Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 14
Real Time Strategy. Hemen bir ön-eleme yapalım bakalım. Öncelikle bilgisayar oyunlarından anlamayan fakat “bakalım ne yazmış bu adam, Mert'in yazısının bir girişine bir de çıkışına göz attım mı tamamdır, Mert'in bu ayki derdi nedir anlarım” edası ile yazıma şöyle bir dokunacakları elemiş oldum böylece. Madem bu yazıma emek vereceğim ya hepsini okuyun ya da elendiniz zaten. Sonra da oyunseverler arasında hemen bir eleme yaptım: Strateji hem de real-time olanından. Ben turn-based severim, simultane kararlar bana gelmez; adventure'ların üzerine oyun tanımam; ne strateji ne de simülasyon en baba FRP diyenlerden biriyseniz de yukarıdaki satırlardan birinde çoktan ayrıldık sizle. Yok hala inat edip okuyorsanız tekrar uyarıyorum: Sapına kadar real-time! Evet, kaldık mı başlık başına. İlgisizleri nasıl da bir paragrafta defettim başımdan. Hayır yanlış anlamayın maksat kelime zayiatı olmasın, yoksa kimseler alınmasın gücenmesin... Nerden başlasam nerde bitirsem diyerek yazımın en başında karar veremezsem sonra çıkamıyorum işin içinden. En iyisi oyun firmaları arasında yayılan bulaşıcı strateji hastalığından ve bu hastalığın sonuçlarının bir C&C ya da Red Alert klonlarından daha ileriye gidememesinden dem vurayım. Fazla da vurmayayım ama. Dark Colony, diye yazayım, Hunlardan ayrı, tipik bir Red Alert klonu olmaktan daha ötelere gidebilmiş. Ne de olsa SSI imzası var altında. Doğrusu, Dark Colony, kuş bakışı altında Red Alert klonlarından çok da farklı gözükmüyor: Hikaye ne olursa olsun iki düşman ırk, birbirini kovalayan görevler, sol üst köşede bir kısmı siyah kalmış haritalar, biten enerji, düşman birliklerini kovalamacalar, ölen adamlarınızın
ANO10-
ırkın (bir daha söylemem Human'lar oluyor) arkasında ışık yanıp sönen uçan araçları yok ederek sıkıntınızı dağıtabilirsiniz, bilmem anlatabildim mi! Her ırk için 15'er campaign görevi dışında Single Player War seçeneği ile 50 küsur değişik senaryonun da olduğunu söylememiştim sanıyorum. Bu hazır senaryolar ya ormanda (jungle) ya da çölde (desert) geçiyor. Senaryo boyunca baş etmeye çalışacağınız diğer ırkların sayısı da senaryo özel isimlerinin yanında yazıyor. Ayrıca senaryonun diğer özelliklerini de değiştirebiliyorsunuz: Petra-7 (enerji birimimiz) kaynaklarının çokluğu ve verimliliği, oyuna başlama rütbeniz, savaş sırasında çıkması gibi gibi... senaryolar yeraltında (underground)
geçen tek bir görev var ki o da oldukça kolay çıkardığı yürekleri parçalayan çığlıklar ve anlık kararlarınızla kaybetmek üzere olduğunuz bir savaşı kazanmanın verdiği ilkel bir liderlik duygusu. Bilmem anlatabildim mi? Hikayenin değişik olmasının oyun için hiçbir kazanç olmayacağını düşünerek başlamıştım bir Gray lideri olarak, Dark Colony'ye. Ama konunun işlenişi ilerleyen görevlerle hoşuma gitmeye başladı. İnsan ırkını yok etmeye çalışmak da işin diğer bir zevkli tarafıydı doğrusu. Bu arada çaktırmadan iki ırk hakkında bilgilendirmiş oldum sizi. Elemelerimi geçip yazımın ilerleyen kelimelerinde benimle birlikte yolculuk eden sizlerle burada küçük bir anlaşma yapalım: Ben Dark