LEGACY OF TIME
Retro bilgisayarZamanda yolculuk, yüzyıllardır insanoğlunun kafasını ve hayal gücünü zorlayan bir başlık olmuştur. 20. yüzyıla yaklaşırken hızla gelişen teknoloji de bu hayallerimize yaklaştığımız hissini uyandırıyor olsa gerek ki son zamanlarda zamanda yolculuk üzerine üretilen materyallerde bir artış gözümsedim. Örneğin, bu tür hikayelere en çok örneği sinema alanında görebiliriz. Bir "Geleceğe Dönüş" serisinin bir çoğumuzu etkilediğini kim inkar edebilir. Gerçi zamanda yolculuk üzerine sadece eğlence amaçlı değil ama mantık ve zamanın kronolojik akışı açısından da kafa yorulduğunda işler hiç de göründüğü kadar basit olmuyor. "12 Maymun", zamanda yolculuk ve bunun bir insanın hayatı üzerinde ne kadar karışık sonuçlar doğurabileceğinin güzel bir örneğiydi. Sinema ile bilgisayar oyunlarının gittikçe birbirine yaklaştığı günümüzde, oyunlar da bu konudan nasibini tabii ki aldı. Bunun son örneği de The Journeyman Project serisinin üçüncüsü: Legacy Of Time - Zamanın Mirası. 2315 yılının Ağustos ayında Dr. Elliot Sinclair, ilk zamanda yolculuk makinesi, Pegasus Cihazını icat ettiğinde "Zamanda yolculuğun keşfi, geçmişteki trajik hataların öğrenilmesi ile insanlığın geleceğini kurtaracaktır" demişti. Her yeni ve etkili silahın yanlış kullanılmasının sorunlara yol açacağı bilindiğinden Pegasus'u korumak için Temporal Security Agency (TSA) kuruluyor. TSA'in kurulması ile Pegasus'un kontrolü Dr. Sinclair'ın elinden alındı. Bu durumdan oldukça etkilenen doktor gizlice bir başka makine daha yapar ve geçmişte yapılmış olduğuna inandığı bu hatayı düzeltmeye çalışır. Doktor'un bozduğu işleri düzeltmek de bize yani TSA Ajanı 5, Gage Blackwood'a düşer.
The Journeyman Project 2: Buried in Time macerasında Gage'e kendisine atılan iftiralardan kurtulması için yardım eden TSA Ajanı 3'ün acil mesajı ile Gage kendisini maceranın tam ortasında bulur. Maceraya devam etmeden önce yardımcımız Arthur'dan ve Pegasus Cihazının yerine geçen zaman giysimizden bahsetmem gerekiyor. Giysimiz sayesinde zamanda istediğimiz (ekranın üzerindeki bar'dan) yere gidebiliyor ve karşımıza çıkan kişilerin görünüşlerini hafızamıza kaydedip yine
zaman giysimiz sayesinde kaydettiğimiz görüntülere bürünebiliyoruz. Tabii zaman giysimiz ile geçmiş zamandakilerin karşısına çıkamayız ya (belki kimi zaman kendimiz olmamız gerekebilir) ya da görüntüsüne büründüğümüz kişinin karşısına o kişi olarak çıkamayız. Arthur, maceramızda bizim en yakın yardımcımız. Gördüklerimizi deşifre ediyor, ne yapmamız gerektiğine karar veremediğimiz zaman da çözümü görmemizi sağlayabiliyor, geveze olmasının yanında. Akdeniz, 1262 M.Ö. Yeldeğirmenine yaklaşıp kapısındaki zaman giysimizin içine girelim. Deniz (göl de olur) kıyısına ilerleyip ipi alalım ve gölün (deniz de olur) ortasındaki D. Sinclair'ın milattan önce versiyonuna dikkatimizi zoom'layalım. Değirmenin içine girip merdivenlerin kesildiği yerin altından ipi kafamızın üstündeki basamaklara atalım. Artık yukarı tırmanabiliriz. TSA 3'ün bize söylediklerini unutmadan ve çarkları da görerek yukarıya çıkmaya devam edelim. Merdivenlerden de yukarı çıkalım ve yerdeki zaman koduna zoom'layalım. Andes Dağları, 524 M.S. Aşağımızdaki