ECSTATICA 2

Evet, uzun zamandır beklediğim oyun sonunda geldi. Aslında, bir sene sonra çıksaymış da daha iyi bir oyun olsaymış diye düşünüyorum. Anlayabileceğiniz gibi beklentilerimi pek karşılayamadı. İsterseniz tek tek nedenlerini açıklayayım. Öncelikle grafikler hi-res ve mükemmel, animasyonlar gerçekçi, sesler ve müzikler çok güzel AMA konu ve bilmeceler çok kötü. Oyun birincinin bıraktığı yerden devam ediyor. Hani şeytanı öldürüp büyücü kızı kurtarmıştık. Oyun kasabadan ayrılmamızla bitiyordu. Bu oyun da kalemize gelmemizle başlıyor. İşte kalemize yaklaştığımızda yollarda vahşet, dehşet, kazığa geçmiş adamlar vs. görüyoruz. Ve nedense kaleye girerken adamımız köprünün üzerinde durup, çevreye bakmaya başlıyor ki yukarıdan gelen bir yaratık kızı kapıveriyor! Ardından bizi de. Bir tahtaya bağlanmış bir şekilde oyuna başlıyoruz. Bir büyücü bize yardım ediyor ve serbest kalıyoruz... Bundan sonra gidip büyücüyü kurtaracağız ve o da bize amacımızı anlatacak. Olay da şu, işte çok çok kötü büyücüler geldi, herkesi astı kesti, kötü kötü yaratıklar getirdiler, biz onlara bir şey yapamadık. Şimdi sen git bu yedi büyücüyü öldür, oyunu adventure gibi göstermek için de 7 tane sembolü ve 8 tane büyülü eşyayı bul. Onları engellemelisin çünkü baş kötü (oyun sonu canavarı) şeytanı dünyaya getirecek,

Evet, uzun zamandır beklediğim oyun

4 4 dünyanın kaderi senin elinde... Ne kadar özgün bir senaryo değil mi arkadaşlar? Bu arada yukarıda bir hata yaptım, bilmeceler kötü dedim ama oyunda bilmece yok. Yani haç şeklindeki anahtarı alıp haç şeklindeki kilidi açmak ya da parıldayan kitabı alıp parıldayan rafa koymak ne kadar bilmece olabilir bilememekteyim. Biraz da iyi yönlerinden bahsedelim. Bir kere oyun büyük hem de çok büyük. Sadece oyunu bitirmeniz için gereken şeyleri yapınca (yani çözümdekileri) oyunun %70'lik bir kısmını görmüş oluyorsunuz. Oyun alanında serbestçe (yani girebildiğiniz yerleri) dolaşıp oyunu bitirmeniz için gerekli olmayan yerleri görebiliyorsunuz. Eeee, başka, başkaaa!? Ya vardır iyi yön de şimdi aklıma... Hah evet, kontroller eskisinden daha iyi (Pentium için konuşuyorum, çünkü benim makinede oyun hız için frame skip yaptığından adam *-80 isteğim dışında yerlere gidiyor) ama yalnızca koşma var (yani normal yürüme, sessiz yürüme falan yok). Artık koşabiliyor (ileri ok), zıplayabiliyor (sol shift), çeşitli şekillerde dövüşebiliyor (tuşları ayrıca tuşları değişik hareketler yapıyor), büyü yapabiliyor (ctrl+alt+aşağı ve sol tuşları ile büyü atabiliyorsunuz. Büyü yapabilmek için çevreden scroll'lar bulmalısınız, scroll alınca yukarıda şekiller oluşuyor. Yaptığınız büyüye göre azalıyorlar. En fazla altı tam şekil olabiliyor), hatta eşya bile taşıyabiliyorsunuz (space ile eşyanın dibinde)! | Eşya dedim de aklıma geldi bazen eşyaları almak o kadar | işkence oluyor ki içinizden onu orada bırakmak geliyor (ama yemiyor). Sadece bir elinizde silah ve

