OVERDOSE

marım fazla bekletmemişimdir; Benim Ray-Tube'de bir sorun çıktı da. Bugünlerde teknolojiye de güven olmuyor (hiçbir şeye olmadığı gibi). Bildiğimiz anlamdaki varlık biçimiyle, başka bir varlık biçimi arasında sıkışıp kalmak ve buna uyum sağlamak oldukça zor (size bir şey ifade etmese de). Karşımda duran çerçeveyi "çerçeve" olarak değil de, matematiksel olarak görmenin ne demek olduğunu bilmezsiniz. Gözlerinizin önünde sürekli vızır vızır hareket eden, sağdan sola uçuşan bir sürü sayı ve denklem karmaşası düşünün, bana hak vereceksiniz. Neyse size benim durumumdan daha önemli şeyler söylemeye devam edeyim; nasıl olsa daha sonra benim için vicdan mekanizmalarınızı çalıştırmak zorunda kalacaksınız. Bir süre sonra, keyif ve sefa içinde yüzen iki manyak hükümetçe yürütülen çok gizli bir operasyon sonrasında yakalanıp, kural gereği tüm kamuoyuna teşhir edildiler. Yakalandıklarında milletin cebinden yürüttükleri para miktarı açıklanınca, halk ortaçağdan kalma bir içgüdüyle katliam çığlıkları atmaya çoktan başlamıştı bile. Fakat adalet sisteminin kurallarına göre tüm suçlarını itiraf edip yeniden kazandırılma programına alındılar. 20. yüzyılın barbarlık kokan idam cezaları artık tarihe karıştığından ve var olmuş her insanın hayatına değer verildiğinden, suçlu kişiler ne olursa olsun yeniden topluma kazandırılma programına alınıyorlardı. Bu programa göre suçlu kişilerin toplum zararına işleyen tehlikeli genleri, yapay olarak üretilmiş zararsız genlerle değiştiriliyor ve suçlular hükümet tarafından belirlenmiş başka bir kimlik ve statüyle tekrar toplum içine dönebiliyorlardı. Bu sisteme başta çok karşı çıkan oldu. Yeniden kazandırılma işleminin çok pahalıya patladığını ve suçlu kişilerin tekrar serbest kalıp topluma daha fazla huzursuzluk getirdiğine inananlar vardı. Özellikle entelektüel ve aydın kesimden oldukça sert tepkiler gelmiş, olayın ahlaksal ve felsefi yönü günlerce tartışma konusu olmuştu. Fakat kamuoyu üzerinde daha etkili olan hükümet, böyle bir sistemin toplum yararına işleyebilecek mükemmel bir mekanizma olduğunu kendi yöntemleriyle anlatıp, olayı oldu bittiye getirmişti. Neyse size burada hükümet rejiminin ne olduğunu anlatmayacağım, sıkıcı konular bilirsiniz. Suçlulara yeniden kazandırılma programından sonra ne olduğu hala bilinmiyor. El konulan aletleri ise hükümet araştırma laboratuvarında incelemeye alındıktan sonra, iki manyağın hazırladığı algoritmanın ne kadar tehlikeli olduğu anlaşılmış ve program aletleriyle birlikte yok edilmişti (en azından öyle dediler ama kuşkucu kesim buna hiç inanmadı tabii ki). Fırtına dinmiş, adalet yerini bulmuş ve olay kapanmıştı. Ceplerine uzanan kirli ellerin olmadığı duygusuyla, insanlar tekrar mekanik hayatlarına dönmüşlerdi. Ta ki 5 Eylül 2082 gündüzüne kadar (yoksa 2081 mi? tarihi için pek emin değilim). O gün bilgisayarının karşısında işlerini yapmakta olan herkesi acı bir sürpriz bekliyordu. Evet, her şey yok edilmişti ama yok edilemeyen bir şey unutulmuştu: “Thing”. Tel çerçeveden oluşmuş ve ne olduğu bilinmeyen bu insansı şekil, bilgisayar ekranında tıpkı bir insan gibi yine tel çerçeveden bir sandalyeye tünemiş ve insanlara şöyle bir mesaj iletmişti: “Tüm kayıtlar silindi... Hesaplar silindi... İntikam alınacak”. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilmeyen insanlar çaresizce bilgisayar tuşlarına öfkeyle basmışlar, bilgisayarlarını açıp kapamışlar ama akşam saatlerine kadar “Thing”in şeklini ve mesajını görmekten başka bir şey yapamamışlardı. Ancak ülkedeki tüm önemli kayıt ve hesapların sıfırlandığını gördükleri zaman esas dehşet başlamıştı. Durumun ciddiyetini hemen kavrayan hükümet, tamamıyla bilgisayar uzmanlarından oluşan bir ekip kurmaya çoktan başlamıştı bile. Bu aynı zamanda insanlık ile bilgisayar arasındaki savaşın da başlangıcıydı. Kimilerine göre (ki bunlar genelde umursamazlar takımıydı) bu sadece budala bir oyundu ve hükümetin de böyle bir çocuk oyununa katılmak yerine daha ciddi işlerle meşgul olması gerekiyordu. Kimileri ise (bunlar da şüpheci olanlar) iki manyağın ardından hiçbir açıklama yapılmadığı, hiçbir şeyin yok edilmediğini ısrarla belirtip, hükümeti de bu çok tehlikeli oyuncağı kullanmakla suçluyordu. Kazan tekrar kaynamaya başlamıştı anlayacağınız. Bu arada popüler olan bilgisayar uzmanları ekibi, her gün TV'de, gazetelerde boy gösteriyor ve “heyecanlanacak bir şey yok, her şey kontrol altında”, “20. yüzyıldan kalma basit ve ilkel bir virüs. Herkes kaybettiğini tekrar alacak” gibi sözde teskin edici şeyler zırvalıyorlardı. Fakat tüm sözler, insanları teskin etmek yerine her geçen gün daha da büyüyen bir kitle hareketine ve şiddetli protestolara neden oluyordu. İnsanlar paralarını güvenle teslim ettikleri bankaların önünde toplanıyor, borsa merkezlerine yürüyor ve huzursuzluğu daha da artırıyorlardı. Bir de bunların üstüne tüm bilgisayarların çalışmasında rastlantısal olarak bozukluklar baş gösteriyor ancak bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi çalışmalarına devam ediyorlardı. Kısacası her şey kontrolden çıkmaya hazır hale gelmişti. Hükümet insanlara sakin olmaları konusunda sürekli çağrıda bulunuyordu. Bu karışıklıktan birkaç gün sonra, bilgisayar uzmanları çalışmalarına devam ederken, ekranda yine “Thing” belirdi. Bu sefer tam olarak tel çerçeveli değildi; üzerinde bir gömlek, başında da bir şapka vardı. Mağazalarda satılan ucuz bir oyuncağı andırıyordu. Uzmanlar “Thing”in tekrar ne mesaj vereceğini heyecanla beklerken daha önce geliştirilen bir sistemi de devreye sokmayı başarmışlardı. Bu sistem o anda bilgisayarda hangi programın çalıştığını inceliyor ve istenirse o programın algoritmasının bir kopyasını çıkarabiliyordu. Böylece alınan algoritma inceleniyor ve zararlı bölümleri düzeltilip tekrar aynı programın üzerine kopyalanabiliyordu. Bir tür anti-algoritma da denilebilir. Uzmanlar bu sistemin işe yarayacağından çok emindiler fakat karşılarındaki algoritmanın (artık bir varlık diyesim geliyor) şimdiye kadar olanların çok çok ötesinde olduğunun farkında değildiler. Heyecanla sistemi çalıştırdılar fakat bırakın kopyalamayı, alet tek bir işlem yapmamıştı bile. Şaşkın şaşkın ekrana bakan uzmanlar, büyük puntolarla beliren mesaj karşısında uğradıkları hayal kırıklığını saklayamayacak hale gelmişlerdi: “Beni yakalayamazsınız... İntikam alınacak...”. Bu aynı zamanda hepimizin suratlarında biriken umutsuzluğun da bir mesajıydı. Evet, bilgisayar uzmanlarından birisi de bendim; içlerinde bir tek sağ kalmayı başarabilen de... Overdose başlıyor. Hoş geldiniz diyorum ve hoş bulacağınızı umuyorum. Bu tip durumlarda aslında nasıl bir giriş yapılır, nasıl bir sistemle yazılır hiç bilmem (aslında bilirim de işime gelmiyor). Mesela şu anda karşımda oturmuş sayfa yapmakla kafayı yiyen holy editör hıyarı “tatminsizlik diz boyu” diyerek felsefenin giriş kapısını aralamakla meşgul. Ben de cevap olarak “dünya para üzerinde dönüyor” diyorum alakasızca. Düşünce düşünceyi doğuruyor: “Bir insan bir'den fazla kadını aynı anda sevebilir mi?” diyor holy bey. “Bilmiyorum, sevmek ister deli gönül. Ama buna engel bir toplumsal kod var, onu nasıl yok etmeli?” diyorum işleri daha da karıştırarak. “Onu sorguluyorum işte” diyor holy bey. “İnşaat halinde yani” diyerek gülüşmeye başlıyoruz. Pencereden içeri davetsizce giren gecenin serinliği tenimizi yalayarak düşüncelerimizi tazelememize yardımcı oluyor. Sigaranın dumanı rastlantısal spiraller çizerek sonsuzluğa doğru son yolculuğuna çıkıyor. Kısa sessizliği değerlendiren ben ve holy, kendi evrenimizde keşfedilmemiş yerlere doğru yolculuğa çıkıyoruz. Sonra, işte sonra hep aynı şey oluyor: İç ve dış dünyamız arasındaki çelişkinin rahatsız edici varlığı bizi sözde şimdiki dünyamıza döndürüyor. Holy sayfasının başına geçiyor, ben de bilgisayar ekranının radyasyonlu ışınlarına bırakıyorum kendimi; “Feedback”lere cevap yazmak için. Toplumsal olana dönüyorum, dimdik gözlerinin içine bakıyorum. Çeşit çeşit isteklerle, yardımlarla karşılaşıyorum; “diz boyu tatminsizliğe” geçici reçeteler yazmak için. Overdose kendini buluyor arkadaşlar. Gösterilen ilgi (ve sevgi diyesim geliyor) beni ve GameShow ekibini TATMİN edecek boyutlara ulaştı. Şimdi nasıl davranmalı acaba: Şımarmalı mıyım yoksa düzeyi belirsiz bir alçakgönüllülük içerisine mi girmeliyim? Ne bileyim, karar sizin. Bunu da belirleyecek olan sizlersiniz galiba. Bu ay gördüğünüz gibi sayfa sayımız 6 oldu. Hıyar Holy editörü bir ay boyunca tokatladıktan sonra “tokatlarım” meyvelerini vermeye başladı gördüğünüz gibi. Bundan sonra daha çok mektup, daha çok muhabbet, daha çok soru, daha çok cevap, daha çok istek, daha çok öneri, daha çok cart, daha çok curt (sıkıldım)... Bu ay altı sayfa olmamız beni sevindirdi ama üzen bir şey de var ki o da AMIGA köşemizi kaldırmamız. Kimsenin yüzünü çevirip bakmadığı ve sadece GameShow'un sahip çıktığı bu mükemmel alet, ne yazık ki PC'lerin dünyayı istila etmesinden bu yana üstünde biriken ölü toprağını silemeyerek arz-talep kanunlarının hışmına uğradı. Böyle bir durumda bizim de üstüne bir kürek toprağı dökmekten başka yapacağımız bir şey kalmadı. İnanıyorum ki başka bir yer ve başka bir zamanda tekrar meydana çıkacak, şimdi sanırım dinlenme zamanı. E bu ay da bazı aktivitelerde bulunduk değil mi? evet hadi bakiim. Ayın Oyunu: Walla Theme Hospital. Oyunu oynamaktan yazıyı da geç verdim zaten. Yıllardır radyolarda “kanamalı hasta için acil...” der dururlardı da bana hiç bir şey ifade etmezdi. Oyunu oynadıktan sonra acil ve kanamalı hastaların durumunu daha iyi anladım. Oyunun ilerki bölümlerinde hep aynı şeyleri tekrarlamak (hammallık yapmak) zorunda kalmanız oyunun tek eksiği. Çok eğlenceli hemen alın. Almazsanız gözlerinizi oyar, misket oynarım. Ayın Albümü: Kesinlikle Kreator'ın “Outcast” albümü. Yine “Renewal” benzeri deneysel bir albüm yapmışlar ve tıpkı onun gibi mükemmel olmuş. Bu albümü dinlerken sert ve melodik ritimlerin büyülü atmosferini hissedeceğinize şimdiden garanti veriyorum. Mutlaka alın da sonra dilinizi kesip kravat yapmayayım boynuma... Ayın Filmi: Gene Hackman ustanın döktürdüğü “Dava” bu ayın en iyi filmi. Kötü bir adamı kurtarmaya çalışan genç Avukat'ın, kanunun karşısındaki dramını anlatan ilginç bir film. Klasik Amerikan “dava” filmlerinden çok farklı. Hemen gidin diyorum ve eğer gitmezseniz derinizi yüzüp kendime palto yaparım. Ayın Kitabı: Üüühh bir değil iki tane mükemmel kitabımız var bu ay alınıp okunmayı bekleyen. Biri Kurt Vonnegut Jr. ustanın ilk romanı olan “Otomatik Piyano”, gelecekte makinaların, insanların yerine geçmesini ve insanların kendilerine olan öz saygılarını kaybetmesi gibi sorunları ele alan mükemmel bir roman. İkincisi de Philip K. Dick ustanın üçüncü romanı olan “Gökteki Göz”. Bevatron ışın saptırıcısının içine düşen bir grup insanın, grubun diğer elemanlarının hastalıklı beyinlerinde çıktıkları kabus dolu zihinsel yolculuklarını anlatıyor. İkisinin de alınması şarttan öte, eğer alınmazsa, ilgili şahsın (şahısların) dişlerinin sökülüp tesbih yapılması planlanmaktadır... Ayın Bombası: Mert patladı ve patlak devam ediyor (detaylı bilgi gerekli yerden gelinceye kadar susma hakkımı kullanmak istiyorum). Ayın Kampanyası: Yıllardır hep yazı aralarına açılan parantezler hafif eğimli olmuştur “( )” gibi. Ben bunu değiştirmek istiyorum ve bu aydan itibaren köşeli parantez kullanımına geçiyorum “[ ]” gibi... Destek verin bakiim... Evet şimdi soru-cevap faslı başlıyor. Yerlerinize geçin ve emniyet kemerlerinizi bağlayın. Başlıyor: HOLY EDİTÖR: SUS DA OKUYUCU İLE İLGİLEN! Sevgili Zebani,

