Gameshow sayı 46, sayfa 22
Sayfanın metni

Sayfa 22

Her yazımda Amiga'yı yad etmek zorunda mıyım bilmiyorum ama bu - İş

Bir gün Indy, Kamer'i ziyaret eder ve o sırada Engin'le aralarında aşağıdaki ufak ama öz konuşmalar geçer. Indy: Engin gel buraya. Engin: Hayır gelmem. Bıktım artık senin bitmez tükenmez fantazilerinden. Indy: Gel kız, naz etme iki kırbaç fantazisi denices işte. Engin: Yok abi ben bıraktım artık o işleri. Eski sayılarda kaldı onlar. Indy: Aman iyi be. Ben de başkasını bulurum. Polat.

Yazımın başında da o dönemlere dönme eğilimi hissediyorum. Çünkü Fate of Atlantis'e dönmek zorundayım. Kuşkusuz Amiga'da oynadığım en iyi 3 “adventure”dan biridir kendisi. Hatta diğerlerinden daha da farklıdır. Farklı bir kişiliğe sahiptir. Oyunu oynarken bambaşka şeyler hissederdim. O günler geride kaldı, bitti... Tıpkı benim için her şeyden önemli olan bittiği gibi. Sonra başka birileri geldi. Ay pardon yani başka insanlar geldi, hiçbiri onun yerini tutamadı. Niye tutsun ki? O tekti benim için. Hala da öyle... Evet işte Fate of Atlantis'in anlamı (2). Tarih 99 yılının. İlla bir oyun daha geliyor. Adını ilk duyduğumda tek düşündüğüm Fate kadar süper bir adventure olabilme ihtimaliydi. Sonra öğrendim Fate of Atlantis kadar süper bir adventure olmasa da Tomb Raider'dan daha süper bir action olacağıymış. Sonra oynadık gördük ki gerçekten Tomb Raider'la aynı bir oyun. Oyunu oynadıkça anlıyorsunuz ki oyun gerçekten Tomb Raider'a inanılmaz benzese bile, kesinlikle çok daha güzel. Yıl 1947, 2. Dünya Savaşı daha yeni bitmiş ve Naziler boylarının ölçüsünü fena halde almışlardır. (dimi Ertunç abi?) Ancak bununla birlikte soğuk savaş başlar. Görünen şudur ki; Ruslar Babil yakınlarındaki antik kentin sırlarını çözmeye çalışmaktadırlar. Burada tüm dünyadan gizli olarak üsler kurulmuş ve çoktan çalışmalara başlanmıştır. Bu nokta'da Indy'nin eski arkadaşı bu sırlara Ruslardan önce Indy'nin ulaşması için elindeki tüm imkanları Indy'ye sağlar... İşte 16 bölümden oluşacak olan süper macera burada başlıyor. Bu 16 bölüm boyunca Kazakistan, Sudan, Filipinler ve Mexico'ya yolculuklar yapacaksınız. Ayrıca bir tane de gizli bölüm var. Yazı başında da belirttiğim gibi oyun Tomb Raider'la oldukça benzerlikler gösteriyor. Ayrıca Redguard oynayanınız var mı bilmem. Redguard'da oyun sonunda topladığınız objelerle bir takım şeyler alabiliyordunuz, bu durumun aynısı Infernal Machine için de geçerli. Oyun içinde topladığınız elmas, para, altın v.s. şeyleri, oyun sonunda değerlendirip; silahlar için şarjör, zehirlenmeye karşı panzehir ve sağlık kitleri alabiliyorsunuz. Demek ki oyun içinde elmaslar falan es geçilmeyecek. En hoşuma giden olay aslında Indy'nin kırbacını aktif şekilde kullanmak. Kırbaçla, zıplayarak ulaşamadığınız yerlere ulaşabiliyorsunuz. Bunun dışında oyunun hemen hemen her bilmecesi hoplamak, zıplamak gerektiriyor. Bu yüzden sizin de hoplama, zıplama, bilimum şaklabanlık hareketlerinde üstün başarılara ulaşmanız demek oluyor. Şunu da söylemek gerekir ki 5-6 bölüm geçtikten sonra oyundaki bilmeceler birbirlerinin tekrarı gibi. Yani aslında şöyle; objeler falan değişiyor bilmem ne, bunların hepsi farklı sonuçlar doğuruyor ama işin aslında aynı bilmecenin farklı varyasyonlarını yaptığımız bir olaya dönüyor sonunda oyun. Aslında bakarsanız birçok oyunda bu kötü durum mevcut.

