URBAN CHAOS

Eidos şu sıralar en çok çalışan firma, URBAN CHAOS olarak göze batıyor. Aylarca reklamı yapılan, reklamı kadar başarılı mı acaba?

Can KANTARCI ckantarci@kamernet.com

URBAN CHAOS

Nostradamus'un ne kadar sallamayı seven bir adam olduğunu biliyor musunuz, şeklindeki bir soru bana şundan birkaç sene önce sorulmuş olsaydı tepkim şu anda vereceğimden çok daha agresif ve bir o kadar da gereksiz olurdu sanırım. Efendim siz nasıl koskoca kahine şöyle dersiniz, böyle dersiniz diye başlayıp, onun inanılmaz bir insan olduğu şeklindeki cümlelerimle bitirirdim sanırım diyaloğu. İşte eksik bilgiyle bir iş yapılmaya kalkışıldığında ne gibi sonuçlar ortaya çıkıyor anlamış bulunuyoruz. Bendeki bütün bu düşünce değişikliklerine sebep olan nedenlerin başlıcası, şu 1999 yılı için söylediği kehanetti:

“1999 senesinde terörün büyük kralı gökyüzünden gelecek. Moğolların büyük kralına (Cengiz Han oluyor doğal olarak) hayat verecek. Artık her yerde savaş hüküm sürecek.”

İşte adam nasıl sallasam da tutmasa, bu adamlar her dediğime inanıyor nasıl olsa, diye düşünmüş herhalde. Yazık. Bu kadar da tutmayan bir kehanet görmemiştim şimdiye kadar. Lafı uzattım ve şimdi de konuya geçmek istiyorum ufak ufak. Şu an elinizde orijinal kutusunu (e bir ihtimal) tutmakta olduğunuz oyunumuz Urban Chaos (aksanlı okumak isteyenler kaosu keyos diye okusun ağzını hafif “a” biçimine getirerek). Hikaye temel olarak Nostradamus amcanın böyle sallamaktan bir hal olduğu zamanlarda salladığı üstteki kehanet üzerine kurulu. Çok mu klasik? Hayır. Çok mu özgün? Hayır. Çok mu düzgün? Eh. Çok mu üzgün? Yorum yok.

Açıklamanın derinliklerine inmeden önce bir parantez açıp, oyunu yapan ve pazarlayan insanlar hakkında biraz bilgi vermem gerekir diye düşündüm: Yapımcı Mucky Foot adında bir firma. İğrenç bir isme sahip ve geçmişi çok eski değil. Bullfrog'dan ayrılan insanların kurduğu bir firma ve Urban Chaos ilk oyunları. Bir anlamda piyasaya ilk girişleri yani. Sonu hayrolsun. Pazarlayan ve yayımlayan firma ise sinir olmasam yılların kalitesi diyeceğim ama neyse, Eidos Interactive. Artık dev şirket oldular ya, yayımcı ayaklarındalar. Hıh. Parantez kapandı.

Bir kere, oyunumuzun türünü belirtmek gerektiğine inanıyorum. Urban Chaos ilk bakıldığında bir Tomb Raider klonu gibi gözükse de, daha iyi bir inceleme altında bakıldığında bunun hatalı olduğunu görüyoruz. Bunu en düzgün şekilde nasıl anlatabilirim bir bakalım... Hatırlar mısınız, daha küçük bir çocukken, el kadarken, ufacıkken, delicesine halk tabiriyle “atari salonları” denilen o günah yuvalarına (?) giderdik. Gitmekle de kalmayıp paramızı son meteliğine kadar harcardık buralarda. İşte bu atari salonlarının en popüler olduğu dönemde yine halk tarafından “Hagar” denilen, fakat orijinal adı Final Fight olan bir oyun türü çıktı karşımıza. Parallax scrolling tekniğinin ilkel bir yönteminin kullanıldığı bu oyunlarda bir karakter seçip yana doğru gider, power-up'lar alır, silahlar toplar ve herkesi döverdik. Bu tür oyunların verdiği zevk hiçbir şeyde yoktu. Nedendir bilmem. Lafı yine uzattım farkındayım. İşte Urban Chaos, Tomb Raider türü ile (3D Arcade vs) Final Fight türünün birleştirildiği bir oyun. Anlatabildim mi hacılar? (ıyk)

Oyunun bu geyik ismi de nereden geliyor, diyen var mı? Ben ilk duyduğumda dediğimden, bu yüzden başka diyebilecek insanların da olabileceğini düşünüyorum. Böylece hikayeye de kaldığımız yerden devam ediyoruz. İşte bu Nostradamus'un manyakça kehanetlerine inanan Wildcats adında malak bir güruh (topluluk), Union City denen dev megapolü (evet, dev megapol olmaz) kargaşadan kargaşaya sürükleyip, tabiri caizse kehanete ortam yaratmak istemektedirler. Bu olaylar her oyunda olduğu gibi ilk başta küçük küçük başlayacak, sonra da boku çıkacaktır. Biz ise (bu sefer gerçekten biz, birazdan anlarsınız niye olduğunu) ilk olarak çaylak bir polis

CRINKLES MI? O NE?