A “e er ep ep e

Bu dergiye yazdığım ilk mektup. En iyisi ben fazla konuşmadan sorulara geçeyim: 1- Universe'de koridorlarda robotların kovaladığı yerde bütün robotları hallediyorum son odada bir timsah çıkıyor karşıma, ne yapacağım ben burda (amiga ver.|? 2- Deadly Games'i bitirdim. Sonra Jagged Alliance'ı aldım. Ama ilk bölümü geçemiyorum. Ne yapacağım (yine)? 3- 486 DX2/66, 8 Mb Ram, azıcık harddisk boşluğu olan bilgisayarımda çalışacak güzel CD oyunu önerisi nedir (her tür için)? Dungeon Keeper çıkar mı (bende), güzel midir? 4- Eski sayıları almak istiyorum. 1-14, 16, ne yapacağım, nasıl yapacağım (mektubu uzatma çırpınışları)? 5- Turbo nerde? Geçen gün Kanal D haberde sanatçı Tunç Dindaş duvarlara resim çiziktiriyor diye duydum (yine Madagaskar'da mı?). Aslında tanımıyorum, gevezelik olsun diye sordum. 6- EOB'da (herhangi biri) adamların yerlerini nasıl değiştiriyoruz Mehmet “The Avenger” Zebani: Yaw Mehmetçik (vakfız kötü espri), madem bu dergiye ilk mektubun neden fazla konuşmadan sorulara geçiyorsun ki? Konuş, korkma, tanıt kendini. Merak etme bu köşede iletişim kazaları yoktur. Hem konuşursan sanki bazı kişilerin kellesi gidecekmiş gibi bir hava estiriyorsun. Bir dahaki mektubunda konuşacaksın ona göre! Bak konuşmazsan seni konuşturacak yöntemlere başvururum, mesela hıyar Holy editör'ü üstüne salarım. Pekala şimdi cevaplara geçelim: 1- Universe'ü ne Amiga'da, ne PC'de, ne Macintosh'da (!), ne de Silikon Graphics'de (!) oynadım desem yalan olur. Neyse, bu bulunduğu yerle tamamen alakasız hayvanı öldürmek için yanında bir kimlik kartı olması gerekiyor. Bu kimlik kartını timsahın kafasına at hemen. Sonra da kuyruğuna atla. Biraz sonra droidler gelip bu kalın derili, sivri dişliyi öldüreceklerdir (soap opera diyesim geliyor bu 2- Abi şimdi burada adım adım anlatırsam saçma ve uzun olacak. Zaten ilk bölümler hep kolay olur. Bence GameShow'un 9. sayısına bir göz at. 3- Walla bu oyun önerilerinden çok fena gına geldi abi. Gelen mektuplardaki soruların 10'da 7'si öneri. Bundan sonra oyun önermiyorum. Onun yerine sayfanın sonunda bir yerlerde topluca öneri olabilecek oyun isimleri yer alacak. Oraya bakınız ve beni üzmeyiniz lütfen...

