Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 49
OPAZ-I vardır. Bunu kullanarak daha rahat hareket edeceğini bilir. Tekrar kondüktörle konuşur. Bagaj bölümünde sol raftaki teli alır. Büyük valizin yanındaki küçük valizide alır. Yukarıdaki tellerle elindeki telleri birleştirir. Son derece hızlı biçimde kondüktörün odasına dalar. Masada ve çekmecede duran listelere göz gezdirir. Derhal ortadaki vagonların ortasındaki kompartmana zıplayıp yedi numaraya dalar. Çekmeceden kağıdı aldığı esnada baygınlık geçiren Abuz gözlerini açtığında kendini cennette sanır. Enfes bir cins-i latif melek misali tepesinde durmaktadır... - Hepsi o mu. - Ne bekliyon ki? » İşte hani bilirsin. - Hay senin... Kondüktöre gider Abuzittin. Ardından bagaj kısmına. Oradaki en büyük bagaj Winslov' undur. Etikette 0O1O0AA gibisinden bir takım numaralar vardır. Abuz onu bulur. Vidayı söker ardından açar (Boxtop). Yemek kompartmanına dönüp oldukça sağlam bir karı olan Alice' den Özür diler. Ne de olsa hemşerim. Delikanlı olduğu kadar kibardırda... - Sonra sonra... - Ne olduğunu sonra tatbiki olarak anlatırım sana, Hödük... Günler günleri kovalar. Otel odasında bön bön oturmaktayızdır. Abuz' un aklına telefon hatlarını kullanarak chat yapmak gelir. Önce polisi arar. Dedektif bilmemneyle restoranda buluşur. Denizcilikle alakalı ortama giren Abuz sağdaki mal herifle konuşur. Sinirlerine hakim olaraktan soldaki çöp kutusuna bakar. Paketi alıp soldaki counterdan onu adama verir. Express marifetiyle kendi kendine postalar paketi. Sağdaki tip beklemesi gerektiğini söylediğinde sakin olur, Askeri havaalanındaki koğuştan aldığı mektuba bakar. Adrese gider. Gördüğüm en sinir kadınlardan biriyle mecburen konuşur. Yatağın oradaki çekmeceden zamazingoyu götürür. Yav şu torsomu tersomu ne bu karıyıda gebertse ya. Ne durur ki. Cengaver Abuz Billmore oteline gider. Barmenle konuşur. Shippıng sentıra gidip sağ taraftan paketini alır. Paketteki adresi farkeder. Odasına dönüp ABC filmciliği arar. Beliren adrese gider. En alt çekmeceyi açıp SOlAKP52 no'lu dosyayı alır. RKO stüdyolarına gider. Koruma cinslik yapınca oteline döner. Telefonla çağrılan yere gider. Bir Winslov görür gibi oldum sanki. Gördüm, gördüm bir Winslov gördüm. “ - Hani nerde. Ben görmedüm. - Göreceksin, göstereceğim...
- Billmore' a gider Abuz kanka. Barmen aşağılık bir türdür. Zorda olsa ağzından laf alir yılların dedektifi. Soldan merdivenlere yönlenir. 201 numarayı bulur. Kilitlidir. Pencereden dişarı çıkar. Diğer odanın penceresinin üstündeki tahtayı söker atar. Camı açıp içeri atlar. Solda giremediği kapının üstündeki anahtarı alır. Otele'döndüğünde güzel bir dayak yer iken hızır gibi Ü yetişen Alice tarafından kurtarılır. - Hani deliganlıydı senin adamın.
