OVERDOSE
Retro bilgisayarOVERDOSE AŞIRI İSTEKLERİNİZİ KARŞILAYABİLECEĞİNİZ TEK YER
İnsan dedim ona; garip garip baktı. En yüce varlık diye tamamladım sözlerimi; o garip bakışlara bir de alaycı gülümseme eklendi... Açıkçası kızdım. Nasıl bu kadar umursamaz olabilirdi? Bu derece ciddiye alınmamak beni çılgına çevirmişti. Tüm vücudum kaskatı kesilmiş, tırnaklarım avuç içlerimi delmek istercesine gömülmüştü. Kendi kendime hep şunu söyledim; sinirlerine hakim ol, yumruklarının beyninin önüne geçmesine izin verme. Aklını kullan!.. İşe yaradı herhalde. Yavaş yavaş kaslarımın gevşediğini, kenetlenen parmaklarımın açıldığını hissettim. Tırnaklarımın avuçlarımda açtığı ufak deliklerden kanlar süzüldü. Daha başlamadan bitmiş bir savaşın göz yaşlarıydı onlar. Bir anlık sinirin, bir anlık hırsın, düşüncenin önüne geçtiğinde olabileceklerin işareti, çok basit bir örneği!.. Ama ben anlamadım. Benimle geliyorsun dedi ve elini uzattı. Canın cehenneme demek istedim, ama merak denen duygu var ya; O bana engel oldu... Elini tuttuğumda tam anlamıyla çarpılmış gibi oldum. Evet, bu duyguyu bilirim; Anlık bir titreme temas noktasından tüm vücuda yayılır, kalbiniz sıkışır ve nefes alamazsınız. Ama dedim ya; anlık, kısa bir süre... Sonra vücudunuzdaki gezintisini tamamlayan enerji, parmak uçlarında bıraktığı titremeyle yok olur, gider. O an için korktuğumu hissettim ve ona baktım. Gözlerini kapamıştı. Derin derin soluyor, gövdesi kısa süreli fakat periyodik aralıklarla sarsılıyordu. Boğazındaki ve şakaklarındaki damarlar iyice belirginleşmiş, ritme ayak uydurmak ister gibiydiler. Bana gözlerini kapa dedi. Dediğini yapmamla beraber enerji geri döndü. Periyodik titremeler bende de başladı. Sonra... Sonrasında olanlara bugün bile inanmakta zorluk çekiyorum... İlk önce titremeler sarsıntıya dönüştü. Kendimi boşlukta sallanır gibi hissettim. Boşluk hissi, benli gözlerimi açmaya zorladı. Aman tanrım!.. Ayaklarım... Ayaklarım yere değmiyordu artık. Gerçekten boşluktaydım ve gittikçe yükseliyordum. Ona baktım, umursamaz bir haldeydi. Sanki yaptığımız olağan bir şeydi... Hızlandık. Her geçen saniye biraz daha, her geçen saniye uçma fikrine alışarak. Ne kadar devam etti bilemiyorum, tek hatırladığım gittikçe artan basıncın ve oksijen azlığının vücuduma hiç de iyi gelmediği. O ise bu durumdan hiç etkilenmedi... O günden sonra uzun uzun düşünme fırsatım oldu. Benim uçma diye nitelendirdiğim şey aslında neydi? Biz gerçekten uçmuş muyduk? Sanırım uçmadık. Yani yaptığımız ona benzer bir şeydi. Ama uçmak... Hayır bizimkisi çok daha başkaydı, çok daha inanılmazdı... Bir insanın uçmasından daha inanılmaz ne olabilir diye düşündüm günlerce. Sonunda bulduğumu sanıyorum: biz bir yolculuk yapmıştık.
Boyutlararası bir yolculuk, zamanlararası seyahat... Yere inerken son perdeyi oynuyordum adeta. Zorlukla nefes alabiliyor, midemin bulantısını çocukça oyunlar oynayarak geçirmeye çalışırken bir yandan da, gözlerimin dışarı fırlamasını engellemek için göz kapaklarımı iyice sıkıyordum. Yere inmek olgusu benim dayanma gücümdü. Komik olan ise yere inince bu işkencenin artarak devam etmesi. O an hiç de komik gelmediğini itiraf etmeliyim. Evet yere inince bütün bu olanlara bir de boşalmış dizlerin üzerinde ayakta durabilme çabası eklendi. Uzun süre dayanamadım ve yere yığıldım. Kendimi dinlemeye başladım. İlk önce nefes alışım ve kalp atışlarım düzene girdi. Gözlerim ve kulaklarımdaki baskı giderek azaldı. Bu sırada bacaklarım da geri geliyordu. Kasıklarımdan başlayarak tatlı bir uyuşukluk parmak uçlarıma yayıldı, sonrasında ise bir ferahlık esir aldı beni... Altuğ Canıtez Geçenlerde her zamanki gibi odamda oturmuş, okuduğum kitabın kurgu dolu dünyasındaki o muazzam yolculuklardan birisine çıkmıştım. Sınırlı gerçeklerden kaçıp, sınırsız bir hayal gücünün insanı cezbeden dünyasına... Tam o sırada odamın kapısı açıldı ve içeriye bir başka Polat girdi!! Ben daha şaşırmaya fırsat bulamadan her yeri buyurma kokan bir tonda “otur yerine” dedi. Şaşırmaktan ve oturmaktan başka yapacak bir şeyim yoktu tabii. Üzerinde şu sıralar giymiş olduğuma benzer bir kot pantolon ve duvarda asılı eski püskü kot ceketimin bir kopyası vardı. Ayakkabılarını çıkarmıştı ve çorapları ise yanımdaki komodinin birinci çekmecesinde duran yünlü çorabımın aynısı ve daha yenisiydi. Benim gibi kiloluydu ve top sakalı vardı. Anlaşılmayan bir nedenden dolayı bana kızgın olan halini gözlerindeki soru işaretleri ve kızgın iki alev topunun parlaklığından anlayabiliyordum. Hala şaşkınlığımı koruyarak fakat belli etmeden “Otursana Polat” dedim, “sen şu sandalyeyi seversin”. Gözlerini benden ayırmadan geçip sandalyeye oturdu. Her an onu yok edecekmişim gibi tetikte bekliyordu. O sırada aklımdan geçen düşüncelerin aynısını o da düşünüyor mu acaba diye merak ettim. “Nesin sen aptal herif?” gibi bir düşünce geçti aklımdan. Tepki yoktu. Ama yine de dikkatli olmalıydım; öyle ya şimdiki Polat'ı en iyi tanıyan karşımdaki Polat'tı ve o Polat'ın bir sene önceki Polat olduğunu hatırlıyordum. Hatırlamadığım, bir sene önce böyle bir şey yapıp yapmadığımdı. “Sakalıma ne yaptın?” dedi, “Odamın şeklini niye değiştirdin?”. Nereden geldiği belli olmayan bu Polat'ın amacı belli ki beni sorgulamaktı. Öylesine “Cevabını bildiğin soruları neden bana soruyorsun?” dedim. “Hiçbir şey bildiğim yok gerzek!! Saçma sapan bir değişim içine girip beni bir kenara attın ve aynı zaman dilimi içinde sıkışıp kalarak yaşamak zorunda bıraktın beni”. Vay vay, bir sene önce bu kadar ağdalı konuştuğumu hatırlamıyordum bile. “İyi ya işte, biraz değişim iyidir. Madem artık buradasın keyfini çıkar” diyerek umursamaz görünüyordum ama aslında rahatsız olmuştum. “Sen bir...”, sözünü bitirmeye fırsat kalmadan kapı yeniden açıldı. Bu sefer gelen başka Polat'tı. Anlaşılan bugün bu odada olağandışı Polat'lar toplantısı yapılacaktı ve ben hariç bütün önceki Polat'ların haberi vardı. Yine şaşkın bir şekilde yeni gelen Polat'a baktım. Uzun ve simsiyah saçları omuzlarına dökülüyordu. Derisi hariç her yeri siyahtı. Bu da ayakkabılarını çıkarmıştı. Diğer Polatlarla uyum sağladığım tek özelliğin bu olmasına sevinsem mi üzülsem mi karar veremedim. Yeni gelenin çoraplarını nereden aldığını merak ettim. Birden ikinci Polat'a dönerek “ne yaptın çocuğun saçlarına?” dedim. İkisi şaşkın şaşkın birbirlerine, sonra da şaşkın şaşkın bana bakıyorlardı. Durum çok saçma ve sinir bozucuydu. Bana bakmasalar kendime bir tokat atmayı düşünüyordum ama bu Polatlar karşısında kontrollü olmalıydım. İkinci Polat yeni gelen Polat'a “bana bakma her şeyin sorumlusu şu” diyerek beni işaret etti. Gerçekten her şeyin sorumlusu ben miydim ki? Bu acayip yaratıklara karşı savunma yapmalı mıydım? Anlarlar mıydı? Ben bunları düşünürken üçüncü Polat “siz ikiniz burada neler çeviriyorsunuz” dedi. Bu biraz daha şüpheci ve paranoyak çıkmıştı. “Hiiç, seni bekliyorduk” dedim hala alaycı olmakta ısrar ederek. “Diğerleri ne zaman gelecek merak ettik?” sorum ikinci Polat'ı kızdırmış olacak ki “Sen adi yüzsüz herifin tekisin” diyerek okkalı bir hakaret savurdu bana. Bir sene önce bu kadar kızgın ve anarşist tavırlar içinde olmama hayretler ederek “sana çekmişim herhalde” dedim. “Sahi nasıl geldiğinizi bir kenara bırakırsak niçin geldiniz buraya? Ne istiyorsunuz?” İkinci Polat'ın bu soruya cevabı surat ifadesine çoktan yansımıştı zaten. Üçüncü Polat “bilmiyorum, içimden sanki birileri beni çağırdı” dedi. Anlaşılan bunun pek sorunu yoktu. Niçin geldiğini o da merak ediyordu. “Pekala, gece uzun olacak gibi size bir şeyler ikram edeyim” der demez kapı bir kere daha açıldı. İşte yine biri daha derken bu sefer tam üç Polat içeri girdi. İlk giren -ona dördüncü Polat diyeceğim- çok üzgün, zayıf ve soluk görünüyordu. Gözlerinin altı belirgin morluklarla kaplıydı. Beşincisi besili bir dana gibiydi; gıdısı iki kilometre öteden rahatlıkla seçilebilirdi. Altıncısı ise öncekini aratmayacak şekilde şişmandı yine. Ne olup bittiğini anlamadığı gibi umurunda da değildi. Bu ana ait olmadığı her halinden belli oluyordu. Son gelenler biraz daha gençtiler. Her ne kadar dördüncüsü çökmüş gibi görünüyorsa da bu, gençliğini gizleyemiyordu. Tabii ben de dahil hepimiz yeni bir şaşkınlık evresine çoktan girmiştik bile, Bir şeyler ikram etmek için ayağa kalkmıştım fakat bir an yatağımın rahatlığı daha çekici geldi ve diğerleri kapmadan kalktığım gibi yeniden yerleştim. Dördüncü Polat bana hayretler içinde bakıyordu. Onu çok iyi hatırlıyordum ve nedense -nedenini çok iyi bildiğim halde- kanım en çok ona ısınmıştı. Beşinci ve Altıncı ise salak salak çevrelerine bakıyorlar ve bir an önce gitmek istediklerini belli edecek sabırsız davranışlarda bulunuyorlardı. Dördüncü Polat'la konuşmak istiyordum fakat nasıl hitap edeceğimi bilmiyordum. “Polat” desem herkes dönüp bakacaktı. Hayret verici bir şekilde saçmaydı her şey. Aile toplantısı bu oluyordu herhalde. Herkes birbirini yeni tanıyormuş gibi sessizce bekliyor fakat ikinci ve dördüncü konuşmak için sabırsız davranıyorlardı. Anarşist olan ikincisi “işte gör yaptığını” dedi tehdit dolu bir havada. “Sen elebaşı oluyorsun galiba” dedim. Bu arada dördüncüsüne dönüp “bunun gibi olmamaya çalış” dedim. Ya sırıttı ya da bana öyle geldi. Gerçekten acı çeker gibi bir hali vardı. “Ben hanginizim?” dedi sıkıntıyla. Kendimi göstererek “geçmişteki ben, şimdiki sensin. Aradakileri boşver.” dedim. Beşinci ve altıncısı anlamadıkları gibi seslerini de çıkarmadılar. Üçüncüsü zaten şaşkındı. İkinci ötmeye başladı: “Keşke bitirseydim, zamanında her şeyi bitirseydim. Bu yaşamı hak etmiyorsun. Gül bahçesindeki bir kaktüssün sen”. “Yüksek sesle konuşma annemi, pardon annemizi kaldıracaksın. Hem şu gülleri bir görmek isterdim” der demez, kapı bir kere daha açıldı... Oh be odamı özlemişim!! Neydi bugünkü tempo öyle, üfff... Neyse şimdi bir kahve, bir de sigara, oh gel keyfim gel. Hem GameShow'a da bir şeyler yazmam lazım. Bu ay nasıl başlasam acaba? Şu anda hissettiklerimi yazsam mesela nasıl olur? En keyifli ve en mutlu anımı anlatmaya çalışsam, hem biraz iyimser olmak lazım, okuyucular sıkılmasın. Tabii neden olmasın? Başlangıcı bile hazır: “Geçenlerde her zamanki gibi odamda oturmuş, okuduğum kitabın kurgu dolu dünyasındaki....”
