Descent to Undermountain

Bu yazıyı dördüncü yazışım. İlkini save edemeden elektrikler kesildi. İkincisini beğenemedim. Üçüncüsünü yazdım, bitirdim, save ederken Windows'um çöktü. Son yirmi beş saatimi yazımı yazmamayı başarmak için değişik doğaüstü hareketler yaparak geçirmiş olan ben takdir edersiniz ki keyifsizim. Ama yine de canım yazı yazmak istiyor ve siz alnıma istediğiniz beş harfli kelimeyi yazabilirsiniz. Ben size oyunumu anlatayım yine de. Bir adet FRP'yle karşınızdayım şu sayfalarda. Oyun bir çeşit EOB serisinin tek kişilik, daha güzel grafikli, bir miktar daha kötü bilmeceli (en azından EOB2'den), daha abartık konulu, daha kaliteli (gerçek kelime bu) bir uyarlama-taklidiyim ben size, siz de elinizden geldiğince anlayın. Oyun AD&D kurallarına göre yapılmış ama tabii ki bir miktar tacize uğramış. Bir kere bir sürü mage büyüsü yok, fighter'ların mastery olayı yok, yani nasıl desem tabii ki masaüstünden aldığınız zevki bir bilgisayardan almanız zor. Yani düşünün bir kere, bilgisayar mı daha iyi DM'lik yapar yoksa benim uluslararası yarışmalara girse en iyi DM seçileceğinden emin olduğum ve bana istediğim cloak'ı verecek olan Barış mı? Hafif geyiksel bir tarzda anlattığım gibi, bir bilgisayara bütün olası ihtimalleri kaydedemeyeceğimizden dolayı oyunda "her" şeyi yapmanız mümkün değil. Yani DM bir insan olunca ona yapmayı planladığınız "herhangi bir" hareketin mantığını anlatabilirsiniz ama bilgisayara anlatamayacak olmanız gibi bir sorun var

(eğer siz yapabiliyorsanız sizin menajeriniz olmaya hazırım. Çok para kazanmamanız için hiçbir sebep yok). Yani yapabileceğiniz şeyler sınırlı. Critical Hit falan gibi karışık şeyler de yok. Nasıl desem, oyunun AD&D olması müthiş bir avantaj, bir kere level atlama sistemini falan biliyoruz, ayrıca hikaye de insanı azdırabilecek kadar abartık ama bunun dışında hiç masaüstü oynamamış adamlar bu oyunu görüp "oha bu muymuş FRP dedikleri?" ne anlattımsa anlattım, benim de kafam karıştı geçelim bu konuyu. Evet oyun sizin kendi gözünüzden gördüğünüz bir FRP (bunun bir adı vardır kesin). Oynanış tarzı olarak Doom'a benziyor yani, round sistemi yok, real-time (şu sıralar sinirime dokunan bir laf) dalıyoruz ona buna herkese. Karakterlerle konuşmak oyunu etkiliyor, ama süper bir İngilizcenin lazım olduğuna kanaat getirmedim. Fakat mesela bir adamla bir yerde konuşmanız planlandıysa, siz de onu öldürdüyseniz sonraları zorluk çekmiyorsunuz. Hatta oyun siz onunla konuşmuşsunuz gibi davranıyor bazen. "Konu ne peki?" sorunuzu duyar gibi oluyorum (sarhoş muyum acaba), cevap verip vermemekte kararsızım. Yani hiç keyfinizi kaçırmayıp da konuyu siz bulun mu desem (baştaki amaçtan sapmalar oluyor), yoksa söylesem de gülsek mi? Neyse bahsedeyim biraz: Siz 1. level bir karakter olarak efsanevi (Chosen of Mystra olan) Khelben tarafından Waterdeep'in (bilgi biraz sonra) altındaki devasa bir zindan olan Undermountain'i araştırmaya başlamak için çağırılırsınız. Yani koskoca Waterdeep'de siz ne idüğü belirsiz birinci level karaktermişsiniz meğer. Durun

