OVERDOSE

Ekip olarak uğradığımız bu başarısızlığı (hayal kırıklığı da diyebilirsiniz) pek tabii ki kamuoyuna yansıtmadık. İnsanlar kaybettiklerinin verdiği üzüntü ve nefretle yaşıyorlar, artık kötü haber duymak istemiyorlardı. Bunların üstüne bir de bizim uğradığımız hüsranı bilmeleri, nefretlerinin bir parçası haline geliyordu. Daha doğrusu onların bilgilerini kullanmaktan. Fakat değişime uğramış genlerden dolayı bu 2 manyağın tüm bu olup bitenler hakkında bir bilgisi de olmayabilirdi. Hatta bilgisayarların ne olduğu konusundaki bilgileri çiftlikte süt sağan birisininkiyle aynı bile olabilirdi. Bu iki manyak A sınıfı suçlu olduğu için gelmemizi istemiyorduk. En azından bu konuda hükümet oldukça başarılı sayılırdı. Politikanın asla gerçekleşmeyecek vaatlerini çok ustaca kullanıyor ve insanların bir süre daha sabırlı olmalarını isteyerek kısaca “uykuya devam” mesajını vermeye devam ediyordu. Bu arada “Thing” gelişmiş avcılık araçlarını çok iyi kullanıyor ve “ava giden avlanır” sözünün ne kadar yanlış olduğunu kanıtlarcasına sürpriz üzerine sürpriz yapıyordu. Hepimiz baskı altındaydık. Bir yandan dışarıdaki insanlar, diğer yandan hükümet bizden bir an önce bu belayı yok etmemizi istiyorlardı. Bu ısrarlı ve tehlikeli talepler karşısında sürekli çalışıyor, yeni yeni teoriler ve araçlar üretiyor ve tüm enerjimizi bu uğurda harcamaya devam ediyorduk. İki manyağın nasıl olup da bu kadar akıllı bir program yazdığını anlamaya çalışıyorduk. Bir kısmımız sürekli düşünüyor, diğerleri ise bunları uygulamaya geçiriyorlardı. Fakat hiçbir sonuç alamıyorduk. “Thing” her seferinde bizi atlatıyor ve tehditlerine devam ediyordu. Bu arada kendi görünüşü de sürekli bir gelişme gösteriyordu. Artık ekrana tel çerçeveli olarak değil de sanki moda defilesindeymiş gibi şık ve farklı görünümlerle beliriyordu. Durum hiç değişmemişti: Yine bilgisayarlar kapanıyor, açılıyor, gerekli dosyalar siliniyor, bozulmalar baş gösteriyor ve sonunda “Thing” çıkıp tehdit etmeye devam ediyordu. Ve tabii gündemin baş konusu da bu sahte gerçek kahraman oluyordu. Sürekli fikir geliştirmeye devam ediyorduk. Bir fikre göre ülkedeki tüm elektrik şebekesinin bir süre kapalı kalması önerildi. Fakat böyle bir işe kalkışmak şu gergin durumda o kadar gülünçtü ki bu, çözüm olmaktan çok bela demekti. Ayrıca “Thing” çok çabuk yayılma özelliği gösteriyordu. Tüm elektrik sistemi kapansa bile kendini var edecek başka bir yöntem bulması zor değildi (başka kıtalardaki, başka bilgisayarlarda mesela). Hem insanlara “elektriklerinizi bir hafta kapatacaksınız” gibi gülünç bir isteği en azgın faşist bile isteyemezdi. Anlayacağınız bu fikir bir daha açılmamak üzere kapandı. Sonraki “insanlar bilgisayar kullanmasın” fikri ise sadece sözü sarf eden kişinin utancından kıpkırmızı kesilmesine neden oldu. Bir başka fikir ise diğerlerinden çok daha akılcı ve uygulanması çok daha kolaydı: Bu fikir ikiye ayrılıyordu. Birincisi 2 manyağın aletleri hükümet tarafından incelendiği sırada tümden yok edilmiş olamazdı. Genelde hükümetlerin böyle sıradışı güçleri bir gün kullanma ihtimali vardı. Böylece gerekli olan kısım mutlaka saklanır ve çok gizli damgasını yiyerek bir gün ortaya çıkacağı zamanı beklerdi. İkincisi ise bu aletlerin tümden yok edildiği varsayılırsa (ki umudumuz yok edilmediği yönündeydi), yeniden kazandırılan iki manyağı bulup konuşturmak için yeniden kazandırılma işlemi her şeyleri yenilenene kadar sıkı bir kontrolden geçiyordu. Seçeneklerimiz çok sınırlıydı ve zaman giderek daralıyordu. Bu fikri uygulamamak için nedenlerimiz olmadığından hemen harekete geçtik... Merhaba Overdose Fanları. Aradan bir ay geçti ama bana sanki yıllar geçmiş gibi geliyor. Özlemişim hepinizi be, gelin bi sarılayım size (ühü ühü). Haberim olmadan sonbahar da gelmiş. İnsanın suratını yalayıp geçen hafif bir rüzgar, yaşlı ve yorgun ağaçların sanki ağlıyorlarmış gibi ses çıkaran ama aynı anda huzur veren yaprak hışırtıları, gökyüzünün sanki bir resim tablosundan çıkmış gibi duran muhteşem renk uyumu, tüm bunlar ve buna benzer “sonbahar'a özgü mevsim resitalini” ilk defa geçenlerde fark ettim. Güne merhaba derken. Benim cephemde gündüzler ve geceler birbirine karıştı. Zamanın karanlık ve aydınlık arasındaki geçişlerine bakıp bakıp hayran oluyorum ve şaşırıyorum. “Bunca zamandır bu bitmek bilmez inat niye?”. “Zamanın bu karanlık ve aydınlık seyahatları arasında ben gerçekten ne yapıyorum?”. Bu soruları sık sık sordum kendime. Ama ne cevabı, en ufak bir ipucu bile yok. Zaten bu soruları sormanın bir anlamı da yok. Basit bir rastlantının koskoca bir kaosa dönüşmüş biçimi değil mi bize bu soruları sorduran? Tamam, 5 dakika sigara molası. Sıkılan ifadeler hissediyorum nedense. Bu ay da GameShow'la olan münasebetlerim bir hayli fazlaydı. Hıyar Holy editörün yüzünden 85 Kb'lık yazım bir anda silindi. Kafası karışık biraderler çaptan düşmelerini önleyecek ve eski şöhretlerini yenileyecek bazı planlar kurdular ismimi kullanarak. Engin Abla aybaşı stresini atmak için sürekli dilsel ve bedensel saldırılar düzenledi bana. Mutlu “sus beee salak”, Tuğba “Naber Polo'cuğum”, Banu da “Ohaaaa, sen manyaksın oğlum” dediler. Meg ise bu tam anlamıyla Patlak olduğundan benimle fazla uğraşmadı. Patronum Çağrı'nın “ısrarlı ve sürekli” pimpirikliği yüzünden tatil yapamadım. Üstüne bir de azar işittim. Yeni yeni tipler tanıdım fakat hiçbirisini hatırlamıyorum. Bir ay boyunca “toplumsal patlama eşiğini” çoktan aşmış Türk insanının yorgun, bıkkın ve nefret dolu davranışlarını gözlemledim, inceledim. En sonunda da kendimi bozuk bir bilgisayar ile parmak kirleriyle dolu bir klavyenin başında buldum işte, dağlar kadar mektupla birlikte. Karanlıklar ve Aydınlıklar arasında ki ufak yolculuğum işte böyle sona erdi, ama ben hala ne yaptığımı bilmiyorum, gerçekten. Neyse bakalım bu ay kendimi bilmeden başka neler yapmışım: Ayın Oyunu: Bu ay bol bol Dark Colony oynadım. Yine Red Alert, C&C tipi Dune2-gibin bir oyun aslında. Kesinlikle Pathfinder gazına gelip de çıkarılan oyun, İnsanlığın Marslılığa (ne?) olan istilası anlatılıyor. Oyun teknik olarak çok güzel yapılmış. Özellikle Marslıları oynamak çok zevkli ve yenilik dolu. Bunun yanında özel efektleri, görevlerin zorluğu, karakterlerin büyük oluşu ve hızını da göz önüne alarak Dark Colony'i bu ayın oyunu seçiyorum. Tiz alına. Ayın Albümü: Bu ay iki albüm dinledim. İlki Flotsam&Jetsam'in son albümü “High Voltage”. Açıkçası bu albümü beğenmedim. Grup kendi müzik çizgisinden (Trash) gitgide uzaklaşıyor. Bir önceki albümlerinde bunu hissetmiştim zaten. Bu albümde rahatsız edici bir punk soundu hemen kulağa çarpıyor. Nerede Cuatro, nerede bu. İkincisi ise İsveç'in Medar-ı iftiharı olan Unleashed'ın “Warrior” albümü. Bu albüm için söyleyeceğim tek şey “mükemmel” olduğudur. Unleashed, müzik tarzını değiştirmeden de güzel albümler yapılacağının ve değişimin de ihanet etmekten ibaret olmadığını kanıtlayan çok baba bir gruptur. O halde Ayın Albümü “Warrior” diyorum ve almayanın kafasını baltayla ortadan ikiye bölerim diyorum. Ayın Filmi: Bu ay tam 4 tane, evet evet 4 tane, inanılmaz ama tam 4 tane, evet bende inanamıyorum ama tamı tamına 4 tane filme gittim: 1- Lost World: Berbat bir dinazor Show. Senaryo da dahil yılın en kötü filmi. Steven'a yazıklar olsun diyorum. 2- Absolute Power: Kirli Harry Clint Eastwood, sürpriz entrikaların içinde kalan bir hırsızı oynuyor. Bizim hıyarlar hiç beğenmedi ama ben beğendim, gidilir. 3- Scream: Kesinlikle harika bir film. Wes Craven yine yapmış yapacağını. Her yeri sürpriz dolu ve şaşırtıcı. Kesin gidin. 4- ConAir: İşte bu ayın filmi. John Malkovich ve Nicholas Cage döktürüyorlar. Bunun yanında esprili, akıcı, heyecanlı ve hafif gerilimiyle ConAir bu ayın en iyi filmi. Özellikle mahkumların tiplerine ve klipvari kamera hareketlerine dikkat. Ayın Kitabı: Bu ay da iki kitabımız var mutlaka okunacak. İlki Jack London'ın “Cinayet Şirketi”. Roman bir cinayet felsefesi sunuyor. İnsan öldürmenin ahlaksal yönden yanlış olduğunu ve ilkelere olan bağlılığı ölesiye savunan bir grup “cinai uzmanın” nasıl korkunç ve çelişkili birer ahlakçı olduğunu gösteren gayet akıcı, sürükleyici ve esprili bir roman. Hemen alınsın. Diğeri ise Stanislaw Lem üstadın “Gelecekbilim Kongresi” romanı. Romanda “George Orwell” tarzı bir Anti-Ütopya anlatılıyor. Kemokrasi (Yanlış yazmadım, okuyunca anlayacaksınız) ile yönetilen bir dünyada, İnsanların mahvolmuş ve çökmüş bir dünyayı görmelerini engellemek amacıyla her türlü ilacın kullanıldığı bir düzende, gerçeklerin peşinden koşmaya mahkum talihsiz bir uzay pilotunun hikayesini okurken nefeslerinizin kesildiğini hissedeceksiniz (sıcağı sıcağına başlıyor). Bu kitap ne olursa olsun mutlaka okunmalı diyorum. Ayın Bombası: Ceset torbası. Artık cinayet işlemek yarı yarıya yasal hale geldi arkadaşlar haberiniz olsun. Ben 10 tane aldım, 2 tane kaldı. Neydi öyle “tüh şimdi ölüyü ne yapacağım” diye oturup kara kara düşünmek. Kes, biç, doldur torbaya olsun bitsin. Ayın Patlağı: Meg hıyarı öyle böyle değil, fena halde patladı. Her zaman ki gibi konu hakkında ki görüşlerimi kısıtlanan yetkilerim yüzünden yazamıyorum. Ama hikayeyi Haftasonu gazetesine sattım. Şimdi sıra bana ne zaman gelecek onu bekliyorum. Ayın Kampanyası: “Patlak Meg hıyarı Chat yapmasın, yapacaksa da bizden uzakta bir yerde yapsın” kampanyasına destek bekliyorum. Bu arada bizim özenti kafası karışıklar da geçen ayki “parantez kampanyamı” taklit ederek, başka stil bir parantez kampanyasına girişmişler. Destek verin zavallılara, yazıktır. Evet şimdi soru cevap faslı başlıyor arkadaşlar. Buyrun: HOLY EDİTÖR: NE O ÖYLE MANİFESTO FALAN? Sevgili Zebani Bugün size onuncu mektubumu yazıyorum (sekizini göndermedim, hala directory'de duruyor). Öncelikle size Türkiye'deki en iyi dergi olduğunuz için saygılarımı sunuyorum. Bunlarda benim aklıma gelen aylarca not ettiğim sorular: 1- Şu sıralar adventure krizim tuttu. Larry 7'de reklamı olan Larry's Collection serisi oynamaktayım. Larry 1 ve Larry 5'i bitirdikten sonra şu anda Larry 6 tüm zamanımı alıyor (rüyamda bile Larry oynamaktayım). Larry artık benim yaşam felsefem (hala bir ümit var mı doktor bey?). Bu arada sorum: Klasik köşesinde Larry 6'yı yayınlayın... 2- Benim bilgisayarımın Conventional Memory problemi var. Memmaker'da yapamıyorum. Bir ara Guemm kullanmaya karar vermiştim fakat sorduğum bir bilgisayarcı bunun bilgisayarımı göçerteceğini söylemişti. Doğru mu söylemiş? 3- Sherlock Holmes “The case of the rose tattoo” yu dergideki açıklamaya göre oynamaktayım. Dergide Daily Telegraph'da her şeyi konuştuktan sonra Jacob Fartinghton çıkacak diyor fakat bu güzide şahıs ben oynarken çıkmadı. Acaba beni mi sevmedi yoksa benim kötü oynayışıma dayanamayarak öldü mü? (mealen Bu karakteri nasıl çıkaracağım?) 4- Her zaman sizin dergideki yazarların Adventure oyunları açıklamasına bayılmışımdır. Sırrınızı açıklar mısınız? Özgür Övünç Zebani: Pek sevgili okur Özgür, aylarca not ede ede bu kadar mı soru not ettin abi? Sen tut 10 tane mektup yaz, ama 4 tane soru gönder! Bravo diyorum sana. Türkiye'deki en iyi dergi olmamız “Profesyonel Desktop Publishing ve 132.000 Sorunun Aşılması” kitabımda da belirttiğim gibi