Merhaba Overdose arkadaşlar. Bir ay aradan sonra yine beraberiz. Nasıl keyifler? İyi di mi? İyi değilse hemen bu ay ki Overdose misyonuna başlayalım: 1- HİKAYE: Evet başta da gördüğünüz gibi artık o satırları sizin yazdığınız hikayeler süsleyecek. Benim Hikaye ise çok çok uzun olduğundan ve bölüm bölüm yayınlanırsa, GameShow çıktığı sürece hiç bitmeyeceğinden böyle bir yenilik düşündük. Hadi bakalım yaratıcılığına güvenenler, sarılın kalemlere (aman diyim diskette yazın) İstediğiniz her konuda yazabilirsiniz. Edebiyat alanında Overdose okuyucularının ayrıcalığını gösterin herkese... Bu ayki hikaye Altuğ Canıtez adlı arkadaşımıza ait. Kendisini ilk olduğu için tebrik ediyorum. Gayet metafizik semboller içeren hikayesini kaçırmayın sakın.
2- ÖZÜR: Geçen ay “Zorunlu açıklama” adlı kutudaki hitap biçimim maalesef o konuyla ilgisi olmayan tüm arkadaşların canını sıkmış. Ben mesajın yerine ulaştığını sanırken beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Yani kısacası gayet önemsiz Serkan'ın attığı pisliği birbirimize bulaştırmamamız gerektiğini düşünerek sarf ettiğim tüm olumsuz cümlelerin masum kalpleri kırdığını görüyor ve bu sebepten dolayı ilgili, ilgisiz tüm Overdose okuyucularından özür diliyorum. Hadi, öpüşüp barışalım... 3- TIBERIAN SUN: Aldığım son bilgilere göre Tiberian Sun (Tiberium demek istiyorum ısrarla ama!!) Ağustos 1998'de çıkacakmış. Westwood oyunun her açıdan mükemmel olması için harıl harıl çalışıyormuş. Ayrıca Tiberian Dawn denilen oyun C&C'nin esas ismiymiş (bak bak deştikçe neler çıkıyor). Eh artık bu konudaki merakınız tatmin olmuştur sanırım. Bu arada Dune'u hatırlar mısınız? Peki sever misiniz? Hah işte o muhteşem klasiğin yeni versiyonu “Dune 2000” adı altında çıkıyor. Mükemmel... 4- SAYFA SAYISI: Overdose'a gelen büyük miktarlardaki mektup (disket olmasını arzu eder deli gönül) sayısı için Meg'le ben yeni adımlar atmak üzere bir hayli düşündük ve büyük sürpriz.... şimdilik alçak olduğumu kabul Evet, haberler, açıklamalar, yorumlar şimdilik bu kadar: Bakalım bu ayın bombaları neler (o ne yaw?): Ayın Oyunu: Bu ayın oyunu Sub Culture. Elite'ı hatırlar mısınız? Hani uzayda o gezegen senin bu gezegen benim ticaret yapardınız, savaşırdınız vs. vs. İşte Sub Culture bunun denizaltında geçeni. Ticaret yapma, değişik görevler alma, serbest stilde yüzme (kötü espri), veya bunlara bulaşmadan özgürce denizin dibinin güzelliklerini keşfetme gibi özellikleri var. Programcılar denizaltı atmosferini çok güzel bir şekilde oynayana hissettiriyorlar. Eğer 3D hızlandırıcı kartınız varsa atmosfer çok daha güzel oluyor. Elite'ı oynayıp da beğenenler yine günlerdi bu oyuna tapacaklardır. Herkese şiddetle tavsiye ediyorum. Kesinlikle kaçmaz... Ayın Albümü: Bu ay Black Metal takıldım. Başarılı Yunan gruplarından Rotting Christ'ın “Dead Poem” ve geçenlerde ülkemize gelerek konser veren Nightfall'un “Lesbian Show” albümlerini dinledim. Tek kelimeyle süper. Sert ritimlerin üstüne döşenmiş mükemmel melodilerin ve yerinde kullanılmış klavyenin de katkısıyla dinlemeye doyulamayan nefis iki albüm. Tavsiye etmekten öte bu albümlerin alınması için yasa çıkarılmalı diyorum. Hemen edinin. Ayın Filmi: Mükemmel film Total Recall'ın yönetmeni Paul Verhoven'den yine mükemmel bir film: Starship Troopers. Robert A. Heinlein'ın romanından uyarlama bu filmde göreceğiniz en güzel efektler, en sert görüntüler var. Böceklerle, insanların amansız savaşını anlatan film konusundan çok içeriği ve teknik yapısıyla göze çarpıyor. Hem de ne çarpma. Başlangıcından sonuna kadar nefessiz izleyeceksiniz. Ha bu arada filmin siyasal ve politik bir alt yapısı da var ama onu sonra açıklarım. Siz önce filme gidin. Ayın Kitabı: Bu ay ucuz kitap satan Kelepir mağazasına giderek harıl harıl aradığım bir kitaba rastladım ve çok mutlu oldum: “Maymunlar Cehennemi”. Yıllar önce TRT'de izleyip de çok fena unutmuş olduğum filmin kitabını okumak çok keyif verdi bana. Kısaca yeni bir gezegen keşfeden bir grup insanın burada sadece maymunlarla karşılaşmasını ve insan zekasına sahip bu maymunların onları esir almasını anlatıyor. Maymunlar gezegeninden kaçmaya çalışan kahramanın zekasını ispatlamak için verdiği mücadele ve beklenmeyen çarpıcı sonuyla süper bir kitap. Tez alınmalı... okurken Charlton Heston'ı hayal ederseniz, daha çok zevk alırsınız). Ayın Patlağı: Bu ay az kalsın dergi patlıyordu. Neden? Hayatta açıklamam. Hele bunu bir açıklarsam Meg' de beni patlatır. Yazık, halbuki ibret alınacak bir hikayesi vardı. Neyse onun Mert patladı diyelim, çünkü çok fena teptim hıyarı. Evet evet, Mert patladı... Ayın Kampanyası: Disket kampanyası devam ediyor beyler bayanlar. Hadi biraz daha gayret. Olacak bu iş. Eveet şimdi en can alıcı kısım başlıyor, buyrun: Sevgili Zebani Yazılılardan sonra ÖYS stresinden vakit buldukça bilgisayar oynuyorum. Size özellikle verdiğiniz bu emekten dolayı teşekkür ediyorum. Derginin daha da büyümesi, yaygınlaşması ve satışların artması dileği ile. Derginin 80 sayfa çıkması iyi oldu (ama yetmez) köşeni 10 sayfa yapmalısın. Sorular: 1. Blood kaç bölüm ? Niye bu kadar zor ? 2. Afterlife oynadın mı ? Dergiyi Ocak 97'den beri alıyorum ama açıklamasını göremedim. Daha önce açıklandıysa hangi sayı ? 3. Klasik bölümde Full Throttle'ı açıklarmısınız ? Oyun tekrar piyasaya sürülmüş bende almak istiyorum. 4. Dark Earth'ü aldım çok güzel bir oyun. Herkese tavsiye ederim. Bu tip başka oyunlarda var mı? neler ? 5. Cd Rip ne demek ? 6. Dergideki geri sayımın sonu nereye varacak ? 7. Tiberian Sun, Tiberium Sun, Tiberium Dawn nedir ? Yenilir mi içilir mi ? Yunan mitolojisinde geçtiği doğru mu ? Sorularım bu kadar cevaplarsan sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Hakan “Sword” ÖZGENÇ Zebani: Ama ÖYS stresinden de huzurlu oyun oynayamıyorsun şimdide. Zaten kazandıktan sonra da huzurla oynayamayacağına göre, yani nasıl desem iki ucu b.klu paradoks işte senin durumun. Benim 8 sayfa da yetmemeye başladı. Mektuplar Montana dağı gibi (attım) birikti. On sayfa olacak gibi. Zaten böyle giderse Overdose sayfaları derginin sayfalarından daha çok olacak. İlgili hıyarları biraz daha tokatlayabilirsem (tokat arsızı oldular). Şimdi cevaplara bakalım (ben ne bakacam sen bak): 1- Thirty-four level (ingiliz ukala Meg böyle dedi). Ben öz ve öztürkçemizin güzelliklerle dolu zengin fonetiğini baz alarak daha anlamlı bir perspektiften bakıyor ve 34 levil diyorum (bi tokatı hakettim galiba). Niye bu kadar zor? ilginç bir soru. Oyunu yapan programcılar belli ki “abi bu kadar oyun yapıp gece gündüz kafayı yiyoruz. Bari zor yapalım da oynayanlarda kafayı yesin” demiş olabilirler. Veya en başta çok kolaymış fakat başpatron (nasıl oluyorsa) “bu olmamış zor yapın bunu. Oyun tarihinde ismimizin kalıcı olması açısından zart zurt” demiş ve programcılarda kel kafalı, şişko ve kusmuk çağrıştıran kravat renkli başpatronlarına sinirlenip oyunu olabilecek en zor seviyede yapmış olabilirler veya... (gerçek nedeni açıklayamadığım sürece saçma sapan varsayımlarda bulunmaya devam edeceğim). 2- Henüz oynamadım ve bu gidişle oynayamayacağım gibi oynamakta istemiyorum (bu ne yaaa). Yani oynamak için sırada o kadar çok oyun var ki! bakalım kısmetse olur (kız isteme seansına benzedi). GameShow'da da açıklanmadı ama oyun Kamer de var ve çok ucuz (bismillah başladık). 3- Bu günlerde klasik sayfasına olan talep bir hayli arttı. Herkes bir istekte bulunuyor. GameShow'un klasikler sayfasında oyun yayınlanması için izlediği metod kısaca herkesin (yani Türkiye'nin demek istiyorum) yanlış anlayıp da bir türlü uygulayamadığı demokrat olmaktan geçiyor. Yani en çok istenen oyun oy çokluğu sonucunda klasiklerde açıklanıyor (hile yok, hurda yok, mesaj da yok). Örnek için bakınız: Constructor. 4- Perfect Weapon'la, Time Commando diyeceğim ama onlarında arcade tarafı biraz fazla. Ecstatica ve Alone in the Dark diyeceğim bu sefer de adventure tarafı fazla olacak. Gel bak seninle MDK'da anlaşalım (ver elini). Ayrıca bir daha tavsiye sorusu sorarsan hem de böyle açık saçık bir biçimde sorarsan diğer elin benim olur ona GÖRE!!! 5- Orjinal CD'den çalınmış ve yaklaşık 80-90 disket tutan oyunların kırpılmış korsancası demek (ansiklopedi tanımı). Sakın ama sakın almayın demek (overdose tanımı). 6- Bu konuda her kafadan bir ses çıkıyor. Meg hazretleri de bir açıklamada bulunmuyor. Teori üretmek ve Meg'e işkence yapmakla meşgulüm. Fazla dayanamaz, yakında alıcam ağzından tüm bilgileri (veya dilini ve dişlerini). 7- Bakınız: Giriş bölümü. İşte cevapladım. Sevinebilirsin artıkın (Türkçe katletmeye devam). Mektup veya disket yollamaya devam. Hoşçakal (takıldım kaldım bu kelimede yaw).
