Simülasyon öyle bildiğiniz şey değil
Retro bilgisayarBiz bu saçları değirmende ağartmadık!!
Güzel, üstelik bunu tekrar yayın hayatına yapmak daha da güzel. Bundan yaklaşık iki yıl önce, bu köşeyi yapmak amacıyla sizlerden ayrılmıştım. Vazifemi tamamladım ve karşınızdayım. Dileğim, benim gibi güzel anılarla dolu bir askerlik geçirmenizdir. Bu arada askerlik yapmış olan yaşlı okuyucularıma da geçmiş olsun diyorum.
Tekrar yayın hayatına dönen eski bir dergi şu anda bu satırları ilgi ile okuyorsanız, sanıyorum ki siz de bir parça meraklısınız. Bazı kimseler bilgisayarda oyun oynanıp, oyunda sağa sola ateş edildiğini görünce, bilgisayarın bizi şiddete alıştırdığını iddia ediyor. Bazı oyunlar için haklı olabilirler. Ama bu bizim için geçerli değil. Çünkü biz şiddete değil, teknolojiye meraklıyız. Aslında bu kanaatimin nedenini açıklamaya da fazlaca gerek yok. Yazının takip eden satırlarında yeterince cevap bulunabilir.
Biz simülasyon tutkunları korkunç meraklıyız. Yaptığımız ise savaşan makineleri tanımak, öğrenmek. Bize zevk veren düşmanı yok etmekten çok, parasal değeri yüksek ileri teknoloji ürünü araçları kullanma hissini tatmak. Bir uçakla havada akrobasi, bir helikopterle vadide yere sürtünürcesine görev yerinde uçmak, bir denizaltıda elektroniğin zirvesi cihazları kurcalamak, bir geminin mürettebatını veya filonun tamamını hızlı muhakeme etme ve nispeten doğru karar verme yeteneği ile kurtarmak.
Bu sayfalarda, her ay belirli bir mefhumu, (afterburners), tanklardaki atış sabitleyicileri (fire control), torpillerdeki savaş başlıklarını anlatmayı düşünüyorum. Arda kalan kısımda da sizlerden gelen mesajlar doğrultusunda, merak ettiklerinizi yanıtlamak niyetindeyim. Bu sebeple Simülasyon ya da oyun nedir? Aslında bir oyun değil midir? Temel gibi soruların yanıtlarını arayacağımız ilk sayıda herhangi bir konuya derinlemesine girmek istemiyorum.
Benzetme oyunları (simülasyon) aslında ilk anda oyun değillerdi. Bunlar masraflı veya tehlikeli faaliyetlerin denenmesi veya denetilmesi amacıyla yapılmış şeylerdi. 2. Dünya Savaşı'nda Amerikan pilotları kayıt dışı veya eski uçaklarıyla acemiliklerini atıp, eğitim görürlerken; Japon meslektaşları dar, kapalı oturaklı, tahta masalarda; bir uçakta uçuyormuş gibi yapıyor, yaptıklarını da yanı başlarındaki öğretmenlerine anlatıyorlardı. Öğretmenleri de onların hatalarını sözlü olarak uyarıyorlardı. İşte bu çağdaş anlamdaki bir benzetme oyununun en ilkel halidir.
Dolayısıyla bir benzetme oyunundan bekleyebileceğimiz ilk özellik gerçek bir şeyi taklit etmesidir. Bu da bir değerlendirme mevzusu haline gelebilir. Piyasada neredeyse onlarca AH-64 Apache oyunu gördük.
Şimdi diyebiliriz ki bunlardan en iyisi, aslına en çok benzeyenidir. İyi bir oyun olmasına rağmen gerçeğine benzemeyen, bir benzetme oyunu değil ancak iyi bir oyun olur.
Benzetme oyunları, çok çeşitli amaçlarla kullanıldı. Uçak pilotlarını eğitmek, bazı deneylerin sonuçlarını öngörmek, uzay çalışmaları gibi. En sonunda da işte böyle piyasaya düştü. Şimdi bizim küçük bilgisayarlarımızın önünde, kullanmanın hayalini kurduğumuz, merak ettiğimiz trilyonlarca liralık araçların içindeymişçesine hareketler yapmamızı sağlıyorlar. Peki esas amacı? Merak etmeyin, dünya üzerinde binlerce merkezde, bir çok farklı şeyin simülasyonu mevcut. Hem de daha pahalı, daha gerçekçi, daha, daha...