LER SERE GİR

bu işte pro. olmamızdan kaynaklanmaktadır. Daha fazla söze de hacet yok. Bakalım cevaplar neymiş: 1- Walla Larry'i yaşam felsefesi olarak kabul ettiysen bazı kurallara uyman gerekiyor, mesela: a- Kesinlikle kel kafalı olacaksın (kadınlar kel kafalılardan hoşlanır), b- Dişi farkı gözetmeksizin amacına ulaşmaya çalışacaksın c- Sürekli sırıtıp, komik giyineceksin (kadınlar komik erkeklerden hoşlanır), d- Yaş ilerlediyse sürekli sağlık kontrolünden geçeceksin dememe gerek var mı?), e- Yanında abidik gubidik şeyler bulunduracaksın (kadınlar ilginç erkeklerden hoşlanır). İşte bu liste böyle uzar gider. Sen en iyisi “20. Yüzyılın Sorunlu Kadınları” isimli kitabımı oku (bi sürü kitabım vardır benim!!). Bu arada şansın var ki bu ay klasik oyun Larry 6. 2- A-emm, benim anneannemin yazdığı eski bir Dos programı. Eğer bunu kullanırsan maalesef bilgisayarını göçertirsin. Ama illa ki kullanmak istiyorsan mavi kabloyu kes (hö!). 3- Gerekli kişilerle doğru zamanlarda konuşmak hayatının her anında ve de Sherlock Holmes'da çok önemli. Bay Jacob Fartinghton ile konuşabilmek için o noktaya kadar her şeyi muntazaman yerine getirmiş olman gerekiyor. Bir noktayı bile atladıysan Bay Fartinghton sana pek yüz vermeyecektir tabi. 4- 50 yıl geçmeden sırrımızı açıklamıyoruz aslında ama ben sana bi kıyak yapayım. Sakın kimseye söyleme ama: Şimdi Elinde kırbaç olan bir adam düşün (MEGİ, ve yanında dört ayağı üzerinde çömelip uygun sesler çıkartan bir de canlı düşün (Holy hıyarı). Bu iki canlı “sen şunu sen de şunu yazacaksın” gibi gökgürültülü sözlerini kırbaç ve havlama sesleriyle desteklerse ne olur? Yaaaaa... Mektuba bir son koymamışsın ama ben bir son koyayım: Mektup gönder abi mektup, İlgi, sevgi ve şefkate ihtiyacım var. ZEBANİ: OKU DA ANLA NE OLDUĞUNU! Selam 'the fire' Zebani Nassın eyi misin? Overdose hayırlı olsun. Şincik sana önemli bir şey anlatacam. Dün gece bir kabus gördüm. Bir gün dergi elemanlarından birine ziyarete gittim. Kapıyı çalıyom, sonra o çıkıyo “Ne var?” diyo. “Ziyarete geldim diyom”. Diyom da der demez üstüme atlıyo, yumruk felan atıyo. Dergi elemanları zor kurtarıyor beni. Acaba ziyarete gelsem böyle olur muyum? İşte sorular: 1- Power Slave diye fıstık gibi bir doom gibin var. Niye hiç dergilerde adı geçmiyor? Hiç cheat'i mheat'i yok mu? 2- M.K Trilogy'de (biliyom yoktur ama) Cage olacak mı? 3'te niye yoktu? Ben Johny Cage hayranıyım (M.K'nın müzik albümünü aldım. Çok güzel, Cage de var) 3- Bu soru azıcık zor. Hayatımda ilk defa Adventure oynuyorum o da Frankenstain (kesin yanlış . d- Oyunu alalı 6 ay oldu. Daha oyuna başladığım binadan çıkamadım. N'edecem? e- Biz kimi yönetiyoz? O adam kim? O yer neresi? Baştaki demoda ne oluyo? 4- Power Slave'deki lav canavarı için hangi silah uygun? 5- Shadow Warrior'ın hiç Cheat'ini biliyon mu? Böyle iğrenç mektuplar yazmakta ustayım Ufuk Özden Zebani: Normaldir. Burada hepimiz vampir efsanesinin gerçek yaşayanları olduğumuzdan, gündüz veya gece rahatsız edilmek istemeyiz. Gündüz uyuma |rüyalarımız hep kırmızıdır), gece de kan şöleni zamanıdır. Fırsat bulursak da işte dergi çıkartırız. Bence sen buraya gelme, gelirsen de arkanda bir intihar notu bırak. GameShow'da bizim için 10 vampir gücündedir derlerdi)... 1- Benim bildiğim tek Power Slave, rahmetli İron Maiden'ın mükemmel bir albümünün ismi olduğudur. Şahsen ben duymadım, duyana rastlamadım, rastlayana da mani olmadim. Yani 3 maymun kuralı (halk arasında devekuşu kuralı diye bilinir). 2- M.K Trilogy'i daha yeni programlamaya başladım be koçum. Onun için bilmiyorum Cage'in olup olmayacağını. Ayrıca hayran olunacak başka bir şey yok mu ki? Çok ilginç. Buraya gel de seni bir ısırayım ben. Bu arada müzik albümünde Cage türkü mü söylüyor yoksa kavga mı ediyor? Hı? 3- Marry Shelley'in |Frankenstein'in yazarı) mezarına gidip binlerce kez dua ettim bu ay, şu Frankenstein'i yanlış yazan zavallı Ufuk'un ruhunu lanetlemesin diye. Yaşıyorsun di mi? d- Doktorun denemelerinden birine maruz kaldığımızı ve bu lanet yerden kurtulmaya çalışacağız. Ama kaçık doktorun şatosundan çıkmak hiç de o kadar kolay değil. e- Ne yapacam ne edecen diyorsun ama ben senin GameShow'un eski okuyucularından olmadığını anladım. Yakalandın koçum çünkü Frankestein gurbet ellerdeki Timur tarafından 13. sayımızda açıklanmıştı. 4- Lav silahı diyeceğim kendimi zor tutuyorum. 5- Açıkçası ben oyun oynarken Cheat kullanmıyorum. Shadow Warrior oynamadım. O halde Shadow Warrior cheati bilmiyorum (mantık yaptım sana). Ben de iğrenç cevaplar vermekte usta olurum bazen. Ama umarım işini görmüştür. Ne demişler “mektup yaza yaza insan yetkinleşir Eco). Şimdilik hoşça kal. HOLY EDİTÖR: OKUDUM OKUMASINA DA... Sevgili Zebani kardeşim Bu sana ve GameShow yazdığım ilk mektup. İnşallah son mektup olmaz... Neyse sorulara geçelim... 1- İlk sorum Larry 7 ile ilgili. Oyundaki her şeyi tamamladım. Poliçeyi verip zengin bile oldum fakat kaptanın odasına giremedim. Kapıyı aç diyorum, “knock” diyor. Knock ediyorum (bayat espri) gene açılmıyor. Yaklaşık 900 puanım var. Şincik ne yapak? 2- Oyunda dokundurduğumuz an öten pardon “yeah baby” diyen, yaz

İSİ

& Merhaba Aykut Karaman (bütün hepsine böyle Seni hatırlamaz olur muyum hiç? Sorduğun soru yüzünden Tüm MegAmiaa köle yazarlarını kırbaçlamıştım. Şimdi hepsini senin yüzünden yaşama sevinci kalmadı. Offspring Tam da Amerikan Offspring'lerinin grubu. Her hangi bir sirkin açılış parçası Müziği yapıyorlarmış gibi geliyor bana. Ama Change the World hakkını vermek gerek çok güzel bir türkü. & Merhaba İsimsiz Kahraman (dememiş miydim?). Mektubunu düz yazamadığından dolayı öyle bir maddelemişsin ki neredeyse noktalar ve virgüller bile maddeli. Okurken az kalsın kekeme oluyordum. Bir sonraki mektubunu merak ediyorum şimdi. Sen ruh hastası olmak istemiyorsan sakın ha GameShow Odasına gelme. & Merhaba Özgün Kırker (he he inatçıyımdır biraz). Abicim sen de öyle kısa bir mektup yazmışsın ki, içinden herhangi bir anlam bulmak için Yurt dışından tanınmış Felsefe uzmanları getirdim, adamlar anlamayıp kompleks yaptılar, bunalıma girdiler ve senin adresini istediler. Hatta birisinin yumruklarını sıktığını gördüm. & Merhaba Celal Karademir Ine var?). Overdose'a bilerek bok attığın ve bu sayede ilgi çekmeye çalıştığın çok acemice bir hareket. Genç yaşına rağmen hayal gücünün bu kadar dar olması üzücü. Senden daha yaratıcı aşağılık sözler bekliyorum. Hayal kırıklığına uğratma beni. & Merhaba Erdem Genç kaldı sabredin). Bir kıza gidip de onu sevdiğini ve onunla ilgilendiğini hart diye söylersen olmaz, kaçarlar. Günümüz Cosmopolitan kızlarının plastik kalbine giden yol, karizmatik olmaktan, imaj sahibi olmaktan ve sahte jestlerden geçer. Dinleyebileceğin en manyak grup 'Cannibal Corpse'dur. Dikkatli ol derim. & Merhaba Fön-Ben (walla bilerek Abi eğer çizersen yapmak istediğin çizimleri bir karikatür dergisine baş vurarak gerçekleştirebilirsin. Yani anladın umarım. Mac hakkındaki duygularına da cevap vermek istemiyorum. Sıkıldım artık. Anlayın işte gittililiii...... £ Merhaba Koray Açıcı (evet haklısınız bende sıkılmaya başladım). E be Koray ben şimdi senin bu yazdığın şiire ne diyim ha? Bizim Ouarter entel Mert'e gösterdim bunu, çocuk hala hasta. Kemoterapi ve radyoterapi görmeye başaldı. Yani biraz acıma olur insan da be abi. & Merhaba Metin Uludoğan (Mert topoşmuş|. Abi sen de öyle bir mektup yollamışsın ki, bütün sorular kavga oyunlarıyla ilgili. Yani ben kavga dövüş oyunları oynamam, bilmem, nasıl cevap verecem sana? Bir daha böyle mektuplar yollama döverim. £ Merhaba Tamer Atakut (saat sabahın 6'sı oldu). Mac'le benim aynı kişi olduğumuzu sanmam çok ilginç bir durumrMSen kendi kendine kötü bir şaka yapmışsın. Sana MegAmiga göndermek isterdim ama benim elimde kalan son dergileri alçağın birisi Fotokopi çekicem diye aldı, gitti ve bir daha da gelmedi. Onlar benim hazinemdi be. Eğer sen |veya bir bulabilirsen lütfen bana yollayın. Stanislaw Lem'in Türkiye de 4 kitabı var: Solaris, Yıldızlara yolculuk, Aden (süper) ve en son iletişimden çıkan Gelecekbilim Kongresi |bu da süper).

