Gameshow sayı 32, sayfa 21
Sayfanın metni

Sayfa 21

GUARDIANS Dracoid mezarlığına geçit sağlıyordu. Onun içine atladım. Tanrılar koruyun beni. Dracoid Cemetary İşte acayip Dracoid mezarlığı. Buradaki büyülü kapıları yanlarındaki kafaları tıklayıp ağızlarından çıkan okun rengindeki taşı takarak açabiliyordum (ieeeh!). Kuzeye devam ettim ve soldaki son binaya girdim. İçerideki cam topu ve kefenin içinden bezel yüzüğü aldım. Mezarlıktan çıkıp ışınlama aletinden Büyücünün kulesine geri döndüm. Demin gördüğüm pençeye cam topu koydum. Beyaza dönüşmüştü. Mezara dönüp batıya sonrada kuzeye gittim. Kuzeyden ikinci kapı elimdeki topla açılabiliyordu. İçerideki kolu indirdim. Açılan odadan cam topu alıp girişe döndüm. Oradaki varili devirip içine bindim. İndiğim yerde yağ fark ettim. Dragon kanı kullanıp geri geri kaçtım. Bina patlamış ve kentin altındaki mezarlara bir geçit açılmıştı. Oradan atladım. Kuzeydeki Charger'dan elimdeki bütün mavi topları şarj edip parmaklıklardan atlayıp, merdivenlerden binaya çıktım. İki binayı da mavi toplarla açıp birinden Valkyrie isimli yayı alıp diğerine giriyorum. İçeride ölü bir Dracoid Rahibinin hayaleti var (zaten canlı bir Dracoid rahibinin hayaleti olmaz eheuheuhe). Hayalet, aradığım Silverleaf yaprağı karşılığında aşağıdaki kentteki vücudunu bulup, yakıp, külleri verdiği kavanoza koyup ona getirmemi istedi. Sonra sarı charger'i bulup cam toplarımı şarj ettim. Mezarlıktaki sarı binaları açıp topları aldım. Şimdi elimde 2 şarjsız, bir de sarı şarjlı top vardı. Burada bırakıp yıkıntılara döndüm. Dracoid Runes Nehri bulup güneyindeki binalardan ikincisine tırmanıp ince yolu buldum. Orayı takip edince sağda bir oda ve içeride de bir ceset ve bir sunaktaşı buldum. Cesedi taşın üstüne koyup topları yakınca ceset yandı. Külleri aldım ve mezarlığa döndüm. Giderken büyücünün kulesinde topumu beyaz şarj ettim ve oradaki eşyaları topladım. Bir daha buraya dönemeyeceğimi hissediyordum. Mezarlıkta bıraktığım topları aldım. Külleri verdim ve daha da güçlendim. Güneydoğudaki kapıda Ankh'ı yani koptik haçı kullanınca içeride üç pedestal gördüm. Onları açıp her birine değişik renkteki topları koydum. Kapı açılmıştı. Tekrar Ankh'ı kullanıp bir başka hayaletle konuştum. Ben de ona yardım etmek için cesedini alıp yıkıntılara döndüm. Yıkıntılarda kuzeybatıdaki bir odada hayaletin bahsettiği kertenkeleyi buluyorum. Bana kızıyor ama neyse ki zarar vermiyor. Belial Heykelinin olduğu yere geldim ve cesedi soldaki dalgametreye koydum. Ceset animate oldu, ben de onu deminki yaratığa kadar izledim. Heykel yaratığı öldürdü ama tavan çatladı ve içeriye su dolmaya başladı. Ben geriye ve sağa, tapınağa doğru koştum. Şelalenin oradaki masaya zıpladım. Neyse ki tahta masa yüzüyordu. Tavana gelince oradaki yarıktan girdim. Koridordan koşup, duvarın üzerindeki aralıktan girdim. Tahta kapıya gelene kadar devam ettim