4- Eski sayıları almak istiyorsan yapacağın üç hareket var: a- ya derginin [ ] sayısını alıp orada yazanları uygulayacaksın, b- burada yazanlarla ilgili anlamadığın bir yer varsa 260 02 25 no'lu numaradan Engin Hanıma başvuracaksın, c- ya da Hıyar Holy editörü bulup evire çevire tokatlayacaksın. Bence en kullanışlısı üçüncü şık!.. 5- Turbo'yu en son dövdükten sonra bana küstü ve artık korkusundan yanıma yaklaşamıyor. Duvarlara resim çiziktirmesi ise onun sanatçı tarafını değil, intikamcı tarafını gösteriyor. İşte intikamını duvarlara çiziktirerek alıyor (grafiti, bombing, tag atma işleri filan). Ee, kimselere benden dayak yediğini söyleme dürüstlüğü gösteremediği için sanatçıyım diyecek tabii (piyasa böyle ibret verici psikolojik hastalarla dolu hi ho!). Ayrıca mektubu gereksiz yere uzatarak seni sendromu çektiğin için dövebilirim. Ama önce sıraya gir (ben de cevabı uzattım galiba, yok mu beni döven!). 6- Böyle bir soruyu bir daha duyarsam senden, kafanı koparır odama süs diye asarım (bu ay brutal takılıyorum biraz, idare et. Bir kere öleceksin nasıl olsa bir şey olmaz). Evet Mehmet, senden sürekli sürekli, hiç mektup bekliyorum. Ayrıca göndereceğin mektuplarda da öyle hemen sorulara geçme. Merak etme Tabakhanedeki bok rezervleri tatmin edici boyutlarda!!! ZEBANİ: SANA MI SORACAĞIM YA! Sevgili Zebani, Nasılsın? İyi misin? Umarım iyisindir (benim klasik mektuplara başlangıcım). İlk önce seni yeni köşen için kutluyorum (Amiga köşesi için de). Umarım köşelerinde hep başarılı olursun. Sen de farkındaysan şu anda dergideki yazarların en önemlilerindensin. İki köşen var (bir yazar başka ne ister ki? (araba, kız,...) onlar başka (ehuhe))... Sana biraz kendimi tanıtayım. Ben 17 yaşında Lise 2'ye geçmiş olan bir erkekim. Bilgisayar oynamayı çok severim. Yani bana şööle eli yüzü düzgün bir MMX çek yanına da 100 adet oyun ver başka bir şeyler istemem (araba, kız,...)(ehuhe)... Sana 6 adet sorum var. Bi zahmet bakıver: 1. Geçen ay derginizde açıklanan Wages Of War güzel bir oyun mu? Almaya değer mi? Benim 486 DX4/100'de çalışır mı, sorunsuz? 2. Peki Civilization 2? İnanır mısın ben şu ana kadar hiç Civilization oynamamış bir adamım. Artık oynamak istiyorum ve Civilization 2'yi almak istiyorum. Alayım mı, bak alıyorum ha! 3. Monkey Island 3 harika bir oyun! Özellikle grafikleri çok etkileyici, bu tür grafiklerin bir ismi var mı? 4. Ben tam bir turn-based strateji hastasıyım. Jagged Alliance oynadım (ama bitiremedim, içimde kaldı). Ufo: Enemy Unknown'u bitirdim (süper oyun). Xcom oynayamadım (ah ah). Deadly Games'i bitirdim çıktı Şimdi Xcom 3'ü merak ediyorum. Öteki Xcom'lardan farklarını sayar mısın? 5. Frp ile ilgileniyor musun? Hangisi ile (masaüstü, bilgisayar)? Kitapları var mı? Sevdiklerinin isimlerini verir misin? Masaüstü ise karakterini tanıtır mısın? Bilgisayarsa hangi oyunları oynuyorsun? 6. Hangi takımlısın?

Sorularım şimdilik bu kadar, umarım cevaplarsın. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Ben ve benim gibiler olduğu sürece Gameshow batmaz. Çünkü bizler bu dergiyi sadece bir kişi için almıyoruz. Bütün emeği geçen kişiler için alıyoruz. Gameshow'un sonsuza dek e V” Ce A ro 4

AA gp gp gp gp # gp gp p * p p p #9 p p ş gp p

Diğerini asla.

batmaması dileklerimle. Ahmet Simitçioğlu Zebani: İyiyim sağ ol. Yenge de iyi işte. Çocuklar gözlerinden öperler (tamam Asker mektubu bitti). Beni yeni köşemden dolayı kutladığın için ben de seni kutluyorum, ama Amiga köşesi bittiiiili. Detayları giriş de okumuşsundur. Ayrıca bir yazarın önemi, yazdığı köşelerin çokluğuyla ölçülmez gibi geliyor bana. Beni önemli gördüğün için aslında teşekkür ederim ama bence metodik bir yanlış yapmışsın. Beni önemli kılacak (!) bir şey varsa köşelerin çokluğu değil (!), gelen (veya gelecek) mektupların çokluğu (!) ve yardım çağrısında (!) bulunan sizlere vereceğim hizmetin (!) kalitesi olabilir ayrıca bir yazar araba, kız, ev gibi metaların yanında -kız pek meta olmasa da- yağ çeken politikacı da olmak ister hihohoho) Kendini tanıtman hoşuma gitti. Görüyor musun Mehmet? (yukarıdaki mektubun sahibi). sen de böyle yapacaksın. Şimdi zahmet olacak ama sorularını cevaplayayım bari: 1- Eğer turn-based manyağıysan 4. sorudan bunu anlıyorum), Wages Of War fena değil. Senin oynayamadığın Jagged Alliance'daki gibi görevlerden oluşuyor. Yani emir-komuta zincirinin bilgisayar versiyonu. Zaman geçirecek fakat hafızada fazla yer etmeyecek (senin hafızan da) bir oyun. Turn-Based seviyorsan bu yazıyı okurken aynı anda oyunu oynaman gerekiyor. Yani al sen bunu 2- Nasıl desem? Civilization serisini bizim mahalledeki kediler bile oynayıp bitirdi. Bence bu Sid Meier klasiğini alıp bitirmek her Türk gencinin asli görevlerinden biri olmalı. hatta okullarda okutulmalı, hatta ve hatta yatarken ve kalkarken birer kere oynanması için anayasa maddesi haline getirilmelidir (abartanlar da dövülmelidir!) 3- Belli bir kalitesi olan her oyun şirketinin çıkardığı her oyun her zaman kaliteli olur diyeceğim cümle düşük olacak. saçma sapan bir tümevarım olacak, bilgisayarı kıracağım. holy editörü parçalayacağım. bu yaştan sonra katil olacağım diye tırsıyorum. Monkey Island en iyi Adventure oyunlarından biri olup 36.'sı da çıksa yine de en iyiler arasında olur. Monkey Island tipi grafiklere gavur şöyle bir isim takmış: Cartoon Graphics meali: sade renklerden oluşan, komik karakterli. komik içerikli çizgi film grafiği) 4- X-COM 3'ün farklarını saymadan önce sen bu oyunu al bir kere. Fakat senin konfigürasyonunda çalışması makinanın istiap haddini aşar gibi geliyor bana (hep gelir böyle şeyler). Diğerlerinden farkı ise, bir kangurunun bir sansardan farkı neyse o kadar (çok ciddiyim gülmeyin, kırarım kafanızı) 5- Bir soruya birden fazla soru sıkıştırma konusunda seni takdir mi edeyim. yoksa gelip döveyim mi karar veremedim. Çok kısa olarak ABC şeklinde açıklıyorum: a- FRP ile ilgileniyorum (bu soruya olumsuz cevap verse miydim acaba?). b- Daha çok masaüstü ama bu günlerde gruptakilerin her birinin ruh hastası olduğu anlaşıldı ve grup dağıldı. c- Kitapları değil kitabı var, Forgotten Realms. d- Forgotten Realms dedik ya. e- Masaüstü ve hırsızım. hem de 1.82 boyunda sarışın güzel bir bayanım (ayol!). Engin abla beni kıskanıyor. f- Bilgisayarda oynadıklarım: Daggerfall, Heroes Might & Magic, eskilerden Eye Of The Beholder ve en yeni (bu ay Betrayal in Antara. 6- İllaki bir takımlı olmak gerekiyorsa Galatasaray. Ama komik ve saçma sapan bir sirke dönen Türk futbol piyasasında herhangi bir takım tutup bağırıp çağırmak (Galatasaraylı da olsam) bana göre değil. Anlayacağın futbol bana göre değil Benim de cevaplarım şimdilik bu kadar. Umarım okursun. Son olarak ben de şunu söylemek istiyorum: Sen ve senin gibiler olduğu sürece GameShow batmaz. batamaz. Sonsuza kadar...dar...dar...da...d... HOLY EDİTÖR: SORULARI BURDA OKUYUCU SORAR. Sayın Polat “Zebani” Yarışçı Nasılsın iyi misin! Ben çok kötüyüm acayip problemlerim var. Bilgisayar oyunlarına yeni başlamış ve Adventure'lara hiç alışkın olmayan ben Larry 7'yi bitiremediğimden dolayı kendi hakkımda hiç hoş olmayan şeyler düşünmeye başladım. Kendimi kötü hissediyorum. Tek ümidim sensin. Bana yardım et yoksa intihar edeceğim! My Problems: 1- Muder Bey yazısında bültenden jackpot preventer'ı alın demiş. Bülten neresi (çıldıracağım)? 2- Polyster almak için yelkenleri indirmek lazım, tamam. Bunu yapmak için de elektrik kutusuna ne yapmam gerekiyor (kafayı yiyeceğim)? 3- Bowling olayı ile ilgili ayrıntılı açıklama (aslında bunu cevaplamasanız da olur).