Sevgili saygıdeğer çok sevdiğim Zebani, (ağzım biraz fazla laf yaparda) lafı fazla uzatmadan konuya geçeyim 1. Nedir ya şu AGP destekli ekran kartı dedikleri (in midir cin midir) duyduğuma göre 64 bitlikmiş ve 4 mb'lık ekran kartlarında bulunuyormuş. Ayrıca win98 destekliymiş. Bütün bunlar doğru mu ? Bizim zeki arkadaşlarımdan biri gitmiş almış. Şimdi bazı oyunlar çalışmıyor diye yakınıyor (aslında hava atıyor). Gerçekten de bazı oyunlar bu ekran kartında sorun çıkarıyor mu (kısacası alsam mı almasam mı)? 2. Lba2'yi önerir misin ? (Lba'nın cd versiyonunu bitirdim) Lba 2'den de aynı zevki alırmıyım ? 3. Vallahi hava atmak gibi olmasın bütün aldığım strateji oyunlarını bitirdim CCC2, KKND2, Warcraft şöyle beni biraz zorlayacak iyi bir strateji oyunu önerebilirmisin ? Dungeon Keeper demede ne dersen de. 4. Bir arkadaşım Fifa 98'in demosunu 486 DX-4 100'de çalıştırdığını, C&C2'yi de yine aynı bilgisayarda Direct-X yükleyerek yüksek çözünürlükte oynadığını söyledi (acaba biraz kesti mi yoksa bu adam bilgisayar dehası mı ?) 5. Quake II'yi aldım ? Bu oyunu ne zaman açıklayacaksınız (biraz sabırsızımda) Mektubu biraz uzun tuttum galiba kusura bakma. Zebani dozlarınla birlikte sana iyi günler dilerim. Volkan DİNÇEL Zebani: Yani şimdi senin ağzın sadece 2 satırlık mı laf yapıyor? ama olsun zincirleme övgülerin için daha fazla laf yapmana da gerek yok. Yalnız dikkat et herkese böyle övgüler yağdırmamaya çalış, sonra kendinden iğrenirsin (neden diye sorma açıklaması çok uzun. Ayrıca garantili tavsiye). Bakalım cevaplara: 1- Bu kartın en önemli özelliği üzerindeki 4 MB'ı ekran kartının yerine kullanıp, 3D gerektiren işlemler içinse sistemin hafızasını kullanması.
Mükemmel bir yenilik bence. Ne diyim para olsa da alsak 2- HAYIR ÖNERMEM!!! çok kurnazsınız çok... (parantez arasında aynı zevki alırsın diyorum ve hemen 3. soruya geç diyorum ve bir daha yapma diyorum). 3- Bakınız cevap 2 paradoks tehlikesi var). 4- O arkadaşına nasıl yaptığını sor. Aynı şeyleri söylerse kanıtlamasını iste ve ısrar et. Bu isteğine olumsuz bir tavır sergilediği anda göz bebeklerine bak. Büyüyorsa şüphe etmeye başlayabilirsin. Olmazsa buraya bana gönder. Ben onu konuştururum (işkence halindeki
5 sayısında açıklar egiyi düzenli takip etmiyor musun bakiyim? O arkadaşınla birlikte sen de gel buraya... Yo hiç de uzun değil, tam kıvamında olmuş (tuzu biraz fazla kaçırmışsın gibi kötü espri yapasım geldi). Tekrar disket/mektup karışımı bir şey beklerim ve hoşçakal (yok olmayacak bu iş). Sevgili Zebani abimiz, Nasılsın? iyimisin? Nasıl gidiyor işler orada? Anlaşılan orada işler karışık ki mektubumu 6 ay gibi bir sürede yalancıktan cevaplamışsın. Bu zaman diliminde ben kendi sorularımı unuttum. Bunun için sana helal olsun! (sanki her yazdığımı hatırladım da) lafın kısası senden beklediğim bir ilgi ve cevap ile karşılaştım. Ben Sina Güran. Eski bukalemununuz. Artık değiştim ve Beetle juice olmaya karar verdim. Dikkatimi çekti de niye hiç kimse yapmadan sorulara geçiyor. Neyse mavra yapmayı çok severim. Ama bu mektubumda diğer mektup arkadaşlarıma bir kıyak çekeyim dedim. Şimdi sorular: 1. Sana ve bütün GAMESHOW yazarlarına İnternet'i olmayan bir kişi en hızlı şekilde nasıl ulaşabilir ? 2. Sorularımın uzunluğu senin üzerinde nasıl bir etki yaratıyor? Olumlu mu olumsuz mu ? 3. İlk mektubumdaki soruların cevaplarını cevapladın mı ? Yoksa posta kutusunun içindekilerle mi kaldı? Cevap verirsen bir zahmet hangi ayda ve nerde söylermisin? 4. Cheat köşesinin büyümesini isterken Mert abimizi dövün dememiştim. Ama diğer bedava cd veren dergilere saldırı fikrini tuttum (silah seçerken asla taviz vermeyin) 5. Temmuz ayındaki Larry 7'nin çözümünden ne yazık ki pek yararlanamadım. Çünkü yazı bayağı bir çorba olmuştu. Allah aşkına mavralarınızı yazın ama sonuna veya başına yazın ki mavra olsun. Çözümde çözüm. 6. İnternet 2 nereden çıktı ? Ve nedir diğer internet paketlerinden farkı? 7. Sana kafamızın estiği gibi yazı yazabilir miyiz ? 8. En iyi bildiğin konular neler? Kısaca özetler misin? 9. GAMESHOW 80 sayfa oldu mükemmeliğini bir daha ilan etti değil mi? 10. Duyduğum kadarıyla bir arkadaş diskette yazı göndermiş. Eğer bende CD recorder alabilirsem (biraz sıkar hatta bayağı sıkar) size cd ile mektup yollayacağım. Bütün Game Show yazarlarına başarılar diliyorum. Sina “Beetle Juice” GÜRAN Zebani: İyiyim, saol. Aslında pek de iyi değilim, yaşadığım hayat şu anda bana çok monoton ve sıkıcı gelmeye başladı. Bu arada Kamer'e o kadar çok mektup gelmeye başladı ki ne yapacağımızı şaşırdık. Şu anki sayfa sayısıyla bu kadar çok mektubu açıklamak da imkansız bişiy mu len Meg). Ama sende acayip sallamışsın be Sina. Yani köşe başlayalı daha 6 ay oldu (ben de salladım) ve senin mektubun da altı aylık değil. Durumu bu kadar trajik bir şekle dönüştürmen benim açımdan üzücü senin açından ise sevindirici çünkü bu yeteneğinle 20 veya 21. yüzyılın Shakespeare'i olabilirsin. Eh artık baş aktörün ben olurum ha? 1- Şöyle: ya Kamere gelirsin ve oyun CD'si almak şartıyla) veya mektup gönderirsin (disket tercih sebebi). Bence sen bu kadar para ve zaman kaybedeceğine (yani para dediysem fazla değil, kamerde oyunlar ucuz) al bi İNTERNET, paşa paşa Chat yapalım seninle Mail'leşelim, ne güzel olur lay lay lom (yanağımı dönüyorum at tokatı). Veya ben sana ev telefonumu veriyim sen ara beni... öhö öhöööğ0... 2- Çok ama çok pardon, apış arama bir tekme atsan senin sorularından daha az etkisi olur (çok pardon, ehu)|. 3- Eeee şey naber Sina, nasılsın? iyisin di mi? iyisin iyisin, sevdim seni, gak guk (olmadı, kurtaramadık|... 4- Mert'le pek uğraşmıyorum bu sıralar, yazık. Attığım tokatlardan suratı fiziki haritaya döndü. İyileşsin de biraz sonra devam. CD veren dergilere saldırı için bizim militarist asker-komando karışımı Özgüre başvurunuz lütfen. 5- Kanka adayım Muder yazdığı bir yazıdan bu kadar pişman olacağını bilseydi hiç yazmazdı herhalde (yani öyle heralde di mi Muder? Ne? Değil mi?). Ama Sina yazı arasında Mavra yapmanın keyfide bir başka be! Düzyazı yazmak zaten yazarların da sevmediği bir şey olmakla beraber, GameShow'un bunca yıllık yayıncılık felsefesine de ters (Kamer de oyunlar çok ucuz dedim mi ben?). O yazıyı bir daha oku ve keyif almazsan eğer Kamerden bedava oyun alacaksın (veya dayak yiyeceksin, he he)j. 6- Bu en hızlı olanı. Aah ah, senin Internet'in yok. Olsaydı saatlerce bilgi avcılığı yapmaktan pörtlemiş gözlerinin bu projeyi duyduktan sonra eski ışıltısına nasıl dönüştüğünü görürdün. 7- Öyle yazmıyor musun zaten? Devam et... 8- Kafam şu sıralar karmakarışık olduğundan ne bilip neyi bilmediğimden de şüphe eder hale geldim. Dur bi toplamaya çalışayım: Dinlediğim Müziğin ıcığına cıcığına kadar her şeyini biliyorum bi kere bundan eminim. Sonraaa, Kedilerin kişilik özellikleri ile ilgili bilmediğim şey yok (hayvanlar dünyasının en karakterli ve zeki olanı Asansörlerin çalışma prensibi, doğadaki kararsız atomların sistemde yarattıkları düzensizlik yani entropi ne işime bir avogado sayısı (6,02x10 üzeri 23), dişi Karafatmanın bir seferde 32 tane birden karafatma doğurması (çok önemli bu!) ve renk körlüğünün Y kromozomunun kalitesizliğinden dolayı sadece Erkeklere mahsus olması (beni ilgilendirmiyor ayol!) gibi herhalde hayatım boyunca hiç işime yaramayacak şeyler biliyorum işte. Sen neler biliyorsun? 9- Pek tabii ki. Çok yakında başka bir sürprizle daha karşılaşacaksınız, benden duymuş olmayın (CD değil). 