Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 69
TEAM APACHE - (1 CD): Simulasyon oyunları deyince aklınıza ne gelir? Uçak, helikopter, tank gibi araçların gerçeğine yakın benzetimleri mi? Bu kısmen doğrudur. Bütününde ise sanal dünya sathında yaratılan her oyun bir simulasyondur. Neticede yapılan iş ne olursa olsun esas mesele, olayı, dijital manada hakiki olana maksimum benzetebilmektir. Bugünlerde yapım aşamasında olan The Sims adlı oyun söylediklerimi birebir doğrulamakta adeta. Sims günlük yaşamın simulasyonu. Bir gününüzü bütün detaylarıyla simule ediyor, yaşatıyor. Harbiden büyük merakla bekliyorum bu oyunu... Ama dersimiz Sims değil tabii. Dersimiz Team Apache. Ben helikopter oyunlarını sevmem aga. Hele helikopter simulasyonlarını hiç beğenmem. Sebebi basittir. Beceremem, teknik detaylara boğulduğunu düşünürüm... TA öyle değil. Detaylar teknik düzeyden çok oynanabilirlik boyutunda ve gerçekçiliğe katkıda bulunurken oyunun zevkini düşürmüyor. Fizik modellemesi zayıf, hatta kötü. Grafikler iyi, hatta çok iyi. Bunun bedeli var elbet. Eğer Direct3D uyumlu 4 MB hafızalı bir ekran kartına sahip değilseniz Apache'i unutun. Software kısmı rezalet görüntüler içeriyor ve çok yavaş, artı en az MMX istiyor. Hardware ile software arasındaki farkın bu kadar açık olması acı ama gerçek. Sesler oldukça başarılı. Koca bir Apache takımını yönetmenin zevki, görevlerin iyi dizaynı ve ara demolarda aktarılan filmlerle de desteklenince üzerinde uğraşıldığı apaçık belli olan güzel bir “benzetme” oyun çıkıyor karşımıza. Gördüklerimin en eğlencelisi. Sadece simulasyoncular için değil, herkes için. A FORK IN THE TALE - (5 CD): Tempo! Kimsenin hakkında hiçbir halt bilmediği Fork In The Tale'i tanımlayacak söz. Türkiye'deki pek az bilgisayarcıya, pek az gürültü çıkararak gelen ve pek az ilgi gören bir tuhaf durum Fork. Büyük ihtimalle bütünüyle FMV'lardan oluşan görüntülerle yapıldığından dolayı hak ettiği alakayı bulamadı. Bunu anlarım ama yine de, bana göre, AFITT bu türün en iyilerinden. Yanılmıyorsam birkaç amatör bir araya gelip profesyonelce bir şeyler yapalım demişler. Ellerine bir ya da birkaç kamera alıp tamamen aksiyon içeren sahneler çekmişler, daha sonrada ekranda oluşan şekillere klikleyip bu sahneleri randomize biçimde seyredebileceğimiz bir interaktif sistem yaratmışlar. Her şey çok basit görünse de aslında değil. Oyunda hikaye akışını sağlayabilmek için müthiş bir zamanlama ve tempo yakalamanız gerekiyor. Ekrandan gözünüzü bir saniye ayıramıyorsunuz. Tek dinlenme fırsatınız arada nadiren çıkan ımsı sahneler ki bunlarda çok basit şeyler.
Söylenecek son
THE EXPERT
"b Hİ 1
TN Wi TA
Ertunç BURAK eburak@kamernet.com perili ev muhabbeti! mekanlar sıkıcı, atmosfer rezalet
Deathtrap Dun!