£ Adını veremeyen şahıs, şu Necronomicon'u (ölüler kitabı) nereden buldun bakiim! Eğer onun bir kopyasını bana gönderirsen, iste benden ne istersen. Bak çok önemli. Sevindir şu acı çeken Zebaniyi. Ayrıca varsa H.P Lovecraft'ın öykülerini de istiyorum. Şimdiden sağ ol. & Özgür Erdaş kardeşim, joystick isimli mektubunu MegAmiga'dan hatırlıyorum tabii ki. Amiga'nın halini görüyorsun, daha ne diyeyim? Kız meselesini de takma kafana. Problem yapma. Çağımız masum aşk ve sevgi çağı değil artık. Karizman ve metan varsa, bunlarla beslenerek aptal kafalı bir et parçası bulursun.

£ Sevgili Fırat Güntekin (bu ne biçim hitap şekli yaw), Mac hakkındaki düşüncelerine şu anda ben hiçbir şekilde cevap vermek istemiyorum. Okuyucunun mutluluğu Mac'in tekrar geri dönmesine bağlıysa eğer, umarım isteğinizin gerçekleştiği günü görürsünüz. Bay Laneth, anladığım kadarıyla sen de eski Laneth tayfasındansın. İyi dergiydi o be. Şimdi sen iyi bir bilgisayar almak istiyorsan babanın karşısına geçip öyle “şak” diye söyleme. Babalar genelde bilgisayarı oyun aleti olarak gördüklerinden, onu ikna etmen için tam bir dolandırıcı taktiği izlemelisin. Ayrıca sen Baban yerine ilk önce Anneni bu konuda ikna et, o babana bir şekilde aldırır. En iyi taktik bu. & Altuğ Canıtez, gönderdiğin uzuuuun mektubu uzun uzun okudum. Hikayen Tarantino stili şiddet kokuyor. Ama güzel. Eğer bir boşluk bulursam basarım söz. Stephen King okumuyorum, çünkü sevmiyorum. O da “horror soap opera” yapıyormuş gibi geliyor bana. Tatmin olamama hesabı. Bu arada sayfa siyah üzerine beyaz yazılı, kenar süslü olacak ve Metallica konusunda ki her tartışmaya “lanet Metallica” diye girilecek. Haberin olsun..

Görüşler ve Öneriler: Muder Bey'e buradan selamlar. Bu gevşek, gayri ciddi hiper-sulu adamı pek sevmiyorum. Aynı şeyleri tekrar tekrar yazıyor. Yazdıkları arasında bağlantı olsun arz ederim. Herkese Sevgiler, yours sincerely Enver Akçora Zebani: Senin tek kötü ve acayip yanın yeni Adventure'a başlayıp Larry 7'yi bitirememekse sana gıpta etmeme izin ver. Biz ne acayip, komik, saçma sorunlarla boğuşuyoruz bir bilsen. Ayrıca bu yüzden intihar edeceksen yanında ben de bulunmak isterim Hatta ne yapalım biliyor musun: Amaçlarının tamamen medyanın ilgisini çekmek olan ve hayatlarının merkezine sadece ümitsiz aşklarını koyup bir türlü intihar edemeyen sözde kararlı aptal köprü intiharcıları gibi, biz de el ele tutuşup köprüden atlamaya kalkışalım. Ama medya gelene kadar bekleyelim Bize sorsunlar: “Oğlum niye böyle yapıyorsunuz? değmez hiçbir şeye, hayat güzel cart curt.” Biz de cevap verelim: “Eğer hemen bize Larry 7'nin açıklamasını ve Muder'i getirmezseniz atlayacağız, Gelmeyin, gelmeyiiinnnnnnn. Atlarız bak.” Bunu yapıp da ünlü olmazsak o zaman intihar ederiz Enverciğim. 1- XOW...nın kilitli odasına girdiğin yerdeki lavabonun üzerinde bir pano var ya. işte orası bülten. O bültenin üzerindeki kırmızı jackpot preventer dikkatini çekmiş olmalı. İnce bir mouse hareketinden kaçmış olması mümkün değil 2- Yelkenlere çıktığın merdivenin solundaki kutuyu tornavida ile açıp, içindeki sigortalara Jackpot Preventer'ı kullanacaksın. Hay allah ne kadar basitmiş meğerse diyeceksin 3- Bu bowling olayı biraz ayrıntılı açıklama gerektiriyor Enver. bence yazıyı dikkatlice okuyup sen çözmeye çalışsan hı? Larry 7'nin açıklamasını tekrar yazmak gibi bir şey bu Bak şimdi. Muder denen Zat'ı her ne kadar görme şerefine erişemediysem de. yazılarını beğenirim. Hatta gördüğüm anda kendisine benimle Kanka olur için bir teklifte bulunmayı bile düşünüyorum Bence sen Larry yazısını tekrar oku. Sonra gözlerini kapa ve bağlantıyı hisset. Yok eğer olmuyorsa bana tekrar yaz, muder'i aç aslanların önüne atayım (hem severim. hem atarım) ZEBANİ: O ZAMAN ÇEKİL, DEFOL, GİT Sayın Zebani midir, Gulyabani midir, Bi kere açılışta “Merhaba” demek klasiktir o yüzden söylemeyeceğim. Sana soracağım bir kaç soru var, cevaplarsan sevinirim: 1. Time Commando'yu aldım. Bayağı beğendim. Ama Japanese Middle Age'in (vay bea) ikinci level'ının sonunda takıldım. Ateşli çocuğu (ejderha)'yı biçtim. Eeee herhalde daha önce açıklamışsınızdır ama ben bu dergiyi 27. sayıdan itibaren almaya başladım). 2. Arkadaşlarla toplanıp Premier Manager'97 oynuyoruz. Arkadaşımın bir save'inde takımına bir sürü başarı kazandırdıktan sonra kovulması beni şaşırttı. Sence niye kovuldu (Bence yüzünden ama sana danışmakta yarar var)? 3. Ben yaklaşık 1.5 senedir masaüstü FRP oynuyorum. Ama piyasada kendime göre bir oyun bulamadım. Tavsiye lütfen. 4. Daha düne kadar uçak simülasyonlarını (doğru yazdım mı) sevmezdim. Ama arkadaşımda USNF97'yi oynadım ve çok beğendim. Bana bu türde bir oyun tavsiye edebilir misin? 5. Bacımızı benim için öper misin anam|? Not: Bu sana yazdığım ilk mektup inşallah yayınlarsın. Gökay “Ooo my hero, help me kurban” Barut Zebani: Evet Zebani benim. Gulyabani ise Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın toplumsal taşlamalı güzel bir eseridir, karıştırmayalım. Demek ki neymiş: Zebaniymiş. Açılışta “merhaba” demek klasik olabilir. Ama kelimeye neden aşağılayıcı bir anlam yükleniyor onu anlamak güç. Sanki klasik bir şeyler söylemek ayıpmış gibi. Klasik başlayın abi. Utanmayın. Klasikler güzeldir. Kulak tırmalayan modern jargon'dan bin kat güzeldir hem de. Bundan sonra gelen her mektubun başında klasik açılış kelimesi (veya cümlesi) görmek istiyorum. Evet Gökay'cım şimdi benim de sana cevaplayacağım bir kaç soru var, okursan sevinirim: 1- Orada bir Budha heykeli var. O heykelin gözlerinin içine dikkatlice bak. İşte o anda seninde manevi duyguların Evrenin en küçük partikülüyle bir olacak ve bölümü geçeceksin diyeceğim yalan olacak. Tamam tamam dur kızma işte doğru cevap: O Budha heykelini biraz araştırırsan bir yerlerinde gizli bir geçit var. Tamam? 2- yüzünden değil ama sana (veya arkadaşına) verilen amacın dışında bir şeyler yapmışsan şutlanırsın (allahın belası Holy Editör de böyle diyor). Mesela takımına bilmem ne kupasını kazandırmak

) gerekiyorken sen tutup dünyadaki tüm kupaları kazandırırsan şutlanırsın. Veya başka bir ihtimal daha var: Eğer arkadaşın (veya sen) tutup da Galatasaray, Fenerbahçe veya Beşiktaş'ı yönetiyorsanız takım ne kadar başarı kazanırsa kazansın kovulma ihtimaliniz yukardakinden çok daha fazladır. Adamlar iyi uyarlamışlar walla. Biliyorlar bizim kulüplerimizin ne kadar saçma sapan felsefesi olduğunu, 3- Şimdi bi dakka... Masaüstü FRP'de mi kendine göre oyun bulamadın yoksa bilgisayarda mı? Masaüstü ise benim tek oynadığım masaüstü olan Forgotten Realms diyeceğim, sen onu çoktan oynamışsındır. Bilgisayar ise Daggerfall diyorum ve bu aydan sonra oyun tavsiye etmiyorum. Bilgine sunarım. 4- Uçak simulasyonları çok zevkli ve heyecanlıdır. Sen düne kadar oynamadıysan bu güne kadar geç bile kalmışsın. Ama olsun zararın neresinden dönülse kardır (demiş birisi). Tavsiye istemeyin lütfen. Müracat: Overdose sonunda bir yerler. 5- Söylediğin şeyi yapmaya tırsıyorum. Malum AYBAŞI stresi. Tehlikeli olabilir. Mektup yayınlamanın inşallahı, maşallahı yok gördüğün gibi. İlk veya son Overdose'da tüm mektuplar değerlendirmeye tabii tutulur. Evet şimdilik hoşça kal ve mektup yolla. HOLY EDİTÖR:GİDECEK BİRİ OLURSA O SEN OLURSUN! Sevgili Ma..., Pardon Zebani (nasıl alışacağım off), MAC'in ayrılışına anlam veremedim ve üzüldüm. Ama arkasından ne yazsam boş. Tek diyeceğim derginin çok zor dönemlerinde çabalamış birinin böyle şak diye ayrılması doğru değil bence. Neyse umarım senin köşende aynı başarıyı gösterir. Sen de mektuplara bol yer ver. İşte sorular: 1- Bir PC'de çift Joystick için Y kablosu mu ne varmış, nedir o? Kaç paradır?