Betta
Karıların gözü önünde dayak yiyip yine onlar tarafından kurtarılıyor. Olmadı, olmadın. Bunlar bize ters. - Harbiden ben de burada çok yadırgadım Abuzu. Acep bu Abuzittin' in kanında bi karışıklık olabilir mi? Bizim topraktan çıgan edam büyle şiyler yaparmıkine. Yoh yoh. Var bi numara. - Nooldu abem lehçen atıverdi birden. - Hee... Bir an gettim geldim memlekete... Gızla konuşur Abuz. Tren garına gider. Sağa döner. Soldaki dolaplardan 37 numaralı olanını açar. Bir antikacının adresinin olduğu kağıt parçası gözüne çarpar. Oraya gider. Antika antikacıyla takışır. Kahretsin nerde bu Dahlia be. Elması bulamayız ama papazı buluruz netekim (Candycane). Hazine haritası mı? Peh peh peh. Hadi bakalım. Otele döner. Yastığın üstünden pass 'i alır. RKO stüdyolarına gider. Arkasındaki sandığa bakar. Alis' e takılır. - Pippoo... Takılır... - Sanada takacam az kaldı. Big Al' ın evine gidilir. Dümdüz ilerlelenir. Soldaki masada koordinatlar var. İncelenir. Teleskoptan bakılır. Çöp kutusuna bakan Abuz parça parça olmuş kağıtları birleştirir (Teleport). Ayrıca gazete okumakta iyi bir alışkanlıktır. Mezarlığa gider. Lahitin arkasındaki vazodan kağıt parçasını alır. Big Al 'ın evine döner. Elindeki hazine haritasını büyük haritayla kullanır. Beceremeyince Teleskopa bakıp (Peeper) sırıtan Winslov'u görür. - Abi bu herif niye sırıtır. - Sen niye ötüyorsan oda ondan sırıtır. Kaşınmaktadır. - Kaşıdımı Abuz abey. - Anlatıyom işte. Winslov' un peşinden terkedilmiş eve gelir. Sağ duvarda sevgili Alisin fotoğrafını gördüğü anda sapık katilin bir sonraki kurbanının o olduğunu anlar. Merdivenden tırmanmak ister gönül. Ancak... Üç dolabıda açar yürekli Abuz, çabuk olmalıdır. Anahtarı aldığı gibi ver elini otel. Mektupmu. O mektup Alisten gelmiştir ve yardıma ihtiyacı vardır. Big Al' ın evine koşarak, hayır hayır uçarak gider. Sahne fecidir. Masanın ortasındaki film makinesine dokunur. Küçük çocukların bu sahneleri görmemesini umut eder düşünceli Abuzittin. Kasap dostumuz Winslov işini bilmektedir doğrusu. Hınçla sağa döner. Oradaki saati kurcalayıp son bulmacayıda çözüverir (Bongo). Alice hayatım benim. Orada işte. Çöz onu Abuz. Afer... O ne my garç. Alice alis değilmiş,
Winslovmuş. - Kafayı yedin abev. Ne de olsa 9 saattir film anlatıyon. - Yok yok vallahi. Aslında Winslov Alice'i çoktan öldürmüş. - Sonra... - Sonrasını anlatmıyım da zevki kaçmasın. Seyret
- Hu... ben zaten biliyom. Winslov şeytan avinini yaparken Abuz yani oyundaki gerçek ismiyle Jim Pearson onu vurur. Tabii onu vurursa oyun bitmesi gerektiği gibi bitmez. Doğru son için Winslovu değil elması vurman gerekli. Bunun içinde mouse' u kullanıyorsun. - Senin... (basın, yayın, ahlak yasası gereğince sansürlüyoruz)... çocuğu. Dalgamı geçiyon lan. Madem seyrettin filmi ne diye nefes tüketiyoz biz ha. Andaval. Hem bi dakka... Oyun mu... Ne oyunu be. - Abi başta söylicektim ağzıma tıkadın. Bu bir oyun. Hemide 8 sidi. İsmide BLACK DAHLIA. Geçenlerde en yakın bilgisayarcıdan beraber almıştık, unuttun mu? Sen hergün o kadar çok oyun oynuyon ki ve oyunlarda film olayına öyle bir yaklaştı ki karıştırman doğaldır. Aman derim gerçek hayatla oyunları bulamaç etmede ne yaparsan yap... Orada "load" etmen mümkün değil bilirsin - Bilirim bilirim... Hadi ya, demek bunların hepsi bir oyundu. Çok güzeldi be. Keşke oyun dünyasında kalabilsek... Keşke. - Bırak bunları, sana yakışmaz. Haydiyin gidelim bu diyardan artık. Çok uzun ve sıkıcı bir gündü. Bu firmanın Ripper diye bir edvençırı daha var. Onuda bitirelim. Kafayı yiyelim. Hadi... BURAK FİRMA: TAKE 2
ADVENTURE