Olaylar tamamen komedi tarzında işlenmiş. Efendi efendi ortalarda dolanırken telaşlı kadının biri size çarpıyor. Bir müddet sonra kötü adamların silahlarından çıkan mermilerle vuruluyorsunuz. Gözünüzü bambaşka bir mekanda ve zamanda buluyorsunuz. Denizin dibinde, orta çağda! Hemen bir hızla hareket ve espri dolu macera başlıyor. Bittiğinde bayağı bir ter atmış emin olun. Video görüntüleri kaliteli, kamera kullanımı ustaca, senaryo enteresan. Yine de paraya değip değmeyeceği konusunda kararsızım (yazıyla; beş yıldız). Ucuza düşerse bakıverin. TEMUJIN - (Southpeak Interactive (6 CD)): ... Bildiğimiz adıyla Cengiz Han... Büyük komutan, büyük teşkilatçı, büyük taktik üstadı... büyük yıkıcı, kundaklayıcı, bebek katili, anası Türk olduğu
— —İ de Türk düşmanı, ölümün simgesi, kan emici barbar! Moğolların o sefil tarihlerinde bildikleri en parlak dönemin yaratıcısı ve sınırları itibariyle gelmiş geçmiş en büyük kara imparatorluğunun kurucusu bu adamın gayesi neydi? Amaçsızca toprak ele geçirmek ve yaşadığı asırda iktidarını kanla perçinlemek miydi yoksa pek çok maceracı liderin (Alexander) düşlediği gibi kendi kavminin önderliği dahilinde oluşacak yeni bir dünya peşinde miydi? Aslen fark etmez. Ölümünün hemen akabinde iç çekişmeler ve sonu gelmez çatışmalar yaratımlarının yitip gitmesi kurduğu imparatorluğun ne kadar ince dengeler üzerine kurulduğunun göstergesidir. Beşeriyete kan, acı ve gözyaşından başka hiçbir kıymet kazandırmamıştır Kağan. O günkü Moğolistan ne ise bugünkü de odur. Kurak, çorak, bereketsiz, ilkel. Moğollar, beyaz ırkın Asya'daki tek gerçek temsilcisi Türklere karşı, soydaşları olan Çin ahalisiyle beraber giriştikleri korkunç katliamın bedelini ödüyorlar. Dün ve bugün... hep ödeyecekler. Gerçekte Temüjin, imparatorluğundaki Türk unsurlarını güçlü kıldığı müddetçe var olmuştur. Ne zaman uşak efendi rolüne soyundu, o zaman dirayet kalmadı ve bina içindekilerle beraber yitip gitti ... Cengiz efsane değil, bir korkudur... Hepsi bu. Southpeak bu çöken yapının altına elini sokup, kalan ne varsa onu kurcalamaya karar vermiş anlaşılan. Çıkanda ahım şahım bir şey olsa bari. Ben henüz bu oyunu seven birine rastlamadım ağalar. Video Reality denilen, ne boka yaradığı, ne kadar “reality” kazandırdığı belli olmayan dandik sistemle yapılmış bir adventure Temüjin. Bütünüyle video görüntülerinden oluşan oyun, görüntü akarken oyuncunun sağa sola falan bakabilmesine izin veriyor ve kesintisiz bir hikaye akışı sağlıyor. Bence hiç orijinal değil aksine saçma. Filmler ve seslendirmeler güzel, konu ise tek bir müzenin içinde geçtiği için sıkıcı ama yine de özgün sayılır. Doğaüstü güçleri olan adamlar tarafından Cengiz tekrar hayata döndürülmeye çalışılır. Bunun içinde Stevenson müzesi merkez bellenir falan... Aslında gizemli görünüyor ancak uygulama kötü. Minnacık ekranda olaylar gerektiği heyecanla aksetmiyor bir türlü. Sürekli odalarda dolanıp oraya buraya klikliyorsunuz. Tabii iki dakikada bir puzzle çözmezseniz de katiyen olmaz. Bitirilmesine tanık olmuş biri olarak tek söyleyebileceğim olayın felaket boğucu olduğu şeklinde. Hem zaten Cengiz efendinin canlandığı bir kapalı mekan macerası kime cazip gelebilir ki?... Bana değil emin olun. HOPKINS FBI! - Kamer tayfasının, nedendir bilmem, ısrar ve inatla çıkardıkları şu uyuz FRP dergisine yazdığım ilk ve son adventure çözümüydü Hopkins. Fena bir yazı olmamıştı hatırladığım kadarıyla. Daha sonra yapmak istediğim işin Expert türü bir şeyler olduğunu hissedip dergi içindeki o kısmın formatını değiştirdim. Çözümünü verdiğim Hopkins FBI hakkındaki görüşüm ise o günden beri pek değişmedi. Benim gözümde hala çok kaliteli bir oyun değil. Ancak şu da gerçeğin ta kendisi ki, hiç bilinmeyen küçük bir firma adına yine de fena bir çıkış sayılmaz Hopkins. Çizgi romansı tavrı hoş. Grafiklerde değişik bir tadı yakalamış. Sesleri idare eder, konusu güzel sayılır. Kötü olan hikayenin gelişim biçimi. İhtişamdan uzak, çok sade bir sunum var. Yani şöyle; öyküyü nihayete erdirdiğimde, benzeri oyunların (Broken Sword gibi) bana hissettirdiği - bütün bunları yapan harbiden ben miyim - türünden hiçbir şey hissetmedim. O kadar ıcık cıcık işlerle uğraşıp sonrada - ne olacak oyun işte - demek kötü tabii. Ama senaryo biraz kurtarıyor işi. FBI'da görev yapan Hopkins tuhaf seri cinayetler işleyen bir dallamanın peşine düşer. Kurbanların hepsi kadındır, hunharca katledilmişlerdir ve çıplaktırlar. Bu son kısım uçkur düşkünü tiplerin ağız sularını akıttırmadan hemen söyleyeyim, bol kanlı cesetler, hem de el çizimi olunca, pek de tahrik edici olmuyorlar. FRP ve Magic'te de söylemiştim; bu oyunu yapanların arasında kesin nekrofil eğilimli herifler var. Yoksa koca oyunda neden hem cıbıl hem canlı karı olmasın ki? Eveet eveeet teşhisim bu. Bunlar kesin sapık ayol. Aaa, üstüme iyilik sağlık! PRIVATEER II: THE DARKENING - (Origin (3 CD)): Amiga'da Frontier diye şaheser bir oyun vardı... Yok yok ondan daha öncesi de vardı; emektar Commodore 64'te Frontier'in birincisi Elite... Her ikisi de süperdi ve zamanında beni, benim gibileri, bir hayli
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 68
onine pamino
Burak HUN (bhun@kamernet.com) valla bu ayı tamamiyle kınıyorum. Ne düzgün oyun çıktı! (Diablo2, Quake3) Ne de kablonet geldi. Kablonet yetkilileri sağ olsun sürekli kablonetin çıkış tarihini erteliyorlar bu seferde duyduğuma göre şubat ayına falan kalmış :( Ya şöyle ağız tadıyla internetten bir oyun oynayamıyoruz ya kuduruyorum! Herneyse gelelim bu ayki konumuza.