Colony'yi Gray olarak yani bir Alien olarak oynadım. Bu yüzden de DC'yi anlatırken Gray'leri biraz kayıracağım, alınmaca gücenmece yok. Zaten siz ilkel yaratıklar olarak insanların buna fazla da hakkı da yok (hemen nasıl da havaya girdim ama). Yüzyıllardır üzerinde yaşadığımız gezegenimiz artık yükümüzü çekemez hale gelince ırkımızı devam ettirebilmek için çıktık uzay karanlıklarında yola. İlk karşılaştığımız yıldızın gezegenleri arasında dolanırken yeşil-mavi bir gezegen ilgimizi çekti. Atmosferi olsun, yeraltı kaynakları olsun tam dişimize göreydi ama gittik ve gördük ki bu gezegenin üzerinde yaşayan ilkel canlılar gezegenlerinin içine etmişler. Yıldızın diğer gezegenlerinde yaptığımız araştırmalar sonucunda da kırmızı bir diğer gezegen gözümüze çarptı ve burayı da gözümüze kestirdik. Ama ilk gezegendeki ilkel ırk bu gezegenin de içine etmeyi aklına koymuş olacak ki kırmızı gezegenimize küçük küçük pathfinder'lar göndermişler, gezegene yerleşmeyi de akıllarına koymuşlar. Biraz bekleyelim de zamanında müdahale ederiz diyerek Human'larla potansiyel düşman moduna girmiş bir ruh haliyeti içinde oyuna başlıyoruz. Bunları yazıyorum ama bir yandan da hikayeden bize ne, görev görevdir diye düşünüyorum. Peki neden bize, yani neyi önemsiyoruz bir strateji oyununda da diyorum: Görevler! Tamam, birazdan görevlere geçeceğim. Şimdilik Genel Bir DC Bakışı Yapalım DC'yi oynarken ışıklandırması bayağı hoşuma gitti doğrusu. Yalnız gündüz gözü açılan haritaya bakmaya paydos, gece görevlerine merhaba. Sıkı bir ışık oyunu her tarafa hakim yani. Işıklandırma oyundaki gölgelerde de kendini belli ediyor. Oyundaki grafikler ve animasyonlar da “seyredilesi” bir özellik taşıyor. Vurulan askerlerinizden çıkan kanlar sizi üzmesin, ilkel bir bölüm. Senaryolarda iki ırkın olduğu savaşların oldukça kolay olmasının yanında ırk sayısı arttıkça (maksimum sekiz oluyor) bununla doğru orantılı olarak büyüyen harita ile işimiz oldukça zorlaşıyor. Single Player War seçeneğini anlatırken elimde olmadan şimdiye kadar hiç bahsetmediğim bir iki noktanın üzerinden geçmiş oldum, işte özrüm: Oyunda Gray olarak en düşük rütbe olan bir Ximal olarak görevlere (campaign) başladıktan sonra görevlerdeki başarımıza göre rütbemiz yükseliyor ve çeşitli Awards'lar kazanıyoruz. Gelelim Artifact Olayına Oyunda Gray olarak üretebildiğimiz birimlerimizin yanında topraklarımızın bize bahşettiği ünitelerimiz de var. Bunlara sahip olabilmek için tıpkı topraktan fışkıran Petra-7 gibi yine topraktan fışkıran pembe doğal enerji kaynaklarını bulmamız ve Bozaar'ımızla bu kaynakları değerlendirmemiz gerekiyor. Bu kaynakları ise ancak üssümüzde Neure-Hive'e sahip olduktan sonra görebiliyoruz. Uçan Artifact'ler zor görevlerde gerçekten çok can alıcı roller üstlenebiliyorlar. Bu Artifact kardeşleri yakından tanıyalım: Lunatek: İlk tanışacağımız Artifact'imiz. Deploy komutu verdiğimizde altında bulunan birimlerin birbirine saldırmalarını sağlıyor. İlkel ırkın askerlerinin çok olduğu topluluklarda inanılmaz etkili oluyor. Görevi kazandırabilecek stratejik zamanlarda uygulanmasının yanında ilkel ırkı birbirini öldürürken