Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 35
piyasaya çıkan adventure'ların azlığı insanlara bu türün öldüğünü düşündüre dursun C-RPG'ler hızlı bir yükseliş içinde. Tek kişilik maceralardan, sadece net üzerinden oynanan multiplayer FRP'lere kadar her geçen gün yeni bir RPG ile karşılaşıyoruz. Aslında içinde pek çok türü bulundurmaya uygun olan C-RPG'ler bu özelliklerini sonuna kadar kullanarak farklı zevkleri olan oyuncuları kendilerine çekmeye çalışıyorlar. First person 3D RPG'ler sizi action'ın tam ortasına bırakıp, senaryolarını dilediğiniz şekilde yöneltmenizi sağlarken Baldur's Gate gibi RPG'ler de klasik oyun tarzlarını teknolojinin nimetlerinden yararlanarak devam ettiriyorlar. 2 sene önce, Square Soft, Playstation'da tam 6 milyon satan Final Fantasy 7'yi Eidos'la birlikte PC ortamına aktardı. Oyunlarının özelliklerine fazla güvenmelerinden olsa gerek bu conversion pek uğraşılarak yapılmamıştı. Ama gerçekten de teknik problemleri oyunun kalitesini götürmedi. FF7 size diğer RPG'lerin verdiği serbestliği vermiyordu ancak müthiş bir hayal gücünün ürünü olan hikayesini tüm heyecanıyla yaşatıyordu. Konsol RPG'lerini basitçe, ilerlemek için combat yapmanız gereken interaktif romanlara benzetebiliriz. Combat ve diğer ara oyunlar tempoyu yüksek tutup eğlenceyi (ve tabii ki oynama süresini) profesyonelce hazırlanmış senaryo, oyunun ilerleyen olayların ne şekilde sonuçlanacağını merak etmenizi sağlıyor. Konsol ve PC RPG'lerinin en iyi özelliklerinden oluştuğu söylenen Septerra Core (ben söylemiyorum yapımcı firma söylüyor...) farklı ve güzel özelliklerinin yanında oyunu katlanılmaz hale getiren unsurlar da içeriyor. Benim nefret ettiğim yönlerin başkalarını rahatsız etmeyebileceği ihtimali olduğu için oyunu objektif bir şekilde (kısmen hehehe) anlatmak istiyorum, son kararı siz vereceksiniz. Konu: Eh yarım saat senaryo senaryo diye debelendikten sonra bunu atlamak olmaz herhalde. Valkyrie Studios oldukça başarılı, ilgi çekici ve farklı bir hikaye hazırlamış Septerra için. Yani öyle Septerra gezegeni bildiğimiz dünyalardan oldukça farklı. İç içe geçmiş çemberlerin üzerinde kara parçaları, bunları birbirine bağlayan dev bir eksen ve hepsinin merkezinde bulunan bir çekirdekten (core) oluşuyor Septerra. Yaratıcı tanrı Creator (ne kadar “yaratıcı” bir isim) dünya tehlikede olduğu zaman kullanılmak üzere iki anahtar yaratmış (birazdan size yaratıklardan bahsedeceğim ve böylece 1200 kelimenin 1000 kelimesi yarat kökünden türemiş (ya da yaratılmış hahaha) olacak). Her yüz yılda bir katmanlar öyle bir şekil alıyor ki güneş ışınları canlı bir bilgisayar olan Core'a ulaşarak onu aktive ediyor. İşte tam bu anda anahtarları birleştiren kişi çok büyük bir güce ve Creator'un gizli armağanına sahip olacak. En üst katmanda yaşayan Chosen Lord'larından biri zamanı gelmediği halde anahtarları kullanarak Core'un gücünü elde etmek istiyor. Bunu yaparken de diğer katmanlara büyük zararlar verecek olan Doskias'ı durdurmak da bizim görevimiz.
Fandango gibi şaheserlerin düşük satış rakamları ve
SEPTERRA
RPG oyunlarının pek de yüz bulmadığı şu günlerde Septerra Core ilginizi kendine çekmek için oldukça değişik bir stilde karşınıza çıkıyor...
