STAR TREK: STARFLEET ACADEMY
Retro bilgisayarSTAR TREK
Bu yazıyı yazmak için monitörümle kesişmeye başladığımızdan bu yana tam on dakika geçti ve ben hâlâ yazıya nasıl başlamam gerektiğini bulamadım. Gerçi bu satırları yazarak yazıya başlamış ve söylediklerimle paradoksa girmiş bulunmaktayım ama varsın olsun; çünkü bu paradoks, MEG'in bana neden her seferinde açıklamam için Star Trek ya da Star Wars'la ilgili bir oyun verdiğini düşünürken içinde kaybolduğum beyin kıvrımlarından daha karmaşık değil. Olaylar kasıtlı mı gelişiyor, bilmiyorum ama bildiğim üç şey; verilen oyunun çok disketli olması gerekliliği, strateji-macera oyunu olmasından doğan uzun zaman diliminde bitirilebilmesi ilkesinin, oyunun baskıya bir hafta, bilemediniz on gün kala verilerek darmadağın edilmesi ve yine böylesi bir oyunun çok sayfada yazılması gerekliliği reklamlardan para kazanacağız bahanesiyle ayaklar altına alınarak, üç sayfada belediye otobüsü işkencesine maruz bırakılması. (Bu sayıda kaç sayfa ayırdılar bilmiyorum valla)... Sen de her yazında az sayfa edebiyatı yapıyorsun diyorsanız merak etmeyin, bu sefer MEG istese de kısa kesicem yazıyı... Evet, yine bir Game-Show, yine ben ve yine bir Uzay Yolu macerası (imdaaat)... Bu kez yeni yetme Atılgan kaptan adaylarıyla uğraşacağız ve genç subayların uzay filosuna katılma yolunda verdikleri görev başarma egolarını tatmin edeceğiz. Oyun 5 CD'den oluşmakta, ve genel olarak 3D uzay-savaş simülasyonu ilkesi üzerine kurulmuş. Tahmin edebileceğiniz gibi, ara demoların yoğunluklu olarak duyu organlarına şırınga edilmesi gerekliliği ölesiye benimsenmiş. Oyun daha başlarken, filmlerin başında sıkça rastladığımız Dolby Digital animasyonu ve mükemmel bir başlangıç jeneriği sizi koltuğunuza zımbalayıveriyor. Akademiye yeni katılmış genç subaylara verilen bir brifingin ardından ilk görevinizi alıyorsunuz: Uzayda tehlike teşkil eden mayınları temizlemek... Bir bakıma çöpçülük yani. Eh, Sakıp Sabancı da simit satarak başlamış iş hayatına, kolay değil öyle, birden Kaptan Kirk olmak...
Oyun sırasında kullanacağımız tuşları üç ana grupta toplayabiliriz: Uçuş, silah ve komuta. Oyuna geçmeden önce kısaca bunları da açıklayalım, anlatırken fazla kasılmayız böylece, neyi nasıl yapmanız gerektiğini... (Düşük oldu cümle, farkındayım)... Uçuş Kontrolleri:
Hız arttırma (ileri) Kypd 9 Hız azaltma ve geri Kypd 7 Gemi sabitleme Kypd 5 Burun yukarı Kypd 2 Burun aşağı Kypd 8 Sola kayma Kypd 4 Sağa kayma Kypd 6 Sola dönme Kypd 1 Sağa dönme Kypd 3
İleri hız 1...0
Geri hız Shift+1...0 Tam durma - Silah ve Savunma Sistemleri: Ateş (Fazerler) Alt
Ateş (Foton torpidolar) — Ctrl Hedefe uydu fırlatma Pp Elle/Otomatik Hedef w
Bir sonraki hedef obje — Kypd * Bir önceki hedef obje Kypd / Bir sonraki hedef gemi Kypd 0 Bir önceki hedef gemi — Kypd. Radar menzili R Fazer ON/OFF F Hedef tarama Ss