Kapıyı krep kayık olarak kullandım. Yüzeye çıkmıştım işte! Savage Jungle Yüzeye döndüğümde Dawn ile karşılaştım tekrar. Huline tapınağı, tehlikeli heykelleri canlandırmamak ve ölülerle konuşmak hakkında konuşuyor. Bracers of Dead'i ona verdim. O da bana human büyüsünü öğreten bir kolye ve konuşan taş verdi. Mezarlığa döndü. Yolda Bacatta'yı kurtardım. Tarihi dracoid'in olduğu yere döndüm. Bana teşekkür etti. Mezarlıktaki tüm mandrake kökleri Silverleaf'a dönüştü. Ondan birini ve Mist of Doom büyüsünü aldım. Wild ones'a geri döndüm ve Silverleaf'i adama verdim. Ne? Kabileye katılmam için kabileden biriyle teke tek dövüşmeliymişim. Onu yendim ve adamın verdiği Lharkon iksirini ve Lizard büyüsü yapan tılsımı aldım. İksiri Silverleaf ile karıştırıp ortaya çıkan Lharkon buharını aldım. Doğuya, nehre gittim. Uzun ağacı buldum. Tanrılara sığınıp dala atladım ve karşıya geçtim. Lharkon'a gidip buharı kullandım. Öldü ve bana da Claw dağlarına gitmek kaldı. Tekrar Dawn... Güzel olmasa hiç çekilmez yani. Bu kez ne var? Kız sen Lharkon'u nasıl geçtin? Sonra mı anlatırsın. Peki ben kuzeye devam ediyorum. Köprünün yanından ileriye gidiyorum. Gorile benzeyen şeylerin arasına geliyorum. Arka tarafta zift çukuru falan var. Neyse... Köprüye dönüyorum. Buz tüneline girerek göle geliyorum. Sağda uyuyan kediciği öldürüp kertenkeleye dönüşüyorum. Dikitlerden birinin arkasındaki delikten giriyorum. Tarihi taşı alıp topu yakıyorum. Gölün ortasında bir bina yükseldi!!! Buzdan buza zıplayarak binaya yaklaştım. Tepede Great Axe açıklığa geliyorum ama kahretsin! Üzerinde durduğum karlar çökmeye başlıyor. Sağdaki duvara yakın durarak koşmaktan başka çarem

Blizzard var. Alalım bari. Pasajlardan geçip

Claw Mountains

LANDS OF LORE DESTINY

yok. Buradan kanyonun öteki tarafındaki duvarda çıkıntılar görebiliyordum. Nehre yüzümü dönüp tanrılara bir dua salladım ve atladım. Çıkıntılardan nehir seviyesine indim. Çökmüş yolu bulup orayı açtım. Kertenkeleye dönüşüp içeri girdim. Aslında bu işten hoşlanmaya başladım bile. Sağdan, gölün olduğu yere geldim. Duvarda donmuş zavallı insanlar görüyorum. Onlardan elinde yay tutanını spark yapıp çözüp, yayı yakalıyorum. Bu Shard! Tekrar dışarı çıkıyorum. Nehirde sürüklenen buz parçasına atlayıp yarı yolda gördüğüm mağaraya atlıyorum. İçeriden büyük bezel yüzük ve asit hazırlanışını alıyorum. Başka bir buz parçası yardımıyla kıyıya dönüyorum. Hmmm tepelerde yürümek için yerler var. Neyse ben yine aşağıya indiğim çıkıntılara gidip tırmanıyorum. Çiğ düşen yeri tekrar geçerek arka taraftaki mağaralara geliyorum. Tanrılar! Kenneth ölmüş. Cesedinden kız arkadaşının resmini alıyorum. Duvarlardan birine resmi atınca duvar yıkılıyor ve Kenneth'in tılsımını alıyorum. Kenardan önceden gördüğüm yürüme yerlerine atlıyorum. Buradan da iç taraftaki yürüme yerlerine atlıyorum. Yuvarlak nehrin merkezine gelince Bacatta ile karşılaştım. NE! Dawn yakalanıp kaleye mi götürülmüş?! Peki... Köprüyü geçip kaleye geldim. Topa dokundum ve kapı açıldı. Diğer odada iki tane daha var. İki kapı açılıyor. Sağda yumurta odası var. Hepsini kırdım. Diğerinde uzun bir koridor ve sonunda da asansör var kahretsin! Buradaki yaratıklar gerçekten çok kuvvetliler. Hepsini öldürünce tüm toplara dokunup eşyaları topladım. Kuzeyde iki oda var. Ortasında siyah bir platform olan yeşil göle geldim. Beni hapishaneye gönderdi. Burada bir sürü kadın vardı ama hiçbirini kurtarmanın yolunu bulamadım. Soldaki odaya gidip topa dokundum. Kuzeyde bir geçit

