Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 71
garibesi bir tezat abidesi gibi duran Lara Croft'lar yaratırsınız. Sonrada o lanet olası feminen içgüdülerinizle ticari sömürü aracı olarak kullanılan Xena'larla, Lara'larla ilgili fantaziler kurarsınız. Birileri de bundan yüklüce paralar götürür. Mevcut tiplemelerin birer hayal kahramanı olduğunun elbette farkındayım ama mesele onların temsil ettiği anlayış biçimi. Erkek özentisi, eli silahlı, güçlü (!) kadın tipi bana itici geliyor hemşehrim. Sapkınlığın yüceltildiği, uyuz karıların gözünü hırs bürüdüğü bu çağda her aşırılığın normalize edildiğini görüyorum ve hayatı yaşanılır kılan güzelliklerin bu şekilde kepaze edilmesi içimi burkuyor... Dejenerasyon cidden acı verici... Öyle değil mi sizce? Hah... Boşverin... Umurunuzda mı sanki... Zaten tüm arızi durumların sorumlusu sizlersiniz, bizleriz... Tomb Raider konusunda söylenecek fazla lafım yok. Bilmeyen, duymayan, oynamayan kalmamıştır eminim. Tek belirtmek istediğim gittikçe kötüleşen serinin ilk ve geçtiği mekanlar itibarıyla da en iyi oyunu olduğu. Özellikle Atlantis'te geçen kısımlar oldukça hoş. Ancak zorluk seviyesindeki abartı yükseklik ve ona buna ateş eden kadın tiplemesindeki iticilik beni oyundan soğuttu. Bölümleri atlaya atlaya geçtim ve öyle bitirdim. Ve son olarak diyorum ki Indiana Jones, Lara'yı döver... Ama... Yok be kadın dövmek iyi bir şey değil, onlarla yapılacak daha güzel işler var. Şöyle diyelim; bizim Indy, sizin Lara'yı öpsün (yağlı uzun saçlı, küpeli ve at suratlı zibidinin teki biraz önce beni seviyesizlikle suçladı. Eh yani, bende bu yazının sonuna bakınca düzeysiz bir adam olduğuma kanaat getirdim doğrusu. Fakat seviyeli olmak gibi bir derdim de yok. O açıdan şöyle bir uyarı yapabilirim; edeblerinin bozulmamasını arzulayan kibar çocuklar yüzlerini kapatıp parmak aralarından okusunlar yazılarımı! Pöh). - 2 ; Eskiden, miniminnacık bir çocuk iken, video kaset vasıtasıyla, şimdiki oyun koleksiyonuma benzer bir çizgi film arşivine sahiptim. Çizgi sinema bana büyüleyici geliyordu. Özellikle pazar sabahları yataktan erkenden zıplayıp, emektar TRT'nin çizgi kuşağını izler ve korkunç keyif alırdım. Sonra o günler geçti gitti. Şu aralar en baba filme bile yarım saatten fazla katlanamıyorum, animasyonlar ise çok daha önce cazibesini yitirmişti benim için. Fakat bilgisayar teknolojisiyle birlikte bu sektör tekrar bir şahlanışa geçti ve elbette bu en çok da oyunlara yansıdı. Discworld 2 bütünüyle bir "cartoon adventure", grafik ve canlandırmalar kusursuz, sesler kusursuz, programcılık, hikaye akışı kusursuz... Eee o zaman bir şaheserle mi karşı karşıyayız? Korkarım hayır. Terry bilmemne denilen herifin (eminim entel arkadaşlar bilirler tam ismini) gavuristan civarlarında oldukça meşhur (best seller) olan öykü dizisinden uyarlanmış ve içinde türlü sululuklar bulunan sıkıcı, zor, aptal bir macerası Discworld 2. Lanet olası şiiri grafikler, hiçbir mantığa sığmayan karmaşık bulmacalar, hiç komik olmayan berbat senaryo, bu tip mevzulara gıcık kapan bana birkaç beden büyük geldi. Bana kalırsa bu Terry soytarısı ve onun gibi adamlar fantastik dünyalar yaratmakla, komiklik yapmayı karıştırmamalılar. Böyle şaklabanlıklara gülen ya da bundan zevk alan özürlüler dünyanın ekseriyetini oluşturabilir ama bir eserin edebi