NHL 2000

“Yuvarlak bir diskin peşinde onca adam koşturup birbirini itekliyor”

her ne kadar bizim buz hokeyinden anladığımız buysa da NHL 2000 tüm görüşlerinizi değiştirecek. 4 OYUNLAR

B diye sorar. Bizde buzlandı mı yerler, kayar gideriz. Oysa gavurun

B; “al bakayım şu sopayı" dedin mi, adam “kimi döveceğiz abi?” yaklaşımı farklıdır. Adam sopayı eline almış. Buzun da üstüne çıkmış. EA Sports diye de firmayı kurmuş, bunun bir de oyununu yapmış.

Çok da güzel yapmış. Üstüne ne desek boş bile olmuş ama tabii MUDER diye de bir adam çıkmış misal, bu oyunu çok güzel açıklamış. Şimdi izninizle bu açıklamayı sizlerle de paylaşmak istiyorum. Hem buz hokeyiyle ilgili bilgimiz artacak hem de neşe içinde çok güzel bir oyun açıklaması okuyacağız. Yersek. Bilemiyorum, En azından ben, yedim. Bazıları da bu tada, resmiyetten ve ciddiyetten uzak bir tat diyebilirler. Onları da kınamamak gerek, Şu anda yaptığım oyun açıklamak. Eğlence içindir oyunlar. Her zaman en doğru, en ayrıntılı, en gerekli açıklamaları, en can alıcı ayrıntıları verebilmek bir özelliktir. Ama bunu düzeyli bir mavrayla, biçimlenmesini bitirmiş bir anlayışıyla yaparsan, bu da “mükemmel"dir. Yoksa, bürokrasi ve ciddiyet her yerdedir. Bu satırlarda aranmasına gerek yoktur... Belki de bu GAMESHOW'dayım. Belki de bu yüzden GAMESHOW'u bir kez alanlar asla vazgeçemiyorlardır. Belki de bu yüzden bu kadar çok fanatiğim vardır. Öyle böyle değil, Kanada'da, Çek Cumhuriyeti'nde buz hokeyi, Pakistan'da kriket, Antarktika'da Penguen Saklambacı ne ise, bizde de MUDER odur. Evet. Bu doğru. Yalansa, iki gözümün önüme akması gerekliliğini de nereden çıkarıyorsunuz? Efsanelerin gözleri olmaz... ehuehehu ay yaa!

Tanrım bu açıklamada da kısa keseceğim, uzatmayacağım ve hemen ayrıntılarla olaya gireceğim, girmezsem çok adiyim diye söz vermiştim kendime ama olmadı. Her neyse, şimdi uzatmadan konuya dönmek istiyorum: Buz hokeyi için, özel eldivenlerden özel patenlere, özel giysilere dek bir çok gereç gerekir. Güreş içinse, pek özel giysi

NEBLY

falan gerekmez. Hokey için kırmızı çizgiyle ortadan ikiye, mavi çizgilerle de üçe bölünmüş, “buzlu” bir saha gerekir (boyu 61 x 30 metre - NHL'de olduğu gibi oran sabit tutulup daha küçük alanlarda da). Güreş içinse, tepedeki çimenlik gayet uygun olabilir. Buz hokeyi sahasının çevresini, 1,22 metre yüksekliğinde bir duvarla çevirmek gerekir. Bu arada, hokey için, bir kaleci, iki savunma oyuncusu ve üç ileri alan oyuncusundan oluşmuş iki takım gerekir. Güreş içinse... Neyse, güreşi unutuyorum bir süre. Bundan sonra güreşmeyeceğim. Hayır komik değil. Lütfen, devam edelim: Oyun alanının ortasında bir başlama yuvarlağı ve buna ek olarak her iki yarı alanda da ikişer başlama yuvarlağı vardır. Maçlar 20 dakikalık üç periyottan oynanır. Hakemin pakı (diski) iki rakip oyuncunun arasına bırakmasıyla oyun başlar ve buna face-off adı verilir. Face-off her golden sonra ve oyun her durduğunda en yakın başlama yuvarlağında tekrarlanır. Çok hızlı ve yorucu bir oyun olduğu için, çok sık oyuncu değiştirilir. Oyuncu değişimi oyun durmadan gerçekleşir. Sopanın omuzdan yukarı kalkmasına “high sticking”, arkadan müdahale'ye “checking from behind", dirsek atmaya ise “elbowing” denir, Bu hareketler iki-beş dakika arası sürelerle cezalandırılır. Bu süre içinde takım eksik oynar. Eğer ceza anında eksik takım gol yerse ceza iptal olur. Peki, oyunumuz güreş değil, İlgisi olmadığını da az önce kendi ağzınla söyledin, niye böyle girdin adam konuya diyecek olursanız, basit... Açıklayayım efendim. Bu oyunu yazmadan önce uzun süre, neden Kanada'da buz hokeyi bu kadar tutuluyor da, bizde tutulmuyor diye sordum kendime, Nedendir bilinmez, bir rugby olsun, bir kriket, golf ya da buz hokeyi oyunu olsun, geldiği ve açıklanması gerektiği zaman konuya hep bizim ülkemizde niye tutulmaz bu oyunlar (ve tabii sporlar) sorusundan girilir. Aslında tutuluyor, hiç de az sayılmayacak fanatikleri var bu sporların da. Buz hokeyinin örneğin, belki biliyorsunuz, belki ilk kez burada okuyorsunuz, bir ligi var geçtiğimiz ay başladı, Ankara'da Belpa'da, izlemek isterseniz), bir konfederasyonu var. Ancak buz hokeyini, bir futbol ya da basketbolla karşılaştırmak bu açıdan, tabii ki pek mümkün değil,

