Ayın Hikayesi
Retro bilgisayarOYUN - Saphiroth
Sıkılıyordu. Yapacak hiçbir şey yoktu, sanki her şey bitmişti onun için. Her diye düşündü bir an. Onun için ne kadar önemli bir kavramdı. Çevresinde, sahip olduğu o kadar çok oyuncağı vardı ki, “her şey” onun için bunlardı. Oyuncaklarına şöyle bir göz gezdirdi. Hepsini etrafına toplamış, uzun uzun onları incelemeye başladı. Hepsi sıkıcıydı. En büyük olanına bakarak düşündü: Bu kadar büyük bir oyuncağa sahibim ama hiçbir işe yaramıyor, beni eğlendirmedikten sonra onunla ne yapabilirim ki? Bu düşünce bir süre kafasında dolandı ve mantığına uyan en çabuk düşünceyi harekete geçirerek oyuncağını bir çırpıda boşluğa doğru fırlattı. Bunun getireceği reaksiyonu hiç hesaba katmadı. Zaten katmazdı da. Bütün varlığı boyunca böyle şeylerle ilgilenmemişti. Kendini hep güçlü görüyordu. Oyuncakları arasında beğendikleri vardı, hiç ilgilenmedikleri de. İlgilenmedikleri zamanla kendilerinin arkadaşı olmuş, ona ihtiyaç duymamaya başlamışlardı sanki. Bu durumdan çok hoşlanmadığını hissetti. Kendi kendine yeten oyuncaklarından bir tanesini aldı, iyi bir şey yapıp yapmadığını düşündü. Düşüncesi içindeki hoşnutsuzlukla bozuldu ve oyuncağını kendine has yöntemlerinden biriyle çürümeye bıraktı. Artık kendi kendini ne kadar idare edersin, o senin kabiliyetine kalmış, diye düşündü oyuncak hakkında. Onları arkadaşı gibi gördüğü duygusunu daha önce de fark etmişti ama bu seferki çok güçlüydü. Oysa ki onlar sadece eğlenmesini sağlamak için var olan eşyalardı. Var olan oyuncakları hakkında artık düşünmek istemiyordu. Yeni bir oyuncak lazımdı ona. Evet. Bunu hissedebiliyordu. Çevresine şöyle bir bakındı. Boşluktan yeni bir madde üretemeyeceğine göre var olan oyuncaklarıyla bir şey yaratmalıydı. Düşündü. Zaten tek yaptığım düşünmek, diye kendine kızdı. Bu sefer içinden geleni yapmak istiyordu. Sadece içindeki sesle odaklanarak parçaları birleştirmesi gerekiyordu. Daha tamamlanmamış, yine aynı şekilde heves edip yapmaya başladıktan sonra yarım bıraktığı oyuncaklarından yararlanması gerekiyordu. Parçaların yerine oturduğunu hissetti. Bu sefer yarım bırakmayacağını biliyordu bir şekilde. Sonunda oyuncağını tamamlamıştı. Şimdi onu iyi bir yere yerleştirmeliydi ki daha iyi görünmesini ve yine arkadaşı olarak göreceğini bildiği için yaşamasını sağlasın. Yeni oyuncağını istediği bölgeye yerleştirdikten sonra onu izlemeye koyuldu. Bazen bu analiz boyutuna varan boş inceleme o kadar uzun sürüyordu ki geçen zamanı kendisi de anlamıyordu ve tekrar oyuncağına baktığında oyuncağı o kadar değişmiş oluyordu ki kendisi bile bazen tanıyamıyordu. Yine böyle uzun bir zaman süreci geçmişti ve baktığında oyuncağı yine kendi kendine yeten bir hal almıştı. Bu duruma çok sinirlendiğini hissetti ve oyuncağını bir çırpıda parçalamak istedi. Kendini kontrol altına almasının gerektiğini hissetti ve bunu başardı. Gücünü kontrol etmeliydi. Oyuncağının kendi gücüyle yaşamasını engelleyebilirdi, Tek bir hareketi buna yetti. Yine ilk yaptığı, sevdiği oyuncağa kavuşmuştu. Ne kadar güzel bir şey yarattığını düşünmeye başladı. Bu düşünce zaman içinde yine yol aldı ve baktığında yine kendi kendine yeten bir oyuncak vardı orda. Oyuncağına bu sefer duygusuzca baktı, oyuncağı o organizmalar altında hala güzeldi. Yine de böyle bir gereksizliğe mesken olduğu için cezalandırılmalıydı. Bunun kendini oyuncağından tamamiyle uzaklaştıracağını hatta artık oyuncağının onu tanımama olasılığının da var olacağını biliyordu. Yine de oyuncağına ve parazitlerine yapacağı en kötü şeylerden birini yaptı. Yaşattığı organizmalara akıl verdi...
Bu ay bayağı bir hikaye geldi. Teşekkür ediyorum. Yukarıdaki hikayeyi yazan arkadaş bize gerçek ismini ve adresini yollar mısın? Nedense burada yayınlanan hikayelerin sahiplerinin adresi olmuyor. Bekliyoruz.