Shadow Company
Retro bilgisayar-Hişşt... Abi, bir baksana ne diyeceğim. -Hmm? Oha! OHA! HAY! Ayh! Ödümü kopardın oğlum. Ne biçim boyamışsın yüzünü öyle? Bir şey saldırıyor sandım. -Abi, sen kiraladın ya beni. Ninja modunda bir adam lazım, dedin. Bak, az önce şu kulenin altındaki nöbetçinin yanına kadar gidip, ayakkabı bağcıklarını birbirine bağladım. Ruhu bile duymadı. Bak şimdi takılıp düşünce acayip güleceğiz. | -Aferin, salak. Eğer yanlış hatırlamıyorsam, plana göre o adamın ölmesi gerekiyordu. -Hah, ben de sana onu diyecektim. Yav, ben o adamı daha önceden tanıyorum, çok delikanlı çocuktur. Öldürmesek? Ha, abi? -Fesuphanallah, manyak mıdır nedir? Oğlum, git öldür şu adamı fazla vaktimiz yok. Bak, helikopter geldi gelecek, daha bir nöbetçi bile öldüremedik. Hadi güzelim, komutanının bir tanesi. Hadi git öldür şu adamı. Bak, bütün herkes seni bekliyor burda. -Peki, abi. (Kırkbeş dakika sonra...) -Tamam abi, kabul ediyorum. Nöbetçiyi öldürmek yerine ikna etmeye çalışmak kötü bir fikirdi. Zaten eskiden de güvenmezdim ben o hıyara. Ama beni yakalamaya çalışırken
All mi çalışma çıkarmış. Ama gelin görün ki şu 3D real time da bağcıklarına takılıp düştü. Hahaha... Ne kadar komikti değil mi? Real time stratejilerin genel handikapı olan yerinde durmaz, sinek gibi bir oraya bir buraya uçar kamera açıları probleminden kurtulamamışlar. Siz, 'Peki, Komutan abi.' deme komutana: Zaten ne geldiyse başımıza bu senin disiplinsizliğin yüzünden geldi. Lan real time strateji yapayım derken, kendinizi bir anda üçüncü bir paralı asker filminin görüntü yönetmeni koltuğunda buluyorsunuz. Kamera açısını düzgün ayarlayayım, duruma hakim olayım çabaları içine girmişken real time olarak ne yüzsüz herifsin sen ya, üç tane dağ gibi arkadaşını az önce gözümüzün önünde işkenceyle öldürdüler. Sen hala yaptığın salaklığı anlatıyorsun. Dua et, elim kolum bağlı. -Aaa, benim elim kolum açık. Bağlamayı unuttular. Söyleseydin seninkini de açardım. Ama abi seni takdir ettim yani, bana işkence yaparlarken gülümsediğini gördüm. Sinirlerin çok sağlammış. Bravo! Değişik bir taktik değil mi bu abi? He, abi?
-Allahım, huzur içinde ölmek İstiyorum. adamlarınız -Niye abi? ölüveriyor. Yok *Abi, deme bana. mu şöyle baba yiğit bir
Çok oyundaki adamların Yapay Zekaları bu kadar kötü değil. Ama böyle olsaydı oyun daha hoş olabilirdi kanımca. Düşündüm de Kıbrıs'tan yeni döndüm, iş bulamazsam bir oyunda Yapay Zeka olarak işe başlayacağım. Öyle kanaat getirdim. Oyunumuzun yapımcı firması Sinister Games,
Adamlarınızı kiralayın
dağıttılar bana. Böyle de bir silahları ile hizmet anlayışları var. Takdir ettim. Sinister Games real time/3D paralı asker stratejisi dalında oldukça güzel bir ellerini ödlek bedeninden ayırmaya geldi Mert TOPÇU diğerini gümüş tepside istiyorum” "Timur ÇATAKLI saçmaladınız! Bre gidin gözü
NER ME
SİZ siz olun... Engin'in alev kusan makinasında ısınmamak için (kış günü işe yarıyor!)... Polat'ın kertenkelesiyle oynayıp proton silahıyla ölmememek için... Ertunç'un tükürük solosunu duymamak için... Binanın girişindeki kızı görmemek için (erkek arkadaşında Conan kasları var)... Binanın çıkışındaki kızı görmemek için (olmadı!)... Burçak'ın yapışkan egosuna bulaşmamak için... MEG'in kilolarını görmemek için (artık enine doğru şişmanlıyor!)... Delta Force'da yenilmemek
Kamere gelmeyin!
