Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 13
Padidas okuyun, hayatta hiç bir işinizi yarım bırakmayın diyorum sadece). Bu ekranda, maçla ilgili istatistikleri alabilir (Match Stats), golleri kimin hangi dakikada attığını görebilir (Goals), oyuncu istatistiklerine bakabilir (Player Stats), Exit deyip çıkabilirsiniz. Exhibition'dan sonra gelelim dünya ligine: World League: Tek bir oyuncunun oynayabildiği (bireysel takılmacalar) 16 takımlı, 30 maçlı bir lig bu 'dünya ligi' dedikleri. New Season'la yeni bir sezona başlarken Continue ile daha önceden
'save' ettiğiniz bir yerden devam edebilirsiniz. Kendi takımınızı seçtikten sonra enter'a basarak teker teker bilgisayar oyuncuları seçebileceğiniz gibi space'e basıp rakipleri rastgele ayarlayabilirsiniz de. Gerisi de coşku heyecan davası işte. Lig güzel şeydir. Bu arada, next match'la bir sonraki maça geçileceğini, goal ranking'den ligin 'en golcü'lerinin görülebileceğini, schedule'dan maçların programının, en son ve önceki sonuçların öğrenilebileceğini, chart'tan grafiksel olarak takımların ligdeki durumunu ve not usable'dan da sakat ya da kart cezalısı oyuncuların görüleceğini söylemiyorum, direkt olarak Worldwide Cup'a geçiyorum. Yerseniz. Worldwide Cup: Şunun adına dünya kupası dememişler de... diyebilirdim ama demediğimi farzedin siz... Bir kaç nüans dışında, Dünya Kupası, diyelim bakalım. 48 takım, dörtlü gruplar ve eleme sistemiyle aşılan yollar. Cup Tournament: Bir tek takım kalana dek devam eder döngü. Maçlar başlar ve biter. Yenilenler çekilirler teker teker. Geriye bir tek takım kalır. İşte şampiyon diye çağırdığımız bu takım dileyelim ki sizin
SOC
SE WORLD
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 12
takımınız olur. Tabii önce, kaç takımlı bir kupa organize etmek istediğinize karar veriyorsunuz (dörtle on altı arası bir sayı tutun bakalım), şampiyon edeceğiniz takımı seçin ve bırakın bilgisayar her şeyi hazırlasın. Maçlarınızı yapın ve şampiyon olun. Basit yani, tısss... Penalty Shootout PK: Ehooo! Bayılırım penaltılara. Sega da güzel dizayn etmiş sistemi, kamera açıları atışlar falan, hoş yani. Kurallarsa klasik: beşer penaltı atılır. Önde bitiren takım kazanır, diğer takımsa arzuya göre kalecisini döver, 15 penaltı kaçıran oyuncusunu 'zopalar', çimlere yatıp ağlar falan, alternatif bol, neyse... Beşer atıştan sonra, beraberlik bozulmazsa sudden death round başlar, öne geçen kazanır, diğeriyse kaybedip kahrolur... Çıkış'ta golleri kimin attığını da görebileceğiniz gibi takım değiştirip tekrar oynama gibi seçenekler de mevcut. En önemli şeyi unutuyordum ama az daha, Z havadan şut, X de yerden, tuşa basış süreniz de önemli. Yönü belirleyin ve vurun. Player Edit: Bir takım seçip oyuncularının adlarını talan değiştirebilmenizi sağlayan seçenek. Bir de yeri gelmişken söylemek istiyorum, oyunda gerçek hayattaki oyuncular yok, yani var da, isimleri aynı değil, bilmem anlatabildim mi... Bu da ufak bir ayrıntı ve küçük bir dezavantaj. Sega Ranking: Tüm takımların klasmanda kaçıncı olduklarını buradan öğrenebilirsiniz. Toplam da dünyada kim birinci, kim kaçıncı öğrenebileceğiniz gibi, sadece World League, WWCup dikkate alınmış olarak ya da sadece Cup Tournament dikkate alınarak yapılmış değerlendirmeler de var. Link Game: Modemle, internet