Oysa, izlediğim maçlarda, oynadığım serileri ve son çıkan 2000 tabii) oyunlarda bana çoğu zaman futbol ve basketbol'dan daha fazla zevk verdiğini belirtmeliyim... Bu noktaya kadar kendi görüşlerim dışındaki bilgilerin çoğunu, Yalnız NHL 2000 Millenium adlı sitesinden aldım. Türkiye'nin ilk NHL sitesi, nhl2000.tsx.org'dan yani, İnternet bağlantınız varsa, mutlaka ziyaret edin. Bu oyunu beğenirseniz ya da hokeye ilgi duyuyorsanız ve ya bir de bu sporla ilgileneyim belki hoşlanırım diyorsanız, ki hoşlanacaksınız, bu siteyi ziyaret etmekle (net bağlantınız yoksa bile bir cafe'den, bir arkadaşınızdan, bir şekilde...) başlayabilirsiniz...

Dönelim NHL 2000'e... Oyun, alışık olduğumuz EA Sports demolarından biriyle açılıyor. Grafikler, hareketler, kurgu mükemmel, Müzikse olağanüstü.. Demonun hemen ardından, yine aşina olduğumuz EA Sports ana menü tasarımıyla karşılaşıyoruz.

Muder hetfield@superonline.com Game: Kural olmayan ve kontrollerin basitleştirildiği bir “başlangıç maçı” yapmanızı sağlıyor. Exhibition: Bildiğimiz dostluk maçları... Season'la yeni bir sezona başlıyorsunuz. Bu seçenekle beraber, sezona bir isim vermek, takım sayısını ayarlamak, ligin uzunluğunu belirlemek ve benzeri yeni sezon ayarlarını yapıp, takımları seçerek sezona başlayabilirsiniz.

Tutorials, oyuna ve buz hokeyine yeni başlamış ya da başlayacak olanlar için hazırlanmış, ısınma, antrenman moduna geçiş yapmak için kullanacağınız seçenektir. Bu noktada, şut, pas, “pak sürme”, speed burst (hızlı sürüş) gibi çalışmaların yanısıra “Body Check” ile, “Z” tuşunu kullanarak (check butonu), rakip yıkma gibi hokeyin kendi içinden getirdiği eğlenceleri daha iyi yaşamak için maç öncesi alıştırmalar yapabilirsiniz. Yine Tutorials menüsü altındaki Glossary, ki Türkçe'ye “dizin" şeklinde çevirebiliriz sanırım, kurallar, penaltı alanı ve terminoloji olmak üzere üç konu başlığı altında oyundaki kavramlar ve buz hokeyi terimleriyle ilgili açıklamaları içeriyor. Ne ne demektir, hangi durumda ne olur gibi sorularınızın hemen hepsine buradan yanıt alabilirsiniz

Play Off'dan, yine sezon gibi gerekli ayarlamaları yaparak, oyuna Play Off modunda başlayabilirsiniz. Tournament'dense, sezon ve playoff gibi önce ayarları yapar, daha sonra da, hazır ülke takımları ya da istediğiniz “klüp” takımlarını da ekleyerek başlayabilirsiniz. İnternet / Online'dan, internet üstünde ya da online başka bir ortamda maç yapabilirsiniz. Onun altındaki, Online League'dense, daha önceden hazırlanmış online liglere katılabilirsiniz. Tabii bunun için öncelikle internet bağlantınızın olması gerekiyor. Shootout'dan