. Daha bitmedi. Sonra siz Waterdeep'e saldıracak olan büyük bir gücün varlığını haber alırsınız (alana kadar imanım gevrek tarza giriş yaptı), sonracıma siz 5. level falan olmuşken Khelben bu büyük tehlikenin -belki de Waterdeep'i yerle bir edebilecek tehlikenin- araştırılması için şehirdeki o kadar mage'i falan değil de sizi görevlendirir. Oha demeyin, durun daha, işte Great Final: Lloth'un (Dark Elf'lerin tanrıçası olur) taaa "Elf kalan ve aslında Undermountain'de olmaması gereken kılıcını ele geçirip oyunu bitirirsiniz (mişsiniz yani). Peki Lloth kadın değil mi? Peki Lloth'un kılıcı nasıl oluyor... Tamam sustum, ayıp etmeyeyim. Süper bir mantık üzerine oturtulmuş bu harika senaryonun mantık eksikliğini pas geçersek yeterince iyi olmuş diyerek ben kefil oluyorum. Ve siz de yazım yanlışı yaptın diyerek kefal oluyorsunuz çünkü bile bile yanlış yazdım (süper kandırdım sizi ya, ben neyim ya, cin miyim in miyim ya???) Şimdi size verdiğim 4 sözü tutarak Waterdeep hakkında bilgi veriyorum. Sırf bu bilgi için taa Forgotten Realms'e gittim, orada yaşayan ulu mage Muhammed Dabiri'yi buldum, ondan yardım istedim. O da büyü research'ini yarım bıraktı (sırf benim hatırım için. Ha bir de Mystra'dan selam götürdüm ama pek bir etkisi olduğunu zannetmiyorum. O sırf beni sevdiği için yaptı bu işi), bana Waterdeep hakkında bilgi yazdı. Ben de dönerken bir elf kadınıyla evlendim.