En yakın düşman hedefi Kypd * Hedef alt menü V sonra (1-8) Hedef objeyi yakalama T Komuta ve Kontrol:
Yeşil durum A sonra G Sarı alarm A sonra Y Kırmızı alarm A sonra R Işık hızına sıçrama Shift+W Görüntü büyültme Page Up Görüntü küçültme Page Down
Radar/Hasar gösterge Tab
İletişim kurma H
Köprü istasyon B Hasar kontrol D Enerji durumu E Gemi saklama (varsa) C Taşımayı başlatma
Tam ekran/Köprü F3 Klavye Örtüsü F1 Konuşma (network) F5-F8 Görev maddeleri o Options menüsü Esc
Zaten üç-beş kelime İngilizceden çakanlar, oyun sırasında gaipten duyduğunuz sözlü ve yazılı anlatımlarla neyi hangi tuşa basarak yapması gerektiğini anlayacaklardır. Naçizane kulunuzun size tavsiyesi, söylenenlere genelde uyun ve görevleri uygularken çok aceleci davranmayın. Yine de, genel olarak sizden istenen, koşullara göre kendi kararlarınızı verebilecek duruma gelmeniz. Kaptan olmanın bir kuralı da bu değil midir? İlk görevi üstlenirken, seçeceğiniz gemi türünün pek önemi yok ama ne kadar büyüğünü seçerseniz, o kadar federasyonun gözüne girersiniz, bunu unutmayın. İlk bölümde, oldukça basit bir görev sizi bekliyor. Uzayda tehlike oluşturan mayınları patlatarak yok etmek. Üssünüzden gerekli direktifleri aldıktan sonra (Shift+W) tuşları ile hiperuzaya atlayıp yok etmeniz gereken mayınların bulunduğu galaksiye ulaşın. Her görevde ateş edebilmeniz için, mutlaka kırmızı alarma geçmeniz gerekiyor (A ve R). Kilitlenmiş olduğunuz hedef çok uzaktaysa, lacivert bir kutu içinde belirecektir. Hedefe yaklaştıkça kutunun rengi yeşile ve kırmızıya dönecek. Kırmızı rengi görmeden hedef menzile girmiş sayılmamakta. Dolayısıyla, ateş etmek için hedef işaretinin kırmızıya dönmesini beklemeniz gerekiyor. Klavye örtüsünde de göreceğiniz gibi (Ctrl) ve (Alt) tuşları ile ateş edebiliyorsunuz. Nümerik klavyedeki 9 ve 7 tuşlarıyla da gemiye hız verip hız kesebiliyorsunuz. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta, mayınlara çok yaklaşmamanız gerektiği. Nişangahın kırmızıya döndüğü uzaklıktan ateş edin ve çok hızlı ilerlemeyin. Mayınlara çok yaklaştığınızda onlar da size ateş etmeye başlıyorlar, unutmayın. Mayınların tümünü imha ettikten sonra, mayınları kontrol eden uyduyu da imha etmeniz gerekiyor. Yalnız dikkat edin bu hedef canlı... Eğer görevinizi başaramazsanız, telsizden üsse dönmeniz için çağrı yapılıyor. İşte o zaman bilin ki ayvayı yediniz, görevi tekrarlamak zorunda kalacaksınız. Geçmiş yıllarda oynadığımız simülasyon oyunlarını hatırlıyorum da, yaklaşık 1.5 MB yer tutan tek disketlik oyunlardı genelde. Doldurttuğumuz oyunları kapıp bir heyecan çöreklenirdik bilgisayarların başına. O zamanlar PC'ler de bu kadar hızlı ve popüler değildi oyun konusunda. Amiga ile PC'leri karşılaştıramazdınız
Kaptan Kirk kırkını aşmış ve artık yorulmuş bir adamdır. Emekliye ayrılmaya karar verir ama yerine geçecek iyi birini bulmak zorundadır. Bu yüzden genç kaptanların yetiştiği Star Fleet Academy'e gelir.