10- Vay vay vay ki ne vay. Okuyucu of the Month. Tebrik ederim (unutturma da sana bi diet kola yollıycam). Bizde sana başarılar diliyoruz Sina. Kendine iyi bak, mektup yolla, disket yolla, CD yolla, 6 ay önce mektup yolladığını iddia etme, Karafatma gördüğün yerde öldür (nasıl olsa 32 tane var), Diet Kola iç ve Hoşçakal. Selam Zebani, Ben Şeytan. Bu sana yazdığım ilk mektup (klasikleri severim). Şimdi biz arkadaşla iddiaya girdik, arkadaşlar diyor ki GameShow 98'in Eylül'üne kalmaz batar. Bende diyorum ki GameShow ilelebet yaşayacaktır. Hangimiz doğru söylüyoruz ki ? 1. Neden Cd vermiyorsunuz (sanki çok kolay ehe)? 2. Neden Serkan gitti ? 3. 7? 4. MPEG kartı gerektirmeyen film cd leri nerede bulabilirim. 5. Galiba sen bilim kurguyla bayağı ilgileniyorsun, eğer ilgileniyorsan Star Trek filmlerinin hangilerini seyrettin, en çok Star Trek mi yoksa Star Wars mı seyrediyorsun ? Neden ? (çok kişisel oldu be) Ömer “The Trekker” ORHAN E-mail Orhan©sisecam.com.tr (sadece cumaları) Zebani: Merhaba şeytan (bu da klasik gazete köşe yazarları girişi). Şeytanlığın modası geçti be abi. Şöyle bi çevrene bak herkes gizliden gizliye şeytan cübbesini giymiş bile (yersiz ve zamansız mesaj). Melek olmaya ne dersin (fazlasıyla sığ ve yersiz ve zamansız öğüt ve Türkçe katli). Arkadaşın fazla kötümser (iddiayı kaybetti) ve sende fazla iyimsersin (iki sen de kazanamadın). Doğrunun ne olduğunu size zaman gösterecektir (ki ben nerden biliyorum, saçmalıyorum). Bu iddianın kazananı olmaz, kendinize gelin (iddiadan bana da bir şeyler verirseniz size doğruyu söylerim): 1- Sanki çok kolay (hö?) 2- Aman o zibidinin ismini hatırlatma bana. Bir salak yüzünden okuyucularla papaz oldum zaten. Anlamsız, nedensiz gitti işte. Üzerinde durulmayacak bir konu olarak bakıyorum ben... 3- İnan ki dergiden hiç kimse Y.S.Y'nin kim olduğunu bilmiyor. Bizim tahminimiz dergi o köşeyi kendi kendine yazıyor. Hatta o köşeyi boş olarak baskıya verdik bir gün, fakat baskı bittiğinde köşe yine yazılmıştı. Bu işte kara bir büyü olacağını hissediyor ve korkudan hiçbir şey yapmıyoruz. Lanetlendik... 4- Kamerde (yani sizde tahrik ediyorsunuz beni aaa!). 5- Star Trek filmlerinin hepsini seyrettim. Star Wars'u da seyrettim. İkisi de çok güzel ama Star Trek yapı itibarıyla Star Wars'dan çok daha yenilikçi. Star Wars işin çekişme, nefret ve İntikam tarafını gösteriyor daha çok ama Star Trek'de değişik maceralar olmasının yanısıra bugün bilimin başlıca problemlerinden olan Işınlama, Anti-Madde, Gelişmiş Tıp, Işık Hızı vs. vs. gibi gayet güzel malzemelerde var. Bir de Star Trek çok fazla yayınlanmasından ve Karakterlerin çeşitliliğinden dolayı Popüler. Ama Star Wars 1'in Bar sahnesini de hiçbir şeye değişmem. Aslında güzel bir soru bu ve saatlerce de tartışılabilir (otur 10). E-mail'ini vererek bir yeniliğe imza atmış oldun Ömer. Bravo. Şimdi ben sana güzel güzel Mail Bomb yapayım da gör gününü. Hoşçakal (başka ne yazabilirim diye düşünüyorum bu kelime yerine). Sayın Zebani Mac'ın gitmesiyle herkes yıkıldı. Ama sen onun görevini bence aynı ölçüde sürdürüyorsun (tavsiye hariç ). Sana bir kaç soru soracağım, yayınlarsan sevinirim. 1.Fifa soccer manager'de legal cheatler varmış onları yayınlar mısın lütfen please. 2. Ben bir menejerlik hastasıyım. Championship Man'in 95 çıkardığı oyundan 97-98 versiyonuna kadar hepsi var. Bu oyun dünyanın en iyi oyunu. Bildiğin yayınlanmamış cheat varsa yazar mısın çok sevi 3. Premier Man.98 çıkacak mı ? Çıkacaksa ne zaman çıkacak ? Çıkmayacaksa niye çıkmayacak ? 4. Fallout çok güzel bir oyun. Ama bence fazla kolay. 5. Sana son sorumu soruyorum. Const. adlı oyunu aldım ama hala takılıyorum. Biraz ipuçlarına değinir misin. Başka şirketlerin gangsterlerin benim evleri hep bombalıyor. Sevgilerle Murat “Jay Jay Okocha” (Galatasaraylıysan “Hagi” önleminizi alalım) Tekmen. Zebani: Evet, ben de Enkaz devraldım (politikacı sözü). Bişiyler yapmaya çalışıyoruz işte ama hala burayı yeni bir köşe, yeni bir tarz olarak göremeyen arkadaşlar var. Onların da gönlünü alırsam bu iş tamam. Murat Adanç bazılarının kafasında din gibi bir kavram olmuş, ve nasıl “din” kavramını insanların kafasından yok etmek imkansıza yakınsa, bunu da aynı imkansıza yakın görüyorum maalesef. Bütün sorunların kaynağı beyin zaten. Du bakalım bişiyler yapacazzz (normal dine değil Murat Adanç dinine): 1- Mertin eline Legal Cheat geçmemiş hiç. Geçerse vereceğinden şüphe etmemenizi söyledi bana ve dayak yedi...
2- Walla Mert'de aynen senin gibi menejerlik hastası olduğundan tüm cheat'leri yayınlamıştır. Eski sayılara bi göz at derim ben 3- İlk önce Nisan ayında Playstation'da çıkacakmış. Sonra da PC'ye sıra gelir umarım. Anlayacağın beklemeye devam. 4- Fallout başlarda biraz kolay gibi gözüküyorsa da, sonlara doğru bir hayli çetrefilleşiyor (kötü kelime seçimi). Hem sen oyunun tamamını oynayıp bitirdin mi bakiim? Bitirmediysen hangi ölçütlere göre kolay diyorsun? Acil cevap bekliyorum senden bitirdiğine dair bir işaret göremediğim için şüphelenmiş bulunuyorum yoksa ben müfettiş falan 5- Bu oyunda sana bazı Objective'ler verilir. Mesela bir park yaptığında oraya belirli bir miktarda ağaç dikmen istenir. Eğer yapmazsan ceza alırsın veya gelir mafya ağzından burnundan getirir. Bunlara dikkat et. Veya mafyadan borç alıp da ödemezsen yine aynı şey olur. Benden de sevgilerle. Mektup veya disket yazmayı unutma ve hoşçakal. Bu arada futbolla alakam olmasa bile Galatasaraylıyım ve bu sene şampiyon olacazzz, kimse tutamaz bizi be abi, re re re, ra ra ra, Galatasaray Galata....üff sıkıldım çok uzun (Hoşçakalda sonra yazılanlar Fanatik taraftarlara has bir tutkuyla okunursa istenen etkiyi verecektir). Selam Zebani, Disket kampanyan çok güzel ama bilgisayarı açmaya fırsat bulunca hemen oyuna dalıyoruz. Köşenin başındaki hikaye çok güzel bence. Derginizi Ağustos'ta almaya başladım geç mi kalmışım. Neyse sorular: 1. Diablo'da 10. zindanın başında BlackStorm ve amele takımı hemen saldırıya geçiyor, ben Warrior (yanlış yazdım) olarak ne yapacağım ? 2. Broken Sword piramidin içinde yukarı çıkıp merimi kemerini (sadece onu) alıp indim. Meşaleyi almaya çalışınca nereden alayım gibisinden bir laf zırvalıyor (ayrıca nöbetçilere kesin yakalanıyor) Nasıl geçeceğim ? 3. Diablo II more data please? 4. Top Games 97 diye bir şey var. Meat Puppet, Blood, X-Com, Tomb Raider 2, Lba2 gibi oyunlar toplam 750.000 bence çok büyük bir adilik bu yaptıkları. 5. Dergiden para kazandığınıza göre neden para kazanmıyorsunuz? 6. Kadıköy'de FRP malzemesi satan yer var mı ? Deniz “bir şey bulamadım” KURAL Zebani: Disket kampanyasını bende çok tuttum. Çok güzel bir kampanya hatta dayanamayıp kendi kendime bir disket de ben yolladım (yayınlamıyorum). Köşenin başındaki hikaye güzel güzel olmasına da bölüm bölüm yayınladığında hiçbir şey anlaşılmadığı için bu hikayeyi gördüğün gibi kesmek zorunda kaldım. Artık Amerika'da basarım (Bundan o satırlar sizin hikayelerinize ayrılmış bulunuyor. Bir hikayede sen yazarsın artık (ben de basar mıyım acaba? hehe!)|. Dergiyi ilk olarak Ağustos da alman ise senin suçun değil, bizim yeteri kadar reklam yapmamamız (bilip de almadıysan senin suçun ama) 1- Yapacağın belirli şeyler var. Eğer gücün yerindeyse vur kaç denemen gerekiyor. Veya Sırtını duvara yaslayıp teker teker geberteceksin ameleleri. Bu arada senin büyü de yapıyor olman lazım. TAVSİYE SORMAYIN!
Tavsiye Sormayın hem sizi hem de bizi azaptan kurtardığı ikinci (evet, ısrarla ikinci) zafer ayına giriyor. İşte bu ayın sormamanız gerekenleri...