Bana sorarsanız Indy'de olmamalıydı derim o ayrı. Eğer bu durumu görmezden gelirseniz oyun kötü bir oyun da değil. Grafikler süper başarılı olmasa bile, hareketler, karakterlerin ilerlemeleri oldukça yumuşak. 3D modeller içinde çok başarılı diyemem ama oyunun devamlı antik yerlerde geçmesi nedeniyle oldukça hoş figürler mevcut. Bu da 3D olayındaki başarısızlığı bir bakıma örtüyor. Zaten Polat'ın geçen ayki dergide neden hala 3D alanlar kağıt gibi yapışık vs. gibi konularda yaptığı analizde programcıların yapabilecekleri her şeyi yaptığını gösteriyor. Demek ki neymiş? Hala teknoloji kafamızdaki gibi değilmiş. Bu arada oyunda inanılmaz bir şekilde kıl olduğum bir nokta var. Neden oyunda kurtları öldüremiyoruz? (yoksa??!) Ne kadar saçma bu öldüremediğimiz kurtlar aynı zamanda bize saldırıyorlar. Ama oyundaki diğer abzürt yaratıkları silahla öldürebiliyoruz. Mesela örümcek, akrep, yılan vs. Bunların hepsini silahınızla öldürürken, kocaman kurtları öldüremiyorsunuz. Kurt demişken aklıma geldi... Neyse boş verin... Başka bir şey daha aklıma geldi eheh... Bu iğrenç hayvanlardan korunmanın en kolay şekli, kırbacınızı kaçana kadar (kurt) devamlı kullanmak. Genel olarak bakıldığında ve bundan yıllar önce çıkan Fate of Atlantis'le karşılaştırılmadığında ne iyi ne kötü denilebilecek düzeyde normal bir oyun. Ama buna rağmen kesinlikle Tomb Raider'dan çok daha güzel bir oyun. Ancak oyunu eski Indy'yle karşılaştırdığımızda ufak bir hayal kırıklığı içine girebilirsiniz. Oyunun kontrollerine alışana kadar birazcık zorluk çekebilirsiniz. Aslında o kadar zor değiller sadece biraz alıştırma gerektiriyor. Başlarda oyunun mantığını kavramak zor gelebilir. Yani şu açıdan zor gelir; çünkü Indy düşündüğünüzden daha uzak kısımlara falan atlayabiliyor. Siz bunun farkına varana kadar bayağı bir dolanıp duruyorsunuz. O yüzden size ilk bölümün tam çözümünü vereceğim. Ben şu an 9. bölümdeyim, belki bakarsınız bir dahaki aya tam çözüm falan olur.

Bölüm-1: Oyuna kanyonda başlıyorsunuz. Indy, kanyondan aşağı kaydıktan sonra hemen sağdan “x” tuşuyla yan tarafa atlıyorsunuz. Oradan yine tuşunu kullanarak merdivenlerden yukarı çıkıyorsunuz. Çok az düz gidip, aşağı indikten sonra, en ilerideki taşı kendinize doğru çekin. (aşağı ok) Daha sonra taşı yukarıdaki boşluğun altına getirip yukarı çıkın. Ctrl tuşuyla parayı aldıktan sonra aşağı inip, taşı çektiğiniz yerden içeri girin. C tuşuyla eğilip aşağıdaki ufak boşluktan karşı tarafa geçin. Daha sonra iki kez karşıya atlayın. Karşıya atladığınızda Indy kamçıyı kullanarak yukarı çıkabileceğinden bahsedecek. Kamçı için uygun yere gelince Indy kafasını yukarı kaldıracak. 1 tuşuyla kamçıyı çıkarıp Ctrl tuşuyla yukarı attıktan sonra, tırmanın ve “x” tuşuyla karşı tarafa atlayın. Aynı şekilde “x” tuşunu kullanarak karşı platforma atlayın ve yılanın gelmesini bekleyin. Gelince 2 tuşuyla silahı çıkartıp yılanı öldürün. Indy otomatik olarak nişan aldığı için uygun an gelene kadar hareket edin. Yılanı öldürdükten sonra aşağı inin ve karşıdaki odaya gidip oradan elması alın. Daha sonra yılanı öldürdüğünüz yere geri dönün. Oradan karşı tarafa atlayın. Sol'a dönün ve kırbacınızı kullanarak sol tarafa geçin. Aklıma gelmişken, karanlık bir yere geldiğiniz zaman "|" tuşuna basarak çakmağınızı kullanabilirsiniz. Sol tarafa geçtiğiniz zaman üstüne düştüğünüz taş kırılıp açılacak ve Indy aşağı düşecek. Suyun içine düşünce tuşunu kullanarak yüzün ve kıyıya çıkın. Kıyıya çıkınca düz gidip sağdan yukarı çıkın. Karşı tarafta merdiven olan yere gelince o

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.