Revenant
Retro bilgisayarBüyüler, kılıçlar, yaratıklar, savaşçılar ve zorlu bir macera. FRP oyunlarının yüz akı.
Burçak CANER bcaner@kamernet.com
-Efendim Polat. -Bu oyunu Cadı Laz'a yazdırmayı düşünüyorum, sen ne diyorsun. -Ne diyebilirim ki Polat. Senin o aptal aptal bakan güzel gözlerin olmasa hayır derdim, ama Cadı Kaz da bence iyi bir yazar. -Ama söz verdim, bunu ona yazdırırsam senin de dişlerini sökmem lazım, niye diye sorma Burçak. -Ya bu sözü kime verdin Cadı Gaz'a mı? -Anlatamam çok gizli. Evren buna bağlı. -Ay Polat, senden de iğrendim, güzel gözlerinden de. İyi ver bari ben yazarım.
ne kadar büyük bir kumar oynamakta olduğumun da farkına vardım. Çünkü bu firma abuk sabuk oyun fikirleri, kaliteli ama başarısız oyunları ile tanınıyor tarafımca. Mesela Commandos. Yani sağır askerlerle dolu bir kampı basmak fikri nereden akıllarına geldi bilmiyorum ama, kaliteli gibi gözükmesinin yanı sıra son derece kötü bir oyun.
ve aldım Revenant'ı. Sürprizlerim firması Eidos Interactive'den olduğunu
Revenant hakkında bazı referanslarım vardı. Mesela bu ay Revenant'ı yazacağımı öğrenen Efe Mumoğlu'nun gözlerindeki hınç dolu kıskançlığı fark ettim. Uzun süredir oyunu bekliyormuş, yazmak çok istermiş ama ne yazık ki ben kapmışım. Aslında ne kapması zorla verdi Polat, Graphic Designer. Aslında Diablo benzeri bir oyun diye duymuştuk, yanlış duymamışız. Zaten tam Diablo II o çirkin burnunu köşeden uzatacaktı ki Revenant piyasaya çıktı. Çünkü Eidos da gayet iyi biliyordu ki belki de yılın oyunu olacak Diablo II ile başa çıkamazdı, hem de tam Diablo fanatikleri ortalıkta deli danalar gibi Diablo'yu beklerlerken aynı tür bir oyuna da saldırıp, hemen bitirip, beklemeye devam ettiler. İşte bu örnekte de artık Blizzard'ın büyük firma olduğunu anlamış oluyoruz. Eskiden bu numaraları Blizzard yapardı, pis taklitçi firma. Fakat artık o diğer firmaları önemsemiyor, ve oyununu istediği zaman piyasaya çıkartıyor. Bir gerçek zamanlı ve şunu firmanın taklitçi zihniyet ile nerelere gelebildiğini gördük. Zaten Türkiye'de de dergicilik alanında buna benzer olaylar yaşadık, ama neyse konuşturmayın beni, İşte böyle. Oyunu yüklerken ki hislerim hemen hemen bunlardı. Bilgisayarımı açtım, acı dolu bir suratla RAM fiyatlarını tam ben RAM almaya karar vermişken arttıran Serbest Piyasa Ekonomisine saydırmaya hazırlandım. Çünkü ne yazık ki sadece 32 MB RAM'im var, Zaten yazının ilerleyen kısımlarında da bu konuyla ilgili ne gibi acılar çektiğimi anlayacaksınız. Önce Windows'umun kırk beş dakikada açılmasını bekledim. Kırk beş dakika genelde böyle durumlarda abartı yapılıp da komiklik olmuş olsun diye yazılır, öyle değil. Gerçekten de kırk beş dakika falan sürüyor açılması. Sonra oyunu install ettim ve başladım oynamaya. Bakın peşin peşin söyleyeyim, sakın aldanmayın, oyun her bilgisayarda çalışıyor diye bir şey yok. Bence bir kere kesinlikle bir 3D hızlandırıcılı kartınız olması lazım. Bendeki kart oyunu çalıştırırken (daha doğrusu, çalıştırma teşebbüslerinde bulunurken) hüngür hüngür ağladı, bunalımdan bunalıma sürüklendi. İkincisi hızlı bir bilgisayarınız ve yüksek RAM'iniz olması lazım. Arcade oynarken her karede frame atlaması nasıl bir işkencedir anlatamam. Sonra bana söylemedi demeyin. Neyse geçtik bunu da. Gelelim oyunun ismine, Revenant kelimesinin hangi dilde ne anlamı var bilmiyorum. Ancak Fransızca'da Revenant, “geri gelen" anlamını taşıyor. Ayrıca kendim yaptım diye söylemiyorum, “geri gelen", “gg", “good game", süper kelime oyunu. Demek ki muhtemelen oyunda birileri geri gelecek, bunu daha başlamadan anlıyoruz. Tebrikler, metagaming'de ilk adımımızı attık. Oyunun konusu basit ve güzel. Aslında düşündüm de o kadar da basit değil, ama o kadar güzel. Mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayan krallığın birinde, iyi bir kral ve onu çok seven halkı kuşları kıskandıracak kadar sakin ve huzur içindeymişler. Çok klasik değil mi? Hayır çok klasik değil, yani “the” klasik. Bu kralın güzelliği dillere destan, zeki ve alımlı bir kızı varmış. İşte görüyorsunuz fantezi edebiyatı nasıl, zeki kız... tövbe tövbe.. Her neyse. Sonra bir gün bir cult ortaya çıkmış ve krallığa saldırmaya başlamış. Tabii bunlar barış içerisinde yaşadıklarından olsa gerek, aralarında öyle eline kılıcını alıp yeri göğü delecek kahramanları (İngilizcesi hero, Aferin) da yokmuş. Bu cult'ın büyücüleri daha önce görülmemiş büyü numaraları yaparak halkı öldürmüşler, köylerini yağmalamışlar, taş üstünde taş, boyun üstünde baş bırakmamışlar. Ve, en sonunda da kötülüklerin en kötüsünü yaparaktan, kralın güzel (olabilir), alımlı (mümkündür) ve zeki (imkansız) kızını kaçırmışlar. Kral ne