ortasında pardesü ve kaşkol ile dolaşan ve oyunda sanırım 35 adet bulunan hayvancıklar ne işe yarar? 3- Larry 7 ile ilgili son bir şey söyleyeyim... Kütüphanedeki “stuffed kapıdan içeri girersen, Juggs grub un nda akalaya 4- Mümkünse Heroes of Might and Magic'in Cheat'leri lütfen? 5- Rica etsem, Bug Too! Adlı oyunu açıklar mısınız? 6- Starcraft ne zaman gelecek? Ya Warcraft 3? Peki ya Tiberium Sun? 7- Helloween nasıl bir grup? 8- FRP'den anlar mısın? Eğer gerçekten anlıyorsan, bize kendi karakterini yayınla... Sevgilerle, Ramiz Taşkınlar Zebani: Son mektup lafı bu günlerde paranoyak reaksiyonlar göstermeme neden oluyor. Bakın yavaş yavaş hastalanıyorum. Sonra paranoyak ruhumun ilacı olamazsınız. Zaten Holy hiyarı yüzünden yeterince hastayım. Son mektup olması için ortada her hangi bir sebep yokkene niye böyle konuşuyorsunuz anacıılım? Neyse: 1- Güzel kaptana ulaşamamış olmanın etkisindesin galiba. Yalnız kapı açılmıyorsa kesinlikle bir eksiğin var demektir. Tüm yarışmaları kazandığından emin misin sen? 2- Sierra programcıları Larry serisinde mavradan hiç kaçınmıyorlar. Bir işe yaramaları gerekmiyor sadece oyuna heyecan katıyorlar. Bakalım kaç tanesini bulabileceksiniz hesabı! 3- Ne güzel. Bir okuyucunun hem soru sorup, hem de gerekli cevaplar göndermesi çok hoş. Seni bu örnek davranışından dolayı yüksek Overdose nişanı ile onurlandırıyorum. Artık otobüslerin en önünde gaziler ve hamile kadınlarla birlikte rahatça oturabilirsin!!!. 4- Sizden rica etsem Cheat konusunda hıyar Holy'e başvursanız da beni fazla muhatap etmeseniz onunla. Hayır içimdeki katil balina canlanıyor da onu görünce. 5- Böyle bir oyunu açıklama ihtimali çok affedersin ama ancak sonsuzda bir. Merak etme, bu, sayısal loto'da 6 tutturmaktan daha güçlü bir ihtimal İçok paranın karşı koyulmaz büyüsüne karşı geçici bir felçlik yaşıyoruz da bugünlerde, konuya bir değineyim dedim). Hem o oyunda “Bug var bozuk” diyeceğim, kötü espri yapıyosun diyecek elalemin oğlu. 6- Bilmiyoruz ve bizde sizler gibi meraktan çatlıyoruz. Özellikle Tiberium Sun için topluca dua etmeye çıkacağız. Bize katılır mısınız? Tiberium Sun adına. Ama Starcraft'ın eli kulağında. 7- Hala dinlemediysen süper, dinledikten sonra da süper. Kısacası süper. 8- FRP'den anlarım. Hatta bir aralar ne güzel ruh hastalarından oluşan mükemmel bir masaüstü grubumuz bile vardı. Ama 5 ruh hastası bir arada FRP oynuyorsa o grup dağılmaya mahkumdur ilkesi işlerlik kazanınca bitti. Karakterim Hırsız|dı). Ama özelliklerini açıklamam. Bazı planlarım var bu konuda. Çok gizli... Benden de sana sevgiler ve bol bol mektuplar demekse!!| ZEBANİ: VE ANLAMADIN DEĞİL Mİ NE OLDUĞUNU! Sevgili Zebani Derginizin yeni sayılabilecek bir okuruyum. Elimde sadece birkaç sayı var fakat derginizin kaliteli olduğunu anlayabilmem için yeterli oldu. Amigam olduğu zamanlarda Amiga dergisini okurdum fakat PC alınca kaliteli bir oyun dergisi olarak sadece GameShow'u gördüm. Şimdi izninle sorulara geçiyorum. Cevaplarsan sevinirim: 1- Warcraft 2'yi aşırı tavsiye üzerine aldım, oynadım ve acilen değiştirdim. Bence çok anlamsız. Belki de Red Alert'i daha önce oynadığım içindir. Sence? 2- Bilgisayarımın P100, 16 MB Ram, 8x CD-ROM gibi özellikleri var. Söylememin nedeni Red Alert'de son zamanlarda, oyun sırasında | müzik sesi geliyor, mouse'u oynatabiliyorum fakat birkaç saniye için sık sık duraksıyor. Bir fikrin var mı?

