyeceğim. Bu ilk bölüm zaten training niteliğinde bir bölüm. Yazının bundan sonrasında sadece ipuçlarına değineceğim. - Gölgeleri kullanın. Eğer gerçekten saklandığınız yer yeterince gölgeyse (bir göz mücevherde), neredeyse tamamen görünmez oluyorsunuz. Gerekiyorsa Water Arrow'larla yanan meşaleleri söndürün. Ama buna her zaman ihtiyacınız olmayacak. Çömelin, gerçekten işe yarıyor. Bir derece daha iyi saklanıyorsunuz. Hatta ben böyle saklanırken bir nöbetçi gelip gidip bana çarptığı halde, benim eşya olmadığımı idrak edemedi. Köşeleri dönmeden önce eğilip bakın. Ben sağa sola eğilmeyi yön tuşlarının üzerindeki Delete ve Page Down tuşlarına koymayı tercih ettim. Normalde ve keypad9'la yapılıyor. Öne doğru da eğilebilmeniz mümkün. Damdan aşağı bakarken yararlı oluyor. Sabrınız varsa kritik noktalarda yürüme işini Creep tuşu ile yapın. Yavaş ama güvenlidir. (koşmak içinde bir tuş var ama neydi hatırlayamadım şimdi). Attığınız oklar zarar görmediyse tekrar alıp kullanın. Özellikle Rope Arrow'lar. Gürültü çıkaracak döşemelerde zıplamamaya özen gösterin. Bu tür zeminlerde kilimlerin üzerinden gitmeye özen gösterin. Mutlaka zıplamanız gerekiyorsa Moss Arrow kullanmak için iyi bir fırsat demektir. Camlara dikkat, nöbetçiler ve mekanik gözler camların arkasını görebilirler. Tıpkı sizin onları gördüğünüz gibi. Sakın bir camın arkasında güvende olduğunuzu düşünmeyin. Bazen basmanız gereken bir düğme erişemeyeceğiniz bir noktada olabilir. Okla vurmayı deneyin. Bazen de eğilseniz bile geçemeyeceğiniz deliklerle karşılaşabilirsiniz. Buralarda öne eğildikten sonra geçmeyi deneyin bir de. Mayınları kapıları açmak için kullanabilirsiniz. Kapının önüne bırakın ve uzaktan okla vurun. Boom. Biraz gürültülü oldu ama neyse. Ağır eşyaları fırlatmak yerine (sağ mouse tuş), bırakmayı deneyin (R tuşu). Daha az gürültü çıkarırsınız. Oyun içinde nöbetçilerden koşarak kaçmanızı gerektirecek durumlar olabilir (örneğin nöbetçilerin sizi kovalaması gibi. heheh), böyle durumlarda peşinizdekini atlatamıyorsanız, bir su kanalı atlamak veya yüksek bir yere tırmanmak işe yarayacaktır. Yapay Zeka fena değil, ama o kadar da iyi değil. Nöbetçiler genellikle koridorlarda veya sokaklarda dolaştıkları için kapalı odalar sizin için iyi bir sığınak ve nefeslenme yeri olacaktır. Sağlığınızı düzeltmek için Healing Potion'dan başka oyunda bulacağınız yiyecekleri de bu amaçla kullanabilirsiniz. Düşmanın hemen hemen sadece 4 adet durumu var. Sizden tamamen habersiz olabilirler, orada birisinin olduğunu düşünebilirler emin değillerdir; bir şey görmüş veya duymuş olabilirler bu yüzden araştırmaya başlamışlardır veya sizin yerinizi tam olarak saptamışlardır. Önemli olan saklandığınız yerde hala güvende olup olmadığınızdır. Oyundaki düşmanların bu 4 halden hangisinde olduğunu doğru tahmin etmeniz gerekiyor. Duruma göre saklanmaya devam edebilir, bölgeden sessizce uzaklaşabilir veya tabanları yağlayabilirsiniz. Kılıcınız kullanacağınız en son silah olsun. Teketek dövüşte o kadar iyi değilsiniz. Ayrıca böyle bir mücadelede dövüştüğünüz adam derhal yardım için bağıracaktır. Umduğunuzdan daha fazlası gelebilir. Bu yüzden ok ve yay kullanın. Eğer düşman tamamen habersizse ve size yakınsa tek bir okla işini bitirebilirsiniz. Gölgeden çıkmadan. Ha bu arada mouse'un sol tuşu silahları kullanmak için. Oyunun ilerleyen bölümlerinde mekanik canavarlarla karşılaşacaksınız, en azından ben karşılaştım. Bunları yok etmenin bir yolunu bulamadım. Sadece arka taraflarında ki alev yanan bölmeye Water Arrow fırlatırsanız bir süre devre dışı kalıyorlar. Gerçekten çok can sıkıcı yaratıklar. Çömelmişken koşmaya çalışmak oldukça iyi. Bir sonuca varabilmiş değilim. Bakalım kaderse becereceğiz inşallah. Zorluğunu azaltacağım. Şimdilik söyleyeceklerim bunlardır. Eğer aklınıza bir yer olursa bana yazmakta tereddüt etmeyin. Saygılarımla.
THKF//IcD
5D Shooter olması için illa KEP mi, ortalık kan gölüne mi layık? Hiç de değil. Gerekmedikçe kimseyi öldürmeyin. Çalın ve şıkın.
Mb Ram / 3D hızlandırıcı / Win 95-98