üzerinde ya da seri kabloyla falan uzaktaki/yakındaki arkadaşlarınızı yenme fırsatı verir size buradaki ayarlar. Dikkat edilmesi gereken şey işin içinde bir de yenilmek olduğudur her zaman... Golden Goal: İşte muhteşem goller. İzle izle doyamayacaksınız. Gelelim asıl olayımıza. Oyunu nasıl oynayacağız? Öncelikle oyunun her anı, F3'e basıp 'pause' yapabilir ve ses-görüntü gibi pek çok ayarı yapabileceğiniz bir menüye ulaşabilirsiniz. Enter ile çıkan System Screen ise, replay'lerinizi izleme, taktik ekranına geçme (strategy), oyuncuların sahada yayılışını, o anki pozisyonlarını an be an gösteren küçük kare ki ona radar demişler, işte onu açıp kapatma (radar), oyuncu değiştirme (change players) ve kamera açıları gibi olaylar var. Oyun sırasında ise sizi help dosyalarına götürür. Geçelim oyundaki hareketlere, şutlara paslara, aşırtmalara, fake' atmalaraaaaa... Top sizdeyken, önünüzdeki takım arkadaşınıza pas için X, eğer XX yaparsanız yine pas ama bu kez öne doğru ayaktan açma stili. C'yi uzun pas vermek için kullanırken, yine aynı C'yi, orta yapmak için de kullanabilirsiniz. Şimdi top bizde maça başladık, pası da öğrendik ya güzelce paslaşa paslaşa gittik kale önüne, eee? Hani nasıl şut çekecekmişiz?.. Anlatıyorum ama di mi? Z şut. Basılı tutma süresi de gücünü belirliyor şutun. Vurduktan sonra falso verebilme olayı da hoş... Ohooo o kadar çok basılı tutarsanız elinizi, gider işte top da denize göle, stadın dışına bi yerlere işte. Neyse, aut atışını kullandı rakip takımın kalecisi, başladı oyun yeniden... Eee? Ne yapacaksınız şimdi? Nasıl alacaksınız topu geri? Z'ye basıp kayabilirsiniz ayaklarına rakibinizin. Hem de bu Z, rakibinize omuz şarjı yapmanızı sağlar, “ne la bu şarj marj, masaj mı yapıyoz futbol mu oynuyoz, kodu muydum omzumu göçertmek isterim ben rakibimi” diyen bir şahıssanız paralel giderken X'e basın, koyun omzu. Omzumla durdurayım dediniz adam shift'e mi bastı ne yaptı (hımm, mesaj mı veriyorum ki?) tazı gibi kaçtı gitti, kayayım da durdurayım dediniz, yok yine olmadı formayı çamur etmeniz de yanınıza kaldı. Eee nasıl durduracaksınız gelişmekte olan bu akını. Paslaşa paslaşa geliyorlar işte... Hımm, hemen X'e basıp paslaşmayı
(araya girip ayak sokmaca). “Tamam bunu da öğrendik de abicim, bu S'ye D'ye falan basınca altta çıkan Coaching yazısı ne ola ki' diyenlerdenseniz, S'nin 'topa yakınlaşın ula, uzak kalmayın', D'nin de, 'lan ha yedik ha yiyeceğiz golü, bir de ofsayta düşürmeyi deneyelim şu adamları belki yerler' diye takıma taktik verme olduğunu söylerim ben de size. S, pres, D'de defans adamlarının birden atağa katılmaları diyedebilirmişim ama böylesi daha açıklayıcı oldu. Bir de bunların ikisine birden basınca (S+D), adam adama (man-to-man) tribine girer oyuncularınız. Haa eğer ki rakip takım sizi yakalarsa ikiye karşı beş, o zaman o iki zavallı daha dikkatli markaj yaparlar. Golü yersiniz yemesine de, olay 'çalıştık ama olmadı' olayı olur hiç değilse... Nasıl güzel değil mi? Oyunlar gelişiyor. Eskiden bir pas tuşu vardı bir de şut. Daha eskiden şut tuşu bile yoktu. Paslaşa paslaşa gol atmaya çalışırdık. Bir arkadaşı kalenin içine yollar ona pas atardık. Zor günlerdi onlar, şimdiyse 'gawur yapıyo' bakın... Bu arada, WWS'nin getirdiği yeni bir