kayayı kaldıralım, kolu çekelim ve kuyudan dışarı çıkalım. Çıkrığı aldıktan sonra patikadan devam edelim, sola doğru dönüp sepeti de aldıktan sonra büyük patikadan aşağı inelim ve balonu bulalım. Balonu aşağı indirebilmek için çarkı balonun tarafındaki vinç benzeri alete takalım. Sepeti balonun iplerine bağladıktan sonra bir ipin ucundaki çengeli kaldırarak diğer balonu kendimize çekmek için kullanalım. Balonun içindeki kodu gördük mü ikinci kodu da bulduk demektir. Himalaya Dağları, 1219, M.S. Sağ taraftaki yokuştan aşağı inip asayı ve tekerleği alalım. Şimdi yukarıdaki odaya girebiliriz. En alttaki boşluktan aşağı inemediğimizi anladıktan sonra tekerleği kapının hemen yanındaki mekanizmaya yerleştirelim ve mekanizmayı çalıştırarak köprüyü açalım. Artık aşağı inebiliriz. Sağdaki çökmüş binanın penceresini asamız ile açtıktan sonra içeri girelim. Mavi Buda'ya kadar ilerleyelim ve kafasını kullanarak yukarı tırmanalım. Aşağı bakınca üçüncü zaman kodunu da bulmuş oluyoruz. Akdeniz, 1262 M.Ö. Yerdeki kapağı kaldırıp aşağı inelim. Soldaki iki çarkı alıp çark mekanizmasındaki boşluğa yerleştirelim. Kolu çektiğimizde değirmeni söndürmüş oluyoruz: Doğru yelkenle karşımıza geldiğinde açıklıktan geçip değirmenden çıkabileceğiz. Dört ya da beş kez kolu çekip çıkalım. Dışarıdayken kolu tekrar çekelim, sola doğru devam edip aşağıdaki tahtaya atlayalım. Yürümeye devam edip karşımızdaki yere de atlayalım ve yelkenlinin direğinden aşağı inelim. Teknedeki varillerin arasında ipek eşarbı ve kancalı sopayı alalım. Gemiden atlayıp sağ taraftaki dilenciyi bulalım. Görüntüsünü aldıktan ve bir iki laf ettikten sonra dilenci olarak, geminin başında tutsak kaptanla konuşalım ve bozuk para isteyelim. Kaptanın da görüntüsünü çalalım tabii. Kaptan olarak limanın solundaki tekneciye gidip görüntüsünü çaldıktan sonra Temple'a gitmek istediğimizi söyleyelim.
IEGOCY of
PAZ-IE
Temple'ın girişindeki guard ile konuştuktan ve onun görüntüsünü çaldıktan sonra tekne ile Potter'a gidelim. Yani çanak çömlekçi! Burada önce sol arka taraftaki şişman çömlekçi ile guard olarak konuşalım ve sağa dönüp çamur makinesine yaklaşalım. Kolu çevirelim ve yerdeki sepete düşen kili alalım. Şimdi de sağ taraftaki yağ dükkanına girelim. Kadının görüntüsünü çaldıktan ve sıkı bir muhabbetten sonra kapının yanındaki vazolara yakından bir bakalım. Kili bu izin üstüne bastırıp şeklini almış olalım. Altın mühür için doğru yoldayız ama altına gereksinim duyuyoruz. Andes Dağları, 524 M.S. Sağdaki patikadan devam edip kuyunun başında uyuklayan çocuğun görüntüsünü alıp (çalıp mı demeliydim acaba?) çocuk olalım. Geri dönüp arka taraftaki köylü ile her şeyi konuşup onun da görüntüsünü çalalım. Balon alanından karşıya geçebiliriz artık. Tam karşımızdaki merdivenlerden çıkalım, içeride duvardaki şekilleri inceledikten, odanın ortasındaki kuyuya da zoom'layıp en dipteki şekli gördükten, görüntü işimizi hallettikten, adam ile konuştuktan ve de kapının yanındaki sepetten altın yaprağı aldıktan sonra aşağı inelim. Akdeniz, Çömlekçi Çömlekçinin yanına kız kardeşi olduğunu anladığımız kızın şeklinde girip onu karnavala gitmesi için ikna ettikten sonra soldaki fırının kapısının önüne