SUB CULTURE

Diyorlar ki bazen, gözlerinden deliler doluşmuş, bakıyor...(*), yok böyle başlamayacaktım, şöyle olacaktı: Diyorlar ki ne güzel, işin gücün oyunlarla, hele oyun açıklamak ne zevklidir. Valla Mert, kıskanıyorum seni, diyorlar (Efes'in maçı başladı, birazdan gelirim)! Ben de, bakın bir işi yaklaşık 30 küsur aydır düzenli olarak yapıyorsanız bir şeyler monotonlaşmaya, elinizde olmadan görev duygusu ile anlamsızlaşmaya ve dışarıdan gözüktüğü kadar zevk vermemeye başlar diyemiyorum. Neden diyemiyorum başka bir yazımın girişi olur, diyemediğim, dışarıdan bana insanlar sadece yaptığınız işin zevkli kısımlarını görürler; anlamsızlıkları, acıları, zorlukları size kalır ve siz de bunları herkese kolay kolay anlatamazsınız. Anlamadıysanız, itiraf etmeye çalıştığım GameShow'un ilk sayılarındaki oyun açıklamalarımdaki heyecanımı kaybettiğim! Gameshow eski amatör ruhunu kaybetti diyenlere ithaf olunur! Yalnız bu kaçınılmaz değil mi? Çözüm ne? Gelin bunları beraber düşünelim, sonra tartışalım. İtiraf etmeye çalıştığım, son aylarda yazdığım birçok oyunu görev amaçlı yazdığım. Peki niye bunları bu ay açık sözlülükle yazıyorsun diye sorabilirsiniz. Yazıyorum çünkü Sub Culture ile fark ettim tüm bunları. Eğer Sub Culture, oyun oynamaktan aslında ne kadar zevk aldığımı, bilgisayarın başından saatlerce kalkmadan oyun oynayabileceğimi, bu yüzden GameShow gibi bir işe giriştiğimizi hatırlatmasaydı, ben de tüm bunları düşünmeyecek ve sizle de paylaşmayacaktım (telefon çaldı, bir iki dakika müsaade edin). Sub Culture beni bu kadar etkiledi diye hemen havaya girip bilgisayarcınıza koşup "Hemen Sub Culture ver bana, kaç liraysa kaç lira" demeyin tabii. Önce bir yazımı okuyun. -Çok beğendim ben Sub Culture'ı? “Valla mı, ama hala yazmadın yazını... *Olm, bırak yazıyı ben uzun zamandır bir oyuna bu kadar bulaşmamıştım, acayip güzel bir oyun diyorum sen ne diyorsun! -Senin şu dalgıçlık muhabbetlerin yüzünden mi beğendin oyunu? -Evet o da var ama asıl beni etkileyen oyunun sürükleyici olması, hem ticaret, hem denizaltı ile savaşabiliyor olman, yani değişik açıları olması güzel. -Hö? *Elite'a benziyor mesela -Sen Elite oynadın mı ki? -Yahu, bak yine konuyu nereye getiriyon, kapıştıracan beni okuyucularla oynamadım ama Oz anlattı biraz. Hem burada oynanırken seyretmiştim. *Demek o oyunu yapan adamın yüz milyonlar dolarlar kazandığını bilmiyorsun. -Ne? Vay be! -Hem de 500Kb'lık bir oyunla, -Olay bu işte olm! Helal ol adamlara. -Neyse, işim gücüm oyunlarla vakit ha deadline cuma

(Sub Culture, son ana almak için bir göz atmalıyım, bekleyin hele)

Yukarıdaki diyaloğun kimler arasında olduğunu anlamadıysanız açıklamamı beklemeyin ama başka bir noktaya açıklık kazandırmak istiyorum: Sub Culture ve (telefon çaldı, Muder, diyalog konusunda copyright istiyormuş, suratına kapadım telefonu) dalgıçlık. Sub Culture, Sub kelimesinden de anlaşılması beklendiği üzere