Pentium 120 16 MB RAM 8CD 80MB HARDISK
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 48
Ay, Jupiter, Dünya ve oradaki şey". Ulaştığı ortam kendini bir çeşit Tanrı gibi hissetmesini sağlar. Havuza bakar. Gördüğü taşları sırayla havuza atar. İzledikleri onu şaşırtmıştır. Geri döner (Esc). Ancelo'nun evinde notları aldığı pencerenin sağındaki boşlukta, duvarda gizli bir bölme vardır. İçindekileri alır. İyi çocuktur bizim Abuz parayı anneye verir. Mutlu ve gururlu tavırlar takınarak lağım tünellerinin yolunu tutar, - farecilik mi oynayacağız şimdide. Neden be abiyyy. Gidip yatalım uyuyalım. Geç oldu be, Katıksız, uykusuz. Çekilmiyo hiç. - Dur dur. Çok heyecanlı. Dinle bak. Tüneller karışıktır. Tabii yolu bilmezsen. Filmi doksan defa seyrettiğimden ezberledim artık. Bakiyim eee... Eveeet ilk sapaktan sağa, dört defa ileri, sola, İşte Abuz boruların oraya varmış bile. Boru mu? Boruları yakından inceler (Pressure). Bir kapı daha mı? Yapma be. Neyse Winslov' a danışsın bakalım. Abuz'la gelmek mi? Winslov mu? Kediye ciğer emanet ettik gibi geliyor be cemşüt, Ama neyse kanalizasyona döndük. Kapının ortasındaki haça dokunduk. Winslov tüydü. Bana biraz rol yapıyor gibi geldi cemşüt, ne dersin. - Gelmiştir abey gelmiştirde ben nerden bileyim filmi sen seyretmişsin. - Cemşüt güzelim sen ne biçim dostsun beaa. Hiç bişii paylaşmıyon. - Ya sabır... Doğrudur güzel abim, doğrudur. - ,« Abuz'un karşısına bi kapı daha çıkar. Açık kapı görsem burnumun üstünde amuda kalkıp takla atacam. Ama yok, yok işte. Neyseki kapalı kapılar abaza Abuz adına bir zorluk teşkil etmiyordu (Barbeli). Odada sola ve yukarı bakar ve Torso katili diye aranan adamı görür... - Suçlu olduğu ispatlanana kadar her insan masumdur, sanık durumundadır sayın abim. - Tamam len. Bizde zaten "diye" dedik. - Sakin ol abem sakin ol. - Dellendiriyorsun beni ha cemşüt. Aman derim. * - Haa efendi ol. Devam... Raven cılübe dönen cesaret timsali eşsiz insan sağdaki dolabın yanındaki mum altlıklarıyla oynaşır (Nimble). Tılsımı dolaptan atik bir hareketle kapar. Cassandra'ya gider. Transa geçer. Havuz başında solda bir taş daha belirir. Suya sallar onu. Polis merkezi, ardındanda Raven'e uçan Abuz sağdaki kitaplığın en dibindeki kitabı çeker. Ne! Torso katili moruk öldü mü? Nassı yani. Of be iş çetrefilleşti. Bi katilimiz vardı. O da getti. - Abi sana dedim suçlu old... - Kes kes anladık. Ukele mongol. Bizimde bildiğimiz bi şey var elbet. He he! Onuda sen bilmezsin. Filmin sonu... Anlatmıyom lan. Git ye, iç, zıbar yat. - Aman abi yapma ya. En heyecanlı yerde senin yaptığını terliksi hayvanlar yapmaz. - Ne ne hayvanı. o' lum ne saçmalıyon sen. Hayvan terlik giyer mi? - Boşver abi. - Bana kötü bişi söylemediğini varsayıyorum ve maceramıza devam etme kararı alıyorum. Senin gibi kekoları sevindirmek bana ne verir bilmem ama birkez daha neyse... Yıllar geçmiş savaş bitmiştir. Savaş kahramanı Abuz vazifesini yapmış olmanın gönül huzuru içerisinde ikinci vatanı haline gelmiş olan Amerikanya topraklarına dönmek üzeredir artık. Üniformada pek bi yakışmıştır. Almanlardan kalma bir yeraltı sığınağında bulunan devasa kapıyı kimse açamamaktadır. Devreye girer adamım (Sunspot), İçerde sola döner (Ladybug), ilerler (Keypunch), sağa döner (Gearoil)... Bulmaca bombardımanı bitmiştir. Kara yıldızçiçeği bizimdir artıkın. - Bütün bunlar bi çiçek içinmiydi. Yakışmadı Abuz biradere. - Dangalaklar şahı Cemşüt. O bir çiçek değil. Bir mücevher O. Hemide sihirli neyim bi mücevherat. - He ya babanın bastonumu sandın. Ama - Gene dağıttın abi. Alıcı olmak bize uymaz. - Lafını sözünü bil