2 ş sadece bir ürün “elinizde eşya taşıyabiliyorsunuz. Diğer eliniz boş olsa bile diğer elinize eşya veya ikinci bir silah alamıyorsunuz. “1” tuşu yukarıdaki bilgileri açıp kapatır. ESC options, save, load ekranını getirir (oyun sırasında çözünürlüğü değiştirebiliyorsunuz). Enter bilgi ekranını getirir. Yüzde kaç ilerlediğiniz, almanız gereken şeyler (renksiz), aldığınız şeyler (renkli) ve topladığınız eldersign'lar (solda) bu ekranda... Kontrollerden bahsetmişken oyun tabii ki bir sürü saçmalıkla dolu. Adamımız boyunun yarısındaki taşın üzerinden atlayabilirken dizine kadar gelen bir çalıyı geçemiyor. Sadece bu oyunda değil pek çok oyunda beni kıl eden bir olay bu. Ne var yani adamımız koca koca yaratıklarla dövüşüyor da boyu kadar bir yere tırmanamıyor mu? Bu konuda en sevdiğim ve en mantıklı bulduğum oyun Tomb Raider'dır. Lara hanım (bu arada Lara'nın kötü yola düştüğü yolunda haberler duyuyorum, internet'te ayıp ayıp resimleri dolaşıyormuş, hatta TR'nin sitesinde bile varmış...) her türlü akrobatik hareketi yapıp her yere tırmanabiliyordu. Yani oyun yapacaksan tam yap. Biraz mantık olsun içinde. Hemen öyle “Ona bakarsan büyü de mantıksız cart curt” diye başlama ağzını yırtarım senin! Ha ne!? Pardon bir an kendimi kaybettim, devam edelim. Tabii bunların hepsi oyun uzatmaca numaraları, örneğin girdiğiniz bir dungeon'da (peki dungeon, peki zindan) iki tane kuru kafa almanız ve dışarıda bir yere koymanız gerekiyor. Ama bir tanesini bulunca dışarı çıkıp yerine koyduktan sonra tekrar öbürünü almak için girmelisiniz ki kaybolup tekrar çıkışı arayın. Abi, iyi yönlerden bahsedecektim ama tek güzel yönü grafik, ses, düşmanların bayağı zeki olmaları ve oyunun öküz gibi büyük olması. Yani oyna oyna bitmiyor, deli ediyor. Daha ne istiyorsunuz!? Biraz daha eksiklerden bahsedeyim de belki Psygnosis'ten birileri okuyup bir şeyler öğrenir falan. Örneğin “Nedir bu kötü büyücülerin rezilliği?”. Uğraşıyorsun, kasıyorsun, işte burada büyücü çıkacak falan, heyecan olayı yaşıyorsun veee pıt büyücü çıkıyor iki dakikada öldürüyorsun... Tek yaptıkları yanlarına yaklaştırmamak. Tamam, ekranın diğer ucuna gidiyorsun. O orada yırtınırken sen tak tak tak büyülerini diziyorsun daha büyülerin yarısına gelmeden büyücü uçmuş... İnsan biraz etkileyecek bir şeyler yapar. İşte odaya girersin, ekran değişir yakın plan sadece büyücü görünür, şöyle bir bakar, birkaç aşağılayıcı söz söyler, büyüsünü yapmaya başlar, tam atarken oyun ekranına dönülür ve biz panikle büyüden kaçmaya çalışırız. Son darbeyi vurduğumuzda da yakın plan gözükür ve gösterişli bir şekilde yok olur.... Ve adamların ellerindeki motor bunu sağlıyor. O kadar ekran, yaratık, yapay zeka yaptıktan sonra böyle ince ayrıntılara niye girmemişler ki? Hem CD, hem Pentium, hem de 16 RAM? Ne eksik? Ayrıca render demo yok. Tamam olmasın, ellerindekiyle yeterince kaliteli sonuç alınıyor zaten, ama bunu kullanmamışlar. Diğer kötü yön ise ilk oyundaki atmosferin olmaması, ilkinde gerçekten müthiş bir atmosfer vardı. Düşmanlarınız size tuzak kuruyordu, kovalıyordu ve yer yer vahşi görüntüler

¡TICA