kıymeti ve ebedi boyutu zeka ürünü olduğu iddia edilen içindeki unsurlardan çok ele aldığı konu veya üslup ile irdelenir. Bu açıdan zekice hazırlanmış Disc-dünya asla ziyaret etmek istemeyeceğim abartılı bir çocuk masalından öteye geçemiyor. Üstelik zorluk seviyesinin yüksekliği veletler için bile olayı anlamsız kılıyor. Adventure yaşadığım günlerde kafama düşmüştü bu oyun. Bir nevi macera abazanı durumundaydım yani. Bundan dolayı zaman zaman çözüme bakaraktan Discworld 2'yi tamamlamaya muvaffak oldum. Bittiğinde zamanımı bu saçmalıkla neden boşa harcadığımı da düşünmeden edemedim. Haa... konuyu mu sordunuz. Basit... Simon The Sorcerer benzeri acemi, acemi olduğu kadar da salak bir büyücü bozuntusunu kumanda ederek adam olmaya çalışıyorsunuz. İlginç mi? Siz bilirsiniz... Ben vazifemi yaptım. COMMAND AND CONQUER ; RED ALERT
: Gerçek zamanlı strateji diye bir tür yoktur! Bu, dış mihrakların bir komplosudur. Dış mihrakların yuvalandığı hatta peydahlandığı merkezlerden biridir Westwood. Bilirsiniz bu belayı Dune 2 ile onlar sarmıştı başımıza. Zamanının en popüler oyunuydu, duymayan yoktur. Ama ben taa Commodore 64 zamanlarında, Elm Sokağında Kabus'un (rezalet bir filmdir) oyunuyla tanıdım Westwood'daki arkadaşları. O güzel günlerden beri bilirim onları ve maddi açıdan küçük ölçekli bir firma olarak kalmalarına rağmen hepsi büyük işlerin adamıdırlar. Dev prodüksiyonlara imza basarlar hep. Red Alert, Command And Conquer serisinin ikincisi (üçüncüsü de geldi; Tiberian Sun). Oynadığım ve beğendiğim nadir real-time'lardan olan RA tamamen farazi bir taraftan giriyor olaya. Alman Führeri bir anda ortadan yok olsaydı ne olurdu? Dünya savaşı hiç olmaz mıydı acaba? Nah olmazdı! Azıcık tarih bilen biri Stalin domuzunun nasıl bir adam olduğunu da bilir. Führer, halkını daima el üstünde tutmuştur oysa düşmanı Stalin katliama ve işgale önce kendi insanlarından başlayacak kadar şerefsizdir. Şu bariz bir gerçektir ki, Alman orduları Rusların nefesini kesmeseydi yani bir anlamda “it iti bu Gürcü asıllı alçak, Türklerden başlayarak dünyanın canına okuyacaktı (Polonya'nın doğudan işgali, Finlandiya saldırısı, Baltık ülkelerinin zaptedilmesi) Bugün bu bolşevik diktatörü, insanlığı Faşizmin çizmesinden kurtaran bir kahraman olarak göstermeye çalışanlar maksatlı ve taraflıdırlar. Eğer Almanlar marifetiyle dişleri dökülmeseydi Rus canavarının, bahis konusu olan insanlığın hali niceydi sorarım size. Harp sonrası olanlar (Doğu Avrupa'nın işgali, demir perde dayatması) bunun küçük bir göstergesidir. Oops... Uzattık galiba... İşte Westwood, Red Alert'le olaya böyle II. Reich'sız dünyada Ruslar azıp sağa sola saldırırlar. Bizde iki taraftan (Rus ya da müttefik) birini seçip belli bir "storyline" izleyen gerçek zamanlı görevleri hallediveririz. Zaman zaman çok komplike olan bölümler bazen yavanlaşıyor fakat zorluk derecesi her şekilde havalarda uçuyor. Tabii bende herkesin ırzına geçtiği bu oyunu bitiremiyorum Allahım şu kuluna real-time nasıl oynanır öğret artık yoksa komplekse gireceğim, Bende Tanya'lı ara movie'leri seyretmek istiyom. Bende güzel grafikler görüp, hoş müzikler dinlemek istiyom. Bende gerçek zamanlı bir strateji bitirmek istiyom. İstiyom da istiyom... e Aradığım oyunlara gelince... Unutmayın hepsi 96-100 CD versiyonları olmalı, record CD'lere çekilmiş