B-bölgesi

savaşın stratejik yanıyla ilgilenenler için.

Burçak CANER ile

Bunaltıcı bir yaz tatilinin ardından en az birkaç yüz kat daha bunaltıcı bir okul sezonuna da girmiş bulunuyoruz, öncelikle soğuk havalar (sonunda) geldiği için onları kutluyor, ve okulları açılmış arkadaşlarıma da başarı, veya sabır, hangisi daha geçerliyse, diliyorum. Ben de koca ay boyunca boş durmadım tabii ki. Yeni bilgisayar aldım. Yeni araba aldım. Yeni ev aldım. Yeni burun ameliyatı oldum.

Yeni ışınlanma makinesi icat ettim. Yeni Marslılarla tanıştım. Yeni bir yıldız sistemine araştırma gemisi gönderdim. Ama bunlar önemli konular değil; en önemlisi işte bilgisayar almış olmam. Yeni bilgisayarımla bir süredir oynayamadığım çok güzel oyunlar oynadım, isterseniz önce biraz onlardan bahsedelim, sonra da bu ay gelmiş oyunlar hakkında yorumlar yapalım.

Öncelikle Jagged

Alliance 2 oynama şansım oldu. Zaten bilgisayarı alır almaz direkt JA2'yi yükledim. Zamanında Jagged Alliance'ı UFO ve X-Com ile karşılaştıran ve zerre kadar beğenmeyen oldukça değişik arkadaşlarımız olmuştur. Onlara saygı duymakla birlikte heyecan, senaryo, oynanabilirlik ve genel zevk açısından son derece memnun kalmış olduğum bir oyundur JA. X-Com serisi ile karşılaştırıldığında menülerinin zayıflığından yakınabilirsiniz; ama (Ha, bir de savaş sırasında save edememe durumu var ki o da apayrı bir konu, çoğumuzun sinirden ellerini yemesine sebep olmuştur. Hatta sokaklarda rastlayabileceğiniz elleri kemirilmiş gibi bir görüntü çizen kitleler de o günlerin oyunda sonlara doğru gerilimin hala korunabiliyor olması, askerlerin birer karakter çizmeleri... O güzel günlerin ve güzel saatlerin anısına bilgisayar gelir gelmez aldım JA2'yi. Tabii ki çok beğendim. Zaten genel olarak biraz sabit fikirli birisi olduğum için olacak, ilkini beğendiğim oyunların ikincilerini her zaman beğenirim ve her zaman çok eleştiririm. JA2 için söyleyebileceğim çok da söz yok; çünkü daha yeni oynamaya başladım. Fakat yakında onun için bir strateji yazısı yazacağımızı düşünüyorum. Oynadığım kısa sürede gördüm ki oyunun hemen başında en pahalı askerlerden birini bir günlüğüne silahları ile beraber kiralamak, ve sonra o günün sonunda geri göndermek lazım. Böylece oyundaki en iyi silahlardan bazılarına sahip olabiliyorsunuz ki bu da çok büyük avantaj. Gerçi bir çeşit abuse ama olsun, bundan rahatsız olmuyorsanız yapın. İkincisi pek çok görevde asker sayımızı sınırlı tutmanız lazım, diye düşünüyorum, zira hepsini kontrol etmek çok zor olduğu gibi size büyük bir avantaj da sağlamıyor. Oyunda realistik ve bilimkurgu şeklinde iki ayrı senaryo olması, askerlerin karakterlerinin çok daha derinlemesine incelenmiş ve yaratılmış olması ise çok büyük artılar. Sonuç olarak oyunu çok beğendim, hepinize de tavsiye ederim. Hatta almayan ölümü öpsün... E, yuh yani yazar iyice uçtu hadi bakalım nasıl gidecek bu yazı.

