Gameshow sayı 43, sayfa 51

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 51

sandım.

High Voltage (oyunu yapan ekip), motion-capture olayı için, Ray Allen'ı kullanmış. Yani, hani oyuncuların hareketleri gerçeğe daha yakın olsun diye bir adam seçiliyor da bir elbise giydirilip hareketlerini bilgisayara atıyorlar ya, o motion-capture olayı için. Yalnız, yabancı kaynaklardan (New York, Orlando ve Miami'de üç güvercin beslerim) duyduğuma göre bu konuda High Voltage'a birkaç eleştiri gelmiş.

(Neden Michael Jordan'la yapmıyorsunuz bu işi falan demişlerdir herhalde, ekipte yardımcı konumdaki biri de aman abi sinirlenmeyelim milletin ağzı torba değil ki talan demiştir ki kendi aralarındaki olay, ben olsam kim demiş adresini bulun falan derdim ama o da benim sorunum yani o kadar da önemli değilmiş ama madem bu kadar uzun parantez yazdın bir bilgi ver de neşemizi bulalım diyorsanız Michael Jordan oyunda yok) (Sen bizimle neşe mi buluyorsun?!) Biraz da oyunun oynanışından bahsedip daha ayrıntıya girmek istiyorum ki, bir oyunu da menülerine girmeden açıklamak gayreti içindeyim bu kez, kendimi aşacağım yani, ehe.

Oynanış açısından, diğer basketbol oyunlarıyla karşılaştırıp çok büyük farklar beklemek yanlış ama Inside Drive'ın benim görebildiğim birkaç özelliği var ki, oyuna gerçekten çok şey katıyor. Bunlardan biri, çok kolay basket atılamaması. Örneğin pasın uzunluğu arttıkça topun çalınma riski de aynı ölçüde artıyor. Attığınız üçlüklerin girme olasılığı Live'a oranla daha düşük. Örneğin Glen Rice'ın attığı üçlüklerin pek çoğu girmiyor ki nerede görülmüş, bunu benim güvercinler bile görmemiştir (abarttım). Bunun gibi birkaç ayrıntı daha, oyunu, oyuncuya çok da hissettirmeden zorlaştırmış ve daha uzun süre oynamasına yardımcı olmuş. Bu gerçekten basket oynadığınız hissine kapılmanızı ve atmosferi daha iyi hissetmenizi sağlıyor. Glen Rice demişken, oyuncuların kişisel özelliklerinin de çok iyi aktarılmış olduğunu ekleyeyim, bu arada oyundaki yapay zeka da ataklarda aşmış ama defansta pek bir olayı yok, NBA Live'da olan tuş kombinasyonlarıyla değişik hareketler yapma olayı maalesef Inside Drive'da yok. Yine de Turbo tuşuna sürekli basma durumunda (bas-çek-bas-çek olayı) adam geçmelerde değişik bir takım hareketler görebilmek mümkün. Oyunda iki kişi karşılıklı, streetball ortamında karşılaşmak da mümkün. Bir tek kişiyi, topa sahip oyuncuyu ya da tüm takımı (adam değiştirme tuşuna basıncaya dek bir adamı kontrol etme durumu) gibi seçeneklere sahipsiniz. Inside Drive'da direkt pas yok (isim belki de buradan geliyordur, kimbilir), yani boştaki bir adama kafadan pas veremiyorsunuz. Eee nasıl pas veriyoruz o zaman kendimiz mi gidiyoruz, yalnız mıyız bu yolda, yok mu bir elimizden tutan diyecek olursanız, pas tuşuna basınca pas isteyen adama pas veriyorsunuz diyeyim siz de bu muhabbete hiç girmeyin isterim.