gidelim. Kapıyı açalım, üzerinde mührün izi olan kili boş çömlek yerine koyalım ve üzerine de altın yaprağı. Fırının düzeneğini sağdaki çark ile döndürüp içinden altın madalyonumuzu alalım. Hemen arkamızdaki tas ve sürahiyi de alalım. Tası yağ dükkanının girişinde sağda yerdeki yağ ile doldurduktan sonra tekrar Temple'a gidelim. Çömlekçi ya da kız kardeşi olup, altın madalyonu guard'a gösterdikten sonra tekrar tekneye dönelim. Tapınağın içinde ilerledikten sonra sürahimizi kutsal su ile dolduralım. Biraz daha arkaya yürüyüp kuyunun içine akan suyun önündeki kapağı sopamız ile kapatalım ve tekneye hatta değirmene geri dönelim. Kaptan olarak değirmenin girişine gidelim, hemen içeri girerken göreceğimiz sandığa bir göz atalım. Diğer odadaki değirmenci ile konuşalım. Herkes bir "Nasty Weather" diye tutturmuş gidiyor. Limana geri dönüp dilenci olarak zincirli kaptan ile konuşalım, biz "Nasty Weather" deyince o "it may change" diyor. Kaptan olarak dilenci ile konuşmaya gidelim ve bu kez o "Nasty Weather" deyince biz "it may change" diyelim ve şifreyi çözmüş olalım. Dilenci tüm planları bize anlatınca değirmene gidelim. Kaptan olarak değirmenci ile konuşurken hava ile ilgili sorusuna "it's going to be a long winter" diyerek cevap verelim. Burada olup bitenler üzerine değirmenciden de bayağı bir bilgi aldıktan sonra dilenci ile konuşmaya gidelim. Onu bulamayınca orada bıraktığı kasesini alalım ve değirmene geri dönelim. Zaman giysimize dönmemizin vaktidir. İçeride yerde duran ipin ucunu alıp solumuzdaki direğe bağlayalım. Vinci çalıştırınca yerdeki kapak açılacak, aşağı inelim. Dilenci olarak etrafı araştırdıktan, merdivenlerde yukarı çıktıktan ve duvardaki şekilleri inceledikten
SEYMAN PROJECT 3 TIME
sonra merdivenlerin solundaki adam ile konuşalım. Saros denen bu adam konuşmamızın sonunda bize altın bir disk verecek ve orayı terk edecek. Duvardaki düzeneğin sağ tarafındaki yere bu diski yerleştirip soldaki kolu çekersek bir yerlerden hareket sesleri duyarız. Sola dönüp merdivenlerden devam edersek suyun yolunu kestiğimiz yere çıkarız. Suyu kapadığımız şekilde açıp ortaya çıkan artifact'i Legacy Of Time'ın birinci parçasını bulduk demektir. Himalaya Dağları, 1219 M.S. İlerde yerde eğilmiş olan budistin görüntüsünü çaldıktan ve Budist olduktan sonra köprüden karşıya geçelim. Duvardaki renkli parçaları inceledikten sonra Om, Ma, Ni, Pad, Me, Hum sırasını unutmamaya çalışalım. Diğer izleri de Arthur'a açıklattıktan sonra cause of suffering being yeşil Budha'yı da inceleyelim. Tam arkamızda uzanan ve yukarı doğru devam eden yoldan ilerleyip, yukarı çıkıp seranın içine girelim. Hemen girişte sağımızda kalan bahçıvan ile konuşalım, görüntüsünü alalım. Seranın içinde sağda yerdeki tünelden aşağı inip çevremizdeki köklere kutsal suyu boşaltalım. Böylece seradaki ağacın güçlenmesini sağlamış olduk. Yukarı çıkıp sola doğru ilerleyip küçük merdivenden tırmanıp, bıçağı, haritayı ve meyveyi alalım. Orada gözümüzden kaçmış olamayacak yeşil Budha'yı da Arthur'a incelettikten sonra Budha'nın eline meyveyi koyalım ve Sarı Küreyi alalım. Aldığımız harita demin indiğimiz kapatan ulaşılan buhar tünellerinin bir haritasıdır. Oradan tekrar aşağı