My cEs

3D'ci arkadaşların gerçekçiliği artırmak için yaptıkları cambazlıklar bitmeyecek gibi. Şimdi olay şöyle: Önce texture hazırlanıyor. Boyutu gayet küçük. Tahmin ettiğiniz gibi bu bir yere yapıştırılacak (resim 1). Diğerlerinin aksine düz bir plane'e değil ama bu yer özel olarak hazırlanan ve boyutu olan polygon modele yapıştırılıyor (resim 2). Böylece oyunda ayrıntılar giderek belirginleşiyor. İşte buna Crinkles deniyor. Tabii bu teknik öyle her yerde

OYUNLAR 2 3 uygulanmıyor. Yine de yaratıcı. Tebrik ediyorum...

süper mini test Kaos'çu musunuz yoksa Tao'cu mu? 1- Evrendeki en küçük saldırmışlar doğru mu bu? olayın bir gün başka bir yerde büyük etkiler yaratacağına... a- Bana bulaşma! b- Ben Tao'cuyum.

3-Eeee! hayır tabii ki. Bana saldıracak kadınların tek bir amacı olabilir. Ben Tao'cuyum a- Sorulara doğru cevap ver pis

Etkisi de çok büyük! Peki Star Trek röportajındaki cahilliğini nasıl en c- İğrenç herif seni!

©- Ha ha! “b” güzel espri yaptı

2- Arkadaşlar sorularıma ya doğru ya — 4-Size ne be? Kovuldunuz! gidin da yanlış cevaplar verin. — buradan çabuk. zaten salak salak Millete rezil oluyoruz. cevaplar veriyordunuz. İşinizi yapın a- Elini çek ve bağırma b- Bize sökmez böyle kabadayılık c- Gel bakiim sen buraya. Yakalayın yine kaçıyor...

a- Bıktık senden artık. Biz soru sormak istiyoruz b- Evet hep senin salak sorularını cevaplıyoruz. Biraz da sen cevapla Hatta ilk soruyu soruyoruz. Geçen Indy testinde kadınlar sana olan D'arci Stern adında geyik mi geyik bir isme sahip olan siyahi güzeli oynuyoruz. Daha sonraları oyunda ilerledikten sonra da Roper adında en az D'arci kadar stern ve onun tam tersi kadar da zarif olan bir erkek polis sonuç: Arkadaşlar biz zavallı 3 şık olarak bu herifi yok ettik. Hepimiz iyi şıklarız. Bizi işaretleyin. Artık bu testler emin ellerde. Merak etmeyin!

bekliyorsanız onu doldurun).

“yere götürmek, o kadar. Ama yine de arabayla kaçan bir hırsızı takip edip, onu durdurup, dövdükten sonra aksi basarak tutuklamak da süper ötesi zevkli, diye düşünen bir insanım. Ne kararsız insanım ben ya.”

Oyunun bölümleri Union City'nin değişik bölgelerinde cereyan ediyor. Her oynadığınız bölüm için şehrin belli bir b ü gözleriniz önüne seriliyor. Zaten işin zevkli kısmı da burada. Demek istediğim şey, aynı bir rpg gibi bu oyun da yan görevlerle dolu. Yani aslında atıyorum 7. bölümde şunu şunu yapmanız istendiğinde, aslında sizden asıl istenilen şeyin yanında bir çok keşfedilmeyi bekleyen sizleri bekliyor (boş m işte orayı, siz ne keşfetmeyi

Şimdi bu deminden beri an olduğum o güzide bölümlere bozuntusunu da oynayabilir hale geleceğiz. Bu ikisi arasındaki ilişki, tipik Amerikan filmlerinin “iyi polis - kötü polis” şeklinde. İyi poli in zenci olması bir mesaj mı acaba derdim de, hiç halim yok.

Başta da dediğim gibi, oyunun oynanış tarzi 3D Arcade. Yalnız bir değişiklik olarak kamera açıları ellenebiliyor. Şöyle ki, yakın, normal ve uzak olarak üç şekilde kendinize getiriyorsunuz kamerayı. Güzel düşünülmüş demeyi bir borç bilirim. Genelde oynadığımız karakter olan D'arci'yi ise yön tuşları ve buna müteakip dört tane tuşla kontrol ediyoruz: Yumruk, Tekme, Zıplama ve Aksiyon (iyk yine). İste

Final Fight modu burada devreye giriyor. Yumruk ve tekme oyunda en sık kullanacağımız tuşlar. Ancak burada önemli olan, bu iki tuşa basarken doğru zamanlamalarda bulunup, güzel komboları gerçekleştirebilmek. Çok zevkli. Sırası gelmişken anlatayım, karşınıza bir düşman çıktığında hemen üzerinde bir LifeBar beliriyor.