2- Ne o konsol bölümü yaw, kaldırın hemen. Dergi sırf PC için sanırdım.

Dönmeyin yolunuzdan. Yazık 2 sayfa sana katılsın. 3- Sen de Mac gibi tüm e-mail'lara cevap verecek misin? 4- Xcom-3 çıkmadı hala. Lands Of Lore 2 nerede kaldı? 5- Pirates Gold mektup götürme görevi alıyorum. Gidiyorum ama o kişiye teslim edemiyorum, neden (önemli soru)? Dergide olacak gelişmeleri bekleyeceğiz artık. Mac olayı, derginin gidişatı, senin köşen...vs. Hadi hayırlısı. Başarılar! Mehmet “Skeleton” Evrenosoğlu Zebani: Demek hala “Mac hayal kırıklığı ve sendromu” yaşanıyor ha? Bu fanatiklere “NASIL ALIŞACAĞIM, OFF”. Bence anlam veremediğin şeyler üzerine üzülmeyi bırakıp, kendine yeni yeni anlamlar bulmaya çalış. Bu köşenin amacı diğerleriyle başarı konusunda sidik yarışına girmek değildir, bunu lütfen unutmayın. Overdose'u daha öncekilere göre değil, kendi içinde eleştirin derim ben. Sayfa sayımız arttı, mektuplara bol bol yer vereceğiz artık. Holy Editörü niçin tokatladım sanıyorsunuz. Ciğer kırmızısı oldu herifin suratı. Evet Mehmet işte cevaplar: 1- O dediğin şeyin telaffuz ses kartını desteklemesi lazım (Joystick girişi üzerindeyse). Fiyatı 10 dolar (mış). Daha detaylı bilgi için Engin Abla diyorum ben hala... 2- Şimdi o konsol bölümünün orada olmasının bir amacı var elbet. Gayet ekonomik ve GameShow için önemli olan (anladın umarım). Biz onun yerine Amiga'yı kurban ettik (ah ah). Ayrıca Özgür sana çok kızdı (kafasını karıştırmışsın!). El bombasının pimini çekmeye her an hazır hale geldi. Hiç merak etme adresini verdik ona. Yakında kapını tekmeleyen bir çift postal görürsen sana diyeceğim tek şey Özgür öldürmeden sen kendini öldür. GameShow'da Özgür için 10 el bombası gücündedir derler. 3- O konuda henüz bir karar aşamasına varmadım. Kararı verir vermez bir partiyle kutlayacağız ve kamuoyuna gereken açıklamayı yapacağız (Engin Abla pastadan çıkan Dansöz olacak hatırım için) 4- Ohooo000, X-COM 3 çıkalı yıllar oldu (oluşma aşamasını da hesaba katarsak). Hatta açıklandı bile. Lands of Lore 2 çıkmadı. Bence Lands of Lore 3 daha güzel (Hahahahaj. 5- Abi sen bu soruyu nereden buldun yaw. Ben Pirates Gold oynamadım. Ama sorunu kafası karışık Serkan'a ilettim o da oynamamış. Şimdi bir duyuru: Bu oyunu görenlerin, bulunduğu yeri bilenlerin, hemen üstteki soruyu cevaplamalarını rica ediyorum. Hemen Dergideki gelişmeleri biz de gözlemliyoruz ve şimdilik hiçbir sorun yok. Mac olayı çözüldü, derginin gidişatı iyi ve benim köşem de ilgi sınırları içerisinde salınmaya devam ediyor (bile var) hepsi bu kadar, stop. ZEBANİ: BUNU SEN DEĞİL OKUYUCULAR BELİRLER. Sevgili Zebani, Yüksek dozda soru ve sorunlarımla karşındayım. Ben İzmir'den yazan 16 yaşında bilgisayar manyağı Ozan “The Asapbozan” Örmeci. Mektubuma sana armağan etmek istediğim bir dörtlükle başlıyorum, umarım seversin: Gel Zebani / Gör halimi / El bana / Ben sana deli. Ayrıca Mac'in gitmesine oldukça üzüldüm ama Gameshow Mac olmadan da güzel ve okunmaya değer bir dergi. Senin köşen de bize Mac'i unutturacağa benziyor. İşte yüksek dozda soru ve sorunlar: 1- MDK'deki şifreleri çalıştıramadım. Sorun bende mi? 2- KKND'nin hex editörsüz şifresini biliyor musun? 3- Nasıl oldu anlamadım ama galiba Red Alert'te 2 köpekle gücü çok azalmış bir tankı yedim!!! Bu normal ve olağan mı? 4- Mac'e uyup, gittim Daggerfall'ı aldım. Sonra da babaları aldım! Daggerfall'u bir sayınızda baştan sona ayrıntılı olarak açıklayabilir misiniz (Lütfen çünkü hiç beceremiyorum)? 5- Ben adventure oyunlarını çok seviyorum. Şu ana kadar Full Throttle, The Dig, Broken Sword, Larry 7 ve Discworld 2'yi bitirdim. Bu oyunlara benzer bir adventure (özellikle Larry7'e tavsiye edebilir misin?

Apr ee er yg

6- CounterStrike'da Ant Mission'ların ikinci bölümünü geçemiyorum. Yardım edebilir misin? Şimdilik bu kadar! Mektubu yayınlar ve cevaplayabilirsen çok sevinirim. Şimdiden sağ ol ve adios! Ozan “The Asapbozan” Ömerci Zebani: Şimdi ben de yüksek dozda cevap ve cevaplarımla karşındayım. Tetikte ol. Biz buralarda kuzeyden gelen yabancıları sevmeyiz!! Özellikle “the asapbozan” gibi sıfatı olanları. Ama neyse yazdığın şiiri çok beğendim. Her ne kadar bizim hıyar holy editör ve Umberto Eco “aruz vezninde genel hatalar var. Ayrıca konformist ve postmodernist havası yüzünden şiiri bilinen düzlemde ele alamayıp başka platformda değerlendirmek gerekiyor" gibi şeyler saçmalayıp çok güldülerse de bence çok iyi. Hiç meraklanma senin yerine tokatladım hıyarı. Diğerini İtalya'ya gidince tokatlayacağım. Köşeyi beğendiğine sevindim ve işte cevapların: 1- Hayır sorun sende değil, bizim tanrının cezası holy editörde. Tutmuş çalışmayan şifreleri yazmış lavuk. İç organları tarafımdan özenle parçalandı ve son nefesi de öğle yemeğime duman oldu böylece. Ee tabii, okuyucuyu kandırmanın da bir cezası var değil mi? (ama sonra günlüğünü bulduk ve üstünde F1'e basmadan yazılan kodların çalıştığı yazıyordu.) 2- Hıyar Holy'i parçalamadan önce “öyle bir şey yok” diyebildiğini hatırlıyorum (Gaarrrrrkkkkk!). 3- Bir Antilop'un bisiklete binip dolaşması ne kadar olağansa, bu da o kadar olağan ve sıradan bir şey. Oyunu bir doktora götür bence!!! 4- Eski köşedaşımın arkasından öyle konuşulmaz, ayıp. Yoksa acı çeken ruhunun lanetinden kurtulamazsın. Daggerfall FRP ve daha önce FRP oynamadıysan sana biraz zor gelebilir. Bu oyunu 23. sayıda tanıttık beraber!). Oraya bakıp rahatlıkla oynayabilirsin (teskin etme cümleleri, çoğunlukla yalan olur!). 5- Tavsiye mi? Duymadım, soruyu bir daha tekrarlar mısın? 6- Sanırım sen sağ üstteki kırmızı karıncaların koruduğu köyü kastediyorsun. O köy halkını kurtarman gerekiyor ve bunu yapmak için o köye iki koldan kuvvetli birimler yollaman lazım. Bundan sonrası kıran kırana bir savaş olduğu için artık senin kabiliyetine kalıyor. Evet “the asapbozan”, Şimdilik bu kadar. Umarım cevaplarım seni sevindirmiştir. Mektup yollamayı unutma ve Çaavvv!!! HOLY EDİTÖR: MAYMUN ETME KENDİNİ, ZEBANİ. Yattığım yerden onu görebiliyorum. Ruhum yavaşça gökyüzüne doğru süzülüyor. Sigaradan çıkan dumana benziyor. Zarif ve yavaş. Arkasına bir an olsun dönüp bakmıyor. Aklında olan tek şey Nirvana'ya ulaşmak. Beni şimdiden unutmuşa benziyor. Aslında bunda haklı da. Benim gibi pörsümüş, yaşlı, beyaz, kurtlu bir et parçasını kim hatırlamak ister ki. Daha fazla dayanamayacağım. Gözlerimi açık tutamıyorum. Kapanıyorlar. Ve o an ruhum dönüp bana bakıyor. Evet ruh. Belki bir gün ben başka bir vücut, sen de başka bir hayatken buluşabiliriz. Zebani (seni böyle çağırınca huylanıyor musun?), bu sana ilk mektubum (yapma lan). Neyse Soru 1: Sence Dungeon Keeper Oem mi yoksa Box mı alınmalı? Bi de menajerlik tavsiye etsene. Bu arada POD nasıl (müthiş müzisyenimdir, her telden çalarım)? 2. Belki duymuşsundur Activision Heavy Gear adında New Breed