Descent to Uno

Yanımda şimdi. Neyse işte size bir ustanın kaleminden Waterdeep manzaraları: Waterdeep... Kuzey'in, hatta tüm Faerun'un en büyük, en ihtişamlı ve en etkili şehri Waterdeep... Ya da herkesin onu çağırdığı diğer adıyla, "City of Splendors"... Sword Coast'un hemen kenarında olan ve yüz bin (bu rakam tüm "Cormyr" krallığının şehirlerindeki nüfustan fazla) kişiyi barındıran bu şehri tam anlamıyla anlatmak günler sürer. Ama buraya ilk gelen biri için bilinmesi gerekenlerse... Waterdeep'in bu kadar gelişmiş bir şehir olmasının sebebi Kuzey'deki zengin maden yatakları, ki tüccar krallıklar "Amn" ve "Calimshan", Doğu'da "Inner Sea" krallıkları ve diğer şehirler, Batı'da da ada krallıklarının (Moonshae, Mintarn) tam ortasında hepsine bir geçit oluşturmasıdır. "City Of Splendors" o kadar büyüktür ki toplam 7 bölüme ayrılmıştır. Guild'lerin daha çok olduğu bölge, zenginlerin bölgesi, liman bölgesi... Merak etmeyin hepsini gezeceksiniz. Eskiden bir dwarf kalesi olduğu söylenen Waterdeep Dağı'nın etrafını dahi binalar sarmıştır. Evet bu Waterdeep Dağı "Time Of Troubles"ın sonunda "Ao"'nun ortaya çıktığı yer. Güvenlikse süper. "City Guard" ve "City Watch" ki aralarında güçlü büyücüler de var ve eğer bir şey yaparsanız sizi durdurmak için "Forgotten Realms"ın hiçbir yerinde görmediğiniz büyüleri kullanmaktan çekinmeyeceklerdir. "City Watch" devamlı her sokağı dolaşır. Sadece ölülerin gömüldüğü 'City of the Dead' denmesinin sebebi bir şehir kadar büyük olması zaten. Buranın kapıları gece yarısından sonra kapanır. Neden mi? Masum halkı yattığı yerden rahatsız olan ölülerden korumak için. "City Guard" ise şehri korumakla görevlidir ama acil durumda onlar da "City Watch"la birleşirler. Tabii şehrin en iki özelliğini de unutmamak lazım. Birincisi, şehri yöneten ve kimlikleri birkaçı dışında gizli tutulan Lordlar... Kimse tam sayısını bilmez ama 16 lord var ve yılda bir kere çoğu halk karşısına çıkarlar. Tabii üzerlerinde cinsiyetlerini gizleyen büyülü kıyafetler ve seslerini değiştiren maskeler vardır. Piergerion (Paladin 16) bilinen tek lord. İkincisi ise buraya her yıl yüzlerce maceracının gelmesine ve ölmesine sebep olan tek şey. "Waterdeep" şehrinin altında onlarca kat olarak zamanında deli büyücü "Halaster" tarafından yapılmış meşhur "Undermountain". Burada bulunan büyülü eşyalar, kaybolmuş bilgi ve büyüler... Ve bunları koruyan hiçbir yerde görülmemiş yaratıklar. Eğlenin, dolaşın, alışveriş yapın. Bütün inn'leri, taverna'ları, guild'leri dolaşın. Şehri korumak için Khelben'in yaptığı dev heykellere bakın. Dağa çıkıp denizi seyredin. Undermountain'a girmeyin. Tanrıların, eskiden ölmüş büyücülerin ruhlarının dolaştığı sokakları bulmaya çalışın... Bu sihri bu büyüyü siz de yaşayın... Ay dur kız, yapma, sivri kulaklarına kurban olayım bırak, yazımı yazacağım bak Muhammed'in işi bitti (çok sağ ol bu arada) senle sonra ilgilenirim. Tamam hayatım, aaaa bir dur geleceğim şimdi, ilk önce şu okuyucuların işini halledeyim (ayıp ve tehlikeli kelime oyunu) sonra sana bakacağım. Hah, kaçtım geldim. İşte böyle bu işler. Oyunu install ettiniz (30MB falan yetiyor. İyi yani) gayet gıcık bir demodan sonra (ama "TSR" yazısının çıkışı karizma açısından aşmışlık izleri veriyor), oynayalım dediniz. Ha, unutmadan, grafikler hi-res (ve güzel) oluyorken low-res (ve az güzel) de oluyor, söyleyeyim dedim. Grafiklerde Descent'te kullanmış oldukları motoru kullanmışlar (Descent'in grafikleri ödül almıştı). Oyunun grafikleri yeterince hızlı ve o hız için oldukça iyi. Yani şöyle diyeyim, Daggerfall'dan daha hızlı grafikler gerçekten üç boyutlular, daha güzeller yani. Önemli artı da derdim ama içimden gelmedi bir an. Karakter yaratmak konusunda çok bir şey söylemeyeceğim, oyun size birazcık yardım ediyor zaten, daha olmadı FRP köşesine mektup yazın, ya da MEG'e sorun (o da yeni FRP'ci), ya da bana sorun, ya da bir ayın ilk Cumartesi'si (her ay toplantı oluyor) Kamer'e gelin. Hem hoş geyikler oluyor, hem de sorularınıza yanıt bulabilirsiniz. Ama yine her zamanki gibi kendi karakterimi