mantığı” vardır ki Evet, girmeyelim o konuya. Efendim? Yok, hayatta olmaz. Rica edeceğim, biz oyunumuza dönelim. Oyunumuzu ilk başlattığımızda, masa üstündeki haritanın üzerinde dolaşan kamera numarasıyla hazırlanmış bir giriş animasyonu seyrediyoruz. Sonra Ana menü ekranına geliyoruz. Buradan yeni bir oyuna başlayabilir, yarım kalan oyunumuzu yükleyebilir, oyunun oynanışı ile ilgili kısa bir eğitim alabilir veya oyunun ayarlarını değiştirebiliriz. Ayarları değiştirdiğimiz Options bölümünde; grafik, mouse ayarları, klavye örtüsü ve görüntü/ses ayarlarına ulaşmak mümkün. Bu tür oyunlarda eğitim bölümlerini ihmal etmemek lazım deyip, Combat Training'i seçelim. Evet, ekrandan bize doğru salakça bakan adamı gördünüz mü? İşte o bizim kahramanımız. Daha iyilerini de görmüştük; ama neyse bununla da idare edebiliriz. Training'e başlamadan önce, ekrandaki kontrolleri açıklayayım müsaade ederseniz. Merak etmeyin adamımız orada dursun, yevmiye çalıştığı için mali açıdan bir problem yok. Lütfen, altına verebilir misiniz? Evet, tam oraya. İçinde gördünüz sanırım. İşte o harita kutusu. Ay, gülme ama yasaklamışlar artık yapamıyoruz. Tüh, noysi şeklinde güldüm ben orda, o kütününi düşmanlarınıza ölüm saçın ve parayı cepte bilin!
Hüseyin YEŞİLBAŞ gidiyorsunuz. Göreyim sizi. 10- Toggle Inventory (Space): Inventory? 11- Toggle Object Tracking (t): Görüntü o anda seçili olan adamınızın üstünde sabitlenecektir. 12- Toggle Quick Menu (Esc): Ben nereden çıkacağım bu oyundan, nereden yükleme yapacağım? İşte, buradan yapacaksınız. Şimdi tekrar kahramanımıza dönelim. Yerdeki bıçağın üzerine bir tıklayalım. Evet, şimdi inventory'ye girip kullandıralım. Şimdi eli bıçaklı bir katil oldu. Düz yürüyelim (sizde tekrar tıklayın). Artık katiliz! Ölen askerin bıraktığı tabancayı yer Çökme pozisyonuna geçelim. Bu pozisyonda adamlarımız hareket ederken daha dil oluyorlar. Duvarın dibinden bir sonraki kapı eşiğine kadar yürüyelim, Köşeyi dönüp odadaki askeri vuralım. Yere düşürdüğü Frag Grenade'yi (el bombası) alalım. Diğer odanın girişine doğru
Yavaş adımlarla, sinsi sinsi ilerleyelim. Odanın diğer ucunda kutuların arkasındaki askerin üzerine Mouse'un sağ tuşuyla tıklayıp “İSTOOOP” diye bağırarak el bombasını fırlatalım. Asker el yere düşmeden yakalayınca sevincinden havalara uçsun. Adamın yanında bir tel makası bulalım. Alalım. Yolumuzu kapatan tellere doğru ilerleyelim. Mouse'u tellerin üzerine getirince, tel kesme şeklini aldığını görelim ve, derhal tıklayalım. Adamımız telleri kesince pointer'i kesilmiş bölgenin üzerine getirelim. Herşeyi otomatik yapmışlar oyunda, görüyoruz ki tellerin altından geçen asker resmi çıktı. Tıklayalım ve tellerin altından geçelim. Duvarın etrafından dolaşıp kutuların önüne doğru gizliden yürüyelim. Yerdeki Uzi'yi alıp kullanır hale gelelim, Adamımızı Overwatch edip birden ayağa kaldıralım.
ettiğinizde sessiz olmalısınız. Rakip sizi duyabilir ve
Gameshow prodüksiyon'dan yine süper bir macera (tüm aptal klişeler mevcuttur): 2
Saatler gece yarısını gösterdiği sırada Kamer'in telefonları uğursuz bir şekilde çalar. Patron MEG telefonu açar ve 3 saniye sonra kapar. Bizim şaşkın bakışlarımız altında en az telefon
Haber kimseyi pek heyecanlandırmamış olmasına rağmen Zebani hem Gameshow'u kurtarmak hem de Nesime'nin yazısını bir an önce yazması için kendisi hariç bir ekip kurup Angola'nın balta girmemiş kadar uğursuz sesiyle, uğursuz teröristlerin uğursuz cadaloz Nesime'yi kaçırdığını ve Gameshow'u fidye olarak istediklerini söyler (resimdeki Nesime'nin gençlik hali). Zebani sırıtır, kimse görmez... Burçak'ın gözleri dolar.