olmamalı, Windows 95 altında pürüz yaratmadan çalışmalı İşte onlar; Pandora Directive, Zork Nemesis, Chronicles Of Sword, The D, Dame Was Loaded, Elk Moon Murder, Gothos, Soul Hunt, Riven, Buried In Time, Fox Hunt, Spy Craft, Treasure Hunter, Homicide, Star Trek Academy, Deadly Tide, Ravage, The X Files, Monty Python Meaning Life, Alone In Dark 3, Indiana Jones Fate Atlantis, Gabriel Knight, Riddle Of Master Lu, Prisoner Of Ice, Dark Eye, Rebel Assault, Normality, Dark Forces, Hunter Hunted, Neverhood, Beavis Butthead Virtual Stupid, King Quest 7, Sam And Max, Dark Seed, Quest For Glory 4, Day Of Tentacle, Loom, Police Quest 4, Queen, Secret Mission, Noctropolis, İnca 2, Flight Amazon Queen, Crystal Skull, Torin Passage, Skull Cracker, Orion Conspiracy, The KGB Files, Tom Clancy SSN, Blood Net, Dagger Of Amon Ra, Space 5, Paparazzi, Lost In Time, Tie Fighter, Little Big Adventure, Return Of Phantom, Big Red Adventure, Panic In Park, Bad Mojo, Hand Of Fate, Jack Orlando, Jonny Mnemonic, Versailles 1685, Ringworld 2, MELE Memorandum, Willy Beamish, Heart Of China, Rise Of Dragon, Clan Destiny, Azrael Tear, Entomorph, Thunderscape, Wing Commander 3, Cyber Judas, Batman Forever, Death Gate, Congo, Deadline, Quarantine, Drowned Gods, The Scroll, Simon Sorcerer 2, KGB, Shivers, Discworld, Sand Warriors, Powerslave, Supreme
Mummy: Tomb of the,
katıksız, zor bir adventure
Ecstatica II gözlerim yaşlandı
Tomb Raider
Atlantis bölümü güzel!
ulu, sıkıcı ve aptalca!
Discworld si
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 70
The Expert
de aferin diyorum çünkü ben catacomb'larda kaybolup gittim.
yazık çünkü belli ki emek harcanmış fakat alıcı bulması da mümkün görünmüyor şu pozisyonda. Oyuncu takımının ilk ve bazen de tek isteği eğlenmektir, oysa Frankie filmleriyle de oyunlarıyla da bayatlamış ve eğlendiricilikten yoksun bir konu bugün için... Yaa programcı dostlar neden böyle yapıyorsunuz ya, bırakın da Mary
From The Makers of Time Commando. Evet evet bu oyun harika ötesi TC'nun yapımcılarından bir başka başyapıt. Fransız. Adeline firmasını kafadan lerinin ve Time Commando' nun Twinsen. Sıkı oyuncular in ikinci macerası olmakta. İlki kutluyorum derhal, işi gerçekten bildik! başarısının sürpriz olmadığının en iyi kanıtı bilirler Twinsen's Odyssey Ucubil
Shelley mezarında rahat uyusun, her şeyin bir doyum noktası var be
Di, milan Cenani? Diii dil! POKE - (Gray Matter): Sevdim. Bu oyunu
Relentless-Little Big Adventure'ın PC versiyonunun Gold edition'u tarihi diskette piyasaya sürülmüştü (CD'lerden beri ilgilenimdedir). Alarak oyalandığım bu üç boyut hakim oldu, iyi de oldu.
da olduğu dahilinde yaptığınızda katmerli zevk oluyor doğrusu. Çok baba adamlardan oluşmuş ve her zaman mevcut teknolojiyi zorlayan oyunlar yapan Gray Matter. Büyük ihtimalle onlar da dağılıp gittiler. Ama arkalarında PW gibi güzellikler bırakaraktan. Bu oyunun grafiklerini ilk gördüğümde
Kamer Bilgisayar:
anların en üzücü yanını adamlar tarafından söylenen çoook ÇOK! yanından kalite fışkıran biri kişilik sahibi, diğeri yemek korkunç eğlenceli, hele
kısa ok çok uzun ve konu olarak hiç alakalı gibi bunu sürüp giden bir konu kırıyor. Gerçek üç boyut, enfes texture kaplı düzinelerce garip tip, birbirinden tamamen farklı canlılıkta gelişen hikaye çizgisi ve biliyorum bendeniz.
