UBIK

Hani bazı oyunlarda olur ya, bir bölümü hayvan gibi zor yaparlar. O bölümü ne yapsanız geçemezsiniz. Olay basittir aslında bir yeri koruyacaksın, ama düşmanlar öyle bir geliyor ki dayanmak ne mümkün. Aynı bölüm defalarca oynanır, bin türlü yol denenir, bin türlü strateji yapılır. Olay kendini aşmış, bir sinir harbine dönüşmüştür artık. Ya kazanır geçersiniz o bölümü, ya da benim gibi o oyunu bir köşeye kaldırıp Close Combat oynamaya devam edersiniz. İşte Ubik'in 3'üncü bölümüne geldiğimde bu ruh halinin ağırlığı altında ezilmekteydim. Allahın belası bir tabutu 4 kişiyle korumaya çalışıyordum. Birinci saldırıyı atlatıyorum, ikincisini de bir şekilde bitiriyorum. Ama üçüncü akın beni silip süpürüyor. Ne yapacağım, ne derken; farkında olmadan oyunu kapatıp, "saklayamamışım" diyerek. Tekrar birinci saldırıyı atlattım, ikincisini de atlattım. İşte toparlanmama fırsat vermeden belalı üçüncü geldi. Amanın! Üçüncüyü de temizledim. Ana! Bu son saldırı dalgasıymış. Bölüm bitti iyi mi. Boşuna eziyet etmişim kendime biraz dişimi sıksam geçiyormuşum. Ve böylece oyunu oynamaya devam edebildim. Oyun 3 CD ve pek çok level arası demo ve cutscene'e sahip. Gerçekten kaliteli bir yapım olmuş. Müzikler; tek kelimeyle mükemmel. Audio track olarak CD'lerin üzerinde mevcutlar. Yazıyı yazarken havaya girmek için dinledim, gerçekten mükemmel müzikler. Oyunun kamera açıları Resident Evil, oynanış tarzı ise Syndicate gibi. Teknik konuları bir kenara bırakırsak;

Ubik'in konusu Philip K. DICK'in aynı isimli yapıtı. Bize gelen işlerin büyük bir bölümü; psychic denilen, bazı özel beyin güçlerine sahip ajanların bulunup etkisiz hale getirilmesi oluyor. Hemen belirtelim bu işleri yapmak için biz de psychic ajanlar kullanıyoruz. Bir de rakibimiz Hollis firması var. Hollis firması, psychic ajanlarının güçlerini daha da artırmak için cybernetic parçalar ekleyip öyle kullanıyor. Bu ajanları, büyük firmaların, politikacıların sırlarını öğrenip onlara karşı kullanma yoluna gidiyor. Dolayısıyla bizle devamlı sinsi bir savaş halindeler. Oyun içinde önemli karakterlerle konuşabilmek mümkün. Aman diyeyim mutlaka konuşun, ihmal etmeyin. Oyuna ilk başladığımızda tek başımıza kendi ofisimizdeyiz. Hemen ekrandaki kontrollere geçiyorum, oyunda bir hayli ayrıntı var çünkü. Sağ üstten aşağıya doğru vakit