beaver”a Others'dan “milk” yazarsan ve barmeni yollayıp yanındaki

3- Championship Manager 3 çıkar mı? Çıkarsa nasıl olur? Ayrıca menajerlik oyunu oynar mısın? 4- NHL'97 alınır mı? Alınırsa oynayabilir miyiz? Sence değer mi? 5- Elime bir yerden Kick Off'97 geçti. Oyun idare eder fakat g narke a a oynarken puanlama kon nda saçmalıyor. Birde son sıraya düşüyorum. Bazen de birden şampiyon oluyorum. Ne güzel değil mi? Sorularım bu kadar. Sana başarılar ayrıca köşene de başarılar. Doğuş “Hamsi” Özdemir Zebani: Dergimiz övünmek gibi olmasın ama çok kaliteli ve dünyanın en süper harikulade dergisidir. Bir gazete bayisinde gördükleri anda kalitesinden dolayı gözleri kamaşıp kör olanlar bile var İne var olamaz mı?). Bu arada Amiga dergisi demişsin ama hangi Amiga dergisini okuyordun sen bakiim MegAmiga değil mi? Evet o di mi? O olduğunu söyle çabuk bak... 1- Bence senin Fantastik şeylere olan ilgisizliğinden kaynaklanıyor? Yani sen gerçekçiler grubuna giriyorsun burada. Red Alert'teki askerler, silahlar, tanklar vs. senin beynin tarafından kabul edilebilir şeyler sınıfında olduğu için bir anda “anlamlı” olabiliyor. Eli baltalı bir yaratığın veya havada uçuşan ejderhanın beyninde bir yer bulamayarak “anlamsız” damgasını,yemesi burada söz konusu olan. Öyle olmasaydı her iki oyununda benzer yanlarını görür ve zevkle oynardın. Ayrıca silahlar üretip ona buna saldırmanın “anlamlı bir yanı” olduğunu da hiç zannetmiyorum (gereğinde böyle ciddi olurum işte, uslu durun). Neyse ilgilenenler için Psikolojik Seans ücretim.... 2- Son zamanlarda dediğine göre eskiye göre kötü giden bir şeyler var demektir. CD'yi çizdirmiş olabileceğin gibi daha da kötüsü bilgisayarın bulaşıcı bir virüse yakalanmış olabilir. Hastalığının CD okuma ile ilgili olduğu kesin. Rom'unu bir gözden geçir derim. 3- Bu sorduğun soruyu belirsizlik yasası üstadı Werner Heisenberg bir duysa tanrı seni korusun kemikleri mezarından çıkar...., neyse; Menajerlik oyunu önceden oynardım |Amiğa zamanında). Ama nedense son 2 yıl içinde “futboldan tiksinme ve ani kasılmalarla birlikte şiddetli kusma” hastalığına yakalandığımdan, futboldan köşe bucak kaçıyorum. Anlayacağın hiçbir futbol oyununu oynamıyorum. e 4- Her şeyden önce Ülkemiz sınırları içinde oldukça gavur kaçan Buz Hokeyi'nden hoşlanman gerekiyor. Buz Hokeyi'nden hoşlandığını varsayarsak soruyu cevaplamamız gerekiyor): NHL süper bir oyun, alınırsa herkes oynayabilir ve almaya da değer. 5- Evet çok güzel! Evet Doğuş, ben de sana teşekkür ederim ve mektuplarının devamını beklerim. Bu arada sen Karadenizli misin? HOLY EDİTÖR: ANLADIĞIM SENİN İYİCE AZITTIĞIN! Merhaba Zebani Daha bilgisayarım geleli bir buçuk ay olmadan bir takım oyunlar beni çıldırtmayı başardı. Lafın kısası sana birkaç sorum olacak: 1- Herifler Twinsen's Odyssey gibi güzel bir adventure yapmışlar fakat menüye bir Load seçeneği koymamışlar. Klavyede F3 load görevi görüyor, fakat basınca ne bir menü çıkıyor, ne de başka bir şey. Ayrıca “save” seçeneğine girip Backspace'e basınca “Cancel”, “Destroy” diye iki seçenek çıkıyor. Daha oyunu doğru düzgün oynayamadım (hep en baştan). Şu karmaşaya lütfen bir çözüm bulun. 2- Redneck Rampage'de “Outskirts”de “Sewers” adlı bölümü geçemedim. Gezmediğim yer, basmadığım (ateş etmediğim) düğme kalmadı. Şu bölümü nasıl geçeceğim? 3- Blood'da ikinci bölümün sonundaki karanlık tünelde “Secret Place” olduğunu derginizden okudum. Fakat trenin altında kalmaktan kendimi alamıyorum. Açıklama lütfen? Sorularım şimdilik bu kadar. Bir daha ki mektuba kadar hoşça kal. Gökhan Erton Zebani: Dünyada tek bir bilgisayar yoktur ki insanı çıldırtmasın. Bu aletler karşısında insanın, ruh fırtınalarının çekimine kapılması her zaman mümkündür. Hatta bu konuda bir tane bilim kurgu kitabı bile var. İsmi Colossus. Bence her bilgisayarcı Türk genci bu romanı bir yerlerden var) bulup okusunlar. Sen yine iyi dayanmışsın bir buçuk ay. Ne derler buna Türkçe de, peygamber sabrı mı? Neyse daha fazla çıldırıp Bakırköyü boylamadan sana yardım edeyim bari: 1- Bak şimdi, eğer oyunu CD'den oynuyorsan böyle bir seçenek çıkmaz. Çünkü oyun CD'den direk olarak oynanabiliyor. Ama eğer Install edersen dilediğin tüm menüler emrine amade olacaktır. Ancak Install ettiğin halde böyle bir şeyle karşılaşıyorsan, oyunu aldığın yere bir baskın düzenleyebilirsin. Bir de uyarı: Ne kadar acemi olursanız veya bilgisayarı yeni almış olursanız olun, bunu asla ama asla bilgisayarcınıza yansıtmayın. Ve bunu neden söylediğimi de sormayın. Şimdi aşağıdaki cevaba geçin hemen. 2- Outskirts dedin iyi ettin de Sewers hangi level oluyo hatırlayamadım. Adıyla değil de haritasıyla anlatsaydın belki yardımcı olurdum. Gözlerini biraz daha iyi aç derim, cheats dene demedim yalnız dikkat et. 3- Demek sen de Efe'nin oyununa gelip olmayan Secret bölümü bulacam diye trenin altında kalıp duruyorsun öyle mi! Sen iyisi mi bırak trenle uğraşmayı oyununa bak, Efe'den senin gazabını da ÖYS çıkaracak zaten bu sene. Evet umarım çıldır nöbetlerin biraz olsun azalmıştır. Eğer hala azalmamışsa “Türkiye, Bilgisayar ve Çıldırmanın Sınırlarında” isimli kitabımı oku... ZEBANİ: BUNDAN SONRA BÖYLE, İSTERSEN... Merhaba Zebaniş Naber? Beni sorarsan pek iyi değilim. Aslında üniversiteyi kazandım fakat ruh sağlığımı kaybettiğimi düşünüyorum. Sorularıma başlamadan önce senin hakkında bir şeyler söylemek istiyorum (merak etme, ben bazıları gibi “şöyle olmalısın”,”böyle olsa” diyenlerden değilim). Amatör bir çizersin ve kaçınılmaz olarak çizgi roman okuyorsunlokumuşsun. Bilimkurgu kitaplarına meraklısın. Geçmişi pek iplemiyorsun, geleceği düşünüyorsun (bunu ben uydurdum ehehe). İnsanlar ve hayat hakkındaki düşüncelerini ise ucundan yakaladım gibi geliyor ama en iyisi bunu geçelim. Sonuç olarak seni ve yazılarını seviyorum. Köşenin daimi okuyucusu olacağım (holy editörlere duyurulur| vs. vs. 1- Rama'ya niye bu kadar kötü bir oyunu layık görmüşler? 