sürüsüne bereket mekanlar, şaşırtıcı tüm özellikleriyle bu sanat şaheseri. Gerçekten Adeline Software bence amatör ruhlu küçük firmalarda var derim. Uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyor. Önünde eğil bu alemlerin taçsız kralı. Ne varsa hep, Adeline da bunun en güzel inanamamıştım. Öyle 3D kart hikayesi falan da fazla yaygın değildi
Pentium 120, 16 RAM'da deliler gibi kartsız yaratılmış mükemmel texture aklımı başımdan almıştı. Yarım düzine texture kaplı adamla boğuşurken nasıl olup da aletimin yavaşlamadığına şaşmıştım. Bence aynı Time Commando'da olduğu gibi bundan da ders alınması gerekiyor. 3D kart yapan firmalarla anlaşıp tüccar zihniyetiyle oyunlara yaklaşan, amatör ruhunu satan adamların kesinkez utanması gerek bence. Yaptıkları, teknolojinin nimetlerinden faydalanmak değil, tüketiciyi oynadığımı hatırlarım göstergesi. Başta da belirttim benim gibi ruhuna kasvet çöken karakterler La Fontaine masallı fareler gibi. Ancak ben iki yılda bir oyun çıkaran diğer eserini alıp incelemeye ve beğenmeyi orijinali olsa da verdiğimiz para bu işin ahlaki tarafı beyler. Tutuyoruz. Gerçi her oyuna bir Odyssey değildir. Ehem... yine içleri bitirebilecek kadar oynamadım. Bun:
hikaye bana oldukça uzak. Daha doğrusu müthiş tipler adına fazlaca şirin kaçıyor. ları, güzel larından fırlamış gibiler. Konuşan filler, ahi Adeline'ın her keşke Türkiye'de fillerin cebine girse... Yaaa, bu da gerçek şu ki hepimiz emek hırsızlığına çanak ara verilmez ama her oyunda Twinsen's (dik galiba... Geçelim. Oyunu yolmak. Gerçi PW'da ya rağmen bitirenlerden duyduklarım bugün çıksa bu kartlardan bir tane isterdi eminim. Software modu da adeta kartı olmayanları aşağılarcasına iğrenç olurdu. Lanet olası herifler deve ve diyar ilişkisini size dayatıyorlar açıkça ya neyse.
box yapan Yüzbaşı Hunt! ertesi kalleşçe tuzağa düş! açtığında ise değişik bir boyuttadır. Türlü mekanlarda, türlü düşmanlarla uğraşıp bu işi başına açan şebeleği ortadan
çok hoş övgüler. Bunun ışığında TO'yu almanızı istemiyor, emrediyorum. ; Durun iki dakika! Gözlerimdeki ift, haaark tuuuuuu, Öğühk. Evet tamam... Ecstatica'ya Tanrı nimeti gibi baktığım zamanlarda CD
Nasıl olsa kimse iplemiyor. Biz devam edelim... PW'da çok iyi bir kicker'ı canlandırıyoruz. Yaptığı ünvan maçı bayıltır bizim yüzlük. Gözümün yaşlarını silmeliyim. Snit 2, benim her CD oyun drive'ımdan içeri süzülen ilk oyun olma özel duygusal(!) yoğunluğumda hak etmediği halde yerlerde taşır. Bütün bu ikta, Düşünsenize hiç inerek piyasayı terk eden Amiga'yı bundan kaynaklanmalı kaldırmaya and içer ve vazifeye koyulur. Başlarda oldukça kolaydır her bir şey, sonralarıysa namert rakipleri onar onar gelmeye başlarlar ben henüz ulaşamadım) delikanlı Hunter. Maksadınız aynıysa neden üzerine. Ormanlar,