CD'leri de gözden uzak bir yere saklamışım. Kendime geldiğimde Close Combat: Bridge too Far'ın Grand Campaign'inde oldukça ilerlemiş, bu utanç verici olayı çoktan bilinçaltımın derinliklerine itelemiştim. Aslında MEG'in kutsal e-mail'ini alana dek CRYO Interactive Entertainment 1987 romanından esinlenerek oluşturulmuş. En başta biraz tek düze geçse de, bölümden sonra usta bir bilim-kurgucunun beyninden fırlamış bir maceranın içinde kaybolup gidiyoruz. Oyunun sonuna kadar olayların gelişimiyle şok üstüne şok da bütün hepsini her şey oldukça güzeldi. Patron kibar bir üslupla "Yazılarınızı en son şu güne kadar gönderin. Yoksa..." şeklinde bir mail göndermiş. Onun bu kibarlığı beni kendime getirmişti. Derhal Ubik'i nereye sakladığımı bulmak için harekete geçtim. Oyunun kabını buldum ama CD'ler içinde yoktu. Sonra elime geçen bütün CD kaplarının içine bakmaya başladım. En sonunda ablamın Bülent Ersoy CD'lerinin içine gizlenmiş olarak buldum. Sonra kendime bilinçaltımdan güldüm, "tüh iyi geçirdiğimi itiraf etmek zorundayım. Şimdi yavaş yavaş oyunun havasına girmeye başlayalım. Yıl 2019, manzara Blade Runner cinsinden. Karanlık ve kirli gökyüzü, koca gökdelenler, havada uçan arabalar, uçan reklam tabelaları, kısacası iyi bir bilimkurgu filminin bütün ayrıntıları mevcut. Adımız Joe Chip, 35 yaşında eski FBI ajanlarındanız. Biraz da eski moda bir şeyiz. FBI'dan ayrılalı ise çok olmuş. Şu anki işimiz ise; Runciter Associate isimli bir özel güvenlik firmasında operasyon şefliği açıklamaya başlayalım. Map; bu plan şeklindeki haritada bir yere sağ tuşla klikleyince kamera orayı göstermeye başlıyor. Hemen altında bizim ve grubumuzla ilgili bilgilerin yer aldığı kutular mevcut. Buradan ajanımızın kullandığı silah, silahın cephanesi, sağlık durumu görebiliyor ve eğer psychic'se kullanmasını istediğiniz gücü belirleyebiliyorsunuz. Bu kutuların sol üst köşesindeki, üçgen şekli sayesinde o ajanla ilgili daha çok bilgiye ulaşmak mümkün; üzerinde taşıdıkları vs. Kullanacağı silahı da sağ tuşla buradan belirtiyoruz. En alttaki 5 kutu ise ajanları seçmek için kullanılabilir (klavyeden 1-5 tuşları ve 6'yla seçebilirsiniz). CTRL tuşuyla birden fazla ajan seçmek mümkün oluyor. En altta sol tarafta bulunan kamera resmi ise kamera açılarını değiştirmek için kullanılmakta (Tab). Mouse'un sağ tuşuyla basıp çıkan listeden size en uygun açıyı seçebilirsiniz (Space). Bunun yanında sol tuşla rengini kırmızı hale getirirseniz, en uygun açıyı bilgisayar saptayacaktır (A). Hemen yanında ise Joe'nun taşıdığı özel tactical chip'ler bulunmakta. Ekibin tamamını iyileştireninden tutun da, düşmanların yerlerini haritada gösterebilenine kadar pek çok chip var. Ama pek çoğu oyun ilerledikçe ortaya çıkacak. Bu chip'lerden sabit olan bir tanesi ise Command Chip. Bu chip sayesinde görevdeysek; görevle ilgili bilgileri alabilir. Görevde değilsek; ekibe adam seçme ekranına gitmek için kullanabiliriz. Oyunda bir otomatik save sistemi mevcut. Save konusunda yapılacak bir şey yok. Oyun ekranında adamlarımızın üstüne sağ tuşla klikleyerek ekstra komutlara ulaşıyoruz. Bu komutlar arasında Look (bak), Use Weapon/Power (silah veya psychic güç kullan), Kneel/Stand (diz çök/ayağa kalk), explore (araştırarak ilerle) gibi komutlar yer almakta. Evet şu anda ofisimizdeyiz. Squad Selector'ü seçtiğimizde; oha bu ne diyelim. Hemen sol üstten aşağıya doğru ufak buttonları açıklamaya başlayalım. Selection Phi; buradan aksiyon adamlarını seçme bölümüne giriyoruz, yani psychic olmayan adamlarımız. Trooper'dan demolisher'a, Sniper'dan doktora kadar pek çok yetenekte adam mevcut. Selection Psi; buradan da psychic güçleri olan adamlarımızı Psi 0'dan, Psi 5'e kadar olan bir kademeden seçebiliyoruz. Hemen belirtelim bu bölümlere girdiğimizde seçeceğimiz ajanı, resminin altındaki sağ-sol seçenekleriyle değiştirdikten sonra, resmin yanındaki onaylama seçeneğiyle gruba dahil ediyoruz (tabii paranız yeterse). Gruptan çıkarmak içinse sağ üst köşedeki ekip listesinden seçip, onaylama düğmesinin yanındaki onaylamama düğmesini kullanabiliriz. Evet Selection Psi'nin altından devam edelim. Selection Kit; Buradan ajanlarımızı giydirip silahlandırıyoruz. Sırasıyla silah, cephane, zırh, yardımcı kitler ve sadece Joe için tactical chip'lere ulaşabiliyoruz. Her ne kadar her ajana göre silah listesi değişse de, siz yine de yandaki ayrıntılı ajan bilgilerine bir göz atıp, seçimlerinizi ona göre yapın. Pregenerated Squad; ajanların seçimini bilgisayar yapar. Informers; buradan görevinizle ilgili bilgiler alabileceğiniz, para karşılığı bilgi satan adamlar mevcut. Briefing; buradan o anki görevinizle ilgili kısa bir bilgi edinebilirsiniz. Library; oyunda pek çok araç, gereç ve güç mevcut. Hepsini sayarak