Pharaoh

bcaner@kamernet.com oyun dünyasında da yerini buldu.

Mısır medeniyetinin popülerliği. Karışık Mısır medeniyetini real time oynamak bakalım nasıl...

Hayatta bazı anlar vardır, "yuh, bu kadar da olmaz"

izlerinize inanamazsınız. “Yani” demek dilinizin ucuna kadar gelir. Emin olmadığınız planları da hayata geçirirseniz, mesela “o iskeleden atlayabilir miyim? Ya kafamı dibe vurursam?” diye düşünürken kendinizi havada bulduğunuz an aynı hissi yaşarsınız.

Ben bunu beynin yaşanan olayı algılayamamasına bağlıyorum. Öyle ya da böyle, en azından benim hislerim bunlar olur o durumlarda. Ve işte aynı hissi bir gün bir bilgisayar oyununun bana yaşatacağını söyleselerdi, bunu söyleyen insanla bir daha hiç konuşmazdım. Şimdi bu hissi bir yana bırakalım ve başka bir kavrama takılalım:

taklitçilik. Sizce en fazla ne kadar taklit kabul edilebilir? Yaşar Kemal esinlenmenin güzelliğinden bahsetmiş mesela sanat için, ama dikkat edin, esinlenmenin, taklit etmenin değil. Taklitçilik, şahsiyetsizlik, yeteneksizlik, zavallılık değil midir? Şimdi de hep beraber “Yuh” diyelim. Dediysek oyun tanıtımımıza geçebiliriz. Hangi oyun tanıtımı diyeceksiniz, ben de sizin iyi bir okuyucu olmadığınızı hemen anlayacağım. Bakın arkadaşlar, bu hangi oyunun yazısı: Pharaoh. Pekiyi sizce bu başlık altında hangi oyun tanıtılabilir? Pharaoh. Teşekkür ederim. Bu hangi firmanın oyunu? Sierra. Taklitçilik mi demiştik? Evet, mesaj üzerine mesaj patlatıyorum, hayırdır inşallah. Şimdi arkadaşlar bilgisayar piyasasını genel olarak ikiye ayırabiliriz. Bu piyasada sesini duyurabilenleri yani. İlk tip yaratıcı fikirleri ve iyi programcıları olan, ama tanınmayan ve çok parası olmayan genç şirketlerdir. Bunlar genelde efsanevi oyunlar yaparlar ama kalite eksik olur kimi zaman. İkinci tip firmalar ise para saymaktan program yazmayı unutmuş, klavyenin kaç dolar olduğunu bilen ama onu kullanmayı bilmeyen büyük ve yetisiz firmalardır. Bunların arasında çağımıza damgasını vurmuş olanlardan biri Sierra'dır. Hemen hemen asla orijinal oyun fikirleri bulamamasının yanı sıra oyunlarında bol paradan başka bulunan herhangi bir bolluk

(yaratıcılık) yoktur. Bir ikincisini de hatırlayalım, Maxis ve

SimCity serisiydi. İşte bu büyük ve ulu ve kutsal firma Sierra şimdi de Pharaoh isimli, Mısır'ın gizemli havasını yüzümüze yüzümüze vuran bir oyun ile karşımıza çıkma gafletinde bulunmuş. İlk önce, hayatta karşıma çıkan her yol gibi, büyük bir umutla oyunu yükledim. Sonra karşıma oldukça güzel bir “Mısır'ın gizemli atmosferini yansıtan resim” çıktı. Tabii o sıralar oyuna çok pozitif yaklaştığım için bu resim bile sempatik geldi gözüme. Sonra çok ilginç ve gerçekten çok güzel bir atraksiyonla karşılaştım, o da şu: oyuna başlamadan hemen önce bir sembolün üzerinde “click here to start” yazıyor, ona tıklarsanız ana mönüye geliyorsunuz. Bu arada menü kelimesinin Türkçe yazılışının mönü olması ne kadar trajik değil mi? Her neyse. Yani öyle birden bire karşınıza kötü bir ana menü gelmiyor (başlarım Türkçe'ye durumu yaşandı). İlk önce bir ekran sizi hazırlıyor ve... nasıl anlatsam şimdi hissi, hani bir yere giderken hiçbir kapıyla karşılaşmadan geçseniz “bir şey bulma” hissine sahip olamazsınız ve öküz gibi girersiniz de içeri, orada bir düğmeye basıp otomatik kapıyı harekete geçirseniz bir sırra kapı açmış gibi olursunuz ya, işte öyle bir hisse bürüyor insanı. “Öyle ya da böyle, iyi şirket” diyorsunuz bu fikre sahip olanlara. Sonra ana mönünüz geliyor ve siz hemen bir aile adı yaratıp oyuna başlıyorsunuz. “Hönk, ne ailesi”, diyen dostlarıma da açıklama geliyor. Yine çok başarılı bir atraksiyon olarak, siz oyunda hep aynı kişiyi oynamıyorsunuz. Siz bir aile alıyorsunuz ve her bölümde bir nesil ilerliyorsunuz. Yani mesela Cicero ailesini aldıysanız (genel kültür: ilk Latince yazılı metinlerden birisi Cicero'nun sürgündeyken ailesine yazdığı ilk bölümde I. Cicero, ikinci bölümde II. Cicero... gibi isimler alıyorsunuz, ki yine güzel bir “side” olay yapmışlar. Zaten o dönemde isimler direkt olarak aileden geçiyorlar, bu konuda tarihi araştırma yapmış olmaları da “vay, uğraşmışlar ha”

hissini uyandırdığı için oldukça iyi. Fakat bundan ileri gitmiyor tabii ve oracıkta takılır, bir yere geçemez. Bir an gözleriniz kararır, başınız döner bir an için, bayılacak gibi olursunuz. O an yaşadığınız inanılmaz gelir size. Uzun süre düşünüp, yapıp yapamayacağınızdan ki, aile isminizi falan seçip bir oyuna girseniz bombayı patlatacağım ama... Her neyse devam edelim. Size opsiyonlar vermiş olmak için, bitirdiğiniz bir bölümü bir daha oynama şansı vermişler, yani diyelim siz bir bölümü bitirdiniz ama mazoşistsiniz, ve bir daha oynamak istiyorsunuz, o zaman oyun mönüsünden (yani şu anda olduğumuz yer, çok da uzak değil) o bölümü en fazla hangi zorlukta oynadığınızı (hani mesela Easy'de oynamışsınız da sonra gaza gelip de Normal'de bitirmeyi falan denerseniz diye, yani oyun sizin mazoşist olmanız üzerine kurulmuş) falan görebilirsiniz. Neyse şimdi geçin bunları. Evet geçin. Ailenizin en yüksek skorlarını görmeyi de bırakın, onu da geçin, oyuna girin. Ne var çocuğum, oyuna başlamak istemiyor musun artık? Sinirlendirmeyin yazarı, çok asabi bugün. Evet yazar benim adım Burçak Caner, teşekkür ederim. Başladınız mı? Hayır yanlışlık yok. Çocuğum sen ne çıkıntısın, yanlışlık yok dedim işte. Hayır bu Caesar değil. Bu Pharaoh, çok farklı bir oyun, yani Caesar'ın aynısı değil. Aynısı da değil. Başarılı bir oyun yapınca kırk yılda bir o oyunun aynısını çıkartmamış Sierra çocuğum.

Ertunç Usta diyor ki:

“Harcaya harcaya tüketemediler şu salak Mısır'ı. Bana kalırsa bu uygarlığın hiçbir gizemi ve üstünlüğü yok. Yüzyılın başında gelişen arkeolojik teknikler ile yapılan çalışmalar sonucu ilk kez insanoğlunun gözleri önüne serilen Mısır, sıradan bir bilimsel bulgu olması gerekirken biraz o dönemin ucuz romantizmi ve onu körükleyen sinema diliyle biraz da ticari amaçlı dürtülerin yoğunluğu sayesinde, yükselen bir ilgi odağı olmuştur. Aslen her şey çok basittir. İnsan, yeteneği ve zekasıyla dünyaya istediği biçimi verebilir. Öyle “uzaylı Tanrıların” omuz desteğine filan ihtiyacı yoktur. Çin Seddi insan yapımıyken Mısır Piramitlerinin malum “ziyaretçilerimize” bağlanması komik bir saçmalık doğrusu. Bunun aksi laf üretmekse sarih bir beyinsizlik”

(aslında kızıyorum ama bir yandan da çocuğun sorgulayıcı bakış açısı hoşuma gidiyor). Sen her şeyi yanlış anlıyorsun evladım. Bu yepyeni bir oyun işte ismi de Pharaoh, Mısır'ın gizemini taşıyor evladım. Evet kızlar, açıklıyorum. Size yeni oyun diye sunulan şu elinizde tuttuğunuz CD var ya, aslında o yeni bir oyun değil, çok kısa bir süre içinde arka arkaya 3. bölümü çıkmış olan Caesar'ın, artık “oyun iyi ki tuttu, her sefer aynı numaralarla aynı oyunu satıyorsunuz” diyemeyin diye çıkartılmış, başka isimlisi. Pharaoh, Mısır'ın gizemli kumlarından kopup gelmiş. Sanıyorum hepiniz Caesar serisinden bir oyunu en az bir kere oynamış ya da görmüşsünüzdür. Hadi hiç yapmadınız bir yerde methini duymuşsunuzdur. Ya da o da olmadı diyelim, GameShow'da yazılarını okumuşsunuzdur. Hiç birini yapmayanlar var mı gerçekten? Sen mi yapmadın çocuğum? Sen de amma çıkıntısın be çocuğum. Pekiyi senin için her şeyi bir kere daha anlatayım. Şimdi eskiden SimCity diye bir oyun vardı bilirsiniz, ve onu üreten firma da bir noktadan sonra kısır döngüler içinde kaybolmuştu. Öncelikle oyun fikri çok güzeldi ama yine de bazı eksi noktaları vardı. Mesela her oynanan seans oyun gelişiyordu. İkinci bir eksi puan oyunda belli bir başarıya ulaştıktan sonra yapacak hiçbir şey kalmamasıydı, yani sonlu bir oyundu ama sonsuz gibi bir havası olduğu için ne “oyunu bitirmenin verdiği müthiş rahatlığı” ne de “sonsuza dek oynayıp çok zevk alma" hissini yaşayabiliyordunuz. Sonra fırsatçıların en önde gideni gereksiz büyük firma Sierra konuya el attı. Bu oyundan biraz “etkilenerek”, aslına bakarsanız SimCity 2000'in aynısını yaparak, fakat oyuna belli bir noktaya kadar savaşma opsiyonu vererek ve de “sonu gelmemesi” derdinden uzaklaşmak için bölümlere ayırarak yeni bir oyun yaptı, ismine de savaş sahnelerinde yararlandığı çok eski oyun Centurion'un anısına (ki bu oyunu da kimse bilmez herhalde) Caesar koydular. Daha sonra bu oyunların devamı geldi ve bir seri oluştu. En son durum şöyleydi: şehir yönetimi ve savaşmak arasında seçim yapma şansınız vardı ve açıkçası saçma su dağıtım sistemi dışında kusursuz bir oyun yaptılar. Fakat o su dağıtım sisteminin iğrençliği yüzünden oyun oynanmayabilir, her neyse. Şimdi de Pharaoh, Mısır'ın gizemini yüzümüze gözümüze vuran oyun çıktı piyasaya ve işte karşımızda. Oyunun Caesar serisinden hiçbir farkı yok derken abartmıyorum, hatta menüler bile aynı şekilde ve aynı yerlere yerleştirilmiş. Yani aptal yerine konmayı hiç sevmediğimi bilmiyorlar mı onu anlamadım. Bu arada oyunu yapan firma Sierra'nın “Impressions" diye bir subgroup'u hehe bence çok komik bir ayrıntı. Neyse oynanıştan bahsediyorduk. Şimdi oyundaki en “basic” binalar evler, ki bunları oraya buraya, dağa taşa yapmasanız iyi olur. Daha sonra buralara su taşımak zorunda kalacağınızı unutmayın ve bu yüzden ilk evleri nehirlere yakın yerlere kurmaya özen gösterin. Daha sonra kurmanız gereken kritik bina Hunting Lodge, bunun hakkında söyleyebileceğim, av hayvanlarının oldukları yerlere yapmazsanız hiçbir işe yaramayacakları, yani kısaca öyle bir ukalalık yapmayın. Sonra toplanan hayvanların depolanacakları bir granary ve şehre dağıtılacakları bir Bazaar yapmalısınız. Ayrıca Water Source'lar da yapmayı unutmayın, şimdi böyle anlatması kolay ama bunu keşfetmek beni çok zorladı, ezbere işlerde hiç başarılı değilimdir de. Şehriniz büyüdükçe tarıma başlamanız gerekecek, zaten oyunun ilk başlarında size sürekli olarak neyi nereye nasıl yapmanız gerektiğini söyleyecek birileri (mesaj atan adamlar hehe) olacak. İşte burada da popülist mantık, “insanların çoğu aptalsa biz de aptalların akıllılar kadar başarılı olabilecekleri oyunlar yaparız ve parayı kırarız” ortaya çıkıyor. Bunu da tik, size oyun hakkındaki basit bir mantığı anlatayım.