REAL TIME STRATEJİ - Age OF Empire - Red Alert Aftermath - Myth - Total Annhilation
ADVENTURE - Monkey Island 3 - Broken Sword 2 - Riven - Lands Of Lore 2 - Larry 7 STRATEJİ - Imperialism - Panzer General 2 - Pax Emperia - Constructor - XComM3
SPORT-Manager -C. Manager 2 97/98 - Premier Manager 3 - Player Manager 2 - Sensible WOS
RACING - Need for Speed 2 - Carmageddon - Motoracer - Grand Prix: Formula 1
DOOM-GİBİN - Quake 2 - Jedi Knight - Hexen 2 - Outlaws - Redneck Rampage RPG - Daggerfall - Diablo- HellFire - Lords of Magic
SPORT-Football - Actua Soccer 2 - Fifa 98 - Nba 98 - Nba Action 98 SİMULASYON - Apache Longbow 2 - USNF 97 - Fighters Anthology FIGHTING - Mortal Kombat 3 Trilogy - Street Fighter Zero
ACTION - Tomb Raider 2 - M.D.K. - Shadow Of The Empire - Oddworld
- X-MEN
Eğer yapabiliyorsan ve “Mana” gücün iyiyse Firewall büyüsü çok işine yarar; ancak bunu da dikkatli kullanman gerek. Ne diyim durumun hiç de parlak değil. Bol şanslar (yukardakileri yapmadığın takdirde). 2- Burada tek yapman gereken duvardan meşaleyi alıp Titipoco'ya bu meşaleyi senin için yakıp yakmayacağını sormak. Sonrasını anlatmam çünkü güzel bir bölümdesin, zevki kaçmasın. 3- There is no more data, There are no more datas. 'Cause I have no. any... 4- Evet bu kopyacılar işin suyunu çıkarttılar. Başımıza taş yağacak yakında. 5- Bu sorunu Meg'e okuttum ve gözlerine üşüşen kızgın ateş topuna maruz kalmamak için kaçmayı tercih ettim. Beni çok çok aşan gayet tahrik edici bir soru. Böyle bir şeyi hangi kritere göre sorduğunu merak ettim ben daha çok. 6- Kadıköy'de benim tek bildiğim yer bilgisayarcılarla dolu Yazıcıoğlu pasajı ile Müzikçilerle dolu Akmar pasajıdır (iki oldu Akmar Pasajında Hammer Müzik Bazı FRP malzemeleri satıyor ama pek çeşit yok. Daha çok vitrini süsü gibi duruyor. Esas çeşitler bu yakada Maçka da Needfull Things de var. Bence kıtalararası bir yolculuğa değer. Kendine iyi bak, irtibat kurmayı unutma ve Hoşçakal (ühü, ühüüüü). Sevgili Zebani, Overdose hayırlı olsun, güle güle kullan (?7t?t7:7iti?) Bu sana ili mektubum ama arkası gelecek. Yazım çok kötü okuyamazsan salla kafana göre (bizim öğretmen öyle yapıyor) 1. Dungeon Keeper'ın 17. bölümünde takıldım help (herifler pis geliyor ne yapayım)? 2. Köşenizi her ay okuyorum KKNOD ile ilgili bol soru var. Ben Red Alert Dune II'yi, Warcraft I ve II'yi bitirdim. Şu an Dark Colony'i bitirmek üzereyim. Sence KKND'yi alayım mı ? 3. Mini referandumlar yapsana. Mesela Warcraft II mi iyi yoksa Dune II mi? 4. Need for Speed'de favori araban hangisi. 5. Şu holy kim ya ? Seni neden hiç rahat bırakmıyor ? 6. Blood Omen Diablo'ya benziyor mu? Ben Diablo'yu bitirmiş olarak bu oyunu alsam beni Diablo II'ye kadar idare eder mi? 7. Scarab, Quake II ve 7 th Legion'u açıklarsanız çok sevinirim. Ben mektup yazmayı çok severim. Mektuplarımın arkası kesildiğinde ben ya öldüm ya göç ettim. Yayın hayatınızda başarılar. Town Portal Spell Casting ! Bioooo çuf ! Barlas “The Dark Paladin” BOZYİĞİT Zebani: İnşallah Barlascım inşallah. Yazın gerçek anlamda çok kötüydü ve şu andaki mektup da zaten senin mektubun değil. İsteğin üzerine biz soruları kafadan attık ve cevaplarda kafadan atmasyon oldu haliyle. İlk defa oluyor bu (bu paragrafta bir mantık hatası var. Bulana ödül yağacak, ödül) 1- Şimdi Dungeon Keeper'ı bitirdim ama 17. bölümde ne olduğunu hatırlamıyorum. Yani konumunu biraz anlatsan, biraz daha detaylı bilgiler versen çok daha iyi olacak. Herifler hemen hemen her level'da pis saldırıyor zaten. Please more data.. 2- Vay vay sıkı bir Stratejici arkadaşımız varmış da biz farkında değiliz. Red Alert'i bitirdiysen KKND sana çerez gibi gelecektir zaten. Aslında pek de yenilik dolu bir oyun değil. Başka oyun bulamassan al bence. Ancak zor bir Real Time istiyorsan Total Annhilation'yi oyna derim ben (bu arada soruda sanki tavsiye tuzağı sezdim ama emin değilim. Eğer öyleyse bravo kandırdın beni hatta bir de üstüne ben tavsiye yaptım.
Utanıyorum kendimden). 3- Bu tip referandumların sonuçta kavgayla sonuçlandığını bilmem anlatmama gerek var mı? Herkes kendi fikrinin doğru diğerlerinin yanlış olduğunu düşündüğü sürece en iyi becerdiğimiz şey sidik yarışı oluyor zaten. Ama dur bakalım bir deneyebiliriz. Hatta şimdiden başlayalım: Meg'mi daha hıyar yoksa Mert mi daha tokatlık? (Telefonla bildirin lütfen). 4- Walla Lamborghini. Süper araba. Bir tane alacağım da para biriktiriyorum işte. 5- Deminki referandumda Tokatlık olan şahsiyet. Beni rahat bırakmamasının sebebi de sürekli kendisini tokatlamamı isteyerek aşırı mazoşist duygularını doyuma ulaştırmak istemesi. Ben de ona yardım ediyorum severek (durumda bana aşırı sadist denmesi kesinkes yasaklanmıştır). 6- Hayır pek benzemiyor. Blood Omen biraz daha action ve üstten görünüşlü. Az biraz da adventure da denilebilir. Diablo gibi olmadığından seni idare edip etmeyeceğini bilemiyorum maalesef. Önce gör, sonra al... 7- Hepsini açıkladık, açıklayacağız, sevindireceğiz, sevineceksiniz (sen tamamlayın). Aman abi mektup yazmanın bu kadar hayati önemi olduğunu bilmiyordum. Tamam mektup yazmayı çok seversin de, “ölmek ya da göç etmek” de ne yaw? Bak korkuttun şimdi beni de. Tamam bundan sonra sen her ay bana mektup yollayacaksın tamam mı (diskette yolla, ölmessin). Ayrıca uykuna ve yemeğine dikkat et. Senin antibiyotiğin sonsuza kadar Overdose. Doktorunun sözünü dinle ve Hoşçakal (“doktorlar ve davranışlarının ardında yatan gerçekler” isimli kitabım yakında çıkıyor, duyurulur). To Zebani: Merhaba ben 14 yaşında bir bilgisayar manyağı (kim değil ki) bir erkeğim. Sana 6 tane güzel mi güzel sorum var: 1. Designed for MMX yazan oyunlar bir tek MMX'demi çalışır ? 2. Dark Colony'i çok beğendim ve hilesi var mı ? 3. Sid Meiers'in yeni oyunu çıkmış. Nasıl? real time diyorlar doğru mu ? 4. Larry 7'de Dewni Moore adlı hatunu geçemiyorum. Bir türlü anlamadım şu zar oyununu, biliyorsan ne olur yaz. 5. Betrayal in Antara alınmaya değer bir frp mi ? 6. a. Kendi dergini çıkarmayı düşündün mü ? b. Bana bir adventure tavsiye eder misin ? (kızma sadece sorduk) Evren “Help my hero” YALBIR (30. sayıdan çaldım nihahaha) Zebani: Yarışmacı arkadaşlara başarılar da diler misin? Şimdiye kadar gördüğüm en kısa, en öz ve en amacına yakışır bir giriş bu gördüğüm. Tebrikler Evren. Şimdi benimde sana güzel mi güzel (kısa mı kısa!! he he) cevaplarım var: 1- Maalesef öyle. Halk arasında “Designed for Dollar” da denir. 2- Bak şimdi!! Mert buraya gel tokatlıycam (Sen oraya kendi ismini de koyabilirsin). Dark Colony'nin Game Stat adli directory'sinde rules.ini diye bir dosya var. Herhangi bir text editörle bu dosyayı edit edebilir, tüm sorunlarını çözebilirsin. 3- Evet, ismi Gettysburg. Şahane bir oyun ve Real time. Hemen al.
*4- Senin gördüğün o zarlar kendi elindeki zarlar (5 tane). Dewmi'de de
5 tane var. Etti mi sana toplam 10 zar!!! Zarlarda hangi sayıdan kaç tane geldiğini bilen kazanır (mesela: kendi zarlarında 3 tane 4'lü var. Dewmi'de de vardır bir tane 4'lü. Etti mi 4, 4'lü. Yani sen 4 sayısının
POSTA KUTUSU:
* Celal Karademir: Mektuplarını okumadığımı sanma. Bu kadar çok gereksiz tepki kusan bir insana her zaman rastlanmaz. Sen bana değil, kafandaki gelenekçi ve önyargılar içinde kıvranan kendine tepki gösteriyorsun. Murat Adanç önyargını bıraktığın zaman seninle konuşuruz. Havanda su dövülmez... * Erkan "Arkhan" Kılıç: Bu edebiyat hocalarından ben de çok çektim zamanında. Şiir okumanın güzelliğinden bahseder dururdu. Haklılar mı değiller mi bilmiyorum ama şiir okuduktan sonra o taze duyguları dışardaki birkaç hıyarın yok etmeyeceği bir dünya bulana kadar şiir okumak istemiyorum. Dinlermiş gibi yap. Ama Cahit Sıtkı Tarancı'nın şiirlerini pek severim. Bir dene bence.
* Gökhan Tütüncü (ve yandaşları): Beyler yazdığınız mektuba hayran kaldım. Özellikle bankada yaptıklarınızı okurken gülmekten yere düştüm (doğruysa eğer). Çok haylaz tiplere benziyorsunuz. Sizden böyle mektuplar beklerim her zaman. Bende sizin bilgisayarlarınızın memory'sinden öperim * Onur Can Serinyel: Bayanlara yaş sorulur mu hiç? Şimdi ne alemi var yaşımı sormanın. İki dişim döküldü ve derim yavaş yavaş kırışmaya başladı. Tahmin et bakalım.
* Hasan Can "saraylı" Orhan: Rock tabii ki dinlerim, hatta tek dinlediğim müzik türüdür kendileri. Fakat ben biraz daha sert olanları tercih ediyorum. Iced Earth'ün ilk albümü özellikle güzel. Sonra solist değişince bi garip oldular. Bence sen bu ay saydığım grupları dinle. Çok memnun kalacaksın. Garanti ediyorum (neye güveniyorsam?).
* Bora Mutluer: Dergi çıkarmak güzel hoş da, bir de beklenmeyen aksilikler olmasa. Ve nedense bunlar sürekli tekrarlandığı için bir süre sonra artık "yeter ya, yeter bıktım" gibi naralar atıyorsun (sen değil, biz). Nara atmak istiyorsan, buyur gel bi ziyaret et bizi (gece yarısı geliyorsun ve Engin Abla'ya bakmıyorsun, yoksa gözlerin benim olur).
* Emre "shadow" A.E.O: Rüyanda P266 MMX sahibi olduğunu gördüysen bu pek hayra alamet değil. Başına gelecek var. Üç vakte kadar bilgisayarın bozulacak, Harddiskin kendi kendini formatlayacak ve Windows asla çalışmayacak. Yeni bir tane al hemen (Kamer'den)... * Doğuhan "Saldıray" Atış: Windows'un bozulması herhangi bir sebep olması gerekmiyor. Canı sıkıldığında kendi kendine bozulması gibi gayet "hoş" bir özelliğe sahip. Bu yüzden Oyun demoları Windows'u bozamaz, çünkü bu ona izin vermez. * Madlord: Ben Stephen King okumuyorum. Daha önce okuduklarımda bende hiçbir edebi tat bırakmadı. Bu Stephen'ı ben sürekli kitap ve para basan bir matbaa gibi düşünüyorum. Bu arada Stephen King okumakla karizma yapılabileceğine inandığın için geceyarısı buraya gelerek benden dayak yemeni öneriyorum.
* Can "emperor" Küçüker: Guns'n'Roses dinleyerek kafayı bulup bu bulduğun kafayı Discworld 2'de nasıl yiyorsun hocam? Bana bir tarifini verirsen çok sevinirim wallahi. Bekliyorum bak.