çıkıyordu. Garip karakterler, espriler, adamımızın yeri gelince yaptığı hareketler hepsi çok güzeldi. Ama bu oyunda hiçbiri yok. Her yer vahşet, her yer yaratık dolu. Yaratıkları o kadar abartmışlar ki can sıkmaktan başka bir işe yaramıyorlar. Bir tane öldürüyorsunuz, geri yüzünüzde üç tane olduklarını görüyorsunuz. Bu yüzden easy oynayın. Son olarak kamera açıları... Bu tür oyunlarda hayati anlamı olan açılar çok kötü kullanılmışlar ve genellikle girmemiz gereken yerlerin görünmesini engelliyorlar. Ayrıca grafiklerde ön planda tutulan şey adamımız değil arka plan olmuş. Oyunda öyle yerler var ki, adamımız uzakta dövüşürken sizin tek yaptığınız (bir şey göremediğiniz için) boş boş tuşlara basmak oluyor. Yeterince geyik yaptık artık çözüme geçiyorum. Önce, öyle sağ sol alt üst diye yazmadım. Gitmeniz gereken yeri tarif ettim. Yani size düşen araştırıp bulmak. Yolunuzun üzerindeki şu yaratığı öldürün, bu sandığı açın, bonus'u alın diye şeyler de yazmadım. Aksini söylemedikçe yol üzerinde gördüğünüz her şeyi alın, her yere bakın. Oyunun zevki ancak böyle çıkar. Oyunun tek zorluğu ne zaman nereye gitmeniz gerektiğini bilmemek olduğu için çözümsüz oynayın ve bir şeylerin yanlış gittiğini hissederseniz çözüme bakın, bir bug'a takılmış silahlar konusunda ise yolunuzun üzerinde bu silahlar çıkabilir (wand'lar). Bunlarla bir süre (yanındaki çizgi) büyü atıp, güçlü vurabilirsiniz ama gücü bitince sıradan bir silah olur. Bu yüzden bunları alıp zaman kaybetmeyin sonra işiniz zorlaşır. Silahın gücü yanındaki işaretlerden anlaşılır. Benim bulduğum en güçlü silah 45'lik kılıç ve 46'lık wand'dı ama wand gücü bitince işe yaramaz bir sopa oldu... İksirlere gelince içmeden save edin. Bazıları zehirli oluyor. O zaman yeşil iksir bulun. Yeşiller her zaman iyileştirir. Görünmezlik o kadar da önemli değil sadece bir süre size saldırmazlar. Başka da bir şey yok... Çözüm İlk olarak bir silaha ihtiyacımız olacak hemen demirciyi bulun ve örsün yanındaki kılıcı alın. İsterseniz yerden fare de alabiliyorsunuz! Arkadaş istiyorsanız fareyi alın. Ama ileride bir eşya almak için onu bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Siz en iyisi onu arkadaşıyla yalnız bırakın. Buradan çıkın ve kuyuya gelin ve yeşil sıvının (söylediğim yeşil sıvı bir kapının ağzında değil, arkasında sandık sol tarafında kırmızı kapı var) yanındaki kapıyı kırıp içeri girin. En üst kata çıkın (biliyorum mavi kapıyı kırıp arkasındaki kılıcı almak istiyorsunuz ama bunu sonra yapabileceksiniz). Save edin ve dikkatlice anahtarın yanına gidip kılıçla vurun. Anahtarı alıp kapının önüne gelin ve açın (anahtarla bir kapının önüne gelince kendiliğinden açılıyor). Burada aşağı giden merdivenden inin. İki heykelin arasında boşluk var. Sonra burayı teleporter yapıcaz. Aşağı inin ve yolun sonundaki zırhı giyin. Şimdi iki heykelin arasından geçebiliriz. Save edin ve lanet kuleye tırmanmaya başlayın. Lanet çünkü yüz kere düşüyorsunuz (siz düşmeyebilirsiniz sizin ki Pentium). İkinci kapıyı kırıp içeriden anahtarı alın. Alttaki kapıyı açın. Büyücüyü kurtarın. En üste çıkıp staff'i alın. Aşağı inip kafalara vurun. Kapılar açılsın. Şimdi gitmediğiniz yöne gidin ve önce aşağıdaki siyah kafaya vurun. Sonra sol üstteki yola girin. Kapalı bir yerde olmalısınız. Buradaki amacınız aynı renkteki kafa ve kollara vurup anahtarını almak ve kapısını açmak. Önce mavi kafaya vurun ve mavi kolu bulup vurun (kollar zaten yan