bir denizaltında geçen bir oyun. Kelimenin iki anlamı ile de kullanılabilecek şekilde hem de: Denizaltında, denizaltı kullanıyoruz! Zaten denizaltı başka nereden kullanılır ki! Yalnız boyutlarımız dalgaboyu birimleri ile ölçüldüğünde hiç de küçük sayılmasa da çevre bilinci gelişmemiş insanların denizlerimizi kirlettiği madeni bir parayı denizaltımız zar zor taşıyabilmekte! Bir deniz kaplumbağasına, lüfere falan (Muder yine telefonda, özür diledim, o da copyright'tan vazgeçti) çarpmak ise denizaltımıza zarar veriyor ona göre. Bilmem anlatabildim mi! Anlatmadığım, üstüne basa basa söylenmesi gereken, Sub Culture'ın denizaltındaki harika atmosferi. Çevrenizde rengarenk balıklar ve bitkiler. Bir yengeci hiç bu kadar yakından ve büyük görmüş olamazsınız. Sistemim el vermediği için düşük çözünürlükte oynamak zorunda kaldım ama oyun esnasında başıboş gezdiğim bir ara F10 ile çözünürlüğü yükselttiğimde ağzım açık kaldı. Bir de 3d'im olsa, siz düşünün gerisini. Eğer sizin 3d'niz varsa ve denizseverseniz (3 tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizever pek azdır gerçi ama) hiç düşünmeyin, Sub Culture rullaz! Denizaltımız ile serbest çalışan "her iş yapılır" adamıyız. Öncelikle kendimizin ve denizaltımızın temel gereksinmelerini karşılamak ve gelişmek için paraya (Credits) ihtiyacımız var tabii. Oyunun her anında geçerli olan kural denizde bulunan bulanındır. Sub Culture ile denizaltındaki dünyaya adımımızı ilk attığımızda yapmamız gereken ilk Thorium rafineriye götürüp işletmek. Rafine edilmiş Thorium işletilmemiş olanına göre iyi para ediyor: Anladınız (çok tuvaletim geldi, pardon) herhalde denizden topladığımız malları satarak credit kazanıyoruz! Görev esnasında online alınan emirler ile ne yapmamız gerektiği çok kolay anlaşılıyor olmasına rağmen ben rafineriyi bulan kadar 5 save game heba ettim! Kuzeyde canım kuzey! Hem de anarşinin (pirates) oldukça fazla olduğu bir bölgede. Rafineriye gitmek hayatınız kadar pahalı olduğu için Thorium'un işlenmiş olup olmaması sonradan çok önemli olmayabilir ama ilk görev başarılmak zorunda! Başka neler var bu denizaltında. Aslında siz daha iyi bilirsiniz, biz neler atıyoruz denize söyleyin bakalım. Heh, evet işte onlar: Madeni paralar, gazoz kapakları, sis izmaritler. Ayrıca thorium ve inci'lerden

SUB CULTURE

denizin bize sunduğu zenginlikler. Şu anda işin ticaret kısmını anlatıyorum, Sub Culture bize daha fazlasını veriyor unutmayın, sabredin. Thorium'u silahımız ile parçaladıktan sonra kuzeydeki rafineriye gitmelisiniz. Refined Thorium'larınızı en yüksek fiyat veren kentte gönül rahatlığı ile satabilirsiniz artık. Böylece ilk görevinizi bitirmiş oluyorsunuz. Görevlere daha sonra devam etmek üzere... Suc-O-Matic misali kullanabileceğimiz araç gereçlere bir bakalım. Çeşitli görevler için bu alet edevata ihtiyacımız olacak. Örneğin, adam kaçırmak için Escape Pod, balıkları çevremizde toplayabilmek için Attractatron, roketleriniz için Missile Launcher ve 16 Missiles ve güdümlü 4 Home Missiles düşmanlarınızla savaşabilmemiz için birebir. Azalan shield'ımız için Shield Repair vazgeçilmez, biraz tasarruf yapabildiğimizde shield'ımızı tamamen güçlendirebilmek için (uykum geldi 30 saat dinlensem) Hull Strength, metal parçaları toplayabilmek için Magnet ve burada saymadığım diğerleri. Hepsinin değişen fiyatlarını ve haklarındaki açıklayıcı bilgileri Trades bölümünde bulabileceksiniz. Görevleri yerine getirdikçe de Credit kazanıyoruz ama kimi zaman serbest çalışarak Credit'imizi arttırmamız gerekiyor. Çünkü sıradaki mission için gerekli aletimiz ve onu alacak yeterli sonra Suc-O-Matic ile parçaları toplayıp