| Bu ay belki de şu ana kadar yaşadığım en durgun aylardan bir tanesi idi online gaming açısından :(. Bu ay sizlere Türkiye'nin Quake3 Clanlerinden ve son Quake turnuvasında Türkiye şampiyonu olan, en iyi kadroya sahip olan ve en iddialısı olan NI (Negative Impact) clanının kaptanı olan Survivor'la olan röportajımı yayınlıyorum.
Wanted: NI Clan'ı nasıl kuruldu?
Survivor: Eski klanımız Ers Kazuyama'nın Fransa'ya gitmesiyle dağılınca yeni bir clan kurma çalışmalarına hemen başladık. Araya Almanlarla maç girince bu işi ertelemek zorunda kaldık. Polaris'in Quake'i bırakma girişimi de son darbeyi vurdu. Ve NI clanını Quake3 clanı olarak kurduk. Ama sonradan Polaris'in ve Darkkiller'ın katılımlarıyla clan daha da güçlendi ve bugünkü durumunu aldı.
Wanted: NI clanının gelecekteki planları, beklentileri ne?
Survivor: Gelecekteki en büyük planı Türkiye WDT takımına olabildiğince çok adam sokabilmek ve de belki gelecekteki Quake turnuvalarında da aynı başarısını devam ettirebilmek.
Wanted: Turkiyedeki ile ilgili neler dusunuyosun?
Survivor: Genel olarak Türk Quake'i internet bağlantısı ve server azlığı yüzünden büyük bir sıkıntı içerisinde. Net cafelerdeki network ortamı bu sorunlara biraz çözüm getirebilse de Türkiye'de pro bir Quaker olmak gerçekten de zor. Öncelikle Türk Quake'inde turnuva olayları çok az ve de düşük ödüllü. Bu yüzden Quake kasma için gerçekten de bu oyuna aşık olmanız gerekiyor ayrıca sponsorluk kavramı neredeyse hiç yok. Turnuvaya çağrılsak gidemiyoruz. Rakiplerimizi Türkiye'ye getirsek paralarını cebimizden ödüyoruz. Aslında Avrupa'nın clan Nine öncesi durumunu andırıyoruz (Hatırlarsan onlar da PGL turnuvalarına gıpta ile bakıyordu) Ama Nine Studios ile işbirliği yapan Clan 9 Amerikalıların efsanevi clanı Deathrow'u yenerek Avrupalıların önünü açtı şu an Amerika'da yapılan turnuvaları bile Avrupalılar kazanıyor. (aynen Frag3'te olduğu gibi) Bence biz de biraz özveri ve cesur atılım sayesinde bu kısır döngüden kendimizi kurtarabiliriz. WDT bunun için iyi bir fırsat olabilir. Yeter ki gerekli destek gösterilsin.
Wanted: Son olarak, Clan'ın şu anki üyeleri kimlerden oluşuyor?
Survivor: Survivor, Darkside, Codon, Wanted, Polaris, Goliath, Grind, Darkkiller.
Wanted: Bize zaman ayırdığın için sağ ol sanki başka işi var da :P)
Survivor: Rica ah hem de ne ah, şu kablonet Türkiye'ye bir gelsin, bazı kesimdeki insanlar internet üzerinden nasıl oyun oynandığını şaşkınlıkla izleyecekler. Sanane Inc. bu ayın ortalarında yaptığı açıklamayla yakında Diablo, Duke Nukem Forever, Ultima Online, Unreal Tournament, Kingpin, Tribes, Tetrinet gibi oyunlara server olabileceklerini açıkladı. Gerçi açsa da pek bir şey farketmez, Türkiye'de böyle bağlantılar olduğu sürece :(. Önümüzdeki ay Diablo2 ya da Quake3'ün çıkması ümidiyle...