Gameshow sayı 42, sayfa 73
Sayfanın metni

Sayfa 73

Pekala, birer bilgisayar kullanıcısı genç olarak bizim elimizde neler var? Bir bakalım:

Uçak benzetme oyunları: Pek mükemmel değiller. Olamazlar da zaten, çünkü en basitinden, gerçek uçaklardaki "G-Force" yani yerçekimi etkisini hiçbiri şimdiye dek bünyemize yansıtamadı. Sallanan, motorlu bir koltuğumuz olmadan da yansıtamayacaklar gibi görünüyor. İşlemcilerin hızı ile yarışamıyor, düşman jetlerini Top Gun filmindeki sahneler gibi kovalayamıyor, ancak "HUD" yani başüstü göstergesinde görünen etrafında yeşil bir baklava deseni olan kara noktaya kitlenme sesiyle birlikte boşluk tuşuna basıyoruz; bir füze attığımızı düşünüyor, düşünüyor, düşünmeye çalışıyor, olmayınca da F8'e basarak giden füzeyi seyretmek için uçağı bırakıp füze görüntüsüne geçiyoruz. İyi özellikleri de pek fazlaca değil. Nedense en iyi grafikler, uçak oyunlarında olur. Çokça el çeşidi vardır. Çokça mühimmat çeşidi vardır. Zevkle alır, oynarız. Benim en sevdiklerim, 2. Dünya Savaşı uçaklarını konu alanlarıdır.

Helikopter benzetme oyunları: Nispeten başarılıdırlar, ama yerçekimi etkisi halen sağlanamadı. Bir helikopterin kullanımının uçak kadar, hatta uçaktan zor olduğunu duymuştum (savaş jetlerini kastetmiyorlardı herhalde). Bu bilgisayarda da aynı. Bir helikopteri uçurmak için daha çok düğmeye ve onları kullanacak daha hızlı parmaklara ihtiyacınız var. İyi bir helikopter oyunu oyuncusu, Japon çizgi filmlerindeki klavyeden dev savaş yöneten çocuklar gibi hızlı tuşlara basmak zorundadırlar. Hedefler gözükür gözükmez vurmanız lazım (hatta artık helikopterde de durum aynı uçaktaki gibi oldu, yani daha gözükmeden vurmanız lazım). Bir de, helikopterlerin makineli topları genellikle oyunlarda haddinden fazla güçlü yapılıyor. Bende böyle bir silah varsa, onca tanksavar füzeye ne gerek var?

Denizaltı-Gemi benzetme oyunları: En başarılıları. İki boyutta hareket eden araçlar. Denizaltılar üç boyutta da hareket ediyor ancak, üçüncü boyuta doğru yol alırken olan biteni izleyebileceğiniz, dolayısıyla hadi canım sen de, bu böyle olmaz ki diyebileceğiniz bir penceresi yok. Efendi efendi, bir köprüye, bir makine dairesine, bir harita odasına taşınıp duruyoruz. Verdiğimiz emirlerin uygulandığını söylediklerinde de içimiz rahat ediyor. Aslında gemi sizin söylediğinizin tersine dönmüş olsa bile, pusulaya bakmadıkça bunu anlayamıyorsunuz. Zaten pusulaya da güven yok. Onca metalin içinde o pusula kuzey diye güneyi, hatta beni bile gösterse şaşırmam. Attığımız füze, torpil vs. yanıp sönerek ekran boyunca düşmanı temsil eden hedefe doğru koşturuyor. Aslında, eski Atari'lerdeki "Missile Wars"ın yeni halini oynatıyorlar bize de haberimiz yok. Olsun! Bütün bu olaylar, zaten gerçek gemilerde de öyle değil mi?

Tank-Araç benzetme oyunları: Çok başarılılar. Aferin! Doğrusu o araçların içinde insanı basan kasveti; düşman mermilerinin zırhtan çıkardığı sinir bozucu sesleri, isabet alınınca teneffüs edilen galvanizli, sülfürlü yanık boya kokusunu, ancak böyle oyunlarla yansıtabilirler. Ateş etme, ilerleme ve vesaire işler gerçekçi. Kötü örnekleri de yok değil ama neyse. Başarılarının sırrı margarinden değil, onların da iki boyutta hareket etmelerinden ileri geliyor.

Böylece kısa kısa elimizdeki benzetme oyunlarını tanıdık. Haftaya, bu oyunlardan herhangi birinde konu alınan, herhangi bir mevzuya girmeyi düşünüyorum. Bu aylık bu kadar. Hoşçakalın!!

Simülasyon ya da benzetme bu köşede derinlemesine?

Derinlemesine inceleyeceğimiz şey bu

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.