FANTASYA

Masa başı bir GameShow, yine bir GameShow. EHEHE. Yeteri kadar mı? Ha, iyi. Hiç Bitmeyen Hikaye'mizin yeni bir sahifesiyle tekrar karşınızdayım bu ay. Ben, Can Kantarcı. Yazının asıl kısmına geçmeden önce, orada yerim olmadığından dolayı buraya Tavsiye köşesiyle ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Şimdi kaç zamandır malum köşelere gelen mektuplarda, Kamer'e gelen gençlerin muhabbetlerinde veya Alesta'da vs.'de aynı geyik yapılıyor. Efendim bunlar nasıl tavsiyeymiş, hiç yeni oyunlar yokmuş, bir StarCraft nasıl konulmazmış, niye şu yokmuş niye bu yokmuş vs. vs. Yahu böyle bir mantık nasıl olur bu insanlarda ben anlayamıyorum. Köşenin adı nedir? TAVSİYE Köşesi. Tavsiye ne demek? “Birisine, kendisine hoş, güzel, işe yarar gelen bir şeyi, bir başkasına, onun da denemesi için önermek” demek. Şimdi söyler misiniz bana siz inanılmaz oyun üstâdları, hangi insan vardır şu dünya üzerinde, çok az da olsa bilgisayar oyunlarıyla ilgili olup da StarCraft adlı oyunu duymamış olsun? Bana dürüstçe cevap verir misiniz? Sizin bana bütün tepkiniz, kendi istediğiniz, sevdiğiniz oyunları orada görememenizden dolayı. Zaten şu sıralar Zebani'yle de konuşuyoruz köşenin formatını. Eğer gerçekleştirilirse okuyucuların seçtiği oyunlar olacak "Tavsiye" Köşesi'nde, Artık kendi Top10'unuzu yaparsınız güzel güzel. StarCraft dersiniz, Q3 dersiniz falan hepsini sıralarsınız. Heh, (Şu ana kadar kitap tanıtımı için bekleyen okurlar var ise, özürlerimi sunarım. Burada laf ettiğim insanlar ise kendilerini biliyorlar zaten.) Bu ayki gündemimizi oluşturacak olan konu Mısır furyası. Özellikle son iki senedir kitap evlerinin raflarının çoğunu işgal eden Mısır uygarlığı konulu kitaplardan sanırım hepimize gına gelmiştir artık. Benim bu ay yapacağım yine iki inceleme. Bu iki seri incelemesini yine iki ayrı uçtan aldım ki, güzel bir muhakeme imkanına sahip olabilelim. Şimdi aşağılara geçmeden önce “Kayınço, bu köşede Mısır ne alaka, n'aptın sen ya?” diyenler olabileceğinden, beynimizi çabuk çalıştırıp cevabımızı veriyoruz: Şu an piyasada olan bu medeniyetle ilgili kitapların yüzde doksanı fantastik öğeler üzerine kurulu. Böylece yeni tatlara doğru yol almış oluyoruz. 1) Christian Jacq - Ramses Serisi Türkiye'de ilk basımı tam olarak ne zaman bilmiyorum ama, yaklaşık bir sene önce resmen deliler gibi okunuyordu bu beş kitaplık fantastik-tarihi seri. Bilindiği üzere, piramitleriyle, sfenksiyle, mezarlarıyla ve kayıp hazine efsaneleriyle her zaman ilgi odağı olmuştur Mısır medeniyeti. İnsanların da zaten bu tür şeylere inanmaya yatkın olmasıyla beraber biraz da medya gazıyla olmayan şeyler oldurulmuş, olanlar da iyicene abartılmıştır. Christian Jacq da bir tarihçi olmakla beraber bu furyadan ben de kurtarabildiğimi kurtarayım demiş, hatta demekle kalmamış, başı çekmiştir. Ramses serisi de onun asıl tanınmasını sağlayan seridir. Öncelikle bu seri kimlerin ilgisini çekebilir, buna değinelim: Efendim, bir kere fantezi seven herkesin bayılacağına garanti verebilirim. Her ne kadar tarihsel bir özellik taşımasa da gerçekten çok sürükleyici ve fantezinin bütün özelliklerini taşımakta bu güzide beş kitap. Ayrıca, fantezi sevmeyip de yine de burayı okuyorsanız en azından Mısır'la bir alakanız vardır demektir ki, aman hiç tarihsel bir özelliği yok, deyip, okumamazlık etmemenizi öneririm. Sonuçta edebi olarak boş bir eser değil. Tasvirler geçen ay tanıtılan kitaplara göre bu sefer her yerde göze çarpıyor. Mısır'ın o ihtişam içinde yüzen medeniyetini gözünüzde canlandırmamanız neredeyse olanaksız. Christian Jacq'ı gerçekten tebrik etmek lazım bu konuda.