Inside Drive'da, NBA Live'da olan sezonu kısaltma gibi opsiyonlar da bulunmuyor. Bunun yerine 'simulate' yapar (bilgisayara oynatma durumu) geçerim diyenler için de, kişisel görüşüm yapıldığında bilgisayarın sizin kaybetmeniz yönünde daha bir ağır basması oldu. Yani bir yerde, bu 82 maçı da yapmak durumundasınız, ama oyunu severseniz ki sevmemeniz için hiçbir neden yok, neden olmasın? Zevkle... Menüler ve kamera açıları ya da buna benzer ayrıntılarda pek bir yenilik göremedim. Replay süresinin uzun olması belki bir

- Yine bir maçta Rauf kazuletif faul yaptı diye Zebani'ye kafa kol girişiyordu da zor (Zebani döver!) * - Meg basket maçları # tam 4 gözlük, 2 Casio kol saati ve 7'nin

BRİ üzerinde kalp kırdı. Bir maçta satma rekoru Rauf'a ait. Tam 6 kişiyi birden sattı ve doğum gününe gitti - Bir maçta tam 3 tane kavga çıktı (kendi aramızda tabii!) - Zaten o maçtan sonra da basket grubu ateşten korkup kaçan çakal sürüsü gibi dağıldı. Sorumlular utansın!

avantaj olabilir. Bir de tabii menülerin çok 'kolay' dizayn edilmiş olması da büyük avantaj. Mouse'la oynamak mümkün, bir oyuncunun mouse diğer oyuncunun klavye ile oynaması mümkün (ve aynı anda da oynamaya izin veriyor oyun). Çeyrekleri, 1 - 12 dakika arasında ayarlayabiliyorsunuz. Kontrolleri de kendinize göre kişiselleştirebiliyorsunuz. Kontroller demişken, 'default' durumda (siz bozmadan önce) kontroller şöyle: Şut için Space, pas için Alt, turbo ve adam geçmelerdeki atraksiyonlar için Shift, top çalmak için X (aynı zamanda pas isteme) ve basketçi duruşu için (sanatçı duruşundan esinlenilerek) CTRL. Oyunu Celeron 366 (internet cafe), 233MMX (benim emektar) ve PIII-450'de (yeni oyuncağım — breh breh breh adam evinde oyuncak diye NASA şeysinden besliyor) test ettim. İlk ikisinde sorunsuz çalıştı yalnız P3'de sorun yarattı dermişim ehehe. E tabii, hepsinde sorunsuz çalıştı. Tam performans alabilmek için Riva TNT 2 ChipSet'li bir grafik kartı tavsiye edebilirim ki uçuyor. Gerçi bu P3'e grafik kartı takmasan da olurmuş sanki - yeni bilgisayar aldım da, görmemişlik yaptım size -... Kasım '99'da beklediğimiz Fifa 2000 ve yine yakın bir zaman diliminde çıkmasını umduğumuz NBA Live 2000 gelene dek, kesinlikle bakılmayı, alınmayı ve oynanmayı hakeden bir oyun NBA Inside Drive 2000. Basketbol severler kesinlikle kaçırmasın. Basketbol sevmeyenler, siz de madem beni sevdiğiniz için bu yazıyı buraya kadar okudunuz, size de aferin. Bu arada bu ayın başında (2 Eylül falandı sanırım) Electronic Arts, Michael Jordan'la bir anlaşma imzaladı (böyle oradaymışım gibi anlatmıyor muyum). Bu da NBA Live 2000'de Jordan da olacak demek oluyor. Ayrıca 2000'de, '50, '60, '70, ve '90'lardan da beşer en büyük takım (yoksa oyuncu muydu, tam bunu söylerken güvercin pencereden düştü de, Amerika'dan buraya gelebiliyor ama pencere pervazında iki dakika duramıyor, salak şey) olacakmış. Geçmiş bugünle, geçmiş kendi içinde geçmişle, bugün bugünle ve insanlar kendi dostlarıyla streetball ortamında karşılaşabileceklermiş. Bu cümleden de yüz bin mesaj çıkarmanıza fırsat vermeden, oyun hakkında söylenebilecek şeyleri söylediğimi düşünür, kaçar giderim. “Bir saniye sizi dijitize edeceğim” ehueuheuhevehehe, ay yaa!

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.