yazayım, yardımı olursa diye. Ha unutmadan, ilk önce ırkınızı ve cinsiyetinizi seçeceksiniz, sonra class'ınızı, sonra ability score'ları atacaksınız ki burada ben bir şey diyeceğim. Sol üstteki ikona (ismini unuttum. Regenerate'li bir şeydi ama: Hafıza) basınca bilgisayar zarları atacak. Normalde böyle oyunlarda hepsini maksimum yapabilirdiniz ama burada böyle bir şansınız yok. Tavsiyem çok düşük ability score'lar gelirse bir daha attırın zarları. Sonra da isminizi yazıp alignment'ınızı seçeceksiniz. Alignment konusu önemli bence, bu karakterin hayata bakış açısı: Lawful kurallara bağlı demektir. Neutral evrende dengelerin olduğuna ve bu dengelerin, Chaos ve Law dengesinin bozulmaması gerektiğine inanır. Chaotic ise kurallara göre yaşamayan demektir. Ama dikkat edin bir Chaotic kurallara her zaman karşı çıkacak diye bir şey yok. Eğer kurallar onun hayatına uyum gösteriyorsa çağımızın son moda sırt çantasının üzerine barış işareti yapıp gezinen kızları gibi sırf marjinallik adına kuralları çiğnemeyecektir (mesaj). Diğer kısım ise (Good, Neutral, Evil) gayet belli, zaten oyunda bir tek Neutral ve Good var. Temel olarak Good'lar başkalarının hayatına önem verirler. İyi kalplidirler yani. Ama iyi kalplilikle yufka yürekliliği karıştırmayalım lütfen. Neutral'lar ise pek öyle takmazlar bu işleri (bunu iki satırda anlatamayacağım, özür dilerim). Şimdi size diyeceğim şu ki, karakter yaratmayla ilgili olan bir sürü şey geçen ay dergide FRP köşesinde yayınlandı. O yüzden orayı okuyun, alignment hakkında ise bilgi yoktu orada, bende şu yerde elimden geldiğince yardım ettim sanırım. Başarılar. Bu arada oyunda mage oynatmak imkansız gibi (zor yani). İşte benim karakterim: Margoroth, Female Elf Fighter, STR:18/54, DEX:19, CON:9, INT:15, WIS:13, CHA:17, Alignment:Chaotic Good. Oyuna başladığınızda Waterdeep şehrinin hoş bir manzarasıyla karşılaşıyorsunuz, yapacağınız şey Khelben'in yanına gitmek (mouse'la tıklayacaksınız. Zaten tıklayabileceğiniz iki yer var, biri City Gates (ki burada Save, Load, Volume falan var), biri de Khelben's Tower). Khelben size "Oooo, buyur yiğidim, bir kahve içelim gel hem söyleşiriz" diyor. Neyse işte konu şu: Kobold denilen yaratıklar (bunlar ufacık, tefecik fakat hızlı hareket edebilen yaratıklardır) şehre saldırıp hırsızlık yapıyorlarmış, birinin buna dur demesi lazımmış. Sizin de nefesiniz kuvvetliymiş, bir "dur"la bitirirmişsiniz bu işi demeye utanırım şimdi diye düşünerek bu olaya girmiyorum bile. Neyse çıkın Khelben'in kulesinden (sol alttaki "exit" yazan yere basın. Bunu söylemesem orada kalır mıydınız?), şimdi haritada iki yer daha açıldı. Biri "Marketplace" burada mal alıp satabilirsiniz. Dungeon'dan aldığınız silahları falan satın buraya. Bir de magical item falan alırsınız diye. Diğeri "The Yawning Portal" (ya kaderim mi bu benim? İsmini unuttum, neresiydi orası?): Buraya gidince oyunda sık sık karşılaşacağınız, hatta hep karşınızda olacak ekranı göreceksiniz. Anlatayım mı burayı? Başladım bile. Artık bitireceğim Undermountain'i mecburen. Filmlerde baba adamlar başladıkları her işi bitirirler. Böyle adamlara sözünün eri adamlar denir. Bir de dediklerinin hiçbirini yapmayan adamlar vardır. Onlara da sözünün generali denir. Yani dediklerini yapmamak daha iyidir. Askerde erler bir dayak yer. Hiç unutmam bir gün Kore'deyiz yine. Tek başıma Kore'yi Korelilerin başına yıkacağım tam.... Tamam ya anladım kaçış yok. Anlatacağım işte ekranı. Sol üstte resminiz, altında isminiz, altında kaç hit pointiniz olduğu ve maksimum kaç olabileceği yazıyor. Sağ tarafta bariz olaraktan oyun ekranı, altında da mesaj penceresi var. Burası önemli. Oyunda size yardım edebilecek birçok şey yazar bu mekanda: yerde ayak izleri görüyorsun, duvar nedense çok gerçek gözükmüyor, şöminenin arkasında bir geçiş olduğunu fark ediyorsun... gibi. Mesajları yukarı aşağı oynatabilirsiniz yandaki oklardan yardım isterseniz. En altta silahlarınız ve kullanabileceğiniz diğer alet edevat var. En soldaki "1" oluyor. "1"e basın, onu tuttunuz (kelime oyunu