inip tünellere doğru ilerleyeceğiz. Işıklı alana gelip hafifçe sola doğru devam ettikten sonra bir yol ayrımına gelelim. Tavandaki şekle baktıktan sonra haritayı gözümüzün önüne alınca Arthur nerede olduğumuzu büyük bir ok ile gösterecek. Zaten ayrımlardaki şekillerden de nerede olduğumuzu anlayabiliyoruz. Bulunduğumuz yerden iki yuvarlak, kabuk ve şapka şekillerine sahip ayrımlardan geçtikten sonra merdivene (bir çadırın altı olduğunu haritadan da anlayabiliyoruz) ulaşana kadar tünellerde ilerleyelim. Kağanın çadırına çıkacağız. Yalnız kağanın arkasında hızla hareket edip hemen solumuzdaki kılıcını alıp tekrar aşağı inmemiz gerekiyor. Kılıcı aldıktan sonra problem yok demektir. Şimdi haritada iskelet olarak gözüken yere ulaşacağız. Etrafı iyice inceledikten, masadaki yağdanlığı aldıktan sonra girdiğimiz yerden yani seradan çıkalım. Bahçıvan ile konuştuktan sonra dışarı çıkalım onunla konuşalım, konuşmamız bitince Mavi Budha'nın açık ellerine dilencinin tasını koyup mavi küreyi alalım. Tapınaktan çıkıp sola dönüp sağdaki çadırın -Arthur'un söylediğine göre Moğol Çadırının, önündeki Kırmızı Budha'yı inceleyelim. Kılıcı Budha'ya verelim ve kırmızı küreyi alalım. Lama olarak çadıra girip Kağan ile konuşalım. Çadırdan çıktıktan sonra sola devam edip buradaki kapıdan içeri girelim. İçerideki Beyaz Budha'yı inceledikten sonra tam karşısındaki mekanizmaya bakalım. Bunlar döndükçe Om, Ma, Ni gibi sesler çıkaran aletler. Yalnız üstte en soldakini yağdanlığımız ile yağlayalım. Om, Ma, Ni, Pad, Me, Hum sırasını hatırladığımız için bu sesleri sırası ile çalabilirsek beyaz küreyi de almış olacağız. Kapıdan yolumuza devam edelim. Sağ duvardaki şekli incelersek Budist'lerin bahsettiği Yaşam Tekeri -Wheel Of Life, ile karşılaştığımızı anlarız. Merdivenlerden aşağı inelim ve ortadaki kulübedeki Beyaz Budha'yı görelim, inceleyelim. Kağan olarak ilk girdiğimiz tapınaktaki Lama ile konuşmaya gidelim. Tüm "realm"ler hakkında sorular sorduktan sonra "Animal Realm"ini soralım ve Lama'nın sorusuna hatırladığımız üzere "ignorance" cevabını verelim. Böylece Hayat Kitabını -Book Of Life, alıyoruz. Lama'dan ayrılıp Budha'nın tam öteki tarafında yerdeki kapaktan aşağı tünellere inelim. Tünellerdeki amacımız duvarında iskelet, içinde Budha olan odadan başlayan yol üzerindeki kapakları iki buhar odasının sonuna
RED ORB ENTERTAINMENT ADVENTURE Pentium 75
16 MB RAM 30MB HARDDISK yazıları okuyup yukarı çıkalım. Solumuzda başka renkte bir Budha göreceğiz, aynı renkteki küreleri bu Budha'lara koyarak açılan merdivenler sonuna kadar yukarı çıkalım. Yazıları Arthur'a okutmayı da ihmal etmeden tabii. Altın yapraklara da tırmandıktan sonra duvarları inceleyelim ve havada dönen lotus artifact'ini alalım. Duvardaki iki göz arasındaki kırmızı noktaya yaklaştığımızda köprünün başında yere secde etmiş olan Budist'i göreceğiz. Aşağı inerek Budist'in yanına varıp (köprüden karşıya geçmek zili çalalım) onunla konuştuktan sonra lotus'u bu Budist'e verelim, ancak yolumuzu tamamen bitirebilmemiz için kendimiz olmamız gerektiğini söylüyor. Başkalarının görüntülerine ihtiyacımız yok yani, zaman giysimizi giyebiliriz. Böylece ikinci artifact'i de almış oluyoruz. Sırada...