* Erhan Akyar: CD isteyen okurlara GameShow olarak işkence etmek gibi gayet mühim bir karar aldık geçenlerde. Ve mektupları incelerken bu konuda en çok senin ısrarcı olduğunu gördük. Buraya gelip sana işkence etmemize yardımcı olur musun? Hem bir ilk'e imzayı atmış olursun...
altına 4 yazarak tahminini belirtiyorsun. Eğer Dewmi senin tahminini artırmazsa ya da sen Dewmi'nin tahminini artırmak istemiyorsan “Challenge” yaparak “görelim bakalım şu zarları diyorsun”. Tahmini doğru çıkan kazanıyor). Gördüğün gibi çok basit. Yok hala anlamadıysan CTRL-C yaparak Dewmi'nin zarlarını gör ve ona göre kazan artık. 5- Çok iddialı bir FRP değil ama bir süre oyalanmak için gayet ideal. Bence al (ulan bu tavsiye olmuyor mu yaw?). 6- a) Bir ara düşündüm (-müştüm), çıkardım ve batır (-dılar). Amiga ile ilgili bir dergi (-idi) ve İsmi de MegAmiga (hala öyle ama çıkmıyor). Bu arada dergi isminin başındaki Meg'in bizim hıyar Meg'le olan alakası kötü bir rastlantıdan başka bir şey değil (-dir)..... b) Tabii ederim, aaaa bi dakka Meg beni çağırıyo!!! Ne oluyo bu ay böyle herkes aniden bitiriyo mekt.....!!! Kirli bir melek olmaktansa karanlıklar içinde yaşamayı tercih eden dostum Zebani. Sana dostum diyorum çünkü her ne kadar birbirimizi tanımıyor olsak da felsefelerimiz aynı. Diğerlerinin (aşağıda yani burada onlara insan diyoruz) ne söyledikleri, ne düşündükleri, ne gördüklerine, ne de duydukları önemli değil. Başlarının üstündeki bulutlar kararıp şeytan flütüyle son notayı çaldığında, beyaz kuşların kanıyla boyanan nehirler ülkeleri yuttuğunda kokuşmuşluğun ve yıkımın üzerinde sen ve diğer kardeşlerin dimdik ayakta duracaklar. Unutma ki yaptığın her hareket aşağıdan birileri tarafından gözleniyor. Belki de birgün sahip seni ölümsüzler ordusunun başına geçirip zavallı dünyayı ayakların altında ezmeni isteyecektir. Kim bilir. Sana şunu söylemeliyim ki bu düzende yaşıyorsak dostlarımızı ve düşmanlarımızı iyi seçmeliyiz. Sana soru yok. Aptal ölümlü sorularıyla yeteri kadar uğraşıyor olmalısın. Ama birkaç değinilmesi gereken nokta var. 1. Megadeth “Cryptic Writings” ile ilgili yazdığın yazıyı okudum. Megadeth'i Killing is My Business'dan beri takip eden biri olarak söylediklerine katılmıyorum. Albümde 4 belki 5 gerçek Megadeth parçası var. Yalnız şunu unutma Megadeth asla Metallica olmayacak. 2. Nick Holmes One Second'ı yazarken neler düşünüyordu bilmiyorum ama burada baltalar çoktan bileylendi. Gothic, Icon, Draconian Times bir kalemde silinecek albümler değil (yaza doğru Icon ayarında bir albüm çıkacağı söyleniyor Nick yola gelecektir). 3. Manowar Conanvari olabilir. Ama onlar Metallica tişört, kitap bastırıp, para kazanırken gerçek metalin ölmeyeceğini savunuyordur. Lütfen biraz daha saygı. 4. Do you cry for God who calls rain and blood. Bu lafı ben Tanrıyla kapıştıktan sonra yazmıştım. 5. Ucundan soruyu andırıyor ama takip ettiğin aylık haftalık dergileri yazarmısın? 6. Cd vermeyin. 7. İstersen Holy hıyarını aradan çıkarabilirim. Zaten pek bir zamanı kalmamış (baltamın sapı kısa olmasın) 8. Bana yazarsan sevinirim. Özdemir ağbi hep der “içini benden gizlemeye çalışanın bana saygısı olabilir benim saygım bana kapanmayana” 9. Son olarak “Now as hope and glory dies We'll scream at our demise are we lost forever more” Paradise Lost. Not: Mektupta bilgisayar gibi dünyevi isteklerden bahsetmedim. Onun için yayınlamayabilirsin. Ama eğer burda tanıdığımız Zebani isen mutlaka cevap yazacaksındır. Kendine iyi bak kendin ol. Ayhan “Venom” ŞAHİN Zebani: Anaaaaa. Yaw ben neymişim böyle. Karanlık bir misyonun parçası olduğumu düşünmemiştim hiç. Yazdıkların Milton'un “Paradise Lost” şiirinin başka bir versiyonu sanki. Beğendim güzel yazmışsın ama bu günlerde karamsarlığın kasvetli bulutlarını dağıtıp dünyaya başka bir açıdan bakmaya diyemiyorum) çalışıyorum. Bakalım ne olacak. Dost ve Düşman ise tamamen insanları nasıl gördüğüne bağlı. Sana bir ipucu vereyim: Bir insan bembeyaz olamaz, simsiyah da olamaz. Bunların arasında gidip gelir. Dost ve Düşman dediğin insanlara dikkat et yani (bence Tabii| 1- Aslında değişim rüzgarlarının sürekli esip, hakim olduğu bir çağda Megadeth ve Metallica gibi gruplardan tutupda hala eski hit albümler beklemek kelimenin tam manasıyla hayalcilik olur ama bir Overkill, bir Kiss gibi gruplarda bunun tam tersini ispatlayabiliyorlar. Yani benim anlatmak istediğim Metallica “...And Justice” gibi bir albüm yapabilecek kaliteye sahipken bunu yapmaması (yaw ben Megadeth'le ilgili birşeyler söyleyecektim unuttum). Neyse Megadeth hala eski günlerin müziğini de yaptığı (yapabildiği) için Cryptic Writings'i çok beğeniyorum. 2- Aslında aynı başlıyorum nedense) One Second çok kötü bir albüm değil. Nick Holmes ve sürüsü böyle bir türü de becerdikleri için Müzisyen olduklarını ispatladılar ama onca süper albümden sonra “One Second” darbe etkisi yaratacak kadar değişik. Paradise Lost “One Second” la piyasaya yeni çıkan bir grup olsaydı bu albüme süper diyebilirdim ama Icon ve Draconian Times gibi daha süper albümler yapmış olan Paradise Lost bu değil. Yola gelmesini dört gözle bekliyorum. 3- Eğer böyle kıyaslarsan Tabii ki Manowar Metallica'nın yanında sütten çıkan akkaşık gibi kalır. Manowar'ın Conanvari gibi olup Metal'in ölmeyeceğini savunması da başka bir “kendilerini presente etme” biçimi. Zaten bu presentasyon biçimiyle para kazanıyorlar bana para kazanmadıklarını iddia etme). Kitap veya Tişört basmayla değil. Metodlar farklı. Ve bu satırlarda sonuca varılamayacak kadarda tartışmalı... 4- Fazlasıyla göksel (dinsel, teolojik) mesajlar alıyorum. Konuş konuş bitmez. Bitmemesi de mantık denen şeyin manevi kavramlara burnunu sokmasından kaynaklanıyor zaten (sorgulama, kıyas, analiz). Bir nasıl kapıştığınızı bana anlatırsan sevinirim. 5- Eeee yok ben onları saymiyim. Çok ayıp (he hel!) 6- İnşallah cevaptan hiçbirşey anlaşılmıyor değil mi?) 7- Yok yok sen müdahale etme abi. Aman onunla da kapışma (!). Ben yeteri kadar tokatlıyorum, aramız çok iyi. Sonra arada sen kaynarsın (tehdit mi oldu ne?) 8- Bu kadar iddialı cümleler sarfeden Özdemir abi'ni kutlarım. E-Mail'le yazışabiliriz (tamir edildikten sonra). Ama o zamana kadar içimi sana açamayacağım galiba. Zaten pek kimselere açmam ben içimi. Bu şüpheciliğimden kaynaklanan bir durum, karakter meselesi yani Özdemir abinin bana pek saygısı olmayacak bu durumda umurumda da olmaz) ama benim merak ettiğim sen ne düşüneceksin? 9- Geçmişte kaldı ama güzel söylemişler. “All I know is a simple reminder” Sonsuzluktan mektup yazan dünya dışı bir hayat formuyla konuşuyormuşum gibi bir his yarattın bende (nasıl oluyorsa). Güzel bir mektup bu; belki köşenin amacının biraz dışında ama istediğim muhabbet var. Her ay böyle bir iki mektup yayınlamayı düşünüyorum Sen de Ayhan Muhabbeti kesme sakın ve Hoşçakal yaw: benim saygım içim kapanmayan, neydi?).. Merhaba Zebani, Naber nasılsın? Bu mektubu yayınla diye bir iddiam yok. Nasılsa yayınlamayacaksın (biliyorum çünkü çok kötü oldu) Annem Allah'ın belası bir coğrafya sınavından 2 aldığım için bilgisayarı açtırtmıyor. Onun için sana bilgisayardan yazamıyorum. Lütfen bu cevaplara ihtiyacım var (bu ne şimdi). 1. Şimdi hani sizin olmayan bir sürü sayınız var ya (elinizde olmayan). Ben onlar hariç bütün eski sayıları almak istiyorum. Sizde hangi sayılar kaldı (birde Day of Tentacle'ın olduğu sayı onu alamadım da) How much will it cost ? 2. Sakın ha cd vermeyin. Öbür dergiler gibi olmanızı istemiyorum. 3. Ben ne diyecektim ya unuttum bknz. soru 4. 4. Ne bakıyorsunuz ya ? (aaah ! aaah MAC) Nba 98'i aldım (kıskanma, seni de seviyok !). İğrenç ! Niye o kadar kötü yapmışlar ? Oyunda 14 tane tuş var bir elde 10 parmak var. Geriye kalan 4 tuşa bakmayı deneyince ekranı göremiyorum niye ? 5. Full Throttle'da çok ilerledim. Ama bir yerde takıldım. Hani köpeğe eti atıyorsun ya, forks'u nasıl alacağım. Gas'ı nasıl doldurucağım ? Yukarı çıkamıyorum. (cevap : eti arabaya koy köpek arabaya gelince yukarı çık mıknatısı kullanıp arabayı yukarı kaldır) 6. Daggerfall'da gerizekalı (int:16) güçlü (str:85) olan bir adam yaratmak zekice olur mu ? 7. Kainatın gelmiş geçmiş en iyi yazarı. Tavsiye sormayına disket adventure koysana (ya da ne olur bana birkaç tane DOTT'a benzeyen oyun öner ) lütfen ! 8. En ucuz Cd-Recorder ne kadar ? İşte geldik, gidiyoruz (engin abla lafı) Gameshow is the best, forget the rest. Ayça “Sorceress” TURHAN Zebani: İşte köşenin dişi kadın, hanımefendi vs vs. okurlarından Ayça karşınızda. Kendisi kankam olur. Ayça gönderdiğin Araba resmi için Teşekkür ediyorum. Beni kat kat aşan bir stile sahip belki ama madem bu tip bir arabam olmayacak bari resmi olsun Köşenin sayfa sayısı artmazsa eğer sanıyorum ki okuyucu cinayetine kurban giden bir yazar sıfatıyla mezara tersten girecem (Meg uyuma lan). Yaw nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsun sen Ayça? (hı? seni