yapmayacağım. A aa aa, bugün üstümde bir terbiyesizlik var ya), Ctrl'ye basın, kullandınız. Örneğin Healing Potion'ları böyle içebilirsiniz. İyileşin diye. Oyunda bir sürü potion var. Hepsini yazıp sayfa doldurmayacağım, ama içince ne olduğu alttaki mesaj kutusunda yazıyor. Silahları da böyle kullanabilirsiniz. Tamam, değil mi? İyi gidiyor yani. Sorun yok, rahatlayın; relax olun, problem yok ben buradayım, yanınızdayım, yardımcınızım, sakin, her şey güzel, hayat pembe, oh ne iyi ya, iyi ki her şey bu kadar kolay deyin kendinize, rahatlayın, uyuyun, uyuyun, uyuyun. Hah uyudu. Yavrum gel sen. Bas bakalım şunun "S" sine (ekrandakine ya, bana kelime oyunu yaptırmayın ya, kızdırmayın ya). Hah burada ne varmış bakalım? Solda ability score'ları falan yazıyormuş. Alt tarafta Cleric ya da Mage'se diye büyüleri yazıyormuş. Yani her leveldan kaç büyü yapabiliyormuş o yazıyormuş. Sonra ortada Thief ability'leri yazıyormuş. Hide in Shadows bir thief'in gölgelerin arasına girerek ortadan kaybolma özelliğiymiş. Move Silently sessiz yürüme özelliğiymiş. Open Locks kilitleri açma özelliğiymiş. Find Traps ortalıktaki tuzakları bulma özelliğiymiş. Climb Walls azınca düz duvara tırmanma özelliğiymiş. İşte böyle ha? Burada yarayacak bir şey yok. Herif hazır uyuyorken bir de "M"ye bas. Aha işte iyi bir şey. Harita, lazım olabilir, çalıyoruz bunu, gerçi harita pek iyi değil ama hiç yoktan iyidir. Bir de bas bakayım. Ho How, işte bulduk. Adamın cepleri burası. Sol tarafta üzerinde taşıdığı şeyler var. Oradan istediğin şeyi seçip alttaki boşluklara (hani "1'e basınca aktif olur, "2" ye basınca aktif olur... demiştim ya), ya da zırh falansa adamın üstüne yerleştirebiliriz. Ama boş ver sen bunları. "R"ye basmışız da uyuyup dinleniyormuş gibi uyuyor herif. Gel ceplerini boşaltalım, Marketplace'de satarız. "A" ya bassaydık da keşke konuşsaydı karşısındakiyle, ya da düğme varsa ona bassaydı, kapı varsa onu açsaydı... "Activate" etseydi yani. Neyse, yürü yolumuz uzun, Marketplace'e gideceğiz daha. İşte böyle. Oyunun tam çözümünü verelim diye düşündük ilk başta ama sonra gördük ki oyunda bilmeceler genelde o düğmeye bas, bilmem neredeki duvar ilüzyon haline gelsin, sonra üç yıl sonra fark et sen bunu, oradan gir, bulduğun düğmeye bas... şeklindeymiş ve de ben size gelip oynamadığım sürece pek bir işe yaramazmış. Evet şimdi bir ısınma turu: OYUNA BAŞLADIK. EEE..... Tavernaya girdik. Ortadaki kuyunun yanına gittik, "A"ya bastık, kuyunun kapısı açıldı, içeri girdik, indik aşağı doğru Undermountain'e. Aşağıya gelince karşımızdaki kapıyı açtık ve üç kapı ile karşılaştık. Soldakine doğru giden küçük ayak izleri fark ettik, biz de küçük bir şeyler arıyoruz ya (kobold'lar), kesin onlardır dedik, soldaki kapıyı açtık. Bir ışınlanma kapısı (portal da denir. Mizaç farkı) atladık hemen. Sonra dümdüz yürüdük. Kapıyı açtık. Köprünün üzerinden sola döndük. Merdiveni çıktık (önce "A", sonra ileri), sağdaki iki kobold'u öldürdük. Çalışan iki kolu (diğerleri bozuk) aşağı indirdik. Diğer taraftan bir scroll bulduk. Köprünün üstüne geri döndük. Dümdüz devam. Aşağı indik. Bir kobold gördük. Gittik konuştuk. Sevgilisine haber götüreceğimiz sözünü verdik. Sağ taraftaki delikten devam ettik. Wand of Magic Missiles bulduk. Devam, bir tavandan aşağı akan suları gördük. Sağa döndük (yoldaki sandığı kırdık). Gördüğümüz koboldların kimini kestik. Kaçanları kovalamadık. Soldaki odadaki sandıklardan bir sürü güzel şey çıktı. Konuştuğumuz kobold'un sevgilisini gördük. Onunla da konuştuk ve sevgilisinin onu beklediğini söyledik, sol taraftaki beyaz işaretin yanına gittik. "R"ye bastık. Bir anda dinlendik. Meğer rest böyle oluyormuş sadece dedik. Yola devam ettik. Soldaki diğer odada değerli şeyler bulduk. Devam ettik yine. Bir yerde bir sürü kobold gördük. Kaçmayanı öldürdük, kaçana engel olmadık. Geri döndük. O bir sürü kobold'u öldürdüğümüz odaya gelmeden hemen önce soldan yukarı çıkan yerden yukarı çıktık. Tahtaların üstüne basaraktan sağ taraftaki diğer odaya ulaştık. Muhafızları öldürdük. Scroll'u aldık. Okuduk.