ulan hergele. Alamıyoruz dediğim, aleti alamıyoruz. - Sustum... - Yani mücevher be anla işte. Hay Türkçe gibi... - Eh anliyım bari - Uzatma. Tam o esnada işte içeri askeri polisler girer. Elması kaparlar. Bir sene geçer. Çok uzun hadiseler nihayetinde Avusturya sınırındaki bir mekana İndiyana Cons misali şapka, deri ceket dahil olmak üzere tam teşekküllü dalarız. Burası oldukça karanlıktır. Benim bile film esnasında karardı. Soldaki merdivenlerden tırmanıp kapının tepesindeki delikten dışarıyı dikizler canavar Abuzittin . Kötü adamlar aha oradalar.Geriye dönüp sağ yapar, soldan mekanizmanın oraya gelir. Sağdaki kolu yukarı, soldakini aşağı çeker. Sonra sağdakinide aşağı indirir. Mahzenin bir yerlerinde kuyu vardır. O bulunur. Aşağı iner. - Ta taam. Noooldu abi, nooldu. - He he. Ne o zevklendin galiba. Film senide bayağı sardı anlaşılan. Kulağını aç o halde. Abuz'un indiği yer bir labirent ve çok çok karışık. Dikkatli dinle. Daima sağdan gider. Geldiği bir noktada sağ tarafta sunak vardır. Sunağın altında yine sağdaki zamazingoyu açar. İçindekini alır. Yola dönüp sağdan devam eder. Geldiği odada biraz önce aldığı zımbırtıyı lahitle kullanır. Yazıtlara bir kez daha dokunarak onları not eder. Dışarı çıkıp sağdan devam eder. Ulaştığı yerde kafasını sola çevirir. Soldan sayar bir, iki, üç. Ah işte çıkış, oradan çıkar. Sola, ardından sağa sapar. Lahitten taşları alır. Sağdaki çeşmeye taşları atıp bulmacayı çözer (Rock33). Sürekli soldan giderek uzunca süren bir yolculuk nihayetinde bir yere varır. Lahit bulmacası zordur (Blockhead). Sürekli soldan gitmek Abuzittin'i asma köprüye ulaştırır. Merdivenler tehlike içermektedir. Sol, sağ, sağ, orta, sağ, sol, sağ adımlar durumu kurtarır. Lahite bakar. Geri döner. Sol, sağ, sağ, orta,sol,sol,sağ ve atlattık. Şimdi şu bir sürü kapının olduğu aleme dönmeliydi. Bunun için kafasını kullanır. Sen de kullan. Bıraktığı ayak izlerini takip ederek gerisin geriye döner. İlerdeki sütunların yanına gelir. Bakar (Temple). Mezar odasında mumyanın önünde durup filmin en başında aldığı bulmacayı çözer (Gemstone). Soldan aşağı iner. Sağdaki dürbünden bakar. Soldaki mozaik yalama olmuş dönmektedir. İki defa çevirir onu. Soldan gidip arkadan dolanır. - Puan. Puan var mı? - Aklın fikrin... Fesuphanallah... Arka taraftaki diğer mozaiklerede aynı işlemi uygular. Geri dönüp dürbünden bakar. İşte orada. Sola dönüp karşı duvarı dikkatle inceler. Bulmuştur onu. Gizli kapılar açılır Von Hess'le tanışılır. Manyak Winslov tarafından Hess öldürülür. Bizim emmioğlu vakaayı ucuz atlatır. - Abi bu Winslovovski mi ne. Bu herif manyak mı? - Sen ne diyon koçum. Adam tam tırlatmış. Başta da söyledim ya bu cinse hiç güvenmemiştim. Taa en başta onun şeytanın çocuğu sapık Torso katili olduğunu anlamıştım. - Zeki adamsın vesselam. Ama biraz salladın gibime geldi. Winnnnlovko başta oldukça sevimli göründü bana. - Senden de şüpheleniyorum zaten. Aslında sende Loch Ness canavarı olabilirsin. - Börkk. Hürmet ederim abiyem. - Edeceksin. Öp bakiyim. - Öpeyim. - Aferin yalaka dostum, Cemşütüm benim. Hoppaa. Şimdide hava üssündeyiz eyi mi. Askerle konuştu Abuz. Onu kafalayıp soldaki bavulu açtı. Gizli bölmeyi bulup içinden mektubu ve fotoğrafı aldı. Askerle tekrar konuştu...” <4 Trendeydik. Önündeki kül tablasına baktı. Winslov' da bizimle birlikte trende miydi yoksa.
Biletçiyle konuşur Abuz. Ayağa kalkar. İlerde sağdaki listeye bakar. Matt Collins ismi tanıdık gibi geldi. Trenin arkasına doğru uzun bir yolculuğa çıkar. Kondüktörle ahbap olur. Sonra bagaj vagonuna gider, Girdiği kapıda trenin şeması
Ali