inip duvarlarını inceleyelim. Duvarlarında 4 grup halinde biraz önce balondan gördüğümüz yüzlere benzer olduğunu fark ettiğimizde ne yapmamız gerektiğini de anlarız. Gördüğümüz yüzleri aynı sıra ve diziliş ile havuzun duvarlarında da seçeceğiz. Böylece merdivenlerin orada bir giriş açılacak. Buradan ilerlediğimizde içerisinin alevlerle yandığını görüyoruz. Yukarı çıkıp oka yerleştirdiğimiz talisman'ımızı yerinden aldığımızda havuza dolan sular bu alevleri söndürüyor ve biz de içeri doğru ilerleyebiliyoruz. İçerideki şekilleri Arthur'a açıklattıktan sonra ortadaki dile dokunarak üçüncü parçayı da alıyoruz. TSA HG Artık üç parçayı da bulduğumuza göre bunları doğru şekillere getirerek son bulmacayı da çözmeliyiz. Bu iş düşündüğümüz kadar kolay olmayabilir: Yaratmaya çalıştığımız şekil ekranın sol üstünde belirecektir, zaten. Bulmacanın çalışma prensibi şu eğer iki parça üst üste gelirse birbirlerini yok ediyorlar, üçüncü parça aynısını yansıtıyorsa şekil tekrar çıkıyor. Bu mantık ile sol-üstteki parçayı ortada yaratmalıyız. Artifact'leri kendi etraflarında döndürerek değişik şekiller görebilir ya da bir şekli kendi ekseni etrafında döndürerek şekildeki parçaların yerlerini değiştirebiliriz. Unutmayın üç parçanın birleşimi sol-üstteki şekli verecek. Deneme-yanılma ile bu bulmacayı da çözdükten sonra rahatça arkanıza yaslanabilirsiniz. Atlantis Mi Legacy Of Time Mı? "Atlantis Mi?" diyorum çünkü oyunun grafik düzeni Atlantis ile benzerlik gösteriyor hatta aynısı bile diyebilirim. Kafamızı -mouse-, oynattığımız yöndeki tüm ayrıntıları görebiliyoruz. Küçük bir virtual reality denemesi bile diyebilirim ki bu tür benim oldukça hoşuma gidiyor. Her ne kadar bir yerden bir yere gitmek beni delirtmeye yetecek kadar uzun sürüyorsa da manzaralar harika doğrusu. Ama Atlantis'i grafik olarak da tercih ederdim. -da ayrı, çünkü Legacy Of kadar açmak (arada kapalı kapak olmayacak yani). Buhar odasından kastettiğim haritada alev ile gösterilen yerler. Kapakların yerleri ayrı olabilecektir ama ben yolumu şöyle açtım: Ağaç sembolüne ilerledim, iki boru kesişiminden üç göz kesişimine kapağı sola çevirerek geçtim. Ve şapka kesişimine devam ettim, yolumuza ilk buhar alanı çıktı, kabuk kesişmesinden sonra da ikinci buhar alanına ulaştım. Devam edersem iki yuvarlak kesişmesine vardım. Bu yolu izlersek Arthur sıcaklıkta bir değişme olduğunu söyleyecek. Yapmamız gereken bu yolu izleyebilmek. Eğer geçitlerde bazı kapılar kapalı ise ve siz tersten geldiyseniz başka yollardan dolaşarak geçitlerin kapaklarını isteğinize göre ayarlayıp yolunuzu açabilirsiniz. Böylece iskeletli odadaki Budha'nın elindeki siyah küreyi alabiliriz. Tünellerden seranın olduğu yerden (ya da başka bir kapı daha var oradan da çıkabiliriz) dışarı çıkıp keçilerin olduğu yerdeki Yeşil Budha'ya ulaşalım. Yeşil Budha'nın altındaki açıklığa Hayat Kitabını koyalım ve yeşil küreyi alalım. Köprüden geçelim, merdivenlerden tırmanıp büyük köprüden karşıya geçelim. Hayat Tekerleğinin sırrını çözdüğümüz odaya girip beyaz küreyi Beyaz Budha'nın eline koyalım. Önümüzde yükselen basamaklardaki