Oldukça güzel hazırlanmış olan giriş demosunda Septerra'nın tarihini detaylı bir şekilde öğreniyoruz. Ayrıca oyun boyunca senaryoda oldukça ilginç olaylarla karşılaşacağız. Hatta ben oyundan fazla hoşlanmadığım halde ileride neler olduğunu merak ettiğim için bitirmeye çalışacağım. Oysa Silver'ın bayık konusunu muhteşem grafikleri bile kurtaramamıştı. Yani neymiş? Konu önemliymiş... Grafik: Aslında konudan hemen sonra grafiklere geçmiş olmam sizde benim oyunlarda görselliğe daha çok önem verdiğimi düşündürebilir ama belki size şu sıralar Super Nintendo emulatoründe 64 renkli Final Fantasy 1'i oynadığımı söylesem fikrinizi değiştirmeye yeterli olur. Bu konuyu başa almamın nedeni oyunun en kötü yönlerinin bu grup altında toplanmış olması, sizi iyi yönleriyle heveslendirip sonra da kötü yönlerini anlatarak hayallerinizi yıkmak istemem (abarttım?).. Oyunun tüm grafikleri önceden render edilerek (pre-render deniyor) hazırlanmış. Bazı nedenlerden dolayı oyunu tek CD'ye tıkıştırmaya çalıştıkları için karakter animasyonlarından biraz fedakarlık ederek kare sayısını az tutmuşlar. Bu yüzden karakter hareketleri biraz rahatsız edici ama oyuna daldıktan sonra bunun pek önemi kalmıyor.. Tabii bunu yapabilirseniz. Oyunun beni çileden çıkartan, sık sık “yangın var” küfürü ettiren combat sahnelerindeki gereksiz şekilde uzun süren animasyonlar. Sistem gereği hareket yapmadan önce belli bir süre bekleyerek güç çizginizi doldurmanız gerekiyor, bu bile tek başına yeterince sıkıcıyken bakın düşmana saldırınca karakteriniz anlamsız, etkileyicilikten uzak animasyonlarla önce yerinde güç topluyor sonra yavaş bir şekilde izliyor ve bir şekilde kendi yerine “zıplayarak” geri dönüyor. Yakın dövüş silahı kullanan karakterler ve yaratıkların hemen hemen hepsi bu korkunç derecede iç bayıcı işlemleri tekrarlıyor. Bildiğiniz gibi C-RPG'lerde combat'lar oyunun büyük bir kısmını oluşturur ve sürekli bunlarla karşılaşılır. Bu Septerra'da sürekli bu işkenceye kalacaksınız. Sırf yakın dövüş değil combat'taki her türlü hareket, büyü sizi bu sıkıcı animasyonları seyretmek zorunda bırakıyor. Bu kadar yıldır C-RPG oynarım hiç bir oyunun combat sahnesinin beni bu kadar baydığını hatırlamıyorum. Mesela FF7'de de sürekli combat olur ve hareketlerin çoğu (hele hele summoning'ler) o kadar güzel ve etkileyici animasyonlara sahiptir ki defalarca seyretmek sizi sıkmaz ama dediğim gibi bilmem kaç sene önce çıkmış olan Champions of Krynn'ın combat sahneleri bu basılı tutarak ya da mouse'u iki kere click'leyerek koşabiliyorsunuz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 34
“ATILGAN'A İKİNCİ KÖPRÜ MÜ YAPILSIN, TÜP GEÇİT Mİ?” Gördüğünüz gibi oyun, Uzay Yolu'nda görüp de taksitle bile olsa, komşulara hava atmak için, evimize almak isteyebileceğimiz tüm alet-edevatı emrimize sunuyor. Bununla ilerki bölümlerdeki bulmacaların çoğunda da Uzay Yolu öğeleri sıkça kullanılmış (ışınlanma Cihazı, güç alanları falan kullanılarak çözülen puzzle'lar var). Yine de bunları çözmek için Uzay Yolu uzmanı veya insan azmanı (ne?) olmanıza gerek yok. Peki bulmacalar adventure severleri