Pekala, birer bilgisayar kullanıcısı genç olarak bizim elimizde neler var? Bir bakalım:
Uçak benzetme oyunları: Pek mükemmel değiller. Olamazlar da zaten, çünkü en basitinden, gerçek uçaklardaki "G-Force" yani yerçekimi etkisini hiçbiri şimdiye dek bünyemize yansıtamadı. Sallanan, motorlu bir koltuğumuz olmadan da yansıtamayacaklar gibi görünüyor. İşlemcilerin hızı ile yarışamıyor, düşman jetlerini Top Gun filmindeki sahneler gibi kovalayamıyor, ancak "HUD" yani başüstü göstergesinde görünen etrafında yeşil bir baklava deseni olan kara noktaya kitlenme sesiyle birlikte boşluk tuşuna basıyoruz; bir füze attığımızı düşünüyor, düşünüyor, düşünmeye çalışıyor, olmayınca da F8'e basarak giden füzeyi seyretmek için uçağı bırakıp füze görüntüsüne geçiyoruz. İyi özellikleri de pek fazlaca değil. Nedense en iyi grafikler, uçak oyunlarında olur. Çokça el çeşidi vardır. Çokça mühimmat çeşidi vardır. Zevkle alır, oynarız. Benim en sevdiklerim, 2. Dünya Savaşı uçaklarını konu alanlarıdır.
Helikopter benzetme oyunları: Nispeten başarılıdırlar, ama yerçekimi etkisi halen sağlanamadı. Bir helikopterin kullanımının uçak kadar, hatta uçaktan zor olduğunu duymuştum (savaş jetlerini kastetmiyorlardı herhalde). Bu bilgisayarda da aynı. Bir helikopteri uçurmak için daha çok düğmeye ve onları kullanacak daha hızlı parmaklara ihtiyacınız var. İyi bir helikopter oyunu oyuncusu, Japon çizgi filmlerindeki klavyeden dev savaş yöneten çocuklar gibi hızlı tuşlara basmak zorundadırlar. Hedefler gözükür gözükmez vurmanız lazım (hatta artık helikopterde de durum aynı uçaktaki gibi oldu, yani daha gözükmeden vurmanız lazım). Bir de, helikopterlerin makineli topları genellikle oyunlarda haddinden fazla güçlü yapılıyor. Bende böyle bir silah varsa, onca tanksavar füzeye ne gerek var?
Denizaltı-Gemi benzetme oyunları: En başarılıları. İki boyutta hareket eden araçlar. Denizaltılar üç boyutta da hareket ediyor ancak, üçüncü boyuta doğru yol alırken olan biteni izleyebileceğiniz, dolayısıyla hadi canım sen de, bu böyle olmaz ki diyebileceğiniz bir penceresi yok. Efendi efendi, bir köprüye, bir makine dairesine, bir harita odasına taşınıp duruyoruz. Verdiğimiz emirlerin uygulandığını söylediklerinde de içimiz rahat ediyor. Aslında gemi sizin söylediğinizin tersine dönmüş olsa bile, pusulaya bakmadıkça bunu anlayamıyorsunuz. Zaten pusulaya da güven yok. Onca metalin içinde o pusula kuzey diye güneyi, hatta beni bile gösterse şaşırmam. Attığımız füze, torpil vs. yanıp sönerek ekran boyunca düşmanı temsil eden hedefe doğru koşturuyor. Aslında, eski Atari'lerdeki "Missile Wars"ın yeni halini oynatıyorlar bize de haberimiz yok. Olsun! Bütün bu olaylar, zaten gerçek gemilerde de öyle değil mi?
Tank-Araç benzetme oyunları: Çok başarılılar. Aferin! Doğrusu o araçların içinde insanı basan kasveti; düşman mermilerinin zırhtan çıkardığı sinir bozucu sesleri, isabet alınınca teneffüs edilen galvanizli, sülfürlü yanık boya kokusunu, ancak böyle oyunlarla yansıtabilirler. Ateş etme, ilerleme ve vesaire işler gerçekçi. Kötü örnekleri de yok değil ama neyse. Başarılarının sırrı margarinden değil, onların da iki boyutta hareket etmelerinden ileri geliyor.
Böylece kısa kısa elimizdeki benzetme oyunlarını tanıdık. Haftaya, bu oyunlardan herhangi birinde konu alınan, herhangi bir mevzuya girmeyi düşünüyorum. Bu aylık bu kadar. Hoşçakalın!!
Simülasyon ya da benzetme bu köşede derinlemesine?
Derinlemesine inceleyeceğimiz şey bu