Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 66
Eh, bundan olsa gerek, ben de bir oyunun single player'ından çok şey bekliyorum. Örneğin oyundan bana risk alma şansını vermesini bekliyorum. İkincisi, iyi bir oyundan, çok iyi oyuncular yaratabilmesini bekliyorum. Demek istediğim şu: Quake'te bana hiç frag vermeyecek oyuncular var. Onlara da hiç frag vermeyecek oyuncular var. Yani böyle yaklaşık 8-10 tane kat vardır. İyi oyuncu olmak demek oyunu artık aşmış olmak demek olabiliyor, ki Quake'te bu şans var. Fakat, örneğin Alien vs Predator isimli saçma sapan oyunda, çok iyi bir oyuncu ile normal bir oyuncu arasında çok da bir fark yok. Zaten bu yüzden olsa gerek, "sadece zevk almak için, kazanmayı önemsemeden" oynayan oyuncuların sıkça tercih ettiği bir oyun bu. Sanki oyunu kazanmak amacı ile oynayan gerçek gamer'lar zevk almıyorlarmış gibi bir izlenim yaratabilecek bu yaklaşımı ne kadar kınadığım açık ve seçik sanırım. Ayrıca iyi bir oyundan doyurucu olmasını beklerim, yani süre olarak. Kısa olduğu halde beğendiğim tek oyun sanırım, hayatımda oynadığım tek adventure olan Full Throttle. Hala bulursanız kesin alın, ki bulamazsınız, fakat bence gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri, bir de o saçma arcade bölümleri olmasaydı. Pek çok single player oyun daha siz ne olduğunu anlamadan bitiyor, alın size Tiberian Sun, ya da Revenant. Hatta, hazır aklıma gelmişken, Tiberian Sun'ın multiplayer'ını beğenmememin sebebi de zaten az önce bahsettiğim şey, yani oyun size süper oyuncu olma şansı tanımıyor, gayet dar ve sınırlı bir çemberin içinde dönüyor, sonuç olarak her binadan en fazla bir tanesi efektif olduğu için, risk almak ve iyi oynamak diye bir şans yok. Tabii bunun arkasında ne görüyoruz: kötü oyuncuların, daha doğrusu, iyi oyuncu olma isteği olmayan, öğrenme içgüdüsüz oyuncuların da oynayabilecekleri oyunlar yapan ve böylece voliyi vuran büyük firmalar, ki bu da apayrı bir sinir konusu. Duyduğuma göre gelmiş geçmiş en iyi oyunlar sıralamasını yapan kurumlar Half-Life'ı bir numaraya oturtmuşlar. Bu kadar saçma bir şeye akıl sır erdiremiyorum. Bence single bile çok kötü olan Half-Life -birkaç yeni fikir ve biraz heyecan, ama bunlar bir oyunu güzel yapmaz- multiplayer'da gördüğüm en kötü FPS. Hatta o motor üzerine çıkan yeni oyun Team Fortress de bir o kadar kötü. Bu yaklaşımlardan öylesine sıkıldım ki... iyi olan-olmayan her oyuncunun zevk alabileceği oyunları iyi oyun sayan bu kaybetme düşmanı zihniyet baydı beni. Bundan son derece ağzımın yandığının farkındasınızdır herhalde. Fakat gelip de oyunlar işleri daha da zorlaştırıyor. Bakın, dergi ile ilgili bir eleştiri yapacaksanız, bunun yapılacağı tek yer az yukarıda geçen mail adresidir. Çünkü ben, ne bileyim, Starcraft oynarken orada GameShow yazarı Burçak olarak değil, OoT klanının bir üyesi olan, bir oyuncu olarak bulunuyorum. Hele bir de yaşımı duyan insanlarda direk bir "üff, bunun da havasından geçilmez şimdi" gibi bir yaklaşım baş gösteriyor, oysa hiç alakası yok. Starcraft'ta oyun oynadığım adamın oyundan çıkarken "iyi oyundu ama seni yenebilirdim, ayrıca GameShow bu ay güzel olmamış" demesi beni oldukça rahatsız ediyor. Negatif eleştiri yapacaksanız, özellikle negatif eleştiri, bunu yapacağınız yer yukarıdaki mail adresidir. O an sadece Starcraft, ya da ne bileyim, Quake oynuyor oluyorum ve inanın GameShow'u nasıl bulduğunuzu önemsemiyorum, çünkü sizi de bir okuyucu olarak değil, bir oyuncu olarak görüyorum orada. O yüzden, dergide yazmayan hiçbir adreste, Gameshow chat odası dışında, bana dergiyle ilgili, özellikle negatif eleştiri yapmayın, beni bu şekilde taciz etmeye hakkınız yok. Ayrıca dergide yazar olmayı bir üstünlük ya da statü meselesi olarak görmüyorum, o yüzden bu konudaki saçma itham-ön yargılarınızı kendinize (ya da kedinize... kedi dedim de, uğuma göre gelmiş geçmiş en iyi oyun Half-Life seçilmiş. Bu kadar saçma bir şeye akıl sır erdiremiyorum bana "hadi Starcraft" gibi ukalaca bir tavırla (Mesela ben demin bahsettiğim ikincisine yiyor mu?" falan demiyorum... onun başarısına saygı yaklaşan, sonra benim ilk beş-altı dakikada oyunu bitirmem köpek aldım) saklayabilirsiniz. Gerçekten son bir ayda özellikle başıma gelenlerden sıkıldım. Bu yazıya da Üzerine alınması gerekmeyen hiç kimse alınmasın, bütün okuyucularla tanışmak benim memnun