MUMMY: TON A Yukarıdaki Frankie' yi yapanların a 5 rine ikinci oyun Mummy. Başrolde yine beşinci sınıf ama bildik bir isim yazdım ). Ne güzel be! Oyun piyasasında sinema teknikleri kullanılmaya başladığından beri bir sürü aktör bozuntusuna gün doğdu. Kimsenin sümüğünü atmadığı adamlar bu tip interactive maceralardı toprağa vermiş, PC'ye olayını sabırsızlıkla beki fırlamış, bakakalmışım. müthiş animasyonlar ve sesler O güni im özelliklermiş ve olaya bitmişim. gelmiş.Oynanışı aynıymış fakat grafil Hikaye ilkinin kaldığı yerden devi avradımız arkamızda, silahımız bi kapağı atmışım. Setup ikonuna tıklayıp, install demişim. Çalıştırdığım anda gözlerim Yüksek çözünürlükteki ekran, 256 renk grafikler, e kadar Amiga'da "nadiren" Hemen birincisi aklıma zle görülür biçimde iyileşmiş. ediyormuş. Atımız altımızda, elimizde fena güçler tarafından ele fekat avradımız kaçırılır, attan düşeriz, tten sonra bile yılmamışız tabii. Alone poligon kahramanımızı lan karıyı da kapıp tabanları yete ermiş...mi acaba? Bilemiyorum. Arcade var. Kötü adam bu defa Malcolm MeDoweli ( büyük ihtimalle yanlış geçirilen bir kaleye Ulaşmışız. Ve silahımız araklanır.Bu kadar felaket İn The Dark tarzı kamera açıları eşliğinde yöneterekten etrafi duman edi la endam sergilemeye başladılar. Aslına bakarsanız ben yağladığımızda macera bundan memnunum ancak suyunu çıkartmamaları kaydıyla, Ayrıca
Mummy güzel. Güzel çünkü konu zaman iç karartıcı olmasına rağmel özürlüsü olan şahsım vazifesil duymaktadır ancak bilir ki sislerin ar adına Ecstatica 2 herhangi bir problem ar:
ini tamamlayamaz çünkü. Kendinden utanç hoş. Mekanlar Frankie gibi zaman rdinda biryerlerde usta ın senaryonun gelişim aşaması zetmeyecektir.Nedeni sizi bir hayli şaşırtacak. Mısır” daki bir kazı alanında tuhaf hadiseler cereyan etmektedir. Üstü örtülmeye çalışılan esrarengiz olaylar, bir adet cinayet, mezarından kalkıp sağda solda dolandığı rivayet basittir; azmin elinden bir koşan bir de CD'sinin kaçacak yeri yoktur macera ruhu bu CD'nin içindi lur. Oysa Ecstatica 2 lemde. Güdük ancak zevkli bir le bir yerlere sıkışıp kalmıştır ve bu sonsuza edilen mumya ve siz hikayenin merkezindesiniz. Başlarda oldukça kolay kaçan bulmacalar öykü ilerledikçe puzzle'laşmaya başlıyor ve
Sizde delirmeye meylediyorsunuz. Fakat tam oyun bitti dediğim anda hortlamış firavunun eski sevgilimizi zevcesi yapmak üzere kaçırması, Malcolm'un açtığı üçkağıtlar, doğaüstü vakalar bir
değin sürmeyecektir... Geçmişin tüm kahramanları istisnasız erkektir. Cesaret, erkeğin genetik kodlamasında vardır. Tarihte kadın kahraman yoktur (tarihte iddia edenlerin ne kadar örnekleri varsa sonraki puzzle'ı çözmemiz için bizi zorluyor adeta). Böylece farkına bile varmadan o boğucu labirentlerde debelenip yalanlayabilirim (Jeanne sadece medeni boyutuyla erdemsel
D'Arc, Cleopatra çeşitlemesi olarak algıladığınızı buluyorsunuz kendinizi. İşin ilginç tarafı bundan zevk alıyor olmanız.
Frankenstein kalıplarında yapılmış bir oyunu sevebileceğimi düşünemezdim ama harbiden tuttum. Sonuçta Mummy'i macera belki iş değişebilir. O aşamada bu nüfuz etmiş bir feragat ve cesaret timsali cins-i latifi, ince beli ve uzun topuklarıyla her varlık yaşamın her alanına olabilir belki. Fakaaat, eğer aks ettiği "cephe gerisinden"
oyuncuları için biçilmiş kaftan olan katıksız, zor bir adventure olarak öneriyorum. Çözdükçe coşacak, coştukça çözeceksiniz. Bitirenlere her zaman derim: az laf, çok oyun. Bundan sonra böyle.
her zaman (
(DİZİLER | alıp kavganın ortası olduğu gibi koca kıçına sürerseniz, işte o zaman; koca basenleri, ojeli tırnakları ve ile hilkat an, aha bu oyunda da