STREET FIGHTER ZERO
Retro bilgisayarben şöyle açıktan durayım, hayatta zıplasın
Yanlış yere konuşlandırmışlar salonu, kader utansın. Utansın amma bir ilim irfan yuvasının karşısına arcade salonu yapıldığı için değil daha sonra o arcade salonunu yıkıp nasıl olduysa arcade salonundan üst geçit yapıldığı için diyeyim. Yani düşünün, salonun içinden karayolu mu geçiyordu, sanki gibi vs vs benzetmesi yapacağım, yani bir türlü yapmasam, vesselam yapmadım. Öyle bıraktım durumu kendi haline.. Herneyse, diyeceğim, o dönem bir Street Fighter modası vardı, Nereye 2 gelmiş, dövecem, beyler? Street Fighter'da Mehmet'i dövecem. Street
. Ne diyordum, yani sıfır gelmiş, bir lim dedim de, yok ne oldu şimdi, duman var ler neyse... Uzun girdim, öyle, haydi bakalım, iki dövüşelim de işim var bakalım, kim yeniyor görelim güzel dedim, aferin)
Arcade'inden dijitize demoyla açılan SF Zero'nun üç temel modu var; Arcade Mode, ki, bildiğimiz Street Fighter tadında, yani seç adamını halis kelebelebis önüme geleni döver miyim babında desem, ta öyle yani. Ay burası olmadı, neyse ne diyordum, Versus Mode, ki, bu
Uzun olmayan yıllar önce, dershaneye gittiğim dönemlerde ki uzun bir dönem'ler'dir, yıllar uzun olmasa da, hızla akıp geçse de, şimdi buradan öyle görünse de... Herneyse, uzun olmayan o yıllar boyunca gitmediğim bir kaç dershane oldu koca Ankara'da, onlara da mutlaka bir kaç defa sınavlarına gireceğim diye (gidip güzel kız var mı diye bakmışımdır) uğramışımdır bir şekilde. Sonuçta gitmişimdir etmişimdir, konumuz bu mu yani, bunu mu anlatacağım, hayret bir şey yaa, bak ne diyecektim ne oldu, her neyse, o dönemlerden, birinde bizim ismi lazım değil dershanemizin birinde sınıfımız bir dolar bir boşalırdı, aynen iskelede vapuru bekleyen kitleler gibin. Olmadı benzetemedim tam ama olsun, daha sonra bu vapur benzetmesi anlam kazanacak iyi takip edin bakim. Herneyse. Sınıf dolardı, boşalırdı, bizim çocuklar arcade salonuna takılırlardı dershanenin karşısındaki.
modda da kendini seç, rakibini seç sonra bi kapışın bakim nasıl oluyo tarzında bir mod, ki, sevdim.
Training Mode, ki, hani iki kişi karşılıklı oyuna başlarsınız da rakibiniz, acemidir, yazık'tır, "dur abi bi tuşları öğreniyim" diyene kadar siz onu pata küte döversiniz ya, işte bu tuşları öğrenme sürecine latin amerika'da "kiybord dümbülteyşın piiriyıd" ya da kısaca "tuşları dümbüldetmek iki arası bir deresi" denir, ki, anlamadınız ama olsun, zaten anlatmadım ben de, şimdi anlatacağım, dinliyor musunuz diye test ettim: "Fail", otur, "zero!", ehehe ay ne de güzel kelime oyunu ettim, ta öyle alaka... Her neyse, bu modda (bak hemen de ciddileştim, bunu da tuttum), kendinizi ve rakibinizi belirledikten sonra, bir menüyle karşılaşıyorsunuz. Begin'le oyuna başlarsınız, o açık, setup var ki, action'dan stand (dur öyle ben kasıklarına kasıklarına bi çalışayım), crouch (çömel bakim, afedersin kafa atıcam, yetişemiyorum), Jump (karşımda zıpla dur, denk getirdiğim yere vurmak isteyen bir insanım, vahşiyim ki, o ayarını yapıyorsunuz, rakibinizde kuzu kuzu ne derseniz yapıyor, modun adı training, güzel antrenman yani, şahsen çok sevdim, yalnız tek kötülüğü, rakibin enerjisi gitmiyor, kime vuruyorum, kimi dövüyorum anlamıyorum... Her neyse, Setup'ın altında change character var, ordan da karakterinizi değiştirebilirsiniz. 