zevk de duvar pası. Artık Ctrl+X'e basan her insan, başarılı olsun başarısız olsun bir duvar pası yapıyor işte. O bir şey değil de, bir de gidilen yönün tersine çekip X'e basıp da topuk pası verenler var. Siz de 'artist gibin' hareketler yapabileceksiniz yani artık. Bir de aşırtma yapalım mı şimdi bunların üstüne, C hemen ardından da Z'ye basıp? Yeter mi? Bu kadarı yetmez mi? Yetmezse bir de ileri giderken geri tekrar ileri ve X ile topu ayaklarla başın üstünden aşırma hareketi varmış ama bunu ben beceremedim (mükemmel değilmişim yani bakın, siz de yanılmışsınız demek ki...). Son bir hareket kaldı o da fake atma. Bunu ileri giderken ileri diye not almışım ben ama tam hatırlayamıyorum şimdi. Yine de beş dakikada çözersiniz sanırım. Niye “bilmiyorum' demiyosun da böyle yazıyorsun diyenleriniz de olabilir tabii, bunlar doğal hatta 'sen hatırla da yazsana inek' diyenlerinizi de duyuyorum ama yapamıyorum, olmuyor işte. Kesildim birden. Win95 oyunu WWS, Fifa'nın tahtını iyi bir sallayacak gibi gözüküyor diyor ve gidiyorum. Başka da bir şey kalmadı sanırım söylenecek. Zaten “şarj”ım da bitti. Son olarak, dişlerinizi güzel fırçalayın, iki sürtüp bırakmayın fırçayı. Ceviz yerken de kabuğunun soyulmuş olmasına özen gösterin. Bu kış zorlu geçecek diyorlar, dışarıda donacağınıza oturun bana yazın, 'yok abi ben yine de dışarı çıkacam' derseniz de sıkı giyinin e mi... ;) Bl MUDER “Damdaki Kemençe” muder@gsmnet.com & CINMAL TOAL SIRTEM
DWIDE
CER oyunu şeker sanıyor, kriket diyemeyip kraker diyorsak, golfü de otomobil sanmamız doğaldır. Yine de, bunlar ve benzeri bir kaçı dışında, çayırda çimende topla oynanan iki önemli oyun vardır... Bu ikisini gayet iyi tanırız. Bir henüz hak ettiği yere gelemeyen yakar-top, diğeri ise yakan-topu ezip geçerek dünyaya mal olan futbol'dur. Taze biten cümleye dikkatimizi verip bir daha bakacak olursak, yakar-top'un, 'gariban'ın, futbolun yanında ne kadar acınacak bir halde olduğunu açıkça görürüz, daha adını bile bilemiyoruz, yakar mı yoksa yakan mı karar veremiyoruz. Oysa sorulsa şimdi bize, söyler misin şu futbolcu hangi sene nerede oynadı, şu gün hangi renk boxer giydi, nereye gitti, ne yaptı diye, bülbül gibi şakırız... Neyse... Maalesef henüz hiç bir firma oturup da güzelim yakar-top için oyun yapmamıştır. Onlara baksanız her yer, her şey, her spor futboldur. Bu kadar ağır eleştirmeme rağmen, işin acı tarafı, onlara bakmayıp da başınızı şöyle bir çevirirseniz, acı gerçekle yüzyüze gelirsiniz: Ya bir top çarpar suratınıza ya da Ahmet'in Mehmet'in şutu direkte patlar. Konuyla ilgisi yokmuş gibi gözükse de bu satırlarda derin manalar gizli. Yine de daha derine gidip boğulmaktansa yüzeyden giderim hem güzel nefesimi alırım hem de şirin fıstıkları keserim zihniyetiyle hareket edip bir an önce yepyeni futbol oyunumuz SEGA WWSoccer hakkında sizlere anlatacaklarıma geçmek istiyorum. Pek çok kişi sağlam tahtına iyice bir yayılmış Fifa'nın üzerine futbol oyunu olmadığını kabul edecektir sanırım. Fifa ile futbol oyunlarında bir devrim yapan Electronic Arts'ın ardından pek çok firma da bu işe el attı ve ortaya güzel çalışmalar çıktı. Bu güzel çalışmalardan en son elimize geçeni, "taht sallayan' cinsten; konsol oyunlarından tanıdığımız" lakaplı SEGA'nın yaptığı World Wide