The Citadel açtı. Kapıyı açınca heykeller bana ateş etmeye başladı. Kuzeye koşup Dawn'ı hapis tutan hücreye vardım, Şimdi çıkıp etrafa bakındım. Üstünden mor parlayan platformlar çıkan bir duvar buldum. Yukarıda acayip bir silaha rastladım. Ateş edince köprü oluşturuyordu. Koşup kapıdan geçtim. Merkeze geçişi bulup kapıya dokundum. Bu da ne? Uçan yaratıklardan birkaçı Belial'in minyonuna saldırıp ölüyorlardı. Bende bu yaratığı öldürdüm. O ölünce, arkadan Dreamstone'ı aldım. Sonra girişe teleport oldum. İçeri girip Dawn'ı kurtardım. Kalenin girişine dönüp kapıyı Dreamstone ile açıp çıktım. Taa Bane nehrine kadar dönüp, (izninizle kendime OHA diyorum burada kaytarmanın bu kadarı da olmaz!) soldan atlaya zıplaya Huline tapınağına döndüm. Dreamstone'ı kullanıp içeri girdim. The Huline Temple Tapınağa girdiğinizde yerde yatan bir ceset göreceksiniz. Diğer odaya girdim. Üzerinde iki çanak olan bir sunaktaşı var. Dikkat! Burada bir Bug var eğer soldaki çanağa tıklarsanız, bir Aloe belirecek ve oyun bozulabilecek (Hö?). Eğer bozulursa şimdiki kısımları yapamayacak ve sinir olacaksınız. Aloe'yi soldaki çanağa yerleştirdim ve zehir boyasını (venom sacs ve lamplight eggs'den elde ediliyor.) sağdakine koydum. Arkamdaki platform yükseldi. Odadaki cesedi sürükleyip platforma koydum. Ve cesede dokundum. Yıldırım düşecek ve ceset kaybolacak. Doğudan devam edip sunaktaşına geldim. Arkasında Aloe ve zehir boyası buldum. Yeşil kristali bulup aldım. Not: Ormanda bir bina var. Beş meşaleyi de spark büyüsüyle yakarsanız yukarıdan Kieran'ın başlığı ve Dagger of Empty Hand bulabilirsiniz. Kristali aldıktan sonra tavanı tutan sütunlara saldırdım. Yine Not: Mağaralarda örümcekleri bulduğunuzda, bu yoldan çıkabilirler. Şimdi bunu engellediniz. Girişe döndüm ve ikinci sapaktan döndüm. Sonrada güneye. Ortasında fıskiye olan bir odaya gelmiştim. Duvardaki butona bastım ve bir Aloe büyüttüm. Tekrar kuzeye döndüm, Barakalar ve mutfak var burada. Bir örümcek duvardan fırladı. Ben de onu takip edip arkadaşlarıyla birlikte öldürdüm. İlk odada üç kefen var. Birinde bir flüt var. Flütü aldım. Haydaa bu flüt bizim eski flüt değil mi? Neyse koridordan ilerleyip soldaki pasajdan makineli odaya geldim. Odadaki cesede dokundum. Makinenin arkasından kutuyu alıp ikinci makinaya taktım. Sonra arkadan heykeli aldım. Heykelle birlikte girişe döndüm. Doğuya gittim ve soldaki yarığa girdim. Boş olan yere heykeli koydum. Yerden yükselen pedestaldan kristali aldım. Girişe döndüm ve iki büyük çanaklı odayı buldum. Kristalleri çanaklara koydum ve açılan duvardan ilerledim. Duvardaki butona bastım ve merdivenlerden yukarı çıktım. Bu odadan maceramın en gıcık yerlerinden birine geldim, İlk odadan labirentten sıyrılarak idolü aldım. İkinci odadan ikişer butona basıp ikinci idolü de aldım. Üçüncü odada koridorların sonundaki butonlara basıp son idolü de aldıktan sonra merkez arkın arkasındaki yoldan zeminin siyah olduğu bir yere geldim. Dejavu... Flütü koyup yolu açtım ve yola devam ettim. Bıçakları geçtim ve yuvarlanan taşa yakalanmadan iki butona basıp taşı düşürdüm. Açılan kapıdan geçtim. Bu odadaki yerlere idolleri koydum ve açılan kapıdan geçtim. Köprüden geçerken kuşlar saldırdılar kuşların cesetlerini köprünün üstüne getirdim ve aşağıya devam ettim. Aşağıda Belial'in başka bir Clone'u var. Öldürdüm ve Hall of Voices'e girdim. Dreamstone'u kullandım ve tarihi kent sulardan yükseldi. Kente girdim.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.