Ben onu yendiğim için haksız duruma düşüyorum ya, bunu hiç anlamıyorum. İşte bu yazıları da burada okuyanlara demek istiyorum ki, herhangi bir oyunda ya da herhangi bir dalda sizden daha başarılı birisini görürseniz, onun yetenek ya da bilgisine saygı gösterin. Çünkü öğrenmenin tek yolu bu iyi niyetten geçer. Bu mantığı anladığınız zaman, ve daha iyisini yapma özlemi ile tutuştuğunuz zaman (gerçekten de böyle bir şey var, inanın bana), her konuda daha başarılı ve iyi niyetli olduğunuzu fark edeceksiniz. Benim Türkiye'de oyun oynayanlar ile ilgili en büyük sorunum bu, yoksa çok yetenekli olduğuna inandığım oyuncular hala Half-Life oynamazlardı. Her neyse, umarım ulaşıyorlardır.
Son olarak eklemek istediğim önemli bir şey var. Daha gencecik bir yaşta GameShow gibi bir bilgisayar dergisinde yazarlık yapmaya başladım. Bunun bana yüklediği sorumluluklar -hele bir de yazılarımı okuyan kitleyle her an karşılaşabilecek olmam(Kamer-Sihir Kafe, her türlü Net ortamı, özellikle multiplayer hala arkadaşlık ettiğim bazı insanlar en iyi kanıtıdır. Ancak sırf laf söylemiş olmak için, akıllı gözükmek için, saçma sapan yerlerde abuk sabuk eleştiriler yapmaya gerek yok, o bir, dergide kendi yazılarım dışında hiçbir şeyden de mesul değilim: daha böyle açıklamalar yapmak zorunda kalmam.
»«dedi ve gitti Burçak. Üzerinde birkaç günün yorgunluğu mu desem, siyah bir mont mu desem, öyle bir şey vardı. Bu haliyle bir yanardağdan daha heybetli görünüyordu. Görünüyordu görünmesine, ama önünü göremiyordu, ve çarpıp yere düştüğü direk onu sonsuza dek lanetlemiş oldu. Ah Burçak, bir kere de her işi “sonuna kadar" doğru yapsan, der gibi bir hali vardı ama, hali kalmamıştı ki....
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 67
guide B ok yarma gosterdina nan imar de ecen
Age of Kings
yazıma gösterdiğiniz inanılmaz derecede olumlu ve övgü dolu tepkilere çok teşekkür ederim. Şu sıralar ortalama olarak insanları en çok ilgilendiren oyun olduğunu sandığım AoK'yı, en azından bir ay daha köşemize konuk edeceğimizi söyleyerek başlayayım. Gelecek aya da size büyük bir sürprizim var, ama şimdilik sürpriz olarak kalmaya devam etse iyi olur, bekleyelim. Net kafelerde birçok oyuncu AoK'yı oynamaya başladılar. Tabii henüz dünya şampiyonları çıkartamadık ama sanırım AoK'da, olduğundan daha başarılı olacağız. Bana en çok gelen sorular ve cevapları, bir nevi FAQ (çok sevdiğim bir terim): -Rush nedir ya, anlatıp duruyorsun? Aslında tanımından emin olmadığım bir kavram ama, anladığım kadarı ile, en azından benim yorumum ile, herhangi bir oyunda, daha başlarda ve ilkel ünitelerle saldırı. Mesela AoK'da ikinci çağda scout'ları light cavalry'ye upgrade edip saldırırsanız bu rush oluyor. Bunu kırkıncı dakikada değil de, on üçüncü dakikada yaparsanız rush oluyor. Kırkıncı dakikada hıyarlık, salaklık gibi değişik tanımları olabiliyor. Peki sonuç olarak, AoK'da rush oluyor muymuş? Evet, bayağı da güzel oluyor. Yalnız genel tanımın aksine, “rush” oyun kapattırmıyor, sadece ufak bir üstünlük sağlıyor. Yani rush yapıp da kazanamazsınız ama kazanmayı garantileyebilirsiniz. -Teutons çok güçlü, ne iş, var mı bir çaresi? Aslında pek de bir çaresi yok, gerçekten çok güçlüler. Zaten ortak karar ile oyuncular genelde Teuton oynamayı bıraktılar. Böyle bir kural yok fakat oldukça abartı olduğu açık. Zaten patch'in eli kulağındaymış. -Oyun nerede oynanıyor? Ben nerede oynayayım? Mantardan çabuk yayılan Net Kafelerin tamamında oynanabiliyor. Net üzerinden, www.zone.com'da oynanabildiği (ve burada kendine özgü bir puanlama sistemi olduğu) gibi, aynı zamanda www.igl.net/zaok adresinde de başka bir ladder sistemi var. -Single Player için ne diyorsun? Hiç oynamadım, ve oynamam diyorum.