yer işgal etmek istemiyorum. İşte bunlarla ilgili bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Start Mission; ekibi kurduk, giydirdik, göreve çıkıyoruz. Return; Squad Selector'den çıkmamızı sağlıyor. End; oyundan çıkmak için kullanabilirsiniz. Aslında oyun gideceği yere doğru gidiyor, yeter ki siz görevleri doğru yapın. Onun için ben tam çözüm olayına girmeyeceğim ve oyunu bir hikaye tadında anlatayım. Aman hikayeye başlamadan önce bir-iki öneri; gördüğünüz telepad ve psipad'leri derhal yok edin ve bütün karakterlerle konuşmayı deneyin (üzerlerine klikleyin). Joe Chip yeni bir iş gününe hazır olarak beklemektedir. Derken patron ona yeni görevini verir. Pat Conley adında bir psychic'i bulup bizimle çalışması teklif edilecektir. Pat Conley, bu konuda gelecek vaadeden hoş bir kızdır. Biraz baş belası ama olsun, bundan sonra hikayenin sonuna kadar bizimle olacaktır. Joe görevi tamamlayıp Runciter Binası'na dönünce, bir sonraki görevi Patron'dan ve yanındaki Psi-avcısı Ashwood'dan öğrenir. Polis Departmanı bizden yardım istemektedir. Joe ekibini kurup, derhal yola çıkar ve fabrikayı temizler. Joe, Pat'a operations katında kalmasını söyler ve patronun yanına management katına çıkar, Glen Runciter'ın (patron) eşi Ella yıllar önce bir kaza sonucu ölmüştür ve şu anda Zürih'te bir moratorium'da half-life pozisyonunda bulunmaktadır (Hemen half-life'ı açıklayayım; bu, insanın ölmesinden sonra özel bir kapsülün içinde beyninin uyanık tutulması ile ilgili bir yöntem. Bu durumdaki bir insanın belirli bir psi-enerjisi oluyor ve ölünün yakınları ölüyle sesli iletişime geçebiliyorlar. Yalnız ufak bir sorun var; o da her iletişim bu psi enerjisinin bir kısmını bitiriyor. Enerji bittiğinde ise ölü tam anlamıyla ölmüş oluyor.). Glen ve Ella Runciter bu şirketi beraber kurmuşlardır ve Glen şirketle ilgili hayati kararlar hakkında hala ölmüş olan karısından fikir almaktadır (bir nevi necro-kılıbık yani). Hollis'in yeni hedefi ise patronun ölü eşi Ella'dır. Glen, Joe'dan Zürih'e gidip tabutu korumasını ister. Bu arada Joe, operations katına geri döndüğünde Pat ortadan kaybolmuştur. Binada onu aramaya başlar (Room). Ama önce Wendy ile bir görüşse fena da olmaz (Workshop'da, Joe'nun uzatmalı sevgilisi). Joe, akşam için bir randevu almak niyetindedir. Ekip Zürih'teki moratorium'a vardığında, burada bir half-life'ın başka bir half-life tarafından enerjisinin yok edilmesine şahit olur. Ama Joe için bunun bir anlamı yoktur, ölü ölmüştür zaten. Ekip, Zürih'teki Hollis ajanlarını bertaraf ettikten sonra, New York'a geri döner. Daha ayaklarının tozuyla Glen'den yeni bir görev alırlar. Ashwood the psi-avcısı da meğerse bir psychic'miş. Beyin gücüyle kendini kopyalayıp binayı işgal isminde garip bir parfüm şişesi de hostes tarafından kendilerine verilir. Bütün dünya 30'lu yıllara geri dönmüştür. Hollis ajanlarının bir zaman kaydırması yaptığı apaçık ortadadır. Des Moines'e zeplinle uçmaya başlarlar. Yarı etmiş yolda Hollis ajanları, zeplinin motorlarını susturur. Joe ve ekibi kısa bir süre içinde 4 yar “ İlk önce orijinal motoru da tekrar aktif hale getirirler ve Ashwood yok edilecek zeplini ajanlardan temizlerler. Des Moines kopyaları. İş bittikten sonra Joe, Glen'le koridorda karşılaşır. Glen ona Ay üstündeki bir fabrika için temizleme görevi aldığımızı belirtir. Aldığımız istihbarata göre Hollis oraya en iyi ekibini ve liderini göndermiştir; Melipone ve adamları. Glen, Joe'ya oldukça yüklü bir ödenek ayırır. En iyi ekibi ve tarihleri yazmaktadır. Hemen gidip rahibe bunun anlamını sorarlar. Melipone ve adamlarının Des Moines'de bir otelde kaldıklarını öğrenirler ve kapıdaki taksi ile Des Moines'e doğru yola çıkarlar. Hikayenin bundan sonrasını biraz hızlı geçeceğim. Bundan sonraki görevlerinizi Command Chip'i çalıştırıp öğrenmelisiniz. Bu görevleri bitirdikçe oyunun sonuna yaklaşacaksınız. Eğer oyunu oynamaya karar verdiyseniz lütfen bundan sonrasını okumayın. Alacağınız bütün zevki heba etmiş olursunuz. Neyse efendim bundan sonraki kovalamacalar esnasında pek çok şey görüyor ve öğreniyoruz bunların en önemlisi ise sonlara doğru Glen Runciter'la görüşmemiz. Glen bize acı gerçeği açıklıyor. O patlamadan sağ çıkan tek kişi bizim patronmuş. Biz ve ekibimiz ve hatta Melipone ve adamları patlama sırasında ölmüşler (Ohaaa! Ölmüşüz be biz). Glen bizi moratorium'a götürmüş. Patron karşımıza geçmiş: "Beni nasıl görevde patron da bizimle beraber gelecektir. Başarılı olursak Runciter firması Hollis firması karşısında oldukça büyük prestij sağlayacaktır. Ekip kurulur ve patronla beraber Ay'daki fabrikaya gelinir. Burada fabrika sahibi ile yapılan görüşme sırasında, fabrika sahibi patlar(!!). Bu meğerse bir tuzakmış. Dumanlar dağıldığında Glen