Wes)

Kobold Raid'lerinin arkasında Drow'lar varmış.

Kralı gördük. Korkuttuk. Saldırılar duracak diye söz verdi. Geri döndük

Khelben'in yanına. Bize undead basmış bir yeri temizlememizi söyledi. İndik Undermountain'e, üç kapıdan sağdakine doğru, ışınlandık kardeşçesine. Burayı çok anlatmayacağım. Altta bir hava akımı hissettiğinizi yazan her mesaj bir ilüzyon duvarına işaret. Aradığınız şey bir "Ghoul", bulunca sizinle konuşacak. Ona katılmayın. Onu öldürdüğünüz odanın sol duvarı ilüzyon. Bir Magical Item bulacaksınız. Onu alın doğru Khelben'e. Sağ olduk. Şimdi Shadow Thieves denen organizasyonun izlerini arayacağız. İndik aşağı. Sağdaki kapı yine. Yeni bir portal'dan geçtik. Burayı araştırırken bir yerde Shadow Thieves'in tanrısının işareti "Mask"ı gördük. Onun yanındaki portal'a girdik. Burada da dolaştık bol bol. Bir adamla konuştuk. Ona yardım etmedik (o kötü). Bize gizli yerini söyledi Shadow Thieves'in İlk ışınlandığımız yerdeki duvara yakın olan mantarın yanındaki duvar ilüzyonmuş meğer (bak sen). Oradan geçtik. İki guard'ı öldürdük. Sol taraftaki ilüzyon duvarı fark ettik. İçinden geçtik. Shadow Thief'i öldürdük. Black Key'i aldık. Geri döndük iki guard'ı öldürdüğümüz yere. Portal'dan geçtik. Burayı da araştırdık. Bir yerde bir ilüzyon duvar bulduk. Merdiveni tırmanıp düğmeyi çalıştırdık. İlk geldiğimiz yere döndük. Karşıdaki (demin kilitli olan) kapı açıldı. Düz gittik. Yolun sonunda "Mask"ın içinden geçtik. Adamla konuştuk. Öldürdük. Aradık, taradık, bir portal bulduk. Ona bindik. Burayı da aradık taradık, bir mavi portal bulduk. İçinden geçtik. Shadow Thief Leader'i kestik. Scroll'u aldık (içinden çıktı). Khelben'e döndük. Bitti bu görev de. Şimdi anladınız mı niye oyunu tam çözüm açıklamadık? Olmaz böyle. Her yer Illusion Wall dolu. Tek tek bulmak lazım. Ayrıca görevlerde yapılacak ek şeyler de var. Örneğin goblinleri kurtarmak gibi. MADDELER YAPMADAN BİTMEZ BİR YAZI.... eHepinize mutluluklar. Kahve için. #eTopçu'ya bulaşmadan olmaz. "Biraz dalga geçip gülmek isterseniz "RUH ÜŞÜMESİ" başlıklı yazısını okuyun. Çok romantik olmuş, iyi gülersiniz". Görev tamamlandı. eSiz gidin şimdi, ben Elf sevgilimle ilgileneceğim. Geldim sivri kulaklım. Hayatının baharında daha, 110 yaşında. Çok seviyorum onu. ©Hadi görüşürüz. "Güneş batmadan, Beşiktaş'ta" guerrier des cachots"Caner

DRAGON PLAY

LEE FRP