2- Dune nasıl bir seri? Hemen çok güzel deme, yani politika mı ağır basıyor, bilimkurgu mu? 3- Premier Manager 97'de Promanager oynuyorum. Üçüncü ligdeyken hiçbir adam transfer edemedim. Sonra hırs yaptım şampiyon olarak 2. Lige çıktım ama hala kimseyi transfer edemiyorum. Üçüncü lig oyuncuları bile gelmek istemiyor bana... Eee daha ne bakıyon, soru bu işte. Niye bana gelmiyorlar? 4- X-Com 3'de Ufo'ları bir türlü düşüremiyorum. Sen nasıl beceriyorsun? (ya da becerebiliyor Pekala sorular ve mektup bu kadar. Umarım mektubumu beğenirsin ve yayınlarsın. Bu arada sayfa ve yazı için özür dilemiyorum. Çünkü evde bulabildiğim en iyi kağıt bu ve yazım her zaman kötüdür. Be GOOD Mustafa Ardıç Zebani: İyidir, sağol. Hakkımda yazdığın şeyler hoşuma gitti. Çizgi roman okuduğum ve bilim kurgu kitaplarına olan merakım hakkında yazdıkların doğru. Çizer değilim ama Model Maker'im (3D olayı). Normal olarak kağıda bir masa bile çizemezken, 3D olarak yapamayacağım şey yoktur |İhemen hemen). Geçmişi, geleceği, insanları ve hayatı şimdilik boşver. Köşemin daimi okuyucusu olman gururumu |nedir ki gurur?) okşadı. Holy editörler ise kıskancından geberdi, göbekleri patladı. Sağol. İşte cevaplar: 1- Oyunu yapanlar belli ki gazetelerin bulmaca sayfalarıyla fazlaca haşır neşir olmuşlar. Yani bu kadar mükemmel bir romanın, ancak bu kadar kötü bir oyunu olabilir. İbret olması açısından TV'lere haber olmalı bence. Hatta programcılar bulunup bir an önce uzaya fırlatılmalılar. 2- Çok güzel (hehe). Birçok şey ağır basıyor: Politika, Bilim kurgu, Macera hatta ve hatta aşk bilem var. 3- Futbol oyunlarından uzak duruyorum demiştim, menajerlikle de aram yok ama senin için sordum soruşturdum, PM97'de transfer yapmak için assistant kiralaman gerekiyormuş. Sonrası bastır parayı istediğini al olmalı. 4- Ufolar belirir belirmez, hemen üzerlerine uçan yok edicilerini göndermelisin (walla isimlerini unuttum). Fakat çok hızlı olman gerekiyor. Hatta bunun için Ufo'ların geldiği Dimension Gate'in yanına bir tane uçak bile dikebilirsin (bu uçağın ismini de unuttum walla). Yazın için bir şey diyemiycem. Gerçekten kötü. Hatta kağıtta bu soruların yazılı olup olmadığından emin değilim. Eğer bu soruları sorduysan bir mektup daha yolla açıklama için. Ama güzel yazmaya çalış. May the god be with you, brother, Bu arada zebaniş kim? HOLY EDİTÖR: İSTEMEZSEM NE OLACAKMIŞ? Merhaba Zebani Nasılsın? İyisindir inşallah. Köşene bayıldım. Geçen aykini tekrar tekrar okudum (eylül). Sorulaaaaar (çok salak başladım galiba. “in vertigo you will be” for holy editör after 1- Masaüstü veya bilgisayar FRP ne demek? Ne farkı var? Nedir, ne değildir? remorse no repent, we don't care what it meant” ama ben care what meant| 2- Diabloya bayıldım. Oynamaya doyamıyorum... Şimdi ben de FRP'yi sevmiş mi oluyorum? (“oğlum yemek vakti kapat şu bilgisayarı artık”.”Senitarium, just leave me alone”) 3- Ben ROCKOON'da bateristim...N'olur mektubumu yayınla da yap şu kardeşlerine bir iyilik, adımızın duyulması bakımından (“when we start to rock, we never want to stop again”)

4- Metallica dinlediğini öğrenince çok sevindirik oldum (You the phantom lord) 5- Bana lütfen hiçbir oyun tavsiye etme (Who we are, ask forever, never (alakasız oldu|). Mektubumu yayınladığın için şimdiden teşekkür. Onur “f... it all and f...in” no regrets” Öztürk Zebani: Eylül Overdose gerçekten çok iyi oldu. Halktan tebrik mektupları yağıyor. Ali Kırca, Siyaset Meydanı'na baş konuşmacı olarak davet bile etti beni |O da Overdose Neyse ben de “| will be an Engineer” diyorum ve cevaplara başlıyorum: 1- Birisi Masanın üstüne çıkılarak oynanan, diğeri de bilgisayarın karşına geçip gözlerin kör olmasını sağlayan FRP diyeceğim kısmen doğru olacak. Masaüstü, bir grup kurularak hastaları olmayan cinsten) zar, dungeon master, kitap ve bolca zararlı yiyecek eşliğinde oynanan ve yerine göre çok eğlenceli olan bir FRP çeşidi. Bir tür tiyatro da denilebilir. Diğeride bunun bilgisayar karşısında yapılanı. Bu arada “mr. And Mrs. Brown are going together to the cinema” 2- Teoride ve bilgisayarda evet. Ama Diablo işin biraz kolay ve Action tarafı. Fazla detay yok anlayacağın. Sen bir de Masaüstü FRP'yi denemelisin. Fakat masaüstü FRP gerçekten de hiçbir psikoloğun yapamadığı bir Psikolojik analiz yapar ve sen farkında olmadan Psikolojini ele verirsin. Yani önce kendini tanı, sonra oyna diyorum. Ve “Lara Croft is one the sexy women that | ever seen” 8- Bakın insanlar, bu arkadaşlar ROCKOON adlı bir rock grubu kurmuşlardır ve bu kutsal müziği yaparak, insanların kendilerine ilgi ve saygı göstermesini beklemektedirler. Saçma sapan bir pop çağında yaşadığımızı göz önüne alarak bu arkadaşlara elimizden gelen desteği vermek birincil görevlerimiz arasında yer almalıdır. Duyduk duymadık demeyin. “All | know is the Holy Hıyarı toposh'dur” 4- Dinlerdim. Ama artık dinlemiyorum. Hatta ve hatta onları sevmiyorum. Benim için öldüler. Sad but true... 5- Harikasın. Süper. Seni en düşünceli Overdose okuyucusu olarak ilan ediyor ve Ramiz Taşkınlar ile birlikte aynı otobüste önde oturmak suretiyle onurlandırıyorum (Ramiz'in yanına hamile kadın oturmuşsa onu kaldır). “No more mr. Nice guy” Benden de sana teşekkür ve eğer grubunuz kaset veya demo çıkarırsa bana bir tane gönder. Şunu da hiçbir zaman unutma: “Overdose increases your Sick addiction”. ZEBANİ: ALTI SİYAH SAYFA İLE BAŞBAŞA KALIRSIN! Merhaba Zebani Bu sana ikinci mektubum fakat ilkini yayınlamadın. Sorulara geçmeden önce sana faksla veya E-Mail'la mektup yollarsam yayınlar mısın? Bunu dergide yaz ve beni aydınlat. Şimdi sorularıma geçiyorum: 1- Piyasada içinde 500-750 görev arasında değişen C&C için CD'ler görüyorum. Bir tanesini aldım hatta, fakat çalışmadı. Merak ettiğim şey bu kadar görev bu CD'ye nasıl sığıyor? Madem sığıyor, neden Westwood 15 tane level koyuyor? 2- Samurai Spirit'i ne zaman açıklayacaksınız? Eğer açıklayacaksanız hareketleri de yazmanızı tavsiye ederim. 3- Fifa 98 ne zaman geliyor? 4- Bu da size bir haber: Tiberium Sun benim anladığım kadarıyla uydurma değil. Westwood'a bir E-mail attım ve bu soruyu sordum.