Bundan sonra sorulardaki tavsiyeleri yanıtlamak yerine, işte buraya topluca yazıyorum. Sizden ricam artık tavsiye istemeden her ay yenilenecek olan bu tavsiye bölümüne bakmanız. Hem sizi, hem de kendimi bir azaptan kurtarmış olmanın mutluluğuyla, sizi tavsiyelerle baş başa bırakıyorum.

REAL TIME STRATEJİ 1- Command & Conquer 2- Red Alert 3- Counter Strike 4- Warcraft 2 5- Dune 2

ADVENTURE - Toonstruck - The City Of Lost Children - Shivers 2 - Gabriel Knight 2 - Atlantis

STRATEJİ 1- Xcom3 2- Wages Of War 3- Capitalism Plus 4- Theme Hospital

SPORT-Manager - Premier Manager 97 - U.S.M2 - Player Manager 2 - C. Manager 2

DOOM-GİBİ 1- Outlaws 2- Blood 3- Hexen 4- Redneck Rampage 5- Heretic 6- Quake

CAR RACING - Need for Speed 2 - P.O.D - Carmageddon - Grand Prix: Formula 1

ACTION - M.D.K - Tomb Raider - Time Commander - Perfect Weapon

SPORT-Football 1- FIFA 97 2- KICK OFF 97

FRP - Magic The Gathering

SPORT-Basketball 1- N.B.A Live 97 2- N.C.A.A 97

AAA AAA A A A A A A A A A A A A A AA robot simülasyonu çıkarıyor. Bu artık Mech Warrior olmayacak anlamına mı geliyor? 3. Dergi iyi olmuş. 4. Sence internet'e bağlandığımda Explorer mı Netscape mi kullanmalıyım İmodemim bile yok 5. Şu Megadeth'in neresini seviyorsunuz Si..... ..ktan (boşlukları doldurunuz) duygularımı ifade bi müzikleri var. Peace Sells iyiydi de gerisi zart. Yalarım, yutarım, öperim abi, iyi günler. Bülent “Apocalypse” Kavran Zebani: Girişte yazdığın acıklı felsefen benim de ruhumda derin gedikler açtı. Bizim için hayat yok artık Bülent. Terkedilmiş, hüzünlü ruhlar dünyasında bir araya gelebiliriz ancak. Bu arada Kafası Karışıklardan Özgür ve Serkan bu yazdıklarını görmesin sakın. Bir anda sen de benim (ve hıyar Holy editör) gibi “Killing Hit List” olabilirsin. Unutma GameShow'da Özgür için 10 Kafası Karışık'a, Serkan için de 10 kuzu 10'suna eşittir derler. Bu arada bana “Zebani” dendiği zaman huylanmıyorum. Tıpkı sana Bülent yerine “Gürbüz” dediklerinde huylanmadığın gibi 1- Walla aslında bu durum seninle, pantolon cebin arasında bir konu ama OEM'lerin belli başlı bazı riskler taşıdığını belirteyim. Eğer arşivci bir ruha sahipsen BOX al derim. Ama oynadıktan sonra bir kenara fırlatacak kadar da dağınık bir ruha sahipsen OEM al. Unutma OEM'i alıp da içinden “Solitaire” veya “Tetris” çıkarsa hiçbir hak talep (Amerika'da olsan tazminat davası açar, zengin olursun walla. Demokrasinin gözünü mü seveyim, yoksa gözü mü kör olsun bilemiyorum). 2- Sorununu Activision'da çok yakın arkadaşım olan Jimmy Dickface'e (inanmıyorsan açıp sor ama soyadını söyleme!!) ilettim. “Siz Türkler neden gelecekle ilgili paranoyak varsayımlar kurup hayatınızı cehenneme çeviriyorsunuz? Oh Jesus Christ!” dedi ve telefonu suratıma kapattı. Dickface işte ne olacak?!! 3- Evet. 4- Daha modemi bile olmayan birisi Explorer mı yoksa Netscape mi gibi bir kararsızlık içinde kalıyorsa sana “Rasyonel bilginin ışığında aydınlanma” adlı kitabımı öneriyorum. Ama illa ki cevap istiyorsan “yeter artık şu Bill Gates'i zengin ettiğiniz” derim. 5- Sen hem Megadeth dinle, hem de küfür et. Bu ayıbını çok yakın dostum olan Dave Mustaine'e ilettim ve kendisi “Si...tirsin gitsin” dedi. Neyse Bülent bende yalanırım, yutulurum, öpülürüm ve iyi günlerim olmadı!!).