Şimdi ne diyeceksin? Otur 2 (Overdose'dan Velini çağır sen bana, konuşmam lazım (coğrafya sınavı için yani) 1- Bu tip sorular için sana sihirli bir numara veriyorum. Bu numaradan
Engin Ablayı isteyip tüm dertlerine çözüm bulabilirsin yalnız asılma sakın gözünü oyarım (olsun bayan olman bişeyi değiştirmiyo, O benim!!!): 260 02 25 2- İnşallah (sana da aynı tarifeyi uyguluyorum. Kızma sakın Zaten Coğrafyadan iki almışsın) 3- Hayret bişey. Şimdi anlıyorum Coğrafya sınavından neden iki aldığını bitene yüzüne vuracam galiba) 4- Ama Ayça niye öyle diyorsun? ah bayan olduğun için bişey söyleyemiyom). NBA 98 çok güzel. Başka ne diyim (Ben de seni Engin Ablayı kullanarak kıskandırmayı düşünürsem iğrenç bir erkek olur muyum?). Sen bir daha dene bak seveceksin (Hem kız başına ne işin var senin Basketbolla diycem.... öhö, öhö!!) 5- Cevabın doğru, yalnızca eti, mavi arabaya koy 6- Savaşçıların zeki olması gerekmez. Yani bence bi problem yok ama hem Conan gibi güçlü, hem de Einstein kadar zeki bir karakter yaratırsan (yaratabilirsen) güzel olur tabii. Ah bende böyle bir erkek
,SeTum25o ksın olsaydım keşke. 7- Olmaz Ayça ısrar etme ne olur çalış seninde olur (alakaya bak!!!) 8- En ucuzu sevgilim) Engin Ablanın dediğine göre (kıskanma!!) 400 dolar da ne yapacaksın sen şimdi bunu? Coğrafya sınavında kopya mı çekeceksin? (belki kötü bir espri ama tam yerinde yaptım ve kıskanma yeter artık) Önce burdaydık, şimdi oradayız (hemen sağında, Engin Abla'yla ben. Kıskanma sakın). Ayça sende sürekli mektup ve disket yaz. Bu arada Coğrafyaya iyi çalış yarın sözlü yapacam (ama gerek yok otur 1). Hoşçakal (1 çok az oldu, otur 2) Sayın Overdose, Bu sana yazıcağım 2. mektubum. İlk mektubumda hatırlarsın İnternet sohbet programı. Senin de anlayacağın gibi yeni bir şunu tavsiye et taktiği. Gelelim senin mezar kaçkını lanetli tipler dedi! yazarlara. Tiplerinde ne varmış. Hepsinin bizim gibi eli, yüzü, gözü var. Bu kadar şamata yeter. 1. Fifa 98 oynadın mı ? Grafikler nasıl 97 den farklı mı ? 2. Earth 2140 diye bir oyun duydum. Red Alert gibin bir oyunmuş. Oyunu gördün mü? Yeni özellikler var mı ? 3. Win98 ne zaman çıkacak ? Hızlı çalışması için nasıl bir bilgisayar sisteminin olması gerekir. 4. Kişisel soru Spice Girls'ü seviyormusun. 2 ay önce konseri vardı gittin mi? (Bu soruya kesinlikle cevap ver) 5. Engin ablanın bacaklarına bakmasan iyi edersin (yakalanırsan
6. Geçenlerde Double Team'i aldım. Bilgisayarıma taktım. Ama duraklayarak çalışıyor. Filimden birşey anlayamadım. Sence nedendir? Görüntüyle kartıyla ilgisi var mı ? 7. Man in Black bende yavaş çalışıyor. Oyunda bir ekrandan bir ekrana geçerken yarım saat bekliyorum. 8. Dark Colony'de Gray'lerde 4. bölümü geçemiyorum ne yapmalıyım ? 9. Grand Theft Auto'yu oynadın mı ? Çok manyak bir oyun. Ama ben ilk bölümde takıldım. Oyunu oynamadıysan kesinlikle tavsiye ederim. Sen tavsiye etmiyorsun bari biz edelim. 10. Fifa 98'i oynadın mı ? Oynamadıysan niye oynamadın ? Uykum geldiğinden sorularım bu kadar. Ama olsun zaten bu ay iki tane mektup yolladım. İkisinide aynı sayıda yayınlarsan sevinirim mi bilemem. Ama sen yinede yayınlarsın Cenk”Şopar and Saptırık” AYDINLISOY Not : Hiç elektrogitardan güzel müzik aleti gördün mü ? Zebani: Vay vay bizim zombilere bedava avukatlık yapan biri çıktı sonunda. Cenk seni çağırıyo bizim zombiler, teşekkür edeceklermiş. Hatta sana özel bir parti düzenlemişler gece yarısı. Bence kaçmaz “ (ben kaçarım o başka): 1- Fifa 98'i az biraz oynadım. Grafikler muhteşem zaten. Aslında oyunla ilgilenmekten çok atmosfer ve özel efektlerle ilgilendim. Kar, yağmur, sis, çamur, haze bilmiyom) gibi mükemmel özellikleri var: Bence oyunu hemen al. Yalnız 220 $ (3D FX) * 1.500.000 milyon TL 4 KDV (kar, yağmur görmek o kadar ucuz değil tabii). Kamerde var (3D FX bedava !!!!!??7?7?). 2- Evet gördüm, Real Time Strateji ama Red Alert'in izini takip ettiğinden pek öyle ahım şahım bir özelliği yok. Oyunun zor ve yapay zekasının iyi olmasının algılanması için programcılar sürekli asker saldırtma rutinleri kullanmışlar nedense. Başka bir seçimin yoksa al, ya da önce gör sonra al. 3- 98'de çıkacakmış (bu kötü espriyi Meg yaptı, tepki yağdırın hıyara). Doğrusu: şu anda belli değil. Aslında söz konusu şirket Microsoft olunca çıkış tarihlerine pek inanmamak gerekiyor. Piyasa da Beta versiyonları var. Win98 çıkınca zaten şu anda varolan sistemini çöpe atacaksın. En iyisi çıkmasın. 95'i yeterince bela zaten. İnsanlık yeni Windows faciasına hazır değil. Bu arada Bill Gates Belçikada suratına Pasta yemiş ve çok sinirlenmiş (pastayı üreten firma da zengin olmuş (bunu ben salladım|). 4- Hayır (Spice Girls'le ilgili tüm sorular için). 5- Nasıl yani? Sen ne demek istiyorsun. Buraya gelirken önce bana uğra istersen. Sana bir süprizim var yarısı tam 12'de|... 6- Aslında onun sebebi çok garip. CD-Romunu Secondary Master olarak sistemine bağlarsan sorun çözülüyor genelde. Tabii bunun için bir tane daha ide kablosu lazım 7- Bakınız cevap 6. Anlaşılmıyorsa 7... 8- Aslında çok basit ama programcılar gıcıklık yapıp Human'ları haritanın sol alt yerine koymuşlar. Oraya gidene kadar ilk önce tüm köprüleri sağlama alman gerekiyor. Tek yapman gereken Köprülerin senin kontrolünde olmasını sağlamak. Taktik bu. Tabii bol bol yaratık yapman da işin diğer önemli kısmı. 9- Daha bakma fırsatım olmadı ama konu bana çok çok ilginç geldi. En kısa zamanda araba hırsızlığına başlıyorum oynadıktan sonra gerçek hayatta da denemeye kararlıyım. Artık mektuplarınızı Gc hapishaneye yollarsınız). Bu arada tavsiyen için saol |bir daha bana A sakın birşey tavsiye etme dermişim!!!). 10- Bu ne yaw? Lütfen bakınız 1. cevap, olmassa mektup sonu... E Eğer senin gönderdiğin 2 mektubu aynı sayıda yayınlarsam eğer, a- PA kesinlikle ölüm çıkar, b- öldürürler, c- cinayete kurban giderim, d- © j öldürürler, e- ayıp olur, f- öldürürler |sence hangisi?). Ben ölmeden, w sen hoşçakal (Fifa 98'i oynadım!!).
Merhaba Zebani, Saat 12.30 ben gecenin karanlığında,Warcraft'ın o kan kokan Müzikleri eşliğinde sana birşeyler yazmak için WordPad'imle - savaşıyorum. Aslında bu mektubu yazmak için çok hevesli değildim. Çünkü geçen mektubumu sadece bazı kankalara okutmuştum. Ama korktuğum başıma geldi. Onların içerisinden bazıları fos çıktılar ve mektubumu bir kaç kıl herife okuttular. Uyuzlar tabiki hiç GAMESHOW okumadıklarından benim yazdığım mektubu çok saçma buldular. Sinir oldum. Neyse işte sorular: 1) Worms hastalarına müjde! İlacınız Worms2 sonunda çıktı. Bazukala- rınızı tozlanmış tavan aralarından gün ışığına çıkartın. Artık savaş zamanıdır. Hücuum! 2) Eee artık eski günlerin hatrına sizde Worms2'nin açıklamasını bekleriz. 3) Quake II süper. Ama id software Quake'in mistik havasını bozmuş. Yerine daha çok gelecekteki savaşları andıran bir oyun olmuş. Bunu yaparkende süper metal parçalar kullanmış. Ama oyunun en güzel özelliği Doom hastalarının favorileri pompalı (Quake'de hiçbir şeye yaramıyordu) ile üçlü makinalının geri dönmesi. Bir 3D Action(doom gibinin gavurcası) manyağı olarak harika diyorum ya sen? 4) Fifa 98'i orjinal alacam. Kadıköy'de beş milyon Kamer'de ne kadar? 5) Yaw o kadar MMX'e para verdim (hadi ablana koş bakayım) doğrusu pek bişey fark etmedi, Quake2 yinede biraz yavaş çalıştı. Acaba bilgisayarım 16mb olmasından kaynaklanabilir mi?(3Dfx kartım yok) 6) Bu diskette mektup gönderme fikri ilk benden çıktı. Hatta Kamer'i arayıp odun gibi “Abi mektubumu diskete yükleyip yollayabilir miyim?”diye sormuştum. İnanmazsan telefonlara bakan kişiye sorabilirsin (tabi hala hatırlıyorsa). Artık mektubun sonuna geldim. Geçen sayıda yazdığın şiklardan bana en çok uyanı galiba c idi (bir tür chat yapmış olduk). Hiç © tavsiye sormadım, diskette gönderdim, sorunu da cevapladım. Sende eşek değilsin ya mümkünse ocak olmazsa şubatta yayınlarsın.
. Haydi eyvallah!