seyretmek de oldukça zevkli. İlkel insanların birbirini öldürmek için Lunatek'lere pek ihtiyacı da yok ama DC'de Lunatek kullanmak gerekiyor. Bu arada Lunatek'i etki alanında kendi askeri birimlerimizin olmamasını sağlayacak kadar dikkatli bir komutan olduğumuzu biliyorum. Tektaara: Bu Artifact de oldukça enteresan bir işleve sahip. Tektaara ile karşılaşana kadar, haritamızda amaçsızca dolaşan sürüngenlerden bahsetmemiş olmam büyük kayıp. Çünkü Tektaara'a sahip olana kadar hiçbir işlevi olmayan bu canlılar artık emrimize amade. Tektaara'ın etki alanındaki tüm canlılar bizim ordumuzun bir parçası sayılıyorlar. Diyeceksiniz ki siyah kertenkele türevi 4 ayaklıların ya da beyaz sülüklerin bizim safımızda olmasının bana ne yararı var ki! Ben de diyeceğim ki olmaz mı. İlkel ırk bu canlılarla uğraşarak bize hem zaman hem de yol kazandırıyor, hem de sürüngenler hiç de küçümsenmeyecek kadar hasar verebiliyorlar. Solaris: İsim babası Stanislav Lem olan Solaris oldukça etkili bir demolition device! Yok edici. Güneşten aldığı enerjiyi yolu üzerindeki her şeyi yok edecek şekilde çevresine yansıtır. Dikkatli kullanın elinizde patlamasın. Maktor: Maalesef bu Artifact ile tanışma fırsatım olmadı ama çöpleri değerlendirdiğini DC Ansiklopedisinden öğrenmiş bulunuyorum. Görüyor musunuz, genel notlar derken Artifact olayına, Artifact derken de Ansiklopedi'ye geldik.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 15
* Bizim yüksek ırkımızın olsun, ilkel ırkın olsun tüm
—birimlerini ve Artifact'leri tanıyabileceğimiz, özelliklerini ve işlevlerini öğrenebileceğimiz bir Ansiklopediye sahip. Ana menüden ansiklopediye girebilmemizin yanında Training bölümüne de girerek ırkımızın özelliklerini öğrenmiş olmamızın yanında birimlerimizin kullanımına da iyice alışıyoruz. Her stratejide birimler ve görevler birbirine benzer ama teker teker birimleri tanımak, isimlerini ve görevlerini öğrenmek hız oldukça önemli. Hız dedim de aklıma geldi, daldan dala devam ediyoruz takip ettiğiniz üzere, oyun esnasında görevin zorluk derecesine ve tarzına göre Options bölümünden oyunun hızını değiştirerek işleri kendi lehinize çevirirsiniz. Ben dördüncü bölümü hızla oynadığımı fark etmeseydim sanırım bir 4 gün daha bölümü geçmeye çalışacaktım. Ama ilk bölümü de maksimum, 25200, hızla oynayarak bölümü bitirdiğimde iki Awards'ı cebime atmıştım. Options demişken, savaş meydanında ne yapmamız gerektiğini arada bize söyleyen ekran altı mesajlarının yanında görevin amacını Objective ekranından tekrar gözden geçirebiliriz, hayır biz Gray'ler unutmayız ama aklınızda bulunsun istedim. Options seçeneklerinde Load olmaması gözümden kaçmadı, her seferinde görevi Quit yapmak zorunda kalmayı pek sevmedim. Sevmedim Dedim De... Red Alert'te çok hoşuma giden ve sık sık kullandığım takım kurma olayının olmaması da bir diğer DC olumsuzluğu olarak notlarım arasında yerini almış. Bu özelliği benim bulamamış olmam gibi küçük bir ihtimal de yok değil ama o kadar da uzun boylu değildir herhalde. Olumsuzluk dedim de bir olumlu nokta geldi aklıma DC'nin güzel bir özelliği geldi aklıma: Görevler esnasında biz de