Soccer. CD'mizi güzelce install ettikten sonra müthiş bir demoyla karşılaşıyor, müziğin ritmine bırakıp kendimizi, o tekrar tekrar izlemeye doyamayacağımız hareketlerle şenleniyoruz. Oyunu almayacak olursanız bile, arkadaşlarınızdan birine aldırın ;) ve bu demoyu bir kez seyredin.. Ana menüden girmek istiyorum WWS'e. Demodan sonra karşılaşırız onunla. Exhibition, World League, Wide World Cup gibi dokuz seçeneği vardır, hemen başlayayım anlatmaya teker teker de sonradan oyundan konuşup mavra yapmaya yerimiz kalsın: Exhibition: Tek kişi bilgisayara karşı ya da arkadaşınızla karşılıklı maç yapmak için bu seçeneği kullanırsınız. Takımları seçtikten sonra ki bu noktada oyunda Avrupa'dan yirmi dört, Afrika'dan, Asya / Okyanusya'dan, Kuzey Amerika ve Güney Amerika'dan da altışar olmak üzere toplam kırk sekiz milli takım olduğunu söylemek istiyorum, Game Setup'a geçiliyor. Game Setup'tan Game Start'la hemen maça başlarsınız. Stadım'dan, Terzo, Primo ve Second stadlarından birini seçebilirsiniz. Bu 'stad seçmece' de iyi moda olacak gibi gözüküyor, bakalım... Game Setup'daki 'Enviroment' maçın gece mi yoksa gündüz mü oynanacağını ayarlar (day/night) yine buradan havanın durumunu da ayarlayabilirsiniz (weather: fine-güzel hava / rainy-yağmur çamur). Game Start'a bastığınızda güzel bir animasyonun ardından, 'Taktik Ekranı' çıkar. Nedir bu 'tactic screen' neler ayarlanır buradan bir bakalım: OK'i bilirsiniz. System, oyun sistemi davası: 4-3-3'den, 5-4-1'e, oradan 2-3-5'e... Bir de sistemlerin yanında yazan SA ve DV'ler var. Bunlardan SA Güney Amerika stili diziliş (South American Style) ve DV de oyuncuların ağırlıkla sahanın üst kısmını kullanacakları anlamına gelir. Size uygun oyun sistemini maçınızın önemine, rakip takımın gücüne ve kendi oyuncularınızın gücüne, maçtan ne beklediğinize ('sahaya gömecem onları', 'bir beraberlik koparsam yeter' ya da 'bakalım en fazla kaç fark yiyebiliyorum' gibisinden) göre seçin. Bir de güzel örnekle destekleyeyim şimdi kendimi; 5-4-1 oynarsanız defans ve orta sahanız sağlam olur ama forvetiniz zayıftır. 2-3-5 oynarsanız da forvet coşarken (tabii top çıkarabilirseniz ileri), orta defans ise yediğiniz gollerin çetelesini tutmaya çalışmaktadır o ara... Gelelim Defence Type'a, nasıl bir savunma yapmak istiyorsanız buradan seçebilirsiniz. Sweeper, baskıya dayalı, geride bir adam bırakıp bütün mahalle' tarzı, akın eden forvete saldırıp topu çalmaya yönelik diyebilirim ama Line Defense'in çizgi halinde defans olduğunu söyledikten sonra artık siz ne anlam çıkarırsınız bilemem bu ikisinin karşılaştırmasından. Change Players'dan, adamlarınızın yerlerini değiştirebilirsiniz. Burada teknik, hız, şut atabilme kabiliyeti, denge ve dayanıklılık önemli, alttaki sağ grafikteki renklerden kim ne konuda ne kadar güçlü anlayabilirsiniz. Mavi en zayıf, yeşil biraz daha iyi ama yine de zayıf, sarı orta ve portakal rengi iyi'yi simgelerken, kırmızı en iyi'dir. Opponent Players'dan rakip takıma şöyle bir göz atabilirsiniz. Bunlardan sonra, o bildiğiniz OK'e basarak maça başlayabilirsiniz. Oynadınız bitti, skoru ekranın üstünde görüyorsunuz (Nasıl oynadık abi, hiç bi şey anlatmamışsın ki, nasıl oynayacağımıza ilişkin diyenleriniz olabilir. Onlara da yazıyı sonuna kadar saha hafif tökezler,