Fakat Kamer'deki herkes kendi gölgesinden korktuğu için Angola'ya gitmek istemez ve Cadaloz'u kendi kaderine bırakır. Birisi hariç: Zebani. Kahramanca bir edayla tek başına bu görevi alırken aslında amacının cadaloz'u kurtarmak değil yok etmek olduğunu ve birisinin bu işi yapması gerektiğini gözleriyle karşısında duran Ödlekler ordusuna anlatır (yüksek sesle söylerse saçma olur!). Burçak üzüntüden kafasını ay ışığına çevirip ulumaya başlar.
CADALOZU ARARKEN
Zebani çifte tehdit altında olmasına rağmen soğukkanlılığını korumaya çalışır. Tankı terk eder ve bir saniye sonra Tank patlar. O sırada patlamanın etkisiyle havada salto atan Zebani'nin son gördüğü şey Burçak'ın suratındaki üzgün ve ölgün ifadedir (süper macera demiştim!). Daha sonra kendini Cadaloz'un esir düştüğü kampta bulan Zebani, it sürüsü gibi üstüne saldıran tüm düşmanlarının boğazını keser ve tel bir kafes fark eder...
ormanlarına gönderme teklifinde bulunur. Rauf hemen atlar (sanıyoruz Nesime'ye aşık). Zebani ve MEG kılını kıpırdatmaz. Mert “benim sevgilim izin vermez” der. Rauf ısrar eder. Burçak ağlamaya başlar
Zebani sümüklü Burçak'ı da yanına alarak Tank'la yola çıkar (dikkat çekmemek için!) ve kısa sürede Angola'ya ulaşır (evet Tank'la!). Burçak'ın hala gürültüyle ağladığını ve bunu birkaç desibel artırdığını gören Zebani okkalı bir tokat atarak bu saçma trajediye elinden geldiğince son verir!! O sırada MEG tankla uydu bağlantısına geçip bir an önce ekibin tankı terk etmesini aksi halde tankın patlayacağını söyler. Zebani şaşkınlığını diet kola içerek gidermeye çalışırken, Burçak üzüntüden intihar eder.
O da ne? Karşısına Cadaloz Nesime ya da en azından dişi çıkması gerekirken çıka çıka kel, Japon bir sap çıkmıştır. Hain alçaklarca oyuna getirilen Zebani “şerefsizler” diye haykıramaz çünkü o sırada MEG bir
6 OYUNLAR
Uydu bağlantısı daha kurmuştur (nasıl olduğunu sormayın!). Bu sefer pis pis sırıtır ve bağlantıyı keser. Maceranın başından beri hiç ağlamayan Zebani, kafasını gökyüzündeki aya dikip ulumaya başlarken Japon bu saçma trajediye elinden geldiğince son verir hareketi ederken daha fazla gürültü — | fark etmeden sizi öldürebilir!
Paul Potera Lead Programmer
Hummer'a (jeep) binelim. Şimdi yön jeep'i kullanalım. Dışarıda dolanıp duran askeri ezelim. Arazide biraz ilerleyince arkadaşı görüyoruz. Bütün askerleri etkisiz hale getirmemiz lazım, ona basalım ve jeep'in neresinden arkadaşımızı kurtaralım. Beraberce jeep'e geri binip, renkli çemberler şeklinde görülen sinyaller, bitirmemiz gereken işin yerini belirtiyor. Bu size oyun içinde çok yararlı olacaktır. Neyse iki karakterimizi de arabadan indirince, engel çıkıyor. Burayı tıklayın ve eğitim bölümünü bitirin. İşareti ikonuna basarsak, adamlarımızın bazı yetenek puanlarına sahip olduğunu görürüz: SMG: Sub Machineguns yani hafif makineli tüfekler (Uzi), Assault Weapons: Saldırı silahlarını kullanma (shotgun, AK-47) bulduk. Buna rağmen zevkle | mb HD/ Win 95 || ve renkle oynanıyor. (grafikler güzel yani)