komutan olarak savaş meydanında bulunuyoruz. Adamlarımızın başında bir sefere giderken seçili tüm askerlerimize ırkımızın atalarının savaşan ruhunu aşılayarak onlara güç verebiliyoruz: Inspire Troops. Seçili adamlarımız bu gazla beraber bir süre için bile olsa özelliklerini güçlendiriyorlar. Güç dedim de aklıma görevler geldi. Ne alakası var demeyin baktım ki yazıda bu stili tutturmuşum gidiyorum bozmayalım bari dedim. Campaign seçeneğinde her iki ırk içinde ayrı ayrı 15 görev var. Gerçi ben yalnızca Gray'leri oynadım ama ilkel ırkın görevlerinin de bunlardan pek bir farkı olduğunu sanmıyorum. Senaryo biraz daha değişik olabilir o kadar. MS1: FIRST STRIKE 90200 hızla, hızla bitirebileceğiniz ilk ve en kolay bölüm. Bir grup askerimizle ilkel ırkın güzel gezegenimize kurduğu atmosferi kirleten biyosferleri bulup, koruyucuları ile birlikte yok edeceğiz. İlkel ırkın görüş mesafesi geceleri daha da kısaldığından görevi geceleyin yapıyoruz. MS2: INTERFERENCE Atmosphere Contaminator'ları bitti bir de Communication Site'ları çıktı başımıza. Utanmazlar ilkel antenlerini kurmuşlar dört bir yana, gizli gizli haberleştiklerini sanıyorlar. Başlarına yıkmaz mıyım şimdi ben bunları. Görevimizi anladınız herhalde. Eğer bir iki human askeri bir araya gelmişlerse anlayın ki arkalarında bir şeyler saklıyorlardır. Sağlam gruplar kurarak saldırırsak bize karşı koyacaklarını sanmıyorum. Bu da oldukça kolay bölümlerden bir tanesi. MS3: LEGACY REVEALED Göreve yerin hemen doğusunda yaşamımız pahasına korumamız gereken bir Gray birimi var. Buraya ulaşabilmenin iki yolu olduğu için bu köprülerin başlarına iyi bir mayın defansı kurarak birimimizi güvene aldıktan sonra zaman kaybetmeden kuzeyimizde konuşlanmış olan ilkel ırka saldırılara başlayarak onları yok etme planımıza işlerlik kazandırmalıyız. Biliyorsunuz en iyi defans hücumdur. MS4: BREAKTHROUGH Komutan olarak üssümüze ulaşamıyoruz, sakın üssümüze doğru hareket etmeyin! Önce Ortu'muzu kuzey batıdaki ilkellerin enerji depolarının üzerine gönderelim. Yalnız Ortu'nun rotasını biraz güneyden geçirin ki yolda başına kötü şeyler gelmesin. Enerji depolarını soyduktan ve Petra-7 konusunda üzerimizdeki sıkıntıyı da attıktan sonra üssümüze transporte edilmiş olacağız. İşte ilkel ırkı karşı ilk gerçek sınavımız bu görev. Üssümüzden çıkabileceğimiz iki köprüden daha güneyde olanının ilerisine Slom'lar hattı ile gerisine de Xenowort'lar döşeyerek sıkı bir defans oluşturduktan sonra kuzeydeki köprünün başındaki ilkelleri Atril'imizin uzun mesafeli atışları sayesinde ve sıkı bir iki saldırı ile temizleyelim. Böylece batımızdaki adacığa ulaşmış oluyoruz. Bu adacıkta da bir Petra-7 kaynağı var fakat bu adacıkta asayişi sağlamadan kaynağa sahip olamayız. Adacıktaki ilkelleri temizledikten hemen sonra batı yönündeki köprüye de hafif bir savunma hattı kuralım. İlkellerin üsleri güney batıda. Üslerini başlarına geçirmek için (FireStorm'larla baş edebilmek için) Atril'e muhakkak ihtiyacımız var aklınızda olsun. Bu bölümü oynarken bir keresinde bölgedeki tüm Petra-7 kaynakları bittiği halde ilkelleri dağıtamamış olmamın derin üzüntüsünü çekmiştim, bu