BE VU

Tavsiye Sormayın hem sizi hem de bizi azaptan kurtardığı ikinci zafer ayına giriyor. İşte bu ayın sormamanız gerekenleri.

REAL TIME STRATEJİ ADVENTURE 1- Command & Conguer 1- Atlantis

2- Red Alert 2- Toonstruck 3- Dark Colony 3- Broken Sword 4- Warcraft 2 4- Titanic 5- Larry 7 STRATEJİ 1- XCom3 SPORT-Manager

2- Theme Hospital 3- Dungeon Keeper 4- Warlords 3 5- Birthright

1- Premier Manager 97 2-U.S.M 2 3- Player Manager 2 4- C. Manager 2

DOOM-GİBİN RACING

1- Hexen 2 1- Need for Speed 2 2- Ouake 2- Carmageddon 3- Blood 8- Motoracer 4- Outlaws 4- Grand Prix: Formula 1 5- Heretic

FRP 1- Daggerfall 2- Diablo 3- Magic The Gathering

6- Redneck Rampage

SPORT-Football 1- FIFA 97 2- Sega W. Soccer 3- Sensible W.W.Soccer SPORT-Basketball

1- N.B.A Live 97

ACTION 2- N.C.A.A 97 # 1- M.D.K 2- Tomb Raider FIGHTING 3- Time Commander 1- Xmen

4- Perfect Weapon 2- Virtua Fighter 2

3- Mortal Kombat 3

Cevapta 97'nin son çeyreğinin sonuna doğru çıkacakmış. Strateji sevenlere (bana) duyurulur. 5- Film CD'lerinin fiyatı nedir? Mesela The Lost World? 6- Sence oyun firmaları arasında en iyi firma hangisi? 7- Hani derginin en son sayfasında yazarlarınızın resimlerini koyuyorsunuz ya, bir kere de gerçek resimleri koyun. 8- Allah aşkına siz bu Serkan'dan ne istiyorsunuz. Bu çocuk o kadar beyinsiz mi? Serkan korkma ben arkandayım Eveeeeet sorular ve tavsiyeler bu kadar. Zebani bu mektubu yayınla. Yayınla ki yenileri gelsin. Bu bir TEHDİT'tir. Şükrü “Cimbom” Yıldızel Zebani: Yayınlamadığım ilk mektup sahipleri derneğine şikayetlerini bildir bence. Bu dernek teorik olarak “Zebani'nin çürümüş kalbini gümüş tepside görmek istiyoruz” ilkesini benimseyip harıl harıl beni aramaktadırlar. Tek ümidim ikinci mektuplarını yayınlayıp bu lanetli güruhun bir an önce beni affetmesi. Sen de söyle onlara bu isteğimi. E-Mail'lere cevap olayı yakında başlayacak da sorun diz boyu). 1- 82.000 kere dedim sana değil mi abartma diye? Ne 500'ü, ne 750'si abi? Bu görevler topu topu 75 ile (ila da olur) 100 arasında değişir. Ayrıca bir CD'ye koskoca Britannica ansiklopedisi sığıyor da bu niye sığmasın. Programcılar bunun için para alıyorlar zaten. 750 görevin hepsini birden koymamalarının tek sebebi sıkıntı. Bu arada ben 750. görevde takıldım. Bilenler bana cevap yollasın (ehehe). 2- Bazı yazarları Japonya'ya yolladık araştırma ve inceleme için. Geri dönmeyi başarırlarsa açıklayacaklar. Bu işin şakası ama eğer Holy hıyarının keyfi gelirse belki yazarlardan birisine açıklatır. Benim “şu oyunu veya bu oyunu açıklayın bakiim” şeklinde hiç ama hiçbir yaptırımım yok. 3- Fifa 98 önümüzdeki sene gelecek diye bazı söylentiler var. Bu söylentileri de biz çıkardık. Yani işin doğrusu bilmiyorum (bilmiyoruz).

Son albümü çıkmadan 1 ay önce elimdeydi ve çok beğendim. Gerçekten iyi bir performans yakalamışlar. Tebrik etmek lazım. 2- Lighthouse'un açıklamasını yayınlamayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız yardım elini bir uzatsan iyi olur. Denizaltı yolculuğu sonunda geldiğim yerde elektrik olayını hallediyorum. Fakat kereste kesip karanlık ada da köprü kurmaya çalışırken yaratığın teki gelip bozuyor. Ne yapmalı? 3- Biraz eskimiş ve hakkında soruların bitmediği bir oyun ama Red Alert'de Allied'ların son bölümünde koskoca sovyet ordusu nasıl yok edilir? Köşende her ay ileri gittiğin bir gerçek. Ayrıca Mac'de bir büyüktü ama sen de onun kadar büyüksün ve Mac'i aratmıyorsun. Game Show seninle de en az Mac'le olduğu kadar muhteşem. Gencer “Can't be without Game Show” Güvenç Zebani: Bak bu senin gönderdiğin ilk mektubu yayınlıyorum ve kendine dikkat et diyorum. Diğer ilk mektup sahipleri “senin ne özelliğin var lan, gel bakalım buraya” diyerek kafa derini yüzebilirler. Dikkatli ve soğukkanlı ol. Boş tehditlere aldanma, korkma. Azrail'in gözlerinin içine bak ve ona “işte karşındayım, eğer öleceksem de ayaklarımın üzerinde öleceğim, dizlerimin üzerinde değil” mesajı gönder (nasıl yaparsın bilemem). Sonra bu kadar abarttığım için gel beni bir güzel döv, ısır, cimcikle 1- Megadeth'in son albümünü ben de çok beğendim. Sanki yeni bir Trash müziği mucitleri gibi geldi bana. Ben Dave Mustaine'le IRC'de chat yaptım ve bana “senin eleştirilerin olmasa böyle bir albüm çıkaramazdık" dedi. Ben de tebrik ettim. 2- Hıyar Holy editör “hayır şu anda düşünmüyoruz ama Umberto Eco hocamın da dediği gibi bu hiçbir zaman düşünmeyeceğimiz anlamına gelmez epistomolojik olarak” gibi bir şeyler zırvaladı. Ben de oynamadım açıkçası. Ne desem bilmiyorum.