bile o zamanlar. Hatırlıyorum da, Kamer'de az simülasyon oynamadık makinaları birbirine bağlayıp... Vektör grafikler bir nimetti bizim için, hafiften yeryüzü şekilleri ya da kutu şeklindeki bir kaç bina, köprü objesi ise muhteşem bir gösteriydi. Hiç unutmuyorum, kaplamalı vektörler çıktığında gözlerime inanamamıştım. Zaten o sıralar, PC'ler yeni yeni milli olmaya başlamıştı. Böylece otuz iki renklik oyunlardan ikiyüz elli altı renge terfi etmiştik. Bu geçiş döneminde bol renkli adventure oyunlar daha bir cazip hale gelmişti Amiga'dan. Örneğin, LucasArts oyunları hem grafik hem de hız olarak Amiga 1200'ümden daha yüksek bir performans gösteriyordu. Ben de oyun konusunda Amiga'dan PC'ye hemen yatay geçiş yaptım. Daha sonra yavaş yavaş simülasyonları da keşfettim. Tabii ben onları keşfederken onlar da hızla büyüdüler ve işte bugüne, beş-altı CD tutan boyutlara çıktılar. Günümüzde artık oyun yapılırken yalnızca grafikerler ya da programcılar çalışmıyor. Oyuncusuyla, dekor elemanlarıyla, yönetmeniyle, sesçisiyle tam bir film prodüksiyon ekibi de hizmet veriyor oyunların hazırlanmasında, aynı bu CD'de, Star Fleet Academy'de olduğu gibi. Çok yakında, eğer DVD'ler karşısında CD-ROM'lar ölmezse, beş diski aynı anda yutabilen CD-ROM'lar da çıkacaktır piyasaya... Ama dediğim gibi, DVD'ler gümbür gümbür geliyorlar ve CD'nin tahtını zorlamaya başladılar bile... Biliyorum uzattığımın farkındayım, ama bilmeyenler için DVD'nin ne olduğundan da kısaca bahsedeyim. (Yok, yazıyı uzatmak gibi bir düşüncede değilim, amacım biraz bilgi vermek... Yoksa, yazacak bi şeyler bulamadığımdan mı şüphelendiniz? Ömürsünüz billa, ehi ehi...) DVD; Digital Versatile Disc yani çok amaçlı disk anlamına gelen terimin kısaltması. Şu anda piyasada bulunan DVD-ROM'lar 4GB'ın üzerinde bilgi depolayabiliyorlar. Bir CD'nin altı yedi katı... Muhteşem değil mi? Şimdi sıkı durun, yakın bir gelecekte, çift katmanlı ve çift taraflı DVD'ler çıktığında şimdikinin dört katı saklama kapasitesine sahip olacaklar. Bunların sonsuz kayıt edilebilir formatları da çıkacak tabii ama hemen değil... Bunları niye mi anlattım,... şey... oyunun aralarında güzel demolar var da, onun için dedim, yani beş CD fazla mı diyenlere,... şey... tamam tamam oyuna dönüyorum. İkinci bölüme geçtiğimizde ve daha sonraki bölümlerde görevler giderek daha da zorlaşıyor. Bu bölümde de yok etmeniz gereken mayınlar ve mayınları kontrol eden gemilerden var. Mayınları ve ilk gemiyi patlattıktan sonra ikinciye pek ilişmeyin. (F) tuşuna basarak fazerleri etkisiz kılın ve göstergede maviye dönüşen bu fazerleri kullanarak mayın kontrol gemisini etkisiz hale getirin.
Akademinin bir numaralı öğrencisi ve aynı zamanda uzay ayıları takımının kaptanı olan genç ve çömez Hayrettin bu iş için iyi bir adaydır. Kaptan Kirk çocuğu beğenir
Kaptan Kirk ise r buren aka tek bayan öğr
Ama zalim müdür Kel Mahmut Hoca Hayrettin'e takmıştır. Ve ilik yapıp
Hayrettin'i 2 dersten sınıfta bırakır.