yana). Şimdi çevreyi dolaşıp mavi anahtarı bulun ve mavi kapıyı açın. Bu odadaki yeşil kafaya vurun (Kafaya vurduğunuzda dili içeri girmelidir. Eğer olmuyorsa yanlış kafaya vuruyorsunuz demektir). Sonra yeşil kola vurun. Mor anahtarı bulun ve mor kapıyı açıp kırmızı kafaya ve sonra kırmızı kola vurun. Mavi kapıdan girin ve kılıcı alıp kafalara vurun. Dışarıda bir kulübe daha var (kapısı demir parmaklıklardan oluşuyor ve önüne gelince açılıyor) ona girip içindeki kafaya vurun. Teleporter'a dönün ve kuyunun yanına gelip arkasındaki büyük kapıya vurun. Alt katta istediğiniz kadar dolaşın (kılıç, iksir falan bulursunuz) işiniz bitince merdivenlerden yukarı çıkın bu sırada iki tane shadow warrior belirecek ki, onları öldürün ve birinin bıraktığı elder sign'ı alın. Bunlar pizza dilimi şeklinde yeşil, dönen şeyler. Enter'a basınca çıkan ekranda sağdaki dairenin içinde beliriyorlar. Sağdaki merdivenden çıkın ve warlock'u bulun ve acımadan öldürün. Kristal küreyi bulup kullanın (bunlar her baş kötü öldürdüğünüzde aktif hale gelirler). Şimdi AHIR'daki atın yanına gelin. Bakın arkadaşlar tekrar söylüyorum A-HIR hani içinde samanlar falan olur. İki tane at var da onun için söylüyorum. Zaten öbür at açık bir alanda bu AHIR'ın içinde. Böyle karışabilecek noktaları üstüne basa basa söylüyorum çünkü genellikle yazdığım adventure'larla ilgili sorularda çözümde yazan şeyleri soruyorsunuz. Gözden kaçıyor okurken herhalde... Ne diyorduk? Hah AHIR'daki atın yanında grafiker arkadaşların görünmesin diye bir taraflarını yırttıkları bir kapı var ama ben gördüm. Oraya girin ve aşağı inin. Kapıyı açın (kapıya vurun dememe gerek var mı?) tabii önce kafaya vurun. Merdivenlerden aşağı inin ve dungeon'da (dungeon- mahzen, zindan) dolanıp içki içen yaratığı bulun. Aslında bu oyunun en güzel bilmecesi. Aslında tek bilmecesi ama yine de güzel yapmışlar. Şimdi gerçekte pembe (mor?) olan ama burada gri görünen şişeyi alın ve kuyunun yanına gelip diğer yaratığa verin (kendisi alacak zaten). Olayı anladınız değil mi? Bence hoş bir bilmece. Aslında bayağı ipucu verilmiş (kuyunun yanında da pembe şişeden var). Artık kuyudan inebiliriz. Üç tane kolu bulup üçüne de vurun. Büyük kapıdan girip bakının. Sonra kuyudan çıkın. Şimdi diğer atın (yani AHIR'daki değil) arkasındaki yola girin (ama yavaş girin yoksa kendinizi suda bulursunuz). Bu arada suya düşerseniz bahçeye kadar yüzün ve teleporter'a girin. Her neyse buradaki merdivenden yukarı çıkın. Biraz dolaşıp çatıya ulaşın (bunun için yukarıya çıkan merdivenleri kullanın). Çatıdaki bacaya atlayın. Dungeon'a teleport olacaksınız. Ta daa işte oyunun en iğrenç yerlerinden birisi. Önce sağdaki merdivenden inin ve parlayan kuru kafayı bulup başa dönün ve yukarı çıkıp boşluğa koyun (kendisi koyuyor). Tekrar inin ve ikinci kafayı bulun. Onu da yerine koyunca soldaki merdivenden inin ve soldan giderek göle ulaşın. Save edin. Gölün kıyısında bir yer parlıyor ve bu parıltının üzerinden yürüyebiliyorsunuz. Dikkatlice karşıya geçin (daha doğrusu save-load ederek). Buradaki kılıcı alabilirsiniz sonra da kuru kafanın altındaki yere girin ve son kafayı alıp yukarı çıkın. Onu da yerine