e HE

CRYO INTERACTIVE Runciter, yani Joe'nun biricik patronu RPG ölmüştür. Ekip cesedi Zürih moratorium'una Pentium 150 16 MB RAM yetiştirmek için gemiye döner. Gemilerine sızmış olan ajanları da çok çabuk temizlerler. Hollis ajanları ise bir türlü peşlerini bırakmak bilmez. 1 A |

Glen'in cesedini karısının

1CD 30MB HARDISK yanına götürüp bıraktıktan sonra, geri kalan ajanları da temizlerler. Bu arada ilginç bir şey olmuş, 1930'lardan fırlamış gangster'larla savaşmak zorunda kalmışlardır. Joe bu garip olay üzerinde pek durmaz. Bir an önce New York'a dönüp şirketin başına geçmek zorundadır. New York'ta sekreterle konuşur. Sekreter, gazetede; Glen Runciter'ın gömülmek için Des Moines'e getirildiğinin yazıldığını söyler Joe şaşırır. Glen'i kendi elleriyle Zürih'e bırakmıştır Olayı incelemek için Des Moines'e gitmeye karar verir. Ekibi toplayıp çatıda buluşurlar. Tuhaflıklar serisi devam etmektedir. Bütün ekibin elinde 30'lu yıllara ait silahlar vardır. Bununla beraber bütün şehir değişmiş ve New York 30'lu yıllarına dönmüştür. Ve en kötüsü çatıda emektar havaalanına indiklerinde burada da bir karşılama komitesi onları beklemektedir. Bütün havaalanı temizledikten sonra, kapıda ki taksiyle Glen'in cesedinin olduğu kiliseye giderler. Glen'in cesedi rahibin

| şu anda senin ve adamlarının kapsüllerinin başında oturuyorum" diyor. Patlama; Hollis ve Runciter şirketlerini piyasadan kaldırmak için hazırlanmış bir tuzakmış. Des Moines bir psychic half-life'ın enerjisini tazelemek için bulduğu bir yolmuş. Kurbanlarının beyninde en çok istedikleri mekanı yaratıp, orada onları öldürüyormuş. Öldürdüğü her half-life'ın enerjisini kendisine alıyormuş. Bir nevi vampir yani. Ubik ise bu psychic half-life'a zarar verebilen tek madde. Diğer silahlar para etmiyor. Velhasıl oyunun geri kalanında Melipone'u ve Jory Miller ismindeki psychic'i yok ediyoruz. Des Moines'in ana caddesinde Ella Runciter ile buluşuyoruz. Ella, half-life enerjisinin son anlarında ve giderken bize ki; "Ben tekrar dünyaya geleceğim ve sen de tekrar dünyaya geleceksin...". Tabii bu süre içinde Zürih'teki moratorium'da tabutumuzun içinde bekliyor olacağız. Pek de mutlu bir son değil. Yani bu kadar oyun oynadım, ilk defa oyunu ölü olarak bitiriyorum. Oyun bittiğinde içimde bir burukluk olduğunu itiraf edemeyeceğim. Bu da böyle değişik bir tad oldu.

"ölmek ne garip şeymiş anne..." YEŞİLBAŞ transporter'ları yoktur. Des Moines'e gitmek için havaalanını kullanmaya karar verirler Ama ilk önce binada ki bütün katları gangster kılığındaki Hollis ajanlarından temizlerler. Kapıdan bir taksiye binip havaalanına giderler. Burada ki yer hosteslerinden biriyle konuşup, adımıza ayrılmış biletleri alırlar ve ayrıca bir de Ubik evindedir. Rahiple konuşurlar ve kilisenin içindeki ajanları ve ekstradan çıkan zombileri öldürürler. Bu arada kilisenin içindeki ufak bir oda da buldukları kitabın iki sayfasında, koca koca Joe Chip ve Pat Conley'in doğum ve ölüm