Şimdi ani bir dönüşle Alpha Centauri'ye gelelim. Söylenecek tek bir söz bile yok. “Mükemmelden daha iyi” gibi bir kelimeye ihtiyacım vardı zaten, ve Alpha Centauri'yi öğrenmiş oldum. Bu arada okuyucular, adam uçtu uçuyor bu ne biçim bir tarzdır bir şeyler yapmalıyız polis çağırın, Eskilerden kim kaldı? Heroes II tabii ki. Bilgisayarım yavaş çalıştırdığı dönemde binbir işkence ile oynadığım bu bir zamanların devi, serinin üçüncü oyunu olup da ilk ikisinden de her açıdan daha güzel olduğu için takdiri hak ediyor. Sizi bilmem ama benim kalbimde her zaman bir numara. Zaten siz çoktan bitirmişsinizdir değil mi? Olabilir. Niye küçümsüyorsunuz ki yazarı. Yazar denen kişi var ya, O benim işte. Burçak Caner. Teşekkür ederim. Eskilerden kim kaldı demiştik ya, bir de Hüseyin kaldı. Araya bu lafı da sokayım bari. Çoğunuzun eski GameShow'dan hatırlayacağı Hüseyin Yeşilbaş, eski arkadaş, sonunda apar topar, habersiz ve şok edici bir şekilde gittiği Kıbrıs'tan yurda geri döndü. Gelir gelmez toprağı öpen Hüseyin yaptığı açıklamada “alırım aklınızı” dedi. Sonra ilk heyecanı atlattıktan sonra yeni gelen oyunlara bakacak zaman buldum. Ve aklım şapşırdı. Böyle bir fiil yok biliyorum, fakat o anı tasvir edebilecek hazır bir fiil bulmama imkan yoktu o yüzden böyle oldu. Age of Kings gelmiş!!! Zaten geleceğini biliyorduk; ama şimdi niye bu kadar heyecanlandım anlamadım. Gelir gelmez de hepimizi on ikiden vurdu gibime geliyor. Bu konuda ayrıntılı bilgi nerede? Age of Kings yazısında. Epeyi iyi gözlem yapıyorsunuz, aferin. Başka bir heyecanı da Panzer General 3D Assault'un gelişi ile yaşadık. Hayatımın bir dönemini kölesi olarak geçirdiğim Panzer General serisinin son oyunu, ilk iki oyunun birbirine yakın olduğu kadar yakın değil tarz olarak. Bu sefer bireyselliğe önem vermişler gibi bir Lise Edebiyat Dersi cümlesi kurmak istemiyorum. Fakat öyle yapmışlar, yeter, üzerime gelmeyin. Birliklerin komutanları falan çok büyük önem kazandığı için oyunun tarzı değişmiş. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiyi nerede bulacaksınız? Panzer General 3D yazısında. Sinirlendirmeyin yazarı, Az önceki cümlede bahsi geçen yazar var ya. O benim, Burçak Caner. Teşekkür ederim. Multiplayer Strategy Gaming hakkında da birkaç söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi ben bir süredir Net üzerinde Strateji oyunları ile ilgileniyorum. İlk önce Age of Empires ile başlayan, sonra onun expansion'u Rise of Rome ile devam eden bu serüven hala büyük bir hızla sürüyor. Şu sıralarda hala Red Alert, Starcraft ve Age of Kings oynuyorum. Bu konuda Türkiye'de oldukça büyük adımlar atılmaya başlandı. Öncelikle Net'in Türkiye'de yayılması ile insanlar, değişik oyunları online oynayabilme şansı buldular. Bundan sonra yabancılarla ping sorunumuzdan dolayı aşılamayan sorunları da Sanane Gaming Server'ının kurulması ile Türk oyuncuların birbirleri ile oynamaları yoluyla hallolmuş oldu. Bunun sonunda da beklenmedik bir hata gerçekleşti bence. Tabi bunlar benim yorumlarım, onu da belirteyim. Strateji oyunlarının çoğu risk almak temeline dayanır. Oyunun başında taraflar ekonomilerini güçlendirmeye başlarlar. Daha sonra oyunun bir anında taraflardan biri asker üretmeye başlar. Ancak işte bu an oyunun en kritik anıdır. Ya asker üreten taraf saldırıya geçer ve oyunu kazanır, ya da saldırısı başarıya uğrayamaz ve rakip ekonomik avantajı ile oyunu kazanır. İşte bu temel gerçek strateji oyununu belirler. Zaten bunun var oyunlarda tarafımca beğenilmeyip aşağılanıyorlar. Her neyse.. İşte bu gerçeklerin farkında olmak bir oyunda olmak demektir, tabi iyi kullanabilirseniz bilgilerinizi. Dünyada pek çok oyuncu bu işi Türkiye'de yapıldığından çok daha iyi yapıyorlar, para ödüllü turnuvalara katılıyorlar ve hatta bazıları hayatlarını bu oyunlarla kazanıyorlar. Örnek vermek gerekirse, başarılı güzelleşebilmek için buradayız. Yani yine güzelleşme