4- Bu oyun öyle bir merak konusu oldu ki, artık gelse de oynamayacağız, oynatmayacağız, açıklamayacağız hatta ve hatta geldiğini inkar edip hayallerimizin peşinden koşmaya devam edicez. 5- Lost World'ü seyretme bir kere. Felaket kötü bir film. Godzilla bile çok daha iyi. Adamlar baktılar ki dinozor olayı tuttu, ceplerini dolduruyor, bol bol efekt yığıp sıradan “yeniden canlandırma” gibi bayat bir senaryo ile yeni yeni 3D dinozorları filmin orasına burasına serpiştirip “seyredin işte, tüketin ve soru sormayıp, eleştirmeyip memnun kalın” mesajları ile filmi gayet güzel kakalamışlar. Reklamların ve medyanın dolduruşuna gelmeyin sakın. Ha unuttum ya sen fiyat soruyordun di mi? tüh! Neyse 20-25 dolar arasında değişiyor filmler (birisinin “Lost world nasıl?” demesini bekliyormuşum demek ki. Toplumsal boş konuşma damarım kabardı idare et. Sen de idare et hıyar holy!!). 6- Bu soruya tek bir cevap vermem hem doğru değil hem de diğerlerine haksızlık olur. Zaten oturup da düşünmedim hiç en iyi hangisini olduğunu. Ama eğer bana “gelmiş geçmiş en iyi oyun firması hangisi” diye soracak olursan “Cinemaware” derim (eskiler bilirler). He he he hile © yaptım 7- O resimlerin sahte olduğunu mu düşünüyorsun? Onların hepsi gerçeğin ta kendisi. Dergice şahsiyetsiz olup, duruma göre Bukalemun gibi şekil değiştirdiğimiz için orada çıkan resimler tamamen doğrudu!. Hatta Fotoğrafçımız bizim resmimizi çekmeyi reddediyor bazen. Korkudan. 8- Bu konu hakkında bakınız: geçmiş Game-Show sayıları ve serkan mavraları engin abla ve mac yazıları). Zaten tehdit mektupları almaya alıştım. Hatta böylesi daha eğlenceli olmaya başladı. İnsanların isteklerini yerine getirmesinde “zar zor” metodlar kullanmasını görmek tam bir deneyim oluyor ((hihi). HOLY EDİTÖR: NE O TEHDİT HA! Sevgili Zebani Bu sana yazdığım ilk mektup ve köşeni beğenerek takip ediyorum. Köşenin muhteşem olduğunu ve sorulara verdiğin çözümlerin gerçekten etkileyici olduğu kanısındayım. Neyse gelelim sorulara: 1- Senin de en az benim kadar Megadeth'le ilgilendiğini sanıyorum.

Nasıl nasıl yok edilir yaa?! Aslanlar gibi savaşıyorsun, arkanı sağlama alıp saldıracaksın bitireceksin. Yaptığın iltifatlara teşekkür ederim Elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Bundan sonra da yapmaya çalışacağım ve artık bugünkü alçakgönüllülük sınırımı da aşmış bulunuyorum. Şimdilik hoşça kal. ZEBANİ: SEN DE KAFASI KARIŞIKLARDANSIN GALİBA? Sevgili Zebani Öncelikle sana Game Show hayatında başarılar diler, devamını ümit ederim. Sevgili Murat Adanç'a ise yeni hayatında sağlıcakla kalmasını dilerim. Sırada sorular: 1- Son günlerin moda oyunu Dungeon Keeper. Sence nasıl? Almaya değer mi? 2- Larry 7'de hileli zar yapmak için tuvalet kağıdı ve zımpara lazım diyor 28. sayıda. Tuvalet kağıdını buldum. Ama zımparayı bulamadım. Nerde bu zımparaaaaa? 3- Bence köşen çok otostik olmuş. Bu laftan sonra bana çok teşekkür edeceğini biliyorum. “çok mersi, çok mersi, geliyor elimin tersi”. 4- Bi bilgisayarcıya gittim ve ondan fiyat aldım. Aldığım fiyat şöyle ben ona AMD75 cpu vericem (kendi Cpu'mu), o bana Intel 166 Cpu verecek. Bende üstüne 140 $ ekliycem. Sence bu fiyat iyi mi? mantıklı mı? 5- Bana tavsiye edebileceğin güzel bir F1 türü yarış oyunu var mı? Şimdiden her şey için teşekkürler Enver İşman Zebani: Murat Adanç'ın dergiden ayrıldıktan sonra yeni bir hayata başladığını hiç sanmıyorum ama neyse. Hayat meselesi değilmiş gibi geliyor bana. Siz şimdilik başarı dualarınızı esirgemeyin benden. onlarla ayakta duruyorum bakmayın siz (he he). Evet cevaplar. 1- Dungeon Keeper güzel bir oyun. Özellikle Underground bir ruh taşıyan tüm karanlık tiplerin bu oyundan hoşlanacağı kesin. ve dinamik. Almaya değer yanı. Alın bunu. 2- Senin bulduğun tuvalet kağıdı zaten zımpara kadar sert olduğundan başka bir zımpara kağıdı aramana hiç gerek yok. Zaten arasan da

1- Her şeyden önce Overdose, zaman ve mekan ne olursa olsun, önüne ne kadar engel birikirse biriksin yılmadan savaşacak, hatta ve hatta evren büzülüp yok olsa da, bilinen tüm biçimlerin ötesinde var olmaya devam edecektir.

2- Overdose yayılmacı bir politika izleyecek ve bu amacının gerçekleşmesi doğrultusunda, kendine has yöntemleriyle ve serbest bir vicdanla harekete geçerek elinden geleni ardına koymayacaktır.

3- Overdose'a gelen her mektup ve karşılığında verilen her cevap gerçektir (ben de dahil). Diğer bütün şeyler kurgudur (kel alaka). 4- Overdose sayfaları siyah üzerine beyaz yazılı olacak ve bunun karşısında olan(lar) anında geri püskürtülecektir. 5- Overdose'un yazılarına ve içeriğine burnunu sokma cesareti gösteren tüm canlılar tarafımdan deformasyona uğratılacak, hala ısrarlı olanların da yaşama sevinci elinden alınacaktır.

6- Overdose'a gelen her mektup değerlendirmeye alınmakla birlikte, bu konu da şüphesi olanlara intihar telkin edilecektir 7- Overdose'un varlığını tehdit eden en önemli unsur Holy Editör'lerdir. Bunları yok etmek için, fırsat bulunur bulunmaz A planına geçilecek, olmasa B planına başvurulacak, o da olmasa C planı uygulanacaktır.

8- Ancak A planı psikolojik ve sosyolojik sebeplerden dolayı açıklanmayacaktır.

9- Zaten B ve C planları da şu anda inşaat halindedir.

10- Overdose'un görevini tam olarak yerine getirebilmesi için gereken lojistik destek, şirket tarafından karşılanmalıdır, karşılanacaktır.

11- Karnım acıktı, Diet Kola isterim, yeni klavye, yeni mouse, Para da bitti..

12- Overdose yazarı bundan sonra oyun açıklamayacaktır. Bu konudaki tüm talepler esef ve ibret verici bir şekilde sonuçsuz kalacak, inat ve ısrar halinde ise

Almanya'ya kaçılacaktır.

13- Overdose dergideki tüm yazarlarla iyi ilişkiler içinde olmaya özen gösterecektir. Karşı tarafın bu özeni suistimal etmesi halinde takınılacak tavır ve sonucu gazetelerin 3. sayfasında geniş olarak yer alacaktır.

14- Bu bir Diğerlerinin aksine basılamaz, çoğaltılamaz, cut, copy, paste, find, replace, go to.. yapılamaz. Hatta izinsiz okunamaz bile