Oyun sırasında ekranda görünen iki mürettebatın dışında geminin görünmeyen mürettebatı da mevcut. Mouse ile ekranın sağına ya da soluna basarak köprüdeki diğer mürettebata ulaşabiliyorsunuz. Bunların arasında, geminin hasar durumu, kütüphane veya haberleşme gibi birimler bulunuyor. Savaşlarınız sırasında gemi hasar gördüğünde, hasar durumunun büyüklüğüne göre Atılgan kendi kendini onarabilecek kapasiteye sahip. Ancak bu, zamanla oluyor ve geminin hangi biriminin ne öncelikle tamir edileceğini belirlemek yine sizin elinizde (ve hasar kontrol subayınızın). Yine bu ekrandan gemiyi yedek güce geçirerek daha az enerji harcamasını sağlayabilirsiniz. Kütüphane bölümünde ise aklınıza takılan her şey hakkında bilgi alabilirsiniz, tabii az biraz İngilizceniz varsa... Tıpkı oyun ekranında gösterildiği gibi, oyunun iki kişi tarafından oynanması daha zevkli ve kolay olabilir. Bir kişi geminin hareketini nümerik klavyeden kontrol edebilir, bir diğeri ise hedefleri seçmede ve ateş etmede görev alabilir. Ben denemedim ama, böyle bir görev paylaşımı ihtiyacını taa yüreğimin derinliklerinde hissettim. «...yön kavramının bulunmadığı bomboş ve kapkaranlık bir sonsuzlukta hızla ilerliyoruz. Yıldız tarihi 2468.8... Kaptanımız bugün rotamızda ufak bir değişiklik yaparak, geminin hedefini Centauri Celeni takım yıldızına çevirdi. Sisteme ait Celeni IV yıldızının beşinci gezegeni Mephis'in uydusu Palanis'ten gelen acil yardım çağrısı sarı alarmı harekete geçirdi. S.O.S. sinyalleri uyduya acil iniş yapmış bir Romulan gemisinden geliyordu, ancak bunun bir tuzak olduğunu anladığımızda çok geç kalmıştık. Bir anda etrafımızı saran Klingon gemilerinden kurtulabilmemiz için büyük bir mucizeye ihtiyacımız olacaktı...” Oyunda, bir sonraki bölümlere doğru ilerlediğimizde, inanın böyle bir hikayeyle ilgisi bile olmayan bir konuyla karşılaşacaksınız (Klingon gemileriyle ilgili kısım doğru valla). Görevin tanımları genelde çok sıkıcı ve soğuk yapıldığından biraz hayal gücümü çalıştırayım dedim... Klingon gemileriyle (ya da herhangi başka bir gemiyle) savaşırken (v) tuşuna arkasından da 1'den 8'e kadar başka bir tuşa bastığınızda, hedefin belirli kısımlarına nişan almış oluyorsunuz. Klingon gemisi için 8'e bastığınızda hedeflediğiniz birim Cloaking ünitesi. Yani, Klingon gemilerinin şeffaflaşıp kaybolmalarına yarayan ünite. Öncelikle bunu vurmayı başarırsanız, gemileri kovalamanız kolaylaşacaktır. Bu yazıyı yazmaya başladığımda hemen hemen buralardaydım ve hâlâ oynamaya devam ediyordum. Oyunda bir düzineyi aşkın bölüm olduğunu tahmin ediyorum ve tümünü bitirmeye kalksam dergiye yazana kadar modasının geçeceğini hesaplamak için üstün bir zekaya sahip olmak gerekmediğini düşünüyorum (Öyle değil mi, sayın MEG?). Sonraki bölümlerin de oynanış bakımından çok farklı olmadığını sanıyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Amiga'da vaktiyle tuş eskittiğimiz F-18 Interceptor
“kadar olmasa da oldukça zevk alarak oynadığım
(ve izlediğim) ender simülasyonlardan biri Star Fleet Academy. Oyun başı, oyun ortası (ve muhtemelen oyun sonu) demoları da harika. Açıklamam için siz de bundan daha güzel bir oyun seçemezdiniz sayın MEG... Siz de bundan daha güzel bir sayfa dizaynı yapamazdınız, pek sayın muhteşem Mert... Yok canım, nereden çıkardınız yağ çektiğimi?... Hayır yazım kısa falan değil, sadece puntosu biraz küçük olmuş... Bakın okuyucular beğendi işte, değil mi pek muhterem okuyucular?... Hayır hayır durun, çevirmeyin sayfayı... Geri gelin... EdlAhmet “Jedi” Ergen
UZAY SİMÜLASYONU
PENTİUM 100 16 MB RAM
55 MB HARDDISK