Credit'imiz yoksa görev bize teklif edilmiyor ve bence oyun sürükleyiciliğini kaybediyor. Görevler Procha ve Bohine organizasyonları arasındaki anlaşmazlıklardan doğuyor. Bunları yerine getirdikçe ilerleyen konu bizi sonunda Pirates'larla karşı karşıya getiriyor. Bu arada Procha veya Bohine görevlerini başardıkça bu bunlara bağlı kentlerle ilişkiler sıcaklık kazanıyor, h Procha: Great mesela! Prisoners görevini hiç la: Touha Reep'den hine gemisindeki tutuklu Procha'lıları gemi Aguatraz'a varmadan Escape Pod ile kurtarmamız gerekiyor. Ama bu iş kulağınıza geldiği kadar kolay değil çünkü hem zamana karşı bir savaş söz konusu hem de o gemiyi koruyan savaş gemileri ile. Yani Escape Pod ile geminin üzerine binmeden diğer 4-5 gemiyi kesinlikle yok etmemiz gerekiyor, hem de kısa bir sürede. Görevleri paradan çok manevi başarı için yaptığınızı unutmayın! Para dedim de; serbest ticaret yaparken de kentlere uğradığımızda Mailbox'ımızda okuduğumuz haberlere göre davranırsak daha az çaba ile daha fazla kazanabiliriz, aklınızda olsun! Denizaltımızın kabininde rahat etmenizi sağlamak için 5 değişik ekran kullanabiliyoruz. Solda ilki denizaltımızın duruşu ki bu yukarı ve aşağı oklar ile değiştirilebiliyor, ikinci olarak takılı cihazların açık ya da kapalı olma durumu ki burada da G ile aletleri değiştirip Ctrl ile çalıştırabiliyoruz. Tam ortadaki harita görüntüsü F3 ile tam altımızı, F4 ile de arkamızı gösterebiliyor. O ile değiştirebileceğimiz silahlarımızı dördüncü ekrandan, shield'ımızı da son ekrandan takip edebiliyoruz. Eğer bunlardan birini gereksiz buluyorsanız sırasına göre 1-5 tuşlarından biri ile, hepsini ise F8 ile kaldırabilirsiniz. Kimi zaman, örneğin balıkçılara yardım ederken balıkları balıkçı gemisinin tam altına getirmeye çalışırken, kabinden keyi 4 yolu, iyi bir ticaret kafasına sahip olan görüntü işimizi kolaylaştırmadığından dolayı F2 ile omuz üstü görüntüye geçip olayı daha iyi kontrol edebiliriz. F1 ile de sıcak kabinimize geri dönüş! F6 ile de görev hakkında detaylı bilgi alıp haritaya bir göz atabiliriz. F11 ile F12'nin Brightness'ı değiştirdiğini eklememe gerek var mı yok mu karar veremedim. Sağ ve sola dönebiliyorsunuz herhalde, A ile ileri, Z ile de geri ivmelenirken S denizaltımıza yükseklik kazandırır. Kumların üzerinde yatan inciyi almak için ise X ile aşağı (kapı, Polat, allah allah hayırdır) doğru inmemiz gerekiyor. Nereden aklıma geldiyse sisteminiz ne kadar kötü olursa olsun grafik seçeneklerinden ayarlayın, bence çok daha gerçekçi oluyor. #Sub Culture'da başarılı olmanın olmaktan başka, iyi bir denizaltı sürücüsü ve sıkı bir savaşçı olmaktan geçiyor. #Görevleri kabul ettiğinizde oyunu save edemeyeceğinizi unutmayıp ayağınızı görevinize göre uzatın. #Savaşlarda vurulmamanın en önemli şartı devamlı hareket halinde olmaktır. İkiden fazla vurulmaya dayanamayacağınızı da unutmayın. #Her kentin hangi good'a karşı zaafı olduğunu iyi bilin. Gerekirse not alın. Ama arz-talep dengesine göre fiyatların da oldukça hareketli olduğunu bilin. #Denizaltınızın içine alamadığınız malları (metal, izmarit gibi) kentlerdeki siyah yuvarlaklar şeklinde gözüken depolara bırakmalısınız ki sizin adınıza kaydedilsin. #Büyük balıklara çarparak gereksiz shield kayıplarına uğramayın. #Dock'lara girmek isterken Dock'ların kendilerini koruma sistemi olarak yaklaşan balıklara ateş ettiğini görürseniz balıkların yok etmesi için bir iki saniye sabredin. Yoksa shield'ınız yine gereksiz yere harcanmış olacaktır. #Boş durmayın. Gözünüz hep yerlerde olsun. #*Güncel olayları hem ticaretiniz hem de siyasetinizin iyiliği için mail'larınızdan yakından takip edin. Sub Culture, dediğim gibi çok çok yeni bir tür değil. Ama denizaltı atmosferi beni tamamen içine aldı. Oyuncuya verdiği serbestlik ile de ilgimi çeken Sub Culture için mütevazı ama birçok sıkıcı, popüler ama çabuk tüketilen oyundan daha sürükleyici ve tad verici diyebilirim. Alternatif oyun arayan denizseverlere duyururum. Delilerden sen anlarsın, konuş onlarla... Nasıl muhtacım buna!(*) (*) Yeni Türkü. ElMert "Deli..." Topçu UBİSÖFT ER PR Pentium 90 Sd 16 MB RAM # “uf m 80 MB HARDISK