ZEBANİ: ÇEK PİS ELLERİNİ SAYFAMDAN. Merhaba Zebani. İnşallah iyisindir. Mektuba başlamadan önce bu mektubu yayınlamamanızı rica ediyorum. Söylemek istediğim şunlar, bence Mac'i aratmıyorsun. Zaten Mac de öyle aman aman bir adam değildi. Ama espri ve jestlerin onunkilerden aşağı değil. Şimdi sorulara geçiyorum: 1) Ben internetten PC'me free E-mail aldım (rocketmail). Başkalarına mail çekerken kendi mail'imi saklamak istiyorum. Bunun için bir program veya yapılabilecek bir şeyler var duyduğum kadarıyla ama ne? 2) Ben bir şirket üzerinden internete bağlıyım onun kendi özel e-mail'im yok. Eskiden vardı. Şimdi bu rocketmail üzerinden nasıl başkalarına virüs gönderebilirim?? (Yunanlıların taarruzuna uğradık onlara karşı). 3) Belki bunları bilemezsin, en azından şu sorularıma cevap yaz: a) Hangi takımlısın? b) Metali sevmiyorsun dimi? (punk veya grunge daha güzel). Sorularım bu kadar. Ama sakın sakın dergide yayınlama. Rezil olurum anneme, babama ve çevreme.. -deno- Fenerlioğlu Zebani: İyiyim iyiyim de, neden bu mektubu dergide yayınlamıyormuşum? Bak beni sırf bu yüzden tahrik ettin, yayınlıyorum işte. Ayrıca neden rezil oluyormuşsun ki? Böyle rezil bir dünyada, rezil bir topluma neden rezil oluyormuşsun? Bak ne güzel sorunların var olması güzel midir tartışılır). Yazmışsın Overdose'a yardım etmesi için. Daha ne? Boşver sen o rezil dünyayı, gel burası daha güzel. Bu arada benimle Mac arasında yaptığın kıyasa şu anda hiçbir şey söyleyecek durumda değilim. Ama Mac'in verdiği karara, bencil duygulardan uzaklaşıp hak ettiği saygıyı göstermenizi (size söylüyorum MacDisease'ler) öneririm. Aşağılamayı değil!! Şimdi cevaplar: 1- Walla bu sorudan anladığım kadarıyla sen save yapmak istiyorsun mi?). Eğer öyleyse bulunduğun sayfayı (o sayfa HTML sayfasıdır) “save as” yaparak saklayabilirsin. Yanlış anlama varsa bir mektup daha yollarsın he). 2- Sen niye başkalarına Virüslü e-mail göndermek istiyorsun bakiim ha? Seni esefle ve ibretle kınıyorum. Bir katilin cinayet işlemesine ön ayak olmak gibi bir şey bu. Çok ayıp, seni Rezil (hihi). 3- a) Bakınız: Ahmet Simitçioğlu'nun mektubunda 6. soru ve cevap. b) Benim duygularımı, düşüncelerimi, hayat tarzımı, belirlemekte önemli bir yere sahip olan “heavy metal” müziğini nasıl sevmem ben? Grunge da iyi ama diğeri kadar olamaz asla için). Evet Deno, mektubunu yayınladım işte. Bundan sonra rezil olup olmamak sana kalmış, eğer böyle bir şeye hala değer verip inanıyorsan. Tepkilerini ifade eden bir mektup daha bekliyorum senden. Hoşçakal... HOLY EDİTÖR: SEN O ELLERE KURBAN OL. Hörmetler Zebani, Bilgisayar dünyasındaki kafamı kurum kurum kurcalayan sorularımı ve sorunlarımı Overdose'a danışmayı uygun buldum. Sen de bu uygun buluşumu uygun bulup dertlerime derman olursan mektuplarımın ardı arkası kesilmez. İşte naçizane sorularım: 1- Discworld 2'de Troll's Head bar'daki Casanunda'dan merdiveni kullanarak) alamıyorum. Lütfen yardım et. 2- Aynı adlı oyunda Beekeeper üzerinde kullanmamız gereken Booklet ne ve nereden bulabilirim? 3- Şöyle okkalı bir doom-gibin tavsiye et. Redneck var (bu arada bilgisayarım 16 RAM, P-120, 2 RAM ekran kartı, 4- Pandemonium mu yoksa Little Big Adventure 2'mi? 5- FRP'ye çok özeniyorum ama başlamak nasip olmadı. Diskette bilmediğim oyun türü) kolay bir FRP önermeni öneriyorum. 6- Tiberium Sun ve Monkey Island 3 ne kadar rötarlı gelecek? Sorularımı yanıtsız bırakmayacağından eminim (özellikle ilk iki soru çok mühim). Sana başarılar dilerim Zebani usta. Kemal “En sevmediğim şarkıcı İlhan İrem (öğğh)” Göztepe Zebani: Mektubunda ki gizli tehdidi farketmedim mi sanıyorsun sen bakiim? Demek dertlerine derman olduğum zaman mektuplarının ardı arkası kesilmiyor ha?. Yani senin mektup göndermen özel ve bencil bir şarta mı bağlı? Mesela sırf muhabbet olsun diye mektup göndermez misin? Senin bu görüşünü hiç uygun bulmuyorum ve sorularının cevaplarına uygunsuz bir şekilde başlıyorum: 1- Casanunda ile konuştuktan sonra sırası ile ? ikonu, merdiven ikonu ve cadı ikonlarına (açıklayıcı olsun deyu ikon dedik anlayın) tıklamanız gerekiyor, hatırladığım ve daha önce de söylediğim kadarı ile. 2- Booklet nerde mi. Sen beehives'e gitmen gerektiğini biliyorsun değil mi! 3- Tavsiye mi? Oğlum keserim hepinizi bak!!! 4- Yaptığın kıyası ne görmüş ne de duymuş olayım. Ama eğer platform ve Adventure'ı aynı oranda seviyorsan ikisini de al diycem. Fakaaaaaaaaaaaaat (a'lar biraz uzun oldu farkındayım, silmeye üşeniyorum idare et!!) ikisinden birisine hiç ilgi duymuyorsan “bu ne çelişki” demek zorundayım. Pandemonium iyi bir platform oyunu: işte atla, zıpla, koş, kaç ve biraz da bonus topla. Little Big Adventure 2 de güzel bir Adventure oyunu. Bence sen hemen “Teori ve Pratik arasında uzlaşmaz çelişkiler” adlı kitabımı oku. Onu beğenmezsen “Platform yerine yanlışlıkla Adventure oynayan birisinin kasvetli boğazından çıkan kükürdün kokusu” isimli kitabımı oku. Fakat daha piyasaya çıkmadı (İsmi uzun dal!). 5- Bak wallahi çıldırıcam şimdi: yine tavsiye. Bu son kıyağım bir daha olmayacak. Diskette oynanabilecek en iyi frp olan “Eye of the Beholder” serisini oyna. Müziğini dinlemeyi unutma tabii (Metallica olanı). 6- Bu trajedik durumu GameShow'un bu ay ki kurultayında ateşli bir şekilde tartıştık ve ortaya şöyle bir sonuç çıktı: Tiberium Sun'ı, Westwood'un ismini biraz daha hafızalarda tutması amacıyla üretilmiş bir dedikodu olarak yorumladık (kullanılan oy: 8. geçerli: 6. Geçersiz iki oy'da Kafası Karışık olan Serkan ve Özgür'den geldi, belirteyim). Monkey Island 3 ise şu anda inşaat halinde olduğundan ancak sonbaharın sonunda huzurlarımızda Rötarlı durumu ise bilinmiyor. Lucas babaya şikayet edicem itoğlu it programcıları (tanırım kendisini!!). Gördüğün gibi soruların yanıtsız kalmamakla beraber, gereğinden fazla tatminkar oldu. Bundan şüphen varsa yolla bir mektup, sana daha tatminkar cevaplar vereyim. Evet kemal usta, başka bir isteğiniz yoksa izin verin kendimi huzurlarınızdan def edeyim...Bu arada mektubunda ki renk cümbüşü de ne öyle? MEG: BEYLER TERBİYELİ OLUN, RİCA ETÇEM... Zebaniye; Köşen hayırlı olsun diyerek mektubuma girişiyorum. Umarım boşluk doldurmada başarılısındır. Hep FRP'yi merak edip durmuştum sonunda gittim ve Daggerfall'u aldım. FRP namına tek bir şey bile bilmediğim için henüz güzel oynayamıyorum, daha doğrusu beceremiyorum (acemi). Ama FRP muhabbeti oldukça hoşuma gitti. Başlamak ve içinde kaybolmak istediğimi farkettim. İşte sana sorularım: 1- Ben bu Player's Handbook denen şeyi nerede, nasıl, kaça bulurum. Bulduktan sonra ne yaparım. Onsuz bir şey yapamaz mıyım? (Zar ayağı ne oluyor, tavla zarıyla aynı şey mi?). 2- FRP'nin baba oyunları nelerdir? (kolaylar tercih edilir). 3- Daggerfall'da ilk görevden hiçbir şey anlamadım (Lady bilmem ne var ya, işte o bir şeyler söylüyor, mektup gibin) açıklar mısın? 4- Oyunda kendimi geliştirmek ve Level'ımı artırmak için neler yapmalıyım? (acemiyim demiş miydim?). 5- Hex editör nedir, nasıl bulunur, birkaç isim versene (cheat yapmak için)? 6- Iron Maiden veya Manowar sever misin? 7- Yeni çıkacak Strateji oyunları var mı? Stratejiye bayılırım da. Lord of the Clans (Warcraft 3) çıkacak mı? Ne zaman çıkacak? Biraz da Adventure olacak diyorlar doğru mu? 8- Diablo alayım mı? Kolay rlar ama ben çok acemiyim. Mektubumu yanıtlarsan sevinirim. Bir 33600 USR modemim olsa sana e-mail atardım ama alamıyorum. Zaten PTT'ye 9050 zam gelmiş. Interneti olanlara sevgiler. Ben Zebani: Yavrum senin ismin soyadın yok mu? Ne “BEN”merkezci bir adamsın sen bakiim öyle. Sen bana boşluk doldurmaktan bahsederken önce kendi isim ve soyad boşluğunu niye doldurmuyorsun? Ahh, Ahh gençlik işte!! FRP muhabbeti çok zevklidir ama acemilik başka