tatmin eder mi? Burada açık konuşayım, bir tanesi hariç, üzerinde çok fazla kafa patlatmak zorunda kalacağınız bulmaca yok. Bu da, bulmacaların kolay olması, oyunun en büyük kusuru bence. Bunca ay “nihayet yapımcılar Uzay Yolu'ndan en iyi adventure olacağını anladı" diyerek beklerken karşıma bu kadar basit şeyler çıkarmaları beni doğrusu hayal kırıklığına uğrattı. Action kısımları da en az adventure kısımları kadar kolay. Biraz dikkat ederseniz hiç bir düşmanın phaser'ınızdan kaçabileceğini sanmıyorum. Grafikler software seçeneğinde bile rahatsız etmeyecek kadar güzel (bi tek yakın planda elleri kolları çok komik oluyor). Mekanlar film baz alınarak ve özenilerek hazırlanmışlar ve bence çok başarılılar. Üç boyutlu oldukları için de değişik kamera açılarından görebiliyoruz. Müzikler doğru yerlerde kullanılmış ve iyi seçilmiş. Oyunun son bölümlerinde (ki sabırsızlıkla bekledim) Atılgan'ın koridorlarında, revirinde, mühendislik odasında mücadele ediyor hatta Jefferies tüplerinin içinden bile geçiyorsunuz! (o ne demeyin, gidin hemen öğrenin, gelecek ay sınav
MEG'le Star Trek hakkında söyleştik.
Tüm dizinin ibi dizilere dk böyle işelerine ve özelliklerine özen j las ke gösterilmiş olması da bir artı nokta tektir N kelime lesela Picard'ın bir ara durup O oyunu? takdir et! meşhur üniformasını düzeltişini - Allahından bul!
Bu Borg'un çıplak resmi mi
- İğreniyorum senden! - Varsa bana mail at - Sus sus! Git tamam - Hayır bitmedi gel buraya - Mantıksız! çok mantıksız!
rağmen ısrarla devam ediyor
Bu sefer Action Adventure olarak
Ğ PA a TREK HIDDEN EVIL
görmek nefisti (üniforma değil, düzeltişi meşhur aman diyim). Peki Picard'la 3D modelleri nasıl? Data fena değil ama, Picard pek olmamış gibi. Oyunu oynadıkça şu kanıya giderek daha çok kapıldım: oyun tıpkı Another World'e benziyor. Film gibi başlıyor, gelişiyor ve bitiyor (Hatta diyaloglarda altyazı bile yok, o yüzden İngilizce'niz iyi değilse uzak durun, hatta bucak bucak kaçın derim). Bir de arada çıkan görev ekranları olmasa, o oyundan aldığım zevki tekrar yaşattı bana. Bilmem siz ne düşünürsünüz. Oyun Star Trek hastalarına ilaç gibi gelecek (iştahınıza göre)
Adventurecılar da bir göz atabilirler, değişik bir tad için. Zaten fazla vaktinizi almaz. Bu da Action-adventure oyunun maalesef ikinci kötü yönü: biraz kısa... Gameshow'daki bu ilk yazımın sonunda, tüm Trekker'ları bu oyunu almaya ve her gün türe P200 32 Mb Ram/ 225 Mb HD)
Kamer'e gelip MEG'e Star Trek hakkında üç-dört saatlik bir seminer vermeye çağırıyorum. Win 95-98/ 3D Accelerator Belki beynini yıkamayı başarırız :) Ayrıca: - TGRT'nin vampire, baykuşa, gece bekçisine dev hizmeti sürüyor! Orijinal dizi hafta içi her gece 01:00'de! Tel: 0212 290 24 90
- Yeni Nesil kitapları Türkçe'ye çevriliyor. Alın, okuyun, destek olun. "http: cizgi.net 'e uğramayı unutmayın. Hâlâ bazı hataları var ama en kısa zamanda hepsini düzelteceğim, söz. Kamer diyarının ortasına paldır küldür yuvarlanmış yeni bir eleman olmanın şaşkınlığıyla bakıyorum henüz etrafıma. Umarım destek olursunuz bana, beraber aşarız zorlukları. Herkese tekrar merhaba...