Oyunun hala ne tarz olduğunu anlamayanlara da biraz açıklama yapalım, Bir çeşit action-adventure, ancak action yönü çok daha ağır basıyor. Konuşmalar bir yere kadar önemli. Yine de oyundan zevk alabilmek için, yani konuyu anlayıp dahil olabilmek için İngilizce bilmeniz ön şart. Diablo'ya çok benziyor ancak çok daha gelişmiş gibi geldi bana. Gerçi şahsen Diablo ustası değilim ama yine de orada sadece mouse falan kullanılıyordu, oysa burada klavyeye tam bir hakimiyet şart. Bir nevi Mortal Kombat, Sahiden bu benzetmeyi yapınca fark ettim oyun gerçekten başka bir perspektiften Mortal Kombat'a benziyor. Oyun Diablo'dan daha gelişmiş dedik, ki bu doğal, peki acaba Diablo'dan daha güzel mi? Hayır değil, her nedense o daha zevkli bir oyundu gibi geliyor. Zamanına göre belki, belki bir çeşit ilk diye. Aslında ilk falan da değil, bu türün ilk oyunu Crusader: No Remorse, ve Blizzard o oyunu da taklit etmişti, bir çok kişi Diablo'yu orijinal fikir sanar halbuki. Geçtik. Oyunda büyü yapmak biraz karışık. Benim yaptığım gibi hemen başında her türlü kombinasyonu sakın denemeyin, hiçbir alakası ilgisi yok. İlerledikçe yeni spell scroll'lar buluyorsunuz ve oradaki Talisman'lar sizde varsa onları doğru kullanıp büyü yapabiliyorsunuz. Kısaca talisman ya da scroll bulursanız atlayın. Bunu da geçtik. Oyunla ilgili tips&tricks. Bu konuda söylemek istediğim çok da bir şey yok. Zaten genelde combat'a dayalı. Ancak belirtmek istediklerim şunlar olabilir. Bir kere benim yaptığım gibi iyi kalpli insan olmaya çalışmayın, başta zindandaki adamı öldürtmeden kesinlikle çıkamıyorsunuz kaleden. Bence oyunun daha başında böyle bir hata oldukça kötü olmuş. İkincisi ise, ay bunu söylesem mi bilemiyorum, tadınızı kaçırmak da istemem ama... ya Oyunda Invisibility büyüsünü bulunca her şey bitiyor. Normalde bu gibi durumlarda vurduğun zaman biterdi invisibility, ama artık bir bug mı olmuş, yoksa böyle mi doğru bulmuşlar bilemiyorum fakat bu oyunda siz birisine vurunca büyü bozulmuyor. Ya şöyle diyeyim, oyunun son canavarı bana bir hasar bile veremeden oyun bitti yani. Her neyse. Yeni silahlar ve zırhlar ve... ve ve her şeyi aldığınız yeri iki level'da bir gezmeyi unutmayın. Çünkü aslına bakarsanız oyun birazcık da burada dönüyor. Her neyse kısaca anlatmaya-tanıtmaya çalıştım. Zaten söylenecek çok söz yok, akide şekeri gibi oyun oynanıyor işte. Aman diyorum bilgisayarınıza güvenmiyorsanız almayın, ve klavyenize güvenmiyorsanız da almayın (güzel kelime oyunu).
söyleyebilirim ki bu dövüş sistemi yapacağını şaşırmış. Ancak iyi ki yanında yeni veziri kudretli ve kuvvetli ve karizmatik ve saçma büyücüsü varmış. Kral varını
Rex Dickson - Lead Designer yoğunu bu büyücünün yapacağı büyü, için ortaya koymuş, elmaslar, yakutlar, zümrütler, akmış, yanmış, harmanlanıp büyü malzemesi yapılmış ve sonunda büyücü Cehennemin derinliklerinden güçlü, zeki, ayı gibi ve acımasız bir savaşçıyı getirmiş. Yani o ölümden geri gelmiş, bu bağlamda o revenant, celui qui revient. Tahmin edeceğiniz gibi siz bu oyunda kralın kaçırılan kızını oynuyorsunuz.... ay yaaaa.... buna inanan var mı acaba? Siz tabii ki kralın başçavuşunun eşe! neyse tamam be üfff. Siz revenant'ı, yani güçlü savaşçıyı oynatacaksınız. Konu her ne kadar
| biraz Zeyna'yı hatırlatsa da bence, yine de, oldukça başarılı. Hazır aklıma gelmişken, Zeyna benim en sevdiğim televizyon dizisi bunu da göz ardı etmemeliyim.
-Polat. -Efendim Burçak. -Al yazdım oyunu. Ama İbranice yazdım sence bir sakıncası yoktur umarım. -Ki yok Burçak ne sakıncası olacak çeviririm hemen. -Ama az önce Afganistan'a havalanan bir uçağın tekerleğine yazdım, sorun yok değil mi? -Biraz abartmışsın ama hallederiz. Bu arada bir şey söyleyeceğim. Sen salaksın. -Üff yeter yani bu da salak salak. Sensin salak. -Burçak editörünle doğru düzgün konuş. -Senden de iğrendim yılan gözlerinden de. -Aferin.
06 80