7'imde Ryu idim 70'imde maymun oldum diye bir söz vardır, ya da yoktu şimdi dedim oldu. Modları öğrendik bir de opsiyonlara bakalım, bugün Capcom ne opsiyonlar sunmuş, bakalım tadalım. Difficulty derler bilmeyen yoktur, yine de derim ki zorluktur, azı karar çoğu zarar misali. Yok olmadı, ehehe... Ay gene bi sürü güldüm, yapamadım espriyi, kaldım öyle. Hayır ben kendi halime gülüyorum siz neye gülüyorsunuz onu anlamadım ya neyse, Sound vardır, music vardır onları açıklamak istemiyorum, takılın kalın bu music nedir bu sound ne işe yarar diye. Gülmeyecektiniz öyle olm, affetmem. Gelelim Keyboard Config davasına... Hocam Alpersan der ki; (döve döve uslandıramadım adamı hala dur bak bu sefer yenecem diye round isteyen bir karakter sahibi insan) "Bir dövmeli oyunda en önemli özellik hangi tuşun ne işlem gerçekleştireceğini bilmektir, eğer bu tuş ne işe yarıyor, o tuş nerde, high kick şurda da low punch nerde diye düşünmeye kalkarsan Mudersan da gelir döver adını, o olur" diye özdeyiş yapmıştır bu konuda. Yani kısaca, tuşlarınızı güzel ayarlayın, enteresan nokta, diğer seçeneklere "enter" tuşu ile girilebilirken, bu seçeneğe girmek için "O" tuşuna basmak gereki Klavyesi ingilizce olanlara Tanrı yardım etsin. Diğerleri ve hepimiz için de şunu derim, Ghozy'min lafıdır, severim; "Tanrı bizi korusun"... Setup olayı ise, time limit'i zaman sınırlaması olmaksızın kapışmak da mümkün 00 saniye seçeneği ile, ya da 99 saniye yapalım, uzun uzun dövüşelim, özlemişim seni, olmadı ben seni 75 saniyede döveyim, 99 uzun yazar, istersen 50 saniye olsun, yine de sen bilirsin, 25 olsun işim acele döv de gideyim gibi saniye seçenekleri mevcut) ayarlamak için. Tabii o kadarla kalmıyor; Rounds'dan 5, 3 ve tek round üzerinden kapışmaca mümkün olurken, damage'dan (hasar durumu, sanki çarpışan otolar çarpışıyormuş alçak hasar, yüksek hasar durumunu ayarlamak mümkün. Nasıl anlattıysam, ben de bir an, dur Muder'im bir saniye anlamadım dedimya sonra hemen geçti, zeki adam başka oluyor, hatta oldu, her neyse.. Oyun hızını vs vs ayarlayıp da, geçtikten sonra bu
PHTEB ZERO
seçeneği, ben derim ki, hareketleri kısaca tanıyalım. Hayır abi aramızda low kick'i yüksek yumruk var, onun için anlatıyorum, yoksa umrumda değil yani, ben de biliyorum herkes biliyor, neyse Alper'im, bak dinle şimdi; L Punch derler, başındaki L, low anlamına gelir ki ingilizcedir, anlaması zordur yani biraz, (ben mesela hayatta ne çektiysem ingilizceden çektim ki yeri gelince alırım vururum yere, hiç acımam; Muder yarası saklım") her neyse işte, alçak yumruk'tur. M. punch, orta yumruk, H. Punch da yüksek yumruktur. X3 Punch diye bir şey geçiyor, bu da yumruktur ama nası anlatsam hani şöyle gerilip gerilip bir sınya, öyle diyeyim sen anla. Dilimi arı soksun dicem, demem, diyemem. L Kick, alçak tekme olurken, M. Kick de yeri gelir me olur, öyle deme. H. Kick vardır, hani ben bacağımı kaldırıp da 3.05'lik potaya ştim de olay olmuştu hatırlıyor musun, o işte, ha? Yok ya, ben de hatırlamadım zaten, geç... X3 kick bu da güzel tekme ama sen sorma niye
Right'ını bilirsin, fazla bir numarası yoktur. Up ve Down da benim ruh halimi anlatıyor oyunda, şöyle ki, up down, up down, down down down... Gelelim karakterlere, Abi yenilik yenilik diyeee diyeee 50 tane versiyonunu yaptık oyunun, acaba bunda ne gibi bir yenilik, bir değişiklik yapalım demiş olsalar ki Capcom'dan arkadaşım, Jack, Joe ve Jikılıs (sonu J ile bitsin diye Böyle yazmış nüfus memuru, oysa ilk harfi J olarak geçiyor dikkat ettiyseniz. neyse zalak bi espriydi zaten). Ryu ve Ken, en ünlü karakterlerimizdir ki, onları yoldan geçen adama sorsan bilir. Street Fighter dedin mi aklıma bir Ryu gelir iki Ken üç ben (ehehe). Bir de Guile vardı, yakışıklı bir çocuktu ama onu hatırlamam, neden hatırlayayım ki... Tuhafsınız yani. Her neyse, Adon derler bir şahıs gelmiş, afedersiniz maymun gibin bir arkadaşımız, iki dakka yerinde duramıyor, olm vurma, yok, olm yapma yok, hareketleri ve tipi Guile ile Dhalsim (hindistan'ın gülü) arası, kendi özünden de bir şeyler var, Throll'den olma bir şahıs. Sagat, yine hantal, yine bir kolu benim iki bacağım kadar, kaslı mı kaslı, ama bir zıpla derseniz, uzun yükler... Sodom var ki, Final Fight'ı hatırlayan, bilen eski nesil hemen aâa yoksa o Sodom mu deyu deyu heyecanlanmıştır. Bakim, haaa, yok bir şey, neyse. Bu arkadaşın da iki çataldan bozma kılıç mı diyeyim, nasıl anlatayım işte