Kamer NHL'de

Birgün NHL'dekiler bizi liglerine davet ederler. Dostluk maçı için (konuya dank diye girerim!). Tabii biz de “abi bakın biz bu işten anlamayız. Sopa verirseniz kavga ederiz, buz gördük mü kızak yapar kayarız” dedik ama “olsun bizde bi çeşit kavga ediyoruz, hadi bakalım takımı toplayıp gelin” dediler. Biz de “peki lan” dedik (Türkçe!) Madem ilk defa oynayacağız bari şu gavurları yenip rezil edelim, yenilirsek zaten Türklük gururumuz bize sopaların başka amaçlar içinde kullanılacağını hatırlatırdı (cümle olmadı!). Kalktık, gittik ve direk salona girdik. Seromonide İstiklal marşının bir notasının eksik çalınmasının bizi kızdırmak için olduğunu anlamakta gecikmedik. Bizim takım tam Kamer'in kilolu ve belalı haydutlarından oluşuyordu: Kaslı(!) göbeğiyle ölümcül olabilen 0.1 tonluk MEG, her tükürüğü birer kılıç darbesi olan Zebani, tümden kızgın olan ve her yerinden alev kusan “yanardağ” Ertunç, üç eklemli uzun çelik bacaklarıyla “kafa-kol” Rauf ve sinirden her yerini kalın damarlar kaplamış olan “sinir” Engin. Tabii kalede ise bizim “tam yağlı” Burak (6 kişiyle mi oynanıyordu bu oyun?). Maç başlar başlamaz bizim takım kaygan buzda “kuğu gölü balesi”nin bir versiyonunu sunmaya başlar ama kıç üstünde. Ayağa kalktıklarında ise rakip çakallar 12-0 öne geçmişlerdir bile. Bu farkın kapanamayacağını hisseden takımımız “b” planına geçiş yapar. MEG “F” vektörel kuvvetinde rakip oyuncuyu göbeğiyle perişan eder. Ertunç zaten elindeki sopayı bildiği anlamda kullanmaya başlamıştır. Zebani'nin tükürükleri ise kaskına takılıp kaldığından etkili olamaz. Üstüne de takımdan dayak yer. Rauf ise oyundan tamamen bağımsız ona buna “kafa-kol” girmektedir. Hatta bi ara Zebani'ye bile girdiği söylenmektedir. Engin yedek sopalardan kendine garip bir silah yapar ama planlama hatası rakip oyuncudan sopa yemesine neden olur. Sonuçta skor olarak hezimete uğramamıza rağmen, dayak olarak kesin kanıtladığımız NHL'den de yüzümüz ak döndük. Kamer! Kamer! Kamer!

futboldaki beşer penaltı çekişme olayı ya da basketboldaki üç sayı yarışması gibi bir atraksiyona katılırsınız. Burada amaç, tek adamınızla, kaleciyi geçmek, daha doğrusu, orta sahadan aldığınız topla, top dedim, pardon, “pak” diyecektim, pakla, gol yapmak.

Gol dedim. Tamam doğru dedim. Paranoya oldum bir an, ehe,

Yine ana menüden, daha önce kaydettiğiniz replay'lerinizi (highlights) izleyebilirsiniz. Oyunun hemen her noktasından, Options'a, yani oyun ayarlarına ulaşmak mümkün, Bunları kısaca, Rules, yani kurallar, Game Options yani oyunun maçla ilgili ayarları Display Options yani görüntü ile ilgili ayarlar ve Sound Options yani ses efekt müzik ayarları olarak sıralayabiliriz.

Game Setup ekranından (exhibition'dan girdiğimizi varsayalım, direk karşımıza çıkan ekran ya da sezon içinde Coach Options'dan da ulaşabilirsiniz), “create player"

diyerek bir oyuncu yaratmak mümkün. EA Sports'un geliştirdiği yeni teknoloji sayesinde, NBA'de olduğu gibi NHL 2000'de de kendi yüzünüzü, kendi kendinizi oyuna aktarabiliyorsunuz. Bunun için, oyuna başlamadan önce bir resminizi tarayıp, NHL 2000 klasörü içindeki, \data\users\faces klasörüne atıyorsunuz. Game Setup'daki yüz ikonuna basıp (create player) diyorsunuz. Yaratmak, aktarmak istediğiniz oyuncunun istatistiki bilgilerini giriyorsunuz. Yüz'e basıp, daha önceden hazırladığınız yüzü oyuna aktarıyorsunuz. Gerisi de, oyuncuyu bir takıma sokmanıza kalıyor.