koyunca geçit açılıyor. Soldaki büyük hacı alıp tahtta oturan adama verin ve yüzüğünü alın. Sağ taraftaki küçük hacı alın. İkinci eldersign'ı alın. Artık kırmızı kapıları açabiliyoruz. Kristal küremizle konuşup ilk kırmızı kapımızı kırarak kuyudan çıkıyoruz. Buradaki kırmızı kapıları açarak 44'lük bir balta bulabilirsiniz (hatta bulun!). Ama önce AHIR'ın üstündeki kafaya vurun ve açılan yerden girip yeşil botları alın ve önünde yeşil birikinti olan kapıdan girip kafaya vurun. Şimdi baltayı bulup köprüyü açan kola vurabilirsiniz, geçtikten sonra dolaşıp mezarlığı bulun. Önüne gelince adamımız haçla kapıyı açacak. Mezarlığa girin ve ilerideki küçük dungeon'a girin. Bir zırh bulacaksınız. Sonra kiliseye gelin. Kutsal su sizi full yapar. Sönük muma vurun ve geçide girin. Oyunu save edin. Şimdi bu salak bahçede dolaşıp salak açıklıkta salak amazonlarla dövüşmelisiniz ama kesinlikle salak merdivenlerden çıkıp salak lanetli köye gitmeyin ölürsünüz. Bunun yanında SEVGİLİ grafikerlerimiz bahçeyi öyle GÜZEL dizayn etmişler ki girmeniz gereken yollar hep en görünmeyecek yerlerde kalmış. Ne GÜZEL! Bunun yanında salak açıklıkta salak amazonlarla yaptığınız salak savaşta dikkatli olun çünkü burası bug'lı ve ben bunu anlayıp geçene kadar bu salak yeri iki salak saat boyunca oynadım. Eğer söylediklerim olmazsa sonra söyleyeceklerime uyun: Alandaki bütün amazonlar ölünce kapı açılacak (açılmazsa reload..), kapıdan girdiniz çok güçlü olan (!) büyücüyü yendiniz, bıraktığı şeyi aldınız, sonra açıklığa geri dönüp sağdaki eldersign'ı aldınız. Eldersign'ı alamadınız reload... Dikkat etmeniz gereken bütün amazonları tek tek öldürmeniz yoksa salak oyun şaşırıyor. Eldersign'ı almanız için çiçeği öldürmeniz ve yanına çıkmanız gerekiyor. Bunu da yapınca mağaraya gidin, küreye merhaba diyin ve mağaranın sonundaki dört heykelin ortasına gelin... Artık mavi kapılar da açılıyor. Evet artık oyunun başında görüp sulandığınız 45'lik golden sword'u alabilirsiniz (merdiven çıkıyordunuz, kafes gibi bir yerde...). Şimdi gitmeniz gereken yer üzerinde bombalar bulunan bir merdivenin ucundaki mavi kapı. Arayın bulun.. Merdivenden çıkarken çok eğleneceksiniz! Tavsiyem zıplayın, böylece bomba sizi itemiyor. En üst kata çıkın ve büyücüyle dövüşün (önce teleport olacaksınız). Zırhı aldıktan sonra kırmızı el içindeki yıldızı (ben yıldıza benzettim) alın ve bir alt katta sağdaki görünmeyen kapıdan geçip mavi kapıyı kırarak eldersign'ı alın. Sonra alttaki kapıyı (mavi olanı) kırıp arkasında ne varsa alın.. Sonuçta bu kulenin altını üstüne getirin. Kuru kafanın altındaki kapıdan girin ve yine büyük ustalıklarla görünmemesi sağlanmış merdivenden inin ve küreye bakın sonra da teleporter'a jump.... Şimdi kiliseye girin ve bahçeye ulaşın. Şimdi dikkatli olun burada bir eldersign var. Yolların ayrıldığı ekranda sağdaki ilk yola girin buradaki çiçeği öldürüp eldersign'ı alın. Dikkat etmeniz gereken bu yolun tek açıdan görünmesi. Bunu da aldıktan sonra sağa doğru giden merdivenden (bu arada bir aksilik yoksa 2 tane kaldı) köye ulaşın. İğrenç kahverengi ölümsüz yaratıklara dikkat edin ve kuyuyu bulun. Bunun çevresindeki evlerden