-Persler çok güçlü, bir sürü fil yapıp saldırıyorlar, ne yapacağım? Bir kere böyle saçma şeyler söylemeyeceksin. Ne demek bir sürü fil yapmak. Pers bu işi oyunun kaçıncı dakikasında yapabiliyor? Bence en erken 18-19'da fil yapmaya başlayabilir. En hızlı Castle yapma yarışmasında bile çok çok iyi oyuncular 14-15 dakikada
Geçen sorudan ders almamış bir soru. Oyunda ekonomik olarak cataphract ile mantıklı bir biçimde savaşabilen tek ünite deve. Fakat adama kaleyi diktirirsen, cataphract da yapar. Mühim olan oyunu ekonomik olarak o noktaya getirmemek. Bin tane asker biriktirip saldıran her rakibi ekonomik olarak yenebilirsiniz. Geçen yazıyı daha iyi okuyun. -TC Push yapıyorlar, mahvoluyorum. İmdat. TC Push rakibe doğru TC'ler yapa yapa ilerlemek, sırada üretileni bir önceki ile korumak demek. Tabii bayağı gıcık bir taktik. Öncelikle başta size verilen scout'u kaybetmeyeceksiniz, o bir. Sonra bunun gerçekleşmesine yakın üssünüzün çevresinde dolaşıp duracaksınız, böylece ilk TC'yi uzağa kurmak zorunda kalacak, o iki. Sonra da battering ram'ler yapıp saldıracaksınız. -Dibime kale kuruyor, yine mahvoluyorum. Yine imdat. Aynı şekilde scouting ile oraya kaleyi yaptırmayacaksın. Ayrıca başıma gelen bir şeyi anlatayım, baktım on tane kadar işçiyle oduncularımın dibine kale kuruyor, ama scout gezdirdiğim için daha başlamadan gördüm. O kaleyi yapmaya başlar başlamaz hemen iki katı kadar işçiyle az sonra yapmayı planladığım kaleyi oraya diktim, kalem ok atmaya başladı, bütün işçileri öldü, kalesi de elinde patladı. Ama tavsiye etmiyorum. Peki niye yaptım ve anlattım o zaman? Çünkü olay anında hiç askerim yoktu, hepsi saldırıda ölmüştü de ondan. İşte bu da anında doğru karar verebilmek oluyor. O kale oraya kurulsaydı kaybetmiştim. Demek ki, ne pahasına olursa olsun kurdurmama gerekiyordu. Ben de bunu göze aldım ve defansif oyuna geçtim, ancak ondan daha önce kale yaptığım ve on işçi öldürdüğüm için oyun boyunca ekonomimi üstün tuttum, ve sonunda kazandım. -Emin Gür beni Kamer'de hep yeniyor, ne yapmalıyım? (cidden, en çok aldığım soru bu) Yapılabilecek bir şey yok. Henüz onu yenecek kıvamda bir oyuncu yok. Eğer olursa ben de Emin'e yeni taktikler öğreteceğim için hiçbir şekilde onu yenemeyeceksiniz ne yazık ki. Takmayın kafanızı, sevinsin o da.
Bu ay bu kadar. Bir dahaki aya bakalım ne olacak?
Demek ki sizin bu şekilde maç kaybetmeniz için şöyle bir 25 dakika gerekiyor. Ona bakarsanız, her ırk her üniteden 100 tane yapıp saldırsa yener. Ha filler için özel taktik istiyorsanız, o zaman başka. Öncelikle rahipler ve converting. Pikeman'ler. Bu arada çok sayıda okçu da bayağı iyi olur. Bir daha böyle saçma sorular duymayayım. Oyunun 30. dakikasında devreye giren taktik olmaz. Ki zaten bunu soran kişi Imperial Age'den falan bahsetmiş. Adamı o kadar boş bırakırsan fil de yapar mamut da yapar. Hay Allah'ım. -Cataphract'lar beni dümdüz ediyor, imdat ki ne imdat.