Yüz yüz dedim aklıma seyirciler geldi. Aslında gelmedi. Bilerek sözü oraya getirdim. Profesyonel amatör ruh ve eee şey, ne diyordum, bir saniye. Bazen takılıyorum, kimse bug'sız değildir, bilirsiniz (Aaa Muder pörfekt değilmiş, ki tabii ki yalan!). Hah seyirciler, seyirciler üç boyutlu değil ama bu oyunda, FIFA ya da NBA kadar önemli değil bu. Çünkü maç öncesi şovlarıyla olsun, mükemmel ses efektleriyle olsun seyircilerin geride kaldıkları o bir adımı kapattıklarını söylemek mümkün.

Bu arada aklıma gelmişken, oyunun üç zorluk derecesi var, kolaydan zora; Rookie, Pro, All-Star. Şimdi biraz da (aslında hamuduyla) kontrollerden bahsetmek istiyorum: Pak sizdeyken, Space, şut. C, pas. X, turbo. Z, deke. Keke mi? Hayır deke. Üstelik de “diik” okunuyor, yani, kendi çevrende falan dönüyorsun. Futboldaki dripling olayı gibi bir şey (teknik adına 'deke' demişler işte daha ne kasıyorsun diyecek olursanız, deke deyip geçsem, 1500 tane “deke nedir adam" maili gelecekti, kendimi korudum ehehe) Paksız ortamda, Space, çengel, yani sopanızla (teknik adı: zopa) oyuncuyu ya da pak'ı çelmeniz. C, oyuncu değiştirme. X, turbo ve “body check” yani adama omuz atma, düşürme gibi hareketler. Z, (zopanın Z'si) sopayla rakibe hareket. Pak kalecideyken, Space, pakı uzaklaştırma. C, pas. Kaleciyi kontrol ederken (kaleci pak'a sahip değilken) Space sopa uzatma, X, kurtarmaya yönelik hareket, Z yere yatarak kurtarma (teknik bir adı vardır, “yuvarlanma” pakı kurtaracağım diye maymuna dönme falan gibi ehehe ay çok avamlaştım birden), Face Off'larda, Z sopayla rakibi itme, C, pakı kapma. Dövüşlerde, Space, yüksek yumruk, C, alçak yumruk,

Bunları da belirttikten sonra, oyun hakkında söylenebilecek şeylerin hemen hepsini söylediğimi düşünüyorum. Grafikler ve seslerin mükemmelliği EA Sports kalitesi, zaten ortada. Bunun dışında, oynanabilirlik ve basit menülerle, yine “en iyi” kıvamı tutturmuşlar, mükemmel bir oyunu daha zevkimize sunmuşlar.

Uzun süre Kanada'da, Çek Cumhuriyeti'nde ya da Amerika'da kalsam kesinlikle fanatiği olacağım bir spor dalı buz hokeyi. Uzun süre buz üstünde durabilsem, belki burada da fanatiği olabilirdim... Her neyse. Ülkemizde buz hokeyi fanatiklerinin sayıca futbol ve basketbol fanatikleri kadar olmadıkları kesin ama bu oyunu oynadıktan sonra bu sayının artacağına eminim. Son olarak, GAMESHOW okuyun okutturun. Bu dergiye sahip çıkın. Bu derginin arkasında, büyük holdingler, gazeteler ya da onların büyük yayın kuruluşları yok. Biz de büyüğüz GAMESHOW da çok büyük. Farkımız, gücümüzü tamamen okuyucumuzdan almamız. Ben de bir GAMESHOW okuyucusu, bunun bir parçası olarak bu derginin ardında olmaktan çok mutlu olduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu arada, Internet “benim okuyun, okutturun, tanışın, tanıştırın. Pişman olmayacaksınız... Esen MUDER rüzgarını hissediyordunuz. Şimdi fırtınası çıkıyor. HANCI... Ocak 2000'de... Dışarıda fırtına koparken, içeride bu tıkırtı nereden geliyor dememeniz için en yakın seçkin kitabevine konuşlanın! Çok az kaldı... (Daha fazla ayrıntı için: www.muder.com) Eh artık kaçayım ben. Çok bile konuştum