Mehmet Alpaslan”the worm”Kösoğlu Zebani: İşte diskette mektup göndererek gayet yararlı kampanyamıza destek olan Mehmet'i alkışlayalım (|bağırmayın!!). Mehmet bazı insanlar vardır, oturdukları yerden hiç birşey yapmayarak sadece havlarlar, b.k atarlar. Herhangi bir üretkenlik bunların varlığına yapılmış bir hakarettir. Pasif ve beceriksiz olmalarının acısını bişeyler yapmaya çalışan başkalarından çıkarırlar. Kısacası meyve veren ağacı taşlarlar. Bunlara karşı takınılacak olan tavır sinir olmak değil umursamamaktır. Sen sinir oldukça onlar varolmaya devam edecektir. Bırak kendi turşulaşmış düşünceleri içinde kalsınlar. Neyse ben de amma söylendim (ben de aynı dertten muzdaribim Mehmet, sana ısındım. Gel bir sarılayım, ühü!!): 1- Borazanın sesini duydunuz solucan düşmanları...Hadi bakalım... 2- Tabii. Bakınız geçen sayı. 3- Doom gibinleri ben pek sevmem ama Quake serisi kesinlikle süper. Süperliği ise yenilikçi ve atmosferik olmasından geliyor. Hiç sevmesen bile kayıtsız kalamıyorsun. Özellikle bulunduğun mekanların korkunçluğu ve buna ait dizaynlara hayran kalmamak elde değil. Bir mimarın elinden çıkmış gibi. ID software bu işin ustası. 4- Kamerde dabii ki daha ucuz: 25 dolar eksi KDV. Hemen gel al Torijinaller her yerde aynı gördüğün gibi ama ne biliyim ben olsam Kamerden alırdım). 5- Anahtar kelime sorduğun sorunun sonunda saklı |son dört kelimenin baş harfleri S oldu, orta yerleride O ve U doldu !!!!). 6- Tamam abi niye kızıyorsun. Doğru senden çıktı. Ben de senden kopya çektim zaten. Evet dediklerin doğru. Saolasın bu köşeye elinden gelen her türlü desteği veriyorsun. Bunun devamını bekliyor ve sana Hoşçakal diyorum (hep diyorum). Bağımlıyım Zebani, Beni dinleyince |ya da de hak vereceksin bana. Okuldan dönüyordum ve her ay aldığım x.2 dergisini almak üçün gasteciye uğramaıştım, (Kesinlikle ayın biri değildi). Rafta ufacık, tefecik içi dolu turşucuk bir dergi gördüm. Dergiyi inceledim ve alıp almamak konusunda karar veremedim. Arkadaşım Volkır : -Neyapcan o küçücük, siyah beyaz şeyi deyince almadım. Ama içimden biri beni dürttü, ben de dürtülmeye gıcık olduğum için ertesi gün dergiyi aldım sonrası mağlum (Sonrası:dergiyi devamlı aldım)... Yeniden merhaba Zebani.Yukarıda yazdıklarım gerçekten gerçek olup | love GAMESHOW. Çok eskiden beri derginizi almama karşın bu ilk mektubum ama son değil. Unutmadan bilgisayarımın özellikleri: Pentium 90, 32 MB Ram, 2.1 GB Harddisk,4MB Creative 3d Blaster ekran kartı,16x Toshıba cd-rom, Sound Blaster 16 ses kartına sahip bir IBM. Ve sorular |hepsi soru değil ama neyse). 1-1 want to change my computer. | think | am going to buy an
Escort. What company do you suggest me? (Bazı ki
2- Benim ekran kartı sizce iyi mi? Millet başka başka 3d kartlardan söz ediyor. 3- Bence Broken Sword 1 gelmiş geçmiş en iyi macera oyunu. İkincisi beni hayal kırıklığına uğrattı. Almak istiyorsanız 1.yi almanız daha iyi. Ayrıca geçen aylarda mektup yazan bir okurun söylediği gibi bütün hatalı değil fen azında benimki değil). Ama paşa gönlünüz bilir (bu yazdıklarımla okuyucuya seslendim). 4- Ultima serisi de en sevdiğim oyunlardan birkaçı. Dokuzuncusu (oha) ne zaman çıkıyor? 5- Ultimaları çok sevdiğim için ve bazı sebeplerden dolayı takma adıma Avatar kodum. Anlamını biliyorum ama bi de şu Nierde (or başkası) Avatar'ın anlamını yani Avatar'la ilgili her bişeyi çok kapsamlı bir şekilde açıklayabilir mi ? (Bu soru da benim için çok önemli) 6- Kapaktaki geri sayımın anlamı nedir (in)? 7- Eğer cd md falan vermeyi düşünüyorsanız hemen kararınızdan vaz geçin. Biz (Gerçek Gameshow okuyucuları) Ine de olsa dergiyi siyah beyazkende aldık, büyüyüp renkli olunca dergiyi dıdımın dıdısı bile alır) cd istemiyoz.Dergi daha kalın, en kalın olsun istiyoz, içerik istiyoz. CD isteyenler o zımbırtıyı veren dergilerin kalitesiz kalitesine baksınlar da öyle ötsünler. 8- Man In Black ve Jedi Knight'ın demolarını oynadım. Bence MIB daha güzel sence (MIB'yi oynamadıysan oyna çabuk)? 9- Siz milletle alay mı ediyonuz lan? Timur Askerde mi, Amerika'da mı? Geçen gün eski sayılarınıza göz gezdirirken Military Watch'un altında küçücük bir yazı gördüm. Timur göreve hazır yazıyordu. Bence Timur askerde. Artık şu Amerika yalanını bırakın. : (bkz. 24. sayı). 10- Mektubum uzun oldu ama nolur yayınla. Bak o kadar APS ile gönderiyoz. Hem biz Gameshow daha dişleri çıkmadan alıyoduk. 11- Sıradaki parçayı arkadaşlarım Melih, Volkır, Erhan, İsmail ve Halil'e gönderiyor mektubuma son veriyorum (Arkadaşlar çok ısrar etti kıramadım çocukları). Ural (Avatar) Emekçi Rest Zebani you will need it! Zebani: Bazen insan dürtülerinin sesine güvenmeli diye düşünüyorum. Mantık hayatı kontrol eden tek şey olmamalı (rasyonalistler kızmasın ama). Senin durumunda bunu gösteriyor. Zaten bir günde ne kadar mantıklı davranıp uygulayabiliyoruz ki. Sürekli değişkenlik gösteren ruhsal derecemiz buna pek fazla izin vermiyor bence. Kızıyoruz, bağırıyoruz, alınıyoruz, şüpheleniyoruz, kıskanıyoruz vs. vs. İçten içe, mantığımızın dışında bizi sürekli kemiren birşeylerin varlığı ile yaşıyoruz. Ben bir şeyi merak ettim: “Ne yapcan o küçücük, siyah beyaz şeyi” diyen arkadaşın Volkır şu anda |eğer bilgisayarı varsa) GameShow alıyor mu? 1-1 suggest “Noname” machine!! instead a Company such as Escort etc etc. But if you think spend too money ($) ask yourself: Why not going to Kamer to buy a new machine? He? Why not? Come here now... 2- Seninki de iyi ama ne biliyim daha iyileri var. Sen Kamere gel Kamere |ya da telefon et) 3- Okuyucu hizmetleri çoğaldı. Ne güzel, takdir ediyorum. Devam edin. 4- Ultima 9 (oha ki ne ohal!) söylentilere göre İlkbaharda çıkacak|mış|. bekliyoruz (Tiberium Sun diyesim geldi öylesine). 5- Korkudan Muhammedin yanına yaklaşamıyorum (büyücü olayı) ama dedikodulara göre bu ay bazı bilgiler verecekmiş. Elçilere haber saldım, senin sorunlarınla da ilgilenir sanıyorum. 6- “Shut up” komutunu bozmamam lazım. Yoksa Meg keser beni... 7- Sert ve Konformist bir GameShow okuyucusunun günlüğünden... 8- Jedi Knight daha güzel bi kere... 9- Askere gitti ama kurmaylar “ne biçim adam lan bu defedin” dedikten sonra Timurda adam olmak için Amerikaya gitti. Yalan dolan yok. Hem sen ne biçim konuşuyorsun!! Ağzına acı biber sürerim bak... 10- Peki yayınlıyorum o zaman !!!!!??7?? 11- Olmaz şu anda dükkanı kapatıyorum ve senden sürekli mektup (disket) bekliyorum. Hoşçakaldın mı?
Selam Zebani ! Öncelikle mektup yüzünden özür dilerim. Bilgisayar son günlerde kafayı yedi; WORD, EXCEL, hiçbi *ok çalışmıyo. Onun için NotePAD'de yazmak zorunda kaldım. (“Kağıt ve yazı yüzünden özür dilerim”in yeni versiyonu ehehehjartık sorularıma geçeyim: 1. FIFA *98 in demosunu oynadım.Acayip güzel.Şimdi: a)Ana menüdeki “Team Manangement”,Carrier olayına mı giriyo? b)”Road to Worl Cup 98” de Türkiye var mı? Malum Fransa “98 e çıkamadık. 2. Abi siz Diablo'yu niye FRP olayına karıştırıyonuz? Oyunun başlangıcında karakter seçimi olan ve içinde iki tane büyü olan her oyun FRP klasmanına mı giriyo? Hexen'e büyü olayı eklense yazdıklarımı öğrenmemesi üçün İngilizce yazdım)
FRP? > Ona da mı FRP diyeceksiniz? Yabancı dergilerde alıyorlar mı bunu? 3. Dergideki en süper bilgisayarın konfigürasyonu ne? 4. 97'nin en iyi oyunlarını okuyucularınızın (yani bizim) oylarıyla belirlemek nasıl olur? WEB sayfanızda böyle bir anket kampanyası çok tutar sanıyorum. 5. Geçen mektubumda sormuştum, gene soracağım: JAVA'yla programlanmış hiç oyun biliyor musun? Popüler oyunlar genelde hangi dille yazılıyor? 6. “Tavsiye sormayın” biraz yetersiz gibi. Hani bunun simulasyonu? Hani bunun politikası, magazini? (Öyle bir tür var mıydı?) 7. Yaw şu Blizzard bize neden işkence ediyor? Şu Diablo'ya bir asansör koysalardı olmaz mıydı? Eh, şimdilik bu kadar yeter herhalde. Bak bunu saklıyorum, yayınlamazsan bayılana kadar aynı mektubu yollarım. CU soon! Cem “The Killer” Karaoğuz PS. Türkçe'yi katleden ve TDK'ca kırmızı bültenle aranan tek kişi sen değilsin (kadar yanındayım eheheh!). Zebani: Evet abi ne bu böyle? Niye yazının marjlarını ayarlamadın, hani nerede kerning, spacing cart curt? Hem yazı niye mavi (siz şu anda Sen bir de el yazısıyla mektupta yazsan kimbilir ne olacak!!.. 1- a) Hayır. Takımdaki oyuncuların, oyun düzenindeki çeşitli özelliklerini (kim penaltı atsın, kim ne kadar agresif oynasın gibi) değiştirebildiğin yer. b) Mert dedi ki “bakmamış bile arkadaş”. Tabii ki ve hem de Hollandalı, San Marino'lu gerçek grubuyla var. İşe yaradı hayvan bu sefer... 2- Bir de şöyle okkalı bir yumruk atarsan tepkilerin tam amacına ulaşmış olacak? Pekala Diablo'yu hangi klasmana sokalım sen söyle? Action? Adventure? Menü kabarık, lütfen bir tane seçiniz... 3- En süperi Engin Abla'da (her anlamda). Ama o izin vermedi açıklamama. Ben de üstelemedim, neme lazım zaten zar zor ayarladım... 4- İyi fikir. Tez zamanda Meg'e ileteceğim bunu. Yalnız oylarınızı beğenmezsem hack ederim sayfayı ona göre... 5- Sana yok diyorum abili, öyle oyun yapmaya olanak sağlayacak bir dil değil Java. Ama seni memnun edecekse Tiberium Sun Java'yla yapılıyor. Diğer oyunlar ise ya C diliyle ya da Assembler ile yapılıyor. Bu sorunun bir daha sorulmaması ehemmiyetle rica olunur... 6- Politika istiyorsan Özgür Gündem, Liberal Bakış ve magazin istiyorsan Hafta Sonu ile Şamdan dergi/gazetelerini alacaksın. Tavsiye sormayın da simulasyon var. Bu arada sende anarşist eğilimler seziyorum. Yollarım Özgür'ü başına sonra mezardaki ölülerin yazgısını kıskanır hale gelirsin. 7- Blizzard firması Diablo II oyununa asansör koymak için açtığı ihaleyi Koehler firması kazanmış. Hadi yaşadın... Ayrıca bu cevaba inananlar arasında yapılacak çekilişte 10 okuyucu GameShow'dan dayak yiyecek. Bende senin bilgisayarını hack ederim sonra oturur ağlarsın (bayılsan da olur). Sana da mektup ve disket yazmanı önererek (İki mektubunu diskette yollamışsın) Hoşçakal diyorum. Evet Overdose'cular bu ay da bu kadar. Bir derdiniz olursa artık nereye başvuracağınızı biliyorsunuz.. Ben her daim buradayım. Şimdi hayallerle dolu tabutuma giriyorum ve hepinize hoşçakalın diyorum... STOP... Polat "Zebani" Yarışçı Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. No:2/5 Beşiktaş 80690 İstanbul email: