Indiana Jones and the Infernal Machine

skutlubay@kamernet.com

Farklı bir kahraman

Popüler kültürün cilalı, bol renkli, hayallerle dolu ve hepsinden önemlisi uyuşturucu etkisinin yoğun olduğu bir dünyada Indiana Jones'un yeri ayrıdır. Eğlence sanayii (burada sinema) ve kültürel ikonların son derece orijinal ve başarılı bir örneğini oluşturur arkeoloğumuz. İlk film hala birçok fanatik için birinci sıradadır. Arkeoloji profesörü Dr. Jones gizemli ve tehlikeli maceralara “mesleki” tutkusuyla birden bire dalıverir. Ve bizler için hep yaşamak istediğimiz ama sınırlı bir mesafeden tanık olacağımız (sinema perdesi) müthiş macera (hayal?) başlar. Ve bu macera bilinçaltımızdaki uyuyan kahramana adanmıştır...

Her yazımda Amiga'yı yad etmek zorunda mıyım bilmiyorum ama bu - İş

Bir gün Indy, Kamer'i ziyaret eder ve o sırada Engin'le aralarında aşağıdaki ufak ama öz konuşmalar geçer. Indy: Engin gel buraya. Engin: Hayır gelmem. Bıktım artık senin bitmez tükenmez fantazilerinden. Indy: Gel kız, naz etme iki kırbaç fantazisi denices işte. Engin: Yok abi ben bıraktım artık o işleri. Eski sayılarda kaldı onlar. Indy: Aman iyi be. Ben de başkasını bulurum. Polat.

Yazımın başında da o dönemlere dönme eğilimi hissediyorum. Çünkü Fate of Atlantis'e dönmek zorundayım. Kuşkusuz Amiga'da oynadığım en iyi 3 “adventure”dan biridir kendisi. Hatta diğerlerinden daha da farklıdır. Farklı bir kişiliğe sahiptir. Oyunu oynarken bambaşka şeyler hissederdim. O günler geride kaldı, bitti... Tıpkı benim için her şeyden önemli olan bittiği gibi. Sonra başka birileri geldi. Ay pardon yani başka insanlar geldi, hiçbiri onun yerini tutamadı. Niye tutsun ki? O tekti benim için. Hala da öyle... Evet işte Fate of Atlantis'in anlamı (2). Tarih 99 yılının. İlla bir oyun daha geliyor. Adını ilk duyduğumda tek düşündüğüm Fate kadar süper bir adventure olabilme ihtimaliydi. Sonra öğrendim Fate of Atlantis kadar süper bir adventure olmasa da Tomb Raider'dan daha süper bir action olacağıymış. Sonra oynadık gördük ki gerçekten Tomb Raider'la aynı bir oyun. Oyunu oynadıkça anlıyorsunuz ki oyun gerçekten Tomb Raider'a inanılmaz benzese bile, kesinlikle çok daha güzel. Yıl 1947, 2. Dünya Savaşı daha yeni bitmiş ve Naziler boylarının ölçüsünü fena halde almışlardır. (dimi Ertunç abi?) Ancak bununla birlikte soğuk savaş başlar. Görünen şudur ki; Ruslar Babil yakınlarındaki antik kentin sırlarını çözmeye çalışmaktadırlar. Burada tüm dünyadan gizli olarak üsler kurulmuş ve çoktan çalışmalara başlanmıştır. Bu nokta'da Indy'nin eski arkadaşı bu sırlara Ruslardan önce Indy'nin ulaşması için elindeki tüm imkanları Indy'ye sağlar... İşte 16 bölümden oluşacak olan süper macera burada başlıyor. Bu 16 bölüm boyunca Kazakistan, Sudan, Filipinler ve Mexico'ya yolculuklar yapacaksınız. Ayrıca bir tane de gizli bölüm var. Yazı başında da belirttiğim gibi oyun Tomb Raider'la oldukça benzerlikler gösteriyor. Ayrıca Redguard oynayanınız var mı bilmem. Redguard'da oyun sonunda topladığınız objelerle bir takım şeyler alabiliyordunuz, bu durumun aynısı Infernal Machine için de geçerli. Oyun içinde topladığınız elmas, para, altın v.s. şeyleri, oyun sonunda değerlendirip; silahlar için şarjör, zehirlenmeye karşı panzehir ve sağlık kitleri alabiliyorsunuz. Demek ki oyun içinde elmaslar falan es geçilmeyecek. En hoşuma giden olay aslında Indy'nin kırbacını aktif şekilde kullanmak. Kırbaçla, zıplayarak ulaşamadığınız yerlere ulaşabiliyorsunuz. Bunun dışında oyunun hemen hemen her bilmecesi hoplamak, zıplamak gerektiriyor. Bu yüzden sizin de hoplama, zıplama, bilimum şaklabanlık hareketlerinde üstün başarılara ulaşmanız demek oluyor. Şunu da söylemek gerekir ki 5-6 bölüm geçtikten sonra oyundaki bilmeceler birbirlerinin tekrarı gibi. Yani aslında şöyle; objeler falan değişiyor bilmem ne, bunların hepsi farklı sonuçlar doğuruyor ama işin aslında aynı bilmecenin farklı varyasyonlarını yaptığımız bir olaya dönüyor sonunda oyun. Aslında bakarsanız birçok oyunda bu kötü durum mevcut.

Bana sorarsanız Indy'de olmamalıydı derim o ayrı. Eğer bu durumu görmezden gelirseniz oyun kötü bir oyun da değil. Grafikler süper başarılı olmasa bile, hareketler, karakterlerin ilerlemeleri oldukça yumuşak. 3D modeller içinde çok başarılı diyemem ama oyunun devamlı antik yerlerde geçmesi nedeniyle oldukça hoş figürler mevcut. Bu da 3D olayındaki başarısızlığı bir bakıma örtüyor. Zaten Polat'ın geçen ayki dergide neden hala 3D alanlar kağıt gibi yapışık vs. gibi konularda yaptığı analizde programcıların yapabilecekleri her şeyi yaptığını gösteriyor. Demek ki neymiş? Hala teknoloji kafamızdaki gibi değilmiş. Bu arada oyunda inanılmaz bir şekilde kıl olduğum bir nokta var. Neden oyunda kurtları öldüremiyoruz? (yoksa??!) Ne kadar saçma bu öldüremediğimiz kurtlar aynı zamanda bize saldırıyorlar. Ama oyundaki diğer abzürt yaratıkları silahla öldürebiliyoruz. Mesela örümcek, akrep, yılan vs. Bunların hepsini silahınızla öldürürken, kocaman kurtları öldüremiyorsunuz. Kurt demişken aklıma geldi... Neyse boş verin... Başka bir şey daha aklıma geldi eheh... Bu iğrenç hayvanlardan korunmanın en kolay şekli, kırbacınızı kaçana kadar (kurt) devamlı kullanmak. Genel olarak bakıldığında ve bundan yıllar önce çıkan Fate of Atlantis'le karşılaştırılmadığında ne iyi ne kötü denilebilecek düzeyde normal bir oyun. Ama buna rağmen kesinlikle Tomb Raider'dan çok daha güzel bir oyun. Ancak oyunu eski Indy'yle karşılaştırdığımızda ufak bir hayal kırıklığı içine girebilirsiniz. Oyunun kontrollerine alışana kadar birazcık zorluk çekebilirsiniz. Aslında o kadar zor değiller sadece biraz alıştırma gerektiriyor. Başlarda oyunun mantığını kavramak zor gelebilir. Yani şu açıdan zor gelir; çünkü Indy düşündüğünüzden daha uzak kısımlara falan atlayabiliyor. Siz bunun farkına varana kadar bayağı bir dolanıp duruyorsunuz. O yüzden size ilk bölümün tam çözümünü vereceğim. Ben şu an 9. bölümdeyim, belki bakarsınız bir dahaki aya tam çözüm falan olur.

Bölüm-1: Oyuna kanyonda başlıyorsunuz. Indy, kanyondan aşağı kaydıktan sonra hemen sağdan “x” tuşuyla yan tarafa atlıyorsunuz. Oradan yine tuşunu kullanarak merdivenlerden yukarı çıkıyorsunuz. Çok az düz gidip, aşağı indikten sonra, en ilerideki taşı kendinize doğru çekin. (aşağı ok) Daha sonra taşı yukarıdaki boşluğun altına getirip yukarı çıkın. Ctrl tuşuyla parayı aldıktan sonra aşağı inip, taşı çektiğiniz yerden içeri girin. C tuşuyla eğilip aşağıdaki ufak boşluktan karşı tarafa geçin. Daha sonra iki kez karşıya atlayın. Karşıya atladığınızda Indy kamçıyı kullanarak yukarı çıkabileceğinden bahsedecek. Kamçı için uygun yere gelince Indy kafasını yukarı kaldıracak. 1 tuşuyla kamçıyı çıkarıp Ctrl tuşuyla yukarı attıktan sonra, tırmanın ve “x” tuşuyla karşı tarafa atlayın. Aynı şekilde “x” tuşunu kullanarak karşı platforma atlayın ve yılanın gelmesini bekleyin. Gelince 2 tuşuyla silahı çıkartıp yılanı öldürün. Indy otomatik olarak nişan aldığı için uygun an gelene kadar hareket edin. Yılanı öldürdükten sonra aşağı inin ve karşıdaki odaya gidip oradan elması alın. Daha sonra yılanı öldürdüğünüz yere geri dönün. Oradan karşı tarafa atlayın. Sol'a dönün ve kırbacınızı kullanarak sol tarafa geçin. Aklıma gelmişken, karanlık bir yere geldiğiniz zaman "|" tuşuna basarak çakmağınızı kullanabilirsiniz. Sol tarafa geçtiğiniz zaman üstüne düştüğünüz taş kırılıp açılacak ve Indy aşağı düşecek. Suyun içine düşünce tuşunu kullanarak yüzün ve kıyıya çıkın. Kıyıya çıkınca düz gidip sağdan yukarı çıkın. Karşı tarafta merdiven olan yere gelince o

Mini

test: En büyük aşkınız kim?

tarafa atlayın ve merdivenden yukarı çıkıp, tekrar karşıya atlayın ve yukarı çıkın. Yılanı öldürüp tekrar merdivenlerden yukarı çıkın (yukarı çıkın demekten gına geldi.) elması alın. Elması aldıktan sonra aşağı inip karşı tarafa geçip kamp yaptığınız yere gidin. Böylece ilk bölümü bitirmiş oldunuz. Şimdi bu bölümün açıklamasını neden verdim? Çünkü böylece kontrolleri uygulamalı olarak anlatmış oldum. Neyse geçelim diğer konulara. Oyunun grafikleri için az çok bir şeyler söylemiştim. Grafik için son olarak söyleyeceklerim fena değil ancak ne Quake 3 Arena'daki grafiklere bakarsak vasat. Tamam farklı kategorilerde ve farklı tekniklerle yapılan oyunlar. Yine de insan niye böyle değil diye düşünmeden edemiyor. Oyunun gerektirdiği min. sistem oldukça mütevazi ama kanmayın derim. Çünkü min. sistemden bahsediyorlar. Oyun çok dandik grafikler vs. Böyle oynasak ne olur oynamasak ne olur? Yüzden ortalamanın üstünde bir bilgisayarınız varsa alın oynayın bu oyunu. Ayrıca alıp eve geldiğinizde; ilk hayal kırıklığı da olabilir ya da sevebilirsiniz de, burda benim yazdıklarım size sadece yol olur. Yani alırken iyi düşünün. Asla Fate of Atlantis gibi muazzam bir şey beklemeyin. Ama asla Tomb Raider gibi kötü bir şey de beklemeyin. Bu arada oyunu ERSAN GAMES Türkiye'ye pazarlıyor. Yani yine oldukça şanslıyız. Oyunu rahat rahat orijinal olarak alacağız. Geçen ay da demiştim bu ay da tekrar ediyorum tabii ki; artık elimizde Türk firmaları tarafından getirilen orijinal oyunlara rahat rahat ulaşabilme şansımız var. Bu fırsatı değerlendirelim ve Türkiye'de oyun piyasasının gelişmesi için herkes orijinal oyun olayına destek olsun ve cem oyunları kullanmasın. Ancak böyle bir destekle bence bir yerlere gelebileceğimize inanıyorum. Ama bazı şeyleri de söylemeden geçemem. Şimdi evet ERSAN GAMES orijinal olarak oyunu Türkiye'ye getiriyor. Bunlar gerçekten güzel şeyler. Ama bu iş bence sadece oyunu Türkiye'ye getirmekle bitmiyor. Net üstünde ERSAN GAMES'i aratıyorsunuz ve sonuç; sıfır. Bu böyle olmamalı. Ben bu oyunun review'ını yapıyorsam ve ERSAN GAMES de bunu Türkiye'ye getiriyorsa oyun hakkında aradığım kaynakları, yabancı official sayfasından değil Türkçe olarak Ersan Games'in sayfasından bulmalıyım. İnanıyorum ki bunlar yakın gelecekte düzelecek ve her şey tam olarak yoluna girecektir. Bunun dışında oyun hakkında söylenecek çok fazla bir şey kalmadı ama sanırım biraz daha yerimiz var. Ben de size önemli bazı şeylerden bahsetmek istiyorum. Kafamdaki birinci şey Formula 1 Grand Prix 3'ün yakın zamanda çıkacak olması. Birincisi ve ikincisi beni inanılmaz etkilemişti ve şimdi üçüncüsü geliyor. Microprose bu işi bildiğine göre yine süper ve bence F1 oyunları arasındaki adam gibi oyun olan tek oyun bize yine müthiş anlar yaşatacak. Kafamdaki diğer oyun da tabii ki The Sims, böyle bir oyun çıkacağını duyduğumdan beri sabah akşam herkes gibi bu oyunun çıkmasını bekliyorum. Çıkınca uzun geceler geçireceğim kesin. 8-9 yaşımda Commodore'um olduğu zamanlar böyle bir oyun yapılsa ne kadar güzel olurdu derken, yıllar sonra programcılar düşüncelerimin sesine kulak verdiler. Son olarak da oyun piyasasından ayrı herkesin son günlerde arkadaşları arasında konuştuğu konu; Millenium. Herkes birçok şey söylüyor, herkes bir şeyler yakıştırıyor. 2000 yılında yaşama zevkine erişmek gerçekten güzel bir duygu olabilirdi ama Türkiye'de yaşadığımızı unutmamak gerekir. Bence sadece 1999 bitecek ve 2000 yılına adım atacağız. Sonuç; kocaman bir hiç... #gameshow odasından tanıdığım biri belki de olayı en güzel şekilde özetliyordu. (23:17) <Barbar> dim dim dim (23:19) <Barbar> bu milenyum mallığı nedir yea (23:19) <Barbar> zamanı parçalara ayırıyor insanlar böyle

1- Sizce hangisi daha seksi? Lara Croft mu yoksa Indy mi? Ehu!

a) Kesinlikle Indy daha seksi. Şüphesi olanlara kırbacına bakmalarını öneririm b) Bit ve tabii ki Indy daha seksi, Hele o kırbaç yok mu? c) Dünyanın en 1 erkeği o! Kırbacını üzerimde kullanması en büyük dileğim.

2- Peki Indy ile Lara karşı karşıya gelecek olsa kim döver? Dürüst olun!

a) Saçma bir soru. Indy çok pis pataklar o salak karıyı b) Öyle deme “a” şıkkı! Indy centilmen bir erkek, Yapmaz bence c) Bence onlar dövüşmezler ki. Ehi hi!

3- Indiana Jones'a Lara'nın erkeği ya da Lara'ya Indy'nin kadını diyebilir miyiz? Bakmayın öyle güzel soru!

a) Kaç aydır bu saçma sapan testleri hazırlayan sen misin? Gel bakiim buraya b) Evet ayol! Yeter bu heriften çektiğimiz. Yakalayın kaçıyor! c) Bizden kaçabilirsin ama kendinden kaçamazsın şuursuz herif! Ay bende saçmaladım.

test: Enb

Sonuç: Yukarıdaki soruların herhangi birinde herhangi bir şıkkı işaretlediyseniz kusura bakmayın ama siz bir kadınsınız. Dikkat ettiyseniz hep “female” cevaplar bunlar. Üzgünüm. Test böyle söylüyor. Haa eğer erkekseniz maalesef daha sonra kadın olacaksınız demektir. Ya tamam biliyorum saçma diyeceksiniz ama test yanılmaz. Başkalarını kandırarak nereye kadar gidebilirsiniz ki? Size dürüst olun demiştim. Beni dinlemediniz. Eğer bu testi kadınlar çözdüyse ve ilk soruda herhangi bir şıkkı işaretlediyse eee, maalesef... ay söyleyemeyeceğim. Ama söylemeliyim. Evet siz kadınlar kendi cinsinize ilgi duyuyorsunuz demektir. Olsun bu bir handikap değil. Yıl olmuş 2000. Hem erkek egemen dünyanın buna tepkisi az olmuştur hep, Tamam sustum! İzninizle KAÇMALIYIMMM!

(23:19) <Fangorn> ***** zamanı (23:20) <Barbar> bu parçalardan bi kısmı bitince seviniyorlar (23:20) <Barbar> ehehe <Fangorn> zaman olmasa biz de olmazdık ama (23:20) <Fangorn> o ayrı, Barbar'ın bu sözleri sanırım her şeyi açıklıyor. Evet işte böyle siz bu dergiyi okuduğunuz sırada çoktan 2000 yılına girmiş, yılbaşında içmiş, sızmış, eğlenmiş olacak daha da önemlisi yeni 1000 yılını içinde yaşamaya başlamış olacaksınız. Bense çoktan yeni bir dünyada sizin yaşamamış olacağınız millenium'u kutluyor olacağım. Ya da şubat ayı için yazılarımı yazıyor olma ihtimalim daha yüksek. Neyse yeni yılınızı kutlarım içelim güzelleşelim derim kaçarım...