Anlatım çok sade. Ne bileyim, bir Avalon'un Sisleri'ndeki gibi ağır bir tarza sahip değil yazar. Okurken hiç zorluk çekmeyeceksiniz o yüzden. Eserde savaş var, entrika var, siyaset var, cinsellik var, doğaüstü olaylar var... Yalnız fantezi kavramı olaya girdiğinden, gerçek Mısır'la alakası olmayan binlerce sallama da var doğal olarak. O yüzden bu kitabı edebi zevkinizi öne çıkararak okumakta sonsuz fayda var. Yalnız değinilmesi gereken ilginç bir nokta, kitapta Ramses II'nin, Usermaatre Setepentre'nin, Güneşin Oğlu'nun karakterinin işlenişi. Jacq, Ramses'i üstün bir kahraman, mükemmel bir yönetici, olağanüstü bir eş ve inanılmaz bir insan olarak tanıtmış bütün bir seri boyunca. Yani bir kere de, “Haydaa adam ne yaptı, böyle mi olacaktı (?)" demiyorsunuz hiç bir yerde. Ramses her zaman kendinden bekleneni yapıyor, kısaca mükemmel. Tamam ne var bunda, denilebilir. Sonuçta fantezi kitaplarında her zaman karşımıza çıkabilecek bir şey bu. Yalnız kazın ayağı öyle değil. Şimdiye kadar ele geçen bütün tarih kitaplarında Ramses II tam bir megaloman, bir diktatör, bir tiran olarak gösterilmekte. Emri altındaki Musevilere acımasızca davranılmasından tutun da manyakça genişleme politikasına kadar her şeyi aşırı olarak bilinmektedir şu an bu büyük hükümdarın. O yüzden biraz şaşırabilirsiniz, derim ve diğer tanıtımıma geçerim: 2) Gerard Messadié - Musa (Mısır Prensi, Ulus Yaratan Peygamber) Aslında bu iki kitaptan oluşan seri doğrudan Mısır uygarlığıyla ilişkili olmasa da, dolaylı olarak bir çok yönden alakalı ve. Ramses-Musa karakterlerinin işlenişi yönünden buraya alınmalı. Dünyaca ünlü Fransız tarihçi Messadié'nin kaleme aldığı bu eser adından da anlaşılacağı üzere Musevilerin Mısır'dan kaçışı ve bir ulus haline gelip “vaat edilmiş topraklar”a ulaşmaya çalışmalarını anlatıyor. Yaklaşık 4000 sene önce meydana gelmiş bu olay tam olarak kesinlikle bilinmediğinden ve zaten Tanrı kavramını barındırdığından kendiliğinden fantastik öğeler barındırıyor. Yalnız bir farkla: Olabildiğince gerçeğe yakın olarak. Nasıl ya, dediğinizi duyar gibiyim. Sanırım kitapları okuduğunuzda anlayabilirsiniz bunu en iyi şekilde. Messadié her türlü abartıdan kaçınmış ve tarihsel boşlukları olabilecek en iyi şekilde fantezi öğeleriyle doldurmuş. Zaten her iki kitabın sonundaki "Kaynakça ve Eleştiri Notları" bölümü neyi ne şekilde yazdığını mükemmel bir biçimde aktarıyor okura. Kitabın kayda değer bir kısmını kaplayan bu bölümü tarihsel bilgi edinme açısından kesinlikle es geçmemenizi öneririm. Özellikle Ramses karakteri Jacq'ın tam tersi şekilde işlenmiş burada. Tam anlamıyla megaloman ve negatif özelliklerle dolu “yüce” Ramses'imiz bu sefer :). O yüzden Ramses hayranları bu seride biraz hayal kırıklığına uğrayabilirler, şimdiden söyleyeyim. Fakat gerçekçilik ve tarih arayanlar, kesinlikle Messadié'nin Musa'sında aradıklarını bulacaklar. 3) Can Kantarcı - Yazının Sonu Geldi, Katil Kim? Yine bir G-. Ay. Sanırım kepenkleri indirme vakti geldi bir kez daha. Köşe şu an iyi gidiyor gibi. Yalnız benim kitap okuma yönümü bilim-kurgudan fanteziye kaydırmam gerekecek bir süre sonra yoksa malzeme bulamayacağım :). Hele bir de Tolkien olayımız var ki, aman yani. Yapacağız artık bir şeyler. Kendinize iyi bakınız sayın okurum. Gelecek aya görüşmek üzere...