15- Bitti bulamayacaksın. Kısaca sen zarları tuvalet kağıdı ile hileli zar haline getir bakalım. diyesim geliyor ama bunu kastetmedin umarım (kafan ağır geliyor herhalde sana!). Neyse senin için duvarlara “sadece ölü getirene” diye başlayan bir ilan astım haberin olsun. GameShow'da bana 10 mafya babası acımasızlığındadır derler. 4- Bak şimdi bir bilgisayarcıyla anlaşmaya vardıysan eğer, o anlaşma mutlaka ama mutlaka bilgisayarcının lehinde olmuştur. Ne kurttur onlar sen bilmezsin. Bence söz konusu bilgisayarcılar olunca bir miktar şüpheci ve bolca da paranoyak olmak gerekiyor. Teklifini ve karşında alacaklarını tekrar tekrar gözden geçir ve bıkmadan usanmadan sorular sor. Her ne kadar bu teklifin iyi gözükse de. 5- Hayır. Ben de bir şey değil diyorum ve sürekli mektup göndermeni bekliyorum. Bay bay... HOLY EDİTÖR: TAMAM, UZATMA DA İŞİNE BAK SEN. Selam Zebani Valla aferin yani. Overdose'da bize Macbeth'i aratmıyorsun doğrusu. Her ne kadar Mac'e üzülmüş olsam da elden ne gelir? Ne demişler “denize düşen zebaniye sarılır”. Bu arada umarım başın Holy editörle derde girmiyordur, Neyse: 1- Yaw bu Lighthouse'da eve giriyorsun, sağdaki ilk odaya giriyorsun ve rafların arkasında lanet olasıca bir kasayla karşılaşıyorsun. Bir mektuptan şifrelerinin 5-18-24 olduğunu öğrenip şey gibi! ortada kalıyorsun. Valla açamadım bu kasayı !? 2- Duyduğuma göre yakın gelecekte (A.J - After Judgement 2037) Daggerfall SVGA olarak çıkıyormuş? 3- Daggerfall'u aldığımda kutusuna bir de baktım ki “Chapter 2: Elder Scrolls” yazıyor. Bunun bir de Chapter 1'i mi vardı yani? 4- ne zaman geliyor yaaa? Aylardır reklamını görüyorum. Bu arada gitmediysen kesinlikle “Scream” e git. Zebaninin (pardon katilin) biri var, önüne geleni kesip biçiyor... 5- Larry'de şu lanet olasıca karanlık odaya 2. kez nasıl gidilir? Havalandırma bir işe yaramıyor. 6- Şu lanet olasıca Red Alert'de falan ne buluyorlar anlamıyorum. Oyunu az daha bitiriyordum, sonlara doğru iyice sıkıntıdan fıttırıp kendi adamlarımın üzerine Tanya'yı saldım. Oyun çok monoton bence (hepsi aynı: KKND, C&C, Counter Strike...). Bu güne kadar bir tek Warcraft 2 ile Civ2'yi çok sevdim, onlardan da ayrıldım. 7- Atlantis gerçekten de o kadar güzel mi? Almaya değer mi? Çözümünü vermeyi düşünüyor musunuz? Sana, size, sizlere tüm yayın, oyun, cheat, ablalık, ve Overdose hayatınızda Cihan “psycho” Beşiktepe Zebani: Teşekkür ederim ama Overdose'u illaki de Macbeth'le kıyaslamayın bence. Burasını başkasının yerine gelen bir köşe olarak değil de tamamen yeni ve kendi halinde bir köşe olarak algılamanız daha doğru olur. Ayrıca neden denize düşmeyi böyle tehlikeli bir şey olarak anlıyorsunuz bakiim. Ee siz böyle anladıkça tabii bana sarılacaksınız. Sizi gidiler sizilili... Holy meselesine ise hiç girmiyorum. 1- Kasaya tekme atmayı dene diyeceğim hiç olmayacak. Walla daha önce de belirttiğim gibi Lighthouse'u hiç oynamadım. Holy hıyarına baskı yapın da açıklasın bu oyunu. Ben şu anda onun aleyhinde sonuçlanacak vahşi cinayet planları yapmakla uğraşıyorum. 2- Evet SVGA olarak çıkacak ve yılbaşına kadar hazır olması bekleniyor. Zaten yılbaşı oyun firmaları için oldukça önemli olduğundan Daggerfall da yılbaşında çıkıp bomba patlatabilir. Kahinsel (ne?) güçlerimi kullanarak Tiberium Sun'ın da yılbaşında çıkacağını öngörüyorum (Tam bu anda gökgürültüleri ve yağmur başlar). 3- Vardı tabii ya: Arena Elder Scrolls. Yaklaşık 5 senelik bir oyun olan Arena o zamanlar çok moda olan doom-gibin frp'lerin ilk örneklerinden bir tanesiydi. Ama Arena'da bug doluydu haberin olsun. 4- uzaylılardan aldığım son sinyallere göre 3 Ekim cuma günü 2600 sinemada birden gösterime girecek (hani olur ya Amerika'da). Scream'e tabii ki gittim. Wes Craven dostum yapar da ben gitmez miyim. Fakat sen filmi yüzün perdeye ters dönük olarak seyrettin galiba. O filmde bir tane zebani (pardon katil) değil, iki tane zebani (pardon katil) var. Sen Halloween'i seyretmiş olmayasın? O filmde bir tane Zebani (pardon katil) vardı. Bu arada gerçek katil (pardon zebani) hala yaşıyor. 5- Bir kere o adaya 18 yaşın altındakiler girmesin, girerse de sesleri kapatsın. Şincik sen o odaya girdiysen ve don paça cıbıldak kaldıysan işini bitirmişsin demektir. Hala niye oraya girmekte ısrar ediyorsun ki. Seni gidi seniiii hoşuna gitti di mi? 6- Bak şimdi bir oyunu alıp son bölüme kadar oynadıktan sonra “sıkıldım” diyerek o oyunu aşağılaman biraz saçma olmuyor mu? O oyunu alıp oynayanlar demek ki senin anlamadığın veya anlamak istemediğin bir şeyler bulup zevkle oynuyorlar. Hem sen sakın son bölümü geçemediğin için Tanya'yı kendi askerlerinin üzerine salmayasın? Hı? 7- Atlantis gerçekten o kadar güzel oyun. Fakat sen monoton bir yer bulup oyunu sıkıntıdan fırlatıp atabilirsin. Diğer bütün hallerde oyun çok güzel. Alınır... Bizden de sana mektup gönderme hayatında (ne demekse) başarılar. Hoşça kal. ZEBANİ: SENİN PARANTEZLERİN NASIL HOLY HIYARI, EHE! Merhaba Zebani

Öncelikle seni tebrik ederim. İlmi ii an İ,, bence renklendirme beyaz üzerine siyah olsun, böyle insanın içi kararıyor ya!! Bu arada orada havalar nasıl? Ben burada güneşin, denizin bisikletin tadını çıkarıyorum. Neyse sıra sorularda: 1- Abi son zamanlarda bir Tiberium Sun'dır gidiyor. Nedir bu? Yenir mi? İçilir mi? 2- Sim Streets ne zaman çıkacak? 3- Geçen aylarda —-” verdiğiniz NFS2 cheat'lerinden Ford Indigo ile ilgili olanı her türlü kombinasyonu denememe rağmen beceremedim. 4- Dediğin gibi Psikolojik baskı uyguluyorum: “gözünüzün yağını yiyeyim CD verin, yoksa intihar ederim!” 5- Larry 7 mi? Discworld 2 mi? Last Express mi? Hangisini alayım? 6- Broken Sword'u almayı düşünenler! — (biraz geç kaldım ama görev kutsaldır). Türkiye'dekilerin hepsinde 2 no.lu CD bozukmuş, ona göre; ' tabii yaklaşık 60$ verip box almazsanız (kaynak sağlam)|. Yeni köşende başarılar. Böyle devam et, nasıl olsa benzin bizden Ragıp “Psycho” Zık Zebani: Performansımı Shell motor yağına borçluyum (abartmıyorum demiş miydim?). Renklendirme konusunda ise bakınız: Overdose Manifesto. Burada havalar gayet iyi. Biz de hüzünlü ve romantik sonbahar mevsimin tadını çıkartıyoruz; ne var? Kıskanacağımızı mı sandın? Çatla, patla... 1- Ne yenir, ne içilir, ne olduğu da belli değildir. Canımız sıkılmasın diye tarafımızdan uydurulmuş bir söylenti, bir Mit'dir aslında. Eğer mitolojiye inanıyorsan, Tiberium Sun'ın bir gün dünyaya inip insanların merak duygularına doyurucu bir tatmin getireceğini bil yeter. 2- Tüm akıllı oyunlar gibi yılbaşında çıkacak (tır herhalde). 3- Bu, Mert'in verdiği ilk sorunlu Cheat değil, sonuncusu da olmayacak (kendi sözlerinden alıntıdır, yüzsüz herifin). 4- Yaw eskiden intiharlar da bir başkaydı be. Mesela çoğu intihar umutsuz veya imkansız aşklar üzerine olurdu. Sonra toplumsal talihsizliğimizin sürekli aleyhimize işlemesiyle bu intiharlar “geçim derdi” kimliğini kazandı. Ama yeni moda intiharlara bakın siz: “CD vermeyen bir dergiye daha fazla dayanamayan Ragıp Zık (parantez içine yaşını koy), kendini banyoda asmak suretiyle intihar etmiştir. Talihsiz Ragıp'ın arkadaşları....” 5- Üçünü de al derim ben. Ama ilk tercihin Larry 7 olsun 6- İşte düşünceli bir okur daha. Ragıp seni de Yüksek Overdose nişanı ile onurlandırıyorum fakat, otobüste yer kalmadı be abi, idare et artık ayakta (hehe). Tabii ki benzin sizde ama birisinin de o benzini işler hale getirmesi gerekiyor değil mi? Senden sürekli benzin bekliyorum. Hoşça kal. Evet yine bitti işte. Bu bitişlere bir dur demek isterdim. Başlangıçlar da içime dolan sevinç duygusunun yerine hep bu bitişlerin hüzünlü havası mı gelmeli? İşte cevabını bilemediğim bir soru daha? Sorular hep var zaten, bol bol. Fakat iş cevaplara gelince: Hepsinin üstü kalın perdeyle örtülü. Ah bir kaldırabilsem o örtüyü, acaba karşıma çıkana hazırlıklı olabilecek miyim? Hala ayakta dimdik durabilecek miyim? Gözlerimi kaçırmadan, izleyebilecek miyim? İşte yine aynı şey: Bolca sorular. Cevaplar: Yok. Ama en azından sizin sorularınıza cevap verebiliyorum| Kısacası sohbet, tartışma, espri, soru-cevap gibi kavramların bambaşka boyutlarına seyahat etmek isterseniz, içinizdeki kışkırtıcı dürtülerin çılgınca seslerine kulak verin ve bana yazın. Karanlık ve Aydınlığın arasında bir yerlerde bekliyorum. Şimdi tabutuma girmem gerek. Stop.

POLAT "ZEBANİ" YARIŞÇI Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İş Hanı. No:2/5 Beşiktaş 80690 İSTANBUL e-mail: overdose © gsmnet.com