Gameshow sayı 40, sayfa 36

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 36

GameShow hizmetler serisi 34: 5 DERSDE ALMANCA 1) Halt! Ihre Papiere bitte! (genelde nöbetçiler söylerler) 2) Fürs Vaterland! (komik bıyıklı amca söylerdi hep.) 3) Schumi ist der Schnellste! (söylemek durumundasınız ulan) 4) Noch ein Bier! Prost! (çeşitli dillere çevrilmiş bir eser) 5) Ich kommeeee! (anonim ama her Türk genci bilir nedense)

Burçak Caner'in GameShow'da yazdığı son oyun yazısında karşı karşıyayız. Biraz önce aldığım bir karar ile bundan sonra oyun yazısı yazmamak yönünde gerekli adımları atacağım, çünkü yapacak birçok başka işim var ve bunların arasında bir oyun yazısının gerektirebileceği kadar çok oyun oynayamıyorum. Bir sebebi de normalde oyunları açıklamadan önce on beş günümüz olması. Bu süre içinde -özellikle bir strateji oyununu- tam olarak kavrayabilmek bana imkan ve olanaklar dahilinde değilmiş gibi geliyor. Aslında bence bir şekilde oyunları bir aylık gecikme ile açıklarsak, yani mesela bir ay eski oyunları açıklarsak, o zaman GameShow'daki oyun açıklamalarının kalitesinin defalarca artacağını düşünüyorum. Çünkü yazar olan herkesin yapacak bir çok başka işi olduğu için (zaten herkes amatör olduğundan bu işi hayatlarının zaman limitlerini aşarak yapıyorlar) on beş günde oyun açıklamak, hele iki oyun açıklamak imkansız. Kolay değil, her ay on sekiz oyun tanıtılıyor. Niye bu açıklama diyeceksiniz, haklısınız bir bakıma. Asıl sebep bir anda almış olduğum oyun açıklamama kararının beni hafiften üzmüş olması, Yani, nasıl desem, böyle aniden bir karar alıp haklı olduğunu düşünürken öğrettiler. Ayrıca bir deterjan kutusunun üzerinde 1.8kg — 3kg yazıyor. Kastettikleri bu değil ama yine de yanlış bilgilendirme var. Dava etsem kazanma şansım var mı sizce? Yeter alakasız mavra. Şimdi de oyunla alakalı mavra bölümüne geçiyorum. Bu ayki güzide oyunumuz Norm Koger's Operational Art of War Vol 1. Bir anda ciddi bir yazı yazma isteği içimi kapladı, tarzda değişim var, aldırmayın. Nerede kalmıştık efendim. Evet, Talonsoft sonunda TOAW'ı çıkarttı. Ve gerçekten de büyük iddialar ile çıkarttı. "Efsanevi Norm Koger'in de hazırladığı en büyük savaş oyunu TOAW", "Norm Koger aynı zamanda Age of Rifles, Tanks, Red Lightning gibi oyunların yapımında da bulunmuştur"... Hah, hah (bu esnada yazar(Ben) karizmatik ve umursamaz bir şekilde şöyle hafiften sarsılarak ufak ve kontrollü bir kahkaha atar. Acaba Norm Koger bu oyunlar yapılırken çaycı mıymış demeyi kendine yediremediği her halinden bellidir. Hareketlerindeki umursamaz ve küçümser tavır yerini yavaştan sorumlulukların ve * parantezlerin sınırlarının bilincinde olan bir yazarın ağır ve sakin davranışlarına bırakır). Neyse! Evet dediğim gibi oyunumuz çok iddialı yani. Gerek Installation'da, gerek kutusunda, oyunun içinde, her yerde ama her yerde şöyle genel bir ciddi strateji, sadece strateji uzmanlarının oynayabileceği zor ama karışık oyun, zeka ve hafıza gerektiren müthiş strateji oyunu havası var. Hah, hah (bu esnada yazar soğuk ve kendinden emin bir tavır ile elini yana doğru savurur. Hadi len, der gibi bir hali vardır). Peki bu iddialar doğru mu değil mi, en azından benim fikrim ne, Engin — — — — düşünürken bir yandan da "acaba devam etsem mi" diye kendine sorduğun sorulardaki kararsızlık var ya, çok yorucu bir şey, Aslında düşündüm, böyle "bu andan itibaren şunu şunu yapacağım!" gibi kararlar almak gereksiz gibi geldi. Görürüz ne olacak gelecekte, belki de dayanamayıp Dune 2000'i falan açıklarım, belki hiç bırakmam, bilmiyorum. Ayrıca yazı sonu "Beşiktaş" serisini de bırakmak zor geldi bir an. Belki onu B Bölgesi'ne alırız. Farkındaysanız kesinlik ile konuşamıyorum. Çünkü isteklerim (oyun açıklama isteği) bana devam et diyor, bir yandan da Ben, bunun yarı-imkansız olduğunu biliyorum. Yarı-imkansız ağzı da İngilizcedeki semi-'den geliyor galiba. Bunun bir Türkçesi yok mu. Yok eğer yoksa böyle kullanılmasını uygun gördüğümü açıklayacağım. Bir de ne alaka ama birisi Türkçenin kelimenin başına ek alabileceğini iddia ediyormuş. Yani aşmak - taşmak (t-), almak - çalmak (ç-) gibi. Doğruysa mahkemeye gideceğim o kadar sene bize Türkçe sondan ek alır diye

Abla'nın gözleri ne renk, MEG kırmızı ışığa kaç santimetre kala frene basıyor, Hüseyin ile Ben en fazla kaç dakika abuk sabuk konuşup gülebiliyoruz, Muhammed Dabiri aslında kaç bin yaşında ve daha niceleri, ilerleyen bölümde. Aslında plana göre Operational Art of War Volume'ler halinde olacakmış. Elimizdeki ilki, Volume 1, ki burada 1939-1955 arasında geçen savaşlardan seçmeler ele alınıyor, İkinci Volume ise (mantıksal olarak Volume 2) 1956-2000 arasını konu alacakmış (reklamını gördüm). Valla kime yüzyılın ilk yarısının yönetme amaçlı ve buna bağlı olarak özgürlük savaşlarının yerine ikinci yarısının petrol ve yeşil banknot kokan savaşlarını oynatabilirler bilmiyorum (bana değil, onu biliyorum). Şimdi bir 3. Volume olursa Kurtuluş Savaşı olur mu onu da merak ediyorum. Olsaydı güzel olurdu da diyerekten yazının bu bölümüne son vermekten gurur duyuyorum. Genel olarak, Operational Art of War, sloganının da belirttiği gibi (Biz Tarih Yapıyoruz - Ayrıca bu sözün de patentini almışlar onu da söyleyeyim, maaşallah deyin) bir çeşit "acaba şurada ne olmuş, böyle olsaymış ne olurmuş, ben onun yerinde

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.