Piramitler aynen resimde olduğu gibi taranarak yapılmıştı. Gökyüzü yüzünde onların tekerlek izleri duygusal bir eğilimden öteye kullanıp sömürü misyonlarını

2 OYUNLAR

Piramitlerin uzaylıların eseri olduğuna inanan ve yıllardır bunu yazıp ceplerini sömüren yazarlar ve o sahtekarlara inananlar bu resme dikkatle

Şimdi bir şehirde evlerin dolması için o evlerin karşısına Bazaar yapmalısınız, en önemlisi bu. Bazaar'a yakın binalar daha çok insan çekiyor. Yani benim başlarda yaptığım gibi bir tane yapıp “güzelmişşş” demeyin. Su dağıtımı için gerekenleri anlatmama imkan yok ama şöyle söyleyeyim: su gitmeyen evler gelişmez. Oralarda sık sık yangın çıkar. Baktınız hiçbir su gönderemiyorsunuz, o zaman basit bir kuyu açarak geçiştirin ama o yerden çok da uzaklaşmayın. Her bölümde o bölümün lokal bir tanrısı var, en çok ona önem vermeniz gerektiği de aşikar, sakın şarlatanlar görsün bunu.

Mısır

medeniyeti hakkında ne söylediler?

» Meg: Beni hiç ilgilendirmiyor abicim. Tek ilgilendiğim medeniyet Star Wars'da olanlar.

Zebani: Bazı uyanıkların cebini doldurmak için gittikçe gizem katmaya çalıştığı değersiz bir malzeme.

Mert: Şahsen ilginç ve romantik buluyorum. Piramitlerin gölgesinde şiir ve şarap ne güzel olurdu.

Engin: Daha çok piramitlerin içine gizlenmiş tuzaklar ilgimi çekiyor.

Timur: Ben bir Amerikalıyım ve bana bilimsel bir gerekçe sunmazsanız bu medeniyeti tanımakta çok zorlanacağım.

Emre Arın: Barış ve kardeşlik adına Mısır medeniyetinin önemi açıktır (ne diyorsun be adam?)

far. İşte Jüpiter gibi son derece zeki bir yöntemle emek ürününde ne “Tanrıların Arabaları” ne de yer vardır. Kanıtlanmadıkça bu tip şeylere inanmak gitmemekte ve şarlatanlar da bunu çok iyi gerçekleştirmektedirler.

Burçak: Yazıda ne yazmışsam o! Fazla

Nesime: Romantizm ve aşk eşittir Mısır medeniyeti, Çok gizemli buluyorum. Hele genç yaşta ölmüş Tutankamon'a aşığım neredeyse, hi hi hi!

geçmeyin bu ayrıntıyı zaten geçemezsiniz oyun gözünüze gözünüze sokuyor, her neyse. Oyuna başlarken çok açılmayın, her binayı arka arkaya yapmayın, bir anda işsizlik sorunu çekersiniz, işler kötü gitmeye başlar, boş iş yerleri çalışmaz, iş yerlerinin çalışmadığı yerlere de insanlar gelmez... gibi saçma bir döngüye girersiniz. O yüzden ilk önce minimum gerekli binayı kurun sonra diğerlerini yerleştirin. Ama sakın plansız işler yapmayın. Yani demek istediğim, sonunda festivaller düzenlenecek bir meydan yapmanız gerekince (ismi çok saçma) onu haritanın dibine yapmak zorunda kalmayın, bunları önce planlayın. Baktınız olmuyor, sakın moralinizi bozmayın, derin bir nefes alın ve.... bilgisayarı kapatın. Cidden çok “iyi" oynanabilecek bir oyun değil, şansa falan da bakıyor, yani concede iyi bir opsiyon. Der ve yavaştan giderim. Oyun hakkında son sözlerim bence fena bir oyun olmadığı, ama gerek taklitçi gerek tüccar zihniyetten dolayı, ve Caesar'ı çok oynadığım için artık sıkıldığımdan dolayı ben çok da ilgilenmedim. Ama konuyla ilgilenenler için çok hoş bir oyun olduğunu söylemem gerekir sanırım, bir de o saçma su tesisatı olmasaydı Merak ettiğim, Mario Kardeşlerin oyunu nasıl oynayaca.... neyse, Sus Burçak Sustum.

Rauf: Bak abicim bana espri malzemesi sunmuyorsa ben ne yapayım Mısır'ı. Tek bildiğim mısır patlamış olanı. O kadar!

Özellikle hayran kalanıyla