EtDorada Köylü
çocuk olarak Shaman'ın yanına girmeye -içine girdiğimiz binanın solundan dolaşarak, çalıştığımızda guard bizi durduruyor. Guard'a gelmeden bir adım önce sağa dönüp guard'ın balonunun ipini bıçağımızla keselim. Artık Shaman'a bir adım daha yaklaşabiliriz. İkinci bir guard ile karşılaşıp O'na derdimizi anlatmaya çalışırken Shaman bize yaklaşıp tüm sorularımıza içtenlikle cevap veriyor. Shaman'ın da görüntüsünü aldıktan sonra Shaman olarak kuyu başında uyuyan çocuğun yanına gidelim. Onunla biraz konuştuktan sonra tılsımlı taşımızın -talisman, kırıldığını söyleyelim. Çocuk ona önceden verdiğimiz talisman'ı bize ödünç olarak verecektir. Shaman'ın korunağına dönüp ikinci guard'ın olduğu yerden sola dönerek balonu bulalım. Talisman'ımız ile taşı tutuşturup balon ile yükselelim. Aşağıdaki tarlalardaki şekillere, ok şeklindeki açıklığın çevresindeki şekillere -ki bunları bir yerlere not etmenizi tavsiye ederim, dikkatlice bakalım. Balonun ateşini söndürerek aşağı indikten sonra balondan inelim. Shaman'ın yeri, içinde şekiller olan binanın solunda kalmıştı, bu binanın sağına doğru ilerleyip çalıların arasından geçerek bir havuz başına varalım. Talisman'ı oka yerleştirerek havuzun suyunu boşalttıktan sonra havuza
Time ya da J3 her ne kadar 4 CD'lik uzun ve bulmaca dolu bir oyun gibi gözükse de son zamanlarda oynadığım en kolay adventure diyebilirim. İnsana bulmacaları çözmüş olmanın megalomanyak tatmin duygusunu vermiyor yani. Arthur da cabası. Bir yerde ne yapacağınızı kestiremediğiniz anda Arthur'un kafasının üzerindeki baloncuklara bastığınız anda tam olarak ne yapmanız gerektiğini anlatıyor. Yani bu çözüme bile gereksinmeniz yoktu! J3'ün bir süre Budizm çevresinde dönen konusu ise takip edebildiğim kadarı ile oldukça hoşuma gitti. Oyunu bir an önce bitirme arzusu ile oynayanların uzun ve sıkıcı bulacağı bir sürü konuşmalarda Budizm ile ilgili bir sürü bilgi saklı! J3'ün felsefi yönü tatminkar olabilir ama bir adventure'da felsefi arka planın ne kadar önemli olduğu da tartışılır. Çözmesi kolay, oynaması uzun, takip etmesi zor bir oyun J3. Adventure türüne yeni başlayacaklara tavsiye edilirken profesyonellerin uzak durmasına şiddetle dikkat çekilir. Eskiden yazılarımın girişleri ve çıkışlarını bana ait özel paragraflar olarak kullanırdım. Bir süredir yapmıyorum bunu. Neden acaba diye düşündüm şimdi! Biraz düşüneyim, görürsünüz siz... "Kundun" Topçu