Çok tanıdık değil mi? Gerisi yumruk tekme işte. Yalnız birden çok düşman geldiği zaman ise iş geçmeden ö Önce nazikçene bir uyari yapmak insan oyunu “ay neymiş bu hemen oyr yayım” diye yükler ya, hani demoları bile “ana menüye gelmek ister ya, hani direk New Game'e basıp ne var ne yok bakmadan oyuna girer ya, bütün bunlar çok yanlış. Tamam, Urban Chaos her ne kadar çok kafa patlatılması gereken bir strateji ya da bir rpg değilse de, belirli bir alışma süresi gerektiren bir oyun. O yüzden siz siz olun, training bölümlerinin hepsini olmasa da bir kaçını olsun oynayın. Oyundan alacağınız zevk için kaçınılmaz, teatisinde bulunurum.

iraz da oyunun teknik özelliklerine deyineyim istiyorum. Deminden beri 3D Arcade diye konuşup konuşup da, oyunun 3D desteği yok arkadaşlar, üzgünüm, desem herhalde kıçınızla gülersiniz bana (nasıl oluyorsa). Bu salak geyiği geçersek, Urban CHaos benim 16MB'lık ASUS TNT'imde 800*600 - 24 Bit çözünürlükte bayağı tatmin edici bir hızda çalıştı. Tabii bunda işlemcimin P İll olmasının ne kadar payı var bilemeyeceğim. Genel grafik kalitesi ortalamanın üzerinde ama bazı ufak biraz değişiyor. Böyle durumlarda karşımıza aldığımız adamda LifeBar beliriyor ama diğerleri de boş durmuyor. O yüzden ters tekmek, yumruk vs. gibi hareketleri de göz ardı etmemelisiniz. Diğer düşmanlara geçmek istediğinizde ise aynı futbol oyunlarında player irir gibi düşman değiştiriyorsunuz. Çok iyi iş, diyorum yine. Aksiyon tuşu ise sizin de tahmin edebileceğiniz gibi bir düğmeye basma, araç kullanma ve herhangi bir eşyayı durumlarda | kullanılıyor. Eşya alma deyince, burada başka bir “Hagar” faktör daha devreye giriyor. Union City'ı 'de dolaşırken karşımıza bir çok düşman çıkacağından, bunlarla orantılı olarak bize de az da olsa silah seçme şansı verilmis. Ne de olsa polisi silah kullanabiliyoruz: Ezik tabanca ki hiç bir işe yaramıyor, Pompalı tüfek. ki çok güzel (ne yazık ki bu silahi ancak buna sahip bir kişiyi geberttikten sonra ele geçirebiliyoruz), M-16 ki oyunun en mantıklı silahı. Seri fakat pompalı tüfekte olan bir atışta bitirme ne yazık ki bunda yok. Az mı geldi? Eh, bana da öyle geliyor az biraz ama sırf bunlarla sınırlandırılmış değiliz neyse ki. Dediğim diğer faktöre daha — güzelliği olan türü bir. şimdi geldik aslında. Oyunda, “Dünya Oyunlarda Kullar potada adam gibi Piyasası”nın en favori silahlarından biri olan beyzbol sopası ve bıçak — €ritebildiği için — kutlamak lazım bence. Ne de olsa, tarih tür belirsizliği yüzünden çöplüğü boylayan oyun örnekleriyle dolu... Gelecek ay için görüşmek üzere, tefek texture hataları göze çarpmıyor da değil. Özellikle ışıklandırma ve sis efektleri görülmeye değer. Slave Zero'daki iğrenç şehir atmosferinden sonra Union City'de kendinizi gerçekten bir şehirde dolaşırken hissedebiliyorsunuz. Ses ve müziğe gelince, yapacağım yorum “çok iyi" şeklinde. Gerçekten de sesler çok iyi kaydedilmiş, havaya sokmakta çok iyi. Ne salak cümle oldu bu ya. Müzikler ise endüstriyel tarzda yapılmış gibi ve ben bu tarz (Müzik pek sevmesem de oyuna uymuş. Özellikle sprint attığınızda ortaya çıkan mü: ik süper. Genel oynanabilirlik i nce çok iyi. İlk / başta biraz ters gelse de, training bölümleri inde alışıyorsunuz. - Oyunun genel uzunluğunu merak edenler e, şöyle söyleyeyim, oldukça tatminkar. Yan görevleri de katınca gereğinden fazla bile uzun denilebilir (bende | bir oyun oynarken bütün herşeyi bitirmek gibi bir hastalık var da).

Urban Chaos işte böyle bir oyun. Mucky Foot firmasını, iki ayrı

$ ii b da çılgınca kullanabileceğimiz silahlar arasında. Tabii bunların adamın kafasına kutu kola tenekesi atmak gibi opsiyonlar da yok değil.

Normalde oyunda yaya olarak takiliyorüz. fakat Urban Chaos'un getirdiği güzelliklerden birisi, bir yerden bir yere gitmek i İçin polis arabası, vs. kullanabilmeniz. Fakat sakın ha, "Driver" 'daki gibi bir sürüş zevki beklemeyin. Bu araç kullanma modu üzerinde fazla durulmamış, sonuçta polis arabasının tek amacı sizi bir yerden bir.