öyle bir olayı var, adam gibin dövüşmek varken, geliyor onları batırıyor, gidiyor çiziyor, koşuyor kaçıyor, öyle de pis bir insan. Chun Li'yi tanırsınız, eski karakterlerden, hani helikopter gibin havada dönerdi de, "Hoca kız havalandı kaçıyo ortamdan" derken tepenize inderdi. Charlie, bana "ayumsu" görünümü ve havada taklalar atarak ilerlemesi huyundan ötürü eski dostum Blanka'yı hatırlattı. Birdie var ki hiç anlatmıyorum. Rose oyunun ikinci bayan karakteri, kadın evinde otur işte ne işin var senin kavgayla dövüşle, diyeceğim bir okuyucu kitlesinden mailler yağacak hatta insanlar kalkıp evime gelecek sen neler diyorsun, kadınlar sadece evinde mi oturur. vs diye, her neyse, mailler tamam da eve gelmeyin yandı diycem, kötü espri, hiç yapmam. Yapmadım. Mud...) Guy var, yine Final Fight'tan, zopa bacaklı arkadaş. Bir de bunun dirsekleri ünlüdür, yanına gidip iki bir şey anlatayım deseniz birinci de, hadi olmadı ikinci kelimede seri halde dirsekleri yiyip oturduğunuzla kalırsınız. Bunların dışında, gizli karekter olarak M.Bison varmış, yine eski Street Fighter'lardan hatırlarsınız, karizmatik döven adam hani, pelerinini bir salladım mı, kızlar camlardan düşerlerdi patır patır (Ay gençliğimi hatırladım da... te, ne günlerdi bea...) Bir de Dan diye bir arkadaştan bahsedildiğini duydum ama dayak yeme fırsatım olmadı kendisinden, var mı yok mu oyunda araştırdım, abi bi gel bi döv bak dedim olmadı... Cammy'ye gelince, o da gizli karakter, seçmek için, sağlam (mı acaba) kaynaklardan aldığım bilgilere göre M.Bison'ı dövüp de 1 numara olmak gerekiyormuş high score tablosunda, sonra ismi "CAM" olarak girip, Versus mod'a geçiliyormuş. Orada en altta beliriyormuş Cammy bebi. Sonra da M.Bison'a gidip (kızı isticez galba) iki kez Start'a basmak lazımmış. Kaynak yalan söylemez, yapan olursa mail atsın, kutlayacağım. Bunların dışında, karakter seçerken, Manual ve Auto seçeneği geliyor önce, "kim olim kim olim ya kim olim yaa?" kısmını geçtikten sonra, burada manual iyi bilen arkadaşlar içindir, ben bulaşmadım, auto'yu seçtim. Auto'yu seçince de, sadece kısıtlanmış, basit hareketleri yapabiliyorsunuz, avantajı ise, otomatik gard almadır. Yani adam geldi diyelim seri halde yumrukları vuruyor, "gard tuşu hangisi olüyürdü birader" diye yoldan geçen adama soruncaya dek, bilgisayar rakibi oyalıyor,
CAPCOM — Dövüş Oyunu
Pentium 75
16 MB RAM
1CD 30MB HARDISK 9079 — gard almış gibi yapıyor, hatta abartıp alıyor da. Bir sonraki seçenekse, Turbo seçeneği ki, normal yavaş oluyor, hızlı dayak yemek için Turbo iyidir her zaman. F4 ve F5 ile görüntü ayarlarıyla oynaşabilir iken, F9 tuşu giriş ekranına ya da oyundan çıkmanıza yarar. Eh bir oyunun da sonuna böyle gelegeldik
gelegetirebildim mi? ya da gelegetirebildiklerimden misiniz de diyebilirdim, dua edin) Biraz stres atmak için hiç de fena değil diyeceğim, Street Fighter Zero'nun getirdikleri bunlar, benim diyeceklerim de özde bunlardı. Bir de sonuçta şöyle zararlı böyle zararlı geyiği yapmayacağım, şiddet içerir vs vs geyiği de yapmayacağım, zaten dışarı da bu kadar şiddet varken iki stres atmışsın, bir Ryu olmuşsun, iki Sodom'u dövmüşsün olay mı yani (kaptırmışım yaw ben kendimi bayaa bayaa). Diyeceğim, hep diyorum zaten; kendinize iyi bakın, havalar ısınıyor, benim saatlerim yaklaşıyor, daha erken ama en azından Mart geldi, gelemeyebilirdi de, Nisan sonra Mayıs ve sonra Haziran vardı sanırım, yine ilkokulda İmran Hoca'mın anlattığı gibi gelişiyorsa olaylar bu kıştan sonra ilkbahar gelirmiş, onun ardından da yaz... Soğuklar da kalmadı pek. Hafiften dışarı çıkılmaya başlanabilir. Ben mahsur görmedim, hatta bakim, çıktım bile, gittim, uçtum, bir ayva çiçeğinde polen oldum, uçtum uçtum, arı geldi soktu, Tanrı'm, biraz alaka yaa... Öperim elma yanax... EİMUDER "Fareli Köyün Davulcusu" | e-mail: muder böcük gsmnet.com ya da muder böcük muder.com