birinin ikinci katından kuyuya atlayın. Girmeniz gereken evin kapısının zor bulunduğunu ve atlamanız gereken yönde parmaklık olmadığını söylersen yeterince yardımcı olmuş olurum sanırım! Kuyunun içinde çok önemli bir yıldız daha var. Onu alınca hoop bütün kasabalılar geri dönüyor. Önce kiliseye gidin (hayır buradakine) küreyi kullanın ve oturan insanların işaret ettikleri yönleri takip edin. Bir ev bulacaksınız. İçinde bir ayı kafası var. Onun koluna vurun ve açılan yere girin; lambayı alın (şöminenin oralarda). Şimdi gölün yanındaki ormana girin ve yıkıntıları bulun (Sol taraflarda). İçindeki teleporter'a girin. Biraz hoplayıp zıplayarak (ve bol bol uçuruma yuvarlanarak) bir kapıya ve bir teleport'a daha girin. Şimdi salak necromancer'ı bulun ve öldürün (Salak diyorum çünkü 1: Daha önce çıkan robe'lu iskeletlerden bir farkı yok, çünkü 2: İlk burayı oynadığımda onu öldürdüğümü bile fark etmedim çünkü çok kolay). Eldersign'ı alın ve karolu yere girin. Eğer lambayı almadıysanız karanlık bir yerdesiniz ve teleporter'la dışarı ışınlanacaksınız. Aldıysanız hemen save edin. Geçmiş olsun, oyunun en iğrenç yerindesiniz. Benim görevim birkaç tavsiyeyle sona eriyor. Sürpriz! Sürpriz! Artık zaman kısıtlaması var!! Verilen (ve görünmeyen) süre içerisinde bölümleri tamamlayamazsanız ölüyorsunuz. Geldiğiniz her bölüm biraz daha süre veriyor. Ana mantık sandıkları açarak içlerindeki parlak şeyle gitmeniz gereken yerlerin önünü açmak. Süreniz kısıtlı olduğu için bütün sandıkları değil de kapıları açan sandıkları açmanız gerekiyor. Tabii bu arada çevredeki tuzaklar sizi uzaklara savurmayı ihmal etmiyor. Uygulamanız gereken taktik, her bölüm başında ayrı bir yere save edin. Bütün bölümü dolaşıp, bütün sandıkları açın. Asıl açmanız gereken sandıkları ve gitmeniz gereken yolları öğrenin. Load edip sadece bölüm geçmeniz için gerekli ve aldığınızda kadının konuştuğu şeyleri alın. Ayrıca eldersign ve scroll'da bu bölümlerde. Rezilliğe gelince bu bölümlerin bütün bölümlerden daha kötü dizayn edilmiş olması ve benim bilgisayarımda (486...) adamın istediğim yer dışında her yere gitmesi (frame skip yüzünden). Umarım sizde doğru çalışır da çıldırmazsınız. En sonunda baş kötü, oyun sonu canavarı çıkıyor. Öldürüyorsunuz rahat ediyorsunuz, ediyoruz, Oyun bitti, bu kadar, the end.... Sonuç diyorsunuz. Önce ilk oyunu bitirin sonra da bunu alın. Alın yani... O kadar kötüledim ama yine de sizi bir süre oyalar. Çözümsüz oynarsanız hem sinir krizleri geçirir hem de eğlenirsiniz... Ama 486'nız varsa sakın almayın yazık size.... Oyun Dos ve Windows 95'te çalışıyor. Oyun 12 RAM'da Dos'ta çalışmadı ama Win95'te çalıştı. Alın size 95'in avantajı! Başka bir şey demeyeceğim oyun hakkında... X-Men'in dövüş oyunu çıktı. Tek kelimeyle MÜKEMMEL! Oyun 800*600 ve şimdiye kadar hiç bir oyunun çalışmadığı kadar hızlı çalışıyor. Hepiniz alın, almalısınız! Kimse kapmamışsa ben yazacağım. Ooo saat kaç olmuş! Daha yazıyı gönderip character sheet'imi yazacağım... Yarın da Ravenloft çalışırım... May SUNE “BLESS” you all!!!

ElEfe “Mist Bringer” Mumoğlu

PSYGNOSIS ARCADE-ADVENTURE PENTIUM 60

16 MB RAM WINDOWS 95 20 MB HARDDISK