Ebecerememek başka şey. Bilmem anlatabiliyor muyum? Başlamak ve içinde kaybolmak istediğin şey FRP ise sana acilen “Kayıp ülke cinsellik ve paradoksları” adlı kitabımı öneriyorum (alakası yok ama olsun oku!). Neyse işte cevaplar: 1- Aslında bu kitapların nerede, nasıl ve kaça satıldığını bizim Zindan Üstadı Şahin veya Muhammed'den öğrenebilirsin. Benim bildiğim Maçka AFM'de Needful Things isimli kuruluş FRP ile ilgili ne varsa satıyor, hatta başka bir oyunda oynatmak istediğin bir karakter varsa canlı canlı, onu bile satıyor.Veya Kamer Bilgisayarda bulursun. Malum bizim ruh hastası partimiz dağılınca mallar elimizde kaldı. Tahliye nedeniyle 9.50 daha ucuz. 2- En basitlerini istiyorsan Eye of the Beholder ve Darksun serisini öneririm ve öff bıkarım tavsiyeden!!!! 3- Daha ilk görevi anlamadıysan sen yol yakınken vazgeç Daggerfall sevdasından demiyeyim, git Kraliçe'den çok kolay olan ilk görevini öğren diyeyim. 4- Eğer ana guesti sürdürmek istiyorsan ki istenen zamanlarda istenen Kral ya da Kraliçe'nin huzurunda olmak gittikçe daha da zorlaşacaktır aldığın görevleri zamanında yerine getirmelisin. Ayrıca guild'lere katılarak da karakterini geliştirebilirsin. Karakterinin özelliklerine göre attığın her adım level'ın atlamasına yarayacak exp. olarak sana geri dönecektir. 5- Holy Editör Hıyarı başımıza bi de hex editörünü çıkardı. Holy gazabından korksun! Dosyaların binary (O'lar ve 1'ler) olarak okunmasını ve yazılmasını sağlayan küçük programcıklar bunlar. Holy'nin bilgisayarını heck edip hex editörü olarak PcTools kullandığını öğrendim. Hatta sen de öğrendim şimdi. 6- Iron “Fear Of The Dark” albümüne kadar olan kısmını severim. Hele şu son Solist ve “X factor” rezaletinden sonra İron Maiden'ın mezarının başında oturup eski albümleri mırıldanarak dua ediyorum. Manowar sevmem, özellikle Conanşov'larını hiç sevmem; ama onların da hoş bir iki parçası vardır. Lanetli ve bilinmeyen bir tarihin derinliklerinden gelen uğursuz bir sound'ları var sanki (nasıl oluyorsa 7- Çıkıp çıkmayacağından iyicene şüpheye düştüğümüz Tiberium Sun var. Biz, bu oyunu, menopoza girmiş cumba kocakarılarının ürettiği bir dedikodu olduğuna karar verdik ama neyse. Bir de benim ilginç olduğunu tahmin ettiğim “Constructor” var. Malum bu günlerde ev telaşına düştük de biraz sonradan görme, kıllı ve iş bitirici kel kafalı müteahhitlik işine soyunalım dedik. Bekliyoruz... 8- Diablo'yu al bence. Öyle aman aman kolay değil ama hem acemiler hem de beceriksizler için ideal sana söylemiyorum, iki gözüm patlasın ki). Mektubunu yayınladım işte. Şimdi ben senin sevindiğini görebilecek miyim? Hayır. Hep böyle oluyor zaten, Birilerini mutlu ettiğimi hayal etmekle geçiyor ömrüm (felaket yalan!!). Ya modem alıp e-mail at, ya da mektuplara devam ok? ZEBANİ: TANRI İKİNİZİN DE CEZASINI VERSİN. Sevgili Polat Yarışçı, Yeni köşende başarılar dileyerek lafı fazla uzatmadan sorularıma ve isteklerime geçiyorum (sen bir kaç mavra eklersin artık). 1- Allied'larda (RA) 12. bölümde (hani şu Command Center'ı ele geçirmen gereken bölüm) Command Center'a SPY sokuyorum ama bir şey olmuyor. Enerjisini kırmızıya getirip Engineer sokuyorum bu seferde Mission Failed oluyor. Ne yapak? 2- Simcity 2000'de (kendim için diil bir arkadaş için soruyorum) Civillian bir türlü vergi vermiyor. Nasıl bir Strateji çizsek de vergi alabilsek? 3- Broken Sword'a benzeyen bir Adventure önerir misin? 4- Okuduğun kitap, gazete, dinlediğin müzik türü, falan, filan nedir? (geniş olarak). Ayrıca Temmuz sayısında Metallica hakkındaki düşüncelerinde daha seviyeli olabilirdin. Metallica severlerin sayısı haylice yüksektir. 5- Daha fazla Adventure. 6- Gsmnet.Com'daki karakter tahlillerin gayet iyi. Neden dergide yayınlatıp bütün Game Show'cuları bundan yararlandırtmıyorsun? 7- Broken Sword'u bitirdikten sonra “to be continued” yazdı. Broken Sword 2 hakkında bildiklerin? 8- MDK'nın açıklamalı tanıtımının yapılması mümkün mü? 9- FRP olayını çakabilmemiz için kaç fırın ekmek yemek gerekir? 10- En yakın Fuar ne zaman? Hoşçakal... Turgay “Duke” Pamuklu Zebani: Yaw ne bencil adamlarsınız siz. Niye lafı uzatmıyorsunuz ki? Burası sadece soru-cevap'tan oluşmuyor arkadaşlar. Muhabbet edin biraz da. Bak darılırım sonra, kırılan kalbimin mimarı olamazsınız. Yakarım mektuplarınızı, küllerini atarım Atlantik Ocean'a, bir daha beni bulamazsınız (çok acıklı oldu!!). Cık cık cık.. 1- 12. Bölümün tek görevinin Command Center'ı ele geçirmek olduğunu sanmıyorum. Command Center'a Spy soktuktan sonra yapman gerekenler ekranda bir yerlerde yazması lazım. Sen görevi bir daha gözden geçir istersen. İstemezsen de bombala Command Center'ı olsun bitsin. 2- Bırak şimdi bu ayakları. Eski bir numaradır bu: “Arkadaşım için soruyorum”. Bal gibi kendin için soruyorsun ve bana — bunun aksini ispatlamadığın sürece de hep böyle düşüneceğim. Seni gidi uyanık seni!! Tax bölümüne bir göz at. Eğer orası 0 olursa halk elbet vergi vermez (işlerine gelir zaten). Yada vergi yüzdesini çok artırırsan da kaçar yavrucaklar. Orası şer Türkiye değil ki hala tıpış tıpış otursunlar (ciddi, tehlikeli ve politik bir mesaj. Okuduktan sonra yırtın). bi

3- Hayır, hayır, e 4 4- Walla bunları geniş olarak açıklamaya gerek yok. Zaten cevapların içinde yazıyorum çoğunu. Ama merak ediyorsan abidik, gubidik!! kitaplar okur, teneke gürültüsü dinler!!, Yeni ve eski

Bilim-Kurgu filmleri seyrederim!! Gazete desen onları da sadece lego, mego ve yemek tarifleri verdiği için okuyorum. En son aldığım gazete TAN (hala aynı mı diye bi bakiim dedim, öhööl!). Bu arada Metallica hakkındaki görüşlerimde herhangi bir seviyesizlik olduğunu hiç ünmüyorum. Ben Metallica'nın 8-9 sene önceki haline saygı gösteriyorum, şimdiki boktan (nasıl ama?) haline değil. Ayrıca Metallica, hakkında konuşurken genelleme yapmıyorum, kendi görüşlerimi belirtiyorum. Senin veya başka birisinin Metallica hakkındaki görüşlerini eleştirir de onları aşağılarsam o zaman “seviyesizlik” üzerine konuşuruz. Dinlediğim grubun müzikal tarihçesine bakıp eleştirel davranmak zorundayım. “and justice for all” ile “load” albümlerini yan yana koyduktan sonra Metallica'yı hala sevdiğimi söylemem mümkün değil. Ok? 5- Bu sorununu Hıyar Holy editöre söylemelisin bence. Benim yüzlerce kez tokatlamam bir işe yaramıyor. Oyun seçerken pek seçici davranmıyor olabilir. Ben bıktım, siz kulağını çekin hayvanın... 6- Bütün bunları yapabilmem için hep beraberce Holy editör manyağını vahşice katletmemiz gerekiyor. Güzel günler o zaman gelecek... Siz hazırda bekleyin, ben savaş borazanlarını çalacam... 7- Dur abi daha oyun yeni bitti. Çok sabırsızsın vesselam. Programcıların da tatile ihtiyacı var de ühül!). 8- Game Show'un 27. sayısını alıp okursan mümkün. 9- Bunun için fırın fırın ekmek yemek gerekmiyor. Onun yerine kendine bir FRP grubu bulup (ruh hastası olmayan cinsten!!), litrelerce diyet kola, 50-60 adet Kit Kat çikolata, kullanma tarihi geçmiş çizi kraker, Tombul ve non-estetik 5 litre Hamidiye kaynak suyu (içinde kanserojen nitrit olmalı), en ucuz diş dolgusu sayılabilecek 200 gr. kabuksuz fındık, envayi çeşit gofret, hamburger, patates kızartması gibi gayet yararlı ve kalorili şeyler tüketmen gerekiyor. Biz böyle öğrendik. Sonra da ruh hastaları gibi dağıldık sebepler yüzünden!! tüh yazıklar olsun, bak yine aklıma geldi sinirlendim). 10- Bak şimdi tam unutmuşken ne manası var hatırlatmanın? Galiba Ekim'de bir Compex fuarı var. Kar, çamur veya yağmur; ne olursa olsun bu dergiyi okuyan herkes fuara gelecek tamam mı? (Ben kesinlikle yokum! Kalabalık alerjisi var bende, doktorum yasakladı). Evet Turgay, sana hoşçakal diyorum ve mektup yaz (kötü mektup bitirişi). Yaaaa! işte bitti. Bu ay da bitti. Başlayıp bitmeler birbirini kovalıyor. Şu anda Overdose'u okuyan herkesin suratında bir memnuniyet ifadesi hissediyorum. Bu ifadeyi yüzyıllardır hissediyorum. Ben ki tarihin işleyişindeki her türlü sorunu görmüş ve çözmüş, yardım ve hizmet peşinde durmaksızın koşmuş, yaşamın insanlara bahşettiği acı ve ızdırap dolu karanlık zindanlarına yılmadan aydınlığı taşımış bir meşaleyim. Ama görev ve sorumluluğun getirdiği ağırlığı taşıyamıyorum artık, yoruldum. Şimdi izin verirseniz....artık....yatma....zamanı...Stop

POLAT "ZEBANİ" YARIŞÇI Ihlamurdere Cad. Çelebioğlu Sok. Akel İş Hanı. No:2/5 Beşiktaş 80690 İSTANBUL e-mail: overdose © gsmnet.com