da kulağınıza küpe olsun. Batıdaki adacığı ele geçirdikten sonra hızlı davranmalı ve ilkeller toparlanmadan saldırıya geçmeliyiz. Savunma önemli ama köprü önlerindeki hatlar için çok fazla da yatırım yaparsak bu kez de dediğim gibi ofansa para kalmıyor. MS5: ROSWELL REVISITED İlkellerin komutanı Tick'i geçen bölümde elimizden son anda kaçırmıştık. Ama peşini bırakmayız. Şimdi ilkellerin üslerine girelim bakalım. Tek başımıza çitlerin arasında enerji birimlerini bularak labirentin sonuna ulaşmaya çalışacağız. Başladığımız noktada Attack modundan Move moduna geçmemiz kesin gerekiyor ki bize saldıran askerlere aldırmadan yolumuza devam edelim. Enerji birimlerine ulaştığımız her seferinde ilkel askerleri oyalayacak yardımcı birimler bölgeye geliyor, biz de bu kargaşadan yararlanarak yolumuza devam etmeliyiz. Yolumuzda hızla ilerlerken araçlara takılmamaya ve her enerji birimine ayak basmaya ve de ilk başlarda minimum yara almaya özen gösterin ki sonlardaki yüksek doz saldırılarda sağ salim ayakta kalın. Sonunda Komutan Tick elimize düşecek. MS6: PUPPET MASTERS Güzel ve zorlu bölümler peşi sıra devam ediyor. Kuzeydeki üssümüzde hareketlenmeye başlamadan güneyde neler oluyor biraz bekleyelim (kesin bekleyin) ve işleri lehimize çevirelim. Çünkü beynini kontrol ettiğimiz Komutan Tick bizim için çalışacak. Güneydeki hareketlenmenin sonunda iki Lunatek, biz ve bir askerimizle birlikte kalıyoruz (bekleyin demiştim eğer beklemezseniz Lunatek'lere sahip olamıyorsunuz). Hemen üssümüze dönelim. Böylece ilk Artifact'imiz ile tanışıyoruz. Lunatek'lerin ne işe yaradığını yukarıda anlatmıştım. Lunatek'leri üssümüzün biraz güneyindeki Petra-7 kaynağının başındaki ilkel birimlere kullanmamızı tavsiye eden ekran altı yazıya dikkat etmeyin ve Lunatek'leri görevin daha en başında boşuna harcamayın derim. Bir iki Sy-Demon ve askerle bu işi halledebiliriz. Hatta arkamıza alacağımız bir Atril ile işimiz daha da kolaylaşır. Kaynağı ele geçirdikten sonra bir Sy-Demon ve bir Xenowort ile korumaya almak lazım. İki Lunatek ile bu işi kotaramayabiliriz o yüzden Neure-Hive'ı ürettikten sonra üssümüzün doğusundaki kaynağı değerlendirerek bir iki Lunatek daha üretelim. İlkellerin üsleri güneye doğru iyice doğuda olduğu için başlardaki saldırıları da hep bu yönden olacaktır. Lunatek kaynağını kullanan Bozaar'ımızı da korumayı unutmayın. Bu yönde tutacağınız Lunatek de iyi bir savunma silahı olacaktır. İlkellere öldürücü darbeyi vurabilmek için üslerinin yanına yerleştirebileceğimiz iki üç Xenowort oldukça etkili silahlarınız olacaktır! MS7: CIVIL WAR İki görev önce bize yardım edenlerin başları ilkellerle derde girince bizden yardım istiyorlar. Kuzey batıdaki üssümüzün doğusunda müttefiklerimizin üsleri, simetrik olarak güneyde de iki düşman ırklar var. Amacımız diğer iki ırkı temizledikten sonra bölgede sadece bir ırkın canlı kalması! Bu arada birliğimize Fi Zisp hemşire katıldı, dikkatinizden kaçmamıştır. Sağlık birimimiz Zisp, hızlı hareket kabiliyeti ve iyileştirici özelliği ile süper bir birim, çok severim kendilerini. Ben önce tam kırmızı ırkı hallettikten sonra daha doğuya