Mavra yapmak için, gülmek eğlenmek için.

Kore'de Network Kafe'lerde sabah akşam oyun oynayıp orada girdiği bahislerle para kazanan insanlar var. Hatta bunlardan biri Koreli bir şarkıcıya aşık ve hayatında en önemli kişi bu. Tabi o Koreli şarkıcı için bu adam çok önemsiz birisi olabilir; ama sanal alemde O kişi bir çok için bir kahraman. Bu tür oyunları küçümsememek gerekir bence. Sonuç olarak onlara değer verenler için çok önemliler. Tıpkı resim öğrencilerinin büyük ressamlara saygı duyması gibi yeni oyuncularda eski ve efsanevi isimlere saygı duyuyorlar. Burada insanların emek vermesi ve eskilere saygı duyması durumu mevzuubahis. O yüzden bu oyunları küçümsemeyin, diyorum. Benim kişisel görüşüm, Türkiye'de gaming adına iyi işler yapan çok az kişi var. Örneğin Dünya Starcraft'ı 1v1 oynarken, Türkiye'nin en büyük Starcraft Server'ında oyun 2v2, 3v3 ve değişik setting'lerde oynanıyor. Ayrıca oyuncular Dünyadaki taktiklerden, iyi oyunculardan, ve oyunun nasıl oynanması gerektiğinden habersizler. Sonuç olarak yaptıkları savunma da “Biz oyunu zevk için oynuyoruz.” Tabi bu tavırlarını anlayışla karşılamıyorum. Ben bir insanın yaptığı bir işi daha iyi yapmak istememesini anlamıyorum. Ve yapılan açıklama da “bunun eğlence için olduğu”. Açıkçası siz orada ciddi bir gaming server'ında yer kaplıyorsanız ve burada kendiniz adına basit bir eğlenceden başka bir ilerleme, deneme ya da gelişme göstermiyorsanız, biraz boşa koşuyorsunuzdur. Eninde sonunda “Biz daha iyisini yapamıyoruz.” ya da “Uğraşmak istemiyoruz.” demek yerine oyunu daha iyi oynamayı deneyenleri “oyundan zevk almamakla” suçlamak saçma gibi. Umarım Türkiye'de oyuncular bu sorunlardan uzaklaşırlar — ve yine umarım biz de Dünya çapındaki turnuvalara katılabiliriz. Her neyse... Hepinize oyunlarınızda, derslerinizde, kızlara asılma ve orada tutunma çalışmalarınızda başarılar dilerim.

dedi ve gitti Burçak. Arkasını dönerken rüzgarın saçlarını nasıl da hoş dalgalandırdığını fark etmişe benziyordu. Bunun ona verdiği rahatlık tam her tarafını sarmışken birden bire yoldan geçen bir kediye takılıp yere indi. Karizmayı da kediyi de bitirdi o anda. Uçarak geçen kargalar gülmekten kalp